Kur'an-ı Kerim Tüm Süreler Ve Anlamlarıyla

'Dualar ve Sureler' forumunda ¦Żακκυм¦ tarafından 12 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 42-es-SÛRÂ
    • Mekke'de nâzil olan bu sûre 53 (elliüç) âyettir. Yalniz 23 - 26. âyetleri Medine'de inmistir. Adini 38. âyette geçen ve müslümanlarin, islerini aralarinda danisma ile yapmalarinin geregini bildiren Surâ kelimesinden almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Hâ. Mîm.
    • 2. Ayn. Sîn. Kaf.
    • 3. Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere iste böyle vahyeder.
    • 4. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yücedir, uludur.
    • 5. Neredeyse yukarilarindan gökler çatlayacak! Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yerdekiler için magfiret diliyorlar. Iyi bilin ki Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
    • 6. Allah'tan baska dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil degilsin.
    • 7. Sehirlerin anasi (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanlari uyarman ve asla süphe olmayan toplanma günüyle onlari korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik. (Insanlarin) bir bölümü cennette, bir bölümü de çilgin alevli cehennemdedir.
    • 8. Allah dileseydi onlari bir tek millet yapardi. Fakat O, diledigini rahmetine kavusturur; zalimlerin ise hiçbir dostu ve yardimcisi yoktur.
    • 9. Yoksa onlar Allah'tan baska dostlar mi edindiler? Halbuki dost yalniz Allah'tir. O ölüleri diriltir, her seye kadirdir.
    • 10. Ayriliga düstügünüz herhangi bir seyde hüküm vermek, Allah'a mahsustur. Iste, bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayandim ve O'na yönelirim.
    • 11. O, gökleri ve yeri yoktan yaratandir. Size kendinizden esler, hayvanlardan da (kendilerine) esler yaratmistir. Bu suretle çogalmanizi saglamistir. O'nun benzeri hiçbir sey yoktur. O isitendir, görendir.
    • 12. Göklerin ve yerin anahtarlari O'nundur. Diledigine rizki bol verir, dilediginden de kisar. O, her seyi bilendir.
    • 13. "Dini ayakta tutun ve onda ayriliga düsmeyin" diye Nuh'a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi, Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya tavsiye ettigimizi Allah size de din kildi. Fakat kendilerini çagirdigin bu (din), Allah'a ortak kosanlara agir geldi. Allah diledigini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de dogru yola iletir.
    • 14. Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarindaki çekememezlik yüzünden ayriliga düstüler. Eger belli bir süreye kadar Rabbinden bir (erteleme) sözü geçmis olmasaydi, aralarinda hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kilinanlar da onun hakkinda derin bir süphe içindedirler.
    • 15. Iste onun için sen (tevhide) dâvet et ve emrolundugun gibi dosdogru ol. Onlarin heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah'in indirdigi Kitab'a inandim ve aranizda adaleti gerçeklestirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim islediklerimiz bize, sizin isledikleriniz de sizedir. Aramizda tartisilabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüs de O'nadir. (Âyette Hz. Peygamber in insanlari davet edecegi prensipler açiklanirken, uyacagi esaslar da beyan edilmistir. Buna göre davete devam edilecek, inanma yanlarin teklifve israrlari dinlenmeyecektir.)
    • 16. Daveti kabul edildikten sonra, Allah hakkinda tartismaya girenlerin delilleri, Rableri katinda bostur. Onlar için bir gazap, yine onlar için çetin bir azap vardir.
    • 17. Kitab'i ve mizani hak olarak indiren Allah'tir. Ne biliyorsun, belki de kiyamet saati yakindir!
    • 18. Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmasini isterler. Inananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek oldugunu bilirler. Iyi bilin ki, kiyamet günü hakkinda tartisanlar derin bir sapiklik içindedirler.
    • 19. Allah kullarina lütufkârdir, diledigini riziklandirir. O kuvvetlidir, güçlüdür.
    • 20. Kim ahiret kazancini istiyorsa, onun kazancini arttiririz. Kim de dünya kârini istiyorsa ona da dünyadan bir seyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz.
    • 21. Yoksa onlarin, Allah'in izin vermedigi bir dini getiren ortaklari mi var? Eger erteleme sözü olmasaydi, derhal aralarinda hüküm verilirdi. Süphesiz zalimlere can yakici bir azap vardir.
    • 22. Yaptiklari seyler baslarina gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini göreceksin. Iman edip iyi isler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yaninda onlara diledikleri her sey vardir. Iste büyük lütuf budur.
    • 23. Iste Allah'in, iman eden ve iyi isler yapan kullarina müjdeledigi nimet budur. Deki: Ben buna karsilik sizden akrabalik sevgisinden baska bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik islerse onun sevabini fazlasiyla veririz. Süphesiz Allah bagislayan, sükrün karsiligini verendir.
    • 24. Yoksa onlar, (senin için) Allah'a karsi yalan uydurdu mu derler? Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Ve Allah bâtili yok eder; sözleriyle hakki ortaya koyar. Süphesiz O, kalplerde olanlari bilendir.
    • 25. O, kullarinin tevbesini kabul eden, kötülükleri bagislayan ve yaptiklarinizi bilendir.
    • 26. Allah, iman edip iyi isler yapanlarin tevbesini kabul eder, lütfundan onlara, fazlasini verir. Kâfirlere gelince, onlara da çetin bir azap vardir.
    • 27. Allah kullarina rizki bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardi. Fakat O, (rizki) diledigi ölçüde indirir. Çünkü O, kullarinin haberini alandir, onlari görendir.
    • 28. O, (insanlar) umutlarini kestikten sonra, yagmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandir. O, hakiki dosttur, övülmeye lâyik olandir.
    • 29. Gökleri, yeri ve bunlarin içine yayip ürettigi canlilari yaratmasi da O'nun delillerindendir. O diledigi zaman bunlari biraraya toplamaya da kadirdir.
    • 30. Basiniza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle isledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çogunu affeder.
    • 31. Yeryüzünde (O'nu) âciz birakamazsiniz. Allah'tan baska bir dostunuz ve bir yardimciniz da yoktur.
    • 32. Denizde daglar gibi akip gidenler (gemiler) de O'nun (varliginin) delillerindendir.
    • 33. Dilerse O, rüzgâri durdurur,da onun (denizin) üstünde kalakalirlar. Elbette bunda çok sabreden, çok sükreden herkes için ibretler vardir.
    • 34. Yahut yaptiklari yüzünden onlari helâk eder. Birçogunu da affeder (kurtarir).
    • 35. Böylece âyetlerimiz üzerinde tartisanlar, kendilerine kaçacak bir yer olmadigini bilsinler.
    • 36. Size verilen sey, yalnizca dünya hayatinin geçimligidir. Allah'in yaninda bulunanlar ise daha iyi ve daha süreklidir. Bu mükâfat iman edenler ve Rablerine dayanip güvenenler içindir.
    • 37. Onlar, büyük günahlardan ve hayasizliktan kaçinirlar; kizdiklari zaman da kusurlari bagislarlar.
    • 38. Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazi kilarlar. Onlarin isleri, aralarinda danisma iledir. Kendilerine verdigimiz riziktan da harcarlar.
    • 39. Bir haksizliga ugradiklari zaman, yardimlasirlar.
    • 40. Bir kötülügün cezasi, ona denk bir kötülüktür. Kim bagislar ve barisi saglarsa, onun mükâfati Allah'a aittir. Dogrusu O, zalimleri sevmez.
    • 41. Kim zulme ugradiktan sonra hakkini alirsa, artik onlara yapilacak bir sey yoktur.
    • 42. Ancak insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksiz yere taskinlik edenlere ceza vardir. Iste acikli azap bunlaradir.
    • 43. Kim sabreder ve affederse süphesiz bu hareketi, yapilmaya deger islerdendir.
    • 44. Allah kimi saptirirsa, bundan sonra artik onun hiçbir dostu yoktur. Azabi gördüklerinde zalimlerin: Dönecek bir yol var mi? dediklerini görürsün.
    • 45. Atese arz olunurlarken onlarin, zilletten baslarini öne egerek göz ucuyla gizli gizli baktiklarini göreceksin. Inananlar da: Iste asil ziyana ugrayanlar, kiyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardir, diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler, sürekli bir azap içindedirler.
    • 46. Onlarin Allah'tan baska kendilerine yardim edecek hiçbir dostlari yoktur. Allah kimi saptirirsa artik onun kurtulusa çikan bir yolu yoktur.
    • 47. Allah'tan, geri çevrilmesi imkânsiz bir gün gelmezden önce, Rabbinize uyun. Çünkü o gün, hiçbiriniz siginacak yer bulamazsiniz, itiraz da edemezsiniz.
    • 48. Eger yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onlarin üzerine bekçi göndermedik. Sana düsen sadece duyurmaktir. Biz insana katimizdan bir rahmet tattirdigimiz zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptiklari yüzünden baslarina bir kötülük gelirse, iste o zaman insan pek nankördür!
    • 49. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. Diledigini yaratir; diledigine kiz çocuklari, diledigine de erkek çocuklari bahseder.
    • 50. Yahut onlari, hem erkek hem de kiz çocuklari olmak üzere çift verir. Diledigini de kisir kilar. O, her seyi bilendir, her seye gücü yetendir.
    • 51. Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasindan konusur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona diledigini vahyeder. O yücedir, hakîmdir.
    • 52. Iste böylece sana da emrimizle Kur'an'i vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarimizdan diledigimizi kendisiyle dogru yola eristirdigimiz bir nur kildik. Süphesiz ki sen dogru bir yolu göstermektesin.
    • 53. (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'in yoludur. Dikkat edin, bütün isler sonunda Allah'a döner.
     
  2. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 43-ez-ZUHRUF
    • Zuhruf, altin ve mücevher anlamina gelir. Sûrede bunlardan söz edildigi ve Allah'in insana sahip oldugu altin ve mücevherle degil, inanç ve davranislarina göre deger verdigi anlatildigi için sûre bu adla anilmistir. Mekke'de inmistir ve 89 (seksendokuz) âyettir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Hâ. Mîm.
    • 2. Apaçik Kitab'a andolsun ki ,
    • 3. Biz, anlayip düsünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kildik.
    • 4. O, katimizda bulunan Ana Kitap'ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptir.
    • 5. Siz, haddi asan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mi geçelim?
    • 6. Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermistik.
    • 7. Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alirlardi.
    • 8. Biz bunlardan daha zorba olanlari da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örnegi geçmistir.
    • 9. Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yaratti? diye sorsan; "Onlari süphesiz güçlü olan, her seyi bilen Allah yaratti" derler.
    • l0. O, size yeri besik kilmis ve dogru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmistir.
    • 11. Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O'dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. Iste siz de böylece (mezarlarinizdan) çikarilacaksiniz.
    • 12. Bütün çiftleri O yaratmistir. Ve size bineceginiz gemiler ve hayvanlar vâr etti.
    • 13. Ki,böylece onlarin sirtina binip üzerlerine yerlesince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
    • 14. Biz süphesiz Rabbimize dönecegiz (demelisiniz).
    • 15. Ama onlar, kullarindan bir kismini, O'nun bir cüzü kildilar. Gerçekten insan apaçik bir nankördür.
    • 16. Yoksa Allah, yarattiklarindan kizlari kendisine aldi da ogullari size mi ayirdi?!
    • 17. Onlardan biri, Rahmân'a isnat ettigi kiz çocuguyla müjdelenince, hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir.
    • l8. Süs içinde yetistirilip savas edemeyecek olani mi istemiyorlar? (Onlari Allah'in parçasi mi sayiyorlar?)
    • 19. Onlar, Rahmân'in kullari olan melekleri de disi saydilar. Acaba meleklerin yaratilislarini mi görmüsler? Onlarin bu sahitlikleri yazilacak ve sorguya çekileceklerdir.
    • 20. Ve dediler ki: Rahmân dileseydi biz onlara tapmazdik. Onlarin bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
    • 21. Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mi tutunuyorlar?
    • 22. Hayir! "Sadece, biz babalarimizi bir din üzerinde bulduk, biz de onlarin izinde gidiyoruz" derler.
    • 23. Senden önce de hangi memlekete uyarici göndermissek mutlaka oranin varliklilari: Babalarimizi bir din üzerinde bulduk, biz de onlarin izlerine uyariz, derlerdi.
    • 24. Ben size, babalarinizi üzerinde buldugunuz (din)den daha dogrusunu getirmissem (yine mi bana uymazsiniz)? deyince, dediler ki: Dogrusu biz sizinle gönderilen seyi inkâr ediyoruz.
    • 25. Biz de onlardan intikam aldik. Bak, yalanlayanlarin sonu nasil oldu?
    • 26. Bir zaman Ibrahim, babasina ve kavmine demisti ki: Ben sizin taptiklarinizdan uzagim.
    • 27. Ben yalniz beni yaratana taparim. Çünkü O, beni dogru yola iletecektir.
    • 28. Bu sözü, ardindan geleceklere devamli kalacak bir miras olarak birakti ki, insanlar (onun dinine) dönsünler.
    • 29. Dogrusu bunlari da atalarini da kendilerine hak ve onu açiklayan bir peygamber gelinceye kadar geçindirdim.
    • 30. Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tanimiyoruz, dediler.
    • 31. Ve dediler ki: Bu Kur'an iki sehirden bir büyük adama indirilse olmaz miydi?
    • 32. Rabbinin rahmetini onlar mi paylastiriyorlar? Dünya hayatinda onlarin geçimliklerini aralarinda biz paylastirdik. Birbirlerine is gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kildik. Rabbinin rahmeti onlarin biriktirdikleri seylerden daha hayirlidir.
    • 33. Sayet insanlarin küfürde birlesmis bir tek ümmet olmasi (tehlikesi) bulunmasaydi, Rahmân'i inkâr edenlerin evlerinin tavanlarini ve çikacaklari merdivenleri gümüsten yapardik.
    • 34. Evlerinin kapilarini ve üzerine yaslanacaklari koltuklari da (hep gümüsten yapardik).
    • 35. Ve onlari zinetlere bogardik. Bütün bunlar sadece dünya hayatinin geçimligidir. Ahiret ise, Rabbinin katinda, Allah'in azabindan sakinip rahmetine siginanlara mahsustur.
    • 36. Kim Rahmân'i zikretmekten gafil olursa, yanindan ayrilmayan bir seytani ona musallat ederiz.
    • 37. Süphesiz bu seytanlar onlari dogru yoldan alikoyarlar da onlar, kendilerinin dogru yolda olduklarini sanirlar.
    • 38. O seytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadasina: Keske benimle senin aranda dogu ile bati arasi kadar uzaklik olsaydi, ne kötü arkadasmissin! der.
    • 39. Zulmettiginiz için bugün (nedâmet) size hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü siz, azapta ortaksiniz.
    • 40. (Resûlüm!) Sagirlara sen mi isittireceksin; yahut körleri ve apaçik sapiklikta olanlari dogru yola sen mi ileteceksin?
    • 41. Biz seni onlardan alip götürsek de yine onlardan intikam aliriz.
    • 42. Yahut onlara vâdettigimiz azabi, sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
    • 43. Sen, sana vahyedilene simsiki saril. Süphesiz sen, dosdogru yoldasin.
    • 44. Dogrusu Kur'an, sana ve kavmine bir ögüttür. Ileride ondan sorumlu tutulacaksiniz.
    • 45. Senden önce gönderdigimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahmân'dan baska tapilacak tanrilar (edinin diye) emretmis miyiz?
    • 46. Andolsun biz Musa'yi âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarina göndermistik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demisti.
    • 47. Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermislerdi.
    • 48. Onlara gösterdigimiz her bir âyet (mucize) digerinden daha büyüktü. Dogru yola dönsünler diye onlari azaba ugrattik.
    • 49. Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdigi ahde göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artik dogru yola girecegiz.
    • 50. Fakat biz onlardan azabi kaldirinca, sözlerinden dönüverdiler.
    • 51. Firavun kavmine seslendi ve söyle dedi: "Ey kavmim! Misir mülkü ve altimdan akip giden su irmaklar benim degil mi? Hâla görmüyor musunuz?"
    • 52. "Yoksa ben, kendisi zayif ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan su adamdan daha hayirli degil miyim?"
    • 53. "Ona altin bilezikler verilmeli veya yaninda ona yardimci melekler gelmeli degil miydi?"
    • 54. Firavun kavmini aldatti; onlar da kendisine boyun egdiler. Onlar yoldan çikmis bir kavimdir.
    • 55. Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldik, hepsini suda bogduk.
    • 56. Onlari, sonradan gelenlerin geçmisi ve bir ibret örnegi kildik.
    • 57. Meryem oglu Isa, bir misal olarak anlatilinca senin kavmin hemen bagrismaya basladilar.
    • 58. Bizim tanrilarimiz mi hayirli, yoksa o mu? dediler. Bunu sana ancak tartismak için söylediler. Dogrusu onlar kavgaci bir toplumdur.
    • 59. O, sadece kendisine nimet verdigimiz ve Israilogullarina örnek kildigimiz bir kuldur.
    • 60. Eger dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratirdik.
    • 61. Süphesiz ki o (Isa), kiyametin (ne zaman kopacaginin) bilgisidir. Ondan hiç süphe etmeyin ve bana uyun; çünkü bu, dosdogru yoldur.
    • 62. Sakin seytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçik bir düsmandir.
    • 63. Isa, açik delillerle geldigi zaman demisti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayriliga düstügünüz seylerden bir kismini size açiklamak için geldim. Öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
    • 64. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na ibadet edin. Iste bu, dogru yoldur.
    • 65. Ama aralarindan çikan guruplar, bir ihtilâfa düstüler. Aci bir günün azabi karsisinda vay o zulmedenlerin haline!
    • 66. Onlar farkinda degillerken kiyamet gününün kendilerine ansizin gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar?
    • 67. O gün, Allah'a karsi gelmekten sakinanlar disinda, dost olanlar (bile) birbirlerine düsman kesilirler.
    • 68. Ey kullarim! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.
    • 69. Onlar âyetlerimize inanan ve müslüman olan (kullarim)idiler.
    • 70. Siz ve esleriniz, agirlanmis olarak cennete giriniz!
    • 71. Onlara altin tepsiler ve kadehler dolastirilir. Orada canlarinin istedigi, gözlerinin hoslandigi her sey vardir. Ve siz, orada ebedî kalacaksiniz.
    • 72 "Iste yaptiklariniza karsilik size miras verilen cennet budur."
    • 73." Orada sizin için bol bol meyveler vardir, onlardan yersiniz" denilir.
    • 74. Süphesiz suçlular cehennem azabinda devamli kalacaklar.
    • 75.Azaplari hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtulustan ümit kesmislerdir.
    • 76. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.
    • 77. Ey Mâlik! Rabbin bizim isimizi bitirsin! diye seslenirler. Mâlik de: Siz böyle kalacaksiniz! der.
    • 78. Andolsun biz size hakki getirdik, fakat çogunuz haktan hoslanmiyorsunuz.
    • 79. Yoksa (müsrikler) bir ise kesin karar mi verdiler? Dogrusu biz de kararliyiz!
    • 80. Yoksa onlar, bizim kendilerinin sirlarini ve gizli konusmalarini isitmedigimizi mi saniyorlar? Hayir, öyle degil; yanlarindaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadirlar.
    • 81. De ki : Eger Rahmân'in bir çocugu olsaydi, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!
    • 82. Göklerin ve yerin Rabbi, Ars'in da Rabbi olan Allah onlarin vasiflandirmalarindan yücedir, münezzehtir.
    • 83. Sen birak onlari, kendilerine söz verilen günlerine kavusuncaya kadar bâtila dalsinlar, oynaya dursunlar.
    • 84. Gökteki Ilâh da, yerdeki Ilâh da O'dur. O, hakîmdir, her seyi bilendir.
    • 85. Göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunan her seyin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir! Kiyamet saatini bilmek de O'na mahsustur. Siz O'na döndürüleceksiniz.
    • 86. Allah'i birakip da taptiklari putlar, sefâat edemezler. Ancak bilerek hakka sahitlik edenler bunun disindadir.
    • 87. Andolsun onlara kendilerini kimin yarattigini sorsan elbette "Allah" derler. O halde nasil (Allah'a kulluktan) çeviriliyorlar?
    • 88. (Resûlullah'in[​IMG] "Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir" demesini de( Allah biliyor)
    • 89.Simdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakinda bilecekler! buyurdu.
     
  3. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    44-ed-DUHÂN
    Mekke'de inen bu sûre 59 (ellidokuz) âyettir. Adini, onuncu âyette geçen ve duman manasina gelen "duhan" kelimesinden almistir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    1. Hâ. Mîm.
    2. Apaçik olan Kitab'a andolsun ki,
    3.Biz onu (Kur'an'i) mübarek bir gecede indirdik. Kuskusuz biz uyariciyizdir.
    4.Her hikmetli ise o gecede hükmedilir.
    5.(Yani)katimizdan (verilen her) emir. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz.
    6.Senin Rabb'inin acimasi geregi olarak (gönderdiyimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açiklar,vahiylerimizi bildiririz) .Dogrusu o isitendir ,bilendir.
    7. Eger kesin olarak inaniyorsaniz (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin Rabbidir.
    8. O'ndan baska ilâh yoktur. (Her seyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarinizin da Rabbidir.
    9. Fakat onlar, süphe içinde eglenip duruyorlar.
    10. Simdi sen, gögün, açik bir duman çikaracagi günü gözetle.
    11. Duman insanlari bürüyecektir. Bu, elem verici bir azaptir.
    12. (Iste o zaman insanlar[​IMG] Rabbimiz! Bizden azabi kaldir. Dogrusu biz artik inaniyoruz (derler).
    13. Nerede onlarda ögüt almak? Oysa kendilerine gerçegi açiklayan bir elçi gelmisti.
    14. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, ögretilmis bir deli! dediler.
    15. Biz azabi birazcik kaldiracagiz, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.
    16. Fakat biz büyük bir siddetle yakalayacagimiz gün, kesinlikle intikamimizi aliriz.
    17. Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmistik. Onlara serefli bir elçi geldi.(Söyle diyerek)
    18."Allah'in kullari! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmis) güvenilir bir resûlüm"
    19. Allah'a karsi ululuk taslamayin. Çünkü ben size apaçik bir delil getiriyorum.
    20. Ben, beni taslamanizdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sigindim.
    21. Eger bana inanmazsaniz, hiç degilse yanimdan uzaklasin.
    22. Bunun üzerine Musa: Bunlar suç isleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
    23. Allah, O halde kullarimi geceleyin yola çikar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.
    24. Denizi açik halde birak. Çünkü onlar bogulacak bir ordudur.
    25. Onlar geride nice seyler biraktilar; bahçeler,çeimeler,
    26.Ekinler, güzel konaklar,
    27 Ve zevkü sefa sürdükleri nice nimetler!
    28. Iste böylece biz de onlari baska bir topluma miras biraktik.
    29. Gök ve yer onlarin ardindan aglamadi; onlara mühlet de verilmedi.
    30. Andolsun biz, Israilogullarini o alçaltici azaptan kurtardik.
    31. Yani Firavun'dan. Çünkü o bir zorba idi, asiri gidenlerdendi.
    32. Andolsun biz Israilogullarina, bilerek, (kendi zamanlarinda) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.
    33. Onlara, içinde açik bir imtihan bulunan isaretler verdik.
    34. Onlar (müsrikler) diyorlar ki:
    35."Ilk ölümümüzden sonra bir sey yoktur. Biz diriltilecek degiliz."
    36." Dogru söylüyorsaniz, atalarimizi getirin."
    37. Bunlar mi daha hayirli, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onlari yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.
    38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasinda bulunanlari, oyun ve eglence olsun diye yaratmadik.
    39. Onlari sadece gerçek bir sebeple yarattik. Fakat onlarin çogu bilmiyorlar.
    40. Süphesiz (hakki bâtildan ayiran) hüküm günü, hepsinin bir arada bulusacagi gündür.
    41. O gün, dostun dosta hiçbir faydasi olmaz, kendilerine yardim da edilmez.
    42. Ancak Allah'in merhamet ettigi kimseler böyle degildir. Süphesiz O, üstündür, merhametlidir.

    43. Süphesiz zakkum agaci,
    44.Günahkârlarin yemegidir.
    45. O, karinlarda maden eriyigi kaynar.
    46.Sicak suyun kaynamasi gibi .
    47. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasina sürükleyin!
    48. Sonra basina azap olarak kaynar su dökün!
    49. (Ve deyin ki[​IMG] Tat bakalim. Hani sen kendince üstündün, serefliydin!
    50.Iste bu, süphelenip durdugunuz seydir.
    51. Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadirlar.
    52. Bahçelerde ve pinar baslarindadirlar.
    53. Ince ipekten ve parlak atlastan giyerek karsilikli otururlar.
    54. Iste böyle. Bunun yanisira biz onlari, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.
    55. Orada, güven içinde (canlarinin çektigi) her meyveyi isterler.
    56. Ilk tattiklari ölüm disinda, orada artik ölüm tatmazlar. Ve Allah onlari cehennem azabindan korumustur (sürekli hayata kavusmuslardir).
    57. (Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmistir). Iste büyük kurtulus budur.
    58. Biz onu (Kur'an'i), ögüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlasilmasini sagladik.
    59. (Yine de inanmayanlarin baslarina gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
     
  4. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    45-el-CÂSIYE
    Mekke'de inmistir. 37 (otuzyedi) âyettir. Adini, 28. âyette geçen ve kiyamette diz üstü çökenleri anlatan "câsiye"den almistir. Bu sûreye serîat ve dehr sûresi de denilmistir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    l. Hâ. Mîm.
    2. Kitap, azîz ve hakîm olan Allah tarafindan indirilmistir.
    3. Süphesiz göklerde ve yerde inananlar için birçok âyetler vardir.
    4. Sizin yaratilisinizda ve (Allah'in) yeryüzünde yaydigi canlilarda, kesin olarak inanan bir toplum için ibret verici isaretler vardir.
    5. Gecenin ve gündüzün degismesinde, Allah'in gökten indirmis oldugu rizikta (yagmurda) ve ölümünden sonra yeri onunla diriltmesinde, rüzgârlari degisik yönlerden estirmesinde, aklini kullanan toplum için dersler vardir.
    6. Iste sana gerçek olarak okudugumuz bunlar Allah'in âyetleridir. Artik Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
    7. Vay haline, her yalanci ve günahkâr kisinin!
    8. O, Allah'in kendisine okunan âyetlerini isitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onlari duymamis gibi (küfründe) direnir. Iste onu aci bir azap ile müjdele!
    9. (O) âyetlerimizden bir sey ögrendigi zaman onlarla alay eder. Onlar için alçaltici bir azap vardir!
    10. Ötelerinde de cehennem vardir. Kazandiklari seyler de, Allah'i birakip edindikleri dostlar da onlara hiçbir fayda vermez. Büyük azap onlaradir.
    11. Iste bu Kur'an bir hidayettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere gelince, onlara en kötüsünden, elem verici bir azap vardir.
    12. Allah o (yüce) varliktir ki, emri geregince içinde gemilerin yüzmesi ve lütfedip verdigi rizki aramaniz için ve de sükredesiniz diye denizi size hazir hale getirmistir.
    13. O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katindan (bir lütfu olmak üzere) size boyun egdirmistir. Elbette bunda düsünen bir toplum için ibretler vardir.
    14. Iman edenlere söyle: Allah'in (ceza) günlerinin gelecegini ummayanlari bagislasinlar. Çünkü Allah her toplumu, yaptigina göre cezalandiracaktir.
    15. Kim iyi is yaparsa faydasi kendinedir, kim de kötülük yaparsa zarari yine kendinedir. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
    16. Andolsun ki biz, Israilogullarina Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik. Onlari güzel riziklarla besledik ve onlari dünyalara üstün kildik.
    17. Din konusunda onlara açik deliller verdik. Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra, aralarindaki çekememezlik yüzünden ayriliga düstüler. Süphesiz Rabbin, ayriliga düstükleri seyler hakkinda kiyamet günü aralarinda hüküm verecektir.
    18. Sonra da seni din konusunda bir seriat sahibi kildik. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.
    19. Çünkü onlar, Allah'a karsi sana hiçbir fayda vermezler. Dogrusu zalimler birbirlerinin dostlaridir; Allah da takvâ sahiplerinin dostudur.
    20. Bu (Kur'an), insanlar için basiret nurlari, kesin olarak inanan bir toplum için hidayet ve rahmettir.
    21. Yoksa kötülük isleyenler ölümlerinde ve sagliklarinda kendilerini, inanip iyi ameller isleyen kimseler ile bir mi tutacagimizi sandilar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
    22. Allah, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmistir. Böylece herkes kazancina göre karsilik görür. Onlara haksizlik edilmez.
    Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/showthread.php?p=2036792
    23. Hevâ ve hevesini tanri edinen ve Allah'in (kendi katindaki) bir bilgiye göre saptirdigi, kulagini ve kalbini mühürledigi, gözünün üstüne de perde çektigi kimseyi gördün mü? Simdi onu Allah'tan baska kim dogru yola eristirebilir? Hâla ibret almayacak misiniz?
    24. Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yasadigimizdir. Ölürüz ve yasariz. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onlarin hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar.
    25. Onlara açikça âyetlerimiz okundugu zaman: Dogru sözlü iseniz atalarimizi getirin, demelerinden baska delilleri yoktur.
    26. De ki: Allah sizi diriltir, sonra öldürür. Sonra sizi süphe götürmeyen kiyamet gününde biraraya toplar. Fakat insanlarin çogu bilmezler.
    27. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. Kiyametin kopacagi gün var ya, iste o gün bâtila sapanlar hüsrana ugrayacaklardir.
    28. O gün her ümmeti, diz çökmüs görürsün. Her ümmet kendi kitabina çagirilir, (onlara söyle denilir[​IMG] "Bu gün, yaptiklarinizla cezalandirilacaksiniz!"
    29. "Bu, yüzünüze karsi gerçegi söyleyen kitabimizdir. Çünkü biz, yaptiklarinizi kaydediyorduk."
    30. Inanip iyi isler yapanlara gelince, Rableri onlari rahmetine kabul eder. Iste apaçik kurtulus budur.
    31. Ama inkâr edenlere gelince onlara: Âyetlerim size okunmus, siz de büyüklenip suçlu bir toplum olmustunuz, degil mi? denilir.
    32. "Allah'in vâdi gerçektir, kiyamet gününde süphe yoktur" dendigi zaman: Kiyametin ne oldugunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret oldugunu saniyoruz, (onun hakkinda) kesin bir bilgi elde etmis degiliz, demistiniz.
    33. Yaptiklarinin kötülükleri onlara görünmüs, alay edip durduklari sey onlari kusatmistir.
    34. Denilir ki: Bu güne kavusacaginizi unuttugunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz. Yeriniz atestir, yardimcilariniz da yoktur!
    35. Bunun böyle olmasinin sebebi sudur: Siz Allah'in âyetlerini alaya aldiniz, dünya hayati sizi aldatti. Artik bugün atesten çikarilmayacaklardir ve onlarin (Allah'i) hosnut etmeleri de istenmeyecektir.
    36. Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
    37. Göklerde ve yerde azamet yalniz O'nundur. O, azîzdir, hakîmdir.
     
  5. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    46-el-AHKAF
    Âd kavminin yasadigi bölgede rüzgârlar, "ahkaf" denen kum tepeleri meydana getiriyordu. Içinde bu kavmin yasadigi bölge ve kum yiginlarindan söz edildiginden sûre Ahkaf adini almistir; Mekke'de inmistir; 35 (otuzbes) âyettir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    1. Ha. Mîm.
    2. Bu Kitap aziz ve hakîm olan Allah tarafindan indirilmistir.
    3. Gökleri, yeri ve ikisi arasinda bulunanlari biz, süphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattik. Inkâr edenler, uyarildiklari seylerden yüz çevirmektedirler.
    4. De ki: Söylesenize! Allah'i birakip taptiginiz seyler yeryüzünde ne yaratmislar; göstersenize bana! Yoksa onlarin göklere ortakliklari mi vardir? Eger dogru söyleyenlerden iseniz, bundan evvel (size indirilmis) bir kitap yahut bir bilgi kalintisi varsa onu bana getirin.
    5. Allah'i birakip da kiyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek seylere tapandan daha sapik kim olabilir? (Oysa) onlar, bunlarin tapmalarindan habersizdirler.
    6. Insanlar bir araya toplandiklari zaman (müsrikler) onlara (tapindiklarina) düsman kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkâr ederler.
    7. Ayetlerimiz onlara açikça okundugu zaman hakikat kendilerine geldiginde onu inkâr edenler: "Bu, apaçik bir büyüdür" dediler.

    8. Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eger ben onu uydurmussam, Allah tarafindan bana gelecek seyi savmaya gücünüz yetmez. O, sizin Kur'an hakkinda yaptiginiz taskinliklari çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranizda sahit olarak O yeter. O, bagislayan, esirgeyendir.
    9. De ki: Ben peygamberlerin ilki degilim. Bana ve size ne yapilacagini da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarim. Ben sadece apaçik bir uyariciyim.
    10. De ki: Hiç düsündünüz mü; sayet bu, Allah katindan ise ve siz onu inkâr etmisseniz, Israilogullarindan bir sahit de bunun benzerini görüp inandigi halde siz yine de büyüklük taslamissaniz (haksizlik etmis olmaz misiniz)? Süphesiz Allah, zalimler toplulugunu dogru yola iletmez.
    11. Inkâr edenler, iman edenler hakkinda dediler ki: "Bu is bir hayir olsaydi, onlar bizi geçemezlerdi." Fakat onlar bununla dogru yola girmek arzusunda olmadiklari için "Bu eski bir yalandir" diyecekler.
    12. Ondan önce de bir rahmet ve rehber olarak Musa'nin kitabi vardir. Bu (Kur'an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap lisaniyla indirilmis, dogrulayici bir kitaptir.
    13. "Rabbimiz Allah'tir" deyip sonra da dosdogru yasayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
    14. Onlar cennet ehlidirler. Yapmakta olduklarina karsilik orada ebedî kalacaklardir.
    15. Biz insana, ana-babasina iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle tasidi ve zahmetle dogurdu. Tasinmasi ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çagina erip kirk yasina varinca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdigin nimete sükretmemi ve razi olacagin yararli is yapmami temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiligi devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanim.
    16. Iste, yaptiklarinin iyisini kabul edecegimiz ve günahlarini bagislayacagimiz bu kimseler cennetlikler arasindadirlar. Bu, kendilerine verilen dogru bir sözdür.
    17. Ana ve babasina: Öf be size! Benden önce nice nesiller gelip geçmisken, beni mi tekrar dirilmekle tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, ana ve babasi Allah'in yardimina siginarak: Yaziklar olsun sana! Iman et. Allah'in vâdi gerçektir, dedikleri halde o: Bu, eskilerin masallarindan baska bir sey degildir, der.
    18. Iste onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmis topluluklar içinde, haklarinda azabin gerçeklestigi kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana ugrayanlardir.
    19. Herkesin yaptiklarina göre dereceleri vardir. Allah, onlara yaptiklarinin karsiligini verir, asla kendilerine haksizlik yapilmaz.
    20. Inkâr edenler atese arzolunacaklari gün (onlara söyle denir): Dünyadaki hayatinizda bütün güzel seylerinizi harcadiniz, onlarin zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksiz yere büyüklük taslamanizdan ve yoldan çikmanizdan dolayi alçaltici bir azap göreceksiniz!
    21. Ad kavminin kardesini (Hûd'u) an. Zira o, kendinden önce ve sonra uyaricilarin da gelip geçtigi Ahkaf bölgesindeki kavmine: Allah'tan baskasina kulluk etmeyin. Ben sizin büyük bir günün azabina ugramanizdan korkuyorum, demisti.
    22. "Sen bizi tanrilarimizdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, dogru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettigin seyi basimiza getir" dediler.
    23. Hûd da! Bilgi ancak Allah'in katindadir. Ben size, bana gönderilen seyi duyuruyorum. Fakat sizin cahil bir kavim oldugunuzu görüyorum, dedi.
    24.Nihayet onu, vâdilerine dogru yayilan bir bulut seklinde görünce: Bu bize yagmur yagdiracak yaygin bir buluttur, dediler. Hayir! O, sizin acele gelmesini istediginiz seydir. Içinde aci azap bulunan bir rüzgârdir!
    25. O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her seyi yikar, mahveder. Nitekim (o kasirga gelince) onlarin evlerinden baska bir sey görülmez oldu. Iste biz suç isleyen toplumu böyle cezalandiririz.
    26. Andolsun ki, onlara da size vermedigimiz kudret ve serveti vermistik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermistik. Fakat kulaklari, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda saglamadi. Zira bile bile Allah'in âyetlerini inkâr ediyorlardi. Alay edip durduklari sey, kendilerini kusativerdi.
    27. Andolsun biz, çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. Belki dogru yola dönerler diye âyetleri tekrar tekrar açikladik.
    28. Allah'tan baska kendilerine yakinlik saglamak için tanri edindikleri seyler, kendilerine yardim etselerdi ya! Hayir, onlari birakip gittiler. Bu onlarin yalani ve uydurup durduklari seydir.
    29. Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'i dinlemeleri için sana yöneltmistik. Kur'an'i dinlemeye hazir olunca (birbirlerine) "Susun" demisler, Kur'an'in okunmasi bitince uyaricilar olarak kavimlerine dönmüslerdi.
    30. Ey kavmimiz! dediler, dogrusu biz Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekini dogrulayan, hakka ve dogru yola ileten bir kitap dinledik.
    31. Ey kavmimiz! Allah'in davetçisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin günahlarinizi kismen bagislasin ve sizi aci bir azaptan korusun..

    32. Allah'in dâvetçisine uymayan kimse yeryüzünde Allah'i âciz birakacak degildir. Kendisi için Allah'tan baska dostlar da bulunmaz. Iste onlar, apaçik bir sapiklik içindedirler.
    33. Gökleri ve yeri yaratan, bunlari yaratmakla yorulmayan Allah'in, ölüleri diriltmeye de gücünün yetecegini düsünmezler mi? Evet O, her seye kadirdir.
    34. Inkâr edenlere, atese sunulacaklari gün: Nasil, bu gerçek degil miymis? denildiginde: Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmis, derler. Allah: Öyleyse inkâr etmenizden dolayi azabi tadin! der.
    35. O halde (Resûlum), peygamberlerden azim sahibi olanlarin sabrettigi gibi sen de sabret. Onlar hakkinda acele etme, onlar vâdedildikleri azabi gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldiklarini sanirlar. Bu, bir tebligdir. Yoldan çikmis topluluklardan baskasi helâk edilir.
     
  6. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    47- MUHAMMED
    Adini Peygamberimizin isminden alan bu sûreye ayni zamanda Kitâl sûresi de denmistir. Medine'de inmistir, 38 (otuzsekiz) âyettir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    l. Inkâr edenlerin ve Allah yolundan alikoyanlarin islerini Allah bosa çikarmistir.
    2. Iman edip yararli isler yapanlarin, Rableri tarafindan hak olarak Muhammed'e indirilene inananlarin günahlarini Allah örtmüs ve hallerini düzeltmistir.
    3. Bunun sebebi, inkâr edenlerin bâtila uymalari, inananlarin da Rablerinden gelen hakka uymus olmalaridir. Iste böylece Allah, insanlara kendilerinden misallerini anlatir.
    4. (Savasta) inkâr edenlerle karsilastiginiz zaman boyunlarini vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bagi sikica baglayin (esir alin). Savas sona erince de artik ya karsiliksiz veya fidye karsiligi saliverin. Durum su ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alirdi. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmaz.
    5. Allah onlari muratlarina erdirecek, gönüllerini sâdedecek .
    6. Onlari, kendilerine tanittigi cennete sokacaktir.
    7. Ey iman edenler! Eger siz Allah'a (Allah'in dinine) yardim ederseniz O da size yardim eder, ayaklarinizi kaydirmaz.
    8 Inkâr edenlere gelince, onlarin hakki yikimdir. Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmistir.
    9. Bunun sebebi, Allah'in indirdigini begenmemeleridir. Allah da onlarin amellerini bosa çikarmistir.
    10. Yeryüzünde dolasip kendilerinden öncekilerin sonlarinin nasil oldugunu görmezler mi? Allah onlari yere batirmistir. Kâfirlere de onlarin benzeri vardir.
    11. Bu, Allah'in, inananlarin yardimcisi olmasindan dolayidir. Kâfirlere gelince, onlarin yardimcilari yoktur.
    12. Muhakkak ki Allah, inanip iyi isler yapanlari, altlarindan irmaklar akan cennetlere koyar; inkâr edenler ise (dünyadan) faydalanirlar, hayvanlarin yedigi gibi yerler. Onlarin yeri atestir.
    13. Senin sehrinden -ki ora (halki) seni çikardi daha kuvvetli nice sehirleri yok ettik; onlara bir yardim eden de çikmadi.
    14. Rabbinden apaçik bir delil üzerinde bulunan kimse, kötü isi kendisine güzel görünen ve heveslerine uyan kimse gibi olur mu?
    15. Müttakîlere vâdolunan cennetin durumu söyledir: Içinde bozulmayan sudan irmaklar, tadi degismeyen sütten irmaklar, içenlere lezzet veren saraptan irmaklar ve süzme baldan irmaklar vardir. Orada meyvelerin her çesidi onlarindir. Rablerinden de bagislama vardir. Hiç bu, ateste ebedî kalan ve bagirsaklarini parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
    16. Onlarin arasinda, seni dinleyenler vardir. Fakat senin yanindan çikinca kendilerine bilgi verilmis olanlara "Az önce ne demisti?" diye sorarlar. Bunlar, Allah'in kalplerini mühürledigi, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.

    17. Dogru yolu bulanlara gelince, Allah onlarin hidayetlerini arttirir ve sakinmalarini saglar.
    18. Onlar, kiyamet gününün ansizin gelip çatmasini mi bekliyorlar? Süphesiz onun alâmetleri belirmistir. Kendilerine gelip çatinca ibret almalari neye yarar!
    19. Bil ki, Allah'tan baska ilâh yoktur. (Habibim!) Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadinlarin günahlarinin bagislanmasini dile! Allah, gezip dolastiginiz yeri de duracaginiz yeri de bilir.
    20. Iman etmis olanlar: Keske cihad hakkinda bir sûre indirilmis olsaydi! derler. Ama hükmü açik bir sûre indirilip de onda savastan söz edilince, kalplerinde hastalik olanlarin, ölüm bayginligi geçiren kimsenin bakisi gibi sana baktiklarini görürsün. Onlara yakisan da budur!
    21. (Onlarin vazifesi) itaat ve güzel sözdür. Is ciddiye bindigi zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayirli olurdu.
    22. Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalik baglarini kesmeye dönmüs olmaz misiniz?

    23. Iste bunlar, Allah'in kendilerini lânetledigi, sagir kildigi ve gözlerini kör ettigi kimselerdir.
    24. Onlar Kur'an'i düsünmüyorlar mi? Yoksa kalpleri kilitli mi?
    25. Süphesiz ki, kendilerine dogru yol belli olduktan sonra, arkalarina dönenleri, seytan sürüklemis ve kendilerine ümit vermistir.
    26. Bunun sebebi; onlarin, Allah'in indirdiginden hoslanmayanlara: Bazi hususlarda size itaat edecegiz, demeleridir. Oysa Allah, onlarin gizlediklerini biliyor.
    27. Ya melekler onlarin yüzlerine ve sirtlarina vurarak canlarini alirken durumlari nasil olacak!
    28. Bunun sebebi, onlarin Allah'i gazaplandiran seylerin ardinca gitmeleri ve O'nu razi edecek seylerden hoslanmamalaridir. Bu yüzden Allah onlarin islerini bosa çikarmistir.
    29. Kalplerinde hastalik olanlar, yoksa Allah'in, kinlerini ortaya çikarmayacagini mi sandilar?
    30. Biz dileseydik onlari sana gösterirdik de, sen onlari yüzlerinden tanirdin. Andolsun ki sen onlari konusma tarzlarindan tanirsin. Allah islediklerinizi bilir.
    31.Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açiklayincaya kadar sizi imtihan edecegiz.
    32. Inkâr edenler, Allah yolundan alikoyanlar ve kendilerine dogru yol belli olduktan sonra Peygamber'e karsi gelenler, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onlarin yaptiklarini bosa çikaracaktir.
    33. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin. Islerinizi bosa çikarmayin.
    34. Inkâr edip Allah yolundan alikoyanlari ve sonra da kâfir olarak ölenleri Allah asla bagislamaz.
    35. Üstün durumda iken gevseyip barisa çagirmayin. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
    36. Dogrusu dünya hayati ancak bir oyun ve eglencedir. Eger iman eder ve sakinirsaniz Allah size mükâfatinizi verir. Ve sizden mallarinizi (tamamen sarfetmenizi) istemez.
    37. Eger onlari (tamamini) isteseydi ve sizi zorlasaydi, cimrilik ederdiniz ve bu da sizin kinlerinizi ortaya çikarirdi.
    38. Iste sizler, Allah yolunda harcamaya çagiriliyorsunuz. Içinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik etmis olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eger O'ndan yüz çevirirseniz, yerinize sizden baska bir toplum getirir, artik onlar sizin gibi de olmazlar.
     
  7. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    48-el-FETIH
    Içinde Islâm'in elde edecegi fetih, basari ve zaferden bahsedildigi için Fetih adini alan bu sûre, hicretin altinci yilinda Hudeybiye antlasmasi dönüsünde Mekke ile Medine arasinda inmis ve Medine'de inen sûrelerden sayilmistir; 29 (yirmidokuz) âyettir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    1. Biz sana dogrusu apaçik bir fetih ihsan ettik.
    2. Böylece Allah, senin geçmis ve gelecek günahini bagislar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dogru bir yola iletir.
    3. Ve sana sanli bir zaferle yardim eder.
    4. Imanlarini bir kat daha arttirsinlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah bilendir, her seyi hikmetle yapandir.
    5. (Bütün bu lütuflar) mümin erkeklerle mümin kadinlari, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetlere koymasi, onlarin günahlarini örtmesi içindir. Iste bu, Allah katinda büyük bir kurtulustur.
    6. (Bir de bunlar) Allah hakkinda kötü zanda bulunan münafik erkeklere ve münafik kadinlara, Allah'a ortak kosan erkeklere ve ortak kosan kadinlara azap etmesi içindir. Müslümanlar için bekledikleri kötülük çemberi baslarina gelsin! Allah onlara gazap etmis, lânetlemis ve cehennemi kendilerine hazirlamistir. Orasi ne kötü bir yerdir!
    7. Göklerin ve yerin ordulari Allah'indir. Allah azîzdir, hakîmdir.
    8. Süphesiz biz seni, sahit, müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik.
    9. Ta ki (ey müminler!) Allah'a ve Resûlüne iman edesiniz, Resûlüne yardim edesiniz, O'na saygi gösteresiniz ve sabah aksam Allah'i tesbih edesiniz.
    10. Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'in eli onlarin ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmus olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.
    11. Bedevîlerden geri kalmis olanlar, sana diyecekler ki: "Mallarimiz ve ailelerimiz bizi alikoydu. Allah'tan bizim bagislanmamizi dile." Onlar kalplerinde olmayani dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karsi kimin bir seye gücü yetebilir? Kaldi ki, Allah yaptiklarinizdan haberdardir.
    12. Aslinda siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmistiniz. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmis bir topluluk oldunuz.
    13. Kim Allah'a ve Resûlüne iman etmezse bilsin ki biz, kâfirler için çilgin bir ates hazirlamisizdir.
    14. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir. O, diledigini bagislar, diledigine ceza verir. Allah çok bagislayan, çok merhamet edendir.
    15. Siz ganimetleri almak için gittiginizde seferden geri kalanlar: Birakin, biz de arkaniza düselim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'in sözünü degistirmek isterler. De ki: "Siz asla bizim pesimize düsmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmustur." Onlar size: Hayir, bizi kiskaniyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.
    16. Bedevîlerden (seferden) geri kalmis olanlara de ki: Siz yakinda çok kuvvetli bir kavme karsi savasmaya çagirilacaksiniz. Onlarla, teslim oluncaya kadar savasacaksiniz. Eger emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndügünüz gibi yine dönecek olursaniz sizi acikli bir azaba ugratir.
    17. Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savasa katilmak zorunda degildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altindan irmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalirsa, onu aci bir azaba ugratir.
    18. Andolsun ki o agacin altinda sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razi olmustur. Kalplerinde olani bilmis, onlara güven duygusu vermis ve onlari pek yakin bir fetihle ödüllendirmistir.
    19. Yine onlari elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfalandirdi. Allah üstündür, hikmet sahibidir.
    20. Allah size, elde edeceginiz birçok ganimet vâdetmistir. (Bu ganimetlerden) iste sunlari hemen vermis ve insanlarin ellerini sizden çekmistir ki bu, müminlere bir isaret olsun ve sizi dosdogru yola iletsin.

    21. Henüz elde edemediginiz baska ganimetler de vardir ki, onlar Allah'in bilgi ve kudreti dahilindedir. Allah, her seye kadirdir.
    22. Eger kâfirler sizinle savassalardi, arkalarina dönüp kaçarlardi. Sonra bir dost ve yardimci da bulamazlardi.
    23. Allah'in, ötedenberi süregelen kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin.
    24. O sizi onlara karsi muzaffer kildiktan sonra, Mekke'nin içinde onlarin ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptiklarinizi görendir.
    25. Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'i ziyaretinizi ve bekletilen kurbanlarin yerlerine ulasmasini menedenlerdir. Eger (Mekke'de) kendilerini henüz tanimadiginiz mümin erkeklerle mümin kadinlari bilmeyerek çignemeniz sebebiyle üzüntüye kapilmaniz ihtimali olmasaydi (Allah savasi önlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmistir. Eger onlar birbirinden ayrilmis olsalardi elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptirirdik.

    26. O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerlestirmislerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onlarin takvâ sözünü tutmalarini sagladi. Zaten onlar buna lâyik ve ehil kimselerdi. Allah her seyi bilendir.
    27. Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasini dogru çikardi. Allah dilerse siz güven içinde baslarinizi tiras etmis ve kisaltmis olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediginizi bilir. Iste bundan önce size yakin bir fetih verdi.
    28. Bütün dinlerden üstün kilmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Sahit olarak Allah yeter.
    29. Muhammed Allah'in elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karsi çetin, kendi aralarinda merhametlidirler. Onlari rükûya varirken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve riza isterler. Onlarin nisanlari yüzlerindeki secde izidir. Bu, onlarin Tevrat'taki vasiflaridir. Incil'deki vasiflari da söyledir: Onlar filizini yarip çikarmis, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalinlasmis, gövdesi üzerine dikilmis bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hosuna gider. Allah böylece onlari çogaltip kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanip iyi isler yapanlara magfiret ve büyük mükâfat vâdetmistir.
     
  8. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    49-el-HUCURÂT
    Bu sûrede müminlere bazi görgü kurallari, Peygamber'e ve birbirlerine karsi nasil davranacaklari ögretilmektedir. Medine'de inmistir. 18 (onsekiz) âyettir. Adini, dördüncü âyetteki "odalar" anlamina gelen "hucurât" kelimesinden alir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    1. Ey iman edenler! Allah'in ve Resûlünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Süphesiz Allah isitendir, bilendir.
    2. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bagirdiginiz gibi, Peygamber'e yüksek sesle bagirmayin; yoksa siz farkina varmadan amelleriniz bosa gidiverir.

    3. Allah'in elçisinin huzurunda seslerini kisanlar, süphesiz Allah'in kalplerini takvâ ile imtihan ettigi kimselerdir. Onlara magfiret ve büyük bir mükâfat vardir.
    4. (Resûlüm!) Sana odalarin arka tarafindan bagiranlarin çogu akli ermez kimselerdir.
    5. Eger onlar, sen yanlarina çikincaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
    6. Ey iman edenler! Eger bir fâsik size bir haber getirirse onun dogrulugunu arastirin. Yoksa bilmeden bir topluluga kötülük edersiniz de sonra yaptiginiza pisman olursunuz.
    7. Hem bilin ki, içinizde Allah'in elçisi vardir. Sayet o, birçok islerde size uysaydi, sikintiya düserdiniz. Fakat Allah size imani sevdirmis ve onu gönüllerinize sindirmistir. Küfrü, fiski ve isyani da size çirkin göstermistir. Iste dogru yolda olanlar bunlardir.
    8. Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah alîmdir, hakîmdir.
    9. Eger müminlerden iki gurup birbirleriyle vurusurlarsa aralarini düzeltin. Sayet biri ötekine saldirirsa, Allah'in buyruguna dönünceye kadar saldiran tarafla savasin. Eger dönerse artik aralarini adaletle düzeltin ve (her iste) adaletli davranin. Süphesiz ki Allah, âdil davrananlari sever.
    10. Müminler ancak kardestirler. Öyleyse kardeslerinizin arasini düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.
    11. Ey müminler! Bir topluluk diger bir toplulugu alaya almasin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadinlar da kadinlari alaya almasinlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayiplamayin, birbirinizi kötü lakaplarla çagirmayin. Imandan sonra fâsiklik ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse iste onlar zalimlerdir.
    12. Ey iman edenler! Zannin çogundan kaçinin. Çünkü zannin bir kismi günahtir. Birbirinizin kusurunu arastirmayin. Biriniz digerinizi arkasindan çekistirmesin. Biriniz, ölmüs kardesinin etini yemekten hoslanir mi? Iste bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Süphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
    13. Ey insanlar! Dogrusu biz sizi bir erkekle bir disiden yarattik. Ve birbirinizle tanismaniz için sizi kavimlere ve kabilelere ayirdik. Muhakkak ki Allah yaninda en degerli olaniniz, O'ndan en çok korkaninizdir. Süphesiz Allah bilendir, her seyden haberdardir.
    14. Bedevîler "Inandik" dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama "Boyun egdik" deyin. Henüz iman kalplerinize yerlesmedi. Eger Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah islerinizden hiçbir seyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
    15. Müminler ancak Allah'a ve Resûlüne iman eden, ondan sonra asla süpheye düsmeyen, Allah yolunda mallariyla ve canlariyla savasanlardir. Iste dogrular ancak onlardir.
    16. De ki: Siz dininizi Allah'a mi ögretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanlari da bilir, yerde olanlari da. Allah her seyi hakkiyla bilendir.
    17. Onlar Islâm'a girdikleri için seni minnet altina sokuyorlar. De ki: Müslümanliginizi benim basima kakmayin. Eger dogru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdigi için asil Allah size lütufta bulunmustur.
    18. Süphesiz Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir. Allah yaptiklarinizi görendir.
     
  9. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    50- KAF SURESI
    Mekke'de inmistir. 45 (kirkbes) âyettir. "Kaf" harfi ile basladigi için bu adi almistir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    1. Kaf. Serefli Kur'an'a andolsun.
    2. Aralarindan bir uyaricinin gelmesine sastilar da, kâfirler söyle dediler: "Bu sasilacak bir seydir."
    3. "Biz öldügümüz ve toprak oldugumuz zaman mi (dirilecegiz)? Bu, akla uzak bir dönüstür."
    4. Biz, topragin onlardan neleri eksilttigini kesinlikle bilmekteyiz. Yanimizda o bilgileri koruyan bir kitap vardir.
    5. Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladilar. Simdi onlar sasirmis bir haldedirler.
    6. Üstlerindeki göge bakmazlar mi ki, onu nasil bina etmis ve nasil donatmisiz! Onda hiçbir çatlak da yok.
    7. Yeryüzünü de dösedik ve ona sabit daglar koyduk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetistirdik.

    8. Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için (bütün bunlari yaptik).
    9. Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik.
    10. Kullara rizik olmasi için birbirine girmis, küme küme tomurcuklari olan uzun boylu hurma agaçlari yetistirdik. Ve o su ile ölü topraga can verdik. Iste hayata yeniden çikis da böyledir.

    11. Kullara rizik olmasi için birbirine girmis, küme küme tomurcuklari olan uzun boylu hurma agaçlari yetistirdik. Ve o su ile ölü topraga can verdik. Iste hayata yeniden çikis da böyledir.
    12. Onlardan önce Nuh kavmi, Res halki ve Semûd da yalanlamisti.
    13. Ad ve Firavun ile Lût'un kardesleri de (yalanladilar).
    14. Eyke halki ve Tübba' kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladilar da tehdidim gerçeklesti!
    15. Ilk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayir, onlar yeni bir yaratma hususunda süphe içindedirler.
    l6. Andolsun, insani biz yarattik ve nefsinin kendisine fisildadiklarini biliriz ve biz ona sah damarindan daha yakiniz.
    l7. Iki melek (insanin) saginda ve solunda oturarak yaptiklarini yazmaktadirlar.
    18. Insan hiçbir söz söylemez ki, yaninda gözetleyen yazmaya hazir bir melek bulunmasin.
    19. Ölüm sarhoslugu gerçekten gelir de: Iste (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtigin seydir, denir.
    20. Sûr'a üfürülür; iste bu, gelecegi vâdedilen gündür.
    21. Herkes, yaninda bir sürücü ve bir de sahitle beraber gelir.
    22. Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldirdik. Bugün artik gözün keskindir (denir).
    23. Yanindaki arkadasi: "Iste yanimdaki hazir" dedi.
    24.(Iki melege su emir verilir[​IMG] "Haydi ikiniz her inatçi kâfiri, cehenneme atin!"
    25."Hayra bütün gücüyle engel olani, azgin süpheciyi"
    26."O ki Allah ile beraber baska ilâh edindi,bundan dolayi onu siddetli azaba birlikte atin!"
    27. Müsrikin arkadasi (seytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdirmadim. Fakat kendisi derin bir sapiklik içindeydi.
    28. O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekismeyin! Ben size daha önce uyari göndermistim!
    29. Benim huzurumda söz degistirilmez ve ben kullara asla zulmedici degilim.
    30. O gün cehenneme "Doldun mu?" deriz. O da "Daha var mi?" der.
    31. Cennet de takvâ sahiplerine yaklastirilir; (onlardan) uzakta olmayacaktir.
    32. Iste size vâdedilen cennet! Ki o, daima Allah'a yönelen,(O'nun buyruklarini)koruyan,
    33. Görmeden Rahmân'a saygi gösteren ve(Allah'a) dönük bir kalp getiren herkesin (mükâfati budur).
    34. Oraya selâmetle girin. Iste bu, ebedî yasamanin basladigi gündür
    35. Orada kendileri için diledikleri her sey vardir. Katimizda dahasi da vardir.
    36. Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolasan nice nesilleri helâk etmisizdir. Kurtulus var mi!
    37. Süphesiz ki bunda akli olan veya hazir bulunup kulak veren kimseler için bir ögüt vardir.
    38. Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasinda bulunanlari alti günde yarattik. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.
    39. (Resûlüm!) Onlarin dediklerine sabret. Günesin dogusundan önce de, batisindan önce de Rabbini hamd ile tesbih et.
    40. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardindan da O'nu tesbih et.
    41. Seslenenin yakin bir yerden seslenecegi güne kulak ver.
    42. O gün insanlar bu sesi gerçekten isiteceklerdir. Iste bu, çikis günüdür.
    43. Süphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüs de ancak bizedir.
    44. O gün yer yarilir, onlarin üzerinden süratle yarilip açilir. Bu, bize göre kolay olan bir hasirdir.
    45. Biz onlarin dediklerini çok iyi biliriz. Sen onlarin üzerinde bir zorlayici degilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la ögüt ver.
     
  10. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    51-ez-ZÂRIYÂT
    Mekke'de inmistir. 60 (altmis) âyettir. Ilk âyette geçen ve "rüzgârlar" anlamina gelen "zâriyât" kelimesi, sûrenin adi olmustur.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    1. Tozdurup savuranlara,
    2.Yükünü yüklenenlere,
    3.Kolayca süzülenlere,
    4.Isleri ayiranlara andolsun ki,
    5.Size vâdedilen, kesinlikle dogrudur.
    6.Ve ceza mutlaka vuku bulacaktir.
    7. Içinde yörüngeleri olan göge andolsun ki,
    8.Siz çeliskili sözler söylüyorsunuz.
    9.Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).
    10. Kahrolsun o koyu yalancilar!
    11. Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmis gafillerdir.
    12. Ceza gününün ne zaman oldugunu sorarlar.
    13. O gün onlar atese sokulacaklardir.
    14. Azabinizi tadin! Acele gelmesini beklediginiz sey budur iste! (denir.)
    15. Süphesiz ki Allah'a isyandan sakinanlar, cennetlerde ve pinar baslarinda bulunacaklar.
    16. Rablerinin kendilerine verdigini alarak . Kuskusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardi.
    17. Geceleri pek az uyurlardi.
    18. Seher vakitlerinde de istigfar ederlerdi.
    19. Mallarinda, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardi.
    20. Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardir.
    21. Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?
    22. Semada da rizkiniz ve size vâdedilen baska seyler vardir.
    23. Gögün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konusmaniz gibi kesin ve gerçektir.
    24. Ibrahim'in agirlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.)
    25. Onlar Ibrahim'in yanina girmisler, selam vermislerdi. Ibrahim de selami almis, içinden, "Bunlar, yabancilar" demisti.
    26. Hemen ailesinin yanina giderek semiz bir dana (kebabini) getirmis,
    27. Onlarin önüne koyup "Yemez misiniz?" demisti.
    28. Derken onlardan korkmaya basladi. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oglan çocugu müjdelediler.
    29. Karisi çiglik atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: "Ben kisir bir kocakariyim!" dedi.
    30. Onlar: "Bu böyledir. Rabbin söylemistir. O, hikmet sahibidir, bilendir" dediler.
    31. (Ibrahim[​IMG] O halde isiniz nedir, ey elçiler? dedi.
    32. "Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik."
    33. "Üzerlerine çamurdan tas yagdirmaya (geldik)."
    34. (Bu taslar,) asiri gidenler için Rabbinin katinda isaretlenmis (taslardir).
    35. Bunun üzerine orada bulunan müminleri çikardik.
    36. Zaten orada müslümanlardan, bir ev halkindan baska kimse bulmadik.
    37. Aci azaptan korkanlar için orada bir isaret biraktik.
    38. Musa'da da (ibretler vardir). Onu apaçik bir delil ile Firavun'a göndermistik.
    39. Firavun ordusuyla birlikte yüz çevirmis: "O, bir büyücüdür veya bir delidir" demisti.
    40. Nihayet onu da ordularini da yakalayip denize attik, bu sirada kendini kinayip duruyordu.
    41. Ad kavminde de (ibretler vardir). Onlara kasip kavuran rüzgâri göndermistik.
    42. Üzerinden geçtigi seyi canli birakmiyor, onu kül edip savuruyordu.
    43. Semûd kavminde de (ibretler vardir). Onlara: Bir süreye kadar faydalanin, denmisti.
    44. Rablerinin emrine karsi geldiler. Bu yüzden, bakip dururlarken onlari yildirim çarpiverdi.
    45. Ayaga kalkacak güçleri kalmamis, yardim edenleri de olmamisti.

    46. Bunlardan önce de Nuh kavmini helâk etmistik. Çünkü onlar yoldan çikmis bir toplum idiler.
    47. Gögü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genisleticiyiz.
    48. Yeri de dösedik. (Bak) ne güzel döseyiciyiz!
    49. Her seyden de çift çift yarattik ki, düsünüp ögüt alasiniz.
    50. O halde Allah'a kosun. Çünkü ben, size O'nun katindan (gelmis) açik bir uyariciyim.
    51. Allah ile beraber baska bir tanri edinmeyin. Zira ben size O'nun tarafindan (gelmis) açik bir uyariciyim.
    52. Iste böylece, onlardan öncekilere her hangi bir peygamber geldiginde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.
    53. Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Dogrusu onlar azgin bir topluluktur.


     
  11. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    52-et-TÛR
    Mekke'de inmistir. 49 (kirkdokuz) âyettir. Adini, birinci âyette geçen ve üzerinde Hz. Musa'ya Tevrat'in indigi, böylece onun ilâhi hitaba mazhar oldugu Tûr dagindan almistir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    1.Tûr'a, andolsun ki,
    2.Satir satir yazilmis Kitab'a,
    3.Yayilmis ince deri üzerine,
    4 Beyt-i Ma'mûr'a,
    5.Yükseltilmis tavana(göge),
    6.Kaynatilmis denize (bunlara andolsun ki),
    7.Rabbinin azabi mutlaka vuku bulacaktir.
    8.Ona engel olacak hiçbir sey yoktur.
    9.O gün gök sallanip çalkalanir.
    10.Daglar yürüdükçe yürür.
    11.Yalanlayanlarin vay haline o gün!
    12.Ki onlar daldiklari bâtil içinde oyalanip duranlardir.
    13.O gün cehennem atesine itilip atilirlar :
    14. "Iste yalanlayip durdugunuz ates budur!" denilir.
    15. Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?
    16. Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artik sizin için birdir. Siz ancak yaptiklarinizin karsiligina çarptirilacaksiniz.
    17. Süphesiz (kötülüklerden) korunanlar cennetlerde ve nimet içindedirler.
    18. Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefâ sürerler, (Zira) Rableri onlari, cehennem azabindan korumustur.
    19. Onlara: Yaptiklariniza karsilik âfiyetle yeyin,için (denilir).
    20." Sira sira dizilmis koltuklara yaslanarak"Onlari,ceylan gözlü hûrilerle evlendirmisizdir:
    21. Iman eden ve soylarindan gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! Iste biz, onlarin nesillerini de kendilerine kattik. Onlarin amellerinden de bir sey eksiltmedik. Herkes kazandiklarina karsi bir rehindir.
    22. Onlara canlarinin istedigi meyve ve etten bol bol verdik.
    23. Orada karsilikli kadeh tokustururlar, ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardir ne de günaha girme.
    24. Hizmetlerine verilmis, (kabugunda) sakli inci gibi gençler etraflarinda dönüp dolasirlar.
    25. Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:
    26. Derler ki: "Daha önce biz, aile çevremiz içinde bile (ilâhî azaptan) korkardik."
    27. "Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine isleyen azaptan korudu."
    28. "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvariyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur."
    29. (Resûlüm!) Sen ögüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
    30. Yoksa onlar: (O,) bir sairdir; onun, zamanin felâketlerine ugramasini bekliyoruz mu diyorlar?
    31. De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
    32. Onlara akillari mi bunu emreder, yoksa onlar, azgin bir topluluk mudur?
    33. Yahut "Onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar? Hayir, onlar iman etmezler.
    34. Eger dogru iseler onun benzeri bir söz getirsinler.
    35. Acaba onlar herhangi bir yaratici olmadan mi yaratildilar? Yoksa kendileri mi yaraticidirlar?
    36. Yoksa gökleri ve yeri onlar mi yarattilar? Hayir! Onlar bir türlü anlayip inanmazlar.
    37. Yahut Rabbinin hazineleri onlarin yaninda midir? Ya da her seye hakim olan kendileri midir?
    38. Yoksa onlarin, üzerine çikip gizli sirlari dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açik bir delil getirsinler.
    39. Yoksa kizlar O'nun, ogullar da sizin mi?
    40. Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar agir bir borç altinda eziliyorlar mi?
    41. Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarinda da, onlar mi yaziyorlar?
    42. Yahut bir tuzak mi kurmak istiyorlar? Asil tuzaga düsecek olanlar, inkâr edenlerdir.
    43. Veya onlarin Allah'tan baska bir tanrisi mi var? Allah, onlarin ortak kostuklari seylerden uzaktir.
    44. Gökten düsen bir kütle görseler "Üst üste yigilmis bulutlardir" derler.
    45. Artik çarpilacaklari günlerine kavusuncaya kadar onlari kendi hallerine birak.
    46. O gün planlari kendilerine hiçbir fayda vermez ve yardim da görmezler.
    47. Süphesiz zulmedenlere, ondan baska da azap vardir. Fakat çoklari bilmezler.
    48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktigin zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.
    49. Gecenin bir kisminda ve yildizlarin batisindan sonra da O'nu tesbih et.
     
  12. ÁρσLLση

    ÁρσLLση An Architect Site Yetkilisi

    Katılım:
    30 Mart 2011
    Mesaj:
    11,705
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    Mimar
    Şehir:
    Mersin
    Paylaşım için teşekkürler , emeğine yüreğine sağlık dayı...
     
  13. -Luiпє.

    -Luiпє. <font face="Tahoma">Gerçekten de insanın hayatta k

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    60,869
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    » EŁiғ`м ♥
    Sûrelerin İniş Sebepleri Hakkında


    1-el-FÂTİHA

    Müddesir sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 7 (yedi) âyettir. Kur'an'ın ilk sûresi olduğu için açış yapan, açan manasına "Fâtiha" denilmiştir. Diğer adları şunlardır: Ana kitap manasına "Ümmü'l-Kitâp" dinin asıllarını ihtiva eden manasına "el-Esâs", ana hatlarıyla İslâm'ı anlattığı için "el-Vâfiye" ve "el-Seb'u'l-Mesânî", birçok esrarı taşıdığı için "el-Kenz". Peygamberimiz "Fâtiha'yı okumayanın namazı olmaz" buyurmuştur. Onun için, Fâtiha, namazların her rekâtında okunur. Manası itibariyle Fâtiha, en büyük dua ve münâcâttır. Kulluğun yalnız Allah'a yapılacağı, desteğin yalnızca Allah'tan geldiği, doğru yola varmanın da doğru yoldan sapmanın da Allah'ın iradesine dayandığı, çünkü hayrı da şerri de yaratanın Allah olduğu hususları bu sûrede ifadesini bulmuştur. Kur'an, insanlığa doğru yolu göstermek için indirilmiştir. Kur'an'ın ihtiva ettiği esaslar ana hatları ile Fâtiha'da vardır. Zira Fâtiha'da, övgüye, ta'zime ve ibadete lâyık bir tek Allah'ın varlığı, O'nun hakimiyeti, O'ndan başka dayanılacak bir güç bulunmadığı anlatılır ve doğru yola gitme, iyi insan olma dileğinde bulunulur.

    2-el-BAKARA

    Medine'de inmiştir. 286 (ikiyüzseksenaltı) âyettir. Kur'an'ın en uzun sûresidir. Adını, 67-71. âyetlerde yahudilere kesmeleri emredilen sığırdan alır. Yalnız 281. âyeti Veda Haccında Mekke'de inmiştir. İnanca, ahlâka ve hayat niz***** dair hükümlerin önemli bir kısmı bu sûrede yer almıştır.

    3-ÂL-İ İMRÂN

    Medine'de nâzil olmuştur. 200 (İki yüz) âyettir. 34-37. âyetlerde Hz. Meryem'in babasının mensup olduğu İmrân ailesinden söz edildiği için sûre bu adı almıştır.

    4-en-NİSÂ

    Hicretten sonra Medine'de nâzil olmuştur, 176 (yüzyetmişaltı) âyettir. "Nisâ" kadınlar demektir. Bu sûrede daha çok kadından, cemiyet içinde kadınların hukukî ve içtimaî yer ve değerlerinden bahsedildiği için adına "Nisâ" denmiştir.

    5-el-MÂİDE

    Üçüncü âyetin dışında sûrenin bütünü Medine'de, hicrî altıncı yılda nâzil olmuştur. 120 (yüzyirmi) âyettir. Buhârî ve Müslim'de, Hz. Ömer'den rivayet edildiğine göre "Bugün size dininizi ikmal ettim..." ifadesinin yer aldığı âyet Mekke'de, vedâ haccında, cuma günü, Arafe akşamı nâzil olmuştur. "Mâide" sofra demektir. 112 ve 114. âyetlerde, Hz. İsa zamanında, gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildiği için sûreye bu isim verilmiştir. Bundan önceki sûrede dinî zümreler içinden münafıklar ağırlıkla söz konusu edilmişti. Bu sûrede ise yine münafıklardan bahsedilmekle beraber ağırlık ehl-i kitapta ve özellikle hristiyanlardadır. Bunun dışında sûrede hac farizası, abdest, gusül, teyemmüm ile ilgili bazı bilgiler, içki ve kumar yasağı, ahitlere ve söze bağlılık, içtimaî ve ahlâkî münasebetler, haram ve helâl yiyecekler gibi bilgi ve hükümlere temas edilmiºtir.

    6-el-EN'ÂM

    En'âm sûresi, 165 (yüzaltmışbeş) âyettir. 91, 92, 93 ve 151, 152, 153. âyetler Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. Sûrenin bazı âyetlerinde Arapların, kurban edilen hayvanlarla ilgili birtakım gelenekleri kınandığı için sûreye En'âm sûresi denmiştir. En'âm; koyun, keçi, deve, sığır ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelimedir.

    7-el-A'RÂF

    A'râf sûresi Mekke'de inmiş olup, 206 (ikiyüzaltı) âyettir. 46. ve 48. âyetlerde A'râf'ta yani cennet ve cehennem ehli arasındaki yüksek bir yerde bulunan insanlardan söz edildiği için sûreye bu ad verilmiştir.

    8-el-ENFÂL

    Enfâl sûresi, 75 (yetmişbeş) âyettir. 30 ilâ 36. âyetler Mekke'de, diğerleri Medine'de inmiştir. Enfâl, ziyade manasına gelen "nefl" kelimesinin çoğuludur. İslâm dinini savunmak için yapılan savaşlarda elde edilen sevaba ek olarak alınan ganimet malına da "nefl" denilmiştir. Sûrenin birinci âyetinde savaştan elde edilen ganimetlerin Allah ve Resûlüne ait olduğu ifade edildiği için sûreye bu ad verilmiştir.

    9-et-TEVBE

    Tevbe sûresi, 129 (yüzyirmidokuz) âyettir. 128 ve 129. âyetler Mekke'de, diğerleri Medine'de inmiştir. 104. âyet tevbe ile ilgili olduğu için sûreye bu isim verilmiştir. Sûrenin bundan başka birçok ismi olup en meşhuru Berâe'dir. Bu sûrenin Enfâl sûresi'nin devamı veya başlı başına bir sûre olup olmadığı hakkında ihtilâf olduğu için başında Besmele yazılmamıştır. Hicretin dokuzuncu yılında Hz. Ebu Bekir, hac emîri olarak tayin edilmiş ve müslümanlar hacca gönderilmişti. Bu sûre inince Resûlullah (s. a.) Allah'ın emirlerini hacdaki insanlara tebliğ etmesi için Hz. Ali'yi görevlendirdi. Hz. Ali hac kafilesine ulaştığında Hz. Ebu Bekir, "Amir olarak mı geldin, yoksa memur olarak mı?" diye sordu; Hz. Ali, sadece sûreyi Mekke'de hacılara tebliğ ile me'mûr olduğunu bildirdi. Hz. Ali bayramın birinci günü Akabe Cemresi yanında ayağa kalkarak kendisinin Peygamber tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu bildirdi ve bir hutbe okudu, sonra da bu sûrenin başından 30 veya 40 âyet okuyarak dedi ki: "Dört şeyi tebliğe memurum: 1. Bu yıldan sonra Kâbe'ye hiçbir müşrik yaklaşmayacak, 2. Hiç kimse çıplak olarak Kâbe'yi ziyâret etmeyecek, 3. Müminden başkası cennete girmeyecek, 4. Müşrik kabileler tarafından bozulmamış antlaşmalar, antlaşma süresinin sonuna kadar yürürlükte kalacak."

    10-YÛNUS

    Yunus sûresi, 109 (yüzdokuz) âyet olup 40, 94, 95 ve 96. âyetler Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. 98. âyette Hz. Yunus'un kavminden bahsedildiği için sûreye bu ad verilmiştir. Mekke halkı, kendi içlerinden bir adamın peygamber olabileceğine inanamıyorlar ve: "Allah, Ebû Tâlib'in yetimi Muhammed'den başka bir peygamber bulamadı mı?" diyorlardı. Hiç olmazsa hatırı sayılır, zengin ve makam sahibi birisinin peygamber olmasını daha uygun görüyorlardı. İşte bunun üzerine bu sûre inmiştir.

    11-HÛD

    Hûd sûresi, 123 (yüzyirmiüç) âyet olup 12, 17 ve 114. âyetler Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. 50 - 60. âyetlerde Arabistan halkına gönderilmiş peygamberlerden biri olan Hûd (a. s.)'ın hayatından bahsedildiği için sûreye bu isim verilmiştir. Yunus sûresinden sonra inmiş olup onun devamı niteliğindedir. İtikada ait esasları, Kur'an'ın mucize oluşunu, ahiretle ilgili meseleleri, sevap ve cezayı ve Hz. Hûd'dan başka Nuh, Salih, İbrahim, Lût, Şuayb ve Musa (a. s.) gibi peygamberlerin kıssalarını ihtiva etmektedir.

    12-YÛSUF

    Yusuf suresi, 111 (yüzonbir) âyet olup 1,2 ve 3. âyetler Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. Sûrenin başından sonuna kadar Yusuf Peygamber'den bahsedildiği için bu adı almıştır.

    13-er-RA'D

    Ra'd Sûresi, 43 (kırküç) âyet olup Mekke'de mi, Medine'de mi indiği hakkında ihtilaf vardır. Sûrenin muhtevası göz önüne alınırsa Mekke'de indiğini söyleyenlerin görüşü biraz daha ağırlık kazanır. Sûrenin onüçüncü âyetinde gök gürültüsü manasına gelen "er-Ra'd" kelimesi zikredildiği için sûreye bu ad verilmiştir.

    14-İBRÂHİM

    İbrahim sûresi, 52 (elliiki) âyet olup 28 ve 29. âyetler Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. 35-41. âyetler Hz. İbrahim'in duasını ihtiva ettiği için sûreye bu ad verilmiştir.

    15-el-HİCR

    Hicr sûresi, 99 (doksandokuz) âyet olup 87'si Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. Hicr, bir yer adıdır. 80-84. âyetlerde Hicr'den bahsedildiği için sûreye bu ad verilmiştir.

    16-en-NAHL

    Nahl sûresi 128 (yüzyirmisekiz) âyet olup, son üç âyeti Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. 68. âyette bal arısından söz edildiği için sûreye bu ad verilmiştir.

    17-el-İSRÂ

    Mekke'de nâzil olmuştur. Ancak 26, 32, 33 ve 57. âyetlerle 73 ilâ 80. âyetlerin Medine'de indiği rivayet edilmektedir. 111 (yüzonbir) âyettir. "İsrâ" kelimesi, geceleyin yürümek manasına gelir. Hz. Peygamber'in Mi'rac mucizesinin Mekke'den Kudüs'e kadar olan kısmı bu sûrede anlatıldığından, sûre "İsrâ" adını almıştır.

    18-el-KEHF

    Kehf sûresi 110 (yüzon) âyettir. Mekke'de nâzil olmuştur. Ancak, 28. âyetin Medine'de nâzil olduğu rivayeti de vardır. Sûre bu adı, içinde söz konusu edilen ve "mağara arkadaşları" demek olan "Ashâb-ı Kehf"den almıştır.

    19-MERYEM

    Meryem sûresi, 98 (doksansekiz) âyet olup Mekke'de nâzil olmuştur. Bazı tefsircilere göre 58. âyet, bazılarına göre de 71. âyet Medine'de nâzil olmuştur. Bu sûre, diğer bahisler yanında, özellikle Hz. Meryem'den ve onun Hz. İsa'yı dünyaya getirmesinden bahsetmesi sebebiyle "Meryem sûresi" adını almıştır.

    20-TÂ-HÂ

    135 (yüzotuzbeş) âyet olup Mekke'de nâzil olmuştur. Sûre, ismini, başındaki Tâ-Hâ harflerinden almıştır. Hz. Ömer'in bu sûre vesilesiyle müslüman oluşu, İslâm tarihinin önemli bir hatıra sayfasıdır. Olay, kısaca şöyledir: İslâm'ın yaman bir düşmanı olan Hattâb oğlu Ömer, Resûlullah'ı öldürme vazifesini üstlenmiş ve bu iş için yola çıkmıştı. Ancak, yolda kız kardeşi Fatıma ile eniştesi Saîd'in müslüman olduğunu öğrenince, önce onların işini bitirmeye karar verdi. Tâ-Hâ sûresini okumakta olan karı-koca, Ömer'in geldiğini görünce Kur'an sayfalarını sakladılarsa da, Ömer onları duymuştu. Okuduklarını görmek istediğini söyledi. İnkâr etmeleri üzerine Saîd'e saldırdı. Kendisine mâni olmak isteyen Fatıma'yı tokatladı. Yüzlerinden kanlar akan Fatıma, cesarete gelerek müslüman olduklarını açıkça söyledi. Kardeşinin haline acıyan Ömer, bu sefer yumuşak bir sesle okuduklarını tekrar istedi. Tâ-Hâ sûresinin yazılı bulunduğu sayfaları okuyunca, Kur'an'ın mucizeli tesirinden nasibini alarak Resûlullah'ın huzuruna gitti ve müslüman oldu.

    21-el-ENBİYÂ

    Enbiyâ sûresi, 112 (yüzoniki) âyettir ve Mekke'de nâzil olmuştur. Başka konular yanında bilhassa bazı peygamberler ve onların kavimleriyle olan münasebetlerinden bahsettiği için Enbiyâ (Peygamberler) sûresi adını almıştır.

    22-el-HACC

    Sûre 78 (yetmişsekiz) âyettir. Müfessirlerin çoğunluğuna göre 19. âyetten itibaren 6 âyet Medine'de, diğerleri Mekke'de nâzil olmuştur. Bu sûrede, hac farizasının daha önce Hz. İbrahim tarafından başlatıldığından ve Hz. Muhammed (s. a.) tarafından da devam ettirildiğinden bahsedildiği için sûreye "Hac sûresi" denilmiştir.

    23-el-MÜ'MİNÛN

    118 (yüzonsekiz) âyet olup Mekke'de nâzil olmuştur. Özellikle ilk âyetlerinde kurtuluşa eren müminlerin ibadetlerinden, ahlâki yaşayışlarından ve nâil olacakları uhrevî nimetlerden bahsedildiği için sûre "el-Mü'minûn" adını almıştır. Nitekim Abdullah b. Abbas'tan rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber (s. a.), bu âyetlerin inzâlini müteakip, "Bana on âyet indi ki, durumu bunlara uyan cennete gidecektir" buyurdu ve bu sûrenin ilk on âyetini okudu.

    24-en-NÛR

    64 (altmışdört) âyetten ibaret olan sûrenin tamamı Medine'de nâzil olmuştur. "Nûr âyeti" diye bilinen 35. âyette Allah'ın, gökleri ve yeri aydınlatan nûrundan bahsedildiği için "Nûr sûresi" adını almıştır.

    25-el-FURKAN

    Bu sûre Mekke'de nâzil olmuştur, sadece üç âyetinin (68, 69, 70) Medine'de nâzil olduğu hakkında bir rivayet vardır. 77 (yetmişyedi) âyettir. Sûre, adını ilk âyetinde geçen "el-furkan" kelimesinden alır. "Furkan", hakkı bâtıldan ayırdeden demektir ve Kur'an-ı Kerim'in isimlerindendir.

    26-eş-ŞUARÂ

    Mekke'de nâzil olan bu sûre, 227 (ikiyüzyirmiyedi) âyettir. 224, 225, 226, 227. âyetleri (dört âyet), Medine'de nâzil olmuştur. "Şuarâ", şairler demektir; 224. âyetinde şairlerden sözedildiği için, sûre bu ismi almıştır. Muhaliflerin Kur'an'a karşı ileri sürdükleri iddialarından biri de, onun bir şair tarafından meydana getirilmiş olduğu idi. İşte Kur'an, Hz. Peygamber'in irşadı ile daha önceki peygamberlerin irşadlarının özde birleştiğini ve Kur'an'ın bir şair eseri olmadığını isbat ederek, bu iddiayı çürütmekte ve reddetmektedir.

    27-en-NEML

    Bu sûre, Mekke'de nâzil olmuştur. 93 (doksanüç) âyettir. "Neml" karınca demektir. 18. âyetinde, Süleyman aleyhisselâmın ordusuna yol veren karıncalardan söz edildiği için sûre bu ismi almıştır.

    28-el-KASAS

    Bu sûre Mekke'de nâzil olmuştur. 85. âyetinin hicret esnasında Mekke ile Medine arasında, 52 ilâ 55. âyetlerinin ise Medine'de nâzil olduğu rivayet edilmiştir. 88 (seksensekiz) âyettir. "Kasas", olaylar, hikâyeler demektir. İsmini 25. âyetinden almıştır. Sûrenin başlıca konularını, Hz. Musa'nın çocukluğundan itibaren hayatı, mücadeleleri; tevhid ehlinnin zaferi ve dünya servetine güvenilmemesi teºkil etmektedir.

    29-el-ANKEBÛT

    Mekke'de nâzil olan bu sûre 69 (altmışdokuz) âyettir. "Ankebût", örümcek demektir. 41. âyetinde kâfirlerin işleri örümcek ağına benzetildiği için sûre bu ismi almıştır.

    30-er-RÛM

    17. âyeti hariç, sûrenin tamamı Mekke'de nâzil olmuştur. 60 (altmış) âyettir. İranlılarla yapılan savaşta yenilmiş olan Rumların (Bizanslıların) tekrar galip gelecekleri anlatıldığından, sûreye bu isim verilmiştir.

    31-LOKMAN

    Mekke'de nâzil olmuºtur. 27, 28 ve 29. âyetlerinin Medine'de nâzil olduğu da rivayet edilmiştir. 34 (otuzdört) âyettir. Hz. Lokman'ın kıssasını anlattığı için bu adı almıştır.

    32-es-SECDE

    Adını 15. âyette geçen kelimeden alan bu sûre Mekke'de nâzil olmuştur. 18, 19 ve 20. âyetlerinin Medine'de nâzil olduğu da rivayet edilmiºtir. 30 (otuz) âyettir.

    33-el-AHZÂB

    Medine'de nâzil olmuştur. 73 (yetmişüç) âyettir. "Ahzâb", "hizb"in çoğuludur. Topluluk, gurup, bölük, parti gibi manalara gelir. Her gün mutad olarak devam edilen dua demetine, Kur'an cüzünün dörtte birine de hizip denir. Bu sûrede, müslümanlara karşı savaşmak üzere birleşen Arap kabilelerinden bahsedildiği için, bu isim verilmiştir. (Rivayete göre, bir takım ileri gelen müşrikler "Uhud" savaşından sonra Medine'ye gelmişler, münafıkların lideri Abdullah b. Übeyy'in evine misafir olmuşlardı. Hz. Peygamber bunlara, kendisiyle görüşmek üzere emân vermişti. Bu görüşme esnasında Resûlullah'a: Sen bizim taptıklarımızı diline dolamaktan vazgeç, "onlar menfaat sağlayabilir, şefâat edebilir" de, biz de seni Rabbinle başbaşa bırakalım, dediler. Orada bulunan müslümanların canları sıkıldı, onları öldürmek istediler. Bunun üzerine, verilmiş olan emânın bozulması konusunda Allah'tan korkmalarını ve kâfirler ile münafıkların sözlerine boyun eğmemelerini, Resûlullah'ın şahsında müminlerden isteyen 1. âyet nâzil oldu.

    34-SEBE'

    Mekke'de nâzil olmuştur. 54 (ellidört) âyettir. Yalnız 6. âyeti Medine'de inmiştir. Sûre adını, Yemen'de bir bölge veya kabile ismi olan Sebe' kelimesinin geçtiği 15. âyetten alır.

    35-FÂTIR

    Mekke'de nâzil olmuştur, 45 (kırkbeş) âyettir.

    36-YÂSÎN

    Sûre, ismini iki harften ibaret olan ilk âyetten almıştır. Mekke'de inmiştir. 83 (seksenüç) âyettir. Sûreye isim olarak verilen "yâsîn"in, genellikle "Ey insan!" manasına geldiği kabul edilir. Bununla kasdedilen, Hz. Peygamber'dir. Yâsîn sûresi Kur'an'ın kalbi kabul edilmiş ve müslümanlar arasında ayrı bir önem kazanmıştır. Fazileti hakkında hadisler vardır.

    37-es-SÂFFÂT

    Adını, saf tutmuş meleklere işaret eden ilk âyetten alan ve kâinattaki güçlerden söz eden bu sûre, Mekke'de inmiştir. 182 (yüzsekseniki) âyettir. İlk üç âyette, saf tutmuş meleklere, bulutları sevk ve idare eden güce, zikri yapan dile yahut insana yemin edilerek Allah'ın bir olduğu gerçeği ortaya konmuştur.

    38-SÂD

    Kamer sûresinden sonra Mekke'de inmiştir 88 (seksensekiz) âyettir. İsmini birinci âyette yer alan Sâd harfinden alır.

    39-ez-ZÜMER

    Mekke'de nâzil olmuştur. 75 (yetmişbeş) âyettir. Yalnız 53 - 55. âyetler Medine'de inmiştir. Adını, 71 ve 73. âyetlerde geçen mümin ve kâfirlerin oluşturduğu topluluklar anl***** gelen "zümer" kelimesinden almıştır.

    40-el-MÜ'MİN

    Aynı zamanda Gâfir adını da taşıyan bu sûre, 85 (seksenbeş) âyettir. 56 ve 57. âyetleri Medine'de inmiştir. Adını, Firavun ailesinden inanan bir kişinin vasıflarının sayıldığı 28 - 45. âyetlerden alır.

    41-FUSSILET

    Adını, 3. âyette geçen "fussılet" kelimesinden almıştır. Secde, Hâ, Mîm ve Mesâbih adları ile de anılan bu sûre, Mekke'de inmiştir. 54 (ellidört) âyettir.

    42-eş-ŞÛRÂ

    Mekke'de nâzil olan bu sûre 53 (elliüç) âyettir. Yalnız 23 - 26. âyetleri Medine'de inmiştir. Adını 38. âyette geçen ve müslümanların, işlerini aralarında danışma ile yapmalarının gereğini bildiren Şurâ kelimesinden almıştır.

    43-ez-ZUHRUF

    Zuhruf, altın ve mücevher anl***** gelir. Sûrede bunlardan söz edildiği ve Allah'ın insana sahip olduğu altın ve mücevherle değil, inanç ve davranışlarına göre değer verdiği anlatıldığı için sûre bu adla anılmıştır. Mekke'de inmiºtir ve 89 (seksendokuz) âyettir.

    44-ed-DUHÂN

    Mekke'de inen bu sûre 59 (ellidokuz) âyettir. Adını, onuncu âyette geçen ve duman manasına gelen "duhan" kelimesinden almıştır.

    45-el-CÂSİYE

    Mekke'de inmiştir. 37 (otuzyedi) âyettir. Adını, 28. âyette geçen ve kıyamette diz üstü çökenleri anlatan "câsiye"den almıştır. Bu sûreye şerîat ve dehr sûresi de denilmiºtir.

    46-el-AHKAF

    Âd kavminin yaşadığı bölgede rüzgârlar, "ahkaf" denen kum tepeleri meydana getiriyordu. İçinde bu kavmin yaşadığı bölge ve kum yığınlarından söz edildiğinden sûre Ahkaf adını almıştır; Mekke'de inmiştir; 35 (otuzbeş) âyettir.

    47-MUHAMMED

    Adını Peygamberimizin isminden alan bu sûreye aynı zamanda Kıtâl sûresi de denmiştir. Medine'de inmiştir, 38 (otuzsekiz) âyettir.

    48-el-FETİH

    İçinde İslâm'ın elde edeceği fetih, başarı ve zaferden bahsedildiği için Fetih adını alan bu sûre, hicretin altıncı yılında Hudeybiye antlaşması dönüşünde Mekke ile Medine arasında inmiş ve Medine'de inen sûrelerden sayılmıştır; 29 (yirmidokuz) âyettir.

    49-el-HUCURÂT

    Bu sûrede müminlere bazı görgü kuralları, Peygamber'e ve birbirlerine karşı nasıl davranacakları öğretilmektedir. Medine'de inmiştir. 18 (onsekiz) âyettir. Adını, dördüncü âyetteki "odalar" anl***** gelen "hucurât" kelimesinden alır.

    50-KAF

    Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır.

    51-ez-ZÂRİYÂT

    Mekke'de inmiştir. 60 (altmış) âyettir. İlk âyette geçen ve "rüzgârlar" anl***** gelen "zâriyât" kelimesi, sûrenin adı olmuştur.

    52-et-TÛR

    Mekke'de inmiştir. 49 (kırkdokuz) âyettir. Adını, birinci âyette geçen ve üzerinde Hz. Musa'ya Tevrat'ın indiği, böylece onun ilâhi hitaba mazhar olduğu Tûr dağından almıştır.

    53-en-NECM

    Mekke'de inmiştir. 62 (altmışiki) âyettir. Yalnız 32. âyeti Medine'de nâzil olmuştur.

    54-el-KAMER

    Ayın yarılması mucizesi bu sûrede anlatılır. Onun için bu adı almıştır. Mekke'de inmiºtir, 55 (ellibeº) âyettir.

    55-er-RAHMÂN

    Mekke'de inmiştir. 78 (yetmişsekiz) âyettir. İlk kelime olan "er-rahmân" sûreye ad olmuştur. Bu sûrede Allah'ın nimetleri sayılır. Bunlar sayılırken bütün şuurlu varlıklara hitaben "O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?" anl***** gelen ayet sık sık tekrar edilir.

    56-el-VÂKIA

    Mekke'de inmiştir: 96 (doksanaltı) âyettir. Adını ilk âyetinde geçen ve kıyamet olayını ifade eden "vâkıa" kelimesinden almıştır.

    57-el-HADÎD

    Arapça'da demir anl***** gelen "hadid" kelimesiyle isimlenen ve demirin önemine işaret ettiği için bu adı alan sûre Medine'de inmiştir. 29 (yirmidokuz) âyettir.

     
  14. -Luiпє.

    -Luiпє. <font face="Tahoma">Gerçekten de insanın hayatta k

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    60,869
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    » EŁiғ`м ♥
    58-el-MÜCÂDELE

    Medine'de inmiştir; 22 (yirmiiki) âyettir. Adını, ilk âyetinde geçen "tecâdilü" kelimesinden alır.

    59-el-HAªR

    Medine'de inmiştir. 2 - 7. âyetlerinde yahudi kabilelerinden Nadîroğullarının sürülmeleri hakkında bilgi verdiği için bu adı almıştır. 24 (yirmidört) âyettir.

    60-el-MÜMTEHINE

    Adını, 10. âyette geçen "imtehınû" kelimesinden alan bu sûde Medine'de inmiºtir; 13 âyettir.

    61-es-SAFF

    Adını, müminlerin saf tutarak Allah yolunda savaştıklarını bildiren 4. âyetinden almıştır; Medine'de inmiştir; 14 (ondört) âyettir.

    62-el-CUM'A

    Adını, 9. âyetinde geçen "cum'a" kelimesinden alır. Medine'de inmiştir; 11 (onbir) âyettir.

    63-el-MÜNÂFİKÛN

    Medine'de inmiştir; 11 (onbir) âyettir. Münafıkların davranışlarından söz ettiği için bu adı almıştır.

    64-et-TEĞÂBÜN

    Medine'de inmiştir; 18 (onsekiz) âyettir. Adını, dokuzuncu âyette geçen ve aldanma, kâr-zarar manasına gelen "teğâbün" kelimesinden alır.

    65-et-TALÂK

    "Talâk", boşama anl***** gelir. Sûre boşama konusunu ihtiva ettiği için bu ismi almıştır; Medine'de inmiştir. 12 (oniki) âyettir.

    66-et-TAHRÎM

    Adını Hz. Peygamber'in bazı yiyecekleri kendisine yasakladığını anlatan birinci âyetten alır. Medine'de nâzil olmuştur, 12 (oniki) âyettir.

    67-el-MÜLK

    Mekke'de nâzil olmuştur; 30 (otuz) âyettir. Adını, birinci âyetinde geçen "el-mülk" kelimesinden almıştır. Ayrıca Tebâreke, Münciye, Mücâdele, Mâni'a, Vâkiye adları ile de anılır. Bu sûreyi her gece okuyanın, pek büyük sevaba nâil olacağına ve sûrenin faziletlerine dair hadisler vardır.

    68-el-KALEM

    Mekke'de nâzil olmuştur, 52 (elliiki) âyettir. "Nûn" sûresi diye de anılır. Adını ilk âyetindeki "kalem" kelimesinden alır.

    69-el-HÂKKA

    Mekke'de nâzil olan bu sûre, 52 (elliiki) âyettir. Adını, ilk âyetindeki "el-hâkka" kelimesinden almıştır. "Hâkka"ya değişik manalar verilmiştir. "Hak" kökünden geldiği için, hepsinde hak ve hakikat manası vardır. Daha çok "kıyamet" manası verilmektedir.

    70-el-MEÂRİC

    Mekke'de nâzil olan bu sûre, 44 (kırkdört) âyettir. Adını, üçüncü âyetindeki "el-meâric" kelimesinden almıştır. Meâric, "ma'rec"in çoğulu olup "yükselme dereceleri" demektir.

    71-NÛH

    Mekke'de nâzil olmuştur; 28 (yirmisekiz) âyettir. Hz. Nuh'un ilâhî elçi olarak gönderilişi ve mücadeleleri anlatıldığından sûre bu ismi almıştır.

    72-el-CİNN

    Mekke'de nâzil olmuştur: 28 (yirmisekiz) âyettir. Cinlerin Kur'an dinleyip hidayete geldikleri anlatıldığından, sûre bu ismi almıştır. Hz. Peygamber, amcası Ebu Talip ve eşi Hz. Hatice'yi kaybettikten sonra Tâif'e gitmiş, orada çirkin davranışlarla karşılaşmıştı. Bu sıralarda Kureyş müşrikleri de müslümanlara karşı düşmanlıklarını iyice arttırmış bulunuyorlardı. işte Tâif dönüşünde nâzil olarak Resûl-i Ekrem'e teselli veren bu sûre, yalnız insanların değil, cinlerin de Kur'an'a tâbi olduklarını bildiriyor, İslâm'ın muzafferiyetini müjdeliyordu.

    73-el-MÜZZEMMİL

    Mekke'de nâzil olmuştur; 10, 11 ve 20. âyetlerinin Medine'de nâzil olduğu rivayet edilmiştir. 20 (yirmi) âyettir. Sûre, adını, ilk âyetindeki "el-müzzemmil" kelimesinden almıştır. "Müzemmil" örtünüp bürünen demektir.

    74-el-MÜDDESSİR

    Mekke'de nâzil olmuştur; 56 (ellialtı) âyettir. Sûre, adını ilk âyetindeki "el-müddessir" kelimesinden almıştır. "Müddessir", örtüsüne bürünen, sarınan demektir. Hz. Peygamber'e hitap eden ilk âyet, Müzzemmil sûresinden önce nâzil olmuştur.

    75-el-KIYÂME

    Mekke'de nâzil olan bu sûre, 40 (kırk) âyettir. Adını, ilk âyetinde geçen "el-kıyâme" kelimesinden almıştır.

    76-el-İNSÂN

    Mekke'de veya Medine'de nâzil olduğuna dair rivayetler vardır; 31 (otuzbir) âyettir. Adını ilk âyetinde geçen "el-insân" kelimesinden almıştır. "Hel etâke", "ed-Dehr", "el-Ebrâr" ve "el-Emşâc" isimleri ile de anılır.

    77-el-MÜRSELÂT

    Mekke'de inmiºtir. 50 (elli) âyettir. "Gönderilenler" anl***** gelen "el-mürselât" kelimesi ile başladığı için sûre bu adı almıştır. Müfessirler, "gönderilenler"den maksadın, âlemin idaresi ile görevli bir kısım melekler veya rüzgârlar, yahut peygamberler, yahut da Kur'an âyetleri olabileceğini belirtmişlerdir.

    78-en-NEBE'

    Meâric'den sonra inmiştir; ilk Mekkî sûrelerden olup 40 (kırk) âyettir. "Nebe' " haber demektir. Kıyamet haberlerini ihtiva ettiği için bu ad verilmiştir.

    79-en-NÂZİ'ÂT

    Nebe' sûresinden sonra Mekke'de inmiştir; 46 (kırkaltı) âyettir. Adını, "söküp çıkaranlar" manasına gelen "nâziât" kelimesinden alır. Ana fikir olarak kıyameti konu edinir. Cenab-ı Allah, sûrenin başında, kendilerini, ilk beş âyette belirtilen güç ve melekelerle donattığı varlıklara yemin etmektedir.

    80-ABESE

    Mekke'de inmiştir, 42 (kırkiki) âyettir. Adını, "yüzünü ekşitti, buruşturdu" anl***** gelen ilk kelimesinden almıştır. Bu sûrenin iniş sebebiyle ilgili olarak şöyle bir hadise nakledilmiştir: Efendimiz; Velîd, Ümeyye b. Halef, Utbe b. Rabîa gibi Kureyş'in ileri gelenlerine İslâm'ı anlattığı bir sırada âmâ olan Abdullah b. Ümmü Mektum gelir ve "Yâ Resûlallah! Allah'ın sana öğrettiklerinden bana da öğret" der. O esnada Resûlullah (a. s.) cevap vermez. Çünkü Kureyş'in bu ileri gelen kimseleri, zaten kendilerine özel muamele edilmesini istiyorlardı. Efendimiz onları gücendirmek istemedi. Abdullah tekrar seslenince elinde olmayarak yüz hatları değişti. Bu esnada onlar kalkıp gittiler. Biraz sonra bu âyetler geldi. Resûlullah'ın bazı davranışlarını tenkit ve onu ikaz mahiyetinde gelen bu ve benzeri âyetler, onun hak peygamber olduğuna en büyük delildir. Zira hiç kimse kendisini bu ºekilde tenkit etmez.

    81-et-TEKVÎR

    Mekke'de inmiştir, 29 (yirmidokuz) âyettir. Sûrenin başında güneşin dürülmesinden söz edilmiş ve adını da buradan almıştır. Sûrenin söz dizisinde, ihtiva ettiği konuya ilişkin anlamları yankılandıran ve güçlendiren mükemmel bir musikî taklit edilemez bir âhenk vardır.

    82-el-İNFİTÂR

    Nâziât sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 19 (ondokuz) âyettir. Manası "yarılmaktır"tır. Göğün yarılmasından söz ederek başladığı için bu adı almıştır. Konusu ahiret âlemidir.

    83-el-MUTAFFİFÎN

    Mekke'de inmiştir, 36 (otuzaltı) âyettir. Ölçü ve tartılarında hile yapanları kötüleyerek başladığı için bu adı almıştır.

    84-el-İNŞİKAK

    İnfitâr sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 25 (yirmibeş) âyettir. Göğün yarılmasından söz ettiği için bu adı almıştır.

    85-el-BÜRÛC

    Şems sûresinden sonra Mekke'de inmiştir; 22 (yirmiiki) âyettir. "Bürûc", burc kelimesinin çoğuludur. Sûrede burçları olan gökyüzüne, kıyamet gününe ve o güne tanıklık edecek olanlarla, yine o gün müşahede edilecek olaylara yemin edildikten sonra Yemen'de geçmiş bir olaya temas edilir: Yahudi Zûnuvas ve adamları, yahudiliği kabul etmeyen Necran hıristiyanlarını, Hendek içinde yakılmış bir ateşe atarak yakarlar ve yanmakta olan insanları seyrederler. Bu şekilde işkence ile yakılıp öldürülen kimseler inançları uğrunda ölmüşlerdir.

    86-et-TÂRIK

    Beled sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 17 (onyedi) âyettir. Adını, 1. âyette geçen "târık" kelimesinden alır. Târık, geceleyin gelen, şiddetlice vuran, kapı çalan demektir. Sûrede geçen târık ise gece fazla ışık saçan yıldıza denir ki, bu, sabah yıldızıdır. Mecâzî olarak da ünlü kişiye denir. Bir edebî sanat olarak cahiliye devri geceye, o devirde gelen Hz. Peygamber de geceyi aydınlatan ve sabahı müjdeleyen sabah yıldızına benzetilmiş olabilir.

    87-el-A'LÂ

    Allah'ın "Yüce" anlamındaki adıyla başladığı için "el-A'lâ" denilen bu sûre 19 (ondokuz) âyet olup, Mekke'de inen ilk sûrelerdendir. Cenab-ı Allah bu sûrede kâinatın esrarını, oluşunu, işleyişini özlü bir anlatımla ifade etmiştir.

    88-el-ĞÂŞİYE

    Adını, ilk âyette geçen ve her şeyi saran, kaplayan, dehşeti her şeye ulaşan kıyamet günü anl***** gelen "ğâşiye" kelimesinden alır. İlk gelen sûrelerden olup, Zâriyât sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. Bu sûrede kıyamet ve ahirete ait haberler vardır. ayrıca Allah'ın varlığını anlamaya yardım edecek bazı kevnî deliller serdedilmiştir. Hayatın bir plan ve program içinde akıp gittiği, bu akışın sonunda Allah'a varılacağı ve O'nun katında hesap verileceği anlatılır. 26 (yirmialtı) âyettir.

    89-el-FECR

    Fecr, tan yerinin ağarması ve şafak manasına gelir. Fecr sûresi, Leyl sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 30 (otuz) âyettir. Bu sûrede eski kavimlere ait kıssalar hatırlatılır. İnsanoğlunun kötülüğe yönelmekte olduğu belirtilerek bunun kötü sonucu, dünya hayatından sonraki hayat ve oradaki durumlar kısaca anlatılır.

    90-el-BELED

    Mekke'de Kaf sûresinden sonra inmiştir. 20 (yirmi) âyettir. Adını, ilk âyette geçen, Mekke'yi anlatan ve "şehir" anl***** gelen "beled" kelimesinden almaktadır. Bu sûrede insanın yaratılışından, onun bazı davranışlarından, insana verilen üstün vasıflardan, o vasıfları iyiye kullanmayanın kötü âkıbetinden, iyiye kullananların da mutlu geleceklerinden söz edilir.

    91-eº-ªEMS

    Kadir sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 15 (onbeş) âyettir. Adını, sûrenin ilk kelimesi olan ve "güneş" anl***** gelen "şems"ten alır. Bu sûrede insanın yaratılışında var olan iki özellik ele alınır: İyilik ve kötülük. İnsanın yaratılışında, iyi olmak da kötü olmak da kabiliyet olarak vardır.

    92-el-LEYL

    Geceye yeminle başladığı için "Leyl" denilmiştir. Mekke'de inmiştir, 21 (yirmibir) âyettir. Bu sûrede insanoğlunun iki zıt davranışından, cömertlik ve cimrilikten bahsedilir. İmanlı olmakla cömertlik, imansızlıkla cimrilik arasındaki ilişkiye dikkat çekilir.

    93-ed-DUHÂ

    Duhâ, kuşluk vakti demektir. Sûre, adını ilk ayette geçen bu kelimeden alır. Fecr sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 11 (onbir) âyettir. Sûrede âhir zaman Peygamberinin hususiyetlerinden biri yani yetim oluşu ele alınır ve kendisi teselli edilir.

    94-el-İNŞİRÂH

    "İnşirâh" açılmak, genişlemek, sevinmek manalarına gelir. Duhâ sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 8 (sekiz) âyettir. Bu sûrede Peygamberimizin, çocukluğunda risalete hazırlamak üzere kalbinnin açılıp arıtılmasından söz edilmektedir. Ayrıca, onun getirdiği dindeki kolaylıklara dikkat çekilerek Allah'a ºükretmeye teºvik edilmektedir.

    95-et-TÎN

    "Tîn", dağ adı veya incir demektir. Bürûc sûresinden sonra Mekke'de inmiºtir, 8 (sekiz) âyettir.

    96-el-ALAK

    Alak, insanın yaratılış safhalarından olan aşılanmış yumurtayı ifade eder. Bu sûreye "İkra' sûresi" de denir. Mekke'de inmiştir; 19 âyettir. İlk 5 âyeti, Kur'an'ın ilk inen âyetleridir. Bu sûrede okumanın, öğrenmenin üstünlüğü, insanın yaratılışı, kalemin özelliği, bunların insana Allah'ın ihsanı olduğu, insanın bunları düşünmesi, Rabbine itaat etmesi gerektiği, aksi halde azaba dûçar olacağı anlatılır.

    97-el-KADR

    Kadir gecesinden söz ettiği için bu adı almıştır. Abese sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 5 (beş) âyettir. Sûrede, Kadir gecesinden, onun faziletinden, o gecede meleklerin yeryüzüne iniºinden bahsedilir.

    98-el-BEYYİNE

    Açık delil manasına gelen ve birinci âyette geçen "beyyine" kelimesi sûreye ad olmuştur. Talâk sûresinden sonra Medine'de inmiştir, 8 (sekiz) âyettir. Bu sûrede kâfirlerden ve müşriklerden söz edilmiş, onların bazı davranışları anlatılmış, inanan ve iyi işler yapanların kurtuluşa ereceği ifade edilmiºtir.

    99-ez-ZİLZÂL

    Deprem demek olan "zilzâl", sûrenin ilk âyetinde geçer. Nisâ sûresinden sonra Medine'de inmiştir, 8 (sekiz) âyettir. Kıyametin kopmasından, insanların yeniden dirilip hesap vermelerinden, herkesin -iyi ya da kötü- ettiğini bulacağından bahseder.

    100-el-ÂDİYÂT

    Âdiyât, koşan atlar demektir. Asr sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 11 (onbir) âyettir. Bu sûrede insanoğlunun nankörlüğünden, kıyamet günü ortaya çıkacak acıklı durumdan söz edilir.

     
  15. -Luiпє.

    -Luiпє. <font face="Tahoma">Gerçekten de insanın hayatta k

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    60,869
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    » EŁiғ`м ♥
    101-el-KÂRİA

    Kâria, kapı çalan demektir ve kıyamet kasdedilmiştir. Kureyş sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 11 (onbir) âyettir. Bu sûrede, kıyametin kopuşunda meydana gelecek olaylardan ve insanın âkıbetinden söz edilmiştir.

    102-et-TEKÂSÜR

    Tekâsür, çokluk yarışı ve çoklukla övünmek demektir. Kevser sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 8 (sekiz) âyettir. Cahiliye Arapları, mal, evlât ve akrabalarının çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de isbat etmek için kabirlere gider, ölmüş akrabalarının çokluğuyla övünürlerdi. Sûrede onların bu tutumu eleştirilmekte ve gerçek üstünlüğün ahirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir.

    103-el-ASR

    Asr, yüzyıl, ikindi vakti ve meyvenin suyunu çıkarmak gibi manalara gelir. "Asr"a yemin ile söze başladığı için bu adı almıştır. İnşirâh sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 3 (üç) âyettir. Sûrede kurtuluşun imana, iyi işler yapmaya hakkı ve sabrı tavsiye etmeye bağlı olduğu anlatılmıştır.

    104-el-HÜMEZE

    Hümeze, birini arkasından çekiştirmek, onunla alay etmek, kırmak ve incitmek manalarına gelir. Kıyamet sûresinden sonra Mekke'de inmiºtir, 9 (dokuz) âyettir.

    105-el-FÎL

    Kâbe'yi yıkmak isteyen Ebrehe'nin fillerle hücumunu konu edindiği için bu adı almıştır. Kâfirûn sûresinden sonra Mekke'de inmiºtir, 5 (beº) âyettir.

    106-KUREYª

    Kureyş'e cahiliye devrinde verilen bazı imtiyazlardan bahsettiği için bu adı almıştır. Tîn sûresinden sonra Mekke'de inmiºtir, 4 (dört) âyettir.

    107-el-MÂÛN

    Mâûn, zekât vermek yahut bir şeyi geçici olarak kullanması için birine vermek şeklinde yardım demektir. Âlimlerin çoğuna göre tamamı Mekke'de inmiştir, 7 (yedi) âyettir. Dini yalanlayan, iyilikten uzak duran kimseler hakkında inmiştir.

    108-el-KEVSER

    Kevser, çok nimet demektir; ayrıca cennette bir havuzun da adıdır. Âdiyât sûresinden sonra Mekke'de inen bu sûre 3 (üç) âyettir. Erkek çocukları yaşamadığı için Peygamberimize müşrikler, nesli kesik manasına "ebter" dediler. Sûrede buna cevap verilmiştir.

    109-el-KÂFİRÛN

    Kâfirlerden söz ettiği için bu adı almıştır. Mâûn sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 6 (altı) âyettir.

    110-en-NASR

    Nasr, yardım demektir. Sûrede Allah'ın Hz. Peygamber'e yardım ederek fetihlere kavuşturduğu ifade edildiği için bu adı almıştır. Bu sûre, Mekke'nin fethi sırasında inmiş olmakla beraber Medine devrinde yani hicretten sonra indiği için medenî (Medine'de inen) sûrelerdendir. 3 (üç) âyettir. İslâm zaferini haber verir. İbn Ömer'den gelen rivayete göre bu sûre indikten sonra Peygamberimiz seksen gün yaşamıştır.

    111-TEBBET

    Tebbet, "kurusun" manasına bedduadır. Ebu Leheb hakkında inmiştir. Zira o, eziyet etmek kasdıyla Resûlullah'ın yoluna gizlice diken koymuş, bu işte kendisine karısı da yardım etmişti. Sûre, "Mesed sûresi" diye de anılır. Fâtiha sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 5 (beş) âyettir. (Bir rivayete göre Şuarâ sûresinin 124. âyeti gereğince Efendimiz yakın akrabasını çağırarak, onları İslâm'a dâvet etmişti. Amcası Ebû Leheb galiz sözler sarfederek, "Bizi bunun için mi çağırdın?" demişti. Bunun üzerine bu sûre indi.)

    112-el-İHLÂS

    İhlâs, samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak, esaslarını sırf Allah rızası için uygulamak anl*****dır. Mekke'de inmiştir, 4 (dört) âyettir. İslâm'ın tevhid akîdesinin en özlü ve anlamlı ifadesidir.

    113-el-FELAK

    Felak, sabah manasına geldiği gibi yarmak manasına da gelir. Bunndan sonra gelen Nâs sûresiyle birlikte ikisine "iki koruyucu" anlamında "muavvizeteyn" denir. Bu sûrelerin şifa maksadıyla okunduğuna dair hadisler vardır. Medine'de inmiºtir. 5 (beº) âyettir.

    114-en-NÂS

    Nâs, insanlar demektir. Medine'de inmiştir, 6 (altı) âyettir.

     
  16. -Mανι.

    -Mανι. <font color="royalblue"><b>."мανι". нυу∂υя вєη∂є..

    Katılım:
    19 Ağustos 2011
    Mesaj:
    18,913
    Ödül Puanları:
    36
    Emeğine sağlık..
     
  17. ABYSS

    ABYSS New Member

    Katılım:
    2 Eylül 2012
    Mesaj:
    76
    Ödül Puanları:
    0

    52-et-TÛR

    Mekke'de inmistir. 49 (kirkdokuz) âyettir. Adini, birinci âyette geçen ve üzerinde Hz. Musa'ya Tevrat'in indigi, böylece onun ilâhi hitaba mazhar oldugu Tûr dagindan almistir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    1.Tûr'a, andolsun ki,
    2.Satir satir yazilmis Kitab'a,
    3.Yayilmis ince deri üzerine,
    4 Beyt-i Ma'mûr'a,
    5.Yükseltilmis tavana(göge),
    6.Kaynatilmis denize (bunlara andolsun ki),
    7.Rabbinin azabi mutlaka vuku bulacaktir.
    8.Ona engel olacak hiçbir sey yoktur.
    9.O gün gök sallanip çalkalanir.
    10.Daglar yürüdükçe yürür.
    11.Yalanlayanlarin vay haline o gün!
    12.Ki onlar daldiklari bâtil içinde oyalanip duranlardir.
    13.O gün cehennem atesine itilip atilirlar :
    14. "Iste yalanlayip durdugunuz ates budur!" denilir.
    15. Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?
    16. Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artik sizin için birdir. Siz ancak yaptiklarinizin karsiligina çarptirilacaksiniz.
    17. Süphesiz (kötülüklerden) korunanlar cennetlerde ve nimet içindedirler.
    18. Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefâ sürerler, (Zira) Rableri onlari, cehennem azabindan korumustur.
    19. Onlara: Yaptiklariniza karsilik âfiyetle yeyin,için (denilir).
    20." Sira sira dizilmis koltuklara yaslanarak"Onlari,ceylan gözlü hûrilerle evlendirmisizdir:
    21. Iman eden ve soylarindan gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! Iste biz, onlarin nesillerini de kendilerine kattik. Onlarin amellerinden de bir sey eksiltmedik. Herkes kazandiklarina karsi bir rehindir.
    22. Onlara canlarinin istedigi meyve ve etten bol bol verdik.
    23. Orada karsilikli kadeh tokustururlar, ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardir ne de günaha girme.
    24. Hizmetlerine verilmis, (kabugunda) sakli inci gibi gençler etraflarinda dönüp dolasirlar.
    25. Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:
    26. Derler ki: "Daha önce biz, aile çevremiz içinde bile (ilâhî azaptan) korkardik."
    27. "Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine isleyen azaptan korudu."
    28. "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvariyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur."
    29. (Resûlüm!) Sen ögüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
    30. Yoksa onlar: (O,) bir sairdir; onun, zamanin felâketlerine ugramasini bekliyoruz mu diyorlar?
    31. De ki: Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
    32. Onlara akillari mi bunu emreder, yoksa onlar, azgin bir topluluk mudur?
    33. Yahut "Onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar? Hayir, onlar iman etmezler.
    34. Eger dogru iseler onun benzeri bir söz getirsinler.
    35. Acaba onlar herhangi bir yaratici olmadan mi yaratildilar? Yoksa kendileri mi yaraticidirlar?
    36. Yoksa gökleri ve yeri onlar mi yarattilar? Hayir! Onlar bir türlü anlayip inanmazlar.
    37. Yahut Rabbinin hazineleri onlarin yaninda midir? Ya da her seye hakim olan kendileri midir?
    38. Yoksa onlarin, üzerine çikip gizli sirlari dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, açik bir delil getirsinler.
    39. Yoksa kizlar O'nun, ogullar da sizin mi?
    40. Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar agir bir borç altinda eziliyorlar mi?
    41. Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarinda da, onlar mi yaziyorlar?
    42. Yahut bir tuzak mi kurmak istiyorlar? Asil tuzaga düsecek olanlar, inkâr edenlerdir.
    43. Veya onlarin Allah'tan baska bir tanrisi mi var? Allah, onlarin ortak kostuklari seylerden uzaktir.
    44. Gökten düsen bir kütle görseler "Üst üste yigilmis bulutlardir" derler.
    45. Artik çarpilacaklari günlerine kavusuncaya kadar onlari kendi hallerine birak.
    46. O gün planlari kendilerine hiçbir fayda vermez ve yardim da görmezler.
    47. Süphesiz zulmedenlere, ondan baska da azap vardir. Fakat çoklari bilmezler.
    48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktigin zaman da Rabbini hamd ile tesbih et.
    49. Gecenin bir kisminda ve yildizlarin batisindan sonra da O'nu tesbih et.
     
  18. HAYALCE

    HAYALCE <b><font face="Comic Sans MS"><font color="Navy"><

    Katılım:
    13 Nisan 2013
    Mesaj:
    717
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenim Görevlisi
    Şehir:
    =)
    TeşekkürLER Bayağı Emek Vermişşin
     

Bu Sayfayı Paylaş