Kur'an-ı Kerim Tüm Süreler Ve Anlamlarıyla

'Dualar ve Sureler' forumunda ¦Żακκυм¦ tarafından 12 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 21-el-ENBIYÂ
    • Enbiyâ sûresi, 112 (yüzoniki) âyettir ve Mekke'de nâzil olmustur. Baska konular yaninda bilhassa bazi peygamberler ve onlarin kavimleriyle olan münasebetlerinden bahsettigi için Enbiyâ (Peygamberler) sûresi adini almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Insanlarin hesaba çekilecekleri (gün) yaklasti. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.
    • 2. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak dinlerler.
    • 3.Kalpleri hep eglencede(gaflette),hem o zalimler su gizli fisiltiyi yaptilar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beser olmaktan baska nedir ki! Siz simdi gözünüz göre göre büyüye mi kapiliyorsunuz?
    • 4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmis) her sözü bilir. O, hakkiyla isiten ve bilendir.
    • 5. "Hayir, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalardir; bilakis onu kendisi uydurmustur; belki de o, sairdir. (Eger öyle degilse) bize hemen, öncekilere gönderilenin benzeri bir âyet getirsin."
    • 6. Bunlardan önce helâk ettigimiz hiçbir belde iman etmemisti; simdi bunlar mi iman edecekler?
    • 7. Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdigimiz kisilerden baskasini peygamber olarak göndermedik. Eger bilmiyorsaniz bilenlerden sorunuz.
    • 8. Biz onlari (peygamberleri), yemek yemez birer (cansiz) ceset olarak yaratmadik. Onlar (bu dünyada) ebedî de degillerdir.
    • 9. Sonra onlara (verdigimiz) sözü yerine getirdik; böylece, hem onlari hem de diledigimiz (baska) kimseleri kurtulusa erdirdik; müsrifleri de helâk ettik.
    • 10. Andolsun, size içinde sizin için ögüt bulunan bir kitap indirdik. Hâla akillanmaz misiniz?
    • 11. Zalim olan nice beldeyi kirip geçirdik; arkasindan da nice baska topluluklar vücuda getirdik.
    • 12. Azabimizi hissettiklerinde bir de bakarsin ki oralardan (azap bölgesinden) kaçiyorlar!
    • 13. "Kaçmayin! Içinde bulundugunuz refaha ve yurtlariniza dönün! Çünkü size sorular sorulacak!"
    • 14. "Vay basimiza gelenlere! dediler; gerçekten biz zalim insanlarmisiz."
    • 15. Biz kendilerini, kuruyup biçilmis ekine, sönmüs atese çevirinceye kadar bu feryatlari sürüp gider.
    • 16. Biz, gögü, yeri ve bunlar arasindakileri, oyuncular (isi, eglencesi) olarak yaratmadik.
    • 17. Eger bir eglence edinmek isteseydik, onu kendi tarafimizdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan degiliz.
    • 18. Bilakis biz, hakki bâtilin tepesine bindiririz de o, bâtilin isini bitirir. Bir de bakarsiniz ki, bâtil yok olup gitmistir. (Allah'a) yakistirdiginiz sifatlardan dolayi yaziklar olsun size!
    • 19. Göklerde ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.
    • 20. Onlar, bikip usanmaksizin gece gündüz (Allah'i) tesbih ederler.
    • 21. Yoksa (o müsrikler), yerden birtakim tanrilar edindiler de, (ölüleri) onlar mi diriltecekler?
    • 22. Eger yerde ve gökte Allah'tan baska tanrilar bulunsaydi, yer ve gök, (bunlarin nizami) kesinlikle bozulup gitmisti. Demek ki Ars'in Rabbi olan Allah, onlarin yakistirdiklari sifatlardan münezzehtir.
    • 23. Allah, yaptigindan sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.
    • 24. Yoksa O'ndan baska birtakim tanrilar mi edindiler? De ki: Haydi delillerinizi getirin! Iste benimle beraber olanlarin Kitab'i ve benden öncekilerin Kitab'i. Hayir, onlarin çogu hakki bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.
    • 25. Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: "Benden baska Ilâh yoktur; su halde bana kulluk edin" diye vahyetmis olmayalim.
    • 26. Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâsâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmus kullardir.
    • 27. O'ndan (emir almazdan) önce konusmazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.
    • 28. Allah, onlarin önlerindekini de, arkalarindakini de (yaptiklarini da, yapacaklarini da) bilir. Allah rizasina ulasmis olanlardan baskasina sefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
    • 29. Onlardan her kim: "Tanri O degil, benim!" derse, biz onu cehennemle cezalandiririz. Iste biz, zalimlere böyle ceza veririz!
    • 30. Inkâr edenler, göklerle yer bitisik bir halde iken bizim, onlari birbirinden kopardigimizi ve her canli seyi sudan yarattigimizi görüp düsünmediler mi? Yine de inanmazlar mi?
    • 31. Onlari sarsmasin diye yeryüzünde bir takim daglar diktik. Orada genis genis yollar açtik; ta ki maksatlarina ulassinlar.
    • 32. Biz, gökyüzünü korunmus bir tavan gibi yaptik. Onlar ise, gökyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler.
    • 33. O, geceyi, gündüzü, günesi, ayi... yaratandir. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
    • 34. Biz, senden önce de hiçbir besere ebedîlik vermedik. Simdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?
    • 35. Her canli, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayirla da, serle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.
    • 36. (Resûlüm!) Kâfirler seni gördükleri zaman: "Sizin ilâhlarinizi diline dolayan bu mu?" diyerek seni hep alaya alirlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah'in Kitabini inkâr edenlerin ta kendileridir.
    • 37. Insan, aceleci (bir tabiatta) yaratilmistir. Size âyetlerimi gösterecegim; benden acele istemeyin.
    • 38. "Eger, diyorlar, dogru iseniz, ne zaman (gerçeklesecek) bu tehdit?"
    • 39. Inkâr edenler, yüzlerinden ve sirtlarindan (saran) atesi savamayacaklari, kendilerine yardim dahi edilmeyecegi zamani bir bilselerdi!
    • 40. Bilâkis kendilerine o (kiyamet) öyle âni gelir ki, onlari sasirtir. Artik, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
    • 41. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ama onlari alaya alanlari, o alay konusu ettikleri sey kusativerdi.
    • 42. De ki: Allah'a karsi sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna ragmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler.
    • 43. Yoksa kendilerini bize karsi savunacak birtakim ilâhlari mi var? (O ilâh dedikleri seyler) kendilerine bile yardim edecek güçte degildirler. Onlar bizden de alâka ve destek görmezler.
    • 44. Evet, onlari da, atalarini da barindirdik. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksiltecegimizi görmezler mi? Su halde, üstün gelen onlar mi?
    • 45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sagir olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çagriyi duymazlar.
    • 46. Andolsun, onlara Rabbinin azabindan ufak bir esinti dokunsa, hiç süphesiz, "Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermisiz!" derler.
    • 47. Biz, kiyamet günü için adalet terazileri kurariz. Artik kimseye, hiçbir sekilde haksizlik edilmez. (Yapilan is,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.
    • 48. Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir isik, bir ögüt ve Furkan'i verdik.
    • 49. (O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygi gösterirler. Yine onlar, kiyametten korkan kimselerdir.
    • 50. Iste bu (Kur'an) da, bizim indirdigimiz hayirli ve faydali bir ögüttür. Simdi onu inkâr mi ediyorsunuz?
    • 51. Andolsun biz Ibrahim'e daha önce rüsdünü vermistik. Biz onu iyi tanirdik.
    • 52. O, babasina ve kavmine: Su karsisina geçip tapmakta oldugunuz heykeller de ne oluyor? demisti.
    • 53. Dediler ki: Biz, babalarimizi bunlara tapar kimseler bulduk.
    • 54. Dogrusu, siz de, babalariniz da açik bir sapiklik içindesiniz, dedi.
    • 55. Dediler ki: Bize gerçegi mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin?
    • 56. Hayir, dedi, sizin Rabbiniz, yarattigi göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna sahitlik edenlerdenim.
    • 57. Allah'a yemin ederim ki, siz ayrilip gittikten sonra putlariniza bir oyun oynayacagim!
    • 58. Sonunda Ibrahim onlari paramparça etti. Yalniz onlarin büyügünü birakti; belki ona müracaat ederler diye.
    • 59. Bunu tanrilarimiza kim yapti? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler.
    • 60. (Bir kismi:) Bunlari diline dolayan bir genç duyduk; kendisine Ibrahim denilirmis, dediler.
    • 61. O halde, dediler, onu hemen insanlarin gözü önüne getirin. Belki sahitlik ederler.
    • 62. Bunu ilâhlarimiza sen mi yaptin ey Ibrahim? dediler.
    • 63. Belki de bu isi su büyükleri yapmistir. Hadi onlara sorun; eger konusuyorlarsa! dedi.
    • 64. Bunun üzerine, kendi vicdanlarina dönüp (kendi kendilerine) "Zalimler sizlersiniz, sizler!" dediler.
    • 65. Sonra tekrar eski inanç ve tartismalarina döndüler: Sen bunlarin konusmadigini pek âlâ biliyorsun, dediler.
    • 66. Ibrahim: Öyleyse, dedi, Allah'i birakip da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir seye hâla tapacak misiniz?
    • 67. Size de, Allah'i birakip tapmakta oldugunuz seylere de yuh olsun! Siz akillanmaz misiniz?
    • 68. (Bir kismi:) Eger is yapacaksaniz, yakin onu da tanrilariniza yardim edin! dediler.
    • 69. "Ey ates! Ibrahim için serinlik ve esenlik ol!" dedik.
    • 70. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onlari, daha çok hüsrana ugrayanlar durumuna soktuk.
    • 71. Biz, onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdigimiz ülkeye ulastirdik.
    • 72. Ona (Ibrahim'e), Ishak'i ve fazladan bir bagis olmak üzere Ya'kub'u lütfettik; herbirini sâlih insanlar yaptik.
    • 73. Onlari, emrimiz uyarinca dogru yolu gösteren önderler yaptik ve kendilerine hayirli isler yapmayi, namaz kilmayi, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.
    • 74. Lût'a gelince, ona da hüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarlik) ve ilim verdik; onu, çirkin isler yapmakta olan memleketten kurtardik. Zira onlar (o memleketin halki), gerçekten fena isler yapan kötü bir kavimdi.
    • 75. Onu (Lût'u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi.
    • 76. Daha önce Nuh da dua etmis, biz onun duasini kabul etmistik. Böylece, kendisini ve (iman eden) yakinlarini büyük sikintidan kurtarmistik.
    • 77. Onu, âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gömdük.
    • 78. Davud ve Süleyman'i da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardi: bir gurup insanin koyun sürüsü, geceleyin basibos bir vaziyette bu ekinin içine dagilip ziyan vermisti. Biz onlarin hükmünü görüp bilmekte idik.
    • 79. Böylece bunu (bu fetvayi) Süleyman'a biz anlatmistik. Biz, onlarin her birine hüküm (hükümdarlik, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuslari ve tesbih eden daglari da Davud'a boyun egdirdik. (Bunlari) biz yapmaktayiz.
    • 80. Ona, savas sikintilarinizdan sizi korumasi için zirh yapmayi ögrettik. Artik sükredecek misiniz?
    • 81. Süleyman'in emrine de kasirga (gibi esen) rüzgâri verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattigimiz yere dogru eserdi. Biz herseyi biliriz.
    • 82. Seytanlar arasindan da, onun için dalgiçlik eden (ve inciler çikaran) ve bundan baska isler görenler vardi. Biz onlari gözetim altinda tutuyorduk.
    • 83. Eyyub'u da (an). Hani Rabbine: "Basima bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmisti.
    • 84. Bunun üzerine biz, tarafimizdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatira olmak üzere onun duasini kabul ettik; kendisinde dert ve sikinti olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradini, ayrica bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.
    • 85. Ismail'i, Idris'i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.
    • 86. Onlari rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.
    • 87. Zünnûn'u da (Yunus'u da zikret). O öfkeli bir halde geçip gitmisti; bizim kendisini asla sikistirmayacagimizi zannetmisti. Nihayet karanliklar içinde: "Senden baska hiçbir tanri yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" diye niyaz etti.
    • 88. Bunun üzerine onun duasini kabul ettik ve onu kederden kurtardik. Iste biz müminleri böyle kurtaririz.
    • 89. Zekeriyya'yi da (an). Hani o, Rabbine söyle niyaz etmisti: Rabbim! Beni yalniz birakma! Sen, vârislerin en hayirlisisin, (her sey sonunda senindir).
    • 90. Biz onun da duasini kabul ettik ve ona Yahya'yi verdik; esini de kendisi için (çocuk dogurmaya) elverisli kildik. Onlar (bütün bu peygamberler), hayir islerinde kosusurlar, umarak ve korkarak bize yalvarirlardi; onlar, bize karsi derin saygi içindeydiler.
    • 91. Irzini iffetle korumus olani (Meryem'i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oglunu cümle âlem için bir ibret kildik.
    • 92. Hakikaten bu (bütün peygamberler ve onlara iman edenler) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bana kulluk edin.
    • 93. (Insanlar) kendi aralarinda (din ve devlet) islerinin birligini bozdular. Halbuki hepsi bize döneceklerdir.
    • 94. Bu durumda her kim mümin olarak iyi davranislar yaparsa onun çabasini görmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktayiz.
    • 95. Helâk ettigimiz bir belde için artik (yeniden mâmur olmak) imkânsizdir; çünkü onlar geri dönemeyeceklerdir.
    • 96. Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (sedleri) açildigi ve onlar her tepeden akin ettigi zaman;
    • 97. Ve gerçek vaad (ölüm, kiyamet) yaklasinca, birden, inkâr edenlerin gözleri donakalir! "Yaziklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmisiz; hatta biz zalim kimselermisiz."
    • 98. Siz ve Allah'in disinda taptiginiz seyler cehennem yakitisiniz. Siz oraya gireceksiniz.
    • 99. Eger onlar birer tanri olsalardi oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tapilanlar da) orada ebedî kalacaklardir.
    • 100. Orada onlara inim inim inlemek düser. Yine onlar orada (hiçbir iyi haber) duymazlar.
    • 101. Tarafimizdan kendilerine güzel âkibet takdir edilmis olanlara gelince, iste bunlar cehennemden uzak tutulurlar.
    • 102. Bunlar onun ugultusunu duymazlar; gönüllerinin diledigi nimetler içinde ebedî kalirlar.
    • 103. En büyük dehset dahi onlari tasalandirmaz. Melekler kendilerini söyle karsilar: Iste bu size vâdedilmis olan (mutlu) gününüzdür.
    • 104. (Düsün o) günü ki, yazili kâgitlarin tomarini dürer gibi gögü toplayip düreriz. Tipki ilk yaratmaya basladigimiz gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize aldigimiz bir vaad oldu. Biz, (vâdettigimizi) yapariz.
    • 105. Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne iyi kullarim vâris olacaktir" diye yazmistik.
    • 106. Iste bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vardir.
    • 107. (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
    • 108. De ki: Bana sadece, sizin ilâhinizin ancak bir tek Allah oldugu vahyedildi. Hâla müslüman olmayacak misiniz?
    • 109. Eger yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunani) hepinize açikladim. Artik size vâdolunan sey (mahserde toplanma zamaniniz) yakin mi uzak mi, bilmiyorum.
    • 110. Süphesiz Allah sözün açigini da bilir, gizli tuttuklarinizi da bilir.
    • 111. Bilmiyorum, belki de o (azabin ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydalandirmak içindir.
    • 112. (Muhammed:) Rabbim! (Onlar hakkinda) adaletinle hükmünü ver. Bizim Rabbimiz Rahmân'dir. Sizin anlattiklariniza karsi yardimi umulandir, dedi.
     
  2. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 22-el-HACC
    • Sûre 78 (yetmissekiz) âyettir. Müfessirlerin çogunluguna göre 19. âyetten itibaren 6 âyet Medine'de, digerleri Mekke'de nâzil olmustur. Bu sûrede, hac farizasinin daha önce Hz. Ibrahim tarafindan baslatildigindan ve Hz. Muhammed (s. a.) tarafindan da devam ettirildiginden bahsedildigi için sûreye "Hac sûresi" denilmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • l. Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kiyamet vaktinin depremi müthis bir seydir!
    • 2. Onu gördügünüz gün, her emzikli kadin emzirdigi çocugu unutur, her gebe kadin çocugunu düsürür. Insanlari da sarhos bir halde görürsün. Oysa onlar sarhos degillerdir; fakat Allah'in azabi çok dehsetlidir!
    • 3. Insanlardan, bilgisi olmaksizin Allah hakkinda tartismaya giren ve her inatçi seytana uyan birtakim kimseler vardir.
    • 4. Onun (seytan) hakkinda söyle yazilmistir: Kim onu yoldas edinirse bilsin ki (seytan) kendisini saptiracak ve alevli atesin azabina sürükleyecektir.
    • 5. Ey insanlar! Eger yeniden dirilmekten süphede iseniz, sunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (asilanmis yumurtadan), sonra uzuvlari (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmis canli et parçasindan (uzuvlari zamanla olusan ceninden) yarattik ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve diledigimizi, belirlenmis bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak disari çikaririz. Sonra güçlü çaginiza ulasmaniz için (sizi büyütürüz). Içinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çagina kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir sey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yagmur indirdigimizde o, kipirdanir, kabarir ve her çesitten (veya çiftten) iç açici bitkiler verir.
    • 6. Çünkü Allah hakkin ta kendisidir; O, ölüleri diriltir; yine O, her seye hakkiyla kadirdir.
    • 7. Kiyamet vakti de gelecektir; bunda süphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldiracaktir.
    • 8. Insanlardan bazisi, bir bilgisi, bir rehberi ve (vahye dayanan) aydinlatici bir kitaba dayanmaksizin, Allah hakkinda tartisir.
    • 9. Allah yolundan saptirmak için yanini egip bükerek (kibir ve azamet içinde) Allah hakkinda tartismaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardir; kiyamet gününde ise ona yakici azabi tattiracagiz.
    • 10. Iste bu, önceden yapip ettiklerin yüzündendir (denilir). Elbette Allah kullarina haksizlik edici degildir.
    • 11. Insanlardan kimi Allah'a yalniz bir yönden kulluk eder. Söyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete ugrarsa çehresi degisir (dinden yüz çevirir). O, dünyasini da, ahiretini de kaybetmistir. Iste bu, apaçik ziyanin ta kendisidir.
    • 12. O, Allah'i birakip, kendisine ne faydasi, ne de zarari dokunacak olan seylere yalvarir. Bu, (haktan) büsbütün uzak olan sapikligin ta kendisidir.
    • 13. O, zarari faydasindan daha (akla) yakin olan bir varliga yalvarir. O (yalvardigi), ne kötü bir yardimci, ne kötü bir dosttur!
    • 14. Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranislarda bulunan kimseleri, zemininden irmaklar akan cennetlere kabul eder. Süphesiz Allah diledigi seyi yapar.
    • 15. Her kim, Allah'in, dünya ve ahirette ona (Resûlüne) asla yardim etmeyecegini zannetmekte ise, (Allah ona yardim ettigine göre) artik o kimse tavana bir ip atsin; (bogazina geçirsin); sonra da (ayagini yerden) kessin! Simdi bu kimse baksin! Acaba, hilesi (bu yaptigi), öfke duydugu seyi (Allah'in Peygamber'e yardimini) gerçekten engelleyecek mi?
    • 16. Iste böylece biz o Kur'an'i açik seçik âyetler halinde indirdik. Gerçek su ki Allah diledigi kimseyi dogru yola sevkeder.
    • 17. Mümin olanlar, yahudi olanlar, sâbiîler, hiristiyanlar, mecûsîler ve müsrik olanlara gelince, muhakkak ki Allah, bunlar arasinda kiyamet gününde (ayri ayri) hükmünü verir. Çünkü Allah her seyi hakkiyla bilendir.
    • 18. Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, günes, ay, yildizlar, daglar, agaçlar, hayvanlar ve insanlarin birçogu Allah'a secde ediyor; birçogunun üzerine de azap hak olmustur. Allah kimi hor ve hakir kilarsa, artik onu degerli kilacak bir kimse yoktur. Süphesiz Allah diledigini yapar.
    • 19. Su iki gurup, Rableri hakkinda çekisen iki hasimdir: Imdi, inkâr edenler için atesten bir elbise biçilmistir. Onlarin baslarinin üstünden kaynar su dökülecektir!
    • 20. Bununla, karinlarinin içindeki (organlar) ve derileri eritilecektir!
    • 21. Bir de onlar için demir kamçilar vardir!
    • 22. Izdiraptan dolayi oradan her çikmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve: "Tadin bu yakici azabi!" (denilir).
    • 23. Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranislarda bulunanlari, zemininden irmaklar akan cennetlere kabul eder. Bunlar orada altin bileziklerle ve incilerle bezenirler. Orada giyecekleri ise ipektir.
    • 24. Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmisler, övgüye lâyik olan Allah'in yoluna iletilmislerdir.
    • 25. Inkâr edenler, Allah'in yolundan ve -yerli, tasrali- bütün insanlara esit (kible veya mâbed) kildigimiz Mescid-i Harâm'dan (insanlari) alikoymaya kalkanlar (sunu bilmeliler ki) kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona aci azaptan tattiririz.
    • 26. Bir zamanlar Ibrahim'e Beytullah'in yerini hazirlamis ve (ona söyle demistik): Bana hiçbir seyi es tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.
    • 27. Insanlar arasinda hacci ilân et ki,gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen argin develer üzerinde sana gelsinler.
    • 28. Ta ki kendilerine ait bir takim yararlari yakînen görmeleri, Allah'in kendilerine rizik olarak verdigi kurbanlik hayvanlar üzerine belli günler de Allah'in ismini ansanlar . Artik ondan hem kendiniz yeyin,hem de yoksula, fakire yedirin.
    • 29. Sonra kirlerini gidersinler; adaklarini yerine getirsinler ve o Eski Ev'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler.
    • 30. Durum böyle. Her kim, Allah'in emir ve yasaklarina saygi gösterirse, bu, Rabbinin katinda kendisi için daha hayirlidir. (Haram oldugu) size okunanlarin disinda kalan hayvanlar size helâl kilindi. O halde, pislikten, putlardan sakinin; yalan sözden sakinin.
    • 31. Kendisine ortak kosmaksizin Allah'in hanifleri (O'nun birligini taniyan müminler olun). Kim Allah'a ortak kosarsa sanki o, gökten düsüp parçalanmis da kendisini kuslar kapmis, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemis (bir nesne) gibidir.
    • 32. Durum öyledir. Her kim Allah'in hükümlerine saygi gösterirse, süphesiz bu, kalplerin takvâsindandir.
    • 33. Onlarda (kurbanlik hayvanlarda veya hac fiillerinde) sizin için belli bir süreye kadar birtakim yararlar vardir. Sonra bunlarin varacaklari (bitecegi) yer, Eski Ev'e (Kâbe'ye) kadardir.
    • 34. Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rizik olarak verdiklerimiz üzerine Allah'in adini ansinlar diye- kurban kesmeyi gerekli kildik. Imdi, Ilâhiniz, bir tek Ilah'tir. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâsli ve mütevazi insanlari müjdele!
    • 35. Onlar öyle kimseler ki, Allah anildigi zaman kalpleri titrer; baslarina gelene sabrederler, namaz kilarlar ve kendilerine rizik olarak verdigimiz seylerden (Allah için) harcarlar.
    • 36. Biz, büyük bas hayvanlari da sizin için Allah'in (dininin) isaretlerinden (kurban) kildik. Onlarda sizin için hayir vardir. Su halde onlar, ayaklari üzerine dururken üzerlerine Allah'in ismini aniniz (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düstüklerinde ise, artik (cani çiktiginda) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacini gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. Iste bu hayvanlari biz, sükredesiniz diye sizin istifadenize verdik.
    • 37. Onlarin ne etleri ne de kanlari Allah'a ulasir; fakat O'na sadece sizin takvâniz ulasir. Sizi hidayete erdirdiginden dolayi Allah'i büyük taniyasiniz diye O, bu hayvanlari böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananlari müjdele!
    • 38. Allah, iman edenleri korur. Su da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.
    • 39. Kendileriyle savasilanlara (müminlere), zulme ugramis olmalari sebebiyle, (savas konusunda) izin verildi. Süphe yok ki Allah, onlara yardima mutlak surette kadirdir.
    • 40. Onlar, baska degil, sirf "Rabbimiz Allah'tir" dedikleri için haksiz yere yurtlarindan çikarilmis kimselerdir. Eger Allah, bir kisim insanlari (kötülüklerini) diger bir kismi ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'in ismi bol bol anilan manastirlar, kiliseler, havralar ve mescidler yikilir giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardim edenlere muhakkak surette yardim eder. Hiç süphesiz Allah, güçlüdür, galiptir.
    • 41. Onlar (o müminler) ki, eger kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazi kilar, zekâti verirler, iyiligi emreder ve kötülükten nehyederler. Islerin sonu Allah'a varir.
    • 42. (Resûlüm!) Eger onlar (inkârcilar) seni yalanliyorlarsa, (sunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Ad, Semûd(kavimleri de kendi peygamberlerini) yalanladilar
    • 43. Ibrahim'in kavmi de, Lût'un kavmi de (peygamberlerini) yalanladilar.
    • 44.(Suayb'in kavmi olan) Medyen halki da(Sûayb'i) yalanladilar. Musa da yalanlanmisti. Iste ben o kâfirlere süre tanidim, sonra onlari yakaladim. Nasil oldu benim onlari reddim (cezalandirmam)!
    • 45. Nitekim, birçok memleket vardi ki, o memleket (halki) zulmetmekte iken, biz onlari helâk ettik. Simdi o ülkelerde duvarlar, (çökmüs) tavanlarin üzerine yikilmistir. Nice kullanilmaz hale gelmis kuyular ve (issiz kalmis) ulu saraylar vardir.
    • 46. (Sana karsi çikanlar) hiç yeryüzünde dolasmadilar mi? Zira dolassalardi elbette düsünecek kalpleri ve isitecek kulaklari olurdu. Ama gerçek su ki, gözler kör olmaz; lâkin gögüsler içindeki kalpler kör olur.
    • 47. (Resûlüm!) Onlar senden azabin çabuk gelmesini istiyorlar. Allah vâdinden asla dönmez. Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarinizdan bin yil gibidir.
    • 48. Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim. Sonunda onlari yakaladim. Dönüs yalniz banadir.
    • 49. De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaçik bir uyariciyim.
    • 50. Iman edip sâlih ameller isleyen kimseler için magfiret ve bol rizik vardir.
    • 51. Ayetlerimiz hakkinda (onlari tesirsiz kilmak için) birbirlerini geri birakircasina yarisanlara gelince, iste bunlar, cehennemliklerdir.
    • 52. (Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulundugunda, seytan onun dilegine ille de (beserî arzular) katmaya kalkismasin. Ne var ki Allah, seytanin katacagi seyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (lafiz ve mana bakimindan) saglam olarak yerlestirir. Allah, hakkiyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    • 53. (Allah, seytanin böyle yapmasina müsaade eder ki) kalplerinde hastalik olanlar ve kalpleri katilasanlar için, seytanin kattigi seyi bir deneme (vesilesi) yapsin. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrilik içindedirler.
    • 54. Bir de, kendilerine ilim verilenler., onun (Kur'an'in) hakikaten Rabbin tarafindan gelmis bir gerçek oldugunu bilsinler de ona inansinlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavussun. Süphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdogru bir yola yöneltir.
    • 55. Inkâr edenler, kendilerine o saat ansizin gelinceye, yahut da (kendileri için hayir yönünden) kisir bir günün azabi gelinceye kadar onun (Kur'an) hakkinda hep süphe içindedirler.
    • 56. O gün, mülk Allah'indir. Insanlar arasinda hüküm verir. (Bu hüküm geregi) iman edip iyi davranislarda bulunanlar Naîm cennetlerinin içindedirler.
    • 57. Inkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, iste onlar için alçaltici bir azap vardir.
    • 58. Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen yahut ölenleri hiç süphesiz Allah güzel bir rizikla riziklandiracaktir. Süphesiz Allah, evet O, rizik verenlerin en hayirlisidir.
    • 59. Allah onlari, herhalde memnun kalacaklari bir girilecek yere sokacaktir. Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir.
    • 60. Iste böyle. Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karsilik verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmalidir ki, Allah ona mutlaka yardim edecektir. Hakikaten Allah çok bagislayici ve magfiret edicidir.
    • 61. Böylece (Allah, haksizliga ugrayana yardim edecektir ve buna kadirdir). Çünkü Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar. Su da muhakkak ki Allah, hakkiyla isiten ve görendir.
    • 62. Böyledir. Çünkü Allah, hakkin ta kendisidir. O'nun disindaki taptiklari ise bâtilin ta kendisidir. Gerçek su ki Allah, evet O, uludur, büyüktür.
    • 63. Görmedin mi, Allah, gökten yagnmur indirdi de bu sayede yeryüzü yeseriyor. Gerçekten Allah çok lütufkârdir. (her seyden) haberdardir.
    • 64. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, yalniz O zengindir, övgüye degerdir.
    • 65. Görmedin mi, Allah, yerdeki esyayi ve emri uyarinca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Gögü de, kendi izni olmadikça yer üzerine düsmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok sefkatli ve çok merhametlidir.
    • 66. O, (önce) size hayat veren, sonra sizi öldürecek, sonra yine diriltecek olandir. Gerçekten insan, çok nankördür.
    • 67. Biz, her ümmete, uygulamakta olduklari bir ibadet tarzi gösterdik. Öyle ise onlar (ehl-i kitap) bu iste seninle çekismesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdogru bir yoldasin.
    • 68. Eger seninle münakasa ve mücâdeleye girisirlerse: "Allah yaptiginizi çok iyi bilmektedir" de.
    • 69. Allah kiyamet gününde, ihtilâf etmekte oldugunuz konulara dair aranizda hüküm verecektir.
    • 70. Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gökte ne varsa bilir? Bu, bir kitapta (levh-i mahfuzda) mevcuttur. Bu (esya ve olaylarin bilgisine sahip olmak), Allah için çok kolaydir.
    • 71. Onlar, Allah'i birakip, Allah'in kendisine hiçbir delil indirmedigi, kendilerinin dahi hakkinda bilgi sahibi olmadiklari seylere tapiyorlar. Zalimlerin hiç yardimcisi yoktur.
    • 72. Âyetlerimiz açik açik kendilerine okundugunda, kâfirlerin suratlarinda hosnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanlarin neredeyse üzerlerine saldirirlar. De ki: Size bundan (bu öfke ve huzursuzlugunuzdan) daha kötüsünü bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kötü sondur!
    • 73. Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; simdi onu dinleyin: Allah'i birakip da yalvardiklariniz (taptiklariniz) bunun için bir araya gelseler bile bir sinegi dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir sey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. Isteyen de âciz, kendinden istenen de!
    • 74. Onlar, (Bu âciz putlari Allah'a ortak kosmak suretiyle) Allah'in kadrini hakkiyla bilemediler. Hiç süphesiz Allah, çok kuvvetlidir, çok üstündür.
    • 75. Allah meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da. Süphesiz Allah isitendir, görendir.
    • 76. Onlarin önlerindekini de, arkalarindakini de (yaptiklarini da, yapacaklarini da) bilir. Bütün isler Allah'a döndürülür.
    • 77. Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanin; Rabbinize ibadet edin; hayir isleyin ki kurtulusa eresiniz.
    • 78. Allah ugrunda, hakkini vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babaniz Ibrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size sahit olmasi, sizin de insanlara sahit olmaniz için, O, gerek daha önce (gelmis kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar" adini verdi. Öyle ise namazi kilin; zekâti verin ve Allah'a simsiki sarilin. O, sizin mevlânizdir. Ne güzel mevlâdir, ne güzel yardimcidir!
     
  3. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 23-el-MÜ'MINÛN
    • 118 (yüzonsekiz) âyet olup Mekke'de nâzil olmustur. Özellikle ilk âyetlerinde kurtulusa eren müminlerin ibadetlerinden, ahlâki yasayislarindan ve nâil olacaklari uhrevî nimetlerden bahsedildigi için sûre "el-Mü'minûn" adini almistir. Nitekim Abdullah b. Abbas'tan rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber (s. a.), bu âyetlerin inzâlini müteakip, "Bana on âyet indi ki, durumu bunlara uyan cennete gidecektir" buyurdu ve bu sûrenin ilk on âyetini okudu.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Gerçekten müminler kurtulusa ermistir;
    • 2. Onlar ki, namazlarinda husû içindedirler;
    • 3. Onlar ki, bos ve yararsiz seylerden yüz çevirirler;
    • 4. Onlar ki, zekâti verirler;
    • 5. Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;
    • 6. Ancak esleri ve ellerinin sahip oldugu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla iliskilerden dolayi) kinanmis degillerdir.
    • 7. Su halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, iste bunlar, haddi asan kimselerdir.
    • 8. Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;
    • 9. Ve onlar ki, namazlarina devam ederler.
    • 10. Iste, asil bunlar vâris olacaklardir;
    • 11. (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalicidirlar.
    • 12. Andolsun biz insani, çamurdan (süzülüp çikarilmis) bir özden yarattik.
    • 13. Sonra onu saglam bir karargâhta nutfe haline getirdik.
    • 14. Sonra nutfeyi alaka (asilanmis yumurta) yaptik. Pesinden, alakayi, bir parçacik et haline soktuk; bu bir parçacik eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladik. Sonra onu baska bir yaratisla insan haline getirdik. Yapipyaratanlarin en güzeli olan Allah pek yücedir.
    • 15. Sonra, muhakkak ki siz, bunun ardindan elbet öleceksiniz.
    • 16. Sonra da süphesiz, sizler kiyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.
    • 17. Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattik. Biz yaratmaktan habersiz degiliz.
    • 18. Gökten uygun bir ölçüde yagmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
    • 19. Böylece onun (yagmurun) sayesinde sizin yarariniza hurma bahçeleri ve üzüm baglari meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyveler vardir ve siz onlardan yersiniz.
    • 20. Tûr-i Sînâ'da da yetisen bir agaç daha meydana getirdik ki, bu agaç hem yag hem de yiyenlerin ekmegine katik edecekleri (zeytin) verir.
    • 21. Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardir. Onlarin karinlarindakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için birçok faydalar daha vardir; etlerinden de yersiniz.
    • 22. Onlarin üzerinde ve gemilerde tasinirsiniz.
    • 23. Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik ve o: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan baska bir tanri yoktur. Hâla sakinmaz misiniz? dedi.
    • 24. Bunun üzerine, kavminin inkarci ileri gelenleri söyle dediler: "Bu, tipki sizin gibi bir beser olmaktan baska bir sey degildir. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eger Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi. Biz geçmisteki atalarimizdan böyle bir sey duymadik."
    • 25. "Bu, yalnizca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanip bekleyin bakalim."
    • 26. (Nuh), Rabbim! dedi, beni yalanlamalarina karsi bana yardim et!
    • 27. Bunun üzerine ona söyle vahyettik: Gözlerimizin önünde (muhafazamiz altinda) ve bildirdigimiz sekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular cosup yükselmeye baslayinca her cinsten esler halinde iki tane ve bir de, içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmis olanlarin disindaki aileni gemiye al. Zulmetmis olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle bogulacaklardir.
    • 28. Sen, yanindakilerle birlikte gemiye yerlestiginde: "Bizi zalimler toplulugundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
    • 29. Ve de ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskân edenlerin en hayirlisisin.
    • 30. Süphesiz bunda (Nuh ve kavminin basindan geçenlerde) birtakim ibretler vardir. Hakikaten biz (kullarimizi böyle) deneriz.
    • 31. Sonra onlarin ardindan bir baska nesil meydana getirdik.
    • 32. Onlar arasindan kendilerine: "Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan baska bir tanriniz yoktur. Hâla Allah'tan korkmaz misiniz?" (mesajini ileten) bir peygamber gönderdik.
    • 33. Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulasmayi inkâr eden ve dünya hayatinda kendilerine refah verdigimiz varlikli kisiler: "Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insandir; sizin yediginizden yer, sizin içtiginizden içer."
    • 34. "Gerçekten, sizin gibi bir besere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz."
    • 35. "Size, öldügünüz, toprak ve kemik yigini haline geldiginizde, mutlak surette sizin (kabirden) çikarilacaginizi mi vâdediyor?"
    • 36. "Bu size vâdedilen (öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan) çok uzak!"
    • 37. "Hayat, su dünya hayatimizdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yasariz; bir daha diriltilecek de degiliz."
    • 38. "Bu adam, sadece Allah hakkinda yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmiyoruz."
    • 39. O peygamber: Rabbim! dedi, beni yalanlamalarina karsilik bana yardimci ol!
    • 40. Allah söyle buyurdu: Pek yakinda onlar mutlaka pisman olacaklar!
    • 41. Nitekim, vukuu kaçinilmaz olan korkunç bir ses yakalayiverdi onlari! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler toplulugunun cani cehenneme!
    • 42. Sonra onlarin ardindan baska nesiller getirdik.
    • 43. Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
    • 44. Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldigi her defasinda, onlar bu peygamberi yalanladilar; biz de onlari birbiri ardindan yok ettik ve onlari ibret hikâyelerine dönüstürdük. Artik iman etmeyen kavmin cani cehenneme!
    • 45. Sonra âyetlerimizle ve apaçik bir fermanla Musa ve kardesi Harun'u gönderdik.
    • 46. Firavun'a ve ileri gelenlerine de(gönderdik). Onlar ise kibire kapildilar ve ululuk taslayan bir kavim oldular.
    • 47. Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanir miyiz?
    • 48. Böylece onlari yalanladilar ve bu sebeple helâk edilenlerden oldular.
    • 49. Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'i verdik.
    • 50. Meryem oglunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kildik; onlari, yerlesmeye elverisli, suyu bulunan bir tepeye yerlestirdik.
    • 51. "Ey Peygamber! Temiz olan seylerden yeyin; güzel isler yapin. Ben sizin yaptiklarinizi hakkiyle bilmekteyim."
    • 52. "Süphesiz bu (insanlar) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakinin" (denildi).
    • 53. Ne var ki insanlar kendi aralarindaki islerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranis) ile sevinip böbürlenmektedirler.
    • 54. Simdi sen onlari bir zamana kadar gaflet ve sapikliklari ile basbasa birak!
    • 55. Saniyorlar mi ki, onlara verdigimiz servet ve ogullar ile.
    • 56. Kendilerine faydalar saglamak için can atiyoruz? Hayir, onlar isin farkina varamiyorlar.
    • 57. Rablerine olan saygidan dolayi kötülükten sakinanlar;
    • 58. Rablerinin âyetlerine inananlar;
    • 59. Rablerine ortak tanimayanlar;
    • 60. Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta olduklari isleri kalpleri çarparak yapanlar;
    • 61. Iste onlar, iyiliklere kosusurlar ve iyilik için yarisirlar.
    • 62. Biz hiç kimseyi gücünün yettiginden baskasi ile yükümlü kilmayiz. Nezdimizde hakki söyleyen bir kitap vardir ve onlar haksizliga ugratilmazlar.
    • 63. Hayir, onlarin (o inkârcilarin) kalpleri bu hususta cehâlet içindedir. Ayrica onlarin bundan (bu sirk ve inkârciliklarindan) öte birtakim (kötü) isleri vardir ki, onlar bu isleri yapar dururlar.
    • 64. En nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarini sikintiya (veya azaba) ugrattigimizda, bakarsin ki onlar feryadi basarlar.
    • 65. Bosuna sizlanmayin bugün! Zira bizden yardim göremeyeceksiniz!
    • 66. Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karsi kibirlenerek arkanizi döner, geceleyin (Kâbe'nin etrafinda toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.
    • 67. Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karsi kibirlenerek arkanizi döner, geceleyin (Kâbe'nin etrafinda toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.
    • 68. Onlar bu sözü (Kur'an'i) hiç düsünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmisteki atalarina gelmeyen bir sey mi geldi?
    • 69. Yoksa Peygamberlerini henüz tanimadilar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?
    • 70. Yoksa onda bir cinnet oldugunu mu söylüyorlar? Hayir; o, kendilerine hakki getirmistir. Onlarin çogu ise haktan hoslanmamaktadirlar.
    • 71. Eger hak, onlarin kötü arzu ve isteklerine uysaydi, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayir, biz onlara san ve sereflerini getirdik; fakat onlar kendi sereflerine sirt çevirdiIer.
    • 72. (Resûlüm!) Yoksa sen onlardan bir karsilik mi istiyorsun? Rabbinin verecegi daha hayirlidir. O, rizik verenlerin en hayirlisidir.
    • 73. Gerçek su ki sen onlari dogru bir yola çagiriyorsun.
    • 74. Ahirete inanmayanlar ise, israrla yoldan çikmaktadirlar.
    • 75. Eger onlara aciyip da içinde bulunduklari sikintiyi giderseydik, iyice körleserek azginliklarinda direnirlerdi.
    • 76. Andolsun, biz onlari sikintiya düsürdük de yine Rablerine boyun egmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.
    • 77. En nihayet üzerlerine, azabi çok siddetli bir kapi açtigimiz zaman, bir de bakarsin ki onlar orada saskin ve ümitsiz kalmislardir!
    • 78. O, sizin için kulaklari, gözleri ve gönülleri yaratandir. Ne de az sükrediyorsunuz!
    • 79. Ve O, sizi yeryüzünde yaratip türetendir. Sirf O'nun huzurunda toplanacaksiniz.
    • 80. Ve O, yasatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün degismesi O'nun eseridir. Hâla aklinizi kullanmaz misiniz!
    • 81. Buna ragmen onlar, öncekilerin dedikleri gibi dediler.
    • 82. Dediler ki: Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yigini haline gelmisken, mutlaka yeniden diriltilecegiz öyle mi?
    • 83. Hakikaten, gerek bize, gerekse daha önce atalarimiza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmistekilerin masallarindan baska bir sey degildir!
    • 84. (Resûlüm!) de ki: Eger biliyorsaniz (söyleyin bakalim), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?
    • 85. "Allah'a aittir" diyecekler. Öyle ise siz hiç düsünüp tasinmaz misiniz! de.
    • 86. Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Ars'in Rabbi kimdir? diye sor.
    • 87. "(Bunlar da) Allah'indir" diyecekler. Su halde siz Allah'tan korkmaz misiniz! de.
    • 88. Eger biliyorsaniz (söyleyin), her seyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her seyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor.
    • 89. "(Bunlarin hepsi) Allah'indir" diyecekler. Öyle ise nasil olup da büyüye kapiliyorsunuz? de.
    • 90. Dogrusu biz onlara gerçegi getirdik; onlar ise hakikaten yalancilardir.
    • 91. Allah evlât edinmemistir; O'nunla beraber hiçbir tanri da yoktur. Aksi takdirde her tanri kendi yarattigini sevk ve idare eder ve mutlaka onlardan biri digerine galebe çalardi. Allah, onlarin (müsriklerin) yakistirdiklari seylerden münezzehtir.
    • 92. Allah, gaybi da sehâdeti de bilendir. O, müsriklerin ortak kostuklari seylerden çok yüce ve münezzehtir.
    • 93. (Resûlüm!) De ki: "Rabbim! Eger onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sikintiyi ve uhrevî azabi) mutlaka bana göstereceksen.
    • 94. Bu durumda beni zalimler toplulugunun içinde bulundurma, Rabbim!"
    • 95. Biz, onlara yönelttigimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.
    • 96. Sen, kötülügü en güzel bir tutumla sav. Biz onlarin yakistirmakta olduklari seyi çok iyi bilmekteyiz.
    • 97. Ve de ki: Rabbim! Seytanlarin kiskirtmalarindan sana siginirim!
    • 98. Onlarin yanimda bulunmalarindan da sana siginirim, Rabbim!
    • 99. Nihayet onlardan (müsriklerden) birine ölüm gelip çattiginda: "Rabbim! der, beni geri gönder;"
    • 100. "Ta ki bosa geçirdigim dünyada iyi is (ve hareketler) yapayim." Hayir! Onun söyledigi bu söz (bos) laftan ibarettir. Onlarin gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardir.
    • 101. Sûra üflendigi zaman artik aralarinda akrabalik baglari kalmamistir; birbirlerini de arayip sormazlar.
    • 102. Artik kimlerin (sevap) tartilan agir basarsa, iste asil bunlar kurtulusa erenlerdir.
    • 103. Kimlerin de tartilari hafif gelirse, artik bunlar da kendilerine yazik etmislerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.
    • 104. Ates yüzlerini yakar; orada suratlari çirkin ve gülünç bir halde bulunurlar.
    • 105. Size âyetlerim okunurdu da, siz onlari yalanlardiniz degil mi?
    • 106. Derler ki: Rabbimiz! Azginligimiz bizi altetti; biz, bir sapiklar toplulugu idik.
    • 107. Rabbimiz! Bizi buradan çikar. Eger bir daha (ettiklerimize) dönersek, artik belli ki biz zalim insanlariz.
    • 108. Buyurur ki: Alçaldikça alçalin orada! Bana karsi konusmayin artik!
    • 109. Zira kullarimdan bir zümre: Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi affet; bize aci! Sen, merhametlilerin en iyisisin, demislerdi.
    • 110. Iste siz onlari alaya aldiniz; sonunda onlar (ile alay etmeniz) size beni yâdetmeyi unutturdu, siz onlara gülüyordunuz.
    • 111. Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karsiligini verdim; onlar, hakikaten muratlarina erenlerdir.
    • 112. (Allah inkârcilara) "Yeryüzünde kaç yil kaldiniz?" diye sorar.
    • 113. "Bir gün veya günün bir kismi kadar kaldik. Iste sayanlara sor" derler.
    • 114. Buyurur: Sadece az bir süre kaldiniz; keske siz (bunu) bilmis olsaydiniz!
    • 115. Sizi sadece bos yere yarattigimizi ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceginizi mi sandiniz?
    • 116. Mutlak hakim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan baska tanri yoktur, O, yüce Ars'in sahibidir.
    • 117. Her kim Allah ile birlikte diger bir tanriya taparsa, -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabi ancak Rabbinin nezdindedir. Surasi muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.
    • 118. (Resûlüm!) De ki: Bagisla ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en iyisisin.
     
  4. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 24-en-NÛR
    • 64 (altmisdört) âyetten ibaret olan sûrenin tamami Medine'de nâzil olmustur. "Nûr âyeti" diye bilinen 35. âyette Allah'in, gökleri ve yeri aydinlatan nûrundan bahsedildigi için "Nûr sûresi" adini almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. (Bu) Bizim inzâl ettigimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz kildigimiz bir sûredir. Belki düsünüp ögüt alirsiniz diye onda açik seçik âyetler indirdik.
    • 2. Zina eden kadin ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inaniyorsaniz, Allah'in dininde (hükümlerini uygularken) onlara aciyacaginiz tutmasin. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya sahit olsun.
    • 3. Zina eden erkek, zina eden veya müsrik olan bir kadindan baskasi ile evlenmez; zina eden kadinla da ancak zina eden veya müsrik olan erkek evlenir. Bu, müminlere haram kilinmistir.
    • 4. Namuslu kadinlara zina isnadinda bulunup, sonra (bunu isbat için) dört sahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artik onlarin sahitligini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkârdirlar.
    • 5. Ancak bundan sonra tevbe edip islah olanlar müstesnadir. Allah çok bagislayici ve merhametlidir.
    • 6. Eslerine zina isnadinda bulunup da kendilerinden baska sahitleri olmayanlara gelince, onlarin her birinin sahitligi, kendisinin dogru söyleyenlerden olduguna dair dört defa Allah adina yemin ederek sahitlik etmesi, besinci defa da, eger yalan söyleyenlerden ise Allah'in lânetinin kendi üzerine olmasini dilemesidir.
    • 7. Eslerine zina isnadinda bulunup da kendilerinden baska sahitleri olmayanlara gelince, onlarin her birinin sahitligi, kendisinin dogru söyleyenlerden olduguna dair dört defa Allah adina yemin ederek sahitlik etmesi, besinci defa da, eger yalan söyleyenlerden ise Allah'in lânetinin kendi üzerine olmasini dilemesidir.
    • 8. Kadinin, kocasinin yalan söyleyenlerden olduguna dair dört defa Allah adina yemin ve sahitlik etmesi,kendisinden cezayi kaldirir.
    • 9.Besinci defa da, eger (kocasi) dogru söyleyenlerden ise Allah'in gazabinin kendi üzerine olmasini diler.
    • 10. Ya Allah'in size bol lütfu ve merhameti bulunmasaydi ve Allah, tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasaydi (haliniz nice olurdu)!
    • 11. (Peygamber'in esine) bu agir iftirayi uyduranlar süphesiz sizin içinizden bir guruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayin, aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kisiye, günah olarak ne islemisse (onun karsiligi ceza) vardir. Onlardan (elebaslik yapip) bu günahin büyüklügünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardir.
    • 12. Bu iftirayi isittiginizde erkek ve kadin müminlerin, kendi vicdanlari ile hüsnüzanda bulunup da: "Bu, apaçik bir iftiradir" demeleri gerekmez miydi?
    • 13. Onlarin (iftiracilarin) da bu konuda dört sahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki sahitler getiremediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancilarin ta kendisidirler.
    • 14. Eger dünyada ve ahirette Allah'in lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydi, içine daldiginiz bu iftiradan dolayi size mutlaka büyük bir azap isabet ederdi.
    • 15. Çünkü siz bu iftirayi, dilden dile birbirinize aktariyor, hakkinda bilgi sahibi olmadiginiz seyi agizlarinizda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz oldugunu saniyorsunuz. Halbuki bu, Allah katinda çok büyük (bir suç) tur.
    • 16. Onu duydugunuzda: "Bunu konusup yaymamiz bize yakismaz. Hâsâ! Bu, çok büyük bir iftiradir" demeli degil miydiniz?
    • 17. Eger inanmis insanlarsaniz, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakindirip uyarir.
    • 18. Ve Allah âyetleri size açikliyor. Allah, (isin iç yüzünü) çok iyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    • 19. Inananlar arasinda çirkin seylerin yayilmasini arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
    • 20. Ya sizin üstünüze Allah'in lütuf ve merhameti olmasaydi, Allah çok sefkatli ve merhametli olmasaydi (haliniz nice olurdu)!
    • 21. Ey iman edenler! Seytanin adimlarini takip etmeyin. Kim seytanin adimlarini takip ederse, muhakkak ki o, edepsizligi (yüzkizartici suçlari) ve kötülügü emreder. Eger üstünüzde Allah'in lütuf ve merhameti olmasaydi, içinizden hiçbir kimse asla temize çikamazdi. Fakat Allah diledigini arindirir. Allah isitir ve bilir.
    • 22. Içinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarindan) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bagislasinlar; feragat göstersinler. Allah'in sizi bagislamasini arzulamaz misiniz? Allah çok bagislayandir, çok merhametlidir.
    • 23. Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadinlara zina isnadinda bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmislerdir. Onlar için çok büyük bir azap vardir.
    • 24.O gün dilleri,elleri ve ayaklari, yapmis olduklarindan dolayi aleyhlerinde sahitlik edecektir.
    • 25. O gün Allah onlara gerçek cezalarini tastamam verecek ve onlar Allah'in apaçik gerçek oldugunu anlayacaklardir.
    • 26. Kötü kadinlar kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadinlara; temiz kadinlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadinlara yarasir. Bu sonuncular, (iftiracilarin) söylediklerinden çok uzaktirlar. Kendileri için bagislanma ve güzel bir rizik vardir.
    • 27. Ey iman edenler! Kendi evinizden baska evlere, geldiginizi farkettirip (izin alip) ev halkina selâm vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde (bunu) düsünüp anlarsiniz.
    • 28. Orada hiçbir kimse bulamadinizsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eger size, "Geri dönün!" denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranistir. Allah, yaptiginizi bilir.
    • 29. Içinde kendinize ait esyanin bulundugu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakinca yoktur. Allah, sizin açiga vurduklarinizi da, gizlediklerinizi de bilir.
    • 30. (Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, irzlarini da korumalarini söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranistir. Süphesiz Allah, onlarin yapmakta olduklarindan haberdardir.
    • 31. Mümin kadinlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kisimlari müstesna olmak üzere, zinetlerini teshir etmesinler. Bas örtülerini, yakalarinin üzerine (kadar) örtsünler. Kocalari, babalari, kocalarinin babalari, kendi ogullari, kocalarinin ogullari, erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogullari, kiz kardeslerinin ogullari, kendi kadinlari (mümin kadinlar), ellerinin altinda bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadinina sehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadinlarin gizli kadinlik hususiyetlerinin farkinda olmayan çocuklardan baskasina zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte olduklari zinetleri anlasilsin diye ayaklarini yere vurmasinlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtulusa eresiniz.
    • 32. Aranizdaki bekârlari, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverisli olanlari evlendirin. Eger bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onlari zenginlestirir. Allah, (lütfu) genis olan ve (her seyi) bilendir.
    • 33. Evlenme imkânini bulamayanlar ise; Allah, lütfu ile kendilerini varlikli kilincaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altinda bulunanlardan (köleler ve câriyelerden) mükâtebe yapmak isteyenlerle, eger kendilerinde bir hayir (kabiliyet ve güvenilirlik). görüyorsaniz, hemen mükâtebe yapin. Allah'in size vermis oldugu malindan siz de onlara verin. Dünya hayatinin geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen câriyelerinizi fuhsa zorlamayin. Kim onlari zor altinda birakirsa, bilinmelidir ki zorlanmalarindan sonra Allah (onlar için) çok bagislayici ve merhametlidir.
    • 34. Andolsun ki biz size (gerekeni) açik açik bildiren âyetler, sizden önce yasayip gitmis olanlardan örnekler ve takvâya ulasmis kimseler için ögütler indirdik.
    • 35. Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yildiz gibidir ki, doguya da, batiya da nisbet edilemeyen mübarek bir agaçtan, yani zeytinden (çikan yagdan) tutusturulur. Onun yagi, neredeyse, kendisine ates degmese dahi isik verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah diledigi kimseyi nûruna eristirir. Allah insanlara (iste böyle) temsiller getirir. Allah her seyi bilir.
    • 36. (Bu kandil) birtakim evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anilmasina izin vermistir. Orada sabah aksam O'nu (öyle kimseler) tesbih eder ki;
    • 37. Onlar, ne ticaret ne de alis-verisin kendilerini Allah'i anmaktan, namaz kilmaktan ve zekât vermekten alikoyamadigi insanlardir. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak oldugu bir günden korkarlar.
    • 38. Çünkü (o günde) Allah, onlari yaptiklarinin en güzeli ile mükâfatlandiracak ve lütfundan onlara fazlasiyla verecektir. Allah, diledigini hesapsiz riziklandirir.
    • 39. Inkâr edenlere gelince, onlarin amelleri, issiz çöllerdeki serap gibidir ki susayan onu su zanneder; nihayet ona vardiginda orada herhangi bir sey bulamamis, üstelik yanibasinda da (inanmadigi, kendisinden sakinmadigi) Allah'i bulmustur; Allah ise, onun hesabini tastamam görmüstür. Allah hesabi çok çabuk görür.
    • 40. Yahut (o kâfirlerin duygu, düsünce ve davranislari) engin bir denizdeki yogun karanliklar gibidir; (öyle bir deniz) ki, onu dalga üstüne dalga kapliyor; üstünde de bulut... Birbiri üstüne karanliklar... Insan, elini çikarip uzatsa, neredeyse onu dahi göremez. Bir kimseye Allah nûr vermemisse, artik o kimsenin aydinliktan nasibi yoktur.
    • 41. Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuslarin Allah'i tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasini ve tesbihini (ögrenmis) bilmistir. Allah, onlarin yapmakta olduklarini hakkiyle bilir.
    • 42. Göklerin ve yerin mülkü Allah'indir; dönüs de ancak O'nadir.
    • 43. Görmez misin ki Allah bir takim bulutlari (çikarip) sürüyor; sonra onlari bir araya getirip üstüste yigiyor. Iste görüyorsun ki bunlar arasindan yagmur çikiyor. O, gökten, oradaki daglardan (daglar büyüklügünde bulutlardan) dolu indirir. Artik onu diledigine isabet ettirir; dilediginden de onu uzak tutar; (bu bulutlarin) simseginin pariltisi neredeyse gözleri alir!
    • 44. Allah, gece ile gündüzü birbirine çeviriyor. Süphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardir.
    • 45. Allah, her canliyi sudan yaratti. Iste bunlardan kimi karni üstünde sürünür, kimi iki ayagi üstünde yürür, kimi dört ayagi üstünde yürür... Allah diledigini yaratir; süphesiz Allah her seye kadirdir.
    • 46. Andolsun biz (bilmediklerinizi size) açik seçik bildiren âyetler indirdik. Allah, diledigini dogru yola iletir.
    • 47. (Bazi insanlar[​IMG] "Allah'a ve Peygamber'e inandik ve itaat ettik" diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmis degillerdir.
    • 48. Onlar, aralarinda hüküm vermesi için Allah'a ve Peygamber'e çagirildiklarinda, bakarsin ki içlerinden bir kismi yüz çevirip dönerler.
    • 49. Ama, eger (Allah ve Resûlünün hükmettigi) hak kendi lehlerine ise, ona boyun egip gelirler.
    • 50. Kalplerinde bir hastalik mi var; yoksa süphe içinde midirler, yahut Allah ve Resûlünün kendilerine zulüm ve haksizlik edeceginden mi korkuyorlar? Hayir, asil zalimler kendileridir!
    • 51. Aralarinda hüküm vermesi için Allah'a ve Resûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak "Isittik ve itaat ettik" demeleridir. Iste asil bunlar kurtulusa erenlerdir.
    • 52. Her kim Allah'a ve Resûlüne itaat eder, Allah'a saygi duyar ve O'ndan sakinirsa, iste asil bunlar mutluluga erenlerdir.
    • 53. (Münafiklar), sen hakikaten kendilerine emrettigin takdirde mutlaka (savasa) çikacaklarina dair, en agir yeminleri ile Allah'a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. Itaatiniz malûmdur! Bilin ki Allah, yaptiklarinizdan haberdardir.
    • 54. De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eger yüz çevirirseniz sunu bilin ki, Peygamber'in sorumlulugu kendisine yüklenen (teblig görevini yapmak), sizin sorumlulugunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eger ona itaat ederseniz, dogru yolu bulmus olursunuz. Peygamber'e düsen, sadece açik-seçik duyurmaktir.
    • 55. Allah, sizlerden iman edip iyi davranislarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kildigi gibi onlari da yeryüzüne sahip ve hakim kilacagini, onlar için begenip seçtigi dini (Islâm'i) onlarin iyiligine yerlestirip koruyacagini ve (geçirdikleri) korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven saglayacagini vâdetti. Çünkü onlar bana kulluk ederler; hiçbir seyi bana es tutmazlar. Artik bundan sonra kim inkâr ederse, iste bunlar asil büyük günahkârlardir.
    • 56. Namazi kilin; zekâti verin; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz.
    • 57. Inkâr edenlerin, yeryüzünde (Allah'i) âciz birakacaklarini sanmayasin! Onlarin varacagi yer cehennemdir. Ne kötü varis yeri!
    • 58. Ey müminler! Ellerinizin altinda bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çagina girmemis olanlar, sabah namazindan önce, ögleyin soyundugunuz vakit ve yatsi namazindan sonra (yaniniza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem (kapanmamis) halde bulunabileceginiz üç vakittir. Bu vakitlerin disinda ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanina girip çikabilirsiniz. Iste Allah âyetleri size böyle açiklar. Allah, (her seyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    • 59. Çocuklariniz ergenlik çagina girdiklerinde, kendilerinden öncekiler (büyükleri) izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. Iste Allah, âyetlerini size böyle açiklar. Allah alîmdir, hakîmdir.
    • 60. Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmis yasli kadinlarin, zinetleri (yabanci erkeklere) teshir etmeksizin (bazi) elbiselerini çikarmalarinda kendilerine bir vebal yoktur. Iffetli davranmalari kendileri için daha hayirlidir. Allah isitendir, bilendir.
    • 61. Âmâya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. (Bunlara yapamayacaklari görev yüklenmez; yapamadiklarindan dolayi günahkâr olmazlar.) Sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarinizin evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeslerinizin evlerinden, kiz kardeslerinizin evlerinden, amcalarinizin evlerinden, halalarinizin evlerinden, dayilarinizin evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, veya anahtarlarini uhdenizde bulundurdugunuz yerlerden, yahut dostlarinizin evlerinden yemenizde bir sakinca yoktur. Toplu halde veya ayri ayri yemenizde de bir sakinca yoktur. Evlere girdiginiz zaman, Allah tarafindan mübarek ve pek güzel bir yasama dilegi olarak kendinize (birbirinize) selâm verin. Iste Allah, düsünüp anlayasiniz diye size âyetleri böyle açiklar.
    • 62. Müminler, ancak Allah'a ve Resûlüne gönülden inanmis kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir is üzerindeyken ondan izin istemedikçe birakip gitmezler. (Resûlüm!) Su senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resûlüne iman etmis kimselerdir. Öyle ise, bazi isleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan diledigine izin ver; onlar için Allah'tan bagis dile; Allah magfiret edicidir, merhametlidir.
    • 63. (Ey müminler!) Peygamber'i, kendi aranizda birbirinizi çagirir gibi çagirmayin. Içinizden, birini siper edinerek sivisip gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykiri davrananlar, baslarina bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakinsinlar.
    • 64. Bilmis olun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'indir. O, sizin ne yolda oldugunuzu iyi bilir. Insanlar O'nun huzuruna döndürüldükleri gün yapmis olduklarini onlara hemen bildirir. Allah, her seyi hakkiyla bilendir.
     
  5. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 25-el-FURKÂN
    • Bu sûre Mekke'de nâzil olmustur, sadece üç âyetinin (68, 69, 70) Medine'de nâzil oldugu hakkinda bir rivayet vardir. 77 (yetmisyedi) âyettir. Sûre, adini ilk âyetinde geçen "el-furkan" kelimesinden alir. "Furkan", hakki bâtildan ayirdeden demektir ve Kur'an-i Kerim'in isimlerindendir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Âlemlere uyarici olsun diye kulu Muhammed'e Furkan'i indiren, Allah, yüceler yücesidir.
    • 2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur.O bir çocuk edinmemistir,mülkünde ortagi yoktur .Her seyi yaratmis, ona ölçü , biçim ve düzen vermistir.
    • 3. (Kâfirler) O'nu (Allah'i) birakip, hiçbir sey yaratamayan, bilakis kendileri yaratilmis olan, kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen, öldürmeye, hayat vermeye ve ölüleri yeniden diriltip kabirden çikarmaya güçleri yetmeyen tanrilar edindiler.
    • 4. Inkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurdugu biryalandir. Baska bir zümre de bu hususta kendisine yardim etmistir, dediler. Böylece onlar hiç süphesiz haksizliga ve iftiraya basvurmuslardir.
    • 5. Yine onlar dediler ki: (Bu âyetler), onun, baskasina yazdirip da kendisine sabah-aksam okunmakta olan, öncekilere ait masallardir.
    • 6. (Resûlüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Süphesiz O, çok bagislayicidir, engin merhamet sahibidir.
    • 7. Onlar (bir de) söyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarsilarda dolasiyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarici olmaliydi!
    • 8. Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (mesakkatsizce geçimini saglayacagi) bir bahçesi olmaliydi. (Ayrica) o zalimler (müminlere): Siz, ancak büyüye tutulmus bir adama uymaktasiniz! dediler.
    • 9. (Resûlüm!) Senin hakkinda bak ne biçim temsiller getirdiler! Artik onlar sapmislardir ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar.
    • 10. Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlarindan irmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah'in sani yücedir.
    • 11. Onlar üstelik kiyameti de yalan saydilar. Biz ise, kiyameti inkâr edenler için alevli bir ates hazirladik.
    • 12. Cehennem atesi uzak bir mesafeden kendilerini görünce, onun öfkelenisini (müthis kaynamasini) ve ugultusunu isitirler.
    • 13. Elleri boyunlarina bagli olarak onun (cehennemin) dar bir yerine atildiklari zaman, oracikta yokoluvermeyi isterler.
    • 14. (Onlara söyle denir[​IMG] Bugün (yalniz) bir defa yok olmayi istemeyin; aksine birçok defalar yok olmayi isteyin!
    • 15. De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vâdedilen ebedilik cenneti mi? Orasi, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavusacaklari) bir varis yeridir.
    • 16. Onlar için orada ebedî kalmak üzere diledikleri her sey vardir. Iste bu, Rabbinin üzerine (aldigi ve yerine getirilmesi) istenen bir vaaddir.
    • 17. O gün Rabbin onlari ve Allah'tan baska taptiklari seyleri toplar da, der ki: Su kullarimi siz mi saptirdiniz, yoksa kendileri mi yoldan çiktilar?
    • 18. Onlar: Seni tenzih ederiz. Seni birakip da baska dostlar edinmek bize yarasmaz; fakat sen onlara ve atalarina o kadar bol nimet verdin ki, sonunda (seni) anmayi unuttular ve helâki hak eden bir kavim oldular, derler.
    • 19. (Bunun üzerine ötekilere hitaben söyle denir[​IMG] Iste (taptiklariniz), söylediklerinizde sizi yalanci çikardilar. Artik ne (azabinizi) geri çevirebilir, ne de bir yardim temin edebilirsiniz. Içinizden zulmedenlere büyük bir azap tattiracagiz!
    • 20. (Resûlüm!) Senden önce gönderdigimiz bütün peygamberler de hiç süphesiz yemek yerler, çarsilarda dolasirlardi. (Ey insanlar!) Sizin bir kisminizi diger bir kisminiza imtihan (vesilesi) kildik; (bakalim) sabredecek misiniz? Rabbin her seyi hakkiyla görmektedir.
    • 2l. Bizimle karsilasmayi (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler. Andolsun ki onlar kendileri hakkinda kibire kapilmislar ve azginlikta pek ileri gitmislerdir.
    • 22. (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktir, yasak! diyeceklerdir.
    • 23. Onlarin yaptiklari her bir (iyi) isi ele aliriz, onu saçilmis zerreler haline getiririz (degersiz kilariz).
    • 24. O gün cennetliklerin kalacaklari yer çok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek güzeldir.
    • 25. O gün gökyüzü beyaz bulutlar ile yarilacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.
    • 26. Iste o gün, gerçek mülk (hükümranlik) çok merhametli olan Allah'indir. Kâfirler için de pek çetin bir gündür o.
    • 27. O gün, zalim kimse (pismanliktan) ellerini isirip söyle der: Keske o peygamberle birlikte bir yol tutsaydim!
    • 28. Yazik bana! Keske falancayi (bâtil yolcusunu) dost edinmeseydim!
    • 29. Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmisken o, hakikaten beni ondan saptirdi. Seytan insani (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü birakip rezil rüsvay eder.
    • 30. Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'i büsbütün terkettiler.
    • 31. (Resûlüm!) Iste biz böylece her peygamber için suçlulardan düsmanlar peydâ ettik. Hidayet verici ve yardimci olarak Rabbin yeter.
    • 32. Inkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli degil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerlestirmek için böyle yaptik (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayirarak) okuduk.
    • 33. Onlarin sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, (onun karsiliginda) sana dogrusunu ve daha açigini getirmeyelim.
    • 34. Yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; iste onlar, yerleri en kötü, yollari en sapik olanlardir.
    • 35. Andolsun biz Musa'ya Kitab'i verdik, kardesi Harun'u da ona yardimci yaptik.
    • 36. "Ayetlerimizi yalan sayan kavme gidin" dedik. Sonunda, (yola gelmediklerinden) onlari yerle bir ediverdik.
    • 37. Nuh kavmine gelince, peygamberleri yalancilikla itham ettiklerinde onlari, suda bogduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptik. Zalimler için acikli bir azap hazirladik.
    • 38. Ad'i, Semûd'u, Ress halkini ve bunlar arasinda daha birçok nesilleri de (inkârciliklarindan ötürü helâk ettik).
    • 39. Onlarin her birine (uymalari için) misaller getirdik; (ama ögüt almadiklari için) hepsini kirdik geçirdik.
    • 40. (Resûlüm!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), belâ ve felâket yagmuruna tutulmus olan o beldeye ugramislardir. Peki onu görmmüyorlar miydi? Hayir, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadirlar.
    • 41. Seni gördükleri zaman: "Bu mu Allah'in peygamber olarak gönderdigi!" diyerek hep seni alaya aliyorlar.
    • 42. "Sayet tanrilarimiza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse tanrilarimizdan saptiracakti" diyorlar. Azabi gördükleri zaman, asil kimin yolunun sapik oldugunu bilecekler!
    • 43. Kötü duygularini kendisine tanri edinen kimseyi gördün mü? Sen (Resûlüm!) ona koruyucu olabilir misin?
    • 44. Yoksa sen, onlarin çogunun gerçekten (söz) dinleyecegini yahut düsünecegini mi saniyorsun? Hayir, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapiktirlar.
    • 45. Rabbinin gölgeyi nasil uzattigini görmedin mi? Eger dileseydi, onu elbet hareketsiz kilardi. Sonra biz günesi, ona delil kildik.
    • 46. Sonra onu (uzayan gölgeyi) yavas yavas kendimize çektik (kisalttik).
    • 47. Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kilan, gündüzü de dagilip çalisma (zamani) yapan, O'dur.
    • 48. Rüzgârlari rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O'dur. Biz, ölü topraga can vermek, yarattigimiz nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.
    • 49. Rüzgârlari rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O'dur. Biz, ölü topraga can vermek, yarattigimiz nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gökten tertemiz su indirdik.
    • 50. Andolsun bunu, insanlarin ögüt almalari için, aralarinda çesitli sekillerde anlatmisizdir; ama insanlarin çogu ille nankörlük edip diretmistir.
    • 51. (Resûlüm!) Sayet dileseydik, elbet her ülkeye bir uyarici (peygamber) gönderirdik.
    • 52. (Fakat evrensel uyaricilik görevini sana verdik..) O halde, kâfirlere boyun egme ve bununla (Kur'an ile) onlara karsi olanca gücünle büyük bir savas ver!
    • 53. Birinin suyu tatli ve susuzlugu giderici, digerininki tuzlu ve aci iki denizi saliveren ve aralarina bir engel, asilmaz bir sinir koyan O'dur.
    • 54. Sudan (meniden) bir insan yaratip onu nesep ve sihriyet (kan ve evlilik bagindan dogan) yakinliga dönüstüren O'dur. Rabbinin her seye gücü yeter.
    • 55. (Böyle iken inkârcilar) Allah'i birakip kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen seylere kulluk ediyorlar. Inkârci da Rabbine karsi ugrasip durmaktadir.
    • 56. (Resûlüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik.
    • 57. De ki: Buna karsilik, sizden, Rabbine dogru bir yol tutmayi dileyen kimseler (olmaniz) disinda herhangi bir ücret istemiyorum.
    • 58. Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarinin günahlarini O'nun bilmesi yeter.
    • 59. Gökleri, yeri ve ikisinin arasindakileri alti günde yaratan, sonra Ars'a istivâ eden (ona hükmeden) Rahmân'dir. Bunu bir bilene sor.
    • 60. Onlara: Rahmân'a secde edin! denildigi zaman: "Rahmân da neymis! Bize emrettigin seye secde eder miyiz hiç!" derler ve bu emir onlarin nefretini arttirir.
    • 61. Gökte burçlari var eden, onlarin içinde bir çerag (günes) ve nurlu bir ay barindiran Allah, yüceler yücesidir.
    • 62. Ibret almak veya sükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardinca getiren de O'dur.
    • 63. Rahmân'in(has) kullari onlardir ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attiginda (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler);
    • 64. Gecelerini Rablerine secde ederek ve kiyam durarak geçirirler.
    • 65. Ve söyle derler: Rabbimiz! Cehennem azabini üzerimizden sav. Dogrusu onun azabi gelip geçici degil, devamlidir.
    • 66. Orasi cidden ne kötü bir yerlesme ve ikamet yeridir!
    • 67. (O kullar), harcadiklarinda ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasinda orta bir yol tutarlar.
    • 68. Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttuklari) baska bir tanriya yalvarmazlar, Allah'in haram kildigi cana haksiz yere kiymazlar ve zina etmezler. Bunlari yapan, günahi (nin cezasini) bulur;
    • 69. Kiyamet günü azabi kat kat arttirilir ve onda (azapta) alçaltilmis olarak devamli kalir.
    • 70. Ancak tevbe ve iman edip iyi davranista bulunanlar baskadir; Allahi onlarin kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bagislayicidir, engin merhamet sahibidir.
    • 71. Kim tevbe edip iyi davranis gösterirse, süphesiz o, tevbesi kabul edilmis olarak Allah'a döner.
    • 72. (O kullar), yalan yere sahitlik etmezler, bos sözlerle karsilastiklarinda vakar ile (oradan) geçip giderler.
    • 73. Kendilerine Rablerinin âyetleri hatirlatildiginda ise, onlara karsi sagir ve kör davranmazlar;
    • 74. (Ve o kullar): Rabbimiz! Bize gözümüzü aydinlatacak esler ve zürriyetler bagisla ve bizi takvâ sahiplerine önder kil! derler.
    • 75. Iste onlara, sabretmelerine karsilik cennetin en yüksek makami verilecek, orada hürmet ve selamla karsilanacaklardir.
    • 76. Orada ebedî kalacaklardir. Orasi ne güzel bir yerlesme ve ikamet yeridir.
    • 77. (Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmaniz olmasa, Rabbim size ne diye deger versin? (Ey inkârcilar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan saydiniz; onun için azap yakanizi birakmayacaktir!
     
  6. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 26-es-SUARÂ
    • Mekke'de nâzil olan bu sûre, 227 (ikiyüzyirmiyedi) âyettir. 224, 225, 226, 227. âyetleri (dört âyet), Medine'de nâzil olmustur. "Suarâ", sairler demektir; 224. âyetinde sairlerden sözedildigi için, sûre bu ismi almistir. Muhaliflerin Kur'an'a karsi ileri sürdükleri iddialarindan biri de, onun bir sair tarafindan meydana getirilmis oldugu idi. Iste Kur'an, Hz. Peygamber'in irsadi ile daha önceki peygamberlerin irsadlarinin özde birlestigini ve Kur'an'in bir sair eseri olmadigini isbat ederek, bu iddiayi çürütmekte ve reddetmektedir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Tâ. Sîn. Mîm.
    • 2. Bunlar, apaçik Kitab'in âyetleridir.
    • 3. (Resûlüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kiyacaksin!
    • 4. Biz dilesek, onlarin üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunlari egilip kalir.
    • 5. Kendilerine, o çok esirgeyici Allah'tan hiçbir yeni ögüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.
    • 6. Üstelik (ona) "yalandir" derler; fakat alay edip durduklari seylerin haberleri yakinda onlara gelecektir.
    • 7. Yeryüzüne bir bakmazlar mi! Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetistirdik.
    • 8. Süphesiz bunlarda (Allah'in kudretine) bir nisâne vardir; ama çogu iman etmezler.
    • 9. Süphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    • 10. Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (baslarina gelecekten) sakinmayacaklar mi onlar? diye seslenmisti.
    • 11. Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (baslarina gelecekten) sakinmayacaklar mi onlar? diye seslenmisti.
    • 12. Musa söyle dedi: Rabbim! Dogrusu, beni yalancilikla suçlamalarindan korkuyorum.
    • 13. (Bu durumda) içim daralir, dilim dönmez; onun için Harun'a da elçilik ver.
    • 14. Onlarin bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum.
    • 15. Allah buyurdu: Hayir (seni asla öldüremezler)! Ikiniz mucizelerimizle gidin. Süphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her seyi) isitmekteyiz.
    • 16. Haydi Firavun'a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz;
    • 17. Israilogullarini bizimle beraber gönder.
    • 18. (Kendisine Allah'in emri teblig edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alip büyütmedik mi? Hayatinin birçok yillarini aramizda geçirmedin mi?
    • 19. Sonunda o yaptigin (kötü) isi de yaptin. Sen nankörün birisin!
    • 20. Musa: Ben, dedi, o isi o anda sonunun ne olacagini bilmeyerek yaptim.
    • 21. Sizden korkunca da hemen aranizdan kaçtim. Sonra Rabbim bana hikmet bahsetti ve beni peygamberlerden kildi.
    • 22. O nimet diye basima kaktigin ise, (aslinda) Israilogullarini kendine kul köle etmendir.
    • 23. Firavun söyle dedi: Âlemlerin Rabbi dedigin de nedir?
    • 24. Musa cevap verdi: Eger isin gerçegini düsünüp anlayan kisiler olsaniz, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunan her seyin Rabbidir.
    • 25. (Firavun) etrafinda bulunanlara: Isitiyor musunuz? dedi.
    • 26. Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarinizin da Rabbidir.
    • 27. Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir, dedi.
    • 28. Musa devamla sunu söyledi: Sayet aklinizi kullansaniz (anlarsiniz ki), O, dogunun, batinin ve ikisinin arasinda bulunanlarin Rabbidir.
    • 29. Firavun: Benden baskasini tanri edinirsen, andolsun ki seni zindanliklardan ederim! dedi.
    • 30. Musa: Sana apaçik bir sey getirmis olsam da mi? dedi.
    • 31. Firavun: Dogru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karsilik verdi.
    • 32. Bunun üzerine Musa asâsini ativerdi; bir de ne görsünler, asâ apaçik koca bir yilan (oluvermis)!
    • 33. Elini de (koynundan) çikardi; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir sey oluvermis)!
    • 34. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, dogrusu çok bilgili bir sihirbaz!
    • 35. Sizi sihiriyle yurdunuzdan çikarmak istiyor. Simdi ne buyurursunuz?
    • 36. Dediler ki: Onu ve kardesini egle ve sehirlere toplayici görevliler gönder;
    • 37. Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.
    • 38. Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.
    • 39. Halka: Siz de toplaniyor musunuz (haydi hemen toplanin), denildi.
    • 40. (Firavun'un adamlari[​IMG] Eger üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyariz, dediler.
    • 41. Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a: Sayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardir degil mi? dediler.
    • 42. Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç süphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksiniz.
    • 43. Musa onlara: Ne atacaksaniz atin! dedi.
    • 44. Bunun üzerine iplerini ve degneklerini attilar ve: Firavun'un kudreti hakki için elbette bizler galip gelecegiz, dediler.
    • 45. Sonra Musa asâsini atti; bir de ne görsünler, onlarin uydurduklarini yutuveriyor!
    • 46. (Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandilar.
    • 47. "Alemlerin Rabbine, iman ettik" dediler.
    • 48. "Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik" .
    • 49. Firavun, (kizginlik içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri ögreten büyügünüzmüs o! Ama simdi (size yapacagimi görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarinizi çaprazlama kestirecegim, hepinizi astiracagim!
    • 50. "Zarari yok, dediler, (nasil olsa) biz süphesiz Rabbimize dönecegiz."
    • 51. "Biz, ilk iman edenler oldugumuz için Rabbimizin hatalarimizi bagislayacagini umariz."
    • 52. Musa'ya: Kullarimi geceleyin yola çikar; çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik.
    • 53. Firavun da sehirlere (asker) toplayicilar gönderdi:
    • 54. "Esasen bunlar, sayilari az, bölük pörçük bir cemaattir."
    • 55. "(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmislerdir."
    • 56. "Biz ise, elbette uyanik (ve yekvücut) bir cemaatiz." (diyor ve dedirtiyordu).
    • 57. Ama (sonunda) biz onlari (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pinarlardan, çikardik.
    • 58. Hazinelerden ve degerli bir yerlerden.
    • 59. Böylece, bunlara Israilogullarini mirasçi yaptik.
    • 60. Derken (Firavun ve adamlari) gün dogumunda onlarin ardina düstüler.
    • 61. Iki topluluk birbirini görünce, Musa'nin adamlari: Iste yakalandik! dediler.
    • 62. Musa: Asla! dedi, Rabbim süphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.
    • 63. Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarildi (on iki yol açildi), her bölük koca bir dag gibi oldu.
    • 64. Ötekilerini de oraya yaklastirdik.
    • 65. Musa ve beraberinde bulunanlarin hepsini kurtardik.
    • 66. Sonra ötekilerini suda bogduk.
    • 67. Süphesiz bunda bir ibret vardir; ama çoklari iman etmis degillerdir.
    • 68. Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    • 69. (Resûlüm!) Onlara Ibrahim'in haberini de naklet.
    • 70. Hani o, babasina ve kavmine: Neye tapiyorsunuz? demisti.
    • 71. "Putlara tapiyoruz ve onlara tapmaya devam edecegiz" diye cevap verdiler.
    • 72. Ibrahim: Peki, dedi, yalvardiginizda onlar sizi isitiyorlar mi?
    • 73. Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mi?
    • 74. Söyle cevap verdiler: Hayir, ama biz babalarimizi böyle yapar bulduk.
    • 75. Ibrahim dedi ki: Iyi ama, neye taptiginizi (biraz olsun) düsündünüz mü?
    • 76. ''Ister siz , ister eski atalariniz''
    • 77. Iyi bilin ki onlar benim düsmanimdir; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur);
    • 78. Beni yaratan ve bana dogru yolu gösteren O'dur.
    • 79. Beni yediren, içiren O'dur.
    • 80. Hastalandigim zaman bana sifa veren O'dur.
    • 81. Benim canimi alacak, sonra beni diriltecek O'dur.
    • 82. Ve hesap günü hatalarimi bagislayacagini umdugum O'dur.
    • 83. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasina kat.
    • 84. Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anilmak nasip eyle!
    • 85. Beni, Naîm cennetinin vârislerinden kil.
    • 86. Babami da bagisla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o sapiklardandir.
    • 87. (Insanlarin) dirilecekleri gün, beni mahcup etme.
    • 88. O gün, ne mal fayda verir ne de evlât.
    • 89. Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).
    • 90. (O gün) cennet, takvâ sahiplerine yaklastirilir.
    • 91. Cehennem de azginlara apaçik gösterilir.
    • 92. Onlara: Allah'tan gayri taptiklariniz hani nerede? denilir.
    • 93. Size yardim edebiliyorlar mi veya kendilerine (olsun) yardimlari dokunuyor mu? .
    • 94. Onlar ve azginlar oraya tepetaklak (cehenneme) atilirlar.
    • 95. Iblis bütün ordulari da.
    • 96. Orada birbirleriyle çekiserek söyle derler:
    • 97. Vallahi, biz gerçekten apaçik bir sapiklik içindeymisiz.
    • 98. Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile esit tutuyorduk.
    • 99. Bizi ancak o günahkârlar saptirdi.
    • 100. ''Simdi artik bizim ne sefaatçilerimiz var''.
    • 101. ''Ne de yakin bir dostumuz''.
    • 102. Ah keske bizim için (dünyaya) bir dönüs daha olsa da, müminlerden olsak!
    • 103. Bunda elbet (alinacak) büyük bir ders vardir; ama çoklari iman etmezler.
    • 104. Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    • 105. Nuh kavmi de peygamberleri yalancilikla suçladilar.
    • 106. Kardesleri Nuh onlara söyle demisti: (Allah'a karsi gelmekten) sakinmaz misiniz?
    • 107. Bilin ki ben, size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
    • 108. Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
    • 109. Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
    • 110. Onun için, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
    • 111. Onlar söyle cevap verdiler: Sana düsük seviyeli kimseler tâbi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!
    • 112. Nuh dedi ki: Onlarin yaptiklari hakkinda bilgim yoktur.
    • 113. Onlarin hesabi ancak Rabbime aittir. Bir düsünseniz!
    • 114. Ben iman eden kimseleri kovacak degilim.
    • 115. Ben ancak apaçik bir uyariciyim.
    • 116. Dediler ki: Ey Nuh! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, taslanmislardan olacaksin!
    • 117. Nuh: Rabbim! dedi, kavmim beni yalancilikla suçladi.
    • 118. Artik benimle onlarin arasinda sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.
    • 119. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (tasiyarak) kurtardik.
    • 120. Sonra da geri kalanlari suda bogduk.
    • 121. Dogrusu bunda büyük bir ders vardir; ama çoklari iman etmezler.
    • 122. Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    • 123. Âd (kavmi) de peygamberleri yalancilikla suçladi.
    • 124. Kardesleri Hûd onlara söyle demisti: (Allah'a karsi gelmekten) sakinmaz misiniz?
    • 125. Bilin ki, ben size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
    • 126. Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
    • 127. Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
    • 128. Siz her yüksek yere bir alâmet dikerek egleniyor musunuz?
    • 129. Temelli kalacaginizi umarak saglam yapilar mi ediniyorsunuz?
    • 130. Yakaladiginiz zaman, zorbalar gibi mi yakaliyorsunuz?
    • 131. Artik Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
    • 132. Bildiginiz seyleri size bol bol veren, Allah'dan korkun.
    • 133. ''O size verdi : davarlar, ogullar".
    • 134. "Bahçeler çesmeler." (Allah'a karsi gelmek) den sakinin.
    • 135. Dogrusu sizin hakkinizda muazzam bir günün azabindan endise ediyorum.
    • 136. (Onlar) söyle dediler: Sen ögüt versen de, vermesen de bizce birdir.
    • 137. Bu, öncekilerin geleneginden baska bir sey degildir.
    • 138. Biz azaba ugratilacak da degiliz.
    • 139. Böylece onu yalancilikla suçladilar; biz de kendilerini helâk ettik. Dogrusu bunda büyük bir ibret vardir; ama çoklari iman etmezler.
    • 140. Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    • 141. Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancilikla suçladi.
    • 142. Kardesleri Sâlih onlara söyle demisti: (Allah'a karsi gelmekten) sakinmaz misiniz?
    • 143. Bilin ki, ben size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
    • 144. Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
    • 145. Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
    • 146. Siz burada, güven içinde birakilacak misiniz (sanirsiniz)?
    • 147. "Böyle bahçelerde, çesme baslarinda ?"
    • 148. "Ekinlerin, salkimlari sarkmis hurmaliklarin arasinda?"
    • 149. (Böyle sanip) daglardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapiyorsunuz).
    • 150. Artik Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
    • 151. "O asirilarin emrine uymayin."
    • 152. "Yeryüzünde bozgunculuk yapip dirlik düzenlik vermeyenler(in sözüyle hareket etmeyin).
    • 153. Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmis birisin!
    • 154. Sen de ancak bizim gibi bir insansin. Eger dogru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.
    • 155. Salih: Iste (mucize) bu disi devedir; onun bir su içme hakki vardir, belli bir günün içme hakki da sizindir, dedi.
    • 156. Ona bir kötülükle ilismeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabi yakalayiverir.
    • 157. Buna ragmen onlar deveyi kestiler; ama pisman da oldular.
    • 158. Bunun üzerine onlari azap yakaladi. Dogrusu bunda, büyük bir ders vardir; ama çoklari iman etmezler.
    • 159. Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    • 160. Lût kavmi de peygamberleri yalancilikla suçladi.
    • 161. Kardesleri Lût onlara söyle demisti: (Allah'a karsi gelmekten) sakinmaz misiniz?
    • 162. Bilin ki, ben size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
    • 163. Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
    • 164. Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
    • 165. Rabbinizin sizler için yarattigi eslerinizi birakip da, insanlar içinden erkeklere mi yaklasiyorsunuz? Dogrusu siz siniri asmis (sapik) bir kavimsiniz!
    • 166. Rabbinizin sizler için yarattigi eslerinizi birakip da, insanlar içinden erkeklere mi yaklasiyorsunuz? Dogrusu siz siniri asmis (sapik) bir kavimsiniz!
    • 167. Onlar söyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmislerden olacaksin!
    • 168. Lût: Dogrusu, dedi, ben sizin bu isinizden tiksinmekteyim!
    • 169. Rabbim! Beni ve ailemi, onlarin yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.
    • 170. Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardik.
    • 171. Ancak bir kocakari müstesna. O, geride kalanlardan (oldu).
    • 172. Sonra digerlerini helâk ettik.
    • 173. Üzerlerine öyle bir yagmur yagdirdik ki... Uyarilanlarin (fakat yola gelmeyenlerin) yagmuru ne de kötü!
    • 174. Elbet bunda büyük bir ibret vardir; fakat çoklari iman etmezler.
    • 175. Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    • 176. Eyke halki da peygamberleri yalancilikla suçladi.
    • 177. Suayb onlara söyle demisti: (Allah'a karsi gelmekten) sakinmaz misiniz?
    • 178. Bilin ki, ben size gönderilmis güvenilir bir elçiyim.
    • 179. Artik Allah'a karsi gelmekten sakinin ve bana itaat edin.
    • 180. Buna karsi sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
    • 181. Ölçüyü tastamam yapin, (insanlarin hakkini) eksik verenlerden olmayin.
    • 182. Dogru terazi ile tartin.
    • 183. Insanlarin hakki olan seyleri kismayin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karisiklik çikarmayin.
    • 184. Sizi ve önceki nesilleri yaratan (Allah) dan korkun.
    • 185. Onlar söyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmis birisin!
    • 186. Sen de, ancak bizim gibi bir besersin. Bilki, biz seni ancak yalancilardan biri sayiyoruz.
    • 187. Sayet dogru sözlülerden isen, üstümüze gökten azap yagdir.
    • 188. Suayb: Rabbim yaptiklarinizi en iyi bilendir, dedi.
    • 189. Velhasil onu yalanci saydilar da, kendilerini o gölge gününün azabi yakalayiverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabi idi!
    • 190. Dogrusu bunda büyük bir ders vardir; ama çoklari iman etmezler.
    • 191. Süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
    • 192. Muhakkak ki o (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
    • 193. (Resûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) indirdi.
    • 194.Senin kalbine; uyaricilardan olman için,
    • 195. Apaçik Arapça bir dille.
    • 196. O, süphesiz daha öncekilerin kitaplarinda da vardir.
    • 197. Benî Israil bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil degil midir?
    • 198. Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de,
    • 199. Bunu onlara o okusaydi, yine ona iman etmezlerdi.
    • 200. Onu günahkârlarin kalplerine böyle soktuk.
    • 201. Onun için, acikli azabi görünceye kadar ona iman etmezler.
    • 202. Iste bu (azap) onlara, kendileri farkinda olmadan, ansizin geliverecektir.
    • 203. O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
    • 204. (Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azabimizi mi çarçabuk istiyorlardi?
    • 205. Ne dersin! Eger biz onlari yillarca yasatsak.
    • 206.Sonra tehdit edilmekte olduklari (azap) baslarina gelse!
    • 207. Faydalandirildiklari nimetler onlara hiç yarar saglamayacaktir.
    • 208. Bununla birlikte hangi memleketi, helak ettikse muhakkak onu uyarici (peygamberleri) olmustur.
    • 209. (Onlar)ihtar edilmistir ve biz zülmetmis degilizdir.
    • 210. O'nu (Kur'an'i) seytanlar indirmedi.
    • 211. Bu onlara düsmez; zaten güçleri de yetmez.
    • 212. Süphesiz onlar, vahyi isitmekten uzak tutulmuslardir.
    • 213. O halde sakin Allah ile beraber baska tanriya kulluk edip yalvarma, sonra azap edilenlerden olursun!
    • 214. (Önce) en yakin akrabani uyar.
    • 215. Sana uyan müminlere (merhamet) kanadini indir.
    • 216. Sayet sana karsi gelirlerse de ki: Ben sizin yaptiklarinizdan muhakkak ki uzagim.
    • 217. Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
    • 218. O ki, (gece namaza) kalktigin zaman seni görüyor.
    • 219. Secde edenler arasinda dolasmani da (görüyor).
    • 220. Çünkü her seyi isiten, her seyi bilen O'dur.
    • 221. Seytanlarin ise kime inecegini size haber vereyim mi?
    • 222. Onlar, günaha, iftiraya düskün olan herkesin üstüne inerler.
    • 223. Bunlar, (seytanlara) kulak verirler ve onlarin çogu yalancidirlar.
    • 224. Sairler(e gelince), onlara da sapiklar uyarlar.
    • 225. Baksana onlar her vâdide saskin saskin dolasirlar.
    • 226. Ve onlar yapamayacaklari seyleri söylerler.
    • 227. Ancak iman edip iyi isler yapanlar, Allah'i çok çok ananlar ve haksizliga ugratildiklarinda kendilerini savunanlar baskadir. Haksizlik edenler, hangi dönüse (hangi akibete) döndürüleceklerini yakinda bileceklerdir.
     
  7. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 27-en-NEML
    • Bu sûre, Mekke'de nâzil olmustur. 93 (doksanüç) âyettir. "Neml" karinca demektir. 18. âyetinde, Süleyman aleyhisselâmin ordusuna yol veren karincalardan söz edildigi için sûre bu ismi almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Tâ. Sîn. Bunlar Kur'an'in, (gerçekleri) açiklayan Kitab'in âyetleridir.
    • 2.Iman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
    • 3. Onlar ki, namazi kilarlar, zekâti verirler ve ahirete de kesin olarak inanirlar.
    • 4. Süphesiz biz, ahirete inanmayanlarin islerini kendilerine süslü gösterdik; o yüzden bocalar dururlar.
    • 5. Iste bunlar, azabi en agir olanlardir; ahirette en çok ziyana ugrayacaklar da onlardir.
    • 6. (Resûlüm!) Süphesiz ki bu Kur'an, hikmet sahibi ve her seyi bilen Allah tarafindan sana verilmektedir.
    • 7. Hani Musa, ailesine söyle demisti: Gerçekten ben bir ates gördüm. (Gidip) size oradan bir haber getirecegim, yahut bir ates parçasi getirecegim, umarim ki isinirsiniz!
    • 8. Oraya geldiginde söyle seslenildi: Atesin bulundugu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kilinmistir! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!
    • 9. Ey Musa! Iyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'im!
    • 10. Asâni at! Musa (asâyi atip) onu yilan gibi deprenir görünce dönüp arkasina bakmadan kaçti. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.
    • 11. Ancak, kim haksizlik eder, sonra, isledigi kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karsi da) çok bagislayiciyim, çok merhamet sahibiyim.
    • 12. Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz çiksin. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git). Çünkü onlar artik yoldan çikmis bir kavim olmuslardir.
    • 13. Mucizelerimiz onlarin gözleri önüne serilince: "Bu, apaçik bir büyüdür" dediler.
    • 14. Kendileri de bunlara yakînen inandiklari halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onlari inkâr ettiler. Bozguncularin sonunun nice olduguna bir bak!
    • 15. Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar: Bizi, mümin kullarinin birçogundan üstün kilan Allah'a hamd olsun, dediler.
    • 16. Süleyman Davud'a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kus dili ögretildi ve bize her seyden (nasip) verildi. Dogrusu bu apaçik bir lütuftur.
    • 17. Süleyman'in, cinlerden, insanlardan ve kuslardan mütesekkil ordulari toplandi; hepsi birarada (onun tarafindan) düzenli olarak sevkediliyordu.
    • 18. Nihayet Karinca vâdisine geldikleri zaman, bir karinca: Ey karincalar! Yuvalariniza girin; Süleyman ve ordusu farkina varmadan sizi ezmesin! dedi.
    • 19. (Süleyman) onun sözünden dolayi gülümsedi ve dedi ki: Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdigin nimete sükretmeye ve hosnut olacagin iyi isler yapmaya muvaffak kil. Rahmetinle, beni iyi kullarin arasina kat.
    • 20. (Süleyman) kuslari gözden geçirdi ve söyle dedi: Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayiplara mi karisti?
    • 21. Ya bana (mazeretini gösteren) apaçik bir delil getirecek ya da onun canini iyice yakacagim yahut onu bogazlayacagim!
    • 22. Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilmedigin bir seyi ögrendim. Sebe'den sana çok dogru (ve önemli) bir haber getirdim.
    • 23. Gerçekten, onlara (Sebe'lilere) hükümdarlik eden, kendisine her sey verilmis ve büyük bir tahti olan bir kadinla karsilastim.
    • 24. Onun ve kavminin, Allah'i birakip günese secde ettiklerini gördüm. Seytan, kendilerine yaptiklarini süslü göstermis de onlari dogru yoldan alikoymus. Bunun için dogru yolu bulamiyorlar.
    • 25. (Seytan böyle yapmis ki) göklerde ve yerde gizleneni açiga çikaran, gizlediginizi ve açikladiginizi bilen Allah'a secde etmesinler.
    • 26. (Halbuki) büyük Ars'in sahibi olan Allah'tan baska tanri yoktur.
    • 27. (Süleyman Hüdhüd'e) dedi ki: Dogru mu söyledin, yoksa yalancilardan misin, bakacagiz.
    • 28. Su mektubumu götür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklarina bak.
    • 29. (Süleyman'in mektubunu alan Sebe'melikesi,) "Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup birakildi" dedi.
    • 30. "Mektup Süleyman'dandir, rahmân ve rahîm olan Allah'in adiyla (baslamakta) dir."
    • 31. "Bana bas kaldirmayin, teslimiyet gösterip bana gelin, diye (yazmaktadir)".
    • 32. (Sonra Melike) dedi ki: Beyler, ulular! Bu isimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanimda olmadan (size danismadan) hiçbir isi kestirip atmam.
    • 33. Onlar, su cevabi verdiler: Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savas erbabiyiz; buyruk ise senindir; artik ne buyuracagini sen düsün.
    • 34. Melike: Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi, orayi perisan ederler ve halkinin ulularini alçaltirlar. (Herhalde) onlar da böyle yapacaklardir, dedi.
    • 35. Ben (simdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayim elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler.
    • 36. (Elçiler, hediyelerle) Süleyman'a gelince söyle dedi: Siz bana mal ile yardim mi ediyorsunuz? Allah'in bana verdigi, size verdiginden daha iyidir. Hediyenizle (ben degil) siz sevinirsiniz.
    • 37. (Ey elçi!) Onlara dön; iyi bilsinler ki, kendilerine asla karsi koyamiyacaklari ordularla gelir, onlari muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çikaririz!
    • 38. (Sonra Süleyman müsavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtini bana getirebilir?
    • 39. Cinlerden bir ifrit: Sen makamindan kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu ise gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.
    • 40. Kitaptan (Allah tarafindan verilmis) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açip kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtini) yanibasina yerlesmis olarak görünce: Bu, dedi, sükür mü edecegim, yoksa nankörlük mü edecegim diye beni sinamak üzere Rabbimin (gösterdigi) lütfundandir. Sükreden ancak kendisi için sükretmis olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir seye ihtiyaci yoktur, çok kerem sahibidir.
    • 41. (Süleyman devamla) dedi ki: Onun tahtini bilemeyecegi bir hale getirin; bakalim taniyacak mi, yoksa taniyamayanlar arasinda mi olacak.
    • 42. Melike gelince: Senin tahtin da böyle mi? dendi. O söyle cevap verdi: Tipki o! (Süleyman söyle dedi): Bize daha önce (Allah'tan) bilgi verilmis ve biz müslüman olmustuk.
    • 43. Onu, Allah'tan baska taptigi seyler (o zamana kadar tevhid dinine girmekten) alikoymustu. Çünkü kendisi inkârci bir kavimdendi.
    • 44. Ona: Köske gir! dendi. Melike onu görünce derin bir su sandi ve etegini yukari çekti. Süleyman: Bu, billûrdan yapilmis, seffaf bir zemindir, dedi. Melike de di ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazik etmisim. Süleymanla beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.
    • 45. Andolsun ki, "Allah'a kulluk edin!" (demesi için) Semûd kavmine kardesleri Sâlih'i gönderdik. Hemen birbiriyle çekisen iki zümre oluverdiler.
    • 46. Sâlih dedi ki: Ey kavmim! Iyilik dururken niçin kötülüge kosuyorsunuz? Allah'tan magfiret dileseniz olmaz mi? Belki size merhamet edilir.
    • 47. Söyle dediler: Senin ve beraberindekilerin yüzünden ugursuzluga ugradik. Sâlih: Size çöken ugursuzluk (sebebi), Allah katinda (yazili) dir. Hayir, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi.
    • 48. O sehirde dokuz kisi (elebasi) vardi ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapiyorlar, iyilik tarafina hiç yanasmiyorlardi.
    • 49. Allah'a and içerek birbirlerine söyle dediler: Gece ona ve ailesine baskin yapalim (hepsini öldürelim); sonra da velisine: "Biz (Sâlih) ailesinin yok edilisi sirasinda orada degildik, inanin ki dogru söylüyoruz" diyelim.
    • 50. Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de kendileri farkinda olmadan, onlarin planlarini altüst ettik.
    • 51. Bak iste, tuzaklarinin âkibeti nice oldu: Onlari da; (kendilerine uyan) kavimlerini de (nasil) toptan helâk ettik!
    • 52. Iste haksizliklari yüzünden çökmüs evleri! Anlayan bir kavim için elbette bunda bir ibret vardir.
    • 53. Iman edip Allah'a karsi gelmekten sakinanlari ise kurtardik.
    • 54. Lût'u da (peygamber olarak kavmine gönderdik.) Kavmine söyle demisti: Göz göre göre hâla o hayâsizligi yapacak misiniz?
    • 55. (Bu ilâhî ikazdan sonra hâla) siz, ille de kadinlari birakip sehvetle erkeklere yaklasacak misiniz? Dogrusu siz, beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz!
    • 56. Kavminin cevabi sadece: "Lût ailesini memleketinizden çikarin; çünkü onlar (bizim yaptiklarimizdan) uzak kalmak isteyen insanlarmis!" demelerinden ibaret oldu.
    • 57. Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardik. Yalniz karisi müstesna; onun geride (azaba ugrayanlarin içinde) kalmasini takdir ettik.
    • 58. Onlarin üzerlerine müthis bir yagmur indirdik. Bu sebeple, uyarilan (fakat aldirmayan) larin yagmuru ne kötü olmustur!
    • 59. (Resûlüm!) De ki: Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin kildigi kullarina. Allah mi daha hayirli, yoksa O'na kostuklari ortaklar mi?
    • 60. (Onlar mi hayirli) yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren mi? O suyla, bir agacini bile bitirmeye gücünüzün yetmedigi güzel güzel bahçeler bitirdik. Allah'tan baska bir tanri mi var! Dogrusu onlar sapiklikta devam eden bir güruhtur.
    • 61. (Onlar mi hayirli) yoksa yeryüzünü oturmaya elverisli kilan, aralarindan (yer altindan ve üstünden) nehirler akitan, arz için sabit daglar yaratan, iki deniz arasina engel koyan mi? Allah'tan baska bir tanri mi var! Dogrusu onlarin çogu (hakikatleri) bilmiyorlar.
    • 62. (Onlar mi hayirli) yoksa darda kalana kendine yalvardigi zaman karsilik veren ve (basindaki) sikintiyi gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kilan mi? Allah'tan baska bir tanri mi var! Ne kadar da kit düsünüyorsunuz!
    • 63. (Onlar mi hayirli) yoksa karanin ve denizin karanliklari içinde size yolu bulduran, rahmetinin (yagmurun) önünde rüzgârlari müjdeci olarak gönderen mi? Allah'tan baska bir tanri mi var! Allah, onlarin kostuklari ortaklardan çok yücedir, münezzehtir.
    • 64. (Onlar mi hayirli) yoksa ilk bastan yaratan, sonra yaratmayi tekrar eden ve sizi hem gökten hem yerden riziklandiran mi? Allah'tan baska bir tanri mi var! De ki: Eger dogru söylüyorsaniz siz kesin delilinizi getirin!
    • 65. De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan baska kimse gaybi bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
    • 66. Hayir; onlarin ahiret hakkindaki bilgileri yetersiz kalmistir. Dahasi, bu hususta süphe içindedirler. Bunun da ötesinde, onlar ahiretten yana kördürler.
    • 67. Inkârcilar dediler ki: Sahi, biz ve atalarimiz, toprak olduktan sonra, gerçekten (diriltilip) çikarilacak miyiz?
    • 68. Andolsun ki, bu tehdit bize yapildigi gibi, daha önce atalarimiza da yapilmistir. Bu, öncekilerin masallarindan baska bir sey degildir.
    • 69. De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârlarin âkibeti nice oldu, görün!
    • 70. (Resûlüm!) Onlarin yüzünden tasalanma, kurmakta olduklari tuzaklardan ötürü sikinti duyma.
    • 71. Onlar: Eger dogru sözlü iseniz (söyleyin bakalim) bu tehdit ne zaman gerçeklesecek? derler.
    • 72. De ki: Çabucak gelmesini istediginiz seyin (azabin) bir kismi herhalde yakinda basiniza gelecektir.
    • 73. Süphesiz Rabbin, insanlara karsi lütuf sahibidir; fakat insanlarin çogu sükretmezler.
    • 74. Rabbin elbette onlarin kalplerinin gizlediklerini de, açiga vurduklarini da bilir.
    • 75. Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir sey yoktur ki, apaçik bir kitapta (levhi mahfuzda) bulunmasin.
    • 76. Dogrusu bu Kur'an, Israilogullarina, hakkinda ihtilâf edegeldikleri seylerin pek çogunu anlatmaktadir.
    • 77. Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.
    • 78. Rabbin süphesiz, onlar arasinda hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, her seyi bilendir.
    • 79. O halde sen Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen apaçik hakikat üzeresin.
    • 80. Bil ki sen ölülere isittiremezsin, arkalarini dönüp giderlerken sagirlara da dâveti duyuramazsin.
    • 81. Sen körleri sapikliklarindan çevirip dogru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanip da teslim olanlara duyurabilirsin.
    • 82. O söz baslarina geldigi (kiyamet yaklastigi) zaman, onlara yerden bir dâbbe (mahlûk) çikaririz da, bu onlara insanlarin âyetlerimize kesin bir iman getirmemis olduklarini söyler.
    • 83. O gün, her ümmet içinden âyetlerimizi yalan sayanlardan bir cemaat toplariz da onlar toplu olarak (hesap yerine) sevkedilirler.
    • 84. Nihayet, (hesap yerine) geldikleri zaman Allah buyurur: Siz benim âyetlerimi, ne oldugunu kavramadan yalan saydiniz öyle mi? Degilse yaptiginiz neydi?
    • 85. Yaptiklari haksizliktan ötürü, (azaba ugrayacaklarini bildiren) o söz gerçeklesmistir; artik onlar konusamazlar.
    • 86. Dinlensinler diye geceyi (karanlik) ve (çalissinlar diye) gündüzü aydinlik kildigimizi görmediler mi? Iman eden bir kavim için elbette bunda birçok ibretler vardir.
    • 87. Sûr'a üfürüldügü gün, -Allah'in diledikleri müstesna-, göklerde ve yerde bulunanlar hep dehsete kapilir. Hepsi boyunlari bükük olarak O'na gelirler.
    • 88. Sen daglari görürsün de, onlari yerinde durur sanirsin. Oysa onlar bulutlarin yürümesi gibi yürümektedirler. (Bu,) her seyi sapasaglam yapan Allah'in sanatidir. Süphesiz ki O, yaptiklarinizdan tamamiyla haberdardir.
    • 89. Kim iyilikle (ilâhî huzura) gelirse, ona daha iyisi verilir. Ve onlar o gün korkudan emin kalirlar.
    • 90. (Rablerinin huzuruna) kötülükle gelen kimseler ise yüzükoyun cehenneme atilirlar. (Onlara) "Ancak yaptiklarinizin karsiligini görmektesiniz!" (denir).
    • 91. (De ki[​IMG] Ben ancak, bu sehrin (Mekke'nin) Rabbine -ki O burayi dokunulmaz kilmistir- kulluk etmekle emrolundum. Her sey de zaten O'na aittir. Bana müslümanlardan olmam " emredildi.
    • 92. "Ve Kur'an'i okumam (emredildi). Artik kim dogru yola gelirse, yalniz kendisi için gelmis olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyaricilardanim.
    • 93. Ve söyle de: Hamd Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onlari görüp taniyacaksiniz (ama artik faydasi olmayacaktir). Rabbin, yaptiklarinizdan habersiz degildir.
     
  8. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 28-el-KASAS
    • Bu sûre Mekke'de nâzil olmustur. 85. âyetinin hicret esnasinda Mekke ile Medine arasinda, 52 ilâ 55. âyetlerinin ise Medine'de nâzil oldugu rivayet edilmistir. 88 (seksensekiz) âyettir. "Kasas", olaylar, hikâyeler demektir. Ismini 25. âyetinden almistir. Sûrenin baslica konularini, Hz. Musa'nin çocuklugundan itibaren hayati, mücadeleleri; tevhid ehlinnin zaferi ve dünya servetine güvenilmemesi teskil etmektedir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Tâ. Sîn. Mîm.
    • 2. Bunlar, apaçik Kitab'in âyetleridir.
    • 3. Iman eden bir kavim için (faydali olmak üzere) Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kismini sana gerçek sekliyle nakledecegiz.
    • 4. Firavun, (Misir) topraginda gerçekten azmis, halkini çesitli zümrelere bölmüstü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunlarin ogullarini bogazliyor, kizlarini ise sag birakiyordu. Çünkü o bozgunculardandi.
    • 5. Biz ise, o yerde güçsüz düsürülenlere lütufta bulunmak, onlari önderler yapmak ve onlari (mukaddes topraklara) vâris kilmak istiyorduk.
    • 6. Ve o yerde onlari hakim kilmak; Firavun ile Hâmân'a ve ordularina, onlardan (Israilogullarindan gelecek diye) korktuklari seyi göstermek (istiyorduk).
    • 7. Musa'nin anasina: Onu emzir, kendisine zarar geleceginden endiselendiginde onu denize (Nil nehrine) birakiver, hiç korkup kaygilanma, çünkü biz onu sana geri verecegiz ve onu peygamberlerden biri yapacagiz, diye bildirdik.
    • 8. Nihayet Firavun ailesi onu yitik çocuk olarak (nehirden) aldi. O, sonunda kendileri için bir düsman ve bir tasa olacakti. Süphesiz Firavun ile Hâmân ve askerleri yanlis yolda idiler.
    • 9. Firavun'un karisi (sepetin içinden erkek çocuk çikinca kocasina[​IMG] Benim ve senin için göz aydinligidir! Onu öldürmeyin, belki bize faydasi dokunur, ya da onu evlât ediniriz, dedi. Halbuki onlar (isin sonunu) sezemiyorlardi.
    • 10. Musa'nin anasinin yüreginde yalnizca çocugunun tasasi kaldi. Eger biz, (vâdimize) inananlardan olmasi için onun kalbini pekistirmemis olsaydik, neredeyse isi meydana çikaracakti.
    • 11. Annesi Musa'nin ablasina: Onun izini takip et, dedi. O da, onlar farkina varmadan uzaktan kardesini gözetledi.
    • 12. Biz daha önceden (annesine geri verilinceye kadar) onun süt analarini kabulüne (emmesine) müsaade etmedik. Bunun üzerine ablasi: Size, onun bakimini naminiza üstlenecek, hem de ona iyi davranacak bir aile göstereyim mi? dedi.
    • 13. Böylelikle biz onu, anasina, gözü aydin olsun, gam çekmesin ve Allah'in vâdinin gerçek oldugunu bilsin diye geri verdik. Fakat yine de pek çogu (bunu) bilmezler.
    • 14. Musa yigitlik çagina erip olgunlasinca, biz ona hikmet ve ilim verdik. Iste güzel davrananlari biz böylece mükâfatlandiririz.
    • 15. Musa, ahalisinin habersiz oldugu bir sirada sehre girdi. Orada, biri kendi tarafindan, digeri düsman tarafindan olan iki adami birbiriyle dögüsür buldu. Kendi tarafindan olani, düsmana karsi ondan yardim diledi. Musa da ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu. (Bunun üzerine[​IMG] Bu seytan isidir. O, gerçekten saptirici, apaçik bir düsman, dedi.
    • 16. Musa: Rabbim! Dogrusu kendime zulmettim (basima is açtim). Beni bagisla dedi, Allah da onu bagisladi. Çünkü, çok bagislayici, çok esirgeyici olan ancak O'dur.
    • 17. Musa: Rabbim! Bana lütfettigin nimetlere andolsun ki, artik suçlulara (ve suça itenlere) asla arka çikmayacagim, dedi.
    • 18. Sehirde korku içinde, (etrafi) gözetleyerek sabahladi. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardim isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona (yardim isteyene) dedi ki: Dogrusu sen, besbelli bir azginsin!
    • 19. Musa, ikisinin de düsmani olan adami yakalamak isteyince, o adam dedi ki: Ey Musa! Dün bir cana kiydigin gibi, bana da mi kiymak istiyorsun? Demek, düzelticilerden olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayi arzuluyorsun sen!
    • 20. Sehrin öbür ucundan bir adam kosarak geldi: Ey Musa! Ileri gelenler seni öldürmek için hakkinda müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çik! Inan ki ben senin iyiligini isteyenlerdenim, dedi.
    • 21. Musa korka korka, (etrafi) gözetleyerek oradan çikti. "Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar" dedi.
    • 22. Medyen'e dogru yöneldiginde: Umarim, Rabbim beni dogru yola iletir, dedi.
    • 23. Musa, Medyen suyuna varinca, orada (hayvanlarini) sulayan bir çok insan buldu. Onlarin gerisinde de, (hayvanlarini) engelleyen iki kadin gördü. Onlara: Derdiniz nedir? dedi. Söyle cevap verdiler: Çobanlar sulayip çekilmeden biz (onlarin içine sokulup hayvanlarimizi) sulamayiz; babamiz da çok yaslidir.
    • 24. Bunun üzerine Musa, onlarin yerine (davarlarini) sulayiverdi. Sonra gölgeye çekildi ve: Rabbim! Dogrusu bana indirecegin her hayra (lütfuna) muhtacim, dedi.
    • 25. Derken, o iki kadindan biri utana utana yürüyerek ona geldi: Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanlari) sulamanin karsiligini ödemek için seni çagiriyor. Musa, ona (Hz. Suayb'a) gelip basindan geçeni anlatinca o: Korkma, o zalim kavimden kurtuldun, dedi.
    • 26. (Suayb'in) iki kizindan biri: Babacigim! Onu ücretle (çoban) tut. Çünkü ücretle istihdam edecegin en iyi kimse, güçlü ve güvenilir olandir, dedi.
    • 27. (Suayb) dedi ki: Bana sekiz yil çalismana karsilik su iki kizimdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eger on yila tamamlarsan artik o kendinden; yoksa sana agirlik vermek istemem. Insallah beni iyi kimselerden (isverenlerden) bulacaksin.
    • 28. Musa söyle cevap verdi: Bu seninle benim aramdadir. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayim, demek ki bana karsi husumet yok. Söylediklerimize Allah vekîldir.
    • 29. Sonunda Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çikinca, Tûr tarafindan bir ates gördü. Ailesine: Siz (burada) bekleyin; ben bir ates gördüm, belki oradan size bir haber yahut isinmaniz için bir ates parçasi getiririm, dedi.
    • 30. Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sag kiyisindan, (oradaki) agaç tarafindan kendisine söyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'im.
    • 31. Ve "Asâni at!" (denildi). Musa (attigi) asâyi yilan gibi deprenir görünce, dönüp arkasina bakmadan kaçti. "Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardansin" (buyuruldu).
    • 32. "Elini koynuna sok; kusursuz, bembeyaz çikacaktir. Korkudan (açilan) kollarini kendine çek. Iste bu ikisi Firavun ve onun adamlarina karsi Rabbin tarafindan iki kesin delildir. Çünkü onlar, yoldan çikan bir kavim olmuslardir" (diye seslenildi).
    • 33. Musa dedi ki: Rabbim! Ben onlardan birini öldürmüstüm, beni öldürmelerinden korkuyorum.
    • 34. Kardesim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da beni dogrulayan bir yardimci olarak benimle birlikte gönder. Zira bana yalancilik ithaminda bulunmalarindan endise ediyorum.
    • 35. Allah buyurdu: Seni kardesinle destekleyecegiz ve size öyle bir kudret verecegiz ki, âyetlerimiz (mucize yardimlarimiz) sayesinde onlar size erisemiyecekler. Siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz.
    • 36. Musa onlara apaçik âyetlerimizi getirince: Bu, olsa olsa uydurulmus bir sihirdir. Biz önceki atalarimizdan böylesini isitmemistik, dediler.
    • 37. Musa söyle dedi: Rabbim, kendi katindan kimin hidayet (hakka rehberlik) getirdigini ve hayirli âkibetin kime nasip olacagini en iyi bilendir. Muhakkak ki, zalimler iflâh olmazlar.
    • 38. Firavun: Ey ileri gelenler! Sizin için benden baska bir ilâh tanimiyorum. Ey Hâmân! Haydi benim için çamur üzerine ates yak (ve tugla imal et), bana bir kule yap ki Musa'nin tanrisina çikayim; ama saniyorum, o mutlaka yalan söyleyenlerdendir, dedi.
    • 39. O ve askerleri, yeryüzünde haksiz yere büyüklük tasladilar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandilar.
    • 40. Biz de onu ve askerlerini yakalayip denize ativerdik. Bak iste, zalimlerin sonu nice oldu!
    • 41. Onlari, (insanlari) atese çagiran öncüler kildik. Kiyamet günü onlar yardim görmeyeceklerdir.
    • 42. Bu dünyada arkalarina lânet taktik. Onlar, kiyamet gününde de kötülenmisler arasindadir.
    • 43. Andolsun biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya, -düsünüp ögüt alsinlar diye- insanlar için apaçik deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab'i (Tevrat'i) vermisizdir.
    • 44. (Resûlüm!) Musa'ya emrimizi vahyettigimiz sirada, sen bati yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden de degildin.
    • 45. Bilakis biz nice nesiller var ettik de, onlarin üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen, âyetlerimizi kendilerinden okuyarak ögrenmek üzere Medyen halki arasinda oturmus da degilsin; aksine (onlari sana) gönderen biziz.
    • 46. (Musa'ya) seslendigimiz zaman da, sen Tûr'un yaninda degildin. Bilakis, senden önce kendilerine uyarici (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik); ola ki düsünüp ögüt alirlar.
    • 47. Bizzat kendi yaptiklarindan dolayi baslarina bir musibet geldiginde: Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydik! diyecek olmasalardi (seni göndermezdik).
    • 48. Fakat onlara tarafimizdan o hak (Peygamber) gelince: "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli degil miydi?" dediler. Peki, daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemisler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir!" demisler ve sunu söylemislerdi: Dogrusu biz hiçbirine inanmiyoruz.
    • 49. (Resûlüm!) De ki: Eger dogru sözlüler iseniz, Allah katindan bu ikisinden (bana ve Musa'ya inen kitaplardan) daha dogru bir kitap getirin de ben ona uyayim!
    • 50. Eger sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, sirf heveslerine uymaktadirlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksizin kendi hevesine uyandan daha sapik kim olabilir! Elbette Allah zalim kavmi dogru yola iletmez.
    • 51. Andolsun ki biz, düsünüp ögüt alsinlar diye, sözü (vahyi) birbiri ardinca yetistirmisizdir (araliksiz vahiylerimizi göndermisizdir).
    • 52. Ondan (Kur an'dan) önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler.
    • 53. Onlara (Kur'an) okundugu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmis hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik, derler.
    • 54. Iste onlara, sabretmelerinden ötürü, mükâfatlari iki defa verilecektir. Bunlar kötülügü iyilikle savarlar, kendilerine verdigimiz riziktan da Allah rizasi için harcarlar.
    • 55. Onlar, bos söz isittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: Bizim islerimiz bize, sizin isleriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri (arkadas edinmek) istemeyiz, derler.
    • 56. (Resûlüm!) Sen sevdigini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah diledigine hidayet verir ve hidayete girecek olanlari en iyi O bilir.
    • 57. "Biz seninle beraber dogru yola uyarsak, yurdumuzdan atiliriz" dediler. Biz onlari, kendi katimizdan bir rizik olarak her seyin ürünlerinin toplanip getirildigi, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerlestirmedik mi? Fakat onlarin çogu bilmezler.
    • 58. Biz, refahindan simarmis nice memleketi helâk etmisizdir. Iste yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmistir. Onlara biz vâris olmusuzdur.
    • 59. Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezine göndermedikçe, o memleketleri helâk edici degildir. Zaten biz ancak halki zalim olan memleketleri helâk etmisizdir.
    • 60. Size verilen seyler, dünya hayatinin geçim vasitasi ve süsüdür. Allah katinda olanlar ise, daha hayirli ve daha kalicidir. Hâla buna akliniz ermeyecek mi?
    • 61. Su halde, kendisine güzel bir vaadde bulundugumuz ve ardindan ona kavusan kimse, (sirf) dünya hayatinin geçici menfaat ve zevkini yasattigimiz, sonra kiyamet gününde (azap için) huzurumuza getirilenler arasinda bulunan kimse gibi midir?
    • 62. O gün Allah onlari çagirarak: Benim ortaklarim olduklarini iddia ettikleriniz hani nerede? diyecektir.
    • 63. (O gün) aleyhlerine söz (hüküm) gerçeklesmis olanlar: Rabbimiz! Sunlar azdirdigimiz kimselerdir. Biz nasil azmissak onlari da öylece azdirdik (yoksa onlari zorlayan bir gücümüz yoktu. Onlarin suçlarindan) berî oldugumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslinda bize tapmiyorlardi (kendi arzularina tapiyorlardi), derler.
    • 64. "(Allah'a kostugunuz) ortaklarinizi çagirin!" denir, onlar da çagirirlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karsilarinda) azabi görürler. Ne olurdu (dünyada iken) dogru yola girselerdi!
    • 65. O gün Allah onlari çagirarak: Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyecektir.
    • 66. Iste o gün onlara bütün haberler körlesmistir (delilleri tükenmis, söyleyecek sözleri kalmamistir); onlar birbirlerine de soramayacaklardir.
    • 67. Fakat tevbe eden, iman edip iyi isler yapan kimseye gelince, onun kurtulusa erenler arasinda olmasi umulur.
    • 68. Rabbin, diledigini yaratir ve seçer. Onlarin seçim hakki yoktur. Allah, onlarin ortak kostuklarindan münezzehtir ve sâni yücedir.
    • 69. Rabbin, onlarin, sînelerinde gizlediklerini de, açiga vurduklarini da bilir.
    • 70. Iste O, Allah'tir. O'ndan baska tanri yoktur. Önünde de, sonunda da hamd O'nundur, hüküm O'nundur. Ve ancak O'na döndürüleceksiniz.
    • 71. (Resûlüm!) De ki: Düsündünüz mü hiç, eger Allah üzerinizde geceyi ta kiyamet gününe kadar araliksiz devam ettirse, Allah'tan baska size bir isik getirecek tanri kimdir? Hâla isitmeyecek misiniz?
    • 72. De ki: Söyleyin bakalim, eger Allah üzerinizde gündüzü ta kiyamet gününe kadar araliksiz devam ettirse, Allah'tan baska, istirahat edeceginiz geceyi size getirecek tanri kimdir? Hâla görmeyecek misiniz?
    • 73. Rahmetinden ötürü Allah, geceyi ve gündüzü yaratti ki geceleyin dinlenesiniz, (gündüzün) O'nun fazlu kereminden (rizkinizi) arayasiniz ve sükredesiniz.
    • 74. O gün Allah onlari çagirarak: Benim ortaklarim olduklarini iddia ettikleriniz hani nerede? diyecektir.
    • 75. (O gün) her ümmetten bir sahit çikarir, (kâfirlere): Kesin delilinizi getirin! deriz. O zaman bilirler ki hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri seyler (putlar) da kendilerinden ayrilip kaybolmuslardir.
    • 76. Karun, Musa'nin kavminden idi de, onlara karsi azginlik etmisti. Biz ona öyle hazineler vermistik ki, anahtarlarini güçlükuvvetli bir topluluk zor tasirdi. Kavmi ona söyle demisti: Simarma! Bil ki Allah simariklari sevmez.
    • 77. Allah'in sana verdiginden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettigi gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculugu arzulama. Süphesiz ki Allah, bozgunculari sevmez.
    • 78. Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demisti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftari olan kimseleri helâk etmisti. Günahkârlardan günahlari sorulmaz (Allah onlarin hepsini bilir).
    • 79. Derken, Karun, ihtisami içinde kavminin karsisina çikti. Dünya hayatini arzulayanlar: Keske Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydi; dogrusu o çok sansli! dediler.
    • 80. Kendilerine ilim verilmis olanlar ise söyle dediler: Yaziklar olsun size! Iman edip iyi isler yapanlara göre Allah'in mükâfati daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavusabilir.
    • 81. Nihayet biz, onu da, sarayini da yerin dibine geçirdik. Artik Allah'a karsi kendisine yardim edecek avanesi olmadigi gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de degildi.
    • 82. Daha dün onun yerinde olmayi isteyenler: Demek ki, Allah rizki, kullarindan diledigine bol veriyor, diledigine de az. Sayet Allah bize lütufta bulunmus olmasaydi, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay! Demek ki inkârcilar iflâh olmazmis! demeye basladilar.
    • 83. Iste ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculugu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) âkibet, takvâ sahiplerinindir.
    • 84. Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayirli karsilik vardir. Kim bir kötülük getirirse, o kötülükleri isleyenler, ancak yaptiklari kadar ceza görürler.
    • 85. (Resûlüm!) Kur'an'i (okumayi, teblig etmeyi ve ona uymayi) sana farz kilan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: Rabbim, kimin hidayeti getirdigini ve kimin apaçik bir sapiklik içinde oldugunu en iyi bilendir.
    • 86. Sen, bu Kitab'in sana vahyolunacagini ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmis) tir. O halde sakin kâfirlere arka çikma!
    • 87. Allah'in âyetleri sana indirildikten sonra, artik sakin onlar seni bu âyetlerden alikoymasinlar. Rabbine davet et. Asla müsriklerden olma!
    • 88. Allah ile birlikte baska bir tanriya tapip yalvarma! O'ndan baska tanri yoktur. O'nun zâtindan baska her sey yok olacaktir. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na döndürüleceksiniz.
     
  9. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 29-el-ANKEBÛT
    • Mekke'de nâzil olan bu sûre 69 (altmisdokuz) âyettir. "Ankebût", örümcek demektir. 41. âyetinde kâfirlerin isleri örümcek agina benzetildigi için sûre bu ismi almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. Mîm.
    • 2. Insanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "Iman ettik" demeleriyle birakilivereceklerini mi sandilar?
    • 3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmisizdir. Elbette Allah, dogrulari ortaya çikaracak, yalancilari da mutlaka ortaya koyacaktir.
    • 4. Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandilar? Ne kadar kötü (ne yanlis) hüküm veriyorlar!
    • 5. Kim Allah'a kavusmayi umuyorsa, bilsin ki Allah'in tayin ettigi o vakit elbet gelecektir. O, her seyi isiten ve bilendir.
    • 6. Cihad eden, ancak kendisi için cihad etmis olur. Süphesiz Allah, âlemlerden müstagnîdir. (O'nun hiçbir seye ihtiyaci yoktur).
    • 7. Iman edip iyi isler yapanlarin (geçmis) kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptiklarinin daha güzeli ile karsilik veririz.
    • 8. Biz, insana, ana-babasina iyi davranmasini tavsiye etmisizdir. Eger onlar, seni, hakkinda bilgin olmayan bir seyi (körü körüne) bana ortak kosman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dönüsünüz ancak banadir. O zaman size yapmis olduklarinizi haber verecegim.
    • 9. Iman edip iyi isler yapanlari, muhakkak sâlihler (zümresi) içine katariz.
    • 10. Insanlardan kimi vardir ki: "Allah'a inandik" der; fakat Allah ugrunda eziyete ugratildigi zaman, insanlarin iskencesini Allah'in azabi gibi tutar. Halbuki Rabbinden bir nusret gelecek olsa, mutlaka, "Dogrusu biz de sizinle beraberdik" derler. Iyi de, Allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen degil midir?
    • 11. Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya çikaracaktir).
    • 12. Kâfirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlannizi biz yüklenelim, derler. Halbuki onlarin hiçbir günahini yüklenecek degillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
    • 13. (Fakat gerçek su ki) elbette kendi yüklerini (veballerini), kendi yükleriyle birlikte nice yükleri tasiyacaklar ve uydurup durduklari seylerden kiyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
    • 14. Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik de o bin yildan elli yil eksik bir süre onlarin arasinda kaldi. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayiverdi.
    • 15. Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardik ve bunu âlemlere bir ibret yaptik.
    • 16. Ibrahim'i de gönderdik. O kavmine söyle demisti: Allah'a kulluk edin. O'na karsi gelmekten sakinin. Eger bilmis olsaniz bu sizin için daha hayirlidir.
    • 17. Siz Allah'i birakip birtakim putlara tapiyor, asilsiz sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'i birakip da taptiklariniz, size rizik veremezler. O halde rizki Allah katinda arayin. O'na kulluk edin ve O'na sükredin. Ancak O'na döndürüleceksiniz.
    • 18. Eger (size teblig edileni) yalan sayarsaniz, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine teblig edileni) yalan saymislardir. Peygamber'e düsen, yalniz açik bir tebligdir.
    • 19. Allah'in, yaratilani ilk bastan nasil yarattigini, (ölümden) sonra bunu(nasil) tekrarladigini görmediler mi? Süphesiz bu, Allah'a göre kolaydir.
    • 20. De ki: Yeryüzünde gezip dolasin da, Allah ilk bastan nasil yaratmis bir bakin. Iste Allah bundan sonra (ayni sekilde) ahiret hayatini da yaratacaktir. Gerçekten Allah her seye kadirdir.
    • 21. O, diledigine azabeder, diledigini esirger. Ancak O'na döndürüleceksiniz.
    • 22. Siz ne yeryüzünde ne de gökte (Allah'i) âciz birakamazsiniz. Allah'tan baska bir dost ve yardimci da bulamazsiniz.
    • 23. Allah'in âyetlerini ve O'na kavusmayi inkâr edenler -iste onlar- benim rahmetimden ümitlerini kesmislerdir ve onlar için acikli bir azap vardir.
    • 24. Kavminin (Ibrahim'e) cevabi ise: "Onu öldürün yahut yakin!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu atesten kurtardi. Dogrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardir.
    • 25. (Ibrahim onlara) dedi ki: Siz, sirf aranizdaki dünya hayatina has muhabbet ugruna Allah'i birakip birtakim putlar edindiniz. Sonra kiyamet günü (gelip çattiginda ise) birbirinizi tanimazliktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaksiniz. Varacaginiz yer cehennemdir ve hiç yardimciniz da yoktur.
    • 26. Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (Ibrahim): Dogrusu ben Rabbim'e(emrettigi yere) hicret ediyorum. Süphesiz O, mutlak güç ve hikmet sahibidir, dedi.
    • 27. Ona Ishak ve Ya'kub'u bagisladik. Peygamberligi ve kitaplari, onun soyundan gelenlere verdik. Ona dünyada mükâfatini verdik. Süphesiz o, ahirette de sâlihler (zümresin) dendir.
    • 28. Lût'u da (gönderdik). O, kavmine demisti ki: Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadigi bir hayâsizligi yapiyorsunuz!
    • 29. (Bu ilâhî ikazdan sonra hâla) siz, ille de erkeklere yaklasacak, yol kesecek ve toplantilarinizda edepsizlikler yapacak misiniz! Kavminin cevabi ise, söyle demelerinden ibaret oldu: (Yaptiklarimizin kötülügü ve azaba ugrayacagimiz konusunda) dogru söyleyenlerden isen, Allah'in azabini getir bize!
    • 30. (Lût[​IMG] Su fesatçilar güruhuna karsi bana yardim eyle Rabbim! dedi.
    • 31. Elçilerimiz Ibrahim'e (iki ogul ihsan edecegimize dair) müjdeyi getirdiklerinde söyle dediler: Biz bu memleket halkini helâk edecegiz. Çünkü oranin halki zalim kimselerdir.
    • 32. (Ibrahim) dedi ki: Ama orada Lût var! Söyle cevap verdiler: Biz orada kimlerin bulundugunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracagiz. Yalniz karisi müstesna; o, (azapta) kalacaklar arasindadir.
    • 33. Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar hakkinda tasalandi ve (onlari korumak için) ne yapacagini bilemedi. Ona: Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de aileni de kurtaracagiz. Yalniz, (azapta) kalacaklar arasinda bulunan karin müstesna, dediler.
    • 34. "Biz, süphesiz, bu memleket halkinin üzerine, yoldan çikmalarina karsilik gökten (feci) bir azap indirecegiz."
    • 35. Andolsun ki, biz, aklini kullanacak bir kavim için oradan apaçik bir ibret nisânesi birakmisizdir.
    • 36. Medyen'e de kardesleri Suayb'i gönderdik ve Suayb: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut baglayin, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karisiklik çikarmayin! dedi.
    • 37. Fakat onu yalancilikla itham ettiler. Derken, kendilerini bir sarsinti yakalayiverdi ve yurtlarinda diz üstü çöke kaldilar.
    • 38. Âd ve Semûd'u da (helâk ettik). Sizin için, (onlarin basina nelerin geldigi) oturduklari yerlerden apaçik anlasilmaktadir. Seytan onlara yaptiklari isleri güzel gösterip onlari dogru yoldan çikardi. Oysa bakip görebilecek durumdaydilar.
    • 39. Karun'u, Firavun'u ve Hâmân'i da (helâk ettik). Andolsun ki, Musa onlara apaçik deliller getirmisti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamislardi. Halbuki (azabimizi asip) geçebilecek degillerdi.
    • 40. Nitekim, onlardan her birini günahi sebebiyle cezalandirdik. Kiminin üzerine taslar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda bogduk. Allah onlara zulmetmiyor, asil onlar kendilerine zulmediyorlardi.
    • 41. Allah'tan baska dostlar edinenlerin durumu, örümcegin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; halbuki yuvalarin en çürügü süphesiz örümcek yuvasidir. Keske bilselerdi!
    • 42. Allah, onlar'in kendisini birakip da hangi seye yalvardiklarini süphesiz bilir. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
    • 43. Iste biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onlari ancak bilenler düsünüp anlayabilir.
    • 44. Allah, gökleri ve yeri hak olarak (yerli yerince) yaratti. Süphesiz bunda, iman edenler için (Allah'in varlik ve kudretine) bir nisâne bulunmaktadir.
    • 45. (Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'i oku ve namazi kil. Muhakkak ki, namaz, hayâsizliktan ve kötülükten alikoyar. Allah'i anmak elbette (ibadetlerin) en büyügüdür. Allah yaptiklarinizi bilir.
    • 46. Içlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim Tanrimiz da sizin Tanriniz da birdir ve biz O'na teslim olmusuzdur.
    • 47. (Resûlüm!) Iste böylece sana (önceki kitaplari tasdik eden) bu Kitab'i indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Sunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardir. Âyetlerimizi, ancak kâfirler (inatlari yüzünden) bile bile inkâr eder.
    • 48. Sen bundan önce ne bir yazi okur, ne de elinle onu yazardin. Öyle olsaydi, bâtila uyanlar kusku duyarlardi.
    • 49. Hayir, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçik âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.
    • 50. "Ona Rabbinden (baskaca) mucizeler indirilmeli degil miydi?" derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'in katindadir. Ben ise sadece apaçik bir uyariciyim.
    • 51. Kendilerine okunmakta olan Kitab'i sana indirmemiz onlara yetmemis mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardir.
    • 52. De ki: Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtila inanip Allah'i inkâr edenler (var ya), iste ziyana ugrayacaklar onlardir.
    • 53. Senden, azabi çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Eger önceden tayin edilmis bir vade olmasaydi, azap elbette onlara gelip çatmisti. Fakat onlar farkinda degilken, o ansizin kendilerine geliverecektir.
    • 54. (Evet) senden azabi çarçabuk (getirmeni) istiyorlar. Hiç süpheleri olmasin, cehennem kâfirleri çepeçevre kusatacaktir.
    • 55. O günde azap, onlari hem üstlerinden hem ayaklarinin altindan saracak ve Allah (onlara): "Yaptiklarinizi (cezasini) tadin!" diyecektir.
    • 56. Ey iman eden kullarim! Süphesiz, benim arzim genistir. O halde (nerede güven içinde olacaksaniz orada) yalniz bana kulluk edin.
    • 57. Her can ölümü tadacaktir. Sonunda bize döndürüleceksiniz.
    • 58. Iman edip güzel isler yapanlari, (evet) muhakkak ki onlari, içinde ebedî kalmak üzere altlarindan irmaklar akan cennet kösklerine yerlestirecegiz. (Böyle iyi) isler yapanlarin mükâfati ne güzeldir!
    • 59. Onlar, sabreden kimselerdir ve yalniz Rablerine güvenip dayanmaktadirlar.
    • 60. Nice canli var ki, rizkini (yaninda) tasimiyor. Onlara da size de rizik veren Allah'tir. O, her seyi isitir ve bilir.
    • 61. Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, günesi ve ayi buyrugu altinda tutan kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah" derler. O halde nasil (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?
    • 62. Allah rizki kullarindan diledigine bol bol verir, diledigine de kisar. Süphesiz Allah her seyi hakkiyla bilendir.
    • 63. Andolsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla ölümünün ardindan yeryüzünü canlandiran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah" derler. De ki: (Öyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu (söyledikleri üzerinde) düsünmezler.
    • 64. Bu dünya hayati sadece bir eglenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, iste asil yasama odur. Keske bilmis olsalardi!
    • 65. Gemiye bindikleri zaman, dini yalniz O'na has kilarak (ihlâsla) Allah'a yalvarirlar. Fakat onlari sâlimen karaya çikarinca, bir bakarsin ki, (Allah'a) ortak kosmaktadirlar.
    • 66. Kendilerine verdiklerimize karsi nankörlük etsinler ve sefa sürsünler bakalim! Ama yakinda bilecekler!
    • 67. Çevrelerinde insanlar kapilip götürülürken, bizim (Mekke'yi) güven içinde kudsî bir yer yaptigimizi görmediler mi? Hâla bâtila inanip Allah'in nimetine nankörlük mü ediyorlar?
    • 68. Allah'a karsi yalan uyduran yahut kendisine hak gelmisken onu yalan sayandan daha zalimi kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok!
    • 69. Ama bizim ugrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarimiza eristirecegiz. Hiç süphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.
     
  10. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 30-er-RÛM
    • âyeti hariç, sûrenin tamami Mekke'de nâzil olmustur. 60 (altmis) âyettir. Iranlilarla yapilan savasta yenilmis olan Rumlarin (Bizanslilarin) tekrar galip gelecekleri anlatildigindan, sûreye bu isim verilmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. Mîm.
    • 2. Rumlar, yenildi.
    • 3. Araplarin bulundugu bölgeye en yakin bir yerde onlar, Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yil içinde galip geleceklerdir.
    • 4. Onlarin bu yenilgilerinden önce de sonra da emir Allah'indir. O gün müminler de Allah'in yardimiyla sevineceklerdir.
    • 5. Allah, diledigine yardim eder,galip kilar. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.
    • 6. (Bu) Allah'in vâdettigidir. Allah vâdinden caymaz; fakat insanlarin çogu bilmezler.
    • 7. Onlar, dünya hayatinin görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.
    • 8. Kendi kendilerine, Allah'in, gökleri, yeri ve ikisinin arasinda bulunanlari ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattigini hiç düsünmediler mi? Insanlarin birçogu, Rablerine kavusmayi gerçekten inkâr, etmektedirler.
    • 9. Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkibetlerinin nice olduguna bakmadilar mi? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kazip altüst etmisler, onu bunlarin imar ettiklerinden daha çok imar etmislerdi. Peygamberleri, onlara da nice açik deliller getirmislerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek degildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.
    • 10. Sonunda, Allah'in âyetlerini yalan sayarak ve onlari alaya alarak kötülük yapanlarin âkibetleri pek fena oldu.
    • ll. Allah, ilkin mahlûkunu yaratir, (ölümden) sonra da bunu (yaratmayi), tekrarlar. Sonunda hep O'na döndürüleceksiniz.
    • 12. Kiyametin kopacagi gün, günahkârlar (ümitsizlik içinde) susacaklardir.
    • 13. (Allah'a kostuklari) ortaklarindan kendilerine hiçbir sefaatçi çikmayacaktir. Zaten onlar, ortaklarini da inkâr edeceklerdir.
    • 14. Kiyamet kopacagi gün, iste o gün (müminlerle inkârcilar) birbirlerinden ayrilacaklardir.
    • 15. Iman edip iyi isler yapanlara gelince, onlar, cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklardir.
    • 16. Inkâr edenler, âyetlerimizi ve ahiret bulusmasini yalan sayanlar ise, iste onlar azapla yüzyüze birakilacaklardir.
    • 17. Haydi siz, aksama ulastiginizda (aksam ve yatsi vaktinde) sabaha kavustugunuzda, gündüzün sonunda ve ögle vaktine eristiginizde Allah'i tesbih edin (namaz kilin), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.
    • 18. Haydi siz, aksama ulastiginizda (aksam ve yatsi vaktinde) sabaha kavustugunuzda, gündüzün sonunda ve ögle vaktine eristiginizde Allah'i tesbih edin (namaz kilin), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.
    • 19. Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çikariyor; yeryüzünü ölümünün ardindan O canlandiriyor. Iste siz de (kabirlerinizden) böyle çikarilacaksiniz.
    • 20. Sizi topraktan yaratmasi, O'nun (varliginin) delillerindendir. Sonra siz, (her tarafa) yayilan insanlar oluverdiniz.
    • 21. Kaynasmaniz için size kendi (cinsi)nizden esler yaratip aranizda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun (varliginin) delillerindendir. Dogrusu bunda, iyi düsünen bir kavim için ibretler vardir.
    • 22. O'nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratmasi, lisanlarinizin ve renklerinizin degisik olmasidir. Süphesiz bunda bilenler için (alinacak) dersler vardir.
    • 23. Gece olsun gündüz olsun, uyumaniz ve Allah'in lütfundan (nasibinizi) aramaniz da O'nun (varliginin) delillerindendir. Gerçekten bunda, isiten bir kavim için ibretler vardir.
    • 24. Yine O'nun delillerindendir ki, size korku ve ümit vermek üzere simsegi gösteriyor, gökten su indirip ölümünün ardindan arzi onunla diriltiyor. Dogrusu bunda, aklini kullanan bir kavim için (alinacak) dersler vardir.
    • 25. Gögün ve yerin O'nun buyrugu ile durmasi da O'nun (varliginin) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir çagirdi mi hemen (kabirlerinizden) çikiverirsiniz.
    • 26. Göklerde ve yerde olanlar hep O'nundur. Hepsi O'na boyun egmistir.
    • 27. Ilkin mahlûkunu yaratip (ölümden) sonra bunu (yaratmayi) tekrarlayan O'dur, ki bu, O'nun için pek kolaydir. Göklerde ve yerde (tecelli eden) en yüce sifat O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
    • 28. Allah size kendinizden bir temsil getirmektedir: Mülkiyetiniz altinda bulunan köleler içinde, size verdigimiz riziklarda -birbirinizden çekindiginiz gibi kendilerinden çekineceginiz derecede sizinle esit (haklara sahip)- ortaklariniz var mi? Iste biz âyetlerimizi, aklini kullanacak bir kavim için böylece açikliyoruz.
    • 29. Gel gör ki haksizlik edenler, bilgisizce kötü arzularina uydular. Allah'in saptirdigini kim dogru yola eristirebilir? Onlar için herhangi bir yardimci yoktur.
    • 30. (Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanlari hangi fitrat üzere yaratmis ise ona çevir. Allah'in yaratisinda degisme yoktur. Iste dosdogru din budur; fakat insanlarin çogu bilmezler.
    • 31. Hepiniz O'na yönelerek O'na karsi gelmekten sakinin, namazi kilin; müsriklerden olmayin.
    • 32. Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayin. Bunlardan) her firka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.
    • 33. Insanlarin basina bir sikinti gelince, Rablerine yönelerek O'na yalvarirlar. Sonra Allah, katindan onlara bir rahmet (nimet ve bolluk) tattirinca, bakarsiniz ki onlardan bir gurup yine Rablerine ortak kosuyorlar.
    • 34. Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalim! Haydi sefa sürün; ama yakinda bileceksiniz!
    • 35. Yoksa onlara bir kesin delil indirdik de, o delil, müsrik olmalarini mi söylüyor?
    • 36. Insanlara bir rahmet tattirdigimizda ona sevinirler. Sayet yaptiklarindan ötürü baslarina bir fenalik gelse hemen ümitsizlige düsüverirler.
    • 37. Görmediler mi ki Allah, rizki diledigine bol bol vermekte, diledigininkini de daraltmaktadir. Süphesiz imanli bir kavim için bunda ibretler vardir.
    • 38. O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmisa hakkini ver. Allah'in rizasini isteyenler için bu, en iyisidir. Iste onlar kurtulusa erenlerdir.
    • 39. Insanlarin mallarinda artis olsun diye verdiginiz herhangi bir faiz, Allah katinda artmaz. Allah'in rizasini isteyerek verdiginiz zekâta gelince, iste zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarini ve mallarini) kat kat arttiranlardir.
    • 40. Allah, (o yüce varliktir) ki sizi yaratmis, sonra riziklandirmistir; sonra O, hayatinizi sona erdirecek, daha sonra da sizi (tekrar) diriltecektir. Peki sizin (Allah'a es tuttugunuz) ortaklariniz içinde bunlardan birini yapabilecek var mi? Allah onlarin ortak kostuklarindan münezzehtir ve yücedir.
    • 41. Insanlarin bizzat kendi isledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptiklarinin bir kismini onlara tattirsin; belki de (tuttuklari kötü yoldan) dönerler.
    • 42. (Resûlüm!) De ki: Yeryüzünde gezip dolasin da, daha öncekilerin âkibetleri nice oldu, görün. Onlarin çogu müsrik idi.
    • 43. Allah katindan, dönüsü olmayan bir gün (kiyamet günü) gelmeden önce yönünü o gerçek dine çevir! O gün (insanlar) bölük bölük ayrilacaklardir.
    • 44. Kim inkâr ederse, inkâri kendi aleyhine olur. Iyi isler yapanlara gelince, onlar da kendileri için (cennetteki yerlerini) hazirlamis olurlar.
    • 45. Zira Allah, iman edip iyi isler yapanlara kendi lütfundan karsilik verecektir. Süphesiz O, kâfirleri sevmez.
    • 46. Size rahmetinden tattirsin, emriyle gemiler yüzsün, fazlindan (nasibinizi) arayasiniz ve sükredesiniz diye (hayat ve bereket) müjdecileri olarak rüzgârlari göndermesi de Allah'in (varlik ve kudretinin) delillerindendir.
    • 47. Andolsun ki, biz senden önce kendi kavimlerine nice peygamberler gönderdik de onlara açik deliller getirdiler. (Onlari dinlemeyip) günaha dalanlarin ise cezalarini hakkiyla vermisizdir. Müminlere yardim etmek de bize düser.
    • 48. Allah O'dur ki, rüzgârlari gönderir, bunlar da bulutu kaldirir. Derken, Allah onu gökte diledigi gibi yayar ve parça parça eder; nihayet arasindan yagmurun çiktigini görürsün. Allah diledigi kullarina yagmuru nasip edince, onlar seviniverirler.
    • 49. 0ysa onlar, daha önce, üzerlerine yagmur yagdirilmasindan iyice ümitlerini kesmislerdi.
    • 50. Allah'in rahmetinin eserlerine bir bak: Arzi, ölümünün ardindan nasil diriltiyor! Süphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her seye kadirdir.
    • 51. Andolsun ki, bir rüzgâr göndersek de onu (ekini) sararmis görseler, ardindan muhakkak nankörlüge baslarlar.
    • 52. (Resûlüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsin; arkalarini dönüp giderlerken sagirlara o daveti isittiremezsin.
    • 53. Körleri de sapikliklarindan (vazgeçirip) dogru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.
    • 54. Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlügün ardindan kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardindan güçsüzlük ve ihtiyarlik veren, Allah'tir. O, diledigini yaratir. O, hakkiyla bilendir, üstün kudret sahibidir.
    • 55. Kiyamet koptugu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek kisa bir süre kaldiklarina yemin ederler. Iste onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardi.
    • 56. Kendilerine ilim ve iman verilenler söyle derler: Andolsun ki siz, Allah'in yazisinda (hükmedildigi gibi) yeniden dirilme gününe kadar kaldiniz. Iste bugün yeniden dirilme günüdür; fakat siz onu tanimiyordunuz.
    • 57. Artik o gün, zulmedenlerin (beyan edecekleri) mazeretleri fayda vermeyecegi gibi, onlardan Allah'i hosnut etmeye çalismalari da istenmez.
    • 58. Andolsun ki biz, bu Kur'an'da insanlar için her çesit misale yer vermisizdir. Sayet onlara bir mucize getirsen inkârcilar kesinlikle söyle diyeceklerdir: Siz ancak bâtil seyler ortaya atmaktasiniz.
    • 59. Iste bilmeyenlerin (hakki tanimayanlarin) kalplerini Allah böylece mühürler.
    • 60. (Resûlüm!) Sen simdi sabret. Bil ki Allah'in vâdi gerçektir. (Buna) iyice inanmamis olanlar, sakin seni gevseklige sevketmesin!
     
  11. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 31- LOKMAN SURESI
    • Mekke'de nâzil olmustur. 27, 28 ve 29. âyetlerinin Medine'de nâzil oldugu da rivayet edilmistir. 34 (otuzdört) âyettir. Hz. Lokman'in kissasini anlattigi için bu adi almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. Mîm.
    • 2. Iste bu âyetler, hikmet dolu Kitab'in âyetleridir.
    • 3. Güzel davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere (indirilmistir).
    • 4. O kimseler, namazi kilarlar, zekâti verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
    • 5. Iste onlar, Rableri tarafindan gösterilmis dogru yol üzeredirler ve onlar kurtulusa erenlerdir.
    • 6. Insanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptirmak ve sonra da onunla alay etmek için bos lafi satin alir. Iste onlara rüsvay edici bir azap vardir.
    • 7. Ona âyetlerimiz okundugu zaman, sanki bunlari isitmemis, sanki kulaklarinda agirlik varrmis gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acikli bir azabin müjdesini ver!
    • 8. Süphesiz, iman edip de güzel davranislarda bulunanlar için, nimetleri bol cennetler vardir.
    • 9. Orada ebedi kalacaklardir. Bu, Allah'in verdigi gerçek sözdür. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
    • 10. O, gökleri görebildiginiz bir direk olmaksizin yaratti, sizi sarsmasin diye yere de ulu daglar koydu ve orada her çesit canliyi yaydi. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydali nebattan çift çift bitirdik.
    • 11. Iste bunlar Allah'in yarattiklaridir. Simdi (ey kâfirler!) O'ndan baskasinin ne yarattigini bana gösterin! Hayir (gösteremezler)! Zalimler açik bir sapiklik içindedirler.
    • 12. Andolsun biz Lokman'a: Allah'a sükret! diyerek hikmet verdik. Sükreden ancak kendisi için sükretmis olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir seye muhtaç degildir, her türlü övgüye lâyiktir.
    • 13. Lokman, ogluna ögüt vererek: Yavrucugum! Allah'a ortak kosma! Dogrusu sirk, büyük bir zulümdür, demisti.
    • 14. Biz insana, ana-babasina iyi davranmasini tavsiye etmisizdir. Çünkü anasi onu nice sikintilara katlanarak tasimistir. Sütten ayrilmasi da iki yil içinde olur. (Iste bunun için) önce bana, sonra da ana-babana sükret diye tavsiyede bulunmusuzdur. Dönüs ancak banadir.
    • 15. Eger onlar seni, hakkinda bilgin olmayan bir seyi (körü körüne) bana ortak kosman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüsünüz ancak banadir. O zaman size, yapmis olduklarinizi haber veririm.
    • 16. (Lokman, ögütlerine devamla söyle demisti[​IMG] Yavrucugum! Yaptigin is (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi agirliginda bile olsa ve bu, bir kayanin içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karsina) getirir. Dogrusu Allah, en ince isleri görüp bilmektedir ve her seyden haberdardir.
    • 17. Yavrucugum! Namazi kil, iyiligi emret, kötülükten vazgeçirmeye çalis, basina gelenlere sabret. Dogrusu bunlar, azmedilmeye deger islerdir.
    • 18. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini begenmis övünüp duran kimseleri asla sevmez.
    • 19. Yürüyüsünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.
    • 20. Allah'in, göklerde ve yerdeki (nice varlik ve imkânlari) sizin emrinize verdigini, nimetlerini açik ve gizli olarak size bolca ihsan ettigini görmediniz mi? Yine de, insanlar içinde, -bilgisi, rehberi ve aydinlatici bir kitabi yokken- Allah hakkinda tartisan kimseler vardir.
    • 21. Onlara "Allah'in indirdigine uyun" dendiginde: Hayir, biz babalarimizi üzerinde buldugumuz yola uyariz, derler. Ya seytan; onlari alevli atesin azabina çagiriyor idiyse!
    • 22. Iyi davranislar içinde kendini bütünüyle Allah'a veren kimse, gerçekten en saglam kulpa yapismistir. Zaten bütün islerin sonu Allah'a varir.
    • 23. (Resûlüm!) Inkâr edenin inkâri seni üzmesin. Onlarin dönüsü ancak bizedir. Iste o zaman yaptiklarini kendilerine haber veririz. Allah kalplerde olani süphesiz çok iyi bilir.
    • 24. Onlari biraz faydalandirir, sonra kendilerini agir bir azaba sürükleriz.
    • 25. Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri kim yaratti?" diye sorsan, mutlaka "Allah..." derler. De ki: (Öyleyse) övgü de yalniz Allah'a mahsustur, ama onlarin çogu bilmezler.
    • 26. Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah'indir. Bilinmeli ki, asil ganî ve övülmeye lâyik olan Allah'tir.
    • 27. Sayet yeryüzündeki agaçlar kalem, deniz de arkasindan yedi deniz katilarak (mürekkep olsa) yine Allah'in sözleri (yazmakla) tükenmez. Süphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir.
    • 28. (Insanlar!) Sizin yaratilmaniz ve diriltilmeniz, ancak tek bir kisinin yaratilmasi ve diriltilmesi gibidir. Unutulmasin ki, Allah her seyi bilen ve görendir.
    • 29. Bilmez misin ki Allah, geceyi gündüze ve gündüzü geceye katmaktadir. Günesi ve ayi da buyrugu altina almistir. Bunlarin her biri belli bir vâdeye kadar hareketine devam eder. Ve Allah, yaptiklarinizdan tamamen haberdardir.
    • 30. Çünkü Allah, hakkin ta kendisidir; O'ndan baska taptiklari ise hiç süphesiz bâtildir. Gerçekten Allah çok yüce, çok uludur.
    • 31. Size varliginin delillerini göstermesi için, Allah'in lütfuyla gemilerin denizde yüzdügünü görrmedin mi? Süphesiz bunda, çok sabreden, çok sükreden herkes için ibretler vardir.
    • 32. Daglar gibi dalgalar onlari kusattigi zaman, dini tamamen Allah'a has kilarak (ihlâsla) O'na yalvarirlar. Allah onlari karaya çikararak kurtardigi vakit içlerinden bir kismi orta yolu tutar. Zaten bizim âyetlerimizi, ancak nankör hâinler bilerek inkâr eder.
    • 33. Ey Insanlar! Rabbinize karsi gelmekten sakinin. Ne babanin evlâdi, ne evlâdin babasi nâmina bir sey ödeyemeyecegi günden çekinin. Bilin ki, Allah'in verdigi söz gerçektir. Sakin dünya hayati sizi aldatmasin ve seytan, Allah'in affina güvendirerek sizi kandirmasin.
    • 34. Kiyamet vakti hakkindaki bilgi, ancak Allah'in katindadir. Yagmuru O yagdirir, rahimlerde olani O bilir. Hiç kimse yarin ne kazanacagini bilemez. Yine hiç kimse nerede ölecegini bilemez. Süphesiz Allah, her seyi bilendir, her seyden haberdardir.
     
  12. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 32-es-SECDE
    • Adini 15. âyette geçen kelimeden alan bu sûre Mekke'de nâzil olmustur. 18, 19 ve 20. âyetlerinin Medine'de nâzil oldugu da rivayet edilmistir. 30 (otuz) âyettir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. Mîm.
    • 2. Bu Kitab'in, âlemlerin Rabbi tarafindan indirilmis oldugunda asla süphe yoktur.
    • 3. "Onu Peygamber kendisi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayir! O, senden önce kendilerine hiçbir uyarici (peygamber) gelmemis bir kavmi uyarman için -dogru yolu bulalar diye- Rabbinden gönderilen hak (Kitap) tir.
    • 4. Gökleri, yeri ve bunlarin arasindakileri alti günde (devirde) yaratan, sonra arsa istivâ eden Allah'tir. O'ndan baska ne bir dost ne de bir sefaatçiniz vardir. Artik düsünüp ögüt almaz misiniz?
    • 5. Allah, gökten yere kadar her isi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu isler) sizin sayageldiklerinize göre bin yil tutan bir günde O'nun nezdine çikar.
    • 6. Iste, görülmeyeni de görüleni de bilen, mutlak galip ve merhamet sahibi O'dur.
    • 7. O (Allah) ki, yarattigi her seyi güzel yapmis ve ilk basta insani çamurdan yaratmistir.
    • 8. Sonra onun zürryetini, dayaniksiz bir suyun özünden üretmistir.
    • 9. Sonra onu tamamlayip sekillendirmis, ona kendi ruhundan üflemistir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmistir. Ne kadar az sükrediyorsunuz!
    • 10. "Topragin içinde kayboldugumuz zaman, gerçekten (o vakit) biz mi yeniden yaratilacagiz?" derler. Dogrusu onlar Rablerine kavusmayi inkâr etmektedirler.
    • 11. De ki: Size vekil kilinan (bu konuda görevlendirilen) ölüm melegi caninizi alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
    • 12. O günahkârlarin, Rableri huzurunda baslarini öne egecekleri, "Rabbimiz! Gördük duyduk, simdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi isler yapalim, artik kesin olarak inandik" diyecekleri zamani bir görsen!
    • 13. Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, "Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kismiyla dolduracagim" diye benden kesin söz çikmistir.
    • 14. (O gün onlara söyle diyecegiz[​IMG] Bu güne kavusmayi unutmanizin cezasini simdi tadin bakalim! Dogrusu biz de sizi unuttuk; yaptiklarinizdan ötürü ebedî azabi tadin!
    • l5. Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanirlar ki, bunlarla kendilerine ögüt verildiginde, büyüklük taslamadan secdeye kapanirlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.
    • l6. Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutlari yataklardan uzak kalir ve kendilerine verdigimiz riziktan Allah yolunda harcarlar.
    • 17. Yaptiklarina karsilik olarak, onlar için ne mutluluklar saklandigini hiç kimse bilemez.
    • 18. Öyle ya, mümin olan, yoldan çikmis kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar.
    • 19. Iman edip de, iyi isler yapanlara gelince, onlar için yaptiklarina karsilik olarak varip kalacaklari cennet konaklari vardir.
    • 20. Yoldan çikanlar ise, onlarin varacaklari yer atestir. Oradan her çikmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: Yalandir deyip durdugunuz cehennem azabini tadin! denir.
    • 21. En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakin azaptan tattiracagiz; olur ki (imana) dönerler.
    • 22. Kendisine Rabbinin âyetleri hatirlatildiktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyik olduklari cezayi veririz.
    • 23. Andolsun biz Musa'ya Kitap verdik, -(Resûlüm!) sen ona kavusacagindan süphe etme- ve onu Israilogullarina hidayet rehberi kildik.
    • 24. Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle inandiklari zaman, onlarin içinden, buyrugumuzla dogru yola ileten rehberler tayin etmistik.
    • 25. Muhakkak ki Rabbin, ihtilâf etmekte olduklari seyler hakkinda kiyamet günü onlarin aralarinda hükmedecektir.
    • 26. Halen yurtlarinda gezip dolastiklari kendilerinden önceki nice nesilleri helâk edisimiz onlari dogru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette ibretler vardir. Hâla kulak vermezler mi?
    • 27. Kupkuru yerlere suyu ulastirdigimizi, onunla gerek hayvanlarinin gerekse kendilerinin yiyegeldikleri ekini çikarmakta oldugumuzu da görmediler mi? Hâla da göremeyecekler mi?
    • 28. Eger dogru söylüyorsaniz, bu fetih (ve hüküm) günü hani ne zaman? derler.
    • 29. De ki: Fetih (ve hüküm) gününde inkârcilara (o gün ettikleri) imanlari fayda vermeyecek ve kendilerine mühlet de taninmayacaktir!
    • 30. Artik sen onlari birak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.
     
  13. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 33-el-AHZÂB
    • Medine'de nâzil olmustur. 73 (yetmisüç) âyettir. "Ahzâb", "hizb"in çoguludur. Topluluk, gurup, bölük, parti gibi manalara gelir. Her gün mutad olarak devam edilen dua demetine, Kur'an cüzünün dörtte birine de hizip denir. Bu sûrede, müslümanlara karsi savasmak üzere birlesen Arap kabilelerinden bahsedildigi için, bu isim verilmistir. (Rivayete göre, bir takim ileri gelen müsrikler "Uhud" savasindan sonra Medine'ye gelmisler, münafiklarin lideri Abdullah b. Übeyy'in evine misafir olmuslardi. Hz. Peygamber bunlara, kendisiyle görüsmek üzere emân vermisti. Bu görüsme esnasinda Resûlullah'a: Sen bizim taptiklarimizi diline dolamaktan vazgeç, "onlar menfaat saglayabilir, sefâat edebilir" de, biz de seni Rabbinle basbasa birakalim, dediler. Orada bulunan müslümanlarin canlari sikildi, onlari öldürmek istediler. Bunun üzerine, verilmis olan emânin bozulmasi konusunda Allah'tan korkmalarini ve kâfirler ile münafiklarin sözlerine boyun egmemelerini, Resûlullah'in sahsinda müminlerden isteyen 1. âyet nâzil oldu.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Ey Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafiklara boyun egme. Elbette Allah her seyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadir.
    • 2. Rabbinden sana vahyedilene uy. Süphesiz Allah, bütün yaptiklarinizdan haberdardir.
    • 3. Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.
    • 4. Allah, bir adamin içinde iki kalp yaratmadigi gibi, "zihâr" yaptiginiz eslerinizi de analariniz yerinde tutmadi ve evlâtliklarinizi da öz ogullariniz olarak tanimadi. Bunlar sizin agizlariniza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçegi söyler ve dogru yola O eristirir.
    • 5. Onlari (evlât edindiklerinizi) babalarina nisbet ederek çagirin. Allah yaninda en dogrusu budur. Eger babalarinin kim oldugunu bilmiyorsaniz, bu takdirde onlari din kardesleriniz ve görüp gözettiginiz kimseler olarak kabul edin. Yanilarak yaptiklarinizda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiginde günah vardir. Allah bagislayandir, esirgeyendir.
    • 6. Peygamber, müminlere kendi canlarindan daha yakindir. Esleri, onlarin analaridir. Akraba olanlar, Allah'in Kitabina göre, (mirasçilik bakimindan) birbirlerine diger müminlerden ve muhacirlerden daha yakindirlar; ancak, dostlariniza uygun bir vasiyet yapmaniz müstesnadir. Bunlar Kitap'ta yazili bulunmaktadir.
    • 7. Hani biz peygamberlerden söz almistik; senden, Nuh'tan, Ibrahim'den, Musa'dan ve Meryem oglu Isa'dan da. (Evet) biz onlardan pek saglam bir söz aldik.
    • 8. Allah bu sözü dogrulari dogruluklariyla sorumlu kilmak için aldi. Kâfirler için de çok acikli bir azap hazirladi.
    • 9. Ey iman edenler! Allah'in size olan nimetini hatirlayin; hani size ordular saldirmisti da, biz onlara karsi bir rüzgâr ve sizin görmediginiz ordular göndermistik. Allah ne yaptiginizi çok iyi görmekteydi.
    • 10. Onlar hem yukarinizdan hem asagi tarafinizdan (vâdinin üstünden ve alt yanindan) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yildigi, yürekler girtlaga geldigi ve siz Allah hakkinda türlü türlü seyler düsündügünüz zaman;
    • 11. Iste orada iman sahipleri imtihandan geçirilmis ve siddetli bir sarsintiya ugratilmislardi.
    • 12. Ve o zaman, münafiklar ile kalplerinde hastalik (iman zayifligi) bulunanlar: Meger Allah ve Resûlü bize sadece kuru vaadlerde bulunmuslar! diyorlardi.
    • 13. Onlardan bir gurup da demisti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Artik sizin için durmanin sirasi degil, haydi dönün! Içlerinden bir kismi ise: Gerçekten evlerimiz emniyette degil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede degildi, sadece kaçmayi arzuluyorlardi.
    • 14. Medine'nin her yanindan üzerlerine saldirilsaydi da, o zaman savasmalari istenseydi, süphesiz hemen savasa katilirlar ve evlerinde pek eglenmezlerdi.
    • 15. Andolsun ki daha önce onlar, sirt çevirip kaçmayacaklarina dair Allah'a söz vermislerdi. Allah'a verilen söz mesuliyeti gerektirir!
    • 16. (Resûlüm!) De ki: Eger ölümden veya öldürülmekten kaçiyorsaniz, kaçmanin size asla faydasi olmaz! (Eceliniz gelmemis ise) o takdirde de, yasatilacaginiz süre çok degildir.
    • 17. De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karsi sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan baska ne bir dost bulurlar ne de bir yardimci.
    • 18. Allah, içinizden (savastan) alikoyanlari ve yandaslarina: "Bize katilin" diyenleri gerçekten biliyor. Zaten bunlarin pek azi savasa gelir.
    • 19. (Gelseler de) size karsi pek hasistirler. Hele korku gelip çatti mi, üzerine ölüm bayginligi çökmüs gibi gözleri dönerek sana baktiklarini görürsün. Korku gidince ise, mala düskünlük göstererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar iman etmis degillerdir; bunun için Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmistir. Bu, Allah'a göre kolaydir.
    • 20. Bunlar, düsman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhami içindedirler. Müttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, çölde göçebe Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten içinizde bulunsalardi dahi pek savasacak degillerdi.
    • 21. Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavusmayi umanlar ve Allah'i çok zikredenler için güzel bir örnektir.
    • 22. Müminler ise, düsman birliklerini gördüklerinde: Iste Allah ve Resûlü'nün bize vâdettigi! Allah ve Resûlü dogru söylemistir, dediler. Bu (ordularin gelisi), onlarin ancak imanlarini ve Allah'a bagliliklarini arttirdi.
    • 23. Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. Iste onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canini vermistir; kimi de (sehitligi) beklemektedir. Onlar hiçbir sekilde (sözlerini) degistirmemislerdir.
    • 24. Çünkü Allah sadâkat gösterenleri sadâkatlari sebebiyle mükâfatlandiracak, münafiklara -dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Süphesiz Allah, bagislayandir, esirgeyendir.
    • 25. Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah (in yardimi) savasta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir.
    • 26. Allah, ehl-i kitaptan, onlara (müsrik ordularina) yardim edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düsürdü; bir kismini öldürüyor, bir kismini da esir aliyordunuz.
    • 27. Allah, onlarin yerlerine, yurtlarina, mallarina ve ayak basmadiginiz topraklara sizi mirasçi yapti. Allah'in her seye gücü yeter.
    • 28. Ey Peygamber! Eslerine söyle söyle: Eger dünya dirligini ve süsünü (refahini) istiyorsaniz, gelin size bosanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salivereyim.
    • 29. Eger Allah'i, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsaniz, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazirlamistir.
    • 30. Ey peygamber hanimlari! Sizden kim açik bir hayâsizlik yaparsa, onun azabi iki katina çikarilir. Bu, Allah'a göre kolaydir.
    • 31. Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararli is yaparsa ona mükâfatini iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rizik hazirlamisizdir.
    • 32. Ey Peygamber hanimlari! Siz, kadinlardan herhangi biri gibi degilsiniz. Eger (Allah'tan) korkuyorsaniz, (yabanci erkeklere karsi) çekici bir eda ile konusmayin; sonra kalbinde hastalik bulunan kimse ümide kapilir. Güzel söz söyleyin.
    • 33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde oldugu gibi açilip saçilmayin. Namazi kilin, zekâti verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
    • 34. Evlerinizde okunan Allah'in âyetlerini ve hikmeti hatirlayin. Süphesiz Allah, her seyin iç yüzünü bilendir ve her seyden haberi olandir.
    • 35. Müslüman erkekler ve müslüman kadinlar, mümin erkekler ve mümin kadinlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadinlar, dogru erkekler ve dogru kadinlar, sabreden erkekler ve sabreden kadinlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadinlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadinlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadinlar, irzlarini koruyan erkekler ve (irzlarini) koruyan kadinlar, Allah'i çok zikreden erkekler ve zikreden kadinlar var ya; iste Allah, bunlar için bir magfiret ve büyük bir mükâfat hazirlamistir.
    • 36. Allah ve Resûlü bir ise hüküm verdigi zaman, inanmis bir erkek ve kadina o isi kendi isteklerine göre seçme hakki yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karsi gelirse, apaçik bir sapikliga düsmüs olur.
    • 37. (Resûlüm!) Hani Allah'in nimet verdigi, senin de kendisine iyilik ettigin kimseye: Esini yaninda tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'in açiga vuracagi seyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asil korkmana lâyik olan Allah'tir. Zeyd, o kadindan ilisigini kesince biz onu sana nikâhladik ki evlâtliklari, karilariyla iliskilerini kestiklerinde (o kadinlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasin. Allah'in emri yerine getirilmistir.
    • 38. Allah'in, kendisine helâl kildigi seyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasinda da Allah'in âdeti böyle idi. Allah'in emri mutlaka yerine gelecek, yazilmis bir kaderdir.
    • 39. O peygamberler ki Allah'in gönderdigi emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan baska kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.
    • 40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babasi degildir. Fakat o, Allah'in Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her seyi hakkiyla bilendir.
    • 41. Ey inananlar! Allah'i çokça zikredin.
    • 42. Ve O'nu sabah-aksam tesbih edin.
    • 43. Sizi karanliklardan aydinliga çikarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de size istigfar eder. Allah, müminlere karsi çok merhametlidir.
    • 44. Kendisine kavustuklari gün, Allah'in onlara iltifati, "selâm" dir. Allah onlara çok degerli mükâfat hazirlamistir.
    • 45. Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir sahit, bir müjdeleyici ve bir uyarici olarak gönderdik.
    • 46. Allah'in izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik).
    • 47. Allah'tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele.
    • 48. Kâfirlere ve münafiklara boyun egme. Onlarin eziyetlerine aldirma. Allah'a güvenip dayan, vekîl ve destek olarak Allah yeter.
    • 49. Ey iman edenler! Mümin kadinlari nikâhlayip da, henüz zifafa girmeden onlari bosarsaniz, onlari sayacaginiz bir iddet süresince bekletme hakkiniz yoktur. O halde onlari (bir bagisla) memnun edin ve onlari güzel bir sekilde serbest birakin.
    • 50. Ey Peygamber! Mehirlerini verdigin hanimlarini, Allah'in sana ganimet olarak verdigi ve elinin altinda bulunan cariyeleri, amcanin, halanin, dayinin ve teyzenin seninle beraber göç eden kizlarini sana helâl kildik. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istedigi takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadini, diger müminlere degil, sirf sana mahsus olmak üzere (helâl kildik). Kuskusuz biz, hanimlari ve ellerinin altinda bulunan cariyeleri hakkinda müminlere neyi farz kildigimizi biliriz. (Bu hususta ne yapmalari lâzim geldigini onlara açikladik) ki, sana bir zorluk olmasin. Allah bagislayandir, merhamet edendir.
    • 51. Onlardan diledigini geriye birakir, diledigini de yanina alirsin. Bosadigin hanimlarindan arzu ettigini tekrar yanina almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onlarin mutlu olmalarina, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razi olmalarina daha uygundur. Allah, kalplerinizde olani bilir. Allah hakkiyle bilendir, halîmdir.
    • 52. Bundan sonra artik baska kadinlarla evlenmen, elinin altinda bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hosuna gitse bile, bunlarin yerine baska hanimlar alman sana helâl degildir. Allah her seyi gözetler.
    • 53. Ey iman edenler! Siz zamanini gözetlemeksizin, bir yemege davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiginiz vakit girin. Yemegi yediginizde hemen dagilin, sohbete dalmayin. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadir. Ama Allah, hakki söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanimlarindan bir sey istediginiz zaman perde arkasindan isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onlarin kalpleri için daha temiz bir davranistir. Sizin Allah'in Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanimlarini nikâhlamaniz asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katinda büyük (bir günah) tir.
    • 54. Bir seyi açiga vursaniz da, gizleseniz de süphe yok ki Allah, her seyi gayet iyi bilmektedir.
    • 55. Onlara (Peygamber'in hanimlarina), babalari, ogullari, kardesleri, kardeslerinin ogullari, kiz kardeslerinin ogullari, kadinlari (mümin kadinlar) ve ellerinin altinda bulunan câriyelerinden dolayi bir günah yoktur. (Ey Peygamber hanimlari!) Allah'tan korkun; süphesiz Allah, her seye sahittir.
    • 56. Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
    • 57. Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmis ve onlar için horlayici bir azap hazirlamistir.
    • 58. Mümin erkeklere ve mümin kadinlara, yapmadiklari bir seyden dolayi eziyet edenler, süphesiz bir iftira ve apaçik bir günah yüklenmislerdir.
    • 59. Ey Peygamber! Hanimlarina, kizlarina ve müminlerin kadinlarina (bir ihtiyaç için disari çiktiklari zaman) dis örtülerini üstlerine almalarini söyle. Onlarin taninmasi ve incitilmemesi için en elverisli olan budur. Allah bagislayandir, esirgeyendir.
    • 60. Andolsun, iki yüzlüler, kalplerinde hastalik bulunanlar (fuhus düsüncesi tasiyanlar), sehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla savasmani ve onlari sehirden sürüp çikarmani sana emrederiz); sonra orada, senin yaninda ancak az bir zaman kalabilirler.
    • 61. Hepsi de lânetlenmis olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanir ve mutlaka öldürülürler.
    • 62. Allah'in önceden geçenler hakkindaki kanunu budur. Allah'in kanununda asla bir degisiklik bulamazsin.
    • 63. Insanlar sana kiyametin zamanini soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katindadir. Ne bilirsin, belki de zamani yakindir.
    • 64. Su muhakkak ki, Allah kâfirleri rahmetinden kovmus ve onlara çilgin bir ates hazirlamistir.
    • 65. (Onlar) orada ebedî olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardimci bulacaklardir.
    • 66. Yüzleri ateste evrilip çevrildigi gün: Eyvah bize! Keske Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik! derler.
    • 67. Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yolda saptirdilar, derler.
    • 68. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onlari büyük bir lânetle rahmetinden kov.
    • 69. Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayin. Nihayet Allah onu, dedikleri seyden temize çikardi. O, Allah yaninda serefli idi.
    • 70. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dogru söz söyleyin.
    • 71. (Böyle davranirsaniz) Allah islerinizi düzeltir ve günahlarinizi bagislar. Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtulusa ermis olur.
    • 72. Biz emaneti, göklere, yere ve daglara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumlulugundan) korktular. Onu insan yüklendi. Dogrusu o çok zalim, çok cahildir.
    • 73. (Allah bu emaneti insana vermek sûretiyle), münafik erkeklere ve münafik kadinlara, müsrik erkeklere ve müsrik kadinlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadinlarin da tevbesini kabul buyuracaktir. Allah bagislayandir, merhamet edendir.
     
  14. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 35-FÂTIR
    • Mekke'de nâzil olmustur, 45 (kirkbes) âyettir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikiser, üçer, dörder kanatli elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada diledigi arttirmayi yapar. Süphesiz Allah, her seye gücü yetendir.
    • 2. Allah'in insanlara açacagi herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttugunu O'ndan sonra saliverecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir.
    • 3. Ey insanlar! Allah'in size olan nimetini hatirlayin; Allah'tan baska size gökten ve yerden rizik verecek bir yaratici var mi? O'ndan baska tanri yoktur. Nasil oluyor da (tevhidden küfre) çevriliyorsunuz!
    • 4. Eger seni yalanliyorlarsa (üzülme); senden önceki peygamberler de yalanlanmistir. Bütün isler yalnizca Allah'a döndürülecektir.
    • 5. Ey insanlar! Allah'in vâdi gerçektir, sakin dünya hayati sizi aldatmasin ve o aldatici (seytan) da Allah hakkinda sizi kandirmasin!
    • 6. Çünkü seytan, sizin düsmaninizdir, siz de onu düsman sayin. O, kendi taraftarlarini ancak ates ehlinden olmaya çagirir.
    • 7. Inkâr edenler için süphesiz çetin bir azap var, iman edip iyi isler yapanlara da magfiret ve büyük bir mükâfat vardir.
    • 8. Kötü isi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse (kötülügü hiç istemeyen kimseye benzer) mi? Allah diledigini sapikliga yöneltir, diledigini dogru yola iletir. O halde onlar için üzülerek kendini helak etme. Allah onlarin ne yaptiklarini biliyor.
    • 9. Rüzgârlari gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tir. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra topraga onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktir.
    • lO.Kim izzet ve seref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve serefin hepsi Allah'indir. O'na ancak güzel sözler yükselir (ulasir). Onlari da Allah'a amel-i sâlih ulastirir. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardir ve onlarin tuzagi bozulur.
    • 11. Allah sizi (önce) topraktan, sonra meniden yaratti. Sonra sizi çiftler (erkek-disi) kildi. O'nun bilgisi olmadan hiç bir disi ne gebe kalir ne de dogurur. Bir canliya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltilmasi da mutlaka bir kitaptadir. Süphesiz bunlar, Allah'a kolaydir.
    • 12. Iki deniz birbirine esit olmaz. Bu tatlidir, susuzlugu keser, içilmesi kolaydir. Su da tuzludur, acidir (bogazi yakar). Hepsinden de taze et (balik) yersiniz ve giyeceginiz süs esyasi çikarirsiniz. Allah'in lütfundan (nasibinizi) arayip da sükretmeniz için gemilerin, denizi yarip gittigini görürsün.
    • 13. Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; günes ve ayi emri altina almistir. Her biri belirtilmis bir süreye kadar akip gider. Iste (bütün bunlari yapan) Rabbiniz Allah'tir. Mülk O'nundur. O'nu birakip da kendilerine taptiklariniz ise, bir çekirdek kabuguna bile sahip degillerdir.
    • 14. Eger onlari (putlari) çagirirsaniz, sizin çagirmanizi isitmezler. Faraza isitseler bile, size cevap veremezler. Kiyamet günü de sizin ortak kosmanizi reddederler. (Bu gerçegi) sana, her seyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.
    • 15. Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyik olan ancak O'dur.
    • 16. Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.
    • 17. Bu da Allah'a güç bir sey degildir.
    • 18. Hiçbir günahkâr baskasinin günahini yüklenmez. Yükü (günahi) agir gelen kimse onu tasimak için (baskasini) çagirsa, bu çagirdigi akrabasi da olsa, onun yükünden bir sey yüklenmez. Sen ancak görmeden Rablerinden korkanlari ve namazi kilanlari uyarabilirsin. Kim temizlenirse o, kendi menfaatine temizlenmis olur. Dönüs Allah'adir.
    • 19. Körle, gören bir olmaz.
    • 20. Karanlikla aydinlik da bir olmaz.
    • 21. Gölge ile sicak da bir olmaz.
    • 22. Dirilerle ölüler de bir olmaz. Süphesiz Allah, diledigine isittirir. Sen kabirlerdekilere isittiremezsin!
    • 23. Sen sadece bir uyaricisin.
    • 24. Biz seni müjdeleyici ve uyarici olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarici (peygamber) bulunmustur.
    • 25. Eger seni yalanliyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamislardi. (Oysa ki) peygamberleri onlara açik âyetler (mucizeler), sahifeler ve aydinlatici kitap getirmislerdi.
    • 26. Sonra ben, o inkâr edenleri yakaladim. (Bak ki) cezam nasil oldu!
    • 27. Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çesit çesit meyveler çikardik. Daglardan (geçen) beyaz, kirmizi, degisik renklerde ve simsiyah yollar (yaptik).
    • 28. Insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kullari içinden ancak âlimler, Allah'tan (geregince) korkar. Süphesiz Allah, daima üstündür, çok bagislayandir.
    • 29. Allah'in kitabini okuyanlar, namazi kilanlar ve kendilerine verdigimiz riziktan (Allah için) gizli ve açik sarfedenler, asla zarara ugramayacak bir kazanç umabilirler.
    • 30. Çünkü Allah, onlarin mükâfatlarini tam öder ve lütfundan onlara fazlasini da verir. Süphesiz O, çok bagislayan, sükrün karsiligini bol bol verendir.
    • 31. Sana vahyettigimiz kitap, kendinden öncekini (semavi kitaplari) dogrulayici olarak gelen gerçektir. Allah, kullarinin (her halinden) haberdardir, görendir.
    • 32. Sonra Kitab'i, kullarimiz arasindan seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadir, kimi de Allah'in izniyle hayirlarda öne geçmek için yarisir. Iste büyük fazilet budur.
    • 33. (Onlarin mükâfati), içine girecekleri Adn cennetleridir. Orada altin bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.
    • 34. (Cennette söyle) derler: Bizden tasayi gideren Allah'a hamdolsun. Dogrusu Rabbimiz çok bagislayan, çok nimet verendir.
    • 35. O (Rab) ki lütfuyla bizi asil oturulacak yurda (cennete) yerlestirdi. Artik orada bize ne bir yorgunluk dokunacak ne de orada bize bir usanç gelecektir.
    • 36. Inkâr edenlere de cehennem atesi vardir. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabi da onlara biraz olsun hafifletilmez. Iste biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandiririz.
    • 37. Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çikar, (önce) yaptigimizin yerine iyi isler yapalim! diye feryad ederler. Size düsünecek kimsenin düsünebilecegi kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarici da gelmedi mi? (Niçin inanmadiniz?) Simdi tadin (azabi)! Zalimlerin yardimcisi yoktur.
    • 38. Allah, göklerin ve yerin gaybini bilir. O, kalplerin içinde ne varsa onu da hakkiyla bilendir.
    • 39. Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Onun için kim inkâr ederse, inkâri kendi zararinadir. Kâfirlerin küfrü, Rableri katinda kendileri için ancak gazabi arttirir. Kâfirlerin küfrü, kendilerine ziyandan baska bir sey getirmez.
    • 40. De ki: Allah'i birakip da taptiginiz, ortaklarinizi gördünüz mü? Gösterin bana! Onlar yerdeki hangi seyi yarattilar! Yoksa onlarin göklerde mi bir ortakliklari var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap mi verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayaniyorlar? Hayir! O zalimler birbirlerine, aldatmadan baska bir sey vâdetmiyorlar.
    • 41. Süphesiz Allah gökleri ve yeri, nizamlari bozulmasin diye tutuyor. Andolsun ki onlarin nizami eger bir bozulursa, kendisinden baska hiç kimse onlari tutamaz. Süphesiz O, halîmdir, çok bagislayicidir.
    • 42. Kendilerine bir uyarici (peygamber) gelirse, herhangi bir milletten daha çok dogru yolda olacaklarina dair bütün güçleriyle Allah'a yemin etmislerdi. Fakat onlara uyarici (Muhammed) gelince, bu, onlarin haktan uzaklasmalarindan baska bir seyi arttirmadi.
    • 43. Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük tasliyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardi. Halbuki kisi kazdigi kuyuya kendi düser. Onlar öncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) baskasini mi bekliyorlar? Allah'in kanununda asla bir degisme bulamazsin, Allah'in kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsin.
    • 44. Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasil oldugunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'i âciz birakacak bir güç vardir. O, bilendir, güçlüdür.
    • 45. Eger Allah, yaptiklari yüzünden insanlari (hemen) cezalandirsaydi, yeryüzünde hiçbir canli yaratik birakmazdi. Fakat Allah, onlari belirtilmis bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Kuskusuz Allah, kullarini görrmektedir.
     
  15. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 36-YÂSÎN
    • Sûre, ismini iki harften ibaret olan ilk âyetten almistir. Mekke'de inmistir. 83 (seksenüç) âyettir. Sûreye isim olarak verilen "yâsîn"in, genellikle "Ey insan!" manasina geldigi kabul edilir. Bununla kasdedilen, Hz. Peygamber'dir. Yâsîn sûresi Kur'an'in kalbi kabul edilmis ve müslümanlar arasinda ayri bir önem kazanmistir. Fazileti hakkinda hadisler vardir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Yâsîn,
    • 2. Hikmet dolu Kur'an hakki için,
    • 3. Sen süphesiz peygamberlerdensin.
    • 4. Dogru yol üzerindesin.
    • 5. (Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah tarafindan indirilmistir.
    • 6. Atalari uyarilmamis, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmis bir toplumu uyarman için indirilmistir.
    • 7. Andolsun ki onlarin çogu gafletlerinin cezasini hak etmislerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
    • 8. Biz, onlarin boyunlarina halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadir. Bu yüzden kafalari yukari kalkiktir.
    • 9. Önlerinden bir set ve arkalarindan bir set çektik de onlari kapattik, artik göremezler.
    • 10. Onlari uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
    • 11. Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Iste böylesini, bir magfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
    • 12. Süphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onlarin yaptiklari her isi, biraktiklari her izi yazariz. Biz, her seyi apaçik bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayip yazmisizdir.
    • 13. Onlara, su sehir halkini misal getir: Hani onlara elçiler gelmisti.
    • 14. Iste o zaman biz, onlara iki elçi göndermistik. Onlari yalanladilar. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gönderdik. Onlar: Biz size gönderilmis Allah elçileriyiz! dediler.
    • 15. Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansiniz. Rahmân, herhangi bir sey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.
    • 16. (Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmis elçileriz.
    • 17. "Bizim vazifemiz, açik bir sekilde Allah'in buyruklarini size teblig etmekten baska bir sey degildir" dediler.
    • 18. (Bunun üzerine onlar[​IMG] Dogrusu siz bize ugursuz geldiniz. Eger bu isten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taslariz. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.
    • 19. Elçiler söyle cevap verdi: Sizin ugursuzlugunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu ugursuzluk mudur? Bilakis, siz asiri giden bir milletsiniz.
    • 20. Derken sehrin öbür ucundan bir adam kosarak geldi. "Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!"
    • 21. "Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermis kimselerdir."
    • 22. "Bana ne olmus ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmisim! Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz."
    • 23. "O'ndan baska tanrilar mi edineyim? O çok esirgeyici Allah, eger bana bir zarar dilerse onlarin (putlarin) sefâati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar."
    • 24. "Iste o zaman ben apaçik bir sapikligin içine gömülmüs olurum."
    • 25. "Süphesiz ben, Rabbinize inandim, beni dinleyin."
    • 26. Ona: Cennete gir" denilince. "Keske, dedi, kavmim bilseydi!"
    • 27. "Rabbimin beni bagisladigini ve beni ikrama mazhar olanlardan kildigini !"
    • 28. Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de degildik.
    • 29. (Onlari helâk eden) korkunç sesten baska bir sey degildi. Birdenbire sönüverdiler.
    • 30. Ne yazik su kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkisirlar.
    • 31. Müsrikler görmüyorlar mi ki, onlardan önce nice kavimler helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.
    • 32. Elbette onlarin hepsi (kiyamet gününde) karsimizda hazir bulunacaklar.
    • 33. (Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yagmurla hayat verdik ve ondan dane çikardik. Iste onlar bundan yerler.
    • 34. Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm baglari yarattik ve oralarda birçok pinarlar fiskirttik.
    • 35. Ta ki, onlarin meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâla sükretmeyecekler mi?
    • 36. Yerin bitirdiklerinden, insanlarin kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri seylerden bütün çiftleri yaratan Allah'i tesbih ve takdis ederim.
    • 37. Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü siyirip çekeriz de onlar karanliklara gömülürler.
    • 38. Günes, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). Iste bu, azîz ve alîm olan Allah'in takdiridir.
    • 39. Ay için de birtakim menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, egri hurma dali gibi (hilâl) olur da geri döner.
    • 40. Ne günes aya yetisebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.
    • 41. Onlarin zürriyetlerini dopdolu bir gemide tasimamiz da onlar için büyük bir ibrettir.
    • 42. Onlar için, bunun gibi binecekleri baska seyler de yarattik.
    • 43. Dilesek onlari suda bogariz. O zaman ne onlarin imdadina kosan olur, ne de onlar kurtarilirlar.
    • 44. Ancak bizim tarafimizdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandirmamiz müstesnadir.
    • 45. Onlara yapmakta oldugunuz ve yapip arkada biraktiginiz islerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiginde (aldirmazlar).
    • 46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmislerdir.
    • 47. Allah'in size rizik olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiginde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'in diledigi takdirde doyuracagi kimseleri biz mi doyuracagiz? Siz gerçekten apaçik bir sapiklik içindesiniz.
    • 48. Onlar: Eger gerçekten dogru söylüyorsaniz, bu tehdit ne zaman gerçeklesecektir? derler.
    • 49. Onlar, birbirleriyle çekisip dururken kendilerini ansizin yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.
    • 50. Iste o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
    • 51. Nihayet Sûr'a üfürülecek. Bir de bakarsin ki onlar kabirlerinden kalkip kosarak Rablerine giderler.
    • 52. (Iste o zaman[​IMG] Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldirdi? Bu, Rahmân'in vâdettigidir. Peygamberler gerçekten dogru söylemisler! derler.
    • 53. Olan müthis bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onlarin hepsi hemen huzurumuzda hazir bulunurlar.
    • 54. O gün hiçbir kimse en ufak bir haksizliga ugramaz. Siz orada ancak yaptiklarinizin karsiligini alirsiniz.
    • 55. O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler.
    • 56. Onlar ve esleri gölgeler altinda tahtlara kurulurlar.
    • 57. Orada onlar için her çesit meyve vardir. Bütün arzulari yerine getirilir.
    • 58. Onlara merhametli Rabb'in söyledigi selam vardir.
    • 59. "Ayrilin bir tarafa bugün, ey günahkârlar!"
    • 60. "Ey Adem ogullari! Size seytana tapmayin, çünkü o sizin apaçik bir düsmaninizdir" demedim mi?
    • 61. "Ve bana kulluk ediniz, dogru yol budur" demedim mi?
    • 62. Seytan sizden pek çok milleti kandirip saptirdi. Hâla akil erdiremiyor musunuz?
    • 63. Iste, bu size vâdedilen cehennemdir.
    • 64. Inkâriniz sebebiyle bugün oraya girin!
    • 65. O gün onlarin agizlarini mühürleriz; yaptiklarini bize elleri anlatir, ayaklari da sahitlik eder.
    • 66. Dilesek onlarin gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman dogru yolu bulmaya kosusurlar, ama nasil göreceklerdi?
    • 67. Eger dilesek olduklari yerde onlarin sekillerini degistirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye!
    • 68. Kime uzun ömür verirsek biz onun gelismesini tersine çeviririz. Hiç düsünmüyorlar mi?
    • 69. Biz ona (Peygamber'e) siir ögretmedik. Zaten ona yarasmazdi da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmis bir ögüt ve apaçik bir Kur'an'dir.
    • 70. Diri olanlari uyarsin ve kâfirler cezayi hak etsinler diye.
    • 71. Görmüyorlar mi ki, biz kudretimizin eseri olmak üzere onlar için birçok hayvan yarattik. Bu sayede onlar bunlara sahip olmuslardir.
    • 72. Bu hayvanlari onlarin emrine verdik. Onlarin bazisini binek olarak kullanirlar, bazisini besin olarak yerler.
    • 73. Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vardir. Hâla sükretmezler mi?
    • 74. Onlar, yardim göreceklerini umarak Allah'tan baska ilâhlar edindiler.
    • 75. Halbuki ilâhlarin onlara yardim etmeye güçleri yetmez. Aksine kendileri bunlar için yardima hazir askerlerdir.
    • 76. (Resûlüm!) O halde onlarin sözleri sakin seni üzmesin. Kuskusuz biz, onlarin gizlemekte olduklarini da, açiga vurduklarini da biliyoruz.
    • 77. Insan görmez mi ki, biz onu meniden yarattik. Bir de bakiyorsun ki, apaçik düsman kesilmis.
    • 78. Kendi yaratilisini unutarak bize karsi misal getirmeye kalkisiyor ve: "Su çürümüs kemikleri kim diriltecek?" diyor.
    • 79. De ki: Onlari ilk defa yaratmis olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayi gayet iyi bilir.
    • 80. Yesil agaçtan sizin için ates çikaran O'dur. Iste siz atesi ondan yakiyorsunuz.
    • 81. Gökleri ve yeri yaratan, onlarin benzerlerini yaratmaya kadir degil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her seyi hakkiyla bilen yaraticidir.
    • 82. Bir sey yaratmak istedigi zaman Onun yaptigi "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.
    • 83. Her seyin mülkü kendi elinde olan Allah'in sani ne kadar yücedir! Siz de O'na döneceksiniz.
     
  16. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 37-es-SÂFFÂT
    • Adini, saf tutmus meleklere isaret eden ilk âyetten alan ve kâinattaki güçlerden söz eden bu sûre, Mekke'de inmistir. 182 (yüzsekseniki) âyettir. Ilk üç âyette, saf tutmus meleklere, bulutlari sevk ve idare eden güce, zikri yapan dile yahut insana yemin edilerek Allah'in bir oldugu gerçegi ortaya konmustur.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Saf saf dizilenlere,
    • 2. O haykirip sürenlere,
    • 3. Ve o zikir okuyanlara,
    • 4. Yemin ederim ki, ilâhiniz birdir.
    • 5. O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasindakilerin Rabbi, hem de dogularin Rabbidir.
    • 6. Biz yakin gögü, bir süsle, yildizlarla süsledik.
    • 7. Ve (gökyüzünü) itaat disina çikan her seytandan koruduk.
    • 8. Onlar, artik mele-i a'lâ'ya (yüce topluluga) kulak veremezler. Her taraftan taslanirlar.
    • 9. Kovulup atilirlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardir.
    • 10. Ancak (meleklerin konusmalarindan) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak isik takip eder.
    • 11. Simdi sor onlara! Yaratma bakimindan onlar mi daha zor, yoksa bizim yarattigimiz (insanlar) mi? Süphesiz biz kendilerini yapiskan bir çamurdan yarattik.
    • 12. Hayir, sen sasiyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.
    • 13. Kendilerine ögüt verildigi vakit ögüt almazlar.
    • 14. Bir mucize görseler alay ederler.
    • 15. Bu ancak açik bir büyüdür, derler.
    • 16. "Gerçekten biz öldügümüz, toprak ve kemik oldugumuz zaman mi, diriltilecegiz?"
    • 17. "Ilk atalarimizda mi (diriltilecek)?"
    • 18. De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).
    • 19. O (diriltme) korkunç. bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onlarin gözleri açilip etrafa bakacaklar.
    • 20. (Durumu gören kâfirler[​IMG] Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.
    • 21. Iste bu; yalanlamis oldugunuz hüküm günüdür.
    • 22. (Allah, meleklerine emreder[​IMG] ''Zalimleri, onlarin ayni yoldaki arkadaslarini ve tapmis olduklarini toplayin''.
    • 23.''Allah'tan baska . Onlara cehennemin yolunu gösterin''.
    • 24.''Onlari tutuklayin, çünkü onlar sorguya çekilecekler!
    • 25. Size ne oldu ki birbirinize yardim etmiyorsunuz?
    • 26. Evet, onlar o gün zilletle boyun egeceklerdir.
    • 27. (Iste bu duruma düstükleri vakit) onlardan bir kismi, digerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalisirlar.
    • 28. (Uyanlar, uyduklari adamlara[​IMG] Siz bize sagdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler.
    • 29. (Ötekiler de[​IMG] "Bilâkis, derler, siz inanan kimseler degildiniz".
    • 30. "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgin bir toplum idiniz."
    • 31. "Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettigimiz cezayi) mutlaka tadacagiz."
    • 32. "Biz sizi azdirdik. Çünkü kendimiz de azmistik."
    • 33. Süphesiz o gün onlar azapta ortaktirlar.
    • 34. Iste biz, suçlulara böyle yapariz.
    • 35. Çünkü onlara: Allah'tan baska tanri yoktur, denildigi zaman kibirle direnirlerdi.
    • 36. "Mecnun bir sair için biz tanrilarimizi birakacak miyiz?" derlerdi.
    • 37. Hayir! O, gerçegi getirdi ve peygamberleri de dogruladi.
    • 38. Kuskusuz siz aci azabi tadacaksiniz.
    • 39. Çekeceginiz ceza yapmakta oldugunuzdan baska bir seyin cezasi degildir.
    • 40. (Bu azaptan) Ancak Allah'in hâlis kullari istisnâ edilecek.
    • 41. Bunlar için bilinen bir rizik vardir.
    • 42. (Türlü türlü) meyveler vardir. Ve onlar agirlanirlar.
    • 43. Naîm cennetlerinde .
    • 44. Tahtlar üzerinde karsilikli otururlar.
    • 45. Onlara pinardan (doldurulmus) kadehler dolastirilir.
    • 46. Berraktir, içenlere lezzet verir.
    • 47. O içkide ne sersemletme vardir ne de onunla sarhos olurlar.
    • 48. Yanlarinda güzel bakislarini yalniz onlara tahsis etmis, iri gözlü esler vardir.
    • 49. Onlar, gün yüzü görmemis yumurta gibi bembeyazdir.
    • 50. Iste o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
    • 51. Içlerinden biri: "Benim, bir arkadasim vardi" der.
    • 52. Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan misin?
    • 53. Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldigimiz zaman (diriltilip) cezalanacak miyiz?
    • 54. (O zât, dünyâda geçmis olan hâdiseyi bu sekilde anlattiktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara[​IMG] Siz isin gerçegine vâkif misiniz? dedi.
    • 55. ( Iste o zaman konusan bakti, arkadasini cehennemin ortasinda gördü.
    • 56. "Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.
    • 57. Rabbimin nimeti olmasaydi, simdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi.
    • 58. Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek miyiz?
    • 59. Yalniz ilk ölümümüz, baska ölüm yok ve biz azâba da ugratilmayacagiz ha?!"
    • 60. Süphesiz bu, büyük kurtulustur.
    • 61. Çalisanlar, böylesi bir kurtulus için çalissinlar.
    • 62. Simdi ziyafet olarak, cennet ehli için anilan bu nimetler mi daha hayirli, yoksa zakkum agaci mi?.
    • 63. Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kildik.
    • 64. Zira o, cehennemin dibinde bitip yetisen bir agaçtir.
    • 65. Tomurcuklari sanki seytanlarin baslari gibidir.
    • 66. (Cehennemdekiler) ondan yerler ve karinlarini ondan doldururlar.
    • 67. Sonra zakkum yemeginin üzerine onlar için, kaynar su karistirilmis bir içki vardir.
    • 68. Sonra kesinlikle onlarin dönüsü, çilgin atese olacaktir.
    • 69. Kuskusuz onlar atalarini dalâlette buldular .
    • 70. Simdi de kendileri onlarin peslerinden kosturuyorlar.
    • 71. Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çogu dalâlete düstü.
    • 72. Kuskusuz, biz onlara uyaricilar göndermistik.
    • 73. Uyarilanlarin âkibetinin ne olduguna bir bak!
    • 74. Allah'in ihlâsli kullari müstesna.
    • 75. Andolsun, Nuh bize yalvarip yakardi. Biz de duayi ne güzel kabul ederiz!
    • 76. Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardik.
    • 77. Biz yalniz Nuh'un soyunu kalici kildik.
    • 78. Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam biraktik
    • 79. Bütün âlemlerden Nuh'a selam olsun!
    • 80. Iste biz iyileri böyle mükâfatlandiririz.
    • 81. Zira o, bizim inanmis kullarimizdan idi.
    • 82. Nihayet ötekileri (inanmayanlari) suda bogduk.
    • 83. Süphesiz Ibrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi.
    • 84. Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi.
    • 85. Hani o, babasina ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demisti.
    • 86. "Allah'tan baska bir takim uydurma ilâhlar mi istiyorsunuz?"
    • 87. "O halde âlemlerin Rabbi hakkindaki görüsünüz nedir?"
    • 88. Bunun üzerine Ibrahim yildizlara söyle bir bakti.
    • 89. Ben hastayim, dedi.
    • 90. Ona arkalarini dönüp gittiler.
    • 91. Yavasça putlarinin yanina vardi. (Oraya konmus yemekleri görünce[​IMG] Yemiyor musunuz?
    • 92. Neden konusmuyorsunuz? dedi.
    • 93. Bunun üzerine, yanlarina gelip sag eliyle vurdu (kirip geçirdi.)
    • 94. (Putperestler) kosarak Ibrahim'e geldiler.
    • 95. Ibrahim: Yonttugunuz seylere mi ibadet edersiniz!
    • 96. Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarinizi Allah yaratti, dedi.
    • 97. Onun için bir bina yapin ve derhal onu atese atin! dediler.
    • 98. Böylece ona bir tuzak kurmayi istediler. Fakat biz onlari alçaklardan kildik.
    • 99. (Oradan kurtulan Ibrahim[​IMG] "Ben Rabbime gidiyorum. O bana dogru yolu gösterecek".
    • 100. O : "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver", dedi.
    • 101. Iste o zaman biz onu uslu bir ogul ile müjdeledik.
    • 102. Babasiyla beraber yürüyüp gezecek çaga erisince: Yavrucugum! Rüyada seni bogazladigimi görüyorum; bir düsün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacigim! Emrolundugun seyi yap. Insallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
    • 103. Her ikisi de teslim olup, onu alni üzerine yatirinca:
    • 104.Biz ona: " Ey Ibrahim!" diye seslendik.
    • 105. Rüyayi gerçeklestirdin.Biz iyileri böyle mükâfatlandiririz.
    • 106. Bu, gerçekten, çok açik bir imtihandir.
    • 107. Biz, ogluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
    • 108. Geriden gelecekler arasinda ona (iyi birnam) biraktik:
    • 109. Ibrahim'e selam! dedik.
    • 110. Biz iyileri böyle mükâfatlandiririz.
    • 111. Çünkü o, bizim mümin kullarimizdandir.
    • 112. Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (Ibrahim'e) Ishak'i müjdeledik.
    • 113. Kendisini ve Ishak'i mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacagi gibi, kendine açiktan açiga kötülük edenler de olacak.
    • 114. Andolsun biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik.
    • 115. Onlari ve kavimlerini o büyük sikintidan kurtardik.
    • 116. Kendilerine yardim ettik de galip gelen onlar oldu.
    • 117. Her ikisine de apaçik anlasilan bir kitabi (Tevrat'i) verdik.
    • 118. Her ikisini de dogru yola ilettik.
    • 119. Sonra gelenler içinde, namlarina sunu biraktik.
    • 120. Musa ve Harun'a selam olsun.
    • 121. Dogrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandiririz.
    • 122. Süphesiz, ikisi de mümin kullarimizdandi.
    • 123. Ilyas da süphe yok ki, peygamberlerdendi.
    • 124. (Ilyas) milletine: (Allah'a karsi gelmekten) sakinmaz misiniz?
    • 125.Yaratanlarin en iyisini birakip da Ba'l'e mi taparsiniz? demisti.
    • 126. "Sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalarinizin da Rabbi olan Allah'i?"
    • 127. Bunun üzerine Ilyas'i yalanladilar. Onun için onlarin hepsi (cehenneme) götürüleceklerdir.
    • 128. Ancak Allah'in ihlâsli kullari müstesna.
    • 129. Sonra gelenler içinde, kendisine bir ün biraktik,
    • 130. "Ilyas'a selâm!" dedik.
    • 131. Süphesiz biz, iyileri iste böyle mükâfatlandiririz.
    • 132. Çünkü o, bizim mümin kullarimizdandi.
    • 133. Lût da elbette peygamberlerdendi.
    • 134. Hani biz Lût'u ve ailesinin hepsini kurtardik.
    • 135. Ancak geridekiler arasinda kalan yasli bir kadin disinda,
    • 136. Sonra digerlerini yok ettik.
    • 137. (Ey insanlar!) Siz onlarin yanlarindan geçip gidiyorsunuz:sabahleyin
    • 138. Ve geceleyin. Hâla akillanmayacak misiniz?
    • 139. Dogrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi.
    • 140. Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmisti.
    • 141. Gemide olanlarla karsilikli kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.
    • 142. Yunus kendini kinayip dururken onu bir balik yuttu.
    • 143. Eger Allah'i tesbih edenlerden olmasaydi,
    • 144. Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karninda kalirdi.
    • 145. Halsiz bir vaziyette kendisini disari çikardik.
    • 146. Ve üstüne (gölge yapmasi için) kabak türünden genis yaprakli bir nebat bitirdik.
    • 147. Onu, yüz bin veya daha çok kisiye peygamber olarak gönderdik.
    • 148. Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onlari bir süreye kadar yasattik.
    • 149. Putperestlere sor: Kizlar Rabbinin de erkekler onlarin mi?
    • 150. Yoksa biz melekleri onlarin gözü önünde kiz olarak mi yarattik?
    • 151. Dikkat edin, kesinlikle yalan uydurup söylüyorlar ki;
    • 152. "Allah dogurdu" diyorlar. Onlar süphesiz yalancidirlar.
    • 153. Allah, kizlari ogullara tercih mi etmis!
    • 154. Ne oluyor size? Nasil hükmediyorsunuz?
    • 155. Hiç düsünmüyor musunuz?
    • 156. Yoksa sizin açik bir deliliniz mi var?
    • 157. Dogru sözlülerden iseniz, kitabinizi getirin!
    • 158. Allah ile cinler arasinda da bir soy birligi uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
    • 159. Allah, onlarin isnat edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir.
    • 160. Allah'in ihlâsa erdirilmis kullari müstesnadir (onlar azap görmeyeceklerdir).
    • 161. Sizler ve taptiginiz seyler!
    • 162. Hiçbiriniz, Allah'a karsi azdirip saptiramazsiniz.
    • 163. Cehenneme girecek kimseden baskasini.
    • 164. "(Melekler söyle derler[​IMG] Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardir."
    • 165. " Süphesiz biz,orada sira sira dururuz."
    • 166. "Ve süphesiz Allah'i tesbih ederiz."
    • l67. "Putperestler söyle diyorlardi".
    • l68. "Eger öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydi",
    • l69. "Mutlaka Allah'in ihlâsli kullari olurduk!" .
    • 170. Iste simdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir!
    • 171. Andolsun ki, peygamber kullarimiza söz vermisizdir:
    • 172. Onlar mutlaka zafere ulasacaklardir.
    • 173. Bizim ordumuz süphesiz üstün gelecektir.
    • 174. Onun için sen bir süreye kadar onlara aldirma.
    • 175. Onlarin halini gör, onlar da görecekler.
    • 176. Azabimizi acele mi istiyorlar?
    • 177. Azap yurtlarina indiginde, uyarilanlarin (fakat yola gelmeyenlerin) sabahi ne kötü olur!
    • 178. Sen bir zamana kadar onlara aldirma.
    • 179. Onlarin halini gör, onlar da göreceklerdir.
    • 180. Senin izzet sahibi Rabbin, onlarin isnat etmekte olduklari vasiflardan yücedir, münezzehtir.
    • 181. Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!
    • 182. Alemlerin Rabbi olan Allah'a da hamd olsun!
     
  17. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    1. 38-SÂD
    2. Kamer sûresinden sonra Mekke'de inmistir 88 (seksensekiz) âyettir. Ismini birinci âyette yer alan Sâd harfinden alir.
    3. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    4. 1. Sâd. Ögüt veren Kur'an'a yemin ederim ki,
    5. 2. Küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, birgurur ve tefrika içindedirler.
    6. 3. Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. O zaman feryat ettiler. Halbuki artik kurtulma zamani degildi.
    7. 4. Aralarindan kendilerine bir uyaricinin gelmesine sastilar ve kâfirler: Bu pek yalanci bir sihirbazdir!
    8. 5. Tanrilari, tek tanri mi yapti? Dogrusu bu tuhaf bir seydir! dediler.
    9. 6. Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrilariniza baglilikta direnin, sizden istenen süphesiz budur.
    10. 7. Son dinde de bunu isitmedik. Bu, ancak bir uydurmadir.
    11. 8. Kur'an aramizdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalkip yürüdüler. Belki, bunlar Kur'an'im hakkinda süphe içine düstüler. Hayir! Azabimi henüz tatmadilar.
    12. 9. Yoksa azîz ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hazineleri onlarin yaninda midir!
    13. 10. Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin hükümranligi onlarin elinde midir? Öyleyse (göklerin) yollarinda yükselsinler (görelim)!
    14. 11. Onlar, çesitli guruplardan olusmus bir ordudur; iste surada bozguna ugratilacaklardir.
    15. 12. Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi, kaziklar sahibi Firavun da, yalanladilar.
    16. 13. Semûd, Lût kavmi ve Eyke halki da (peygamberleri) yalanladilar. Iste bunlar da (peygamberlere karsi) birlesen topluluklardir.
    17. 14. Onlarin her biri gönderilen peygamberleri yalanladilar da bu yüzden (kendilerine) azabim hak oldu.
    18. 15. Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.
    19. 16. Rabbimiz! Bizim payimizi hesap gününden önce ver, dediler.
    20. 17. (Resûlüm!) Onlarin söylediklerine sabret, kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zati hatirla. O, hep Allah'a yönelirdi.
    21. 18. Biz, daglari onun emrine vermistik.Aksam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi.
    22. 19. Kuslari da toplu halde onun emri altina vermistik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
    23. 20. Onun hükümranligini kuvvetlendirmis; ona hikmet ve güzel konusma vermistik.
    24. 21. (Ey Muhammed!), Sana davacilarin haberi ulasti mi? Mâbedin duvarina tirmanmislardi.
    25. 22.Davud'un yanina girmislerdi de Dâvud onlardan korkmustu. "Korkma! Biz birbirine hasim iki davaciyiz, aramizda adaletle hükmet, haksizlik etme; bize dogru yolu göster" dediler.
    26. 23. (Onlardan biri söyle dedi[​IMG] Bu, kardesimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartismada beni yendi.
    27. 24. Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarina katmak istemekle sana haksizlikta bulunmustur. Dogrusu ortakçilarin çogu, birbirlerinin haklarina tecâvüz ederler. Yalniz iman edip de iyi isler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denedigimizi sandi ve Rabbinden magfiret dileyerek egilip secdeye kapandi, tevbe edip Allah'a yöneldi.
    28. 25. Sonra bu tutumundan dolayi onu bagisladik. Kuskusuz yanimizda onun yüksek bir makami ve güzel bir gelecegi vardir.
    29. 26. Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptik. O halde insanlar arasinda adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'in yolundan saptirir. Dogrusu Allah'in yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarina karsilik çetin bir azap vardir.
    30. 27. Gögü, yeri ve ikisi arasindakileri biz bos yere yaratmadik. Bu, inkâr edenlerin zannidir. Vay o inkâr edenlerin atesteki haline!
    31. 28. Yoksa biz, iman edip de iyi isler yapanlari, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacagiz? Veya (Allah'tan) korkanlari yoldan çikanlar gibi mi sayacagiz?
    32. 29. (Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'i, âyetlerini düsünsünler ve akli olanlar ögüt alsinlar diye indirdik.
    33. 30. Biz Davud'a Süleyman'i verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Dogrusu o, daima Allah'a yönelirdi.
    34. 31. Aksama dogru kendisine, üç ayaginin üzerine durup bir ayagini tirnaginin üzerine diken çalimli ve safkan kosu atlari sunulmustu.
    35. 32. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet günes batti. (O zaman[​IMG] Onlari (atlari) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarini ve boyunlarini sivazlamaya basladi.
    36. 33. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet günes batti. (O zaman[​IMG] Onlari (atlari) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarini ve boyunlarini sivazlamaya basladi.
    37. 34. Andolsun biz Süleyman'i imtihan ettik. Tahtinin üstüne bir ceset birakiverdik, sonra o, yine eski haline döndü.
    38. 35. Süleyman: Rabbim! Beni bagisla; bana, benden sonra kimsenin ulasamayacagi bir hükümranlik ver. Süphesiz sen, daima bagista bulunansin, dedi.
    39. 36. Bunun üzerine biz rüzgari onun emrine verdik.Onun emriyle istedigi yere yumusacik akardi.
    40. 37.Dalgiç ve yapi ustasi seytanlari da.
    41. 38.Ve daha digerlerini de zincirlerde bagli olarak (Onun emrine verdik.)
    42. 39. "Iste bu bizim bagisimizdir. Ister ver, ister (elinde) tut; hesapsizdir" dedik.
    43. 40. Dogrusu onun, bizim katimizda büyük bir degeri ve güzel bir yeri vardir.
    44. 41. (Resûlüm!) Kulumuz Eyyub'u da an. O, Rabbine: Dogrusu seytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmisti.
    45. 42. Ayagini yere vur! Iste yikanacak ve içilecek soguk bir su (dedik).
    46. 43. Bizden bir rahmet ve olgun akil sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bagisladik.
    47. 44. Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub'u sabirli (bir kul) bulmustuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.
    48. 45. (Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarimiz Ibrahim, Ishak ve Ya'kub'u da an.
    49. 46. Biz onlari özellikle ahiret yurdunu düsünen ihlâsli kimseler kildik.
    50. 47. Dogrusu onlar bizim katimizda seçkin iyi kimselerdendir.
    51. 48. Ismail'i, Elyesa'yi, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir.
    52. 49. Iste bu, bir hatirlatmadir. Dogrusu Allah'a karsi gelmekten sakinanlara güzel bir gelecek vardir.
    53. 50. Kapilari yalnizca kendilerine açilmis Adn cennetleri vardir.
    54. 51. Onlar koltuklara yaslanip kurularak orada bir çok meyveler ve içecekler isterler.
    55. 52. Yanlarinda, eslerinden baskasina bakmayan, kendilerine yasit güzeller vardir.
    56. 53. Iste, hesap günü için size vâdolunan seyler bunlardir.
    57. 54. Süphesiz bu, bizim verdigimiz riziktir. Ona bitmek ve tükenmek yoktur.
    58. 55. Bu böyle; ama azginlara kötü bir gelecek vardir.
    59. 56. Onlar cehenneme girecekler. Orasi ne kötü bir kalma yeridir.
    60. 57.Iste bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsinlar
    61. 58. Buna benzer daha türlü türlü baskalari da vardir.
    62. 59. (Inkârcilarin liderlerine[​IMG] Iste bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildigin de, liderler[​IMG] Onlar rahat yüzü görmesin (derler) Onlar mutlaka atese gireceklerdir.
    63. 60 . (Liderlere uyanlar ise[​IMG] Hayir, asil siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.
    64. 61. Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun atesteki azabini iki kat artir! derler.
    65. 62. (Inkârcilar) derler ki: Kendilerini dünyada iken kötülerden saydigimiz kimseleri burada niçin görmüyoruz?
    66. 63. Alaya aldigimiz onlar degil miydi? Yoksa (buradalar da) onlari gözden mi kaçirdik?
    67. 64. Iste bu, cehennem ehlinin tartismasi, süphesiz bir gerçektir.
    68. 65. (Resûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyariciyim. Tek ve kahhâr olan Allah'tan baska bir tanri yoktur.
    69. 66. Göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bagislayicidir.
    70. 67. De ki: "Bu büyük bir haberdir."
    71. 68. "Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
    72. 69. Onlar orada tartisirken benim mele-i a'lâ hakkinda hiçbir bilgim yoktu.
    73. 70. Ben ancak apaçik bir uyarici oldugum için bana vahyolunuyor.
    74. 71. Rabbin meleklere demisti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacagim.
    75. 72. Onu tamamlayip, içine de ruhumdan üfürdügüm zaman, derhal ona secdeye kapanin!
    76. 73. Bütün melekler toptan secde ettiler.
    77. 74. Yalniz Iblis secde etmedi. O büyüklük tasladi ve kâfirlerden oldu.
    78. 75. Allah! Ey Iblis! Iki elimle yarattigima secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.
    79. 76. Iblis: Ben ondan hayirliyim! Beni atesten yarattin, onu çamurdan yarattin, dedi.
    80. 77. Allah: Çik oradan (cennetten)! Sen artik kovulmus birisin.
    81. 78. VE ceza gününe kadar lânetim senin üzerindedir! buyurdu.
    82. 79. Iblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.
    83. 80. Allah: "Haydi, sen mühlet verilenlerdensin.''
    84. 81. "O bilinen güne kadar" buyurdu.
    85. 82. Iblis: Senin mutlak kudretine andolsun ki, onlarin hepsini mutlaka azdiracagim."
    86. 83."Ancak onlardan ihlâsli kullarin hariç" dedi.
    87. 84. Allah buyurdu ki, "O dogru ben hep dogruyu söylerim."
    88. 85. "Mutlaka sen ve sana uyanlarin hepsiyle cehennemi dolduracagim!."
    89. 86. (Resûlüm!) De ki: Buna karsilik ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben oldugundan baska türlü görünenlerden de degilim.
    90. 87. Bu Kur'an, ancak âlemler için bir ögüttür.
    91. 88. Onun verdigi haberin dogrulugunu bir zaman sonra çok iyi ögreneceksiniz.
     
  18. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 39-ez-ZÜMER
    • Mekke'de nâzil olmustur. 75 (yetmisbes) âyettir. Yalniz 53 - 55. âyetler Medine'de inmistir. Adini, 71 ve 73. âyetlerde geçen mümin ve kâfirlerin olusturdugu topluluklar anlamina gelen "zümer" kelimesinden almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katindan indirilmistir.
    • 2. (Resûlüm!) Süphesiz ki Kitab'i sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kilarak (ihlâs ile) kulluk et.
    • 3. Dikkat et, hâlis din yalniz Allah'indir. O'nu birakip kendilerine bir takim dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklastirsinlar diye kulluk ediyoruz, derler. Dogrusu Allah, ayriliga düstükleri seylerde aralarinda hüküm verecektir. Süphesiz Allah, yalanci ve inkârci kimseyi dogru yola iletmez.
    • 4. Eger Allah bir evlât edinmek isteseydi, elbette yarattiklarindan diledigini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tir.
    • 5. Allah, gökleri ve yeri hak ile yaratti. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sariyor. Günesi ve ayi emri altina almistir. Her biri belli bir süreye kadar akip gider. Dikkat et! O, azîzdir, ve çok bagislayandir.
    • 6. Allah sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratti, sonra ondan da esini yaratti. Sizin için hayvanlardan sekiz es meydana getirdi. Sizi de annelerinizin karinlarinda üç katli karanlik içinde çesitli safhalardan geçirerek yaratiyor. Iste bu yaratici, Rabbiniz Allah'tir. Mülk O'nundur. O'ndan baska tanri yoktur. Öyleyken nasil oluyor da (O'na kulluktan) çevriliyorsunuz?
    • 7. Eger inkâr ederseniz, süphesiz Allah, size muhtaç degildir. Bununla beraber O, kullarinin küfrüne razi olmaz. Eger sükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr digerinin günahini çekmez. Nihayet hepinizin dönüp gidisi, Rabbinizedir. Yaptiklarinizi O size haber verir. Çünkü O, kalplerde olan herseyi hakkiyla bilendir.
    • 8. Insanin basina bir sikinti gelince, Rabbine yönelerek O'na yalvarir. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, önceden yalvarmis oldugunu unutur. Allah'in yolundan saptirmak için O'na esler kosar. (Ey Muhammed!) De ki: Küfrünle biraz eglenedur; çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin!
    • 9. Yoksa geceleyin secde ederek ve kiyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarci gibi) midir? (Resûlüm!) De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Dogrusu ancak akil sahipleri bunlari hakkiyla düsünür.
    • 10. (Resûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarim! Rabbinize karsi gelmekten sakinin. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardir. Allah'in (yarattigi) yeryüzü genistir. Yalniz sabredenlere, mükâfatlari hesapsiz ödenecektir.
    • 11. De ki: Bana, dini Allah'a hâlis kilarak O'na kulluk etmem emrolundu.
    • 12. Bana müslümanlarin ilki olmam emrolundu.
    • 13. De ki: Rabbime karsi gelirsem, dogrusu büyük günün azabindan korkarim.
    • 14. De ki: Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim.
    • 15. (Ey Allah'a es kosanlar!): Siz de O'ndan baska dilediginize tapin! De ki: Gerçekten hüsrana ugrayanlar, kiyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardir. Bilesiniz ki, bu apaçik hüsrandir.
    • 16. Onlarin üstlerinde atesten tabakalar, altlarinda da (öyle) tabakalar var. Iste Allah kullarini bununla korkutuyor. Ey kullarim! Yalnizca benden korkun.
    • 17. Tâgut'a kulluk etmekten kaçinip, Allah'a yönelenlere müjde vardir. Kullarimi müjdele:
    • 18. O kullarimi ki, onlar sözü dinlerler,sonra da en güzeline uyarlar. Iste onlar, Allah'in dogru yola ilettigi kimselerdir. Gerçek akil sahipleri de onlardir.
    • 19. (Resûlüm!) Hakkinda azap hükmü gerçeklesmis kimseyi ve ateste olani sen mi kurtaracaksin!
    • 20. Fakat Rablerinden sakinanlara, üstüste yapilmis, altlarindan irmaklar akan köskler vardir. Bu, Allah'in verdigi sözdür. Allah, verdigi sözden caymaz.
    • 21. Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerlestirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetistiriyor. Sonra onlar kurur da sapsari olduklarini görürsün. Sonra da onu kuru bir kirinti yapar. Süphesiz bunlarda akil sahipleri için bir ögüt vardir.
    • 22. Allah kimin gönlünü Islâm'a açmissa o, Rabbinden bir nûr üzerinde degil midir? Allah'i anmak hususunda kalpleri katilasmis olanlara yaziklar olsun! Iste bunlar apaçik bir sapiklik içindedirler.
    • 23. Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bikilmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanlarin, bu Kitab'in etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'in zikrine isinip yumusar. Iste bu Kitap, Allah'in, diledigini kendisiyle dogru yola ilettigi hidayet rehberidir. Allah kimi de saptirirsa artik ona yol gösteren olmaz.
    • 24. Kiyamet gününde yüzünü azabin siddetinden korumaya çalisan kimse (kendini ondan emin kilan gibi) midir? Zalimlere "Kazandiginizi tadin!" denilir.
    • 25. Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladilar da farkina varmadiklari bir yerden onlara azap çatti.
    • 26. Bu suretle Allah, dünya hayatinda onlara rezilligi tattirdi. Ahiret azabi daha büyüktür. Keske bunu bilselerdi!
    • 27. Andolsun ki biz, ögüt alsinlar diye, bu Kur'an'da insanlara. her türlü misali verdik.
    • 28. Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik.
    • 29. Allah, çekisip duran birçok ortaklarin sahip oldugu bir adam (köle) ile yalniz bir kisiye bagli olan bir adami misal olarak verir. Bu ikisi esit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu bilmezler.
    • 30. Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
    • 31. Sonra süphesiz, siz de kiyamet günü, Rabbinizin huzurunda davalasacaksiniz.
    • 32. Allah'a karsi yalan uyduran, kendisine gelen gerçegi (Kur'an'i) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kâfirlerin yeri cehennemde degil mi?
    • 33. Dogruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, iste kötülükten sakinanlar onlardir.
    • 34. Onlar için Rableri yaninda diledikleri her sey vardir. Iste bu, iyilik edenlerin mükâfatidir.
    • 35. Böylece Allah, onlarin geçmiste yaptiklari en kötü hareketleri bile örtecek ve yaptiklarinin en güzeline denk olarak mükâfatlarini verecektir.
    • 36. Allah kuluna kâfi degil midir? Seni O'ndan baskalariyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptirirsa artik onun yolunu dogrultacak biri yoktur.
    • 37. Allah kime de hidayet ederse, artik onu saptiracak yoktur. Allah, mutlak güç sahibi ve intikam alici degil midir?
    • 38. Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yaratti? diye sorsan, elbette "Allah'tir" derler. De ki: Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'i birakip da taptiklariniz, O'nun verdigi zarari giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayanirlar.
    • 39. De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapin; dogrusu ben de yapacagim! Artik yakinda bileceksiniz!".
    • 40. "Kendisini rezil edecek azap kime gelecegini, ve sürekli bir azabin kimin üzerine konacaini."
    • 41. (Resûlüm)! Süphesiz biz bu Kitab'i sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artik kim dogru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmis olur. Sen onlarin üzerinde vekil degilsin.
    • 42. Allah, ölenin ölüm zamani gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarini alir da ölümüne hükmettigi cani alir, ötekini muayyen bir vakte kadar birakir. Süphe yok ki, bunda iyi düsünecek bir kavim için ibretler vardir.
    • 43. Yoksa onlar Allah'tan baskasini sefaatçilar mi edindiler? De ki: Onlar hiçbir seye güç yetiremezler ve akil erdiremezlerse de mi (Sefaatçi edineceksiniz)?
    • 44. De ki: Bütün sefâat Allah'indir. Göklerin ve yerin hükümranligi O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.
    • 45. Allah, tek olarak anildigi zaman, ahirete inanmayanlarin içlerine sikinti basar. Ama Allah'tan baskasi anildigi zaman hemen yüzleri güler.
    • 46. De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de asikâri da bilen Allah! Kullarinin arasinda, ayriliga düstükleri seyin hükmünü ancak sen vereceksin.
    • 47. Eger yerde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli daha o zulmedenlerin olsaydi, kiyamet gününde azabin fenaligindan (kurtulmak için) elbette bunlari fedâ ederlerdi. Halbuki (o gün) onlar için, Âllah tarafindan, hiç hesaba katmadiklari seyler ortaya çikmistir.
    • 48. Onlarin kazandiklari kötülükler (o gün) açiga çikmis, alaya aldiklari sey, kendilerini sarmistir.
    • 49. Insana bir zarar dokundugu zaman bize yalvarir. Sonra, kendisine tarafimizdan bir nimet verdigimiz vakit, "Bu bana ancak bilgimden dolayi verilmistir" der. Hayir o, bir imtihandir, fakat çoklari bilmezler.
    • 50. Bunu onlardan öncekiler de söylemisti; ama kazandiklari seyler onlara fayda vermedi.
    • 51. Bunun için yaptiklari kötülüklerin vebali onlari yakaladi. Bunlardan da zulmedenlerin isledikleri kötülükler, baslarina gelecektir. Bu hususta Allah'i âciz birakamazlar.
    • 52. Bilmiyorlar mi ki Allah, rizki diledigine bol bol verir, dilediginden de kisar. Süphesiz bunda inanan bir kavim için ibretler vardir.
    • 53. De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi asan kullarim! Allah'in rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahlari bagislar. Süphesiz ki O, çok bagislayan, çok esirgeyendir.
    • 54. Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O'na teslim olun, sonra size yardim edilmez.
    • 55. Siz farkinda olmadan, ansizin basiniza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) tâbi olun.
    • 56. Kisinin: Allah'a karsi asiri gitmemden dolayi bana yaziklar olsun! Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyecegi günden sakinin)!
    • 57. Yahut söyle diyecektir:" Allah bana hidayet verseydi, elbette sakinanlardan olurdum".
    • 58. Veya azabi gördügünde: Keske benim için bir kez (dönmeye) imkân bulunsa da iyilerden olsam!" demesinden.
    • 59. Hayir (dönemeyeceksin)! Âyetlerim sana gelmisti de sen onlari yalanlamis, büyüklük taslamis ve inkârcilardan olmustun.
    • 60. Kiyamet gününde Allah hakkinda yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara oldugunu görürsün. Kibirlenenlerin kalacagi yer cehennemde degil midir?
    • 61. Allah, takvâ sahiplerini kurtulusa erdirir. Onlara hiçbir fenalik dokunmaz. Onlar mahzun da olmazlar.
    • 62. Allah her seyin yaraticisidir. O, her seye vekîldir.
    • 63. Göklerin ve yerin anahtarlari (mutlak hükümranligi) O'nundur. Allah'in âyetlerini inkâr edenler var ya, iste onlar hüsrana ugrayanlardir.
    • 64. De ki: Ey cahiller! Bana Allah'tan baskasina kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?
    • 65. (Resûlüm!) Süphesiz sana da senden öncekilere de söyle vahyolunmustur ki: Andolsun (bilfarz) Allah'a ortak kosarsan, islerin mutlaka bosa gider ve hüsranda kalanlardan olursun!
    • 66. Hayir! Yalniz Allah'a kulluk et ve sükredenlerden ol.
    • 67. Onlar Allah'i hakkiyla taniyip bilemediler. Kiyamet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadir. Gökler O'nun kudret eliyle dürülmüs olacaktir. O, müsriklerin ortak kosmalarindan yüce ve münezzehtir.
    • 68. Sûr'a üflenince, Allah'in diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayaga kalkmis bakiyorlar!
    • 69. Yeryüzü, Rabbinin nûru ile aydinlanir, kitap konulur, peygamberler ve sahitler getirilir ve aralarinda hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez.
    • 70. Herkes ne yaptiysa, karsiligi tastamam verilir. Allah, onlarin yaptiklarini en iyi bilendir.
    • 71. O küfredenler, bölük halinde cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kapilari açilir, bekçileri onlara: Size, içinizden Rabbinizin âyetlerini okuyan ve bugüne kavusacaginizi ihtar eden peygamberler gelmedi mi? derler. "Evet geldi" derler ama, azap sözü kâfirlerin üzerine hak olmustur.
    • 72. Onlara: Içinde ebedî kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin; kibirlenenlerin yeri ne kötü! denilir.
    • 73. Rablerine karsi gelmekten sakinanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varip da kapilari açildiginda bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artik ebedî kalmak üzere girin buraya, derler.
    • 74. Onlar: Bize verdigi sözde sadik olan ve bizi, diledigimiz yerinde oturacagimiz bu cennet yurduna vâris kilan Allah'a hamdolsun. Iyi amelde bulunanlarin mükâfati ne güzelmis! derler.
    • 75. Melekleri görürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Ars'in etrafini kusatmislardir. Artik aralarinda adaletle hükmolunmus ve "alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" denilmistir.
     
  19. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 40-el-MÜ'MIN
    • Ayni zamanda Gâfir adini da tasiyan bu sûre, 85 (seksenbes) âyettir. 56 ve 57. âyetleri Medine'de inmistir. Adini, Firavun ailesinden inanan bir kisinin vasiflarinin sayildigi 28 - 45. âyetlerden alir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Hâ. Mîm.
    • 2. Bu Kitap mutlak galip, hakkiyla bilen, lütuf sahibi Allah tarafindan indirilmistir.
    • 3. O, günahi bagislayan, tevbeyi kabul eden, azabi çetin,lütuf sahibi Allah'tandir ki. O'ndan baska hiçbir ilâh yoktur, dönüs ancak O'nadir.
    • 4. Inkâr edenler müstesna, hiç kimse Allah'in âyetleri hakkinda tartismaz. Onlarin sehirlerde (rahatlikla) gezip dolasmasi seni aldatmasin.
    • 5. Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini) engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmisti. Bâtili hakkin yerine koymak için mücadele etmislerdi. Bunun üzerine ben onlari kiskivrak yakaladim. Iste, cezalandirmamin nasil oldugunu gör!
    • 6. Inkâr edenlerin cehennem ehli olduklarina dair Rabbinin sözü böylece gerçeklesti.
    • 7. Ars'i yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler. Müminlerin de bagislanmasini isterler: Ey Rabbimiz! Senin rahmet ve ilmin her seyi kusatmistir. O halde tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bagisla, onlari cehennem azabindan koru! (derler).
    • 8. Rabbimiz! Onlari da, onlarin atalarindan, zevcelerinden, nesillerinden iyi olanlari da kendilerine vâdettigin Adn cennetlerine koy. Süphesiz azîz ve hakîm olan sensin!
    • 9. Bir de onlari, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmis olursun. Bu en büyük kurtulustur.
    • 10. Inkâr edenlere söyle seslenilir: Allah'in gazabi, sizin kendinize olan kötülügünüzden elbette daha büyüktür. Zira siz imana davet ediliyorsunuz, fakat inkâr ediyorsunuz.
    • 11. Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarimizi itiraf ettik. Bir daha (bu atesten) çikmaya yol var midir? derler.
    • 12. (Onlara denir ki[​IMG] Iste bunun sebebi sudur: Tek Allah'a ibadete çagrildigi zaman inkâr edersiniz. O'na ortak kosulunca (bunu) tasdik edersiniz. Artik hüküm, yücelerin yücesi Allah'indir.
    • 13. Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten rizik indiren O'dur. Allah'a yönelenden baskasi ibret almaz.
    • 14. Haydi, kâfirlerin hosuna gitmese de Allah'a, Allah için dindar ve ihlâsli olarak dua edin!
    • 15. Dereceleri yükselten, Ars'in sahibi Allah, kavusma günüyle korkutmak için kullarindan diledigine iradesiyle ilgili vahyi indirir.
    • 16. O gün onlar (kabirlerinden) meydana çikarlar. Onlarin hiçbir seyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün hükümranlik kimindir? Kahhâr olan tek Allah'indir.
    • 17. Bugün herkese kazandiginin karsiligi verilir. Bugün haksizlik yoktur. Süphesiz Allah, hesabi çarçabuk görendir.
    • 18. Yaklasan gün hususunda onlari uyar! Çünkü o onda dehset içinde yutkunurken yürekleri agizlarina gelmistir. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenir sefaatçisi vardir.
    • 19. Allah, gözlerin hain bakisini ve kalplerin gizledigini bilir.
    • 20. Allah, adaletle hükmeder. O'nu birakip taptiklari ise, hiçbir seye hükmedemezler. Süphesiz Allah, hakkiyla isiten ve görendir.
    • 21. Onlar, yeryüzünde gezip dolasmadilar mi ki, kendilerinden öncekilerin âkibetinin nasil oldugunu görsünler! Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri yönünden bunlardan daha da üstündüler. Böyleyken Allah onlari günahlari yüzünden yakaladi. Onlari Allah'in gazabindan koruyan da olmadi.
    • 22. Bunun sebebi, peygamberleri kendilerine apaçik mucizeler getirdikleri halde, inkâr etmeleri idi. Allah da kendilerini tutup yakalayiverdi. Dogrusu O, kuvvetlidir; azabi da pek çetindir.
    • 23. Andolsun ki biz Musa'yi mucizelerimiz ve apaçik hüccetle, gönderdik.
    • 24. Firavun'a,Hâmân'a ve Karun'a da onlar: "Bu, çok yalanci bir sihirbazdir! "dediler.
    • 25. Iste o (Musa), tarafimizdan kendilerine hakki getirince: Onunla beraber iman edenlerin ogullarini öldürün, kadinlari sag birakin! dediler. Ama kâfirlerin tuzagi elbette bosa çikar.
    • 26. Firavun: Birakin beni, dedi. Musa'yi öldüreyim; (Kurtarabilirse) Rabbine yalvarsin! Çünkü ben onun, dininizi degistireceginden, yahut yeryüzünde fesat çikaracagindan korkuyorum.
    • 27. Musa da: Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sigindim, dedi.
    • 28. Firavun ailesinden olup, imanini gizleyen bir mümin adam söyle dedi: Siz bir adami "Rabbim Allah'tir" diyor diye öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçik mucizeler getirmistir. Eger o yalanci ise yalani kendisinedir. Eger dogru söylüyorsa sizi tehdit ettiginin (azâbin), bir kismi olsun gelip size çatar. Süphesiz Allah, haddi asan, yalanci kimseyi dogru yola eristirmez.
    • 29. Ey kavmim! Bugün, yeryüzüne hakim kimseler olarak hükümranlik sizindir. Ama Allah'in azabi bize gelip çatarsa, kim bize yardim eder? Firavun: Ben size kendi görüsümü söylüyorum ve yine size ancak dogru yolu gösteriyorum dedi.
    • 30. Iman etmis olan dedi ki : "Ey kavmim! Dogrusu ben ben üzerinize önceki topluluklarin günü gibi, bir günün gelmesinden korkuyorum."
    • 31. "Nuh kavminin, Âd, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, Allah, kullarina bir zulüm dileyecek degildir."
    • 32. "Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bagrisip çagrisma gününden, korkuyorum.
    • 33. "O gün arkaniza dönüp kaçacaksiniz.Fakat sizi Allah'tan (O'nun azabindan) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptirirsa, artik onu dogru yola iletecek de yoktur."
    • 34. Andolsun ki, (Musa'dan) önce Yusuf da size açik deliller getirmisti ve onun size getirdigi seyler hakkinda süphe edip durmustunuz. Nihayet o vefat edince "Allah ondan sonra peygamber göndermez" dediniz. Iste Allah o asiri giden süphecileri böyle saptirir.
    • 35. Kendilerine gelmis hiçbir delil olmadigi halde Allah'in âyetleri hakkinda mücadele edenler gerek Allah yaninda, gerekse iman edenler yaninda büyük bir nefretle karsilanir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanin kalbini iste böyle mühürler.
    • 36. Firavun:" Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara erisirim."
    • 37."Göklerin yollarina erisirim de Musa'nin Tanrisi'ni görürüm! Dogrusu ben onu, yalanci saniyorum, dedi. Böylece Firavun'a, yaptigi kötü is süslü gösterildi ve yoldan saptirildi. Firavun'un tuzagi tamamen bosa çikti.
    • 38. O iman eden kimse: Ey kavmim! dedi, siz bana uyun, sizi dogru yola götürecegim.
    • 39. Ey kavmim! Süphesiz bu dünya hayati, geçici bir eglencedir. Ama ahiret, gerçekten kalinacak yurttur.
    • 40. Kim bir kötülük islerse, onun kadar ceza görür. Kim de kadin veya erkek, mümin olarak faydali bir is yaparsa iste onlar, cennete girecekler, orada onlara hesapsiz rizik verilecektir.
    • 41. Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtulusa çagiriyorum, siz beni atese çagiriyorsunuz.
    • 42. Siz beni, Allah'i inkâr etmeye ve hiç tanimadigim nesneleri O'na ortak kosmaya çagiriyorsunuz. Ben ise sizi, azîz ve çok bagislayan Allah'a davet ediyorum.
    • 43. Gerçek su ki, sizin beni davet ettiginiz seyin dünyada da ahirette de davete deger bir tarafi yoktur. Dönüsümüz Allah'adir, asiri gidenler de ates ehlinin kendileridir.
    • 44. Size söylediklerimi yakinda hatirlayacaksiniz. Ben isimi Allah'a havale ediyorum. Süphesiz Allah, kullarini çok iyi görendir.
    • 45. Nihayet Allah, onlarin kurduklari tuzaklarin kötülüklerinden bu zati korudu, Firavun'un kavmini ise kötü azap kusativerdi.
    • 46. Onlar sabah aksam o atese sokulurlar. Kiyametin kopacagi gün de: Firavun ailesini azabin en çetinine sokun (denilecek)!
    • 47. (Kâfirler) atesin içinde birbirleriyle çekisirlerken zayif olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymustuk. Simdi atesin birazini bizden savabilir misiniz? derler.
    • 48. O büyüklük taslayanlar ise: Dogrusu hepimiz bunun içindeyiz. Süphe yok ki Allah kullari arasinda verecegi hükmü verdi, derler.
    • 49. Ateste bulunanlar cehennem bekçilerine: Rabbinize dua edin, bizden, bir gün olsun azabi hafifletsin! diyecekler.
    • 50. (Bekçiler[​IMG] Size peygamberleriniz açik açik deliller getirmediler mi? derler. Onlar da: Getirdiler, cevabini verirler. (Bekçiler ise): O halde kendiniz yalvarin, derler. Halbuki kâfirlerin yalvarmasi bosunadir.
    • 51. Süphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatinda, hem sahitlerin sahitlik edecekleri günde yardim ederiz.
    • 52. O gün zalimlere, özür dilemeleri hiçbir fayda saglamaz. Artik lânet de onlarindir, kötü yurt da onlarindir!
    • 53. Andolsun ki biz Musa'ya hidayeti verdik ve Israilogullarina, o Kitab'i miras biraktik.
    • 54.O, akil sahipleri için bir ögüt ve dogruluk rehberidir.
    • 55. (Resûlüm!) Simdi sen sabret. Çünkü Allah'in vâdi gerçektir. Günahinin bagislanmasini iste. Aksam-sabah Rabbini hamd ile tesbîh et.
    • 56. Kendilerine gelmis kesin bir delil olmaksizin, Allah'in âyetleri hakkinda münakasa edenler var ya, hiç süphe yok ki, onlarin kalplerinde, asla yetisemeyecekleri bir büyüklük hevesinden baska bir sey yoktur. Sen Allah'a sigin. Kuskusuz O, isiten ve görendir.
    • 57. Elbette göklerin ve yerin yaratilmasi, insanlarin yaratilmasindan daha büyük bir seydir. Fakat insanlarin çogu bilmezler.
    • 58. Körle gören, inanip iyi amellerde bulunanla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düsünüyorsunuz!
    • 59. Kiyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç süphe yoktur. Fakat insanlarin çogu buna inanmazlar.
    • 60. Rabbiniz söyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti birakip büyüklük taslayanlar asagilanarak cehenneme gireceklerdir.
    • 61. Içinde dinlenesiniz diye geceyi, görmeniz için de gündüzü yaratan Allah'tir. Süphesiz Allah, insanlara karsi lütufkârdir. Fakat insanlarin çogu sükretmezler.
    • 62. Iste O, her seyin yaraticisi olan Rabbiniz Allah'dir. O'ndan baska tanri yoktur. O halde nasil olup da döndürülüyorsunuz!
    • 63. Allah'in âyetlerini inatla inkâr edenler iste (haktan) böyle döndürülür.
    • 64. Yeri sizin için yerlesim alani, gögü de bir bina kilan, size sekil verip de seklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle riziklandiran Allah'tir. Iste Allah, sizin Rabbinizdir. Alemlerin Rabbi Allah, yücelerden yücedir.
    • 65. O daima diridir; O'ndan baska hiçbir tanri yoktur. O halde dinde ihlâsli ve samimi kisiler olarak O'na dua edin. Her türlü övgü âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
    • 66. (Resûlüm)! De ki: Bana Rabbimden apaçik deliller gelince, sizin Allah'i birakip o taptiklariniza kulluk etmem bana yasaklandi ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi.
    • 67. Sizi topraktan, sonra meniden, sonra alakadan (asilanmis yumurtadan) yaratan sonra bebek olarak çikaran, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çaga erismeniz, sonra da ihtiyarlamaniz -ki içinizden daha önce vefat edenler de vardir- ve belli bir vakte ulasmaniz için sizi yasatan O'dur. Umulur ki düsünürsünüz.
    • 68. O, hem dirilten hem de öldürendir. O, herhangi bir isin olmasini diledigi zaman yalniz "Ol!" der, o da oluverir.
    • 69. Allah'in âyetleri hakkinda tartisanlara bakmadin mi? Nasil döndürülüyorlar (onu tasdike yanasmiyorlar)!
    • 70. Onlar, Kitab'i ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardir. Onlar yakinda (gerçegi) anlayacaklar!
    • 71. O zaman boyunlarinda demir halkalar ve zincirler oldugu halde, sürüklenecekler,
    • 72. Kaynar suda,sonra da ateste yakilacaklardir.
    • 73. Sonra onlara: Allah'i birakip da kostugunuz ortaklar nerededir? denilecek.
    • 74. O Allah'tan baska (taptiklariniz). Onlar da:"Bizden uzaklastilar, zaten biz önceleri hiçbir seye tapmiyorduk", diyecekler.Iste Allah kâfirleri böyle sasirtir.
    • 75. Bu, sizin yeryüzünde haksiz olarak simarmanizdan ve asiri derecede sevinip böbürlenmenizden ötürüdür.
    • 76. Içinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapilarindan girin! Kibirlenenlerin dönüp gidecekleri yer ne çirkindir!
    • 77. Onun için (Resûlüm), sen sabret! Süphesiz Allah'in vâdi gerçektir. Onlara söz verdigimiz azabin bir kismini ya sana gösteririz, yahut seni daha önce vefat ettiririz. Nasil olsa onlar bize döneceklerdir.
    • 78. Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana kissalarini anlattigimiz kimseler de var, durumlarini sana bildirmedigimiz kimseler de var. Hiçbir peygamber Allah'in izni olmaksizin herhangi bir âyeti kendiliginden getiremez. Allah'in emri gelince de hak uygulanir ve o zaman bâtili seçenler hüsrana ugrayacaklardir.
    • 79. Allah, kimine binesiniz, kimini yiyesiniz diye sizin için hayvanlari yaratandir.
    • 80. Onlarda sizin için daha nice faydalar vardir. Gönüllerinizdeki bir arzuya, onlara binerek ulasirsiniz. Onlarin ve gemilerin üstünde tasinirsiniz.
    • 81. Allah size âyetlerini gösteriyor. Simdi, Allah'in âyetlerinden hangisini inkâr edersiniz?
    • 82. Onlar yeryüzünde gezip dolasmadilar mi ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasil olmustur, görsünler! Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakimindan da daha saglam idiler. Fakat kazandiklari seyler onlara asla fayda vermemistir.
    • 83. Peygamberleri onlara apaçik bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beseri) bilgiye güvendiler (onu alaya aldilar). Alaya aldiklari sey kendilerini boguverdi.
    • 84. Artik o çetin azabimizi gördükleri zaman: Allah'a inandik ve O'na ortak kostugumuz seyleri inkâr ettik, derler.
    • 85. Fakat azabimizi gördükleri zaman imanlari kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'in kullari hakkinda süregelen âdeti budur. Iste o zaman kâfirler hüsrana ugrayacaklardir.
     
  20. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 41-FUSSILET
    • Adini, 3. âyette geçen "fussilet" kelimesinden almistir. Secde, Hâ, Mîm ve Mesâbih adlari ile de anilan bu sûre, Mekke'de inmistir. 54 (ellidört) âyettir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Hâ. Mîm.
    • 2. (Kur'an) rahmân ve rahîm olan Allah katindan indirilmistir.
    • 3. (Bu,) bilen bir kavim için, âyetleri Arapça okunarak açiklanmis bir kitaptir.
    • 4. Bu kitap müjdeleyici ve uyaricidir. Fakat onlarin çogu yüz çevirdi. Artik dinlemezler.
    • 5. Ve dediler ki: Bizi çagirdigin seye karsi kalplerimiz kapalidir. Kulaklarimizda da bir agirlik vardir. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadir. Onun için sen (istedigini) yap, biz de yapmaktayiz!
    • 6. De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanim. Bana ilâhinizin bir tek Ilâh oldugu vahy olunuyor. Artik O'na yönelin, O'ndan magfiret dileyin. Ortak kosanlarin vay haline!
    • 7. Onlar zekâti vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardir.
    • 8. Süphesiz iman edip iyi is yapanlar için tükenmeyen bir mükâfat vardir.
    • 9. De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratani inkâr edip O'na ortaklar mi kosuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.
    • 10. O, yeryüzüne sabit daglar yerlestirdi. Orada bereketler yaratti ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gidalar takdir etti.
    • 11. Sonra duman halinde olan göge yöneldi, ona ve yerküreye: Isteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. Ikisi de "Isteyerek geldik" dediler.
    • 12. Böylece onlari, iki günde yedi gök olarak yaratti ve her göge görevini vahyetti. Ve biz, yakin semâyi kandillerle donattik, bozulmaktan da koruduk. Iste bu, azîz, alîm Allah'in takdiridir.
    • 13 Eger onlar yüz çevirirlerse de ki: Iste sizi Ad ve Semûd'un basina gelen kasirgaya benzer bir kasirgaya karsi uyariyorum!
    • 14. Peygamberler onlara: Önlerinden ve arkalarindan gelerek Allah'tan baskasina kulluk etmeyin, dedikleri zaman, "Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen seyleri inkâr ediyoruz" demislerdi.
    • 15. Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksiz yere büyüklük tasladilar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'in, onlardan daha kuvvetli oldugunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardi.
    • 16. Bundan dolayi biz de onlara dünya hayatinda zillet azâbini tattirmak için o ugursuz günlerde soguk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabi elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardim da edilmez.
    • 17. Semûd'a gelince onlara dogru yolu gösterdik, ama onlar körlügü dogru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta olduklari kötülükler yüzünden alçaltici azabin yildirimi onlari çarpti.
    • 18. Inananlari kurtardik. Onlar (Allah'tan) korkuyorlardi.
    • 19. Allah'in düsmanlari, atese sürülmek üzere toplandiklari gün, hepsi bir araya getirilirler.
    • 20. Nihayet oraya geldikleri zaman kulaklari, gözleri ve derileri, isledikleri seye karsi onlarin aleyhine sahitlik edecektir.
    • 21. Derilerine: Niçin aleyhimize sahitlik ettiniz? derler. Onlar da: Her seyi konusturan Allah, bizi de konusturdu. Ilk defa sizi o yaratmistir. Yine O'na döndürülüyorsunuz, derler.
    • 22. Siz ne kulaklarinizin, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize sahitlik etmesinden sakinmiyordunuz, yaptiklarinizdan çogunu Allah'in bilmeyecegini saniyordunuz.
    • 23. Rabbiniz hakkinda beslediginiz zan var ya, iste sizi o mahvetti ve ziyana ugrayanlardan oldunuz.
    • 24. Simdi eger dayanabilirlerse, onlarin yeri atestir. Ve eger (tekrar dünyaya dönüp Allah'i) hosnut etmek isterlerse, memnun edilecek degillerdir.
    • 25. Biz onlara birtakim arkadaslar musallat ettik de onlar önlerinde ve arkalarinda ne varsa hepsini bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önce gelip geçmis olan cinler ve insanlar için (uygulanan) azap onlara da gerekli olmustur. Kuskusuz onlar hüsrana düsenlerdi.
    • 26. Inkâr edenler: Bu Kur'an'i dinlemeyin, okunurken gürültü yapin. Umulur ki bastirirsiniz, dediler.
    • 27. O inkâr edenlere siddetli bir azabi tattiracagiz ve onlari yaptiklarinin en kötüsüyle cezalandiracagiz.
    • 28. Iste bu, Allah düsmanlarinin cezasi, atestir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinden dolayi, orada onlara ceza olarak ebedî kalacaklari yurt (cehennem) vardir.
    • 29. Kâfirler cehennemde: Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptiranlari bize göster de asagilanmislardan olsunlar diye onlari ayaklarimizin altina alalim! diyecekler.
    • 30. Süphesiz, Rabbimiz Allah'tir deyip, sonra dosdogru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayin, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.
    • 31. Biz dünya hayatinda da, ahirette de sizin dostlariniziz.Orada sizin için canlarinizin çektigi her sey var ve istediginiz her sey orada sizin için hazirdir.
    • 32.Gafûr ve rahîm olan Allah'in ikrami olarak.
    • 33. (Insanlari) Allah'a çagiran, iyi is yapan ve "Ben müslümanlardanim" diyenden kimin sözü daha güzeldir?
    • 34. Iyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülügü) en güzel bir sekilde önle. O zaman seninle arasinda düsmanlik bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.
    • 35. Buna (bu güzel davranisa) ancak sabredenler kavusturulur; buna ancak (hayirdan) büyük nasibi olan kimse kavusturulur.
    • 36. Eger seytandan gelen kötü bir düsünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sigin. Çünkü O, isiten, bilendir.
    • 37. Gece ve gündüz, günes ve ay O'nun âyetlerindendir. Eger Allah'a ibadet etmek istiyorsaniz, günese de aya da secde etmeyin. Onlari yaratan Allah'a secde edin!
    • 38. Eger insanlar büyüklük taslarlarsa (bilsinler ki) Rabbinin yaninda bulunan (melekler) hiç usanmadan, gece gündüz O'nu tesbih ederler.
    • 39. Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allah'in âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdigimiz zaman, harekete geçip kabarir. Ona can veren, elbette ölüleri de diriltir. O, her seye kadirdir.
    • 40. Åyetlerimiz hakkinda dogruluktan ayrilip egrilige sapanlar bize gizli kalmaz. O halde, atesin içine atilan mi daha iyidir, yoksa kiyamet günü güvenle gelen mi? Dilediginizi yapin! Kuskusuz O, yaptiklarinizi görmektedir.
    • 41. Kendilerine Kitap geldiginde onu inkâr edenler (süphesiz bunun sonucuna katlanacaklardir). Halbuki o, essiz bir kitaptir.
    • 42. Ona önünden de ardindan da bâtil gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah'tan indirilmistir.
    • 43. (Resûlüm!) Sana söylenen, senden önceki peygamberlere söylenmis olandan baska bir sey degildir. Elbette ki senin Rabbin, hem magfiret sahibi hem de aci bir azap sahibidir.
    • 44. Eger biz onu, yabanci dilden bir Kur'an kilsaydik, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatli sekilde açiklanmali degil miydi? Arab'a yabanci dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için dogru yolu gösteren bir kilavuzdur ve sifadir. Inanmayanlara gelince, onlarin kulaklarinda bir agirlik vardir ve Kur'an onlara kapalidir. (Sanki) onlara uzak bir yerden bagiriliyor (da Kur'an'da ne söylendigini anlamiyorlar.)
    • 45. Andolsun biz Musa'ya Kitab'i verdik, onda da ayriliga düsüldü. Eger Rabbinden bir söz geçmis olmasaydi, aralarinda derhal hükmedilirdi (isleri bitirilirdi). Onlar Kur'an hakkinda derin bir süphe içindedirler.
    • 46. Kim iyi bir is yaparsa, bu kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa aleyhinedir. Rabbin kullara zulmedici degildir.
    • 47. Kiyamet gününün bilgisi, O'na havale edilir. O'nun bilgisi disinda hiçbir meyve (çekirdegi) kabugunu yarip çikamaz, hiçbir disi gebe kalmaz ve dogurmaz. Allah onlara: Ortaklarim nerede! diye seslendigi gün: Buna dair bizden hiçbir sahit olmadigini sana arzederiz, derler.
    • 48. Böylece önceden yalvarip durduklari onlardan uzaklasmistir. Kendilerinin kaçacak yerleri olmadigini anlamislardir.
    • 49. Insan hayir istemekten usanmaz. Fakat kendisine bir kötülük dokunursa hemen ümitsizlige düser, üzülüverir.
    • 50. Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tattirirsak: Bu, benim hakkimdir, kiyametin kopacagini sanmiyorum, Rabbime döndürülmüs olsam bile muhakkak O'nun katinda benim için daha güzel seyler vardir, der. Biz, inkâr edenlere yaptiklarini mutlaka haber verecegiz ve muhakkak onlara agir azaptan tattiracagiz.
    • 51. Insana bir nimet verdigimiz zaman (bizden) yüz çevirir ve yan çizer. Fakat ona bir ser dokundugu zaman da yalvarip durur.
    • 52. De ki: Ne dersiniz, eger o (Kur'an), Allah tarafindan ise siz de onu inkâr etmisseniz o zaman (haktan) uzak bir aynliga düsenden daha sapik kim vardir?
    • 53. Insanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi gösterecegiz ki onun (Kur'an'in) gerçek oldugu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her seye sahit olmasi, yetmez mi?
    • 54. Dikkat edin; onlar, Rablerine kavusma konusunda süphe içindedirler. Bilesiniz ki O, her seyi (ilmiyle) kusatmistir.
     

Bu Sayfayı Paylaş