Kur'an-ı Kerim Tüm Süreler Ve Anlamlarıyla

'Dualar ve Sureler' forumunda ¦Żακκυм¦ tarafından 12 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 1-el-FÂTIHA
    • Müddesir sûresinden sonra Mekke'de inmistir. 7 (yedi) âyettir. Kur'an'in ilk sûresi oldugu için açis yapan, açan manasina "Fâtiha" denilmistir. Diger adlari sunlardir: Ana kitap manasina "Ümmü'l-Kitâp" dinin asillarini ihtiva eden manasina "el-Esâs", ana hatlariyla Islâm'i anlattigi için "el-Vâfiye" ve "el-Seb'u'l-Mesânî", birçok esrari tasidigi için "el-Kenz". Peygamberimiz "Fâtiha'yi okumayanin namazi olmaz" buyurmustur. Onun için, Fâtiha, namazlarin her rekâtinda okunur. Manasi itibariyle Fâtiha, en büyük dua ve münâcâttir. Kullugun yalniz Allah'a yapilacagi, destegin yalnizca Allah'tan geldigi, dogru yola varmanin da dogru yoldan sapmanin da Allah'in iradesine dayandigi, çünkü hayri da serri de yaratanin Allah oldugu hususlari bu sûrede ifadesini bulmustur. Kur'an, insanliga dogru yolu göstermek için indirilmistir. Kur'an'in ihtiva ettigi esaslar ana hatlari ile Fâtiha'da vardir. Zira Fâtiha'da, övgüye, ta'zime ve ibadete lâyik bir tek Allah'in varligi, O'nun hakimiyeti, O'ndan baska dayanilacak bir güç bulunmadigi anlatilir ve dogru yola gitme, iyi insan olma dileginde bulunulur.Hicretten önce nazil olmustur. 7 ayettir.
    • 1. Rahmân (ve) rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
    • 3. O, rahmândir ve rahîmdir.
    • 4. Ceza gününün mâlikidir.
    • 5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalniz senden medet umariz.
    • 6. Bize dogru yolu göster.
    • 7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulundugun kimselerin yolunu; gazaba ugramislarin ve sapmislarin yolunu degil!
     
  2. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 2-el-BAKARA (Bölüm 1)
    • Medine'de inmistir. 286 (ikiyüzseksenalti) âyettir. Kur'an'in en uzun sûresidir. Adini, 67-71. âyetlerde yahudilere kesmeleri emredilen sigirdan alir. Yalniz 281. âyeti Veda Haccinda Mekke'de inmistir. Inanca, ahlâka ve hayat nizamina dair hükümlerin önemli bir kismi bu sûrede yer almistir.Hicretten sonra nazil olmustur. 286 ayettir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. MÎm.
    • 2. O kitap (Kur'an); onda asla süphe yoktur. O, müttakîler (sakinanlar ve arinmak isteyenler) için bir yol göstericidir.
    • 3. Onlar gayba inanirlar, namaz kilarlar, kendilerine verdigimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.
    • 4. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanirlar.
    • 5. Iste onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtulusa erenler de ancak onlardir.
    • 6. Gerçek su ki, kâfir olanlari (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
    • 7. Allah onlarin kalplerini ve kulaklarini mühürlemistir. Onlarin gözlerine de bir çesit perde gerilmistir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardir.
    • 8. Insanlardan bazilari da vardir ki, inanmadiklari halde "Allah'a ve ahiret gününe inandik" derler.
    • 9. Onlar (kendi akillarinca) güya Allah'i ve müminleri aldatirlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatirlar ve bunun farkinda degillerdir.
    • 10. Onlarin kalblerinde bir hastalik vardir. Allah da onlarin hastaligini çogaltmistir. Söylemekte olduklari yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardir.
    • 11. Onlara: Yeryüzünde fesat çikarmayin, denildigi zaman, "Biz ancak islah edicileriz" derler.
    • 12. Sunu bilin ki, onlar bozguncularin ta kendileridir, lâkin anlamazlar.
    • 13. Onlara: Insanlarin iman ettigi gibi siz de iman edin, denildigi vakit "Biz hiç, sefihlerin (akilsiz ve ahmak kisilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).
    • 14. (Bu münafiklar) müminlerle karsilastiklari vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptiran) seytanlari ile basbasa kaldiklarinda ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.
    • 15. Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azginliklarinda onlara firsat verir, bu yüzden onlar bir müddet basibos dolasirlar.
    • 16. Iste onlar, hidayete karsilik dalâleti satin alanlardir. Ancak onlarin bu ticareti kazançli olmamis ve kendileri de dogru yola girememislerdir.
    • 17. Onlarin (münafiklarin) durumu, (karanlik gecede) bir ates yakan kimse misalidir. O ates yanip da etrafini aydinlattigi anda Allah, hemen onlarin aydinligini giderir ve onlari karanliklar içinde birakir; (artik hiçbir seyi) görmezler.
    • 18. Onlar sagirlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple onlar geri dönemezler.
    • 19. Yahut (onlarin durumu), gökten saganak halinde bosanan, içinde yogun karanliklar, gürültü ve yildirimlar bulunan yagmur(a tutulmus kimselerin durumu) gibidir. O münafiklar yildirimlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarini kulaklarina tikarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kusatmistir.
    • 20. (O esnada) simsek sanki gözlerini çikaracakmis gibi çakar, onlar için etrafi aydinlatinca orada birazcik yürürler, karanlik üzerlerine çökünce de olduklari yerde kalirlar. Allah dileseydi elbette onlarin kulaklarini sagir, gözlerini kör ederdi. Allah süphesiz her seye kadirdir.
    • 21. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece korunmus (Allah'in azabindan kendinizi kurtarmis) olursunuz.
    • 22. O Rab ki, yeri sizin için bir dösek, gögü de (kubbemsi) bir tavan yapti. Gökten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çesitli ürünler çikardi. Artik bunu bile bile Allah'a sirk kosmayin.
    • 23. Eger kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir süpheye düsüyorsaniz, haydi onun benzeri bir sûre getirin, eger iddianizda dogru iseniz Allah'tan gayri sahitlerinizi (yardimcilarinizi) da çagirin.
    • 24. Bunu yapamazsaniz -ki elbette yapamayacaksiniz- yakiti, insan ve tas olan cehennem atesinden sakinin. Çünkü o ates kâfirler için hazirlanmistir.
    • 25. Iman edip iyi davranislarda bulunanlara, içinden irmaklar akan cennetler oldugunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rizik olarak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu riziklar onlara (bazi yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmistir. Onlar için cennette tertemiz esler de vardir. Ve onlar orada ebedî kalicilardir.
    • 26. Süphesiz Allah (hakki açiklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varligi misal getirmekten çekinmez. Iman etmislere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek oldugunu bilirler. Kâfir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptirir, birçoklarini da dogru yola yöneltir. Verdigi misallerle Allah ancak fâsiklari saptirir (çünkü bunlar birer imtihandir).
    • 27. Onlar öyle (fâsiklar) ki, kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönerler. Allah'in ziyaret edilip hal ve hatirinin sorulmasini istedigi kimseleri ziyaretten vazgeçerler ve yeryüzünde fitne ve fesat çikarirlar. Iste onlar gerçekten zarara ugrayanlardir.
    • 28. Ey kâfirler! Siz ölü iken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah'i nasil inkâr ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz.
    • 29. O, yerde ne varsa hepsini sizin için yaratti. Sonra (kendine has bir sekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratip düzenledi (tanzim etti). O, her seyi hakkiyla bilendir.
    • 30. Hatirla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacagim, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çikaracak, orada kan dökecek insani mi halife kiliyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceginizi herhalde ben bilirim, dedi.
    • 31. Allah Adem'e bütün isimleri, ögretti. Sonra onlari önce meleklere arzedip: Eger siz sözünüzde sadik iseniz, sunlarin isimlerini bana bildirin, dedi.
    • 32. Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sifatlardan tenzih ederiz, senin bize ögrettiklerinden baska bizim bilgimiz yoktur. Süphesiz alîm ve hakîm olan ancak sensin, dediler.
    • 33. (Bunun üzerine: ) Ey Âdem ! Esyanin isimlerini meleklere anlat, dedi. Adem onlarin isimlerini onlara anlatinca: Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sirlari) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açik yapmakta olduklarinizi da bilirim, dememis miydim? dedi.
    • 34. Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demistik. Iblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladi, böylece kâfirlerden oldu.
    • 35. Biz: Ey Âdem! Sen ve esin (Havva) beraberce cennete yerlesin; orada kolaylikla istediginiz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece su agaca yaklasmayin. Eger bu agaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.
    • 36. Seytan onlarin ayaklarini kaydirip haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulunduklari (cennetten) onlari çikardi. Bunun üzerine: Bir kisminiz digerine düsman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barinak ve belli bir zamana dek yasamak vardir, dedik.
    • 37. Bu durum devam ederken Âdem, Rabbinden bir takim ilhamlar aldi ve derhal tevbe etti. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandir.
    • 38. Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eger benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.
    • 39. Inkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kalirlar.
    • 40. Ey Israilogullari! Size verdigim nimetlerimi hatirlayin, bana verdiginiz sözü yerine getirin ki, ben de size vâdettiklerimi vereyim. Yalnizca benden korkun.
    • 41. Elinizdekini (Tevrat'in aslini) tasdik edici olarak indirdigime (Kur'an'a) iman edin. Sakin onu inkâr edenlerin ilki olmayin! Âyetlerimi az bir karsilik ile satmayin, yalniz benden (benim azabimdan) korkun.
    • 42. Bilerek hakki bâtil ile karistirmayin, hakki gizlemeyin.
    • 43. Namazi tam kilin, zekâti hakkiyla verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.
    • 44. (Ey bilginler!) Sizler Kitab'i (Tevrat'i) okudugunuz (gerçekleri bildiginiz) halde, insanlara iyiligi emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklinizi kullanmiyor musunuz?
    • 45. Sabir ve namaz ile Allah'tan yardim isteyin. Süphesiz o (sabir ve namaz), Allah'a saygidan kalbi ürperenler disinda herkese zor ve agir gelen bir görevdir.
    • 46. Onlar, kesinlikle Rablerine kavusacaklarini ve O'na döneceklerini düsünen ve bunu kabullenen kimselerdir.
    • 47. Ey Israilogullari! Size verdigim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün kildigimi hatirlayin.
    • 48. Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse baskasi için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) sefaat kabul olunmaz, fidye alinmaz; onlara asla yardim da yapilmaz.
    • 49. Hatirlayin ki, sizi, Firavun taraftarlarindan kurtardik. Çünkü onlar size azabin en kötüsünü reva görüyorlar, yeni dogan erkek çocuklarinizi kesiyorlar, (fenalik için) kizlarinizi hayatta birakiyorlardi. Aslinda o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardi.
    • 50. Bir zamanlar biz sizin için denizi yardik, sizi kurtardik, Firavun'un taraftarlarini da, siz bakip dururken denizde bogduk.
    • 51. Musa'ya kirk gece (vahyetmek üzere) söz vermistik. Sonra haksizlik ederek buzagiyi (tanri) edindiniz.
    • 52. O davranislarinizdan sonra (akillanip) sükredersiniz diye sizi affettik.
    • 53. Dogru yolu bulasiniz diye Musa'ya Kitab'i ve hak ile bâtili ayiran hükümleri verdik.
    • 54. Musa kavmine demisti ki: Ey kavmim! Süphesiz siz, buzagiyi (tanri) edinmekle kendinize kötülük ettiniz. Onun için Yaradaniniza tevbe edin de nefislerinizi (kötü duygularinizi) öldürün. Öyle yapmaniz Yaraticinizin katinda sizin için daha iyidir. Böylece Allah tevbenizi kabul etmis olur. Çünkü aciyip tevbeleri kabul eden ancak O'dur.
    • 55. Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'i açikça görmedikçe asla sana inanmayiz, demistiniz de bakip durur oldugunuz halde hemen sizi yildirim çarpmisti.
    • 56. Sonra ölümünüzün ardindan sizi dirilttik ki sükredesiniz.
    • 57. Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvasi ve bildircin gönderdik ve "Verdigimiz güzel nimetlerden yeyiniz" (dedik). Hakikatta onlar bize degil sadece kendilerine kötülük ediyorlardi.
    • 58. (Israilogullarina[​IMG] Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediginiz sekilde bol bol yeyin, kapisindan egilerek girin, (girerken) "Hitta!" (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarinizi bagislayalim; zira biz, iyi davrananlara (karsiligini) fazlasiyla verecegiz, demistik.
    • 59. Fakat zalimler, kendilerine söylenenleri baska sözlerle degistirdiler. Bunun üzerine biz, yapmakta olduklari kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten aci bir azap indirdik.
    • 60. Musa (çölde) kavmi için su istemisti de biz ona: Degneginle tasa vur! demistik. Derhal (tastan) oniki kaynak fiskirdi. Her bölük, içecegi kaynagi bildi. (Onlara[​IMG] Allah'in rizkindan yeyin, için, sakin yeryüzünde bozgunculuk etmeyin, dedik.
    • 61. Hani siz (verilen nimetlere karsilik): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdigi seylerden; sebzesinden, hiyarindan, sarimsagindan, mercimeginden, soganindan bize çikarsin, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile degistirmek mi istiyorsunuz? O halde sehre inin. Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi. Iste (bu hadiseden sonra) üzerlerine asagilik ve yoksulluk damgasi vuruldu. Allah'in gazabina ugradilar. Bu musibetler (onlarin basina), Allah'in âyetlerini inkâra devam etmeleri, haksiz olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunlarin hepsi, sadece isyanlari ve taskinliklari sebebiyledir.
    • 62. Süphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hiristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkiyla inanip sâlih amel isleyenler için Rableri katinda mükâfatlar vardir. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.
    • 63. Sizden saglam bir söz almis, Tûr daginin altinda, size verdigimizi kuvvetle tutun, onda bulunanlari daima hatirlayin, umulur ki, korunursunuz (demistik de);
    • 64. Ondan sonra sözünüzden dönmüstünüz. Eger sizin üzerinizde Allah'in ihsani ve rahmeti olmasaydi, muhakkak zarara ugrayanlardan olurdunuz.
    • 65. Içinizden cumartesi günü azginlik edip de, bu yüzden kendilerine: Asagilik maymunlar olun! dediklerimizi elbette bilmektesiniz.
    • 66. Biz bunu (maymunlasmis insanlari), hadiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakîler için de bir ögüt vesilesi kildik.
    • 67. Musa, kavmine: Allah bir sigir kesmenizi emrediyor, demisti de: Bizimle alay mi ediyorsun? demislerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah'a siginirim, demisti.
    • 68. "Bizim adimiza Rabbine dua et, bize onun ne oldugunu açiklasin" dediler. Musa: Allah diyor ki: "O, ne yasli ne de körpe; ikisi arasinda bir inek." Size emredileni hemen yapin, dedi.
    • 69. Bu defa: Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini açiklasin, dediler. "O diyor ki: Sari renkli, parlak tüylü, bakanlarin içini açan bir inektir" dedi.
    • 70. "(Ey Musa!) Bizim için, Rabbine dua et de onun nasil bir sigir oldugunu bize açiklasin, nasil bir inek kesecegimizi anlayamadik. Biz, insaallah emredileni yapma yolunu buluruz" dediler. c
    • 71. (Musa) dedi ki: Allah söyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altina alinmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolasan (salma), renginde hiç alacasi bulunmayan bir inektir. "Iste simdi gerçegi anlattin" dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsin kesmeyeceklerdi.
    • 72. Hani siz bir adam öldürmüstünüz de onun hakkinda birbirinizle atismistiniz. Halbuki Allah gizlemekte oldugunuzu ortaya çikaracaktir.
    • 73. "Haydi, simdi (öldürülen) adama, (kesilen inegin) bir parçasiyla vurun" dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve düsünesiniz diye size âyetlerini (Peygamberine verdigi mucizelerini) gösterir.
    • 74. (Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz katilasti. Artik kalpleriniz tas gibi yahut daha da katidir. Çünkü taslardan öylesi var ki, içinden irmaklar kaynar. Öylesi de var ki, çatlar da ondan su fiskirir. Taslardan bir kismi da Allah korkusuyla yukardan asagi yuvarlanir. Allah yapmakta olduklarinizdan gafil degildir.
    • 75. Simdi (ey müminler!) onlarin size inanacaklarini mi umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre, Allah'in kelâmini isitirler de iyice anladiktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.
    • 76. (Münafiklar) inananlarla karsilastiklarinda "Iman ettik" derler. Birbirleriyle basbasa kaldiklari vakit ise: Allah'in size açtiklarini (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katinda sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatiyorsunuz; bunlari düsünemiyor musunuz? derler.
    • 77. Onlar bilmezler mi ki, gizlediklerini de açikça yaptiklarini da Allah bilmektedir.
    • 78. Içlerinde bir takim ümmîler vardir ki, Kitab'i (Tevrat'i) bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma seylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar.
    • 79. Elleriyle (bir) Kitap yazip sonra onu az bir bedel karsiliginda satmak için "Bu Allah katindandir" diyenlere yaziklar olsun! Elleriyle yazdiklarindan ötürü vay haline onlarin! Ve kazandiklarindan ötürü vay haline onlarin!
    • 80. Israilogullari: Sayili birkaç gün müstesna, bize ates dokunmayacaktir, dediler. De ki (onlara): Siz Allah katindan bir söz mü aldiniz -ki Allah sözünden caymaz-, yoksa Allah hakkinda bilmediginiz seyleri mi söylüyorsunuz?
    • 81. Hayir! Kim bir kötülük eder de kötülügü kendisini çepeçevre kusatirsa iste o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamli kalirlar.
    • 82. Iman edip yararli is yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamli kalirlar.
    • 83. Vaktiyle biz, Israilogullarindan: Yalnizca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakin akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almis ve "Insanlara güzel söz söyleyin, namazi kilin, zekâti verin" diye de emretmistik. Sonunda aziniz müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.
    • 84. (Ey Israilogullari!) Birbirinizin kanini dökmeyeceginize, birbirinizi yurtlarinizdan çikarmayacaginiza dair sizden söz almistik. Her seyi görerek sonunda bunlari kabul etmistiniz.
    • 85. Bu misaki kabul eden sizler, (verdiginiz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranizdan bir zümreyi yurtlarindan çikariyor, kötülük ve düsmanlikta onlara karsi birlesiyorsunuz. Onlari yurtlarindan çikarmak size haram oldugu halde (hem çikariyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onlari kurtariyorsunuz. Yoksa siz Kitab'in bir kismina inanip bir kismini inkâr mi ediyorsunuz? Sizden öyle davrananlarin cezasi dünya hayatinda ancak rüsvaylik; kiyamet gününde ise en siddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarinizdan asla gafil degildir.
    • 86. Iste onlar, ahirete karsilik dünya hayatini satin alan kimselerdir. Bu yüzden ne azaplari hafifletilecek ne de kendilerine yardim edilecektir.
    • 87. Andolsun biz Musa'ya Kitab'i verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oglu Isa'ya da mucizeler verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadigi seyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karsi büyüklük tasladiniz. (Size gelen) peygamberlerden bir kismini yalanladiniz, bir kismini da öldürdünüz.
    • 88. (Yahudiler peygamberlerle alay ederek) "Kalplerimiz perdelidir" dediler. Hayir; küfür ve isyanlari sebebiyle Allah onlara lânet etmistir. O yüzden çok az inanirlar.
    • 89. Daha önce kâfirlere karsi zafer isterlerken kendilerine Allah katindan ellerindeki (Tevrat'i) dogrulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip ögrendikleri gerçekler karsilarina dikilince onu inkâr ettiler. Iste Allah'in lâneti böyle inkârcilaradir.
    • 90. Allah'in kullarindan diledigine peygamberlik ihsan etmesini kiskandiklari için Allah'in indirdigini (Kur'an'i) inkâr ederek kendilerini harcamalari ne kötü bir seydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba ugradilar. Ayrica kâfirler için alçaltici bir azap vardir.
    • 91. Kendilerine: Allah'in indirdigine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inaniriz, derler ve ondan baskasini inkâr ederler. Halbuki o Kur'an kendi ellerinde bulunan Tevrat'i dogrulayici olarak gelmis hak kitaptir. (Ey Muhammed!) Onlara: Sayet siz gerçekten inaniyor idiyseniz daha önce Allah'in peygamberlerini neden öldürüyordunuz? deyiver.
    • 92. Andolsun Musa size apaçik mucizeler getirmisti. Sonra onun ardindan, zalimler olarak buzagiyi (tanri) edindiniz.
    • 93. Hatirlayin ki, Tûr daginin altinda sizden söz almis: Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri anlayin, demistik. Onlar: Isittik ve isyan ettik, dediler. Inkârlari sebebiyle kalplerine buzagi sevgisi dolduruldu. De ki: Eger inaniyorsaniz, imaniniz size ne kötü seyler emrediyor!
    • 94. (Ey Muhammed, onlara[​IMG] Sayet (iddia ettiginiz gibi) ahiret yurdu Allah katinda diger insanlara degil de yalnizca size aitse ve bu iddianizda dogru iseniz haydi ölümü temenni edin (bakalim), de.
    • 95. Onlar, kendi elleriyle önceden yaptiklari isler (günah ve isyanlari) sebebiyle hiç bir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir.
    • 96. Yemin olsun ki, sen onlari yasamaya karsi insanlarin en düskünü olarak bulursun. Putperestlerden her biri de arzular ki, bin sene yasasin. Oysa yasatilmasi hiç kimseyi azaptan uzaklastirmaz. Allah onlarin yapmakta olduklarini eksiksiz görür.
    • 97. De ki: Cebrail'e kim düsman ise sunu iyi bilsin ki Allah'in izniyle Kur'an'i senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitaplari dogrulayici ve müminler için de müjdeci olarak o indirmistir.
    • 98. Kim, Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikâil'e düsman olursa bilsin ki Allah da inkârci kâfirlerin düsmanidir.
    • 99. Andolsun ki sana apaçik âyetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onlari ancak fasiklar inkâr eder.
    • 100. Ne zaman onlar bir antlasma yaptilarsa, yine kendilerinden bir gurup onu bozmadi mi? Zaten onlarin çogu iman etmez.
    • 101. Allah tarafindan kendilerine, yanlarinda bulunani tasdik edici bir elçi gelince ehl-i kitaptan bir gurup, sanki Allah'in kitabini bilmiyormus gibi onu arkalarina atip terkettiler.
    • 102. Süleyman'in hükümranligi hakkinda onlar, seytanlarin uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapip kâfir olmadi. Lâkin seytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki melege indirileni ögretiyorlardi. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakin yanlis inanip da kâfir olmayasiniz, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) ögretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, kari ile koca arasini açacak seyleri ögreniyorlardi. Oysa büyücüler, Allah'in izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni degil de zarar vereni ögrenirler. Sihri satin alanlarin (ona inanip para verenlerin) ahiretten nasibi olmadigini çok iyi bilmektedirler. Karsiliginda kendilerini sattiklari sey ne kötüdür! Keske bunu anlasalardi!
    • 103. Eger iman edip kendilerini kötülükten korusalardi, süphesiz, Allah tarafindan verilecek sevap daha hayirli olacakti. Keske bunlari anlasalardi!
    • 104. Ey iman edenler! "Râinâ" demeyin, "unzurnâ" deyin. (Söylenenleri) dinleyin. Kâfirler için elem verici bir azap vardir.
    • 105. (Ey müminler!) Ehl-i Kitaptan kâfirler ve putperestler de Rabbinizden size bir hayir indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini diledigine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
    • 106. Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldirir veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her seye kadirdir.
    • 107. (Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranligi yalnizca Allah'indir? Sizin için Allah'tan baska ne bir dost ne de bir yardimci vardir.
    • 108. Yoksa siz de (ey müslümanlar), daha önce Musa'ya soruldugu gibi peygamberinize sorular sormak mi istiyorsunuz? Kim imani küfre degisirse, süphesiz dosdogru yoldan sapmis olur.
    • 109. Ehl-i kitaptan çogu, hakikat kendilerine apaçik belli olduktan sonra, sirf içlerindeki kiskançliktan ötürü, sizi imaninizdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkindaki emrini getirinceye kadar affedip bagislayin. Süphesiz Allah her seye kadirdir.
    • 110. Namazi kilin, zekâti verin, önceden kendiniz için yaptiginiz her iyiligi Allah'in katinda bulacaksiniz. Süphesiz Allah, yapmakta olduklarinizi noksansiz görür.
    • 111. (Ehl-i kitap[​IMG] Yahudiler yahut hiristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onlarin kuruntusudur. Sen de onlara: Eger sahiden dogru söylüyorsaniz delilinizi getirin, de.
    • 112. Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a döndürürse (Allah'a hakkiyla kulluk ederse) onun ecri Rabbi katindadir. Öyleleri için ne bir korku vardir, ne de üzüntü çekerler.
    • 113. Hepsi de kitabi (Tevrat ve Incil'i) okumakta olduklari halde Yahudiler: Hiristiyanlar dogru yolda degillerdir, dediler. Hiristiyanlar da: Yahudiler dogru yolda degillerdir, dediler. Kitabi bilmeyenler de birbirleri hakkinda tipki onlarin söylediklerini söylediler. Allah, ihtilâfa düstükleri hususlarda kiyamet günü onlar hakkinda hükmünü verecektir.
    • 114. Allah'in mescidlerinde O'nun adinin anilmasina engel olan ve onlarin harap olmasina çalisandan daha zalim kim vardir! Aslinda bunlarin oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Baska türlü girmeye haklari yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardir.
    • 115. Dogu da Allah'indir bati da. Nereye dönerseniz Allah'in yüzü (zati) oradadir. Süphesiz Allah'(in rahmeti ve nimeti) genistir, O her seyi bilendir.
    • 116. "Allah çocuk edindi" dediler. Hâsâ! O, bundan münezzehtir. Göklerde ve yerde olanlarin hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun egmistir.
    • 117. (O), göklerin ve yerin essiz yaraticisidir. Bir seyi dilediginde ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluverir.
    • 118. Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konusmali ya da bize bir âyet (mucize) gelmeli degil miydi? Onlardan öncekiler de iste tipki onlarin dediklerini demislerdi. Kalpleri (akillari) nasil da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere âyetleri apaçik gösterdik.
    • 119. Dogrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik. Sen cehenmemliklerden sorumlu degilsin.
    • 120. Dinlerine uymadikça yahudiler de hiristiyanlar da asla senden razi olmayacaklardir. De ki: Dogru yol, ancak Allah'in yoludur. Sana gelen ilimden sonra onlarin arzularina uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardimci vardir.
    • 121. Kendilerine kitap verdigimiz kimseler (den bazisi) onu, hakkini gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, iste gerçekten zarara ugrayanlar onlardir.
    • 122. Ey Israilogullari! Size verdigim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün kilmis oldugumu hatirlayin.
    • 123. Ve bir günden sakinin ki, o günde hiç kimse baskasi namina bir sey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye sefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardim da görmezler.
    • 124. Bir zamanlar Rabbi Ibrahim'i bir takim kelimelerle sinamis, onlari tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara önder yapacagim, demisti. "Soyumdan da (önderler yap, yâ Rabbi!)" dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu.
    • 125. Biz, Beyt'i (Kâbe'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kildik. Siz de Ibrahim'in makamindan bir namaz yeri edinin (orada namaz kilin). Ibrahim ve Ismail'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmistik.
    • 126. Ibrahim de demisti ki: Ey Rabbim! Burayi emin bir sehir yap, halkindan Allah'a ve ahiret gününe inananlari çesitli meyvelerle besle. Allah buyurdu ki: Kim inkâr ederse onu az bir süre faydalandirir, sonra onu cehennem azabina sürüklerim. Ne kötü varilacak yerdir orasi!
    • 127. Bir zamanlar Ibrahim, Ismail ile beraber Beytullah'in temellerini yükseltiyor (söyle diyorlardi[​IMG] Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; süphesiz sen isitensin, bilensin.
    • 128. Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun egenlerden kil, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çikar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.
    • 129. Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti ögretecek, onlari temizleyecek bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her seyi yerli yerince yapan yalniz sensin.
    • 130. Ibrahim'in dininden kendini bilmezlerden baska kim yüz çevirir? Andolsun ki, biz onu dünyada (elçi) seçtik, süphesiz o ahirette de iyilerdendir.
    • 131. Çünkü Rabbi ona: Müslüman ol, demis, o da: Alemlerin Rabbine boyun egdim, demisti.
    • 132. Bunu Ibrahim de kendi ogullarina vasiyet etti, Yakub da: Ogullarim! Allah sizin için bu dini (Islâm'i) seçti. O halde sadece müslümanlar olarak ölünüz (dedi).
    • 133. Yoksa Ya'kub'a ölüm geldigi zaman siz orada mi idiniz? O zaman (Ya'kub) ogullarina: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? demisti. Onlar: Senin ve atalarin Ibrahim, Ismail ve Ishak'in ilâhi olan tek Allah'a kulluk edecegiz; biz ancak O'na teslim olmusuzdur, dediler.
    • 134. Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onlarin kazandiklari kendilerinin, sizin kazandiklariniz sizindir. Siz onlarin yaptiklarindan sorguya çekilmezsiniz.
    • 135. (Yahudiler ve hiristiyanlar müslümanlara Yahudi ya da hiristiyan olun ki, dogru yolu bulasiniz, dediler. De ki: Hayir! Biz, hanîf olan Ibrahim'in dinine uyariz. O, müsriklerden degildi.
    • 136. "Biz, Allah'a ve bize indirilene; Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya'kub ve esbâta indirilene, Musa ve Isa'ya verilenlerle Rableri tarafindan diger peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasinda fark gözetmeksizin inandik ve biz sadece Allah'a teslim olduk" deyin.
    • 137. Eger onlar da sizin inandiginiz gibi inanirlarsa dogru yolu bulmus olurlar; dönerlerse mutlaka anlasmazlik içine düsmüs olurlar. Onlara karsi Allah sana yeter. O isitendir, bilendir.
    • 138. Allah'in (verdigi) rengiyle boyandik. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).
    • 139. De ki: Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz oldugu halde, O'nun hakkinda bizimle tartismaya mi girisiyorsunuz? Bizim yaptiklarimiz bize, sizin yaptiklariniz da size aittir. Biz O'na gönülden baglananlariz.
    • 140. Yoksa siz, Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya'kub ve esbâtin yahudi, yahut hiristiyan olduklarini mi söylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mi? Allah tarafindan kendisine (bildirilmis) bir sahitligi gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptiklarinizdan gafil degildir.
    • 141. Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onlarin kazandiklari kendilerine, sizin kazandiklariniz da size aittir. Siz onlarin yaptiklarindan sorguya çekilmezsiniz.
    • 142. Insanlardan bir kisim beyinsizler: Yönelmekte olduklari kiblelerinden onlari çeviren nedir? diyecekler. De ki: Dogu da bati da Allah'indir. O diledigini dogru yola iletir.
    • 143. Iste böylece sizin insanliga sahitler olmaniz, Resûl'ün de size sahit olmasi için sizi mutedil bir millet kildik. Senin (arzulayip da su anda) yönelmedigin kibleyi (Kâbe'yi) biz ancak Peygamber'e uyani, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayirdetmemiz için kible yaptik. Bu, Allah'in hidayet verdigi kimselerden baskasina elbette agir gelir. Allah sizin imaninizi asla zayi edecek degildir. Zira Allah insanlara karsi sefkatli ve merhametlidir.
    • 144. (Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göge dogru çevrilmekte oldugunu (yücelerden haber bekledigini) görüyoruz. Iste simdi, seni memnun olacagin bir kibleye döndürüyoruz. Artik yüzünü Mescid-i Haram tarafina çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursaniz olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Süphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek oldugunu çok iyi bilirler. Allah onlarin yapmakta olduklarindan habersiz degildir.
    • 145. Yemin olsun ki (habibim ! ) sen ehl-i kitaba her türlü âyeti (mucizeyi) getirsen yine de onlar senin kiblene dönmezler. Sen de onlarin kiblesine dönecek degilsin. Onlar da birbirlerinin kiblesine dönmezler. Sana gelen ilimden sonra eger onlarin arzularina uyacak olursan, iste o zaman sen hakki çigneyenlerden olursun.
    • 146. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz ogullarini tanidiklari gibi tanirlar. Buna ragmen onlardan bir gurup bile bile gerçegi gizler.
    • 147. Gerçek olan, Rabbinden gelendir. O halde kuskulananlardan olma!
    • 148. Herkesin yöneldigi bir kiblesi vardir. (Ey müminler!) Siz hayir islerinde yarisin. Nerede olursaniz olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Süphesiz Allah her seye kadirdir.
    • 149. Nereden yola çikarsan çik (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafina çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir. (Biliniz ki) Allah yaptiklarinizdan habersiz degildir.
    • 150. (Evet Resûlüm ! ) Nereden yola çikarsan çik (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a dogru çevir. Nerede olursaniz olunuz, yüzünüzü o yana çevirin ki, aralarindan haksizlik edenler (kuru inatçilar) müstesna, insanlarin aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasin. Sakin onlardan korkmayin! Yalniz benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlayayim da dogru yolu bulasiniz.
     
  3. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 3-ÂL-I IMRÂN
    • Medine'de nâzil olmustur. 200 (Iki yüz) âyettir. 34-37. âyetlerde Hz. Meryem'in babasinin mensup oldugu Imrân ailesinden söz edildigi için sûre bu adi almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla
    • 1. Elif. Lâm. Mîm.
    • 2. Hayy ve kayyûm olan Allah'tan baska ilâh yoktur.
    • 3. (Resûlüm!) O, sana Kitab'i hak ve önceki kitaplari tasdik edici olarak indirdi, Tevrat ile Incil'i ve Furkan'i indirmisti.
    • 4.Daha önce de, insanlara dogru yolu göstermek üzere Furkan'i indirmistir. Bilinmeli ki, Allah'in âyetlerini inkâr edenler için siddetli bir azap vardir. Allah, suçlunun hakkindan gelen mutlak güç sahibidir.
    • 5. Süphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir sey Allah'a gizli kalmaz.
    • 6. Rahimlerde sizi diledigi gibi sekillendiren O'dur. O'ndan baska ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir.
    • 7. Sana Kitab'i indiren O'dur. Onun (Kur'an'in) bazi âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'in esasidir. Digerleri de mütesâbihtir. Kalplerinde egrilik olanlar, fitne çikarmak ve onu tevil etmek için ondaki mütesâbih âyetlerin pesine düserler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. Ilimde yüksek pâyeye erisenler ise: Ona inandik; hepsi Rabbimiz tarafindandir, derler. (Bu inceligi) ancak akliselim sahipleri düsünüp anlar.
    • 8. (Onlar söyle yakarirlar Rabbimiz! Bizi dogru yola ilettikten sonra kalplerimizi egriltme. Bize tarafindan rahmet bagisla. Lütfu en bol olan sensin.
    • 9. Rabbimiz! Gelmesinde süphe edilmeyen bir günde, insanlari mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.
    • 10. Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne mallari ne de evlâtlari Allah huzurunda kendilerine bir fayda saglayacaktir. Iste onlar cehennnemin yakitidir.
    • 11. (Onlarin yolu) Firavun hanedaninin ve onlardan öncekilerin tuttugu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladilar, Allah da kendilerini günahlari yüzünden yakalayiverdi. Allah'in cezasi çok siddetlidir.
    • 12. (Resûlüm!) Inkâr edenlere de ki: Yakinda maglup olacaksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz. Orasi kalinacak ne kötü bir yerdir!
    • 13. (Bedir'de) karsi karsiya gelen su iki gurubun halinde sizin için büyük bir ibret vardir. Biri Allah yolunda çarpisan bir gurup, digeri ise bunlari apaçik kendilerinin iki misli gören kâfir bir gurup. Allah diledigini yardimi ile destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardir.
    • 14. Nefsanî arzulara, (özellikle) kadinlara, ogullara, yigin yigin biriktirilmis altin ve gümüse, salma atlara, sagmal hayvanlara ve ekinlere karsi düskünlük insanlara çekici kilindi. Bunlar, dünya hayatinin geçici menfaatleridir. Halbuki varilacak güzel yer, Allah'in katindadir.
    • 15. (Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yaninda, içinden irmaklar akan, ebediyyen kalacaklari cennetler, tertemiz esler ve (hepsinin üstünde) Allah'in hosnutlugu vardir. Allah kullarini çok iyi görür.
    • 16. (Bu nimetler) "Ey Rabbimiz! Iman ettik; bizim günahlarimizi bagisla, bizi ates azabindan koru!" diyen;
    • 17. Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah'tan bagis dileyenler (içindir).
    • 18. Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) su hususu açiklamistir ki, kendisinden baska ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmislerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan baska ilâh yoktur.
    • l9. Allah nezdinde hak din Islâm'dir. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradir ki, aralarindaki kiskançlik yüzünden ayriliga düstüler. Allah'in âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'in hesabi çok çabuktur.
    • 20. Eger seninle tartismaya girerlerse de ki: "Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim." Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eger teslim oldularsa dogru yolu buldular demektir. Yok eger yüz çevirdilerse sana düsen, yalnizca duyurmaktir. Allah kullarini çok iyi görmektedir.
    • 21. Allah'in âyetlerini inkâr edenler, haksiz yere peygamberlerin canlarina kiyanlar ve adaleti emreden insanlari öldürenler (yok mu), onlara aci bir azabi haber ver!
    • 22. Iste bunlar dünyada da ahirette de çabalari bosa giden kimselerdir. Onlarin hiçbir yardimcisi da yoktur.
    • 23. (Resûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) görmez misin ki, aralarinda hükmetmesi için Allah'in Kitab'ina çagiriliyorlar da, sonra içlerinden bir gurup cayarak geri dönüyor.
    • 24. Onlarin bu tutumlari: Bize ates, sadece sayili günlerde dokunacaktir, demelerinin bir sonucudur. Onlarin vaktiyle uydurduklari seyler de dinleri hakkinda kendilerini yaniltmistir.
    • 25. Fakat, onlari gelmesinde süphe edilmeyen bir gün için topladigimiz ve hiçbir haksizliga ugramaksizin herkese kazandigi seyler tastamam ödendigi zaman halleri nice olur?
    • 26. (Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'im! Sen mülkü diledigine verirsin ve mülkü dilediginden geri alirsin. Diledigini yüceltir, diledigini de alçaltirsin. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her seye kadirsin.
    • 27. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsin. Ölüden diriyi çikarir, diriden de ölüyü çikarirsin. Diledigine de sayisiz rizik verirsin.
    • 28. Müminler, müminleri birakip da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artik onun Allah nezdinde hiçbir degeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakinmaniz baskadir. Allah, kendisine karsi (gelmekten) sizi sakindiriyor. Dönüs yalniz Allah'adir.
    • 29. De ki: Içinizdekileri gizleseniz de açiga vursaniz da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanlari da bilir. Allah her seye kadirdir.
    • 30. Herkesin, iyilik olarak yaptiklarini da kötülük olarak yaptiklarini da karsisinda hazir buldugu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasinda uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisine karsi (gelmekten) sizi sakindiriyor. Allah kullarina çok sefkatlidir.
    • 31. (Resûlüm! ) De ki: Eger Allah'i seviyorsaniz bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarinizi bagislasin. Allah son derece bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 32. De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eger yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.
    • 33. Allah Âdem'i, Nuh'u, Ibrahim ailesi ile Imrân ailesini seçip âlemlere üstün kildi.
    • 34. Bunlar birbirinden gelme bir nesillerdir. Allah isiten ve bilendir.
    • 35. Imrân'in karisi söyle demisti: "Rabbim! Karnimdakini azatli bir kul olarak sirf sana adadim. Adagimi kabul buyur. Süphesiz (niyazimi) hakkiyla isiten ve (niyetimi) bilen sensin."
    • 36. Onu dogurunca, Allah, ne dogurdugunu bilip dururken: Rabbim! Ben onu kiz dogurdum. Oysa erkek, kiz gibi degildir. Ona Meryem adini verdim. Kovulmus seytana karsi onu ve soyunu senin korumani diliyorum, dedi.
    • 37. Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetistirdi. Zekeriyya yi da onun bakimi ile görevlendirdi. Zekeriyya, onun yanina, mâbede her girisinde orada bir rizik bulur ve "Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?" der; o da: Bu, Allah tarafindandir. Allah, diledigine sayisiz rizik verir, derdi.
    • 38. Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafindan hayirli bir nesil bagisla. Süphesiz sen duayi hakkiyla isitensin, dedi.
    • 39. Zekeriyya mâbedde durmus namaz kilarken melekler ona söyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafindan gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yi müjdeler.
    • 40. Zekeriyya: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlik gelip çattigina, üstelik karim da kisir olduguna göre benim nasil oglum olabilir? Allah söyle buyurdu: Iste böyledir; Allah diledigini yapar.
    • 41. Zekeriyya: Rabbim! (Oglum olacagina dair) bana bir alâmet göster, dedi. Allah buyurdu ki: Senin için alâmet, insanlara, üç gün, isaretten baska söz söylememendir. Ayrica Rabbini çok an, sabah aksam tesbih et.
    • 42. Hani melekler demislerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yaratti ve seni bütün dünya kadinlarina tercih etti.
    • 43. Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, (O'nun huzurunda) egilenlerle beraber sen de egil.
    • 44. (Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte oldugumuz gayb haberlerindendir. Içlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onlarin yaninda degildin; onlar (bu yüzden) çekisirken de yanlarinda degildin.
    • 45. Melekler demislerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adi Meryem oglu Isa'dir. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarli ve Allah'in kendisine yakin kildiklarindandir.
    • 46. sâlihlerden olarak besikte iken ve yetiskinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konusacak.
    • 47. Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli degmedigi halde nasil çocugum olur? Allah söyle buyurdu: Iste böyledir, Allah diledigini yaratir. Bir ise hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir.
    • 48. (Melekler, Meryem'e hitaben Isa hakkinda sözlerine devam ettiler Allah ona yazmayi, hikmeti, Tevrat'i, Incil'i ögretecek.
    • 49. Israilogullarina bir elçi olacak (ve onlara söyle diyecek Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kus sureti yapar, ona üflerim ve Allah'in izni ile o kus oluverir. Yine Allah'in izni ile körü ve alacaliyi iyilestirir, ölüleri diriltirim. Ayrica evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiginizi size haber veririm. Eger inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardir.
    • 50. Benden önce gelen Tevrat'i dogrulayici olarak ve size haram kilinan bazi seyleri de helâl kilmam için gönderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O halde Allah'tan korkun, bana da itaat edin.
    • 51. Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk edin. Iste bu dogru yoldur.
    • 52. Isa, onlardaki inkârciligi sezince: Allah yolunda bana yardimci olacaklar kimlerdir? dedi. Havârîler: Biz, Allah yolunun yardimcilariyiz; Allah'a inandik, sahit ol ki bizler müslümanlariz, cevabini verdiler.
    • 53. (Havârîler Rabbimiz! Indirdigine inandik ve Peygamber'e uyduk. Simdi bizi (birligini ve peygamberlerini tasdik eden) sahitlerden yaz, dediler.
    • 54. (Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onlarin tuzaklarini bozdu. Allah, tuzak kuranlarin hayirlisidir.
    • 55. Allah buyurmustu ki: Ey Isa! Seni vefat ettirecegim, seni nezdime yükseltecegim, seni inkâr edenlerden arindiracagim ve sana uyanlari kiyamete kadar kâfirlerden üstün kilacagim. Sonra dönüsünüz bana olacak. Iste o zaman ayriliga düstügünüz seyler hakkinda aranizda ben hükmedecegim.
    • 56. Inkâr edenler var ya, onlari dünya ve ahirette siddetli bir azaba çarptiracagim; onlarin hiç yardimcilari da olmayacak.
    • 57. Iman edip iyi davranislarda bulunanlara gelince, Allah onlarin mükâfatlarini eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez.
    • 58. (Resûlüm!) Bu söylenenleri biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.
    • 59. Allah nezdinde Isa'nin durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yaratti. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi.
    • 60. Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise süphecilerden olma.
    • 61. Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekisenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarinizi biz de kendi çocuklarimizi, siz kendi kadinlarinizi, biz de kendi kadinlarimizi çagiralim, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancilar üzerine lânet dileyelim.
    • 62. Süphesiz bu (Isa hakkinda söylenenler), dogru haberlerdir. Allah'tan baska ilâh yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.
    • 63. Eger yine yüz çevirirlerse, süphesiz Allah, bozgunculari hakkiyla bilendir.
    • 64. (Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramizda müsterek olan bir söze geliniz: Allah'tan baskasina tapmayalim. O'na hiçbir seyi es tutmayalim ve Allah'i birakip da kimimiz kimimizi ilâhlastirmasin. Eger onlar yine yüz çevirirlerse, iste o zaman: Sahit olun ki biz müslümanlariz! deyiniz.
    • 65. Ey ehl-i kitap! Ibrahim hakkinda niçin çekisirsiniz? Halbuki Tevrat ve Incil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düsünmez misiniz?
    • 66. Iste siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkinda bilgi sahibi oldugunuz konuda tartistiniz; fakat bilgi sahibi olmadiginiz konuda niçin tartisiyorsunuz! Oysa ki Allah, her seyi bilir, siz ise bilmezsiniz.
    • 67. Ibrahim, ne yahudi, ne de hiristiyan idi; fakat o, Allah'i bir taniyan dosdogru bir müslüman idi; müsriklerden de degildi.
    • 68. Insanlarin Ibrahim'e en yakin olani, ona uyanlar, su Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.
    • 69. Ehl-i kitaptan bir kismi istediler ki, ne yapip edip sizi saptirabilsinler. Oysa onlar sadece kendilerini saptirirlar da farkina bile varmazlar.
    • 70. Ey ehl-i kitap! (Gerçegi) görüp bildiginiz halde niçin Allah'in âyetlerini inkâr edersiniz?
    • 71. Ey ehl-i kitap! Neden dogruyu egriye karistiriyor ve bile bile gerçegi gizliyorsunuz?
    • 72. Ehl-i kitaptan bir gurup söyle dedi: "Müminlere indirilmis olana sabahleyin (görünüste) inanip aksamleyin inkâr edin. Belki onlar (böylece dinlerinden) dönerler.
    • 73. Sizin dininize uyanlardan baska hiçbir kimseye inanmayin. " (Resûlüm!) De ki: Dogru yol ancak Allah'in yoludur. Yine (onlar, kendi aralarinda söyle dediler"Size verilenin benzerinin baska herhangi bir kimseye verildigine, yahut Rabbinizin huzurunda onlarin size karsi deliller getireceklerine de (inanmayin)." De ki: Lütuf ve ihsan Allah'in elindedir. Onu diledigine verir. Allah'in rahmeti genistir ve O her seyi hakkiyla bilir.
    • 74. Rahmetini diledigine ayirir. Allah üstün lütuf sahibidir.
    • 75. Ehl-i kitaptan öylesi vardir ki, ona yüklerle mal emanet biraksan, onu sana noksansiz iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardir ki, ona bir dinar emanet biraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onlarin, "Ümmîlere karsi yaptiklarimizdan dolayi bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah adina bile bile yalan söylüyorlar.
    • 76. Hayir! (Gerçek onlarin dedigi degil.) Her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakinirsa, bilsin ki Allah sakinanlari sever.
    • 77. Allah'a karsi verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle degistirenlere gelince, iste bunlarin ahirette bir payi yoktur. Kiyamet günü Allah onlarla konusmayacak, onlara bakmayacak ve onlari temize çikarmayacaktir. Onlar için aci bir azap vardir.
    • 78. Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarini kitaptan sanasiniz diye kitabi okurken dillerini egip bükerler. Halbuki okuduklari Kitap'tan degildir. Söyledikleri Allah katindan olmadigi halde: Bu Allah katindandir, derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar.
    • 79. Hiçbir insanin, Allah'in kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkip) insanlara: Allah'i birakip bana kul olun! demesi mümkün degildir. Bilakis (söyle demesi gerekir): Okutmakta ve ögretmekte oldugunuz Kitap uyarinca Rabbe hâlis kullar olunuz.
    • 80. Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin, diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirligi emreder mi?
    • 81. Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiginde ona mutlaka inanip yardim edeceksiniz" diye söz almis, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediginde, "Kabul ettik" cevabini vermisler, bunun üzerine Allah: O halde sahit olun; ben de sizinle birlikte sahitlik edenlerdenim, buyurmustu.
    • 82. Artik bundan sonra her kim dönerse iste onlar yoldan çikmislarin ta kendileridir.
    • 83. Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim oldugu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'in dininden baskasini mi ariyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir.
    • 84. De ki: Biz, Allah a, bize indirilene, Ibrahim, Ismail, Ishak, Ya'kub ve Ya'kub ogullarina indirilenlere, Musa, Isa ve (diger) peygamberlere Rableri tarafindan verilenlere iman ettik. Onlari birbirinden ayirdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz.
    • 85. Kim, Islâm'dan baska bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktir.
    • 86. Iman etmelerinden, Resûl'ün hak olduguna sehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçik deliller gelmesinden sonra inkârciliga sapan bir kavme Allah nasil hidayet nasip eder? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez.
    • 87. Iste onlarin cezasi, Allah'in, meleklerin ve bütün insanligin lânetine ugramalaridir.
    • 88. Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onlarin azaplari hafifletilmez; yüzlerine de bakilmaz.
    • 89. Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler baska. Çünkü Allah çok bagislayici ve merhametlidir.
    • 90. Inandiktan sonra kâfirlige sapip sonra inkârcilikta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve iste onlar, sapiklarin ta kendisidirler.
    • 91. Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onlarin hiçbirinden -fidye olarak dünya dolusu altin verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için aci bir azap vardir; hiç yardimcilari da yoktur.
    • 92. Sevdiginiz seylerden (Allah yolunda) harcamadikça "iyi" ye eremezsiniz. Her ne harcarsaniz, Allah onu hakkiyla bilir.
    • 93. Tevrat'in indirilmesinden önce, Israil'in (Ya'kub'un) kendisine haram kildiklari disinda, yiyecegin her türlüsü Israilogullarina helâl idi. De ki: Eger dogru sözlü iseniz o zaman Tevrat'i getirip onu okuyun.
    • 94. Artik bundan sonra her kim Allah'a karsi yalan uydurursa, iste bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.
    • 95. De ki: Allah dogruyu söylemistir. Öyle ise, hakka yönelmis olarak Ibrahim'in dinine uyunuz. O, müsriklerden degildi.
    • 96. Süphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynagi olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir.
    • 97. Orada apaçik nisâneler, (ayrica) Ibrahim'in makami vardir. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'in insanlar üzerinde bir hakkidir. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstagnîdir.
    • 98. De ki: Ey ehl-i kitap! Allah yaptiklarinizi görüp dururken niçin Allah'in âyetlerini inkâr edersiniz?
    • 99. De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçegi) görüp bildiginiz halde niçin Allah'in yolunu egri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolund
    • 100. Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsaniz imaninizdan sonra sizi yeniden inkârciliga sevkederler.
    • 101. Size Allah'in âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aranizda iken nasil inkâra saparsiniz? Her kim Allah'a baglanirsa kesinlikle dogru yola iletilmistir.
    • 102. Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yarasir sekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.
    • 103. Hep birlikte Allah'in ipine (Islâm'a) simsiki yapisin; parçalanmayin. Allah'in size olan nimetini hatirlayin: Hani siz birbirinize düsman kisileridiniz de O, gönüllerinizi birlestirmisti ve O'nun nimeti sayesinde kardes kimseler olmustunuz. Yine siz bir ates çukurunun tam kenarinda iken oradan da sizi O kurtarmisti. Iste Allah size âyetlerini böyle açiklar ki dogru yolu bulasiniz.
    • 104. Sizden, hayra çagiran, iyiligi emredip kötülügü meneden bir topluluk bulunsun. Iste onlar kurtulusa erenlerdir.
    • 105. Kendilerine apaçik deliller geldikten sonra parçalanip ayriliga düsenler gibi olmayin. Iste bunlar için büyük bir azap vardir.
    • I06. Nice yüzlerin agardigi, nice yüzlerin de karardigi günü (düsünün.) Imdi, yüzleri kararanlara: Inanmanizdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmis olmaniz yüzünden tadin azabi! (denilir).
    • 107. Yüzleri agaranlara gelince, onlar Allah'in rahmeti içindedirler; orada ebedî kalacaklardir.
    • 108. Iste bunlar, Allah'in, sana hak olarak okudugumuz âyetleridir. Allah hiçbir kimseye haksizlik etmek istemez.
    • 109. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'indir. Isler, dönüp dolasip Allah'a varir.
    • 110. Siz, insanlarin iyiligi için ortaya çikarilmis en hayirli ümmetsiniz; iyiligi emreder; kötülükten meneder ve Allah'a inanirsiniz: Ehl-i kitap da inansaydi, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çogu yoldan çikmislardir.
    • 111. Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten baska bir zarar veremezler. Sizinle savasa girecek olsalar, size arkalarini dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardim da edilmez.
    • 112. Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'in ahdine ve insanlarin (müminlerin) himayesine siginmadikça kendilerine zillet (damgasi) vurulmustur; Allah'in hismina ugramislar ve miskinlige mahkum edilmislerdir. Çünkü onlar, Allah'in âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksiz yere peygamberleri öldürüyorlardi. Bu da, onlarin isyan etmis ve haddi asmis bulunmalarindandir.
    • 113. Hepsi bir degildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardir ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'in âyetlerini okurlar.
    • 114. Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanirlar; iyiligi emreder, kötülükten menederler; hayirli islere kosusurlar. Iste bunlar iyi insanlardandir.
    • 115. Onlarin yaptiklari hiçbir hayir karsiliksiz birakilmayacaktir. Allah, takvâ sahiplerini çok iyi bilir.
    • 116. Inkâr edenler var ya, onlarin mallari da evlâtlari da Allah'a karsi kendilerine hiçbir fayda saglamayacaktir. Iste onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedî kalacaklardir.
    • 117. Onlarin, bu dünya hayatinda yapmakta olduklari harcamalarin durumu, kendilerine zulmetmis olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârin durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.
    • 118. Ey iman edenler! Kendi disinizdakileri sirdas edinmeyin. Çünkü onlar size fenalik etmekten asla geri durmazlar, hep sikintiya düsmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düsmanliklari agizlarindan (dökülen sözlerinden) belli olmaktadir. Kalplerinde sakladiklari (düsmanliklari) ise daha büyüktür. Eger düsünüp anliyorsaniz, âyetlerimizi size açiklamis bulunuyoruz.
    • 119. Iste siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onlari seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanirsiniz; onlar ise, sizinle karsilastiklarinda "Inandik" derler; kendi baslarina kaldiklarinda da, size olan kinlerinden dolayi parmaklarinin uçlarini isirirlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Süphesiz Allah kalplerin içindekini hakkiyla bilmektedir.
    • 120. Size bir iyilik dokunsa, bu onlari tasalandirir; basiniza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eger sabreder ve korunursaniz, onlarin hilesi size hiçbir zarar vermez. Süphesiz Allah, onlarin yaptiklarini çepeçevre kusatmistir.
    • 121. Hani sen, sabah erkenden müminleri savas mevzilerine yerlestirmek için ailenden ayrilmistin. . .-Allah, hakkiyle isiten ve bilendir.-
    • 122. O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmustu. Halbuki Allah onlarin yardimcisi idi. Müminler, yalniz Allah'a dayanip güvensinler.
    • 123. Andolsun, sizler güçsüz oldugunuz halde Allah, Bedir'de de size yardim etmisti. Öyle ise, Allah'tan sakinin ki O'na sükretmis olasiniz.
    • 124. O zaman sen, müminlere söyle diyordun: Indirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli degil midir?
    • 125. Evet, siz sabir gösterir ve Allah'tan sakinirsaniz, onlar (düsmanlariniz) hemen su anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nisanli bes bin melekle sizi takviye eder.
    • 126. Allah, bunu size sirf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasin diye yapti. Zafer, yalnizca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katindandir.
    • 127. Allah, kâfirlerden bir kisminin kökünü kessin veya onlari perisan etsin, böylece bozulmus bir halde dönüp gitsinler diye, size yardim eder).
    • 128.Ki bu iste senin yapacagin bir sey yoktur yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, ya da (israr ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardim etti). Çünkü onlar zalimdirler.
    • 129. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'indir. Diledigini bagislar, diledigine azap eder. Allah, çok bagislayici ve çok merhametlidir.
    • 130. Ey iman edenler! Kat kat arttirilmis olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakinin ki kurtulusa eresiniz.
    • 131. Kâfirler için hazirlanmis bulunan atesten sakinin!
    • 132. Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki rahmete kavusturulasiniz.
    • 133. Rabbinizin bagisina ve takvâ sahipleri için hazirlanmis olup genisligi gökler ve yer kadar olan cennete kosun!
    • 134. O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlikta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanlari affederler. Allah da güzel davranista bulunanlari sever.
    • 135. Yine onlar ki, bir kötülük yaptiklarinda, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'i hatirlayip günahlarindan dolayi hemen tevbe-istigfar ederler. Zaten günahlari Allah'tan baska kim bagislayabilir ki! Bir de onlar, isledikleri kötülüklerde, bile bile israr etmezler.
    • 136. Iste onlarin mükâfati, Rableri tarafindan bagislanma ve altlarindan irmaklar akan, içinde ebedî kalacaklari cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfati ne güzeldir!
    • 137. Sizden önce nice (milletler hakkinda) ilâhî kanunlar gelip geçmistir. Onun için, yeryüzünde gezin dolasin da (Allah'in âyetlerini) yalan sayanlarin âkibeti ne olmus, görün!
    • 138. Bu (Kur'an), bütün insanliga bir açiklamadir; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir ögüttür.
    • 139. Gevseklik göstermeyin, üzüntüye kapilmayin. Eger inanmissaniz, üstün gelecek olan sizsiniz.
    • 140. Eger siz (Uhud'da) bir aciya ugradinizsa, (Bedir'de de düsmaniniz olan) o kavim de benzer bir aciya ugramistir. O günleri biz insanlar arasinda döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çikarsin ve aranizdan sahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.
    • 141. Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çikarmak, kâfirleri de helâk etmek ister.
    • l42. Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çikarmadan cennete gireceginizi mi sandiniz?
    • 143. Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. Iste simdi onu karsinizda gördünüz.
    • 144. Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmistir. Simdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir sekilde zarar vermis olmayacaktir. Allah, sükredenleri mükâfatlandiracaktir.
    • 145. Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah'in iznine bagli olmasin. (Ölüm), belli bir süreye göre yazilmistir. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabini isterse, ona da bundan veririz. Biz sükredenleri mükâfatlandiracagiz.
    • 146. Nice peygamberler vardi ki, beraberinde birçok Allah erleri bulundugu halde savastilar da, bunlar, Allah yolunda baslarina gelenlerden dolayi gevseklik ve zaaf göstermediler, boyun egmediler. Allah sabredenleri sever.
    • 147. Onlarin sözleri, sadece söyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahlarimizi ve isimizdeki taskinligimizi bagisla; ayaklarimizi (yolunda) sabit kil; kâfirler topluluguna karsi bizi muzaffer kil!
    • 148. Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi,) ahiret sevabinin güzelligini verdi. Allah, iyi davrananlari sever.
    • 149. Ey iman edenler! Eger kâfirlere uyarsaniz, gerisin geriye (eski dininize) döndürürler de, hüsrana ugrayanlarin durumuna düsersiniz.
    • 150. Oysa sizin mevlâniz Allah'tir ve O, yardimcilarin en hayirlisidir.
    • 151. Allah'in, hakkinda hiçbir delil indirmedigi seyleri O'na ortak kosmalari sebebiyle, kâfirlerin kalplerine yakinda korku salacagiz. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacagi yer ne kötüdür!
    • 152. Siz Allah'in izni ile düsmanlarinizi öldürürken, Allah, size olan vâdini yerine getirmistir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladiginizi (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düstünüz; (Peygamberin verdigi) emir konusunda tartismaya kalkistiniz ve âsi oldunuz. Dünyayi isteyeniniz de vardi, ahireti isteyeniniz de vardi. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onlari maglup etmekten) alikoydu. Ve andolsun sizi bagisladi. Zaten Allah, müminlere karsi çok lütufkârdir.
    • 153. O zaman Peygamber arkanizdan sizi çagirdigi halde siz, durmadan (savas alanindan) uzaklasiyor, hiç kimseye dönüp bakmiyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayi gerek elinizden gidene, gerekse basiniza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptiklarinizdan haberdardir.
    • 154. Sonra o kederin arkasindan Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtigi) uyuklama hali bir kisminizi kapliyordu. Kendi canlarinin kaygisina düsmüs bir gurup da, Allah'a karsi haksiz yere cahiliye devrindekine benzer düsüncelere kapiliyorlar, "Bu isten bize ne!" diyorlardi. De ki: Is (zafer, yardim, herseyin karar ve buyrugu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açiklayamadiklarini içlerinde gizliyorlar. "Bu isten bize bir sey olsaydi, burada öldürülmezdik" diyorlar. Söyle de: Evlerinizde kalmis olsaydiniz bile, öldürülmesi takdir edilmis olanlar, öldürülüp düsecekleri yerlere kendiliklerinden çikip giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yapti). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
    • 155. (Uhud'da) iki ordu karsilastigi gün, sizi birakip gidenleri, sirf isledikleri bazi hatalar yüzünden seytan (yerlerinden) kaydirmisti. Yine de Allah onlari affetti. Çünkü Allah, çok bagislayicidir, halîmdir.
    • 156. Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çikan veya savasan kardesleri hakkinda: "Eger bizim yanimizda kalsalardi ölmezler, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayin. Allah bu kanaati onlarin kalplerine (kaybettikleri yakinlari için onulmaz) bir hasret (yarasi) olarak koydu. Cani veren de alan da Allah'tir. Allah, yaptiklarinizi hakkiyla görür.
    • 157. Eger Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, sunu bilin ki, Allah'in magfireti ve rahmeti onlarin topladiklari bütün seylerden daha hayirlidir.
    • 158. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah'in huzurunda toplanacaksiniz.
    • 159. O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumusak davrandin! Sayet sen kaba, kati yürekli olsaydin, hiç süphesiz, etrafindan dagilip giderlerdi. Su halde onlari affet; bagislanmalari için dua et; is hakkinda onlara danis. Kararini verdigin zaman da artik Allah'a dayanip güven. Çünkü Allah, kendisine dayanip güvenenleri sever.
    • 160. Allah size yardim ederse, artik size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eger sizi birakiverirse, ondan sonra size kim yardim eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalidirlar.
    • 161. Bir peygambere, emanete hiyanet yarasmaz. Kim emanete (devlet malina) hiyanet ederse, kiyamet günü, hainlik ettigi seyin günahi boynuna asili olarak gelir. Sonra herkese -asla haksizliga ugratilmaksizin-kazandigi tastamam verilir.
    • 162. Allah'in hosnutlugunu gözetenle Allah'in hismina ugrayan bir olur mu hiç? Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varis noktasidir.
    • 163. Onlar Allah katinda derece derecedirler. Allah onlarin yaptiklarini görmektedir.
    • 164. Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'in âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti ögreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmustur. Halbuki daha önce onlar apaçik bir sapiklik içinde idiler.
    • 165. (Bedir de) iki katini (düsmaninizin) basina getirdiginiz bir musibet, (Uhud'da) kendi basiniza geldigi için mi "Bu nasil oluyor!" dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandir. Süphesiz Allah'in her seye gücü yeter.
    • 166. Iki birligin karsilastigi gün sizin basiniza gelenler, ancak Allah'in dilemesiyle olmustur ki, bu da, müminleri ayirdetmesi ve münafiklari ortaya çikarmasi için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpisin; ya da savunma yapin" denildigi zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin pesinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirlige yakin idiler. Agizlariyla, kalplerinde olmayani söylüyorlardi. Halbuki Allah, onlarin içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
    • 167. Iki birligin karsilastigi gün sizin basiniza gelenler, ancak Allah'in dilemesiyle olmustur ki, bu da, müminleri ayirdetmesi ve münafiklari ortaya çikarmasi için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpisin; ya da savunma yapin" denildigi zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin pesinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirlige yakin idiler. Agizlariyla, kalplerinde olmayani söylüyorlardi. Halbuki Allah, onlarin içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
    • 168. (Evlerinde) oturup da kardesleri hakkinda: "Bize uysalardi öldürülmezlerdi" diyenlere, "Eger dogru sözlü insanlar iseniz, canlarinizi ölümden kurtarin bakalim!" de.
    • 169. Allah yolunda öldürülenleri sakin ölü sanmayin. Bilakis onlar diridirler; Rableri yaninda riziklara mazhar olmaktadirlar.
    • 170. Allah'in, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalarindan gelecek ve henüz kendilerine katilmamis olan sehit kardeslerine de hiçbir keder ve korku bulunmadigi müjdesinin sevincini duymaktadirlar.
    • 171. Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'in, müminlerin ecrini zayi etmeyecegi müjdesinin sevinci içindedirler.
    • 172. Yara aldiktan sonra yine Allah'in ve Peygamber'in çagrisina uyanlar (özellikle) bunlarin içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardir.
    • 173. Bir kisim insanlar, müminlere: "Düsmanlariniz olan insanlar, size karsi asker topladilar; aman sakinin onlardan!" dediklerinde bu, onlarin imanlarini bir kat daha arttirdi ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!" dediler.
    • 174. Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalik dokunmadan, Allah'in nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'in rizasina uymus oldular. Allah büyük kerem sahibidir.
    • 175. Iste o seytan, ancak kendi dostlarini korkutur. Su halde, eger iman etmis kimseler iseniz onlardan korkmayin, benden korkun.
    • 176. (Resûlüm) Inkârda yarisanlar sana kaygi vermesin. Çünkü onlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardir.
    • 177. Surasi muhakkak ki, imani verip inkâri alanlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elîm bir azap vardir.
    • 178. Inkâr edenler sanmasinlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayirlidir. Onlara ancak günahlarini arttirmalari için firsat veriyoruz. Onlar için alçaltici bir azap vardir.
    • 179. Allah, müminleri (su) bulundugunuz durumda birakacak degildir; sonunda murdari temizden ayiracaktir. Bununla beraber Allah, size gaybi da bildirecek degildir. Fakat Allah, elçilerinden diledigini ayirdeder. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eger iman eder, takvâ sahibi olursaniz sizin için de çok büyük bir ecir vardir.
    • 180. Allah'in, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasinlar ki o, kendileri için hayirlidir; tersine bu onlar için pek fenadir. Cimrilik ettikleri sey de kiyamet gününde boyunlarina dolanacaktir. Göklerin ve yerin mirasi Allah'indir. Allah bütün yaptiklarinizdan haberdardir.
    • 181. "Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözünü andolsun ki Allah isitmistir. Onlarin (bu) dediklerini, haksiz yere peygamberleri öldürmeleri ile birlikte yazacagiz ve diyecegiz ki: Tadin o yakici azabi!
    • 182. Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmis oldugunuzun karsiligidir. Yoksa Allah kullarina zulmetmez.
    • 183. "Dogrusu Allah bize, (gökten inen) atesin yiyecegi (yakip kor edecegi) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamizi emretti" diyenlere söyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediginiz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eger dogru insanlar iseniz, ya onlari niçin öldürdünüz?
    • 184. (Resûlüm!) Eger seni yalancilikla itham ettilerse (yadirgama); gerçekten, senden önce apaçik mucizeler, sahifeler ve aydinlatici kitap getiren nice peygamberler de yalancilikla itham edildi.
    • 185. Her canli ölümü tadacaktir. Ve ancak kiyamet günnü yaptiklarinizin karsiligi size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklastirilip cennete konursa o, gerçekten kurtulusa ermistir. Bu dünya hayati ise aldatma metâindan baska bir sey degildir.
    • 186. Andolsun ki, mallariniz ve canlariniz konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müsriklerden birçok üzücü sözler isiteceksiniz. Eger sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapilacak) islerin en degerlisidir.
    • 187. Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açiklayacaksiniz, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek söz almisti. Onlar ise bunu kulak ardi ettiler, onu az bir dünyaliga degistiler. Yaptiklari alis-veris ne kadar kötü!
    • 188. Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadiklari ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardir. Onlar için elem verici bir azap vardir.
    • 189. Göklerin ve yerin hükümranligi Allah'indir. Allah'in her seye gücü yeter.
    • 190. Göklerin ve yerin yaratilisinda, gece ile gündüzün birbiri ardinca gelip gidisinde akliselim sahipleri için gerçekten açik ibretler vardir.
    • 191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanlari üzerine yatarken (her vakit) Allah'i anarlar, göklerin ve yerin yaratilisi hakkinda derin derin düsünürler (ve söyle derler Rabbimiz! Sen bunu bosuna yaratmadin. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabindan koru !
    • 192. Ey Rabbimiz! Dogrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artik onu rüsvay etmissindir. Zalimlerin hiç yardimcilari yoktur.
    • 193. Ey Rabbimiz! Gerçek su ki biz, "Rabbinize inanin!" diye imana çagiran bir davetçiyi (Peygamberi, Kur'an'i) isittik, hemen iman ettik. Artik bizim günahlarimizi bagisla, kötülüklerimizi ört, uhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!
    • 194. Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasitasiyla vâdettiklerini de ikram et ve kiyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; süphesiz sen vâdinden caymazsin!
    • 195. Bunun üzerine Rableri, onlarin dualarini kabul etti. (Dedi ki Ben, erkek olsun kadin olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalisan hiçbir kimsenin yaptigini bosa çikarmayacagim. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarindan çikarildilar, benim yolumda eziyete ugradilar, çarpistilar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onlarin kötülüklerini örtecegim ve onlari altlarindan irmaklar akan cennetlere koyacagim. Bu mükâfat, Allah tarafindandir. Allah; karsiligin güzeli O'nun katindadir.
    • 196. Inkârcilarin (refah içinde) diyar diyar dolasmasi, sakin seni aldatmasin!
    • 197. Azicik bir menfaattir o. Sonra onlarin varacaklari yer cehennemdir. O ne kötü varis yeridir!
    • 198. Fakat Rablerine karsi gelmekten sakinanlar için, Allah tarafindan bir ikram olarak, altlarindan irmaklar akan, ebedî olarak kalacaklari cennetler vardir. Iyi kisiler için Allah katindaki (nimetler) daha hayirlidir.
    • 199. Ehl-i kitaptan öyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun egerek iman ederler. Allah'in âyetlerini az bir paraya satmazlar. Iste onlar için Rableri katinda ecirleri vardir. Süphesiz Allah, hesabi çabuk olandir.
    • 200. Ey iman edenler! Sabredin; (düsman karsisinda) sebat göster
     
  4. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 4-en-NISÂ
    • Hicretten sonra Medine'de nâzil olmustur, 176 (yüzyetmisalti) âyettir. "Nisâ" kadinlar demektir. Bu sûrede daha çok kadindan, cemiyet içinde kadinlarin hukukî ve içtimaî yer ve degerlerinden bahsedildigi için adina "Nisâ" denmistir.
    • Rahman ve Rahim (olan) Allahin adiyla
    • 1. Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da esini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadinlar üretip yayan Rabbinizden sakinin. Adini kullanarak birbirinizden dilekte bulundugunuz Allah'tan ve akrabalik haklarina riayetsizlikten de sakinin. Süphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.
    • 2. Yetimlere mallarini verin, temizi pis olanla degismeyin, onlarin mallarini kendi mallariniza katarak (kendi malinizmis gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtir.
    • 3. Eger (kendileriyle evlendiginiz takdir de) yetimlerin haklarina riayet edememekten korkarsaniz begendiginiz (veya size helâl olan) kadinlardan ikiser, üçer, dörder alin. Haksizlik yapmaktan korkarsaniz bir tane alin; yahut da sahip oldugunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir.
    • 4. Kadinlara mehirlerini gönül rizasi ile (cömertçe) verin; eger gönül hoslugu ile o mehrin bir kismini size bagislarlarsa onu da afiyetle yeyin.
    • 5. Allah'in geçiminize dayanak kildigi mallarinizi akli ermezlere (resit olmayanlara) vermeyin; o mallarla onlari besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
    • 6. Evlilik çagina gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eger onlarda akilca bir olgunlasma görürseniz hemen mallarini kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o mallari israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalissin, yoksul olan da (ihtiyaç ve emegine) uygun olarak yesin. Mallarini kendilerine verdiginiz zaman yanlarinda sahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.
    • 7. Ana-babanin ve yakinlarin biraktiklarindan erkeklere bir pay vardir; ana-babanin ve yakinlarin biraktiklarindan kadinlara da bir pay vardir. Gerek azindan, gerek çogundan belli bir hisse ayrilmistir.
    • 8. (Mirastan payi olmayan) yakinlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazir bulunursa bundan, onlari da riziklandirin ve onlara güzel söz söyleyin.
    • 9. Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar biraktiklari takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar (yetimlere haksizlik etmekten) korkup titresinler; Allah'tan sakinsinlar ve dogru söz söylesinler.
    • 10. Haksizlikla yetimlerin mallarini yiyenler süphesiz karinlarina ancak ates tikinmis olurlar; zaten onlar alevlenmis atese gireceklerdir.
    • 11. Allah size, çocuklariniz hakkinda, erkege, kadinin payinin iki misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kadin iseler, ölünün biraktiginin üçte ikisi onlarindir. Eger yalniz bir kadinsa yarisi onundur. Ölenin çocugu varsa, ana-babasindan her birinin mirastan altida bir hissesi vardir. Eger çocugu yok da ana-babasi ona vâris olmus ise, anasina üçte bir (düser). Eger ölenin kardesleri varsa, anasina altida bir (düser. Bütün bu paylar ölenin) yapacagi vasiyetten ve borçtan sonradir. Babalariniz ve ogullarinizdan hangisinin size, fayda bakimindan daha yakin oldugunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafindan konmus farzlardir (paylardir). Süphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
    • 12. Yapacaklari vasiyetten ve borçtan sonra eslerinizin, eger çocuklari yoksa, biraktiklarinin yarisi sizindir. Çocuklari varsa biraktiklarinin dörtte biri sizindir. Çocugunuz yoksa, sizin de, yapacaginiz vasiyetten ve borçtan sonra, biraktiginizin dörtte biri onlarindir (zevcelerinizindir). Çocugunuz varsa, biraktiginizin sekizde biri onlarindir. Eger bir erkek veya kadinin, anababasi ve çocuklari bulunmadigi halde (kelâle seklinde) mali mirasçilara kalirsa ve bir erkek yahut bir kizkardesi varsa, her birine altida bir düser. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktirlar. (Bu taksim) yapilacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara ugramaksizin (yapilacak)tir. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her seyi hakkiyle bilendir, halîmdir.
    • 13. Bunlar, Allah'in (koydugu) sinirlardir. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden irmaklar akan cennetlere koyacaktir; orada devamli kalicidirlar; iste büyük kurtulus budur.
    • 14. Kim Allah'a ve Peygamberine karsi isyan eder ve sinirlarini asarsa Allah onu, devamli kalacagi bir atese sokar ve onun için alçaltici bir azap vardir.
    • 15. Kadinlarinizdan fuhus yapanlara karsi aranizdan dört sahit getirin. Eger sahitlik ederlerse, o kadinlari ölüm alip götürünceye yahut Allah onlara bir yol açincaya kadar evlerde hapsedin.
    • 16. Içinizden fuhus yapan her iki tarafa ceza verin; eger tevbe eder, uslanirlarsa artik onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir.
    • 17. Allah'in kabul edecegi tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; iste Allah bunlarin tevbesini kabul eder; Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir.
    • 18. Yoksa kötülükleri yapip yapip da içlerinden birine ölüm gelip çatinca "Ben simdi tevbe ettim" diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için aci bir azap hazirlamisizdir.
    • 19. Ey iman edenler! Kadinlara zorla vâris olmaniz size helâl degildir. Apaçik bir edepsizlik yapmadikça, onlara verdiginizin bir kismini ele geçirmeniz için de kadinlari sikistirmayin. Onlarla iyi geçinin. Eger onlardan hoslanmazsaniz (biliniz ki) Allah'in hakkinizda çok hayirli kilacagi bir seyden de hoslanmamis olabilirsiniz.
    • 20. Eger bir esi birakip da yerine baska bir es almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mehir vermis olsaniz dahi ondan hiçbir seyi geri almayin. Siz iftira ederek ve apaçik günah isleyerek onu geri alir misiniz?
    • 21. Vaktiyle siz birbirinizle hasir-nesir oldugunuz ve onlar sizden saglam bir teminat almis oldugu halde onu nasil geri alirsiniz!
    • 22. Geçmiste olanlar bir yana, babalarinizin evlendigi kadinlarla evlenmeyin; çünkü bu bir hayasizliktir, igrenç bir seydir ve kötü bir yoldur.
    • 23. Analariniz, kizlariniz, kizkardesleriniz, halalariniz, teyzeleriniz, kardes kizlari, kizkardes kizlari, sizi emziren analariniz, süt bacilariniz, eslerinizin analari, kendileriyle birlestiginiz eslerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kizlariniz size haram kilindi. Eger onlarla (nikâhlanip da) henüz birlesmemisseniz kizlarini almanizda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan ogullarinizin esleri ve iki kiz kardesi birden almak da size haram kilindi; ancak geçen geçmistir. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 24. (Harp esiri olarak) sahip oldugunuz cariyeler müstesna, evli kadinlar da size haram kilindi. Allah'in size emri budur. Bunlardan baskasini, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarinizla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kilindi. Onlardan faydalanmaniza karsilik kararlastirilmis olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karsilikli anlasmanizda size günah yoktur. Süphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
    • 25. Içinizden, imanli hür kadinlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altinda bulunan imanli genç kizlariniz (sayilan) cariyelerinizden alsin. Allah sizin imaninizi daha iyi bilmektedir. Hep ayni köktensiniz (insanlik bakimindan aranizda fark yoktur). Öyle ise iffetli yasamalari, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamalari sarti ve sahiplerinin izni ile onlari (cariyeleri) nikâhlayip alin, mehirlerini de normal miktarda verin. Evlendikten sonra bir fuhus yaparlarsa onlara, hür kadinlarin cezasinin yarisi (uygulanir). Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düsmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayirlidir. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 26. Allah size (bilmediklerinizi) açiklamak ve sizi, sizden önceki (iyi) lerin yollarina iletmek ve sizin günahlarinizi bagislamak istiyor. Allah hakkiyle bilicidir, yegâne hikmet sahibidir.
    • 27. Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; sehvetlerine uyanlar (kötü arzularin esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çikmanizi isterler.
    • 28. Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayif yaratilmistir.
    • 29. Ey iman edenler! Karsilikli rizaya dayanan ticaret olmasi hali müstesna, mallarinizi, bâtil (haksiz ve haram yollar) ile aranizda (alip vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Süphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.
    • 30. Kim düsmanlik ve haksizlik ile bunu (haram yemeyi veya öldürmeyi) yaparsa (bilsin ki) onu atese koyacagiz; bu ise Allah'a çok kolaydir.
    • 31. Eger yasaklandiginiz büyük günahlardan kaçinirsaniz, sizin küçük günahlarinizi örteriz ve sizi serefli bir yere sokariz.
    • 32. Allah'in sizi, birbirinizden üstün kildigi seyleri (baskasinda olup da sizde olmayani) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandiklarindan nasipleri var, kadinlarin da kazandiklarindan nasipleri var. Allah'tan lütfunu isteyin; süphesiz Allah her seyi bilmektedir.
    • 33. (Erkek ve kadindan) her biri için, ana, baba ve akrabanin biraktigindan (hisselerini alacak olan) vârisler kildik. Yeminlerinizin bagladigi kimselere de paylarini verin. Çünkü Allah her seyi görmektedir.
    • 34. Allah'in insanlardan bir kismini digerlerine üstün kilmasi sebebiyle ve mallarindan harcama yaptiklari için erkekler kadinlarin yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadinlar itaatkârdir. Allah'in kendilerini korumasina karsilik gizliyi (kimse görmese de namuslarini) koruyucudurlar. Bas kaldirmasindan endise ettiginiz kadinlara ögüt verin, onlari yataklarda yalniz birakin ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eger size itaat ederlerse artik onlarin aleyhine baska bir yol aramayin; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
    • 35. Eger kari-kocanin aralarinin açilmasindan korkarsaniz, erkegin ailesinden bir hakem ve kadinin ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar baristirmak isterlerse Allah aralarini bulur; süphesiz Allah her seyi bilen, her seyden haberdar olandir.
    • 36. Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir seyi ortak kosmayin. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakin komsuya, uzak komsuya, yakin arkadasa, yolcuya, ellerinizin altinda bulunanlar (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranin; Allah kendini begenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.
    • 37. Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriligi tavsiye eden, Allah'in kendilerine lütfundan verdigini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçaltici bir azap hazirladik.
    • 38. Allah'a ve ahiret gününe inanmadiklari halde mallarini, insanlara gösteris için sarfedenler de (ahirette azaba dûçâr olurlar). Seytan bir kimseye arkadas olursa, ne kötü bir arkadastir o!
    • 39. Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah'in kendilerine verdiginden (O'nun yolunda) harcasalardi ne olurdu sanki! Allah onlarin durumunu hakkiyle bilmektedir.
    • 40. Süphe yok ki Allah zerre kadar haksizlik etmez. (Kulun yaptigi is, eger bir kötülük ise, onun cezasini adaletle verir.) Iyilik olursa onu katlar (kat kat arttirir), kendinden de büyük mükâfat verir.
    • 41. Her bir ümmetten bir sahit getirdigimiz ve seni de onlara sahit olarak gösterdigimiz zaman halleri nice olacak!
    • 42. Küfür yoluna sapip peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batirilmayi temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.
    • 43. Ey iman edenler! Siz sarhos iken -ne söylediginizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklasmayin. Eger hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursaniz, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahut kadinlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamissaniz o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Süphesiz Allah çok affedici ve bagislayicidir.
    • 44. Kendilerine Kitap'tan nasip verilenlere baksana! Sapikligi satin aliyorlar ve sizin de yoldan çikmanizi istiyorlar!
    • 45. Allah düsmanlarinizi sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardimci olarak da Allah kâfidir.
    • 46. Yahudilerden bir kismi kelimeleri yerlerinden degistirirler, dillerini egerek, bükerek ve dine saldirarak (Peygambere karsi) "Isittik ve karsi geldik", "dinle, dinlemez olasi", "râinâ" derler. Eger onlar "Isittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet" deselerdi süphesiz kendileri için daha hayirli ve daha dogru olacakti; fakat küfürleri (gerçegi kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onlari lânetlemistir. Artik pek az inanirlar.
    • 47. Ey ehl-i kitap! Biz, birtakim yüzleri silip dümdüz ederek arkalarina çevirmeden, yahut onlari, cumartesi adamlari gibi lânetlemeden önce (davranarak), size gelenleri dogrulamak üzere indirdigimize (Kitab'a) iman edin; Allah'in emri mutlaka yerine gelecektir.
    • 48. Allah, kendisine ortak kosulmasini asla bagislamaz; bundan baskasini, (günahlari) diledigi kimse için bagislar. Allah'a ortak kosan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmis olur.
    • 49. Kendilerini temize çikaranlara ne dersin! Hayir, Allah diledigini temize çikarir ve hiç kimse kil payi kadar haksizlik görmez.
    • 50. Bak, nasil da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçik bir günah olarak bu (onlara) yeter!
    • 51. Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri görmedin mi? Putlara ve bâtila (tanrilara) iman ediyorlar, sonra da kâfirler için: "Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha dogru yoldadir" diyorlar!
    • 52. Bunlar, Allah'in lânetledigi kimselerdir; Allah'in rahmetinden uzaklastirdigi (lânetli) kimseye gerçek bir yardimci bulamazsin.
    • 53. Yoksa onlarin mülkten (hükümranliktan) bir nasipleri mi var? Öyle olsaydi insanlara çekirdek filizi (kadar bir sey bile) vermezlerdi.
    • 54. Yoksa onlar, Allah'in lütfundan verdigi seyler için insanlara hased mi ediyorlar? Oysa Ibrahim soyuna Kitab'i ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlik bahsettik.
    • 55. Onlardan bir kismi Ibrahim'e inandi, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ates olarak cehennem yeter.
    • 56. Süphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir atese sokacagiz; onlarin derileri pisip aci duymaz hale geldikçe, derilerini baska derilerle degistiririz ki aciyi duysunlar! Allah daima üstün ve hakîmdir.
    • 57. Inanip; iyi isler yapanlari da, içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden irmaklar akan cennetlere sokacagiz. Orada onlar için tertemiz esler vardir ve onlari koyu (tatli) bir gölgeye koyariz.
    • 58. Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasinda hükmettiginiz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel ögütler veriyor! Süphesiz Allah her seyi isitici, her seyi görücüdür.
    • 59. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eger bir hususta anlasmazliga düserseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inaniyorsaniz onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onlarin talimatina göre halledin); bu hem hayirli, hem de netice bakimindan daha güzeldir.
    • 60. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandiklarini ileri sürenleri görmedin mi? Tâgut'a inanmamalari kendilerine emrolundugu halde, Tâgut'un önünde muhakemelesmek istiyorlar. Halbuki seytan onlari büsbütün saptirmak istiyor.
    • 61. Onlara: Allah'in indirdigine (Kitab'a) ve Resûl'e gelin (onlara basvuralim), denildigi zaman, münafiklarin senden iyice uzaklastiklarini görürsün.
    • 62. Elleriyle yaptiklari yüzünden baslarina bir felâket gelince hemen, biz yalnizca iyilik etmek ve arayi bulmak istedik, diye yemin ederek sana nasil gelirler!
    • 63. Onlar Allah'in, kalplerindekini bildigi kimselerdir; onlara aldirma, kendilerine ögüt ver ve onlara, kendileri hakkinda tesirli söz söyle.
    • 64. Biz her peygamberi -Allah'in izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eger onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bagislanmayi dileseler, Resûl de onlar için istigfar etseydi Allah'i ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardi.
    • 65. Hayir, Rabbine andolsun ki aralarinda çikan anlasmazlik hususunda seni hakem kilip sonra da verdigin hükümden içlerinde hiçbir sikinti duymaksizin (onu) tam manasiyla kabullenmedikçe iman etmis olmazlar.
    • 66. Eger onlara, kendinizi öldürün yahut yurtlarinizdan çikin, diye emretmis olsaydik, içlerinden pek azi müstesna, bunu yapmazlardi. Eger kendilerine verilen ögüdü yerine getirselerdi, onlar için hem daha hayirli hem de (imanlarini) daha pekistirici olurdu.
    • 67. O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.
    • 68. Ve onlari dosdogru bir yola iletirdik.
    • 69. Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse iste onlar, Allah'in kendilerine lütuflarda bulundugu peygamberler, siddîkler, sehidler ve salih kisilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadastir!
    • 70. Bu lütuf Allah'tandir. Bilen olarak Allah yeter.
    • 71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alin; bölük bölük savasa çikin, yahut (gerektiginde) topyekün savasin.
    • 72. Içinizden bazilari vardir ki (cihad konusunda) pek agirdan alirlar. Eger size bir felâket erisirse: "Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadim" der.
    • 73. Eger Allah'tan size bir lütuf erisirse -sanki sizinle onun arasinda (zahirî) bir dostluk yokmus gibi- "Keske onlarla beraber olsaydim da ben de büyük bir basari kazansaydim !" der.
    • 74. O halde, dünya hayatini ahiret karsiliginda satanlar, Allah yolunda savassinlar. Kim Allah yolunda savasir da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakinda büyük bir mükâfat verecegiz.
    • 75. Size ne oldu da Allah yolunda ve "Rabbimiz! Bizi, halki zalim olan bu sehirden çikar, bize tarafindan bir sahip gönder, bize katindan bir yardimci yolla!" diyen zavalli erkekler, kadinlar ve çocuklar ugrunda savasmiyorsunuz!
    • 76. Iman edenler Allah yolunda savasirlar, inanmayanlar ise tâgut (bâtil davalar ve seytan) yolunda savasirlar. O halde seytanin dostlarina karsi savasin; süphe yok ki seytanin kurdugu düzen zayiftir.
    • 77. Kendilerine, ellerinizi savastan çekin, namazi kilin ve zekâti verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savas farz kilininca, içlerinden bir gurup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya basladilar da "Rabbimiz! Savasi bize niçin yazdin! Bizi yakin bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet savasi farz kilmasan) olmaz miydi?" dediler. Onlara de ki: "Dünya menfaati önemsizdir, Allah'tan korkanlar için ahiret daha hayirlidir ve size kil payi kadar haksizlik edilmez."
    • 78. Nerede olursaniz olun ölüm size ulasir; sarp ve saglam kalelerde olsaniz bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah'tan" derler; baslarina bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah'tandir"" de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamiyorlar!
    • 79. Sana gelen iyilik Allah'tandir. Basina gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; sahit olarak da Allah yeter.
    • 80. Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmis olur. Yüz çevirene gelince, seni onlarin basina bekçi göndermedik!
    • 81. "Basüstüne" derler, ama yanindan ayrilinca onlardan bir kismi, senin dediginden baskasini gizlice kurar. Allah da onlarin gizlice kurduklarini yazar. Sen onlara aldirma ve Allah'a dayan; sana vekil olarak Allah yeter.
    • 82. Hâla Kur'an üzerinde geregi gibi düsünmeyecekler mi? Eger o, Allah'tan baskasi tarafindan gelmis olsaydi onda birçok tutarsizlik bulurlardi.
    • 83. Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resûl'e veya aralarinda yetki sahibi kimselere götürselerdi, onlarin arasindan isin içyüzünü anlayanlar, onun ne oldugunu bilirlerdi. Allah'in size lütuf ve rahmeti olmasaydi, pek aziniz müstesna, seytana uyup giderdiniz.
    • 84. Artik Allah yolunda savas. Sen, kendinden baskasi (sebebiyle) sorumlu tutulmazsin. Müminleri de tesvik et. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kirar (güçleriyle size zarar vermelerini önler). Allah'in gücü daha çetin ve cezasi daha siddetlidir.
    • 85. Kim iyi bir ise aracilik ederse onun da o isten bir nasibi olur. Kim kötü bir ise aracilik ederse onun da ondan bir payi olur. Allah her seyin karsiligini vericidir.
    • 86. Bir selam ile selamlandiginiz zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayin; yahut ayni ile karsilik verin. Süphesiz Allah, her seyin hesabini arayandir.
    • 87. Allah -ki ondan baska hiçbir tanri yoktur elbette sizi kiyamet günü toplayacaktir, bunda asla süphe yoktur. Söz bakimindan Allah'tan daha dogru kim vardir!
    • 88. Size ne oldu da münafiklar hakkinda iki gruba ayrildiniz? Halbuki Allah onlari kendi ettikleri yüzünden bas asagi etmistir (küfürlerine döndürmüstür). Allah'in saptirdigini dogru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'in saptirdigi kimse için asla (dogruya) yol bulamazsin!
    • 89. Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla esit olasiniz. O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eger yüz çevirirlerse onlari yakalayin, buldugunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardimci edinmeyin.
    • 90. Ancak kendileriyle aranizda antlasma bulunan bir topluma siginanlar yahut ne sizinle ne de kendi toplumlariyla savasmak (istemediklerin) den yürekleri sikilarak size gelenler müstesna. Allah dileseydi onlari basiniza belâ ederdi de sizinle savasirlardi. Artik onlar sizi birakip bir tarafa çekilir de sizinle savasmazlar ve size baris teklif ederlerse bu durumda Allah size, onlarin aleyhinde bir yola girme hakki vermemistir.
    • 91. Hem sizden hem de kendi toplumlarindan emin olmak isteyen baskalarini da bulacaksiniz. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona bas asagi dalarlar (daldirilirlar). Eger sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onlari yakalayin, rastladiginiz yerde öldürün. Iste onlar üzerine sizin için apaçik yetki verdik.
    • 92. Yanlislikla olmasi disinda bir müminin bir mümini öldürmeye hakki olamaz. Yanlislikla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meger ki ölünün ailesi o diyeti bagislamis ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eger öldürülen mümin oldugu halde, size düsman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzimdir. Eger kendileriyle aranizda antlasma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunlari bulamayan kimsenin, Allah tarafindan tevbesinin kabulü için iki ay pespese oruç tutmasi lâzimdir. Allah her seyi bilendir, hikmet sahibidir.
    • 93. Kim bir mümini kasden öldürürse cezasi, içinde ebediyen kalacagi cehennemdir. Allah ona gazap etmis, onu lânetlemis ve onun için büyük bir azap hazirlamistir.
    • 94. Ey iman edenler! Allah yolunda savasa çiktiginiz zaman iyi anlayip dinleyin. Size selam verene, dünya hayatinin geçici menfaatine göz dikerek "Sen mümin degilsin" demeyin. Çünkü Allah'in nezdinde sayisiz ganimetler vardir. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayip dinleyin. Süphesiz Allah bütün yaptiklarinizdan haberdardir.
    • 95. Müminlerden -özür sahibi olanlar disinda- oturanlarla mallari ve canlariyle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, mallari ve canlari ile cihad edenleri, derece bakimindan oturanlardan üstün kildi. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmistir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kilmistir.
    • 96. Kendinden dereceler, bagislama ve rahmet vermistir. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 97. Kendilerine yazik eden kimselere melekler, canlarini alirken: "Ne isde idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "Allah'in yeri genis degil miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. Iste onlarin barinagi cehennemdir; orasi ne kötü bir gidis yeridir.
    • 98. Erkekler, kadinlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar müstesnadir.
    • 99. Iste bunlari, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, bagislayicidir.
    • 100. Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah ve Resûlü ugrunda hicret ederek evinden çikar da sonra kendisine ölüm yetisirse artik onun mükâfati Allah'a düser. Allah da çok bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 101. Yeryüzünde sefere çiktiginiz zaman kâfirlerin size kötülük etmelerinden endise ederseniz, namazi kisaltmanizda size bir günah yoktur. Süphesiz kâfirler, sizin apaçik düsmaninizdir.
    • 102. Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kildirdigin zaman, onlardan bir kismi seninle beraber namaza dursunlar, silahlarini (yanlarina) alsinlar, böylece (namazi kilip) secde ettiklerinde (digerleri) arkanizda olsunlar. Sonra henüz namazini kilmamis olan (bu) diger gurup gelip seninle beraber namazlarini kilsinlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarini alsinlar. O kâfirler arzu ederler ki siz silahlarinizdan ve esyanizdan gafil olsaniz da üstünüze birden baskin yapsalar. Eger size yagmurdan bir eziyet olur yahut hasta bulunursaniz silahlarinizi birakmanizda size günah yoktur. Yine de tedbirinizi alin. Süphesiz Allah, kâfirler için alçaltici bir azap hazirlamistir.
    • 103. Namazi bitirince de ayakta, otururken ve yaniniz üzerinde yatarken (daima) Allah'i anin. Huzura kavusunca da namazi dosdogru kilin; çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdir.
    • 104. O (düsman) toplulugu takip etmekte gevseklik göstermeyin. Eger siz aci çekiyorsaniz onlar da, sizin çektiginiz gibi aci çekmektedirler. Üstelik siz Allah'tan, onlarin ümit etmedikleri seyleri umuyorsunuz. Allah ilim ve hikmet sahibidir.
    • 105. Allah'in sana gösterdigi sekilde insanlar arasinda hükmedesin diye sana Kitab'i hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!
    • 106. Ve Allah'tan magfiret iste, çünkü Allah, çok yarligayici, ziyadesiyle esirgeyicidir.
    • 107. Kendilerine hiyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainligi meslek edinmis günahkârlari sevmez.
    • 108. Insanlardan gizler de Allah'tan gizlemezler. Halbuki geceleyin, O'nun razi olmadigi sözü düzüp kurarken O, onlarla beraber idi. Allah yaptiklarini kusaticidir (O'nun ilminden hiçbir seyi gizleyemezler).
    • 109. Haydi siz dünya hayatinda onlara taraf çikip savundunuz, ya kiyamet günü Allah'a karsi onlari kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?
    • 110. Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan magfiret dilerse, Allah'i çok yarligayici ve esirgeyici bulacaktir.
    • 111. Kim bir günah kazanirsa onu ancak kendi aleyhine kazanmis olur. Allah her seyi bilicidir, büyük hikmet sahibidir.
    • 112. Kim kasitli veya kasitsiz bir günah kazanir da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçik bir günah yüklenmis olur.
    • 113. Allah'in sana lütfu ve esirgemesi olmasaydi, onlardan bir güruh seni saptirmaya yeltenmisti. Onlar yalnizca kendilerini saptirirlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab'i ve hikmeti indirmis ve sana bilmedigini ögretmistir. Allah'in lütfu sana gerçekten büyük olmustur.
    • 114. Onlarin fisildasmalarinin birçogunda hayir yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanlarin arasini düzeltmeyi isteyen (in fisildasmasi) müstesna. Kim Allah'in rizasini elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakinda büyük bir mükâfat verecegiz.
    • 115. Kendisi için dogru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karsi çikar ve müminlerin yolundan baska bir yola giderse, onu o yönde birakiriz ve cehenneme sokariz; o ne kötü bir yerdir.
    • 116. Allah, kendisine ortak kosulmasini asla bagislamaz; ondan baska günahlari diledigi kimse için bagislar. Kim Allah'a ortak kosarsa büsbütün sapitmistir.
    • 117. Onlar (müsrikler) O'nu birakip yalnizca bir takim disilerden (disi isimli tanrilardan) istiyorlar, ancak inatçi seytandan dilekte bulunuyorlar.
    • 118. Allah onu (seytani) lânetlemis; o da: "Yemin ederim ki, kullarindan belli bir pay edinecegim" demistir.
    • 119. "Onlari mutlaka saptiracagim, muhakkak onlari bos kuruntulara bogacagim, kesinlikle onlara emredecegim de hayvanlarin kulaklarini yaracaklar (putlar için nisanlayacaklar), süphesiz onlara emredecegim de Allah'in yarattigini degistirecekler" (dedi). Kim Allah'i birakir da seytani dost edinirse elbette apaçik bir ziyana düsmüstür.
    • 120. (Seytan) onlara söz verir ve onlari ümitlendirir; halbuki seytanin onlara söz vermesi aldatmacadan baska bir sey degildir.
    • 121. Iste onlarin yeri cehennemdir; ondan kaçip kurtulacak bir yer de bulamayacaklardir.
    • 122. Iman eden ve iyi isler yapanlari, içinde ebedî kalmak üzere, zemininden irmaklar akan cennetlere koyacagiz. Allah, (bu söylenenleri) hak bir söz olarak vâdetti. Söz verme ve onu tutma bakimindan kim Allah'tan daha dogru olabilir?
    • 123. Ne sizin kuruntulariniz ne de ehl-i kitabin kuruntulari (gerçektir); kim bir kötülük, yaparsa onun cezasini görür ve kendisi için Allah'tan baska dost da, yardimci da bulamaz.
    • 124. Erkek olsun, kadin olsun, her kim de mümin olarak iyi isler yaparsa, iste onlar cennete girerler ve zerre kadar haksizliga ugratilmazlar.
    • 125. Islerinde dogru olarak kendini Allah'a veren ve Ibrahim'in, Allah'i bir taniyan dinine tâbi olan kimseden dince daha güzel kim vardir? Allah Ibrahim'i dost edinmistir.
    • 126. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir ve Allah her seyi kusatmistir. (Hiçbir sey O'nun ilim ve kudretinin disinda kalamaz).
    • 127. Senden kadinlar hakkinda fetva istiyorlar. De ki, onlara ait hükmü size Allah açikliyor: Kitap'ta, kendileri için yazilmisi (mirasi) vermeyip nikâhlamak istediginiz yetim kadinlar, çaresiz çocuklar ve yetimlere karsi âdil davranmaniz hakkinda size okunan âyetler (Allah'in hükmünü apaçik ortaya koymaktadir). Hayirdan ne yaparsaniz süphesiz Allah onu bilmektedir.
    • 128. Eger bir kadin kocasinin geçimsizliginden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endise ederse, aralarinda bir sulh yapmalarinda onlara günah yoktur. Sulh (daima) hayirlidir. Zaten nefisler kiskançliga hazirdir. Eger iyi geçinir ve Allah'tan korkarsaniz süphesiz Allah yaptiklarinizdan haberdardir.
    • 129. Üzerine düsüp ugrassaniz da kadinlar arasinda âdil davranmaya güç yetiremezsiniz; bâri birisine tamamen kapilip da digerini askiya alinmis gibi birakmayin. Eger arayi düzeltir, günahtan sakinirsaniz Allah süphesiz çok bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 130. Eger (esler) birbirinden ayrilirsa Allah, bol nimetinden her birini zenginlestirir (digerine muhtaç olmaktan kurtarir); Allah'in lütfu genis, hikmeti büyüktür.
    • 131. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve size "Allah'tan korkun" diye emrettik. Eger inkâr ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'indir. Allah hudutsuz zengindir, ziyadesiyle övgüye lâyiktir.
    • 132. Göklerde ve yerde olanlar Allah'indir. Vekil olarak Allah yeter.
    • 133. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yokluga gönderip baskalarini getirir; Allah buna kadirdir.
    • 134. Kim dünya mükâfatini isterse (bilsin ki) dünyanin da ahiretin de mükâfati Allah katindadir. Allah her seyi isiten ve her seyi görendir.
    • 135. Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-babaniz ve akrabaniz aleyhinde de olsa Allah için sahitlik eden kimseler olun. (Haklarinda sahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakindir. Hislerinize uyup adaletten sapmayin, (sahitligi) eger, büker (dogru sahitlik etmez), yahut sâhidlik etmekten kaçinirsaniz (biliniz ki) Allah yaptiklarinizdan haberdardir.
    • 136. Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdigi Kitab'a ve daha önce indirdigi kitaba iman (da sebat) ediniz. Kim Allah'i, meleklerini, kitaplarini, peygamberlerini ve kiyamet gününü inkâr ederse tam manasiyle sapitmistir.
    • 137. Iman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarini arttiranlari Allah ne bagislayacak, ne de onlari dogru yola iletecektir.
    • 138. Münafiklara, kendileri için aci bir azap oldugunu müjdele!
    • 139. Müminleri birakip da kâfirleri dost edinenler, onlarin yaninda izzet (güç ve seref) mi ariyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnizca Allah'a aittir.
    • 140. O (Allah), Kitap'ta size söyle indirmistir ki: Allah'in âyetlerinin inkâr edildigini yahut onlarla alay edildigini isittiginiz zaman, onlar bundan baska bir söze dalincaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayin; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafiklari ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.
    • 141. Sizi gözetleyip duranlar, eger size Allah'tan bir zafer (nasib) olursa, "Sizinle beraber degil miydik?" derler. Kâfirlerin (zaferden) bir nasipleri olursa (bu sefer de onlara), "Sizi yenip (öldürebilecegimiz halde öldürmeyip) müminlerden korumadik mi?" derler. Artik Allah kiyamet gününde aranizda hükmedecektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.
    • 142. Süphesiz münafiklar Allah'a oyun etmeye kalkisiyorlar; halbuki Allah onlarin oyunlarini baslarina çevirmektedir. Onlar namaza kalktiklari zaman üsenerek kalkarlar, insanlara gösteris yaparlar, Allah'i da pek az hatira getirirler.
    • 143. Bunlarin arasinda bocalayip durmaktalar,ne onlara (baglaniyorlar) ne bunlara. Allah'in sasirttigi kimseye asla bir (çikar) yol bulamazsin.
    • 144. Ey iman edenler! Müminleri birakip da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçik bir delil mi vermek istiyorsunuz?
    • 145. Süphe yok ki münafiklar cehennemin en alt katindadirlar. Artik onlara asla bir yardimci bulamazsin.
    • 146. Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a simsiki sarilip dinlerini (ibadetlerini) yalniz onun için yapanlar baskadir. Iste bunlar (gerçekte) müminlerle beraberdirler ve Allah müminlere yakinda büyük mükâfat verecektir.
    • 147. Eger siz iman eder ve sükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah sükre karsilik veren ve her seyi bilendir.
    • 148. Allah kötü sözün açikça söylenmesini sevmez; ancak haksizliga ugrayan baska. Allah her seyi isitici ve bilicidir.
    • 149. Bir iyiligi açiklar yahut gizlerseniz veya bir kötülügü (açiklamayip) affederseniz, süphesiz Allah da ziyadesiyle affedici ve kadirdir.
    • 150. Allah'i ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayirmak isteyip "Bir kismina iman ederiz ama bir kismina inanmayiz" diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasinda bir yol tutmak isteyenler yok mu;
    • 151. Iste gerçekten kâfirler bunlardir. Ve biz kâfirlere alçaltici bir azap hazirlamisizdir.
    • 152. Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini digerlerinden ayirmayanlara (gelince) iste Allah onlara bir gün mükâfatlarini verecektir. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 153. Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyügünü istemisler de, "Bize Allah'i apaçik göster" demislerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onlari yildirim çarpti. Bilâhare kendilerine açik deliller geldikten sonra buzagiyi (tanri) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçik delil (ve yetki) verdik.
    • 154. Söz vermeleri (ni takviye) için Tûr'u baslarina diktik de onlara, "Bas egerek kapidan girin" dedik, "Cumartesi günü siniri asmayin" dedik. Kendilerinden saglam söz aldik.
    • 155. Sözlerinden dönmeleri, Allah'in âyetlerini inkâr etmeleri, haksiz yere peygamberleri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kiliflanmistir" demeleri sebebiyle (onlari lânetledik, türlü belâlar verdik. Onlarin kalpleri kilifli degildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmustur; pek azi müstesna artik iman etmezler.
    • 156. Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem'in üzerine büyük bir iftira atmalarindan;
    • 157. Ve "Allah elçisi Meryem oglu Isa'yi öldürdük" demeleri yüzünden (onlari lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astilar; fakat (öldürdükleri) onlara Isa gibi gösterildi. Onun hakkinda ihtilâfa düsenler bundan dolayi tam bir kararsizlik içindedirler; bu hususta zanna uymak disinda hiçbir (saglam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.
    • 158. Bilâkis Allah onu (Isa'yi) kendi nezdine kaldirmistir. Allah izzet ve hikmet sahibidir.
    • 159. Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kiyamet gününde de o, onlara sahit olacaktir.
    • 160. Yahudilerin yaptiklari zulümden, bir de çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden, menetmelerinden dolayi kendilerine (daha önce) helâl kilinmis bulunan temiz ve iyi seyleri onlara haram kildik
    • 161. Menedildikleri halde faizi almalarindan ve haksiz (yollar) ile insanlarin mallarini yemelerinden dolayi içlerinden inkâra sapanlara aci bir azap hazirladik.
    • 162. Fakat içlerinden ilimde derinlesmis olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazi kilanlar, zekâti verenler; Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya; iste onlara pek yakinda büyük mükâfat verecegiz.
    • 163. Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), Isa'ya, Eyyûb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Davud'a da Zebûr'u verdik.
    • 164. Bir kisim peygamberleri sana daha önce anlattik, bir kismini ise sana anlatmadik. Ve Allah Musa ile gerçekten konustu.
    • 165. (Yerine göre) müjdeleyici ve sakindirici olarak peygamberler gönderdik ki insanlarin peygamberlerden sonra Allah'a karsi bir bahaneleri olmasin! Allah izzet ve hikmet sahibidir.
    • 166. Fakat Allah sana indirdigine sahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) sahitlik ederler. Ve sahit olarak Allah kâfîdir.
    • 167. Inkâr eden ve (baskalarini da) Allah yolundan alikoyanlar süphesiz dogru yoldan çok uzaklasmislardir.
    • 168. Inkâr edip zulmedenleri Allah asla bagislayacak degildir. Onlan (baska) bir yola iletecek de degildir.
    • 169. Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onlanri yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kolaydir.
    • 170. Ey insanlar! Resûl size Rabbinizden gerçegi getirdi (bunda süphe yoktur), su halde kendi iyiliginize olarak (ona) iman edin. Eger inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa süphesiz hepsi Allah'indir. (O'nun sizin inanmaniza ihtiyaci yoktur). Allah genis ilim ve hikmet sahibidir.
    • 171. Ey ehl-i kitap! Dininizde asiri gitmeyin ve Allah hakkinda, gerçekten baskasini söylemeyin. Meryem oglu Isa Mesîh, ancak Allah'in resûlüdür, (o) Allah'in, Meryem'e ulastirdigi "kün: Ol" kelimesi(nin eseri)dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun tarafindan gönderilmis, yahut teyit edilmis, yahut da Cebrail tarafindan üfürülmüs bir ruhtur). Su halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. "(Tanri) üçtür" demeyin, sizin için hayirli olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek Allah'tir. O, çocugu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.
    • 172. Ne Mesîh ve ne de Allah'a yakin melekler, Allah'in kulu olmaktan geri dururlar. O'na kulluktan geri durup büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakinda huzuruna toplayacaktir.
    • 173. Iman edip iyi isler yapanlara (Allah) ecirlerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasini da ihsan edecektir. Kullugundan yüz çeviren ve kibirlenenlere gelince onlara aci bir sekilde azap edecektir. Onlar, kendileri için Allah'tan baska ne bir dost ve ne de bir yardimci bulurlar. (Kendilerini Allah'in azabindan kurtaracak bir kimse bulamazlar.)
    • 174. Ey insanlar! Süphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçik bir nur indirdik.
    • 175. Allah'a iman edip O'na simsiki sarilanlara gelince, Allah onlari kendinden bir rahmet ve lütuf (deryasi) içine daldiracak ve onlari kendine dogru (giden) bir yola götürecektir.
    • 176. Senden fetva isterler. De ki: "Allah, babasi ve çocugu olmayan kimsenin mirasi hakkindaki hükmü söyle açikliyor: Eger çocugu olmayan bir kimse ölür de onun bir kizkardesi bulunursa, biraktiginin yarisi bunundur. Kizkardes ölüp çocugu olmazsa erkek kardes de ona vâris olur. Kizkardesler iki tane olursa (erkek kardeslerinin) biraktiginin üçte ikisi onlarindir. Eger erkekli kadinli daha fazla kardes mevcut ise erkegin hakki, iki kadin payi kadardir. Sasirmamaniz için Allah size açiklama yapiyor. Allah her seyi bilmektedir.
     
  5. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 5-el-MÂIDE
    • Üçüncü âyetin disinda sûrenin bütünü Medine'de, hicrî altinci yilda nâzil olmustur. 120 (yüzyirmi) âyettir. Buhârî ve Müslim'de, Hz. Ömer'den rivayet edildigine göre "Bugün size dininizi ikmal ettim..." ifadesinin yer aldigi âyet Mekke'de, vedâ haccinda, cuma günü, Arafe aksami nâzil olmustur. "Mâide" sofra demektir. 112 ve 114. âyetlerde, Hz. Isa zamaninda, gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildigi için sûreye bu isim verilmistir. Bundan önceki sûrede dinî zümreler içinden münafiklar agirlikla söz konusu edilmisti. Bu sûrede ise yine münafiklardan bahsedilmekle beraber agirlik ehl-i kitapta ve özellikle hristiyanlardadir. Bunun disinda sûrede hac farizasi, abdest, gusül, teyemmüm ile ilgili bazi bilgiler, içki ve kumar yasagi, ahitlere ve söze baglilik, içtimaî ve ahlâkî münasebetler, haram ve helâl yiyecekler gibi bilgi ve hükümlere temas edilmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Ey iman edenler! Akitleri(n geregini) yerine getiriniz. Ihramli iken avlanmayi helal saymamak üzere (asagida) size okunacaklar disinda kalan hayvanlar, sizin için helâl kilindi. Allah diledigine hükmeder.
    • 2. Ey iman edenler! Allah'in (koydugu, dinî) isaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmis) kurbana, (ondaki) gerdanliklara, Rablerinin lütuf ve rizasini arayarak Beyt-i Haram'a yönelmis kimselere (tecavüz ve) saygisizlik etmeyin. Ihramdan çikinca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karsi beslediginiz kin sizi tecavüze sevketmesin! Iyilik ve (Allah'in yasaklarindan) sakinma üzerinde yardimlasin, günah ve düsmanlik üzerine yardimlasmayin. Allah'tan korkun; çünkü Allah'in cezasi çetindir.
    • 3. Les, kan, domuz eti, Allah'tan baskasi adina bogazlanan, bogulmus, (tas, agaç vb. ile) vurulup öldürülmüs, yukaridan yuvarlanip ölmüs, boynuzlanip ölmüs (hayvanlar ile) canavarlarin yedigi hayvanlar -ölmeden yetisip kestikleriniz müstesna- dikili taslar (putlar) üzerine bogazlanmis hayvanlar ve fal oklariyle kismet aramaniz size haram kilindi. Bunlar yoldan çikmaktir. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmislerdir. Artik onlardan korkmayin, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladim ve sizin için din olarak Islâm'i begendim. Kim, gönülden günaha yönelmis olmamak üzere açlik halinde dara düserse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 4. Kendileri için nelerin helâl kilindigini sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz seyler size helâl kilinmistir. Allah'in size ögrettiginden ögretip avci hale getirdiginiz hayvanlarin sizin için yakaladiklarindan da yeyin ve üzerine Allah'in adini anin (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'in hesabi pek çabuktur.
    • 5. Bugün size temiz ve iyi seyler helâl kilinmistir. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hiristiyan vb. nin) yiyecegi size helâldir, sizin yiyeceginiz de onlara helâldir. Mümin kadinlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadinlar da, mehirlerini vermeniz sartiyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (Islâmî hükümlere) inanmayi kabul etmezse onun ameli bosa gitmistir. O, ahirette de ziyana ugrayanlardandir.
    • 6. Ey iman edenler! Namaz kilmaya kalktiginiz zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, baslarinizi meshedip, topuklara kadar ayaklarinizi yikayin. Eger cünüp oldunuz ise, boy abdesti alin. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursaniz, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadinlara dokunmussaniz (cinsî birlesme yapmissaniz) ve bu hallerde su bulamamissaniz temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çikarmak istemez; fakat sizi tertemiz kilmak ve size (ihsan ettigi) nimetini tamamlamak ister; umulur ki sükredersiniz.
    • 7. Allah'in size olan nimetini, "Duyduk ve kabul ettik" dediginiz zaman sizi bununla bagladigi (O'na verdiginiz) sözü hatirlayin ve Allah'tan korkun. Süphesiz Allah, kalblerin içindekini bilmektedir.
    • 8. Ey iman edenler! Allah için hakki ayakta tutan, adaletle sahitlik eden kimseler olun. Bir topluluga duydugunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakisan (bir davranis) tir. Allah'a isyandan sakinin. Allah yaptiklarinizi hakkiyle bilmektedir.
    • 9. Allah, iman eden ve iyi seyler yapanlara söz vermistir; onlara bagislama ve büyük mükâfat vardir.
    • 10. Inkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir.
    • 11. Ey iman edenler! Allah'in size olan nimetini unutmayin; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmisti de Allah, onlarin ellerini sizden çekmisti. Allah'tan korkun ve müminler yalnizca Allah'a güvensinler.
    • 12. Andolsun ki Allah, Israilogullarindan söz almisti. (Kefil olarak) içlerinden on iki de baskan göndermistik. Allah onlara söyle demisti: Ben sizinle beraberim. Eger namazi dosdogru kilar, zekâti verir, peygamberlerime inanir, onlari desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyaci olanlara Allah rizasi için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarinizi örterim ve sizi, zemininden irmaklar akan cennetlere sokarim. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa dogru yoldan sapmis olur.
    • 13. Sözlerini bozmalari sebebiyle onlari lânetledik ve kalplerini katilastirdik. Onlar kelimelerin yerlerini degistirirler (kitaplarini tahrif ederler). Kendilerine ögretilen ahkâmin (Tevrat'in) önemli bir bölümünü de unuttular. Içlerinden pek azi hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onlari affet ve aldiris etme. Süphesiz Allah iyilik edenleri sever.
    • 14. "Biz hiristiyanlariz" diyenlerden de kesin sözlerini almistik ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen ögütlerin veya Kitab'in) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kiyamete kadar aralarina düsmanlik ve kin saldik. Yakinda Allah onlara yaptiklarini haber verecektir.
    • 15. Ey ehl-i kitap ! Resûlümüz size Kitap'tan gizlemekte oldugunuz birçok seyi açiklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçik bir kitap geldi.
    • 16. Rizasini arayani Allah onunla kurtulus yollarina götürür ve onlari iradesiyle karanliklardan aydinliga çikarir, dosdogru bir yola iletir.
    • 17. "Süphesiz Allah, Meryem oglu Mesîh'dir" diyenler andolsun ki kâfir olmuslardir. De ki: Öyleyse Allah, Meryem oglu Mesîh'i, anasini ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse Allah'a kim bir sey yapabilecektir (O'na kim bir seyle engel olabilecektir)! Göklerde, yerde ve ikisi arasinda ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O diledigini yaratir ve Allah her seye tam manasiyle kadirdir.
    • 18. Yahudiler ve hiristiyanlar "Biz Allah'in ogullari ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: Öyleyse günahlarinizdan dolayi size niçin azap ediyor? Dogrusu siz de O'nun yarattigi insanlardansiniz. O, diledigini bagislar ve diledigine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasinda ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüs de ancak O'nadir.
    • 19. Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arasi kesildigi bir sirada size elçimiz geldi. Gerçekleri size açikliyor ki (kiyamette): "Bize bir müjdeleyici ve uyarici gelmedi" demiyesiniz. Iste size müjdeleyici ve uyarici gelmistir. Allah her seye hakkiyle kadirdir.
    • 20. Bir zamanlar Musa, kavmine söyle demisti: Ey kavmim! Allah'in size (lütfettigi) nimetini hatirlayin; zira O, içinizden peygamberler çikardi ve sizi hükümdarlar kildi. Alemlerde hiçbir kimseye vermedigini size verdi.
    • 21. Ey kavmim ! Allah'in size (vatan olarak) yazdigi mukaddes topraga girin ve arkaniza dönmeyin, yoksa kaybederek dönmüs olursunuz.
    • 22. Onlar su cevabi verdiler: Yâ Musa! Orada zorba bir toplum var; onlar oradan çikmadikça biz oraya asla girmeyecegiz. Eger oradan çikarlarsa biz de hemen gireriz.
    • 23. Korkanlarin içinden Allah'in kendilerine lütufda bulundugu iki kisi söyle dedi: Onlarin üzerine kapidan girin; oraya bir girdiniz mi artik siz zaferi kazanmissinizdir. Eger müminler iseniz ancak Allah'a güvenin.
    • 24. "Ey Musa! Onlar orada bulunduklari müddetçe biz oraya asla girmeyiz; su halde, sen ve Rabbin gidin savasin; biz burada oturacagiz" dediler.
    • 25. Musa: "Rabbim! Ben kendimden ve kardesimden baskasina hakim olamiyorum; bizimle, bu yoldan çikmis toplumun arasini ayir" dedi.
    • 26. Allah, "Öyleyse orasi (arz-i mukaddes) onlara kirk yil yasaklanmistir; (bu müddet içinde) yeryüzünde saskin saskin dolasacaklar. Artik sen, yoldan çikmis toplum için üzülme" dedi.
    • 27. Onlara, Adem'in iki oglunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmislerdi de birisinden kabul edilmis, digerinden ise kabul edilmemisti. (Kurbani kabul edilmeyen kardes, kiskançlik yüzünden), "Andolsun seni öldürecegim" dedi. Digeri de "Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder" dedi (ve ekledi[​IMG]
    • 28. "Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan (bile) ben sana, öldürmek için el uzatacak degilim. Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarim."
    • 29. "Ben istiyorum ki, sen, hem benim günahimi hem de kendi günahini yüklenip atese atilacaklardan olasin; zalimlerin cezasi iste budur."
    • 30. Nihayet nefsi onu, kardesini öldürmeye itti ve onu öldürdü: bu yüzden de kaybedenlerden oldu.
    • 31. Derken Allah, kardesinin cesedini nasil gömecegini ona göstermek için yeri eseleyen bir karga gönderdi. (Katil kardes) "Yaziklar olsun bana! Su karga kadar da olamadim mi ki, kardesimin cesedini gömeyim" dedi ve ettigine yananlardan oldu.
    • 32. Iste bu yüzdendir ki Israilogullari'na söyle yazmistik: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çikarmaya karsilik olmaksizin (haksiz yere) bir cana kiyarsa bütün insanlari öldürmüs gibi olur. Her kim bir cani kurtarirsa bütün insanlari kurtarmis gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçik deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çogu yine yeryüzünde asiri gitmektedirler.
    • 33. Allah ve Resûlüne karsi savasanlarin ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalisanlarin cezasi ancak ya (acimadan) öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut el ve ayaklarinin çaprazlama kesilmesi, yahut da bulunduklari yerden sürülmeleridir. Bu onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Onlar için ahirette de büyük azap vardir.
    • 34. Ancak, siz kendilerini yenip ele geçirmeden önce tevbe edenler müstesna; biliniz ki Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 35. Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklasmaya yol arayin ve yolunda cihad edin ki kurtulusa eresiniz.
    • 36. Süphe yok ki kâfir olanlar, yer yüzündeki her sey ve bunun yaninda da bir o kadari kendilerinin olsa da kiyamet gününün azabindan kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için aci bir azap vardir.
    • 37. Atesten çikmak isterler, fakat onlar oradan çikacak degillerdir. Onlar için devamli bir azap vardir.
    • 38. Hirsizlik eden erkek ve kadinin, yaptiklarina karsilik bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.
    • 39. Kim (bu) haksiz davranisindan sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse süphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bagislayici ve esirgeyicidir.
    • 40. Bilmez misin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; diledigine azap eder ve diledigini bagislar. Allah her seye hakkiyle kadirdir.
    • 41. Ey Resûl! Kalpleri iman etmedigi halde agizlariyle "inandik" diyen kimselerden ve yahudilerden küfür içinde kosusanlar(in hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler, ve sana gelmeyen (bazi) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden kaydirip degistirirler. "Eger size su verilirse hemen alin, o verilmezse sakinin!" derler. Allah bir kimseyi saskinliga (fitneye) düsürmek isterse, sen Allah'a karsi, onun lehine hiçbir sey yapamazsin. Onlar, Allah'in kalplerini temizlemek istemedigi kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardir ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardir.
    • 42. Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse, ister aralarinda hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eger onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eger hüküm verirsen, aralarinda adaletle hükmet. Allah âdil olanlari sever.
    • 43. Içinde Allah'in hükmü bulunan Tevrat yanlarinda oldugu halde nasil seni hakem kiliyorlar da sonra, bunun arkasindan yüz çevirip gidiyorlar? Onlar inanmis kimseler degildir.
    • 44. Biz, içinde dogruya rehberlik ve nur oldugu halde Tevrat'i indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermis peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'in Kitab'ini korumalari kendilerinden istendigi için Rablerine teslim olmus zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduguna) sahitlerdi. Su halde (Ey yahudiler ve hakimler!) Insanlardan korkmayin, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karsiliginda satmayin. Kim Allah'in indirdigi (hükümler) ile hükmetmezse iste onlar kâfirlerin ta kendileridir.
    • 45. Tevrat'ta onlara söyle yazdik: Cana can, göze göz, buruna burun, kulaga kulak, dise dis (karsilik ve cezadir). Yaralar da kisastir (Her yaralama misli ile cezalandirilir). Kim bunu (kisasi) bagislarsa kendisi için o keffâret olur. Kim Allah'in indirdigi ile hükmetmezse iste onlar zalimlerdir.
    • 46. Kendinden önce gelen Tevrat'i dogrulayici olarak peygamberlerin izleri üzerine, Meryem oglu Isa'yi arkalarindan gönderdik. Ve ona, içinde dogruya rehberlik ve nûr bulunmak, önündeki Tevrat'i tasdik etmek, sakinanlara bir hidayet ve ögüt olmak üzere Incil'i verdik.
    • 47. Incil'e inananlar, Allah'in onda indirdigi (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah'in indirdigi ile hükmetmezse iste onlar fâsiklardir.
    • 48. Sana da, daha önceki kitabi dogrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'i (Kur'an'i) gönderdik. Artik aralarinda Allah'in indirdigi ile hükmet; sana gelen gerçegi birakip da onlarin arzularina uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir serîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardi; fakat size verdiginde (yol ve serîatlerde) sizi denemek için (böyle yapti). Öyleyse iyi islerde birbirinizle yarisin. Hepinizin dönüsü Allah'adir. Artik size, üzerinde ayriliga düstügünüz seyleri(n gerçek tarafini) O haber verecektir.
    • 49. (Sana su talîmati verdik): Aralarinda Allah'in indirdigi ile hükmet ve onlarin arzularina uyma. Allah'in sana indirdigi hükümlerin bir kismindan seni saptirmamalarina dikkat et. Eger (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarinin bir kismini onlarin basina belâ etmek ister. Insanlarin birçogu da zaten yoldan çikmislardir.
    • 50. Yoksa onlar (Islâm öncesi) cahiliye idaresini mi ariyorlar? Iyi anlayan bir topluma göre, hükümranligi Allah'tan daha güzel kim vardir?
    • 51. Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafini tutarlar). Içinizden onlari dost tutanlar, onlardandir. Süphesiz Allah, zalimler topluluguna yol göstermez.
    • 52. Kalblerinde hastalik bulunanlarin: "Basimiza bir felâketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlarin arasina kosustuklarini görürsün. Umulur ki Allah bir fetih, yahut katindan bir emir getirecek de onlar, içlerinde gizledikleri seyden dolayi pisman olacaklardir.
    • 53. (O zaman) iman edenler: "Bunlar midir sizinle beraber olduklarina bütün güçleriyle yemin edenler?" diyeceklerdir. Onlarin bütün yaptiklari bosa gitmistir de kaybedenlerden olmuslardir.
    • 54. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdigi ve kendisini seven müminlere karsi alçak gönüllü (sefkatli), kâfirlere karsi onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kinayanin kinamasindan korkmazlar (hiçbir kimsenin kinamasina aldirmazlar). Bu, Allah'in, diledigine verdigi lütfudur. Allah'in lütfu ve ilmi genistir.
    • 55. Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tir, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'in emirlerine boyun egerek namazi kilar, zekâti verirler.
    • 56. Kim Allah'i, Resûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar süphesiz Allah'in tarafini tutanlardir.
    • 57. Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eger müminler iseniz.
    • 58. Namaza çagirdiginiz zaman onu alay ve eglence konusu yaparlar. Bu davranis, onlarin düsünemeyen bir toplum olmalarindandir.
    • 59. (Onlara) söyle de: Ey kitap ehli! Yalnizca Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inandigimiz için mi bizden hoslanmiyorsunuz? Oysa çogunuz yoldan çikmis kimselersiniz.
    • 60. De ki: Allah katinda yeri bundan daha kötü olani size haber vereyim mi? Allah'in lânetledigi ve gazap ettigi, aralarindan maymunlar, domuzlar ve tâguta tapanlar çikardigi kimseler. Iste bunlar, yeri (durumu) daha kötü olan ve dogru yoldan daha ziyade sapmis bulunanlardir.
    • 61. Yaniniza inkârla girip yine inkârla çiktiklari halde size geldiklerinde "inandik" derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.
    • 62. Onlardan birçogunun günah, düsmanlik ve haram yemede yaristiklarini görürsün. Yaptiklari ne kadar kötüdür!
    • 63. Din adamlari ve âlimleri onlari, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! Isledikleri (fiiller) ne kötüdür!
    • 64. Yahudiler, Allah'in eli baglidir (sikdir), dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri baglanasi ve lânet olasilar! Bilâkis, Allah'in elleri açiktir, diledigi gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çogunun azginligini ve küfrünü arttirir. Aralarina, kiyamete kadar (sürecek) düsmanlik ve kin soktuk. Ne zaman savas için bir ates yakmislarsa (fitneyi uyandirmislarsa) Allah onu söndürmüstür. Onlar yeryüzünde bozgunculuga kosarlar; Allah ise bozgunculari sevmez.
    • 65. Eger ehl-i kitap iman edip (kötülüklerden) sakinsalardi, herhalde (geçmis) kötülüklerini örter ve onlari nimeti bol cennetlere sokardik.
    • 66. Eger onlar Tevrat'i, Incil'i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an'i) dogru dürüst uygulasalardi, süphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarinin altindan yerlerdi (yeralti ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yasarlardi). - Onlardan asiriliga kaçmayan (iktisatli, mutedil) bir zümre vardir; fakat çogunun yaptiklari ne kötüdür!
    • 67. Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni teblig et. Eger bunu yapmazsan O'nun elçiligini yapmamis olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktir. Dogrusu Allah, kâfirler topluluguna rehberlik etmez.
    • 68. "Ey Kitap ehli! Siz, Tevrat'i, Incil'i ve Rabbinizden size indirileni hakkiyle uygulamadikça, (dogru) bir sey (yol) üzerinde degilsinizdir" de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çogunun küfür ve azginligini elbette artiracaktir. Kâfirler topluluguna üzülme.
    • 69. Iman edenler ile yahudiler, sâbiîler ve hiristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanip iyi amel isleyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de degillerdir.
    • 70. Andolsun ki Israilogullarinin saglam sözünü aldik ve onlara peygamberler gönderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmedigini (ilâhî hükümleri) getirdi ise bir kismini yalanladilar, bir kismini da öldürdüler.
    • 71. Bir belâ olmayacak zannettiler de kör ve sagir kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çogu yine kör ve sagir oldu. Allah onlarin yaptiklarini görmektedir.
    • 72. Andolsun ki "Allah, kesinlikle Meryem oglu Mesîh'tir" diyenler kâfir olmuslardir. Halbuki Mesîh "Ey Israilogullari! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak kosarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kilar; artik onun yeri atestir ve zalimler için yardimcilar yoktur" demisti.
    • 73. Andolsun "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler de kâfir olmuslardir. Halbuki bir tek Allah'dan baska hiçbir tanri yoktur. Eger diye geldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kâfir olanlara aci bir azap isabet edecektir.
    • 74. Hâla Allah'a tevbe edip O'ndan bagislanmayi dilemiyecekler mi? Allah çok yarligayici, çok esirgeyicidir.
    • 75. Meryem oglu Mesîh ancak bir resûldür. Ondan önce de (birçok) resûller gelip geçmistir. Anasi da çok dogru bir kadindir. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasil açikliyoruz, sonra bak nasil (haktan) yüz çeviriyorlar.
    • 76. De ki: Allah'i birakip da sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen seylere mi tapiyorsunuz? Hakkiyla isiten ve bilen yalniz Allah'tir.
    • 77. De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksiz yere haddi asmayin. Daha önceden sapan, birçoklarini saptiran ve yolun dogrusundan uzaklasan bir topluma uymayin.
    • 78. Israilogullarindan kâfir olanlar, Davud ve Meryem oglu Isa diliyle lânetlenmislerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve siniri asmalaridir.
    • 79. Onlar, isledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalismazlardi. Andolsun yaptiklari ne kötüdür!
    • 80. Onlardan çogunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatlari için) önceden hazirladigi sey ne kötüdür: Allah onlara gazabetmistir ve onlar azap içinde devamli kalicidirlar!
    • 81. Eger onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmis olsalardi onlari (müsrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onlarin çogu yoldan çikmislardir.
    • 82. Insanlar içerisinde iman edenlere düsmanlik bakimindan en siddetli olarak yahudiler ile, sirk kosanlari bulacaksin. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakimindan en yakin olarak da "Biz hiristiyanlariz" diyenleri bulacaksin. Çünkü onlarin içinde kesisler ve râhipler vardir ve onlar büyüklük taslamazlar.
    • 83. Resûle indirileni duyduklari zaman, tanis çiktiklari gerçekten dolayi gözlerinden yaslar bosandigini görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! Iman ettik, bizi (hakka) sahit olanlarla beraber yaz."
    • 84. "Rabbimizin bizi iyiler arasina katmasini umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçege iman etmeyelim?"
    • 85. Söyledikleri (bu) sözden dolayi Allah onlara, içinde devamli kalmak üzere, zemininden irmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. Iyi hareket edenlerin mükâfati iste budur.
    • 86. Inkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince iste onlar cehennemliklerdir.
    • 87. Ey iman edenler! Allah'in size helâl kildigi iyi ve temiz seyleri (siz kendinize) haram kilmayin ve siniri asmayin. Allah siniri asanlari sevmez.
    • 88. Allah'in size helâl ve temiz olarak verdigi riziklardan yeyin ve kendisine iman etmis oldugunuz Allah'tan korkun.
    • 89. Allah, kasitsiz olarak agzinizdan çikiveren yeminlerinizden dolayi sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptiginiz yeminlerden dolayi sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiginiz yemegin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onlari giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunlari bulamiyan üç gün oruç tutmalidir. Yemin ettiginiz takdirde yeminlerinizin keffâreti iste budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açikliyor; umulur ki sükredersiniz!
    • 90. Ey iman edenler! Sarap, kumar, dikili taslar (putlar), fal ve sans oklari birer seytan isi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtulusa eresiniz.
    • 91. Seytan içki ve kumar yoluyla ancak araniza düsmanlik ve kin sokmak; sizi, Allah'i anmaktan ve namazdan alikoymak ister. Artik (bunlardan) vazgeçtiniz degil mi?
    • 92. Allah'a itaat edin, Resûle de itaat edin ve (kötülüklerden) sakinin. Eger (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüzün vazifesi apaçik duyurmak ve bildirmektir.
    • 93. Iman eden ve iyi isler yapanlara, hakkiyle sakinip iman ettikleri ve iyi isler yaptiklari, sonra yine hakkiyle sakinip iman ettikleri, sonra da hakkiyle sakinip yaptiklarini, ellerinden geldigince güzel yaptiklari takdirde (haram kilinmadan önce) tattiklarindan dolayi günah yoktur. (Önemli olan inandiktan sonra iman ve iyi amelde sebattir). Allah iyi ve güzel yapanlari sever.
    • 94. Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mizraklarinizin erisecegi bir avlanma ile (onu yasak ederek) dener ki gizlide (kimsenin görmedigi yerde, gerçekten) kendisinden kimin korktugu ortaya çiksin. Kim bundan sonra siniri asarsa onun için aci bir azap vardir.
    • 95. Ey iman edenler! Ihramli iken avi öldürmeyin. Içinizden kim onu kasten öldürürse öldürdügü hayvanin dengi (ona) cezadir. (Buna) Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kisi hükmeder (öldürülen avin dengini takdir eder). Yahut (avlanmanin cezasi), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktir. Ta ki (yasak av yapan) isinin cezasini tatmis olsun. Allah geçmisi affetmistir. Kim bu suçu tekrar islerse Allah da ondan karsiligini alir. Allah daima galiptir, öç alandir.
    • 96. Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmaniz için) deniz avi yapmak ve onu yemek size helâl kilindi. Ihramli oldugunuz müddetçe kara avi size haram kilindi. Huzuruna toplanacaginiz Allah'tan korkun.
    • 97. Allah, Kâbe'yi, o saygiya lâyik evi, haram ayi, hac kurbanini ve (kurbanin boynuna asilan) gerdanliklari (maddi ve manevi yönlerden) insanlarin belini dogrultmaya sebep kildi. Bu da Allah'in, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bildigini ve Allah'in her seyi bilici oldugunu (sizin de anlayip) bilmeniz içindir.
    • 98. Biliniz ki Allah'in cezalandirmasi çetindir ve yine Allah'in bagislamasi ve esirgemesi sinirsizdir.
    • 99. Resûle düsen (vazife), ancak duyurmadir. Allah açikladiginizi da gizlediginizi de bilir.
    • 100. De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir degildir; pis ve kötünün çoklugu tuhafina gitse (yahut hosuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akil sahipleri! Allah'tan korkunuz ki kurtulusa eresiniz.
    • 101. Ey iman edenler! Açiklanirsa hosunuza gitmeyecek olan seyleri sormayin. Eger Kur'an indirilirken onlari sorarsaniz size açiklanir. (Açiklanmadigina göre) Allah onlari affetmistir. (Siz sorup da basiniza is çikarmayin). Allah çok bagislayicidir, aceleci degildir.
    • 102. Sizden önce de bir toplum onlari sormus, sonra da bunlari inkâr eder olmustu.
    • 103. Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir sey (mesru) kilmamistir. Fakat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onlarin çogunun da kafalari çalismaz.
    • 104. Onlara, "Allah'in indirdigine ve Resûl'e gelin" denildigi vakit, "Babalarimizi üzerinde buldugumuz (yol) bize yeter" derler. Atalari hiçbir sey bilmiyor ve dogru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?
    • l05. Ey iman edenler! Siz kendinize bakin. Siz dogru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüsü Allah'adir. Artik O, size yaptiklarinizi bildirecektir.
    • 106. Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatinca vasiyet esnasinda içinizden iki adalet sahibi kisi aranizda sahitlik etsin. Yahut seferde iken basiniza ölüm musibeti gelmisse sizden olmayan, baska iki kisi (sahit olsun). Eger süpheye düserseniz o iki sahidi namazdan sonra alikor, "Bu vasiyet karsiliginda hiçbir seyi satin almayacagiz, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptigimiz) sahitligi gizlemiyecegiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz" diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.
    • 107. Bu sahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandiklari anlasilirsa, (sahitlerin) haklarina tecavüz ettigi ölüye daha yakin olan (mirasçilardan) iki kisi onlarin yerini alir ve "Andolsun ki bizim sahitligimiz onlarin sahitliginden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkina) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.
    • 108. Bu (usul), sahitligi gerektigi sekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra, yeminlerin (mirasçilar tarafindan) reddedilmesinden korkmalarina (çekinmelerine çare olarak) daha uygundur. Allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin. Allah, yoldan çikmislar topluluguna rehberlik etmez.
    • 109. Allah'in peygamberleri toplayip da "Size ne cevap verildi" dedigi gün, "Bizim hiçbir bilgimiz yok, süphesiz gizlilikleri hakkiyle bilen ancak sensin" diyeceklerdir.
    • 110. Allah o zaman söyle diyecek: "Ey Meryem oglu Isa! Sana ve annene (verdigim) nimetimi hatirla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemistim; (bu sayede) sen besikte iken de yetiskin çaginda da insanlarla konusuyordun. Sana kitabi (okuyup yazmayi), hikmeti, Tevrat ve Incil'i ögretmistim. Benim iznimle çamurdan, kus seklinde bir sey yapiyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kus oluyordu. Yine benim iznimle anadan dogma körü ve alacaliyi iyilestiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çikariyordun. Hani Israilogullarini (seni öldürmekten) engellemistim; kendilerine apaçik deliller (mucizeler) getirdigin zaman içlerinden inkâr edenler, "Bu, apaçik bir sihirden baska bir sey degildir" demislerdi.
    • 111. Hani havârîlere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmistim. Onlar (da), "Iman ettik, bizim Allah'a teslim olmus kimseler (müslümanlar) oldugumuza sen de sahit ol" demislerdi.
    • 112. Hani havârîler "Ey Meryem oglu Isa, Rabbin bize gökten, donatilmis bir sofra indirebilir mi?" demislerdi. O, "Iman etmis kimseler iseniz Allah'tan korkun" cevabini verinisti.
    • 113. Onlar "Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize dogru söyledigini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüs sahitler olalim istiyoruz" demislerdi.
    • 114. Meryem oglu Isa söyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki, bizim için, geçmis ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (mucize) olsun. Bizi riziklandir; zaten sen, rizik verenlerin en hayirlisisin.
    • 115. Allah da söyle buyurdu: Ben onu size süphesiz indirecegim; ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmedigim azabi ona edecegim!
    • 116. Allah: Ey Meryem oglu Isa! Insanlara, "Beni ve anami, Allah'tan baska iki tanri bilin" diye sen mi dedin, buyurdugu zaman o, "Hâsâ! Seni tenzih ederim; hakkim olmayan seyi söylemek bana yakismaz. Hem ben söyleseydim sen onu süphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtinda olani bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnizca sensin.
    • 117. Ben onlara, ancak bana emrettigini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. Içlerinde bulundugum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artik onlar üzerine gözetleyici yalniz sen oldun. Sen her seyi hakkiyle görensin.
    • 118. Eger kendilerine azap edersen süphesiz onlar senin kullarindir (diledigini yaparsin). Eger onlari bagislarsan süphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi.
    • 119. (Bu konusmadan sonra) Allah söyle buyuracaktir: Bu, dogrulara, dogruluklarinin fayda verecegi gündür. Onlara, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetler vardir. Allah onlardan razi olmustur, onlar da O'ndan razi olmuslardir. Iste büyük kurtulus ve kazanç budur.
    • 120. Göklerin, yerin ve içlerindeki her seyin mülkiyeti Allah'indir, O, her seye hakkiyle kadirdir.
     
  6. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 6-el-EN'ÂM
    • En'âm sûresi, 165 (yüzaltmisbes) âyettir. 91, 92, 93 ve 151, 152, 153. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. Sûrenin bazi âyetlerinde Araplarin, kurban edilen hayvanlarla ilgili birtakim gelenekleri kinandigi için sûreye En'âm sûresi denmistir. En'âm; koyun, keçi, deve, sigir ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelimedir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla
    • 1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanliklari ve aydinligi var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putlari) Rab'leri ile denk tutuyorlar.
    • 2. Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanini takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun katinda muayyen bir ecel (kiyamet günü) vardir. Siz hâla süphe ediyorsunuz.
    • 3. O, göklerde ve yerde tek Allah'tir. Gizlinizi, açiginizi bilir. (Hayir ve serden) ne kazanacaginizi da bilir.
    • 4. Rablerinin âyetlerinden onlara (kâfirlere) bir âyet gelmeyedursun, o âyetlerden ille de yüz çevirirler.
    • 5. Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiginde onu yalanlamislardi. Fakat yakinda onlara alay ettikleri seyin haberleri gelecektir.
    • 6. Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermedigimiz bütün imkânlari kendilerine verdigimiz, gökten üzerlerine bol bol yagmurlar indirip evlerinin altindan irmaklar akittigimiz nice nesilleri helâk ettik. Biz onlari, günahlari sebebiyle helâk ettik ve onlarin ardindan baska nesiller yarattik.
    • 7. Eger sana kâgit üzerine yazilmis bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmus olsalardi, yine de inkâr ediciler: Bu, apaçik büyüden baska bir sey degildir, derlerdi.
    • 8. Muhammed'e (görebilecegimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eger biz öyle bir melek indirseydik elbette is bitirilmis olur, artik kendilerine göz bile açtirilmazdi.
    • 9. Eger peygamberi bir melek kilsaydik muhakkak ki onu insan sûretine sokar onlari yine düsmekte olduklari kuskuya düsürürdük.
    • 10. Senden önceki peygamberlerle de alay edilmis, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri sey (azap) kusativermisti.
    • 11. De ki: Yeryüzünde dolasin, sonra (peygamberleri) yalanlayanlarin sonunun nasil olduguna bakin!
    • 12. (Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "Allah'indir" de. O, merhamet etmeyi kendi zatina farz kildi. Sizi, varliginda süphe olmayan kiyamet gününde elbette toplayacaktir. Kendilerini ziyana sokanlar var ya iste onlar inanmazlar.
    • 13. Gecede ve gündüzde barinan her sey O'nundur. O her seyi isitendir, bilendir.
    • 14. De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdigi halde yedirilmeyen Allah'tan baskasini mi dost edinecegim! De ki: Bana müslüman olanlarin ilki olmam emredildi ve sakin müsriklerden olma! (denildi).
    • 15. De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün (kiyametin) azabindan korkarim.
    • 16. O gün kim azaptan kurtarilirsa, gerçekten Allah onu esirgemistir. Iste apaçik kurtulus budur.
    • 17. Eger Allah seni bir zarara ugratirsa, onu kendisinden baska giderecek yoktur. Ve eger sana bir hayir verirse, (bunu da geri alacak yoktur). Süphesiz O herseye kadirdir.
    • 18. O, kullarinin üstünde her türlü tasarrufa sahiptir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, herseyden haberdardir.
    • 19. De ki: Hangi sey sahadetçe en büyüktür? De ki: (Hak peygamber olduguma dair) benimle sizin aranizda Allah sahittir. Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ulastigi herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile beraber baska tanrilar olduguna sahitlik mi ediyorsunuz? De ki: "Ben buna sahitlik etmem." "O ancak bir tek Allah'tir, ben sizin ortak kostugunuz seylerden kesinlikle uzagim" de.
    • 20. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Resûlullah'i) kendi ogullarini tanidiklari gibi tanirlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, iste onlar inanmazlar.
    • 21. Yalan sözlerle Allah'a iftira edenden veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Süphe yok ki, zalimler kurtulusa ermezler!
    • 22. Unutma o günü ki- onlari hep birden toplayacagiz; sonra da, Allah'a ortak kosanlara: Nerede bos yere davasini güttügünüz ortaklariniz? diyecegiz.
    • 23. Sonra onlarin mazeretleri, "Rabbimiz Allah hakki için biz ortak kosanlar olmadik!" demekten baska bir sey olmadi.
    • 24. Gör ki, kendi aleyhlerine nasil yalan söylediler ve (tanri diye) uydurduklari seyler kendilerinden nasil kaybolup gitti!
    • 25. Onlardan seni (okudugun Kur'an'i) dinleyenler de vardir. Fakat onu anlamalarina engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler, kulaklarina da agirlik verdik. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile yine de ona inanmazlar. Hatta o kâfirler sana geldiklerinde: "Bu Kur'an eskilerin masallarindan baska bir sey degildir" diyerek seninle tartisirlar.
    • 26. Onlar, hem insanlari Peygamber'e yaklasmaktan vazgeçirmeye çalisirlar, hem de kendileri ondan uzaklasirlar. Oysa onlar farkinda olmadan ancak kendilerini helak ederler.
    • 27. Onlarin atesin karsisinda durdurulup "Ah, keske dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!" dediklerini bir görsen !..
    • 28. Hayir! Daha önce gizlemekte olduklari seyler (günahlar) kendilerine göründü. Eger (dünyaya) geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen seylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancidirlar.
    • 29. Onlar, hayat ancak bu dünyadaki hayatimizdan ibarettir; biz, bir daha da diriltilecek degiliz, demislerdi.
    • 30. Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onlari bir görsen! Allah: Bu (yeniden dirilme olayi), hak degil miymis? diyecek. Onlar da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyecekler. Allah da, Öyle ise inkâr ettiginizden dolayi azabi tadin! diyecek.
    • 3l. Allah'in huzuruna çikmayi yalanlayanlar gerçekten ziyana ugramistir. Nihayet onlara Kiyamet vakti ansizin gelip çatinca, onlar, günahlarini sirtlarina yüklenerek diyecekler ki: "Dünyada iyi amelleri terketmemizden dolayi vah bize!" Dikkat edin, yüklendikleri sey ne kötüdür!
    • 32. Dünya hayati bir oyun ve eglenceden baska bir sey degildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayirlidir. Hâla akil erdiremiyor musunuz?
    • 33. Onlarin söylediklerinin hakikaten seni üzmekte oldugunu biliyoruz. Aslinda onlar seni yalanlamiyorlar, fakat o zalimler açikça Allah'in âyetlerini inkâr ediyorlar.
    • 34. Andolsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmisti. Onlar, yalanlanmalarina ve eziyet edilmelerine ragmen sabrettiler, sonunda yardimimiz onlara yetisti. Allah'in kelimelerini (kanunlarini) degistirebilecek hiçbir kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazisi sana da geldi.
    • 35. Eger onlarin yüz çevirmesi sana agir geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebilecegin bir tünel ya da göge çikabilecegin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onlari hidayet üzerinde toplayip birlestirirdi, o halde sakin cahillerden olma!
    • 36. Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Ölülere gelince, Allah onlari diriltecek, sonra da O'na döndürülecekler.
    • 37. O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. De ki: Süphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onlarin çogu bilmezler.
    • 38. Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadiyla uçan kuslardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklardir. Biz o kitapta hiçbir seyi eksik birakmadik. Nihayet (hepsi) toplanip Rablerinin huzuruna getirilecekler.
    • 39. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanliklar içinde kalmis sagir ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu sasirtir, diledigi kimseyi de dogru yola iletir.
    • 40. De ki: Ne dersiniz; size Allah'in azabi gelse veya o kiyamet gelip çativerse size, Allah'tan baskasina mi yalvarirsiniz? Dogru sözlü iseniz (söyleyin bakalim)!
    • 41. Bilâkis yalniz Allah'a yalvarirsiniz. O da (kaldirilmasi için) kendisine yalvardiginiz belâyi dilerse kaldirir; ve siz ortak kostugunuz seyleri unutursunuz.
    • 42. Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik. Ardindan boyun egsinler diye onlari darlik ve hastaliklara ugrattik.
    • 43. Hiç olmazsa, onlara bu sekilde azabimiz geldigi zaman boyun egselerdi! Fakat kalpleri iyice katilasti ve seytan da onlara yaptiklarini câzip gösterdi.
    • 44. Kendilerine yapilan uyarilari unuttuklarinda, (indirmis oldugumuz sikinti ve musibetleri kaldirip) üzerlerine her seyin kapilarini açtik. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden simardiklari zaman onlari ansizin yakaladik, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler.
    • 45. Böylece zulmeden toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. (Allah'in verdigi nimete sükredecekleri yerde nankörlük ettiler, böylece kendilerine zulmettiler. Yüce Allah da yeryüzünü onlarin zulüm ve küfürlerinden temizlemek için onlari helâk etti.)
    • 46. De ki: Ne dersiniz; eger Allah kulaklarinizi sagir, gözlerinizi kör eder, kalplerinizi de mühürlerse bunlari size Allah'tan baska hangi tanri geri verebilir! Bak, delilleri nasil açikliyoruz. Onlar hâla yüz çeviriyorlar!
    • 47. De ki: Söyler misiniz; size Allah'in azabi ansizin veya açikça gelirse, zalim toplumdan baskasi mi helâk olur?
    • 48. Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyaricilar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler.
    • 49. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çikmalarindan dolayi onlar azap çekeceklerdir.
    • 50. De ki: Ben size, Allah'in hazineleri benim yanimdadir, demiyorum. Ben gaybi da bilmem. Size, ben bir melegim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarim. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düsünmez misiniz?
    • 51. Rablerinin huzurunda toplanacaklarindan korkanlari onunla (Kur'an ile) uyar. Onlar için Rablerinden baska ne bir dost, ne de bir araci vardir; belki sakinirlar.
    • 52. Rablerinin rizasini isteyerek sabah aksam O'na yalvaranlari kovma! Onlarin hesabindan sana bir sorumluluk; senin hesabindan da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki onlari kovup ta zalimlerden olasin!
    • 53. "Aramizdan Allah'in kendilerine lütuf ve ihsanda bulundugu kimseler de bunlar mi!" demeleri için onlarin bir kismini digerleri ile iste böyle imtihan ettik. Allah sükredenleri daha iyi bilmez mi?
    • 54. Ayetlerimize inananlar sana geldiginde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdi. Gerçek su ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardindan tevbe edip de kendini islah ederse, bilsin ki Allah çok bagislayan, çok esirgeyendir.
    • 55. Böylece suçlularin yolu belli olsun diye âyetleri iyice açikliyoruz.
    • 56. De ki: Allah'in disinda taptiginiz seylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin arzulariniza uymam, aksi halde sapitirim da hidayete erenlerden olmam.
    • 57. De ki: Süphesiz ben Rabbimden gelen apaçik bir delile dayaniyorum. Siz ise onu yalanladiniz. Çabucak gelmesini istediginiz (azap) benim yanimda degildir. Hüküm ancak Allah'indir. O hakki anlatir ve O, dogru hüküm verenlerin en hayirlisidir.
    • 58. De ki : Acele istediginiz sey benim elimde olsaydi, elbette benimle sizin aranizda is bitirilmisti. Allah zalimleri daha iyi bilir.
    • 59. Gaybin anahtarlari Allah'in yanindadir; onlari O'ndan baskasi bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi disinda bir yaprak bile düsmez. O yerin karanliklari içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yas ve kuru ne varsa hepsi apaçik bir kitaptadir.
    • 60. Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan), gündüzün de ne islediginizi bilen; sonra belirlenmis ecel tamamlansin diye gündüzün sizi dirilten (uyandiran) O'dur. Sonra dönüsünüz yine O'nadir. Sonunda O, yaptiklarinizi size haber verecektir.
    • 61. O, kullarinin üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canini alirlar. Onlar vazifede kusur etmezler.
    • 62. Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalniz O'nundur ve O hesap görenlerin en çabugudur.
    • 63. De ki: Karanin ve denizin karanliklarindan (tehlikelerinden) sizi kim kurtarir ki? (O zaman) O'na gizli gizli yalvararak "Eger bizi bundan kurtarirsan andolsun sükredenlerden olacagiz" diye dua edersiniz.
    • 64. De ki: Ondan ve bütün sikintilardan sizi Allah kurtarir. Sonra siz yine O'na ortak kosarsiniz.
    • 65. De ki: "Allah'in size üstünüzden (gökten) veya ayaklarinizin altindan (yerden) bir azap göndermege ya da birbirinize düsürüp kiminize kiminizin hincini tattirmaya gücü yeter." Bak, anlasinlar diye âyetlerimizi nasil açikliyoruz!
    • 66. Kur'an hak oldugu halde kavmin onu yalanladi. De ki: Ben size vekil (kefil) degilim.
    • 67. Her haberin gerçeklesecegi bir zaman vardir. Yakinda siz de gerçegi bileceksiniz.
    • 68. Ayetlerimiz hakkinda ileri geri konusmaya dalanlari gördügünde, onlar baska bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eger seytan sana unutturursa, hatirladiktan sonra artik o zalimler toplulugu ile oturma.
    • 69. Takvâ sahiplerine, inanmayanlarin hesabindan herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar diye hatirlatmak gerekir.
    • 70. Dinlerini bir oyuncak ve bir eglence edinen ve dünya hayatinin aldattigi kimseleri (bir tarafa) birak! Kazandiklari sebebiyle hiçbir nefsin felâkete dûçar olmamasi için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan baska ne dost vardir, ne de sefaatçi. O, bütün varini fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandiklari (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmis kimselerdir. Inkâr ettiklerinden dolayi onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardir.
    • 71. De ki: Allah'i birakip da bize fayda veya zarar veremeyecek olan seylere mi tapalim? Allah bizi dogru yola ilettikten sonra seytanlarin saptirip saskin olarak çöle düsürmek istedikleri, arkadaslarinin ise: "Bize gel! " diye dogru yola çagirdiklari saskin kimse gibi gerisin geri (inkârciliga) mi döndürülecegiz? De ki: Allah'in hidayeti dogru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmamiz emredilmistir.
    • 72. "Namazi dosdogru kilin ve Allah'tan korkun" (diye de emredildik). O, huzuruna varip toplanacaginiz Allah'tir.
    • 73. O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandir. "Ol!" dedigi gün hersey oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendigi gün de hükümranlik O'nundur. Gizliyi ve açigi bilendir ve O, hikmet sahibidir, her seyden haberdardir.
    • 74. Ibrahim, babasi Âzer'e: Birtakim putlari tanrilar mi ediniyorsun? Dogrusu ben seni de kavmini de apaçik bir sapiklik içinde görüyorum, demisti.
    • 75. Böylece biz, kesin iman edenlerden olmasi için Ibrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.
    • 76. Gecenin karanligi onu kaplayinca bir yildiz gördü, Rabbim budur, dedi. Yildiz batinca, batanlari sevmem, dedi.
    • 77. Ay'i dogarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batinca, Rabbim bana dogru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi.
    • 78. Günesi dogarken görünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da batinca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak kostugunuz seylerden uzagim.
    • 79. Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben müsriklerden degilim.
    • 80. Kavmi onunla tartismaya giristi. Onlara dedi ki: Beni dogru yola iletmisken, Allah hakkinda benimle tartisiyor musunuz? Ben sizin O'na ortak kostugunuz seylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir sey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi herseyi kusatmistir. Hâla ibret almiyor musunuz?
    • 81. Siz, Allah'in size haklarinda hiçbir hüküm indirmedigi seyleri O'na ortak kosmaktan korkmazken, ben sizin ortak kostugunuz seylerden nasil korkarim! Simdi biliyorsaniz (söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lâyiktir?"
    • 82. Inanip da imanlarina herhangi bir haksizlik bulastirmayanlar var ya, iste güven onlarindir ve onlar dogru yolu bulanlardir.
    • 83. Iste bu, kavmine karsi Ibrahim'e verdigimiz delillerimizdir. Biz diledigimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Süphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakkiyle bilendir.
    • 84. Biz O'na Ishak ve (Ishak'in oglu) Yakub'u da armagan ettik; hepsini de dogru yola ilettik. Daha önce de Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'i, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yi ve Harun'u dogru yola iletmistik; Biz iyi davrananlari iste böyle mükâfatlandiririz.
    • 85. Zekeriyya, Yahya, Isa ve Ilyas'i da (dogru yola iletmistik). Hepsi de iyilerden idi.
    • 86. Ismail, Elyesa', Yunus ve Lût'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kildik.
    • 87. Onlarin babalarindan, çocuklarindan ve kardeslerinden bazilarina da (üstün meziyetler verdik). Onlari seçkin kildik ve dogru yola ilettik.
    • 88. Iste bu, Allah'in hidayetidir, kullarindan diledigini ona iletir. Eger onlar da Allah'a ortak kossalardi yapmakta olduklari amelleri elbette bosa giderdi.
    • 89. Iste onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdigimiz kimselerdir. Eger onlar (kâfirler) bunlari inkâr ederse süphesiz yerlerine bunlari inkâr etmeyecek bir toplum getiririz.
    • 90. Iste o peygamberler Allah'in hidayet ettigi kimselerdir. Sen de onlarin yoluna uy. De ki: Ben buna (peygamberlik görevime) karsilik sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) âlemler için ancak bir ögüttür.
    • 91. (Yahudiler) Allah'i geregi gibi tanimadilar. Çünkü "Allah hiçbir besere bir sey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa'nin insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdigi Kitab'i kim indirdi? Siz onu kâgitlara yazip (istediginizi) açikliyor, çogunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarinizin da bilemedigi seyler (Kur'an'da) size ögretilmistir. (Resûlüm) sen "Allah" de, sonra onlan birak, daldiklari bataklikta oynayadursunlar!
    • 92. Bu (Kur'an), Ümmü'l-kurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdigimiz ve kendinden öncekileri dogrulayici mübarek bir kitaptir. Âhirete inananlar buna da inanirlar ve onlar namazlarini hakkiyla kilmaya devam ederler.
    • 93. Allah'a karsi yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir sey vahyedilmemisken "Bana da vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'in indirdigi âyetlerin benzerini indirecegim" diyenden daha zalim kim vardir! O zalimler, ölümün (bogucu) dalgalari içinde, melekler de pençelerini uzatmis, onlara: "Haydi canlarinizi kurtarin! Allah'a karsi gerçek olmayani söylemenizden ve O'nun âyetlerine karsi kibirlilik taslamis olmanizdan ötürü, bugün alçaklik azabi ile cezalandirilacaksiniz!" derken onlarin halini bir görsen!
    • 94. Andolsun ki, sizi ilk defa yarattigimiz gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdigimiz seyleri arkanizda birakacaksiniz. Yaratilisinizda ortaklarimiz sandiginiz sefaatçilarinizi da yaninizda göremeyecegiz. Andolsun, araniz açilmis ve (tanri) sandiginiz seyler sizden kaybolup gitmistir.
    • 95. Süphesiz Allah, tohumu ve çekirdegi çatlatandir, ölüden diriyi çikaran, diriden de ölüyü çikarandir. Iste Allah budur. O halde (haktan) nasil dönersiniz!
    • 96. O, sabahi aydinlatandir. O, geceyi dinlenme zamani, günes ve ayi (vakitlerin tayini için) birer hesap ölçüsü kilmistir. Iste bu, azîz olan (ve her seyi) pek iyi bilen Allah'in takdiridir.
    • 97. O, kara ve denizin karanliklarinda kendileri ile yol bulasiniz diye sizin için yildizlari yaratandir. Gerçekten biz, bilen bir toplum için âyetleri genis genis açikladik.
    • 98. O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandir. (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacaginiz yer vardir. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrintili bir sekilde açikladik.
    • 99. O, gökten su indirendir. Iste biz her çesit bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinde üstüste binmis taneler bitirecegimiz bir yesillik; hurmanin tomurcugundan sarkan salkimlar; üzüm baglari; bir kismi birbirine benzeyen, bir kismi da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunlastigi zaman her birinin meyvesine bakin! Kuskusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardir.
    • 100. Cinleri Allah'a ortak kostular. Oysa ki onlari da Allah yaratmisti. Bilgisizce O'na ogullar ve kizlar yakistirdilar. Hâsâ! O, onlarin ileri sürdügü vasiflardan uzak ve yücedir.
    • 101. O, göklerin ve yerin essiz yaraticisidir. O'nun esi olmadigi halde nasil çocugu olabilir! Her seyi O yaratmistir ve her seyi hakkiyla bilen O'dur.
    • 102. Iste Rabbiniz Allah O'dur. O'ndan baska tanri yoktur. O, her seyin yaraticisidir. Öyle ise O'na kulluk edin, O her seye vekildir (güvenilip dayanilacak tek varlik O'dur).
    • 103. Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O, esyayi pek iyi bilen, her seyden haberdar olandir.
    • 104. (Dogrusu) size Rabbiniz tarafindan basiretler (idrak kabiliyeti) verilmistir. Artik kim hakki görürse faydasi kendisine, kim de kör olursa zarari kendinedir. Ben üzerinize bekçi degilim.
    • 105. Böylece biz âyetleri genis genis açikliyoruz ki, "Sen ders almissin" desinler de biz de anlayan toplum için Kur'an'i iyice açiklayalim.
    • 106. Rabbinden sana vahyolunana uy. O'ndan baska tanri yoktur. Müsriklerden yüz çevir.
    • 107. Allah dileseydi, onlar ortak kosmazlardi. Biz seni onlarin üzerine bir bekçi kilmadik. Sen onlarin vekili de degilsin.
    • 108. Allah'tan baskasina tapanlara (ve putlarina) sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi islerini câzip gösterdik. Sonunda dönüsleri Rablerinedir. Artik O ne yaptiklarini kendilerine bildirecektir.
    • 109. Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarina dair kuvvetli bir sekilde Allah'a andiçtiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katindandir. Ama mucize geldiginde de inanmayacaklarinin farkinda misiniz?
    • 110. Yine O'na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onlarin gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Ve onlari saskin olarak azginliklari içerisinde birakiriz.
    • 111. Eger biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konussaydi ve her seyi toplayip karsilarina getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak degillerdi; fakat çoklari bunu bilmezler.
    • 112. Böylece biz, her peygambere insan ve cin seytanlarini düsman kildik. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldizli sözler fisildarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardi. Artik onlari uydurduklari seylerle basbasa birak.
    • 113. Ahirete inanmayanlarin kalpleri ona (yaldizli söze) kansin, ondan hoslansinlar ve isledikleri suçu islemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).
    • 114. (De ki): Allah'dan baska bir hakem mi arayacagim? Halbuki size Kitab'i açik olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, Kur'an'in gerçekten Rabbin tarafindan indirilmis oldugunu bilirler. Sakin süpheye düsenlerden olma!
    • 115. Rabbinin sözü, dogruluk ve adalet bakimindan tamamlanmistir. O'nun sözlerini degistirecek kimse yoktur. O isitendir, bilendir.
    • 116. Yeryüzünde bulunanlarin çoguna uyacak olursan, seni Allah'in yolundan saptirirlar. Onlar zandan baska bir seye tâbi olmaz, yalandan baska söz de söylemezler.
    • 117. Muhakkak ki senin Rabbin, evet O, kendi yolundan sapani en iyi bilendir. O, dogru yolda gidenleri de iyi bilendir.
    • 118. Allah'in âyetlerine inaniyorsaniz, üzerine O'nun adi anilarak kesilenlerden yeyin.
    • 119. Üzerine Allah'in adi anilip kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldiginiz disinda, haram kildigi seyleri size açiklamistir. Dogrusu bir çoklari bilgisizce kendi kötü arzularina uyarak saptiriyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi asanlari çok iyi bilir.
    • 120. Günahin açigini da gizlisini de birakin! Çünkü günah isleyenler, yaptiklarinin cezasini mutlaka çekeceklerdir.
    • 121. Üzerine Allah'in adi anilmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Kuskusuz bu büyük günahtir. Gerçekten seytanlar dostlarina, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eger onlara uyarsaniz süphesiz siz de Allah'a ortak kosanlar olursunuz.
    • 122. Ölü iken dirilttigimiz ve kendisine insanlar arasinda yürüyebilecegi bir isik verdigimiz kimse, karanliklar içinde kalip ondan hiç çikamayacak durumdaki kimse gibi olur mu! Iste kâfirlere yaptiklari böyle süslü gösterilmistir.
    • 123. Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmalari için, günahkârlarini liderler yaptik. Onlar yalniz kendilerini aldatirlar, ama farkinda olmazlar.
    • 124. Onlara bir âyet geldiginde, Allah'in elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayiz, dediler. Allah, peygamberligini kime verecegini daha iyi bilir. Suç isleyenlere, yapmakta olduklari hilelere karsilik Allah tarafindan asagilik ve çetin bir azap erisecektir.
    • 125. Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islâm'a açar; kimi de saptirmak isterse göge çikiyormus gibi kalbini iyice daraltir. Allah inanmayanlarin üstüne iste böyle murdarlik verir.
    • 126. Bu (din), Rabbinin dosdogru yoludur. Biz, ögüt alacak bir kavim için âyetleri ayrintili olarak açikladik.
    • 127. Rableri katinda onlara esenlik yurdu (cennet) vardir.Ve yapmakta olduklari (güzel) isler sebebiyle Allah onlarin dostudur.
    • 128. Allah, onlarin hepsini bir araya topladigi gün, "Ey cinler (seytanlar) toplulugu! Siz insanlarla çok ugrastiniz" der. Onlarin, insanlardan olan dostlari ise: "Ey Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandik ve bize verdigin sürenin sonuna ulastik" derler. Allah da buyurur ki: Allah'in diledigi hariç, içinde ebedî kalacaginiz yer atestir. Süphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.
    • 129. Iste böylece isledikleri günahlardan ötürü zalimlerin bir kismini diger bir kisminin pesine takariz.
    • 130. Ey cin ve insan toplulugu! Içinizden size âyetlerimi anlatan ve bu günle karsilasacaginiza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi! Derler ki: "Kendi aleyhimize sahitlik ederiz." Dünya hayati onlari aldatti ve kâfir olduklarina dair kendi aleyhlerine sahitlik ettiler.
    • 131. Gerçek su ki: Halki habersizken, Rabbin haksizlik ile ülkeleri helâk edici degildir.
    • 132. Herkesin yaptiklari islere göre dereceleri vardir. Rabbin onlarin yaptiklarindan habersiz degildir.
    • 133. Rabbin zengindir, rahmet sahibidir. Dilerse sizi yok eder ve sizi baska bir kavmin zürriyetinden yarattigi gibi sizden sonra yerinize diledigi bir kavmi yaratir.
    • 134. Size vadedilen mutlaka gelecektir; siz bunu önleyemezsiniz.
    • 135. De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapin! Ben de yapacagim! Yurdun (dünyanin) sonunun kimin lehine oldugunu yakinda bileceksiniz. Gerçek su ki, zalimler iflah olmazlar.
    • 136. Allah'in yarattigi ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayirip zanlarinca, bu Allah'a, bu da ortaklarimiza (putlarimiza) dediler. Ortaklari için ayrilan Allah'a ulasmiyor, fakat Allah için ayrilan ortaklarina ulasiyor! Ne kötü hüküm veriyorlar?
    • 137. Bunun gibi ortaklari, müsriklerden çoguna çocuklarini (kizlarini) öldürmeyi hos gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini karistirip bozsunlar! Allah dileseydi bunu yapamazlardi. Öyle ise onlari uydurduklari ile basbasa birak!
    • l38. Onlar saçma düsüncelerine göre dediler ki: "Bu (tanrilar için ayrilan) hayvanlarla ekinler haramdir. Bunlari bizim diledigimizden baskasi yiyemez. Bunlar da binilmesi yasaklanmis hayvanlardir." Birtakim hayvanlar da vardir ki, (Allah böyle emrediyor diye) O'na iftira ederek üzerlerine Allah'in adini anmazlar. Yapmakta olduklari iftiralari yüzünden Allah onlari cezalandiracaktir.
    • 139. Dediler ki: "Su hayvanlarin karinlarinda olanlar yalniz erkeklerimize aittir, kadinlarimiza ise haram kilinmistir. Sayet (yavru) ölü dogarsa, o zaman (kadin erkek) hepsi onda ortaktir." Allah bu degerlendirmelerinin cezasini verecektir. Süphesiz ki O hikmet sahibidir, hakkiyla bilendir.
    • 140. Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarini öldürenler ve Allah'in kendilerine verdigi rizki, Allah'a iftira ederek (kadinlara) haram kilanlar, muhakkak ki ziyana ugramislardir. Onlar gerçekten sapmislardir ve dogru yolu bulacak da degillerdir.
    • 141. Çardakli ve çardaksiz (üzüm) bahçeleri, ürünleri çesit çesit hurmalari, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narlari yaratan O'dur. Herbiri meyve verdigi zaman meyvesinden yeyin. Devsirilip toplandigi gün de hakkini (zekât ve sadakasini) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.
    • 142. Hayvanlardan yük tasiyani ve tüyünden dösek yapilanlari yaratan O'dur. Allah'in size verdigi riziktan yeyin, seytanin ardina düsmeyin; süphesiz o sizin için apaçik bir düsmandir.
    • 143. (Disi ve erkek olarak) sekiz es yaratti: Koyundan iki, keçiden iki... De ki: O, bunlarin erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi haram etti? Eger dogru iseniz bana ilimle söyleyin.
    • 144. Deveden de iki, sigirdan da iki (yaratti.) De ki: O bunlarin erkeklerini mi, disilerini mi, yoksa bu iki disinin rahimlerinde bulunan yavrulari mi haram kildi? Yoksa Allah'in size böyle vasiyet ettigine sahit mi oldunuz? Bilgisizce insanlari saptirmak için Allah'a karsi yalan uydurandan kim daha zalimdir! Süphesiz Allah o zalimler toplulugunu dogru yola iletmez.
    • 145. De ki: Bana vahyolunanda, les veya akitilmis kan yahut domuz eti -ki pisligin kendisidir- ya da günah islenerek Allah'tan baskasi adina kesilmis bir hayvandan baska, yiyecek kimseye haram kilinmis birsey bulamiyorum. Baskasina zarar vermemek ve siniri asmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalirsa bilsin ki Rabbin bagislayan ve esirgeyendir.
    • 146. Yahudilere bütün tirnakli hayvanlari haram kildik. Sirtlarinda yahut bagirsaklarinda tasidiklari ya da kemige karisan yaglar hariç olmak üzere sigir ve koyunun iç yaglarini da onlara haram kildik. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdigimiz cezâdir. Biz elbette dogru söyleyeniz.
    • 147. Eger seni yalanlarlarsa de ki: Rabbiniz genis bir rahmet sahibidir. Bununla beraber O'nun azabi, suçlular toplulugundan uzaklastirilamaz.
    • 148. Putperestler diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak kosardik ne de atalarimiz. Hiçbir seyi de haram kilmazdik." Onlardan öncekiler de ayni sekilde (peygamberleri) yalanladilar ve sonunda azabimizi tattilar. De ki: Yaninizda bize açiklayacaginiz bir bilgi var mi? Siz zandan baska bir seye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.
    • 149. De ki: Kesin delil, ancak Allah'indir. Allah dileseydi elbette hepinizi dogru yola iletirdi.
    • 150. De ki: Allah sunu yasak etti, diye sehadet edecek sahitlerinizi getirin! Eger onlar sahitlik ederlerse, sen onlarla beraber sahitlik etme; âyetlerimizi yalanlayanlarin ve ahiret gününe inanmayanlarin arzularina uyma. Onlar, Rablerine es tutuyorlar.
    • 151. De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kildigini okuyayim: O'na hiçbir seyi ortak kosmayin, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarinizi öldürmeyin -sizin de onlarin da rizkini biz veririz-; kötülüklerin açigina da gizlisine de yaklasmayin ve Allah'in yasakladigi cana haksiz yere kiymayin! Iste bunlar Allah'in size emrettikleridir. Umulur ki düsünüp anlarsiniz.
    • 152. Rüsd çagina erisinceye kadar, yetimin malina, sadece en iyi tutumla yaklasin; ölçü ve tartiyi adaletle yapin. Biz herkese ancak gücünün yettigi kadarini yükleriz. Söz söylediginiz zaman, yakinlariniz dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiginiz sözü tutun. Iste Allah size, iyice düsünesiniz diye bunlari emretti.
    • 153. Süphesiz bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun. (Baska) yollara uymayin. Zira o yollar sizi Allah'in yolundan ayirir. Iste sakinmaniz için Allah size bunlari emretti.
    • 154. Sonra iyilik edenlere nimetimizi tamamlamak, her seyi açiklamak, hidayete erdirmek ve rahmet etmek maksadiyla Musa'ya da Kitab'i (Tevrat'i) verdik. Umulur ki, Rablerinin huzuruna varacaklarina iman ederler.
    • 155. Iste bu (Kur'an), bizim indirdigimiz mübarek bir kitaptir. Buna uyun ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin.
    • 156. "Kitap, yalniz bizden önceki iki topluluga (hiristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onlarin okumasindan gerçekten habersizdik" demeyesiniz diye;
    • 157. Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok dogru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'i indirdik). Iste size de Rabbinizden açik bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'in âyetlerini yalanlayip onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabin en kötüsüyle cezalandiracagiz.
    • 158. Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazi alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazi alâmetleri geldigi gün, önceden inanmamis ya da imaninda bir hayir kazanmamis olan kimseye artik imani bir fayda saglamaz. De ki: Bekleyin, süphesiz biz de beklemekteyiz!
    • 159. Dinlerini parça parça edip guruplara ayrilanlar var ya, senin onlarla hiçbir iliskin yoktur. Onlarin isi ancak Allah'a kalmistir. Sonra Allah onlara yaptiklarini bildirecektir.
    • 160. Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiginin on kati vardir. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiginin dengiyle cezalandirilir. Onlar haksizliga ugratilmazlar.
    • 161. De ki: Süphesiz Rabbim beni dogru yola, dosdogru dine, Allah'i birleyen Ibrahim'in dinine iletti. O, ortak kosanlardan degildi.
    • 162. De ki: Süphesiz benim namazim, kurbanim, hayatim ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.
    • 163. O'nun ortagi yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanlarin ilkiyim.
    • 164. De ki: Allah her seyin Rabbi iken ben ondan baska Rab mi arayacagim? Herkesin kazanacagi yalniz kendisine aittir. Hiçbir suçlu baskasinin suçunu yüklenmez. Sonunda dönüsünüz Rabbinizedir. Ve O, uyusmazliga düstügünüz gerçegi size haber verecektir.
    • 165. Sizi yeryüzünün halifeleri kilan, size verdigi (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kilan O'dur. Süphesiz Rabbin, cezasi çabuk olandir ve gerçekten O, bagislayan merhamet edendir.
     
  7. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 7-el-A'RÂF
    • A'râf sûresi Mekke'de inmis olup, 206 (ikiyüzalti) âyettir. 46. ve 48. âyetlerde A'râf'ta yani cennet ve cehennem ehli arasindaki yüksek bir yerde bulunan insanlardan söz edildigi için sûreye bu ad verilmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla
    • 1. Elif. Lâm. Mîm. Sâd.
    • 2. (Bu), kendisiyle insanlari uyarman, inananlara ögüt vermen için sana indirilen bir kitaptir. Artik bu hususta kalbinde bir süphe olmasin.
    • 3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu birakip da baska dostlarin peslerinden gitmeyin. Ne kadar da az ögüt aliyorsunuz!
    • 4. Nice memleketler var ki biz onlari helâk ettik. Azabimiz onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi.
    • 5. Azabimiz onlara geldiginde çagirislari, "Biz gerçekten zalim kisilermisiz" demelerinden baska bir sey olmadi.
    • 6. Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekecegiz!
    • 7. Ve onlara (olup bitenleri) tam bir bilgi ile mutlaka anlatacagiz. Biz, onlardan uzak degiliz.
    • 8. O gün tarti haktir. Kimin (sevap) tartilari agir gelirse, iste onlar kurtulusa erenlerdir.
    • 9. Kimin de tartilari hafif gelirse, iste onlar, âyetlerimize karsi haksizlik ettiklerinden dolayi kendilerini ziyana sokanlardir.
    • 10. Dogrusu biz sizi yeryüzüne yerlestirdik ve orada size geçim vasitalari verdik. Ne kadar da az sükrediyorsunuz!
    • 11. Andolsun sizi yarattik, sonra size sekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. Iblis'in disindakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadi.
    • 12. Allah buyurdu: Ben sana emretmisken seni secde etmekten alikoyan nedir? (Iblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni atesten yarattin, onu çamurdan yarattin, dedi.
    • 13. Allah: Öyle ise, "In oradan!" Orada büyüklük taslamak senin haddin degildir. Çik! çünkü sen asagiliklardansin! buyurdu.
    • 14. Iblis: Bana, (insanlarin) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi.
    • 15. Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu.
    • 16. Iblis dedi ki: Öyle ise beni azdirmana karsilik, and içerim ki, ben de onlari saptirmak için senin dogru yolunun üstüne oturacagim.
    • 17. "Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarindan, saglarindan, sollarindan sokulacagim ve sen, onlarin çoklarini sükredenlerden bulmayacaksin!" dedi.
    • 18. Allah buyurdu: Haydi, yerilmis ve kovulmus olarak oradan çik! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracagim!
    • 19. (Allah buyurdu ki) : Ey Adem! Sen ve esin cennette yerlesip dilediginiz yerden yeyin. Ancak su agaca yaklasmayin! Sonra zalimlerden olursunuz.
    • 20. Derken seytan, birbirine kapali ayip yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu agaci sirf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladi, dedi.
    • 21. Ve onlara: Ben gerçekten size ögüt verenlerdenim, diye yemin etti.
    • 22. Böylece onlari hile ile aldatti. Agacin meyvesini tattiklarinda ayip yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarindan üzerlerini örtmeye basladilar. Rableri onlara: Ben size o agaci yasaklamadim mi ve seytan size apaçik bir düsmandir, demedim mi? diye nidâ etti.
    • 23. (Adem ile esi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eger bizi bagislamaz ve bize acimazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.
    • 24. Allah: Birbirinize düsman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerlesme ve faydalanma vardir, buyurdu.
    • 25. "Orada yasayacaksiniz, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çikarilacaksiniz" dedi.
    • 26. Ey Adem ogullari! Size ayip yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattik. Takvâ elbisesi... Iste o daha hayirlidir. Bunlar Allah'in âyetlerindendir. Belki düsünüp ögüt alirlar (diye onlari indirdi).
    • 27. Ey Âdem ogullari! Seytan, ana-babanizi, ayip yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çikardigi gibi sizi de aldatmasin. Çünkü o ve yandaslari, sizin onlari göremeyeceginiz yerden sizi görürler. Süphesiz biz seytanlari, inanmayanlarin dostlari kildik.
    • 28. Onlar bir kötülük yaptiklari zaman: "Babalarimizi bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: Allah kötülügü emretmez. Allah'a karsi bilmediginiz seyleri mi söylüyorsunuz?
    • 29. De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiginizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalniz Allah'a has kilarak O'na yalvarin. Ilkin sizi yarattigi gibi (yine O'na) döneceksiniz.
    • 30. O, bir gurubu dogru yola iletti, bir guruba da sapiklik müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'i birakip seytanlari kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin dogru yolda olduklarini saniyorlar.
    • 31. Ey Adem ogullari! Her secde edisinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.
    • 32. De ki: Allah'in kullari için yarattigi süsü ve temiz riziklari kim haram kildi? De ki: Onlar, dünya hayatinda, özellikle kiyamet gününde müminlerindir. Iste bilen bir topluluk için âyetleri böyle açikliyoruz.
    • 33. De ki: Rabbim ancak açik ve gizli kötülükleri, günahi ve haksiz yere siniri asmayi, hakkinda hiçbir delil indirmedigi bir seyi, Allah'a ortak kosmanizi ve Allah hakkinda bilmediginiz seyleri söylemenizi haram kilmistir.
    • 34. Her ümmetin bir eceli vardir. Ecelleri gelince ne bir an geri kalirlar ne de bir an ileri gidebilirler.
    • 35. Ey Adem ogullari! Size kendi içinizden âyetlerimi anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara karsi gelmekten) sakinir ve kendini islah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
    • 36. Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, iste onlar ates ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardir.
    • 37. Allah'a iftira eden ya da O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Onlarin kitaptaki nasipleri kendilerine erisecektir. Sonunda elçilerimiz (melekler) gelip canlarini alirken "Allah'i birakip da tapmakta oldugunuz tanrilar nerede?" derler. (Onlar da) "Bizden sivisip gittiler" derler. Ve kâfir olduklarina dair kendi aleyhlerine sahitlik ederler.
    • 38. Allah buyuracak ki: "Sizden önce geçmis cin ve insan topluluklari arasinda siz de atese girin!" Her ümmet girdikçe yoldaslarina lânet edecekler. Hepsi birbiri ardindan orada (cehennemde) toplaninca, sonrakiler öncekiler için, "Ey Rabbimiz! Bizi iste bunlar saptirdilar! Onun için onlara atesten bir kat daha fazla azap ver!" diyecekler. Allah da: Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardir, fakat siz bilmezsiniz, diyecektir.
    • 39. Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlügünüz yok. O halde siz de yaptiklariniza karsilik azabi tadin!
    • 40. Bizim âyetlerimizi yalanlayip da onlara karsi kibirlenmek isteyenler var ya, iste onlara gök kapilari açilmayacak ve onlar, deve igne deligine girinceye kadar cennete giremiyeceklerdir! Suçlulari iste böyle cezalandiririz!
    • 41. Onlar için cehennem atesinden dösekler, üstlerine de örtüler vardir. Iste zalimleri böyle cezalandiririz!
    • 42. Inanip da iyi isler yapanlara gelince -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- iste onlar, cennet ehlidir. Orada onlar ebedî kalacaklar.
    • 43. (Cennette) onlarin altlarindan irmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çikarip atariz. Ve onlar derler ki: "Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavusturan Allah'a hamdolsun! Allah bizi dogru yola iletmeseydi kendiligimizden dogru yolu bulacak degildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçegi getirmisler." Onlara: Iste size cennet; yapmis oldugunuz iyi amellere karsilik ona vâris kilindiniz diye seslenilir.
    • 44. Cennet ehli cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vadettigini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettigini gerçek buldunuz mu? diye seslenir. "Evet!" derler. Ve aralarindan bir çagrici, Allah'in lâneti zalimlerin üzerine olsun! diye bagirir.
    • 45. Onlar, Allah yolundan alikoyan ve onu egip bükmek isteyen zalimlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir.
    • 46. Iki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasinda bir perde ve A'râf üzerinde de herkesi simalarindan taniyan adamlar vardir ki, bunlar henüz cennete giremedikleri halde (girmeyi) umarak cennet ehline: "Selâm size!" diye seslenirler.
    • 47. Gözleri cehennem ehli tarafina döndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler toplulugu ile beraber bulundurma! derler.
    • 48. (Yine) A'râf ehli simalarindan tanidiklari birtakim adamlara seslenerek derler ki: "Ne çoklugunuz ne de taslamakta oldugunuz büyüklük size hiçbir yarar saglamadi.
    • 49. Allah'in, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyecegine dair yemin ettiginiz kimseler bunlar mi?" (ve cennet ehline dönerek): "Girin cennete; artik size korku yoktur ve siz üzülecek de degilsiniz" (derler).
    • 50. Cehennem ehli, cennet ehline: Suyunuzdan veya Allah'in size verdigi riziktan biraz da bize verin! diye seslenirler. Onlar da: Allah bunlari kâfirlere haram kilmistir, derler.
    • 51. O kâfirler ki, dinlerini bir eglence ve oyun edindiler de dünya hayati onlari aldatti. Onlar, bu günleri ile karsilasacaklarini unuttuklari ve âyetlerimizi bile bile inkâr ettikleri gibi biz de bugün onlari unuturuz.
    • 52. Gerçekten onlara, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açikladigimiz bir kitap getirdik.
    • 53. (Fakat onlar), Onun tevilinden baska bir sey beklemiyorlar. Tevili geldigi (haber verdigi seyler ortaya çiktigi) gün, önceden onu unutmus olanlar derler ki: Dogrusu Rabbimizin elçileri gerçegi getirmisler. Simdi bizim sefaatçilarimiz var mi ki bize sefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmis oldugumuz amellerden baskasini yapalim? Onlar cidden kendilerine yazik ettiler ve uydurduklari seyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti.
    • 54. Süphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri alti günde yaratan, sonra Ars'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; günesi, ayi ve yildizlari emrine boyun egmis durumda yaratan Allah'tir. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
    • 55. Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi asanlari sevmez.
    • 56. Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayin. Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'in rahmeti çok yakindir.
    • 57. Rüzgârlari rahmetinin önünde müjde olarak gönderen O'dur. Sonunda onlar (o rüzgârlar), agir bulutlari yüklenince onu ölü bir memlekete sevkederiz. Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çikaririz. Iste ölüleri de böyle çikaracagiz. Her halde bundan ibret alirsiniz.
    • 58. Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çikar; kötü olandan ise faydasiz bitkiden baska birsey çikmaz. Iste biz, sükreden bir kavim için âyetleri böyle açikliyoruz.
    • 59. Andolsun ki Nuh'u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan baska tanriniz yoktur. Dogrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabindan korkuyorum.
    • 60. Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni gerçekten apaçik bir sapiklik içinde görüyoruz!
    • 61. Dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapiklik yoktur; fakat ben, âlemlerin Rabbi tarafindan gönderilmis bir elçiyim.
    • 62.Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size ögüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum.
    • 63. (Allah'in azabindan) sakinip da rahmete nâil olmaniz ümidiyle, içinizden sizi uyaracak bir adam vasitasiyla size bir zikir (kitap) gelmesine sastiniz mi?"
    • 64. Onu yalanladilar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanlari kurtardik, âyetlerimizi yalanlayanlari da suda bogduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.
    • 65. Ad kavmine de kardesleri Hûd'u (gönderdik). O dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan baska tanriniz yoktur. Hâla sakinmayacak misiniz?"
    • 66. Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancilardan saniyoruz.
    • 67. "Ey kavmim! dedi, ben beyinsiz degilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gönderdigi bir elçiyim.
    • 68. Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir ögütçüyüm.
    • 69. Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasitasiyla Rabbinizden size bir zikir (kitap) gelmesine sastiniz mi? Düsünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onlarin yerine getirdi ve yaratilista sizi onlardan üstün kildi. O halde Allah'in nimetlerini hatirlayin ki kurtulusa eresiniz."
    • 70. Dediler ki: Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarimizin tapmakta olduklarini birakmamiz için mi geldin? Eger dogrulardan isen, bizi tehdit ettigini (azabi) bize getir.
    • 71. (Hûd) dedi ki: "Üzerinize Rabbinizden bir azap ve bir hisim inmistir. Haklarinda Allah'in hiçbir delil indirmedigi, sadece sizin ve atalarinizin taktigi kuru isimler hususunda benimle tartisiyor musunuz? Bekleyin öyleyse, süphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"
    • 72. Onu ve onunla beraber olanlari rahmetimizle kurtardik ve âyetlerimizi yalanlayip da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
    • 73. Semûd kavmine de kardesleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan baska tanriniz yoktur. Size Rabbinizden açik bir delil gelmistir. O da, size bir mucize olarak Allah'in su devesidir. Onu birakin, Allah'in arzinda yesin, (içsin); ona kötülük etmeyin; sonra sizi elem verici bir azap yakalar.
    • 74. Düsünün ki, (Allah) Âd kavminden sonra yerlerine sizi getirdi. Ve yeryüzünde sizi yerlestirdi: Onun düzlüklerinde saraylar yapiyorsunuz, daglarinda evler yontuyorsunuz. Artik Allah'in nimetlerini hatirlayin da yeryüzünde fesatçilar olarak karisiklik çikarmayin.
    • 75. Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayif görülen inananlara dediler ki: Siz Salih'in, Rabbi tarafindan gönderildigini biliyor musunuz? Onlar da Süphesiz biz onunla ne gönderilmisse ona inananlariz, dediler.
    • 76. Büyüklük taslayanlar dediler ki: "Biz de sizin inandiginizi inkâr edenleriz."
    • 77. Derken o disi deveyi ayaklarini keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden disari çiktilar da: Ey Salih! Eger sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettigin azabi bize getir, dediler.
    • 78. Bunun üzerine onlarri o (gürültülü) sarsinti yakaladi da yurtlarinda diz üstü dona kaldilar.
    • 79. Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve söyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini teblig ettim ve size ögüt verdim; fakat siz ögüt verenleri sevmiyorsunuz.
    • 80. Lût'u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: "Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadigi fuhusu mu yapiyorsunuz?
    • 81. Çünkü siz, sehveti tatmin için kadinlari birakip da sehvetle erkeklere yanasiyorsunuz. Dogrusu siz taskin bir milletsiniz."
    • 82. Kavminin cevabi: Onlari (Lût'u ve taraftarlarini) memleketinizden çikarin; çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmis! demelerinden baska bir sey olmadi.
    • 83. Biz de onu ve karisindan baska aile efradini kurtardik; çünkü karisi geride kalanlardan (kâfirlerden) idi.
    • 84. Ve üzerlerine (tas) yagmuru yagdirdik. Bak ki günahkârlarin sonu nasil oldu!
    • 85. Medyen'e de kardesleri Suayb'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin ondan baska tanriniz yoktur. Size Rabbinizden açik bir delil gelmistir; artik ölçüyü, tartiyi tam yapin, insanlarin esyalarini eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayin. Eger inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayirlidir.
    • 86. Tehdit ederek, inananlari Allah yolundan alikoyarak ve o yolu egip bükmek isteyerek öyle her yolun basinda oturmayin. Düsünün ki siz az idiniz de O sizi çogaltti. Bakin ki, bozguncularin sonu nasil olmustur!
    • 87. Eger içinizden bir gurup benimle gönderilene inanir, bir gurup da inanmazsa, Allah aranizda hükmedinceye kadar bekleyin. O hakimlerin en iyisidir.
    • 88. Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey Suayb! Seni ve seninle beraber inananlari memleketimizden kesinlikle çikaracagiz veya dinimize döneceksiniz" (Suayb): Istemesek de mi? dedi.
    • 89. Dogrusu Allah bizi ondan kurtardiktan sonra tekrar sizin dininize dönersek Allah'a karsi yalan uydurmus oluruz. Rabbimiz Allah dilemis baska, yoksa ona geri dönmemiz bizim için olacak sey degildir. Rabbimizin ilmi her seyi kusatmistir. Biz sadece Allah'a dayaniriz. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasinda adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayirlisisin.
    • 90. Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Eger Suayb'e uyarsaniz o takdirde siz mutlaka ziyana ugrarsiniz.
    • 91. Derken o siddetli deprem onlari yakalayiverdi de yurtlarinda diz üstü donakaldilar.
    • 92. Suayb'i yalanlayanlar sanki yurtlarinda hiç oturmamis gibiydiler. Asil ziyana ugrayanlar Suayb'i yalanlayanlarin kendileridir.
    • 93. (Suayb), onlardan yüz çevirdi ve (içinden) dedi ki: "Ey kavmim! Ben size Rabbimin gönderdigi gerçekleri duyurdum ve size ögüt verdim. Artik kâfir bir kavme nasil acirim!"
    • 94. Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, ora halkini, (peygambere bas kaldirdiklarindan ötürü bize) yalvarip yakarsinlar diye mutlaka yoksulluk ve darlikla sikmisizdir.
    • 95. Sonra kötülügü (darligi) degistirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet çogaldilar ve: "Atalarimiz da böyle sikinti ve sevinç yasamislardi" dediler. Biz de onlari, kendileri farkina varmadan ansizin yakaladik.
    • 96. O (peygamberlerin gönderildigi) ülkelerin halki inansalar ve (günahtan) sakinsalardi, elbette onlarin üstüne gökten ve yerden nice bereket kapilari açardik, fakat yalanladilar, biz de ettikleri yüzünden onlari yakalayiverdik.
    • 97. Yoksa o ülkelerin halki geceleyin uyurlarken kendilerine azabimizin gelmeyeceginden emin mi oldular?
    • 98. Ya da o ülkelerin halki kusluk vakti eglenirlerken kendilerine azabimizin gelmeyeceginden emin mi oldular?
    • 99. Allah'in azabindan emin mi oldular? Fakat ziyana ugrayan topluluktan baskasi, Allah'in (böyle) mühlet vermesinden emin olamaz.
    • 100. Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâla su gerçek belli olmadi mi ki: Eger biz dileseydik onlari da günahlarindan dolayi musibetlere ugratirdik! Biz onlarin kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) isitmezler.
    • 101. Iste o ülkeler... Onlarin haberlerinden bir kismini sana anlatiyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçik deliller getirmislerdi. Fakat önceden yalanladiklari gerçeklere iman edecek degillerdi. Iste kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.
    • 102. Onlarin çogunda, sözünde durma diye bir sey bulamadik. Gerçek su ki, onlarin çogunu yoldan çikmis bulduk.
    • l03. Sonra onlarin ardindan Musa'yi mucizelerimizle Firavun ve kavmine gönderdik de o mucizeleri inkâr ettiler; ama, bak ki, fesatçilarin sonu ne oldu!
    • 104. Musa dedi ki : "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafindan gönderilmis bir peygamberim.
    • 105. Allah hakkinda gerçekten baskasini söylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açik bir delil getirdim; artik Israilogullarini benimle birak!"
    • 106. (Firavun) dedi ki: Eger bir mucize getirdiysen ve gerçekten dogru söylüyorsan onu göster bakalim.
    • 107. Bunun üzerine Musa asasini yere atti. O hemen apaçik bir ejderha oluverdi!
    • 108. Ve elini (cebinden) çikardi. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.
    • 109. Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdir.
    • 110. O,sizi yurdunuzdan çikarmak istiyor. Ne buyurursunuz?
    • 111. Dediler ki: Onu da kardesini de beklet; sehirlere toplayicilar (memurlar) yolla.
    • 112. Bütün bilgili sihirbazlari sana getirsinler.
    • 113. Sihirbazlar Firavun'a geldi ve: Eger üstün gelen biz olursak, bize kesin bir mükâfat var mi? dediler.
    • 114. (Firavun): Evet hem de siz mutlaka yakinlarimdan olacaksiniz, dedi.
    • 115. (Sihirbazlar), Ey Musa sen mi (önce) atacaksin, yoksa atanlar biz mi olalim? dediler.
    • 116. "Siz atin" dedi. Onlar atinca, insanlarin gözlerini büyülediler, onlari korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler.
    • 117. Biz de Musa'ya, "Asani at!" diye vahyettik. Bir de baktilar ki bu, onlarin uydurduklarini yakalayip yutuyor.
    • 118. Böylece gerçek ortaya çikti ve onlarin yapmakta olduklari yok olup gitti.
    • 119. Iste Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düserek geri döndüler.
    • 120. Sihirbazlar ise secdeye kapandilar.
    • 121."Âlemlerin Rabbine iman ettik" dediler.
    • 122. "Musa'nin ve Harun'un Rabb'ine " dediler.
    • 123. Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden ona iman mi ettiniz? Bu, hiç süphesiz sehirde, halkini oradan çikarmak için kurdugunuz bir tuzaktir. Ama yakinda (basiniza gelecekleri) göreceksiniz!
    • 124. Mutlaka ellerinizi ve ayaklarinizi çaprazlama kesecegim, sonra da hepinizi asacagim!"
    • 125. Onlar da : ''Biz zaten Rabbimize dönecegiz".dediler.
    • 126. Sen sadece Rabbimizin âyetleri bize geldiginde onlara inandigimiz için bizden intikam aliyorsun. Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabir ver, müslüman olarak canimizi al, dediler.
    • 127. Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Musa'yi ve kavmini, seni ve tanrilarini birakip yeryüzünde bozgunculuk çikarsinlar diye mi birakacaksiniz? (Firavun): "Biz onlarin ogullarini öldürüp, kadinlarini sag birakacagiz. Elbette biz onlari ezecek üstünlükteyiz" dedi.
    • 128. Musa kavmine dedi ki: "Allah'tan yardim isteyin ve sabredin. Süphesiz ki yeryüzü Allah'indir. Kullarindan diledigini ona vâris kilar. Sonuç (Allah'tan korkup günahtan) sakinanlarindir."
    • 129. Onlar da, sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de geldikten sonra da bize iskence edildi, dediler. (Musa), "Umulur ki Rabbiniz düsmaninizi helâk eder ve onlarin yerine sizi yer yüzüne hakim kilar da nasil hareket edeceginize bakar" dedi.
    • 130. Andolsun ki, biz de Firavun'a uyanlari ders alsinlar diye yillarca kuraklik ve mahsül kitligi ile cezalandirdik.
    • 131. Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, "Bu bizim hakkimizdir" derler; eger kendilerine bir fenalik gelirse Musa ve onunla beraber olanlari ugursuz sayarlardi. Bilesiniz ki, onlara gelen ugursuzluk Allah katindandir, fakat onlarin çogu bunu bilmezler.
    • 132. Ve dediler ki: "Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak degiliz."
    • 133. Biz de ayri ayri mucizeler olarak onlarin üzerine tufan, çekirge, hasere, kurbagalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladilar ve günahkâr bir kavim oldular.
    • 134. Azap üzerlerine çökünce, "Ey Musa! sana verdigi söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et; eger bizden azabi kaldirirsan, mutlaka sana inanacagiz ve muhakkak Israilogullarini seninle gönderecegiz" dediler.
    • 135. Biz, ulasacaklari bir müddete kadar onlardan azabi kaldirinca hemen sözlerinden dönüverdiler.
    • 136. Biz de âyetlerimizi yalanlamalari ve onlardan gafil kalmalari sebebiyle kendilerinden intikam aldik ve onlari denizde bogduk.
    • 137. Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurdugumuz yerin dogu taraflarina ve bati taraflarina mirasçi kildik. Sabirlarina karsilik Rabbinin Israilogullarina verdigi güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarini ve yetistirdikleri bahçeleri helâk ettik.
    • 138. Israilogullarini denizden geçirdik, orada kendilerine mahsus birtakim putlara tapan bir kavme rastladilar. Bunun üzerine: Ey Musa! Onlarin tanrilari oldugu gibi, sen de bizim için bir tanri yap! dediler. Musa: Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz, dedi.
    • 139. Süphesiz bunlarin içinde bulunduklari (din) yikilmistir, yapmakta olduklari da bâtildir.
    • 140. Musa dedi ki: Allah sizi âlemlere üstün kilmisken ben size Allah'tan baska bir tanri mi arayayim?
    • 141. Hatirlayin ki, size iskencenin en kötüsünü yapan Firavun'un adamlarindan sizi kurtardik. Onlar ogullarinizi öldürüyorlar, kadinlarinizi sag birakiyorlardi. Iste bunda size Rabbiniz tarafindan büyük bir imtihan vardir.
    • 142. (Bana ibadet etmesi için) Musa'ya otuz gece vade verdik ve ona on gece daha ilâve ettik; böylece Rabbinin tayin ettigi vakit kirk geceyi buldu. Musa, kardesi Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim yerime geç, onlari islah et, bozguncularin yoluna uyma.
    • 143. Musa tayin ettigimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konusunca "Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!" dedi. (Rabbi): "Sen beni asla göremezsin. Fakat su daga bak, eger o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!" buyurdu. Rabbi o daga tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygin düstü. Ayilinca dedi ki: Seni noksan sifatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananlarin ilkiyim.
    • 144. (Allah) Ey Musa! dedi, ben risaletlerimle (sana verdigim görevlerle) ve sözlerimle seni insanlarin basina seçtim. Sana verdigimi al ve sükredenlerden ol.
    • 145. Nasihat ve her seyin açiklamasina dair ne varsa hepsini Musa için levhalarda yazdik. (Ve dedik ki): Bunlari kuvvetle tut, kavmine de onun en güzelini almalarini emret. Yakinda size, yoldan çikmislarin yurdunu gösterecegim.
    • 146. Yeryüzünde haksiz yere böbürlenenleri âyetlerimden uzaklastiracagim. Onlar bütün mucizeleri görseler de iman etmezler. Dogru yolu görseler onu yol edinmezler. Fakat azginlik yolunu görürlerse, hemen ona saparlar. Bu durum, onlarin âyetlerimizi yalanlamalarindan ve onlardan gafil olmalarindan ileri gelmektedir.
    • 147. Halbuki âyetlerimizi ve ahirete kavusmayi yalanlayanlarin amelleri bosa çikmistir. Onlar, yapmakta olduklari amellerden baska bir sey için mi cezalandirilirlar!
    • 148. (Tûr'a giden) Musa'nin arkasindan kavmi, zinet takimlarindan, bögürebilen bir buzagi heykelini (tanri) edindiler. Görmediler mi ki o, onlarla ne konusuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu (tanri olarak) benimsediler ve zalimler oldular.
    • 149. Pisman olup da kendilerinin gerçekten sapmis olduklarini görünce dediler ki: Eger Rabbimiz bize acimaz ve bizi bagislamazsa mutlaka ziyana ugrayanlardan olacagiz!
    • 150. Musa, kizgin ve üzgün bir halde kavmine dönünce: "Benden sonra arkamdan ne kötü isler yapmissiniz! Rabbinizin emrini (beklemeyip) acele mi ettiniz?" dedi. Tevrat levhalarini yere atti ve kardesinin (Harun'un) basini tutup kendine dogru çekmeye basladi. (Kardesi): "Anam oglu! Bu kavim beni cidden zayif gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Sen de düsmanlari bana güldürme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma!" dedi.
    • 151. (Musa da) Ey Rabbim, beni ve kardesimi bagisla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin! dedi.
    • 152. Buzagiyi (tanri) edinenler var ya, iste onlara mutlaka Rablerinden bir gazap ve dünya hayatinda bir alçaklik erisecektir. Biz iftiracilari böyle cezalandiririz.
    • 153. Kötülükler yaptiktan sonra ardindan tevbe edip de iman edenlere gelince, süphesiz ki o tevbe ve imandan sonra, Rabbin elbette bagislayan ve esirgeyendir.
    • 154. Musa'nin öfkesi dinince levhalari aldi. Onlardaki yazida Rablerinden korkanlar için hidayet ve rahmet (haberi) vardi.
    • 155. Musa tayin ettigimiz vakitte kavminden yetmis adam seçti. Onlari o müthis deprem yakalayinca Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Dileseydin onlari da beni de daha önce helâk ederdin. Içimizden birtakim beyinsizlerin isledigi (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu is, senin imtihanindan baska bir sey degildir. Onunla diledigini saptirirsin, diledigini de dogru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bagisla ve bize aci! Sen bagislayanlarin en iyisisin! (Hz. Musa'nin, kavmini temsilen seçip Al lah'in huzuruna getirdigi kimseler, Allah ile kendi arasindaki konusmayi isitince, onunla yetinmediler ve: ""Ey Musa, Allah'i açikca görmedikçe sana asla inanmayacagiz"" dediler. Bunun üzerine orada siddetli bir deprem oldu ve bayilip düstüler. Hz. Musa, Allah'a yalvardi da bu afet kaldirildi.)
    • 156. Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Süphesiz biz sana döndük." Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabima ugratirim; rahmetim ise her seyi kusatir. Onu, sakinanlara, zekâti verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacagim.
    • 157. Yanlarindaki Tevrat ve Incil'de yazili bulduklari o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), iste o Peygamber onlara iyiligi emreder, onlari kötülükten meneder, onlara temiz seyleri helâl, pis seyleri haram kilar. Agirliklarini ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanip ona saygi gösteren, ona yardim eden ve onunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, iste kurtulusa erenler onlardir.
    • 158. De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'in elçisiyim. Ondan baska tanri yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah`a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanir iman edin ve O'na uyun ki dogru yolu bulasiniz.
    • 159. Musa'nin kavminden hak ile dogru yolu bulan ve onun sayesinde âdil davranan bir topluluk vardir.
    • 160. Biz Israilogullarini oymaklar halinde oniki kabileye ayirdik. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa'ya, "Asani tasa vur!" diye vahyettik. Derhal ondan oniki pinar fiskirdi. Her kabile içecegi yeri belledi. Sonra üzerlerine bulutla gölge yaptik, onlara kudret helvasi ve bildircin eti indirdik. (Onlara dedik ki) "Size verdigimiz riziklarin temizlerinden yeyin. "Ama onlar (emirlerimizi dinlememekle) bize degil kendilerine zulmediyorlardi.
    • 161. Onlara denildi ki : Su sehirde (Kudüs'te) yerlesin, ondan (nimetlerinden) dilediginiz gibi yeyin, "bagislanmak istiyoruz" deyin ve kapidan egilerek girin ki hatalarinizi bagislayalim. Iyilik yapanlara ileride ihsanimizi daha da artiracagiz.
    • 162. Fakat onlardan zalim olanlar, sözü, kendilerine söylenenden baskasiyla degistirdiler. Biz de zulmetmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir azap gönderdik.
    • 163. Onlara, deniz kiyisinda bulunan sehir halkinin durumunu sor. Hani onlar cumartesi gününe saygisizlik gösterip haddi asiyorlardi. Çünkü cumartesi tatili yaptiklari gün, baliklar meydana çikarak akin akin onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadiklari gün de gelmezlerdi. Iste böylece biz, yoldan çikmalarindan dolayi onlari imtihan ediyorduk.
    • 164. Içlerinden bir topluluk: "Allah'in helâk edecegi yahut siddetli bir sekilde azap edecegi bir kavme ne diye ögüt veriyorsunuz?" dedi. (Ögüt verenler) dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakinirlar ümidiyle (ögüt veriyoruz).
    • 165. Onlar kendilerine yapilan uyarilari unutunca, biz de kötülükten men edenleri kurtardik, zulmedenleri de yapmakta olduklari kötülüklerden ötürü siddetli bir azap ile yakaladik.
    • 166. Kibirlenip de kendilerine yasak edilen seylerden vazgeçmeyince onlara: Asagilik maymunlar olun! dedik.
    • 167. Rabbin, elbette kiyamet gününe kadar onlara en kötü eziyeti yapacak kimseler gönderecegini ilân etti. Süphesiz Rabbin cezayi çabuk verendir. Ve O çok bagislayan, pek esirgeyendir.
    • 168. Onlari (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne dagittik. Onlardan iyi kimseler vardir, yine onlardan bundan asagida olanlari da vardir. (Kötülüklerinden) belki dönerler diye onlari iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
    • 169. Onlarin ardindan da (âyetleri tahrif karsiliginda) su degersiz dünya malini alip, nasil olsa bagislanacagiz, diyerek Kitab'a vâris olan birtakim kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alirlar. Peki, Kitap'ta Allah hakkinda gerçekten baska bir sey söylemeyeceklerine dair onlardan söz alinmamis miydi ve onlar Kitap'takini okumamislar miydi? Âhiret yurdu sakinanlar için daha hayirlidir. Hâla akliniz ermiyor mu?
    • 170. Kitab'a simsiki sarilip namazi dosdogru kilanlar var ya, iste biz böyle iyilige çalisanlarin ecrini zayi etmeyiz.
    • 171. Bir zamanlar dagi Israilogullarinin üzerine gölge gibi kaldirdik da üstlerine düsecek sandilar. "Size verdigimi (Kitab'i) kuvvetle tutun ve içinde olani hatirlayin ki korunasiniz" dedik.
    • 172. Kiyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem ogullarindan, onlarin bellerinden zürriyetlerini çikardi, onlari kendilerine sahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz degil miyim? (Onlar da), Evet (buna) sâhit olduk, dediler.
    • 173. Yahut "Daha önce babalarimiz Allah'a ortak kostu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onlarin izinden gittik). Bâtil isleyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?" dememeniz için (böyle yaptik).
    • 174. Belki inkârdan dönerler diye âyetleri böyle ayrintili bir sekilde açikliyoruz.
    • 175. Onlara (yahudilere), kendisine âyetlerimizden verdigimiz ve fakat onlardan siyrilip çikan, o yüzden de seytanin takibine ugrayan ve sonunda azginlardan olan kimsenin haberini oku.
    • 176. Dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandi ve hevesinin pesine düstü. Onun durumu tipki köpegin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çikarip solur, biraksan da dilini sarkitip solur. Iste âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kissayi anlat; belki düsünürler.
    • 177. Âyetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmis olan kavmin durumu ne kötüdür!
    • 178. Allah kimi hidayete erdirirse, dogru yolu bulan odur. Kimi de sasirtirsa, iste asil ziyana ugrayanlar onlardir.
    • 179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçogunu cehennem için yaratmisizdir. Onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gözleri vardir, onlarla görmezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler. Iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da saskindirlar. Iste asil gafiller onlardir.
    • 180. En güzel isimler (el-esmâü'l-hüsnâ) Allah'indir. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkinda egri yola gidenleri birakin. Onlar yapmakta olduklarinin cezasina çarptirilacaklardir.
    • 181. Yarattiklarimizdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet bulunur.
    • 182. Âyetlerimizi yalanlayanlari, hiç bilmeyecekleri yerden yavas yavas helâke götürecegiz.
    • 183. Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.
    • 184. Düsünmediler mi ki, arkadaslarinda (Muhammed'de) delilik yoktur? O, ancak apaçik bir uyaricidir.
    • 185. Göklerin ve yerin hükümranligina, Allah'in yarattigi her seye ve ecellerinin yaklasmis olabilecegine bakmadilar mi? O halde Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar?
    • 186. Allah kimi sasirtirsa, artik onun için yol gösteren yoktur. Ve onlari azginliklari içinde saskin olarak birakir.
    • 187. Sana kiyameti, ne zaman gelip çatacagini soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katindadir. Onun vaktini O'ndan baskasi açiklayamaz. O göklere de yere de agir gelmistir. O size ansizin gelecektir. Sanki sen onu biliyormussun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah'in katindadir; ama insanlarin çogu bilmezler.
    • 188. De ki: "Ben, Allah'in dilediginden baska kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip degilim. Eger ben gaybi bilseydim elbette daha çok hayir yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalik dokunmazdi. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarici ve müjdeleyiciyim."
    • 189. Sizi bir tek candan (Âdem'den) yaratan, ondan da yaninda huzur bulsun diye esini (Havva'yi) yaratan O'dur. Esi ile (birlesince) esi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldi). Onu bir müddet tasidi. Hamileligi agirlasinca, Rableri Allah'a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak sükredenlerden olacagiz, diye dua ettiler.
    • 190. Fakat (Allah) onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdigi bu çocuk hakkinda (sonradan insanlar) Allah'a ortak kostular. Allah ise onlarin ortak kostugu seyden yücedir.
    • 191. Kendileri yaratildigi halde hiçbir seyi yaratamayan varliklari (Allah'a) ortak mi kosuyorlar?
    • 192. Halbuki (putlar) ne onlara bir yardim edebilirler ne de kendilerine bir yardimlari olur.
    • 193. Onlari dogru yola çagirirsaniz size uymazlar; onlari çagirsaniz da, sukût etseniz de sizin için birdir.
    • 194. (Ey kâfirler!) Allah'i birakip da taptiklariniz sizler gibi kullardir. (Onlarin tanriligi hakkinda iddianizda) dogru iseniz, onlari çagirin da size cevap versinler!
    • 195. Onlarin yürüyecekleri ayaklari mi var, yoksa tutacaklari elleri mi var veya görecekleri gözleri mi var yahut isitecekleri kulaklari mi var (neleri var)? De ki: "Ortaklarinizi çagirin, sonra bana (istediginiz) tuzagi kurun ve bana göz bile açtirmayin!"
    • 196. Süphesiz ki, benim koruyanim Kitab'i indiren Allah'tir. Ve O bütün salih kullarini görüp gözetir.
    • 197. Allah'in disinda taptiklarinizin ne size yardima güçleri yeter ne de kendilerine yardim edebilirler.
    • 198. Onlari dogru yola çagirmis olsaniz isitmezler. Ve onlari sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.
    • 199. (Resûlüm!) Sen afyolunu tut, iyiligi emret ve cahillerden yüz çevir.
    • 200. Eger seytanin fitlemesi seni dürterse hemen Allah'a sigin. Çünkü O, isitendir, bilendir.
    • 201. Takvâya erenler var ya, onlara seytan tarafindan bir vesvese dokundugunda (Allah'in emir ve yasaklarini) hatirlayip hemen gerçegi görürler.
    • 202. (Seytanlarin) dostlarina gelince, seytanlar onlari azginliga sürüklerler. Sonra da yakalarini birakmazlar.
    • 203. Onlara bir mucize getirmedigin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya! derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarim. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardir); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.
    • 204. Kur'an okundugu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.
    • 205. Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah aksam Rabbini an. Gafillerden olma.
    • 205. Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah aksam Rabbini an. Gafillerden olma.
    • 206. Kuskusuz Rabbin katindakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve yalniz O'na secde ederler.
     
  8. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 8-el-ENFÂL
    • Enfâl sûresi, 75 (yetmisbes) âyettir. 30 ilâ 36. âyetler Mekke'de, digerleri Medine'de inmistir. Enfâl, ziyade manasina gelen "nefl" kelimesinin çoguludur. Islâm dinini savunmak için yapilan savaslarda elde edilen sevaba ek olarak alinan ganimet malina da "nefl" denilmistir. Sûrenin birinci âyetinde savastan elde edilen ganimetlerin Allah ve Resûlüne ait oldugu ifade edildigi için sûreye bu ad verilmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla
    • 1. Sana savas ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranizi düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
    • 2. Müminler ancak, Allah anildigi zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'in âyetleri okundugunda imanlarini artiran ve yalniz Rablerine dayanip güvenen kimselerdir.
    • 3. Onlar namazlarini dosdogru kilan ve kendilerine rizik olarak verdigimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir.
    • 4. Iste onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katinda nice dereceler, bagislanma ve tükenmez bir rizik vardir.
    • 5. (Onlarin bu hali,) müminlerden bir gurup kesinlikle istemedigi halde, Rabbinin seni evinden hak ugruna çikardigi (zamanki halleri) gibidir.
    • 6. Hak ortaya çiktiktan sonra sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmis gibi (cihad hususunda) seninle tartisiyorlardi.
    • 7. Hatirlayin ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureys ordusundan) birinin sizin oldugunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olanin (kervanin) sizin olmasini istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakki gerçeklestirmek ve (Kureys ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardini kesmek istiyordu.
    • 8. (Bunlar,) günahkârlar istemese de hakki gerçeklestirmek ve bâtili ortadan kaldirmak içindi.
    • 9. Hatirlayin ki, siz Rabbinizden yardim istiyordunuz. O da, ben pespese gelen bin melek ile size yardim edecegim, diyerek duanizi kabul buyurdu.
    • 10. Allah bunu (meleklerle yardimi) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yatissin diye yapmisti. Zaten yardim yalniz Allah tarafindandir. Çünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
    • 11. O zaman katindan bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya daldiriyordu; sizi temizlemek, seytanin pisligini (verdigi vesveseyi) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine baglamak ve savasta sebat ettirmek için üzerinize gökten bir su (yagmur) indiriyordu.
    • l2. Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüregine korku salacagim; vurun boyunlarina! Vurun onlarin bütün parmaklarina! diye vahyediyordu.
    • l3. Bu söylenenler, onlarin Allah'a ve Resûlüne karsi gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah ve Resûlüne karsi gelirse, bilsin ki Allah, azabi siddetli olandir.
    • 14. Iste bu yenilgi size Allah'in azabi! Simdilik onu tadin! Kâfirlere bir de cehennem atesinin azabi vardir.
    • 15. Ey müminler! Toplu halde kâfirlerle karsilastiginiz zaman onlara arkanizi dönmeyin. (Korkup kaçmayin).
    • 16. Tekrar savasmak için bir tarafa çekilme veya diger bölüge ulasip mevzi tutma durumu disinda, kim öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'in gazabini hak etmis olarak döner. Onun yeri de cehennemdir. Orasi, varilacak ne kötü yerdir!
    • 17. (Savasta) onlari siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onlari; attigin zaman da sen atmadin, fakat Allah atti (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapti). Süphesiz Allah isitendir, bilendir.
    • 18. Bu böyledir. Süphesiz Allah, kâfirlerin tuzagini bozar.
    • 19. (Ey kâfirler!) Eger siz fetih istiyorsaniz, iste size fetih geldi! (Yenelim derken yenildiniz.) Ve eger (inkardan) vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir. Yine (Peygamber'e düsmanliga) dönerseniz, biz de (ona) yardima döneriz. Toplulugunuz çok bile olsa, sizden hiçbir seyi savamaz. Çünkü Allah müminlerle beraberdir.
    • 20. Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlüne itaat edin, isittiginiz halde O'ndan yüz çevirmeyin.
    • 21. Isitmedikleri halde isittik diyenler gibi olmayin.
    • 22. Süphesiz Allah katinda hayvanlarin en kötüsü, düsünmeyen sagirlar ve dilsizlerdir.
    • 23. Allah onlarda bir hayir görseydi elbette onlara isittirirdi. Fakat isittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.
    • 24. Ey inananlar! Hayat verecek seylere sizi çagirdigi zaman, Allah ve Resûlüne uyun. Ve bilin ki, Allah kisi ile onun kalbi arasina girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksiniz.
    • 25. Bir de öyle bir fitneden sakinin ki o, içinizden sadece zulmedenlere erismekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perisan eder). Biliniz ki, Allah'in azabi siddetlidir.
    • 26. Hatirlayin ki, bir zaman siz yeryüzünde âciz taninan az (bir toplum) idiniz; insanlarin sizi kapip götürmesinden korkuyordunuz da sükredesiniz diye Allah size yer yurt verdi; yardimiyla sizi destekledi ve size temizinden riziklar verdi.
    • 27. Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmis olursunuz.
    • 28. Biliniz ki, mallariniz ve çocuklariniz birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah'in katindadir.
    • 29. Ey iman edenler! Eger Allah'tan korkarsaniz O, size iyi ile kötüyü ayirdedecek bir anlayis verir, suçlarinizi örter ve sizi bagislar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.
    • 30. Hatirla ki, kâfirler seni tutup baglamalari veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çikarmalari için sana tuzak kuruyorlardi. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranlarin en iyisidir.
    • 31. Onlara âyetlerimiz okundugu zaman dediler ki: "(Evet) isittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarindan baska bir sey degildir."
    • 32. Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'im! Eger bu Kitap senin katindan gelmis bir gerçekse üzerimize gökten tas yagdir, yahut bize elem verici bir azap getir! demislerdi.
    • 33. Halbuki sen onlarin içinde iken Allah, onlara azap edecek degildir. Ve onlar magfiret dilerlerken de Allah onlara azap edici degildir.
    • 34. Onlar Mescid-i Haram'in mütevellîleri olmadiklari halde (müminleri) oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranin mütevellîleri takvâ sahiplerinden baskalari degildir. Fakat onlarin çogu bunu bilmez.
    • 35. Onlarin Beytullah yanindaki dualari da islik çalmak ve el çirpmaktan baska bir sey degildir. (Ey kâfirler!) Inkâr etmekte oldugunuz seylerden ötürü simdi azabi tadin!
    • 36. Süphesiz ki inkâr edenler mallarini, (insanlari) Allah yolundan alikoymak için harciyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acisi olacak ve en sonunda maglûp olacaklardir. Kâfirlikte israr edenler ise cehenneme toplanacaklardir.
    • 37. (Bu toplama) Allah'in murdari temizden ayiklamasi (mümini kâfirden ayirmasi) ve bütün murdarlarin bir kismini diger bir kisminin üstüne koyup hepsini yigarak cehenneme atmasi içindir. Iste onlar ziyana ugrayanlarin kendileridir.
    • 38. Inkâr edenlere, (sana düsmanliktan) vazgeçerlerse, geçmis günahlarinin bagislanacagini söyle. Yok geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir!
    • 39. Fitne ortadan kalkincaya ve din tamamen Allah'in oluncaya kadar onlarla savasin! (Inkâra) son verirlerse süphesiz ki Allah onlarin yaptiklarini çok iyi görür.
    • 40. Eger (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardimcidir!.
    • 4l. Eger Allah'a ve hak ile bâtilin ayrildigi gün, iki ordunun birbiri ile karsilastigi gün (Bedir savasinda) kulumuza indirdigimize inanmissaniz, bilin ki, ganimet olarak aldiginiz herhangi bir seyin beste biri Allah'a, Resulüne, onun akrabalarina yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her seye hakkiyla kadirdir.
    • 42. Hatirlayin ki, (Bedir savasinda) siz vâdinin yakin kenarinda (Medine tarafinda) idiniz, onlar da uzak kenarinda (Mekke tarafinda) idiler. Kervan da sizden daha asagida (deniz sahilinde) idi. Eger (savas için) sözlesmis olsaydiniz, sözlestiginiz vakit hususunda ihtilâfa düserdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olanin açik bir delille (gözüyle gördükten sonra) helâk olmasi, yasayanin da açik bir delille yasamasi için (böyle yapti). Çünkü Allah hakkiyla isitendir, bilendir.
    • 43. Hatirla ki, Allah, uykunda sana onlari az gösterdi. Eger onlari sana çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu is hakkinda münakasaya girisecektiniz. Fakat Allah (sizi bundan) kurtardi. Süphesiz O, kalplerin özünü bilir.
    • 44. Allah, olacak bir isi yerine getirmek için (savas alaninda) karsilastiginiz zaman onlari sizin gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onlarin gözlerinde azaltiyordu. Bütün isler Allah'a döner.
    • 45. Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karsilastiginiz zaman sebat edin ve Allah'i çok anin ki basariya erisesiniz.
    • 46. Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekismeyin; sonra korkuya kapilirsiniz da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
    • 47. Çalim satmak, insanlara gösteris yapmak ve (insanlari) Allah yolundan alikoymak için yurtlarindan çikanlar (kâfirler) gibi olmayin. Allah onlarin yaptiklarini çepeçevre kusatmistir.
    • 48. Hani seytan onlara yaptiklarini güzel gösterdi de: Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, süphesiz ben de sizin yardimcinizim, dedi. Fakat iki ordu birbirini görünce ardina döndü ve: Ben sizden uzagim, ben sizin göremediklerinizi (melekleri) görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'in azabi siddetlidir, dedi.
    • 49. O zaman münafiklarla kalplerinde hastalik bulunanlar, (sizin için), "Bunlari, dinleri aldatmis" diyorlardi. Halbuki kim Allah'a dayanirsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip kilacak O'dur. Yoksa ordularin sayi ve techizat üstünlügü degildir).
    • 50. Melekler yüzlerine ve arkalarina vurarak ve "Tadin yakici cehennem azabini" (diyerek) o kâfirlerin canlarini alirken onlari bir görseydin!
    • 51. Iste bu, ellerinizle yaptiginiz yüzündendir, yoksa Allah kullara zulmedici degildir.
    • 52. (Bunlarin gidisati) tipki Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidisati gibidir. (Onlar da) Allah'in âyetlerini inkâr etmislerdi de Allah onlari günahlari sebebiyle yakalamisti. Allah güçlüdür. O'nun cezasi siddetlidir.
    • 53. Bu da, bir millet kendilerinde bulunani (güzel ahlâk ve meziyetleri) degistirinceye kadar Allah'in onlara verdigi nimeti degistirmeyeceginden dolayidir. Gerçekten Allah isitendir, bilendir.
    • 54. (Evet bunlarin durumu), Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumuna benzer. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamislardi; biz de onlari günahlarindan ötürü helâk etmistik ve Firavun ailesini (denizde) bogmustuk. Hepsi de zalimler idiler.
    • 55. Allah katinda, yürüyen canlilarin en kötüsü kâfir olanlardir. Çünkü onlar iman etmezler.
    • 56. Onlar, kendileriyle antlasma yaptigin, sonra her defasinda hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir.
    • 57. Eger savasta onlari yakalarsan, ibret almalari için onlar ile (onlara verecegin ceza ile) arkalarinda bulunan kimseleri de dagit.
    • 58. (Antlasma yaptigin) bir kavmin hainlik yapmasindan korkarsan, sen de (onlarla yaptigin ahdi) ayni sekilde bozdugunu kendilerine bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.
    • 59. Inkâr edenler yakayi kurtardiklarini sanmasinlar. Çünkü onlar (bizi) âciz birakamazlar.
    • 60. Onlara (düsmanlara) karsi gücünüz yettigi kadar kuvvet ve cihad için baglanip beslenen atlar hazirlayin, onunla Allah'in düsmanini, sizin düsmaninizi ve onlardan baska sizin bilmediginiz, Allah'in bildigi (düsman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsaniz size eksiksiz ödenir, siz asla haksizliga ugratilmazsiniz.
    • 61. Eger onlar barisa yanasirlarsa sen de ona yanas ve Allah'a tevekkül et, çünkü O isitendir, bilendir.
    • 62. Eger sana hile yapmak isterlerse, sunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardimiyla ve müminlerle destekleyendir.
    • 63. Ve (Allah), onlarin kalplerini birlestirmistir. Sen yeryüzünde bulunan her seyi verseydin, yine onlarin gönüllerini birlestiremezdin, fakat Allah onlarin aralarini bulup kaynastirdi. Çünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
    • 64. Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter.
    • 65. Ey Peygamber! Müminleri savasa tesvik et. Eger sizden sabirli yirmi kisi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eger sizden yüz kisi olursa, kâfir olanlardan bin kisiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
    • 66. Simdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayiflik oldugunu bildi. O halde sizden sabirli yüz kisi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kisiye galip gelir. Ve eger sizden bin kisi olursa, Allah'in izniyle (onlardan) ikibin kisiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.
    • 67. Yeryüzünde agir basincaya (küfrün belini kirincaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunmasi yarasmaz. Siz geçici dünya malini istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
    • 68. Allah tarafindan önceden verilmis bir hüküm olmasaydi, aldiginiz fidyeden ötürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.
    • 69. Artik elde ettiginiz ganimetten helâl ve temiz olarak yeyin. Ve Allah'tan korkun. Süphesiz ki Allah bagislayan, merhamet edendir.
    • 70. Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eger Allah kalplerinizde hayir oldugunu bilirse, sizden alinandan (fidyeden) daha hayirlisini size verir ve sizi bagislar. Çünkü Allah bagislayandir, esirgeyendir.
    • 71. Eger sana hainlik etmek isterlerse (üzülme, çünkü) daha önce Allah'a da hainlik etmislerdi de Allah onlara karsi sana imkân ve kudret vermisti. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
    • 72. Iman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallariyla, canlariyla cihad edenler ve (muhacirleri) barindirip yardim edenler var ya, iste onlarin bir kismi diger bir kisminin dostlaridir. Iman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onlarin mirasindan hiçbir pay yoktur. Eger onlar din hususunda sizden yardim isterlerse, sizinle aralarinda sözlesme bulunan bir kavim aleyhine olmaksizin (o müslümanlara) yardim etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarinizi hakkiyla görmektedir.
    • 73. Kâfir olanlar da birbirlerinin yardimcilaridir. Eger siz onu (Allah'in emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.
    • 74. Iman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barindiran ve yardim edenler var ya, iste gerçek müminler onlardir.
    • Onlar için magfiret ve bol rizik vardir.
    • 75. Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'in kitabina göre yakin akrabalar birbirlerine (vâris olmaga) daha uygundur. Süphesiz ki Allah her seyi bilendir.
     
  9. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 9-et-TEVBE
    • Tevbe sûresi, 129 (yüzyirmidokuz) âyettir. 128 ve 129. âyetler Mekke'de, digerleri Medine'de inmistir. 104. âyet tevbe ile ilgili oldugu için sûreye bu isim verilmistir. Sûrenin bundan baska birçok ismi olup en meshuru Berâe'dir. Bu sûrenin Enfâl sûresi'nin devami veya basli basina bir sûre olup olmadigi hakkinda ihtilâf oldugu için basinda Besmele yazilmamistir. Hicretin dokuzuncu yilinda Hz. Ebu Bekir, hac emîri olarak tayin edilmis ve müslümanlar hacca gönderilmisti. Bu sûre inince Resûlullah (s. a.) Allah'in emirlerini hacdaki insanlara teblig etmesi için Hz. Ali'yi görevlendirdi. Hz. Ali hac kafilesine ulastiginda Hz. Ebu Bekir, "Amir olarak mi geldin, yoksa memur olarak mi?" diye sordu; Hz. Ali, sadece sûreyi Mekke'de hacilara teblig ile me'mûr oldugunu bildirdi. Hz. Ali bayramin birinci günü Akabe Cemresi yaninda ayaga kalkarak kendisinin Peygamber tarafindan gönderilmis bir elçi oldugunu bildirdi ve bir hutbe okudu, sonra da bu sûrenin basindan 30 veya 40 âyet okuyarak dedi ki: "Dört seyi teblige memurum: 1. Bu yildan sonra Kâbe'ye hiçbir müsrik yaklasmayacak, 2. Hiç kimse çiplak olarak Kâbe'yi ziyâret etmeyecek, 3. Müminden baskasi cennete girmeyecek, 4. Müsrik kabileler tarafindan bozulmamis antlasmalar, antlasma süresinin sonuna kadar yürürlükte kalacak."
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla
    • 1. Allah ve Resûlünden kendileriyle antlasma yapmis oldugunuz müsriklere bir ihtar!
    • 2. (Ey müsrikler!) Yeryüzünde dört ay daha dolasin. Iyi bilin ki siz Allah'i âciz birakacak degilsiniz; Allah ise kâfirleri rezil (ve perisan) edecektir.
    • 3. Hacc-i ekber (en büyük hac) gününde Allah ve Resûlünden insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü müsriklerden uzaktir. Eger tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayirlidir. Ve eger yüz çevirirseniz bilin ki, siz Allah'i âciz birakacak degilsiniz. (Ey Muhammed)! o kâfirlere elem verici bir azabi müjdele!
    • 4. Ancak kendileriyle antlasma yaptiginiz müsriklerden (antlasma sartlarina uyan) hiçbir seyi size eksik birakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çikmayanlar (bu hükmün) disindadir. Onlarin antlasmalarini, süreleri bitinceye kadar tamamlayiniz. Allah (haksizliktan) sakinanlari sever.
    • 5. Haram aylar çikinca müsrikleri buldugunuz yerde öldürün; onlari yakalayin, onlari hapsedin ve onlari her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eger tevbe eder, namazi dosdogru kilar, zekâti da verirlerse artik yollarini serbest birakin. Allah yarligayan, esirgeyendir.
    • 6. Ve eger müsriklerden biri senden aman dilerse, Allah'in kelâmini isitip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacagi bir yere ulastir. Iste bu (müsamaha), onlarin, bilmeyen bir kavim olmalarindan dolayidir.
    • 7. Mescid-i Haram'in yaninda kendileriyle antlasma yaptiklarinizin disinda müsriklerin Allah ve Resûlü yaninda nasil (muteber) bir ahdi olabilir? Onlar size karsi dürüst davrandiklari müddetçe siz de onlara dürüst davranin. Çünkü Allah (ahdi bozmaktan) sakinanlari sever.
    • 8. Nasil olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakkinizda ne ahit, ne de antlasma gözetirlerdi. Onlar agizlariyla sizi razi ediyorlar, halbuki kalpleri (buna) karsi çikiyor. Çünkü onlarin çogu yoldan çikmislardir.
    • 9. Allah'in âyetlerine karsilik az bir degeri (dünya malini ve nefsânî istekleri) satin aldilar da (insanlari) O'nun yolundan alikoydular. Gerçekten onlarin yapmakta olduklari seyler ne kötüdür!
    • 10. Bir mümin hakkinda ne ahit tanirlar ne de antlasma. Çünkü onlar saldirganlarin kendileridir.
    • 11. Fakat tevbe eder, namaz kilar ve zekât verirlerse, artik onlar dinde kardeslerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açikliyoruz.
    • 12. Eger antlasmalarindan sonra yeminlerini bozarlar, ve dininize saldirirlarsa, küfrün önderlerine karsi savasin. Çünkü onlar yeminleri olmayan adamlardir. (Onlara karsi savasirsaniz) umulur ki küfre son verirler.
    • 13. (Ey müminler!) verdikleri sözü bozan, Peygamber'i (yurdundan) çikarmaya kalkisan ve ilk önce size karsi savasa baslamis olan bir kavme karsi savasmayacak misiniz; yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eger (gerçek) müminler iseniz, bilin ki, Allah, kendisinden korkmaniza daha lâyiktir.
    • 14. Onlarla savasin ki, Allah sizin ellerinizle onlari cezalandirsin; onlari rezil etsin; sizi onlara galip kilsin ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsin.
    • 15. Ve onlarin (müminlerin) kalplerinden öfkeyi gidersin. Allah dilediginin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
    • 16. Yoksa, Allah, sizden, cihad edip Allah, peygamber ve müminlerden baskasini kendilerine sirdas edinmeyenleri ortaya çikarmadan birakilacaginizi mi sandiniz? Allah yaptiklarinizdan haberdardir.
    • 17. Allah'a ortak kosanlar, kendilerinin kâfirligine bizzat kendileri sahitlik ederlerken, Allah'in mescitlerini imar etme selâhiyetleri yoktur. Onlarin bütün isleri bosa gitmistir. Ve onlar ateste ebedî kalacaklardir.
    • 18. Allah'in mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazi dosdogru kilan, zekâti veren ve Allah'tan baskasindan korkmayan kimseler imar eder. Iste dogru yola ermislerden olmalari umulanlar bunlardir.
    • 19. (Ey müsrikler!) Siz hacilara su vermeyi ve Mescid-i Haram'i onarmayi, Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imani ile bir mi tutuyorsunuz? Halbuki onlar Allah katinda esit degillerdir. Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez.
    • 20. Iman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallariyla, canlariyla cihad edenler, rütbe bakimindan Allah katinda daha üstündürler. Kurtulusa erenler de iste onlardir.
    • 21. Rableri onlara, tarafindan bir rahmet ve hosnutluk ile, kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.
    • 22. Onlar orada ebedî kalacaklardir. Süphesiz ki Allah katinda büyük mükâfat vardir.
    • 23. Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir.
    • 24. De ki: Eger babalariniz, ogullariniz, kardesleriniz, esleriniz, hisim akrabaniz kazandiginiz mallar, kesada ugramasindan korktugunuz ticaret, hoslandiginiz meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artik Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsiklar toplulugunu hidayete erdirmez.
    • 25. Andolsun ki Allah, birçok yerde (savas alanlarinda) ve Huneyn savasinda size yardim etmisti. Hani çoklugunuz size kendinizi begendirmis, fakat sizi hezimete ugramaktan kurtaramamisti. Yeryüzü bütün genisligine ragmen size dar gelmisti, sonunda (bozularak) gerisin geri dönmüstünüz.
    • 26.Sonra Allah, Resûl'ü ile müminler üzerine sekînetini (sükûnet ve huzur duygusu) indirdi, sizin görmediginiz ordular (melekler) indirdi de kâfirlere azap etti. Iste bu, o kâfirlerin cezasidir.
    • 27. Sonra Allah, bunun ardindan yine dilediginin tevbesini kabul eder. Zira Allah bagislayan, esirgeyendir.
    • 28. Ey iman edenler! Müsrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yillarindan sonra Mescid-i Haram'a yaklasmasinlar. Eger yoksulluktan korkarsaniz, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Süphesiz Allah iyi bilendir, hikmet sahibidir.
    • 29. Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kildigini haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savasin.
    • 30. Yahudiler, Uzeyr Allah'in ogludur, dediler. Hiristiyanlar da, Mesîh (Isa) Allah'in ogludur dediler. Bu onlarin agizlariyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmus kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onlari kahretsin! Nasil da (haktan bâtila) döndürülüyorlar!
    • 31. (Yahudiler) Allah'i birakip bilginlerini (hahamlarini); (hiristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oglu Mesîh'i (Isa'yi) rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan baska tanri yoktur. O, bunlarin ortak kostuklari seylerden uzaktir.
    • 32. Allah'in nûrunu agizlariyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoslanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.
    • 33. O (Allah), müsrikler hoslanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kilmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir.
    • 34. Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçogu insanlarin mallarini haksiz yollardan yerler ve (insanlari) Allah yolundan engellerler. Altin ve gümüsü yigip da onlari Allah yolunda harcamayanlar yok mu, iste onlara elem verici bir azabi müjdele!
    • 35. (Bu paralar) cehennem atesinde kizdirilip bunlarla onlarin alinlari, yanlari ve sirtlari daglanacagi gün (onlara denilir ki): "Iste bu kendiniz için biriktirdiginiz servettir. Artik yigmakta oldugunuz seylerin (azabini) tadin!"
    • 36. Gökleri ve yeri yarattigi günde Allah'in yazisina göre Allah katinda aylarin sayisi on iki olup, bunlardan dördü haram aylaridir. Iste bu dogru hesaptir. O aylar içinde (Allah'in koydugu yasagi çigneyerek) kendinize zulmetmeyin ve müsrikler nasil sizinle topyekün savasiyorlarsa siz de onlara karsi topyekün savasin ve bilin ki Allah (kötülükten) sakinanlarla beraberdir.
    • 37. (Haram aylari) ertelemek, sadece kâfirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kâfir olanlar saptirilir. Allah'in haram kildiginin sayisini bozmak ve O'nun haram kildigini helâl kilmak için (haram ayini) bir yil helâl sayarlar, biryil da haram sayarlar. (Böylece) onlarin kötü isleri kendilerine güzel gösterilmistir. Allah kâfirler toplulugunu hidayete erdirmez.
    • 38. Ey iman edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savasa çikin!" denildigi zaman yere çakilip kaliyorsunuz? Dünya hayatini ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatinin faydasi ahiretin yaninda pek azdir.
    • 39. Eger (gerektiginde savasa) çikmazsaniz, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezalandirir ve yerinize sizden baska bir kavim getirir; siz (savasa çikmamakla) O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her seye kadirdir.
    • 40. Eger siz ona (Resûlullah'a) yardim etmezseniz (bu önemli degil); ona Allah yardim etmistir: Hani, kâfirler onu, iki kisiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) çikarmislardi; hani onlar magaradaydi; o, arkadasina. Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet saglayan) emniyetini indirdi, onu sizin görmediginiz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanlarin sözünü alçaltti. Allah'in sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir.
    • 41. (Ey müminler!) Gerek hafif, gerek agir olarak savasa çikin, mallarinizla ve canlarinizla Allah yolunda cihad edin. Eger bilirseniz, bu sizin için daha hayirlidir.
    • 42. Eger yakin bir dünya mali ve kolay bir yolculuk olsaydi (o münafiklar) mutlaka sana uyup pesinden gelirlerdi. Fakat mesakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çikardik" diye kendilerini helâk edercesine Allah'a yemin edecekler. Halbuki Allah onlarin mutlaka yalanci olduklarini biliyor.
    • 43. Allah seni affetti. Fakat dogru söyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancilari bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?
    • 44. Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallariyla canlariyla savasmaktan (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah takvâ sahiplerini pek iyi bilir.
    • 45. Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri süpheye düsüp, kuskulari içinde bocalayanlar senden izin isterler.
    • 46. Eger onlar (savasa) çikmak isteselerdi elbette bunun için bir hazirlik yaparlardi. Fakat Allah onlarin davranislarini çirkin gördü ve onlari geri koydu; onlara "Oturanlarla (kadin ve çocuklarla) beraber oturun!" denildi.
    • 47. Eger içinizde (onlar da savasa) çiksalardi, size bozgunculuktan baska bir katkilari olmazdi ve mutlaka fitne çikarmak isteyerek aranizda kosarlardi. Içinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardir. Allah zalimleri gayet iyi bilir.
    • 48. Andolsun onlar önceden de fitne çikarmak istemisler ve sana nice isler çevirmislerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'in emri yerini buldu.
    • 49. Onlardan öylesi de var ki: "Bana izin ver, beni fitneye düsürme" der. Bilesiniz ki onlar zaten fitneye düsmüslerdir. Cehennem, kâfirleri mutlaka kusatacaktir.
    • 50. Eger sana bir iyilik erisirse, bu onlari üzer. Ve eger basina bir musibet gelirse, "Iyi ki biz daha önce tedbirimizi almisiz" derler ve böbürlenerek dönüp giderler.
    • 51. De ki: Allah'in bizim için yazdigindan baskasi bize asla erismez. O bizim mevlâmizdir. Onun için müminler yalniz Allah'a dayanip güvensinler.
    • 52. De ki: Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah'in, ya kendi katindan veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin; süphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz.
    • 53. De ki: Ister gönüllü verin ister gönülsüz, sizden (sadaka) asla kabul olunmayacaktir. Çünkü siz yoldan çikan bir topluluk oldunuz.
    • 54. Onlarin harcamalarinin kabul edilmesini engelleyen, onlarin Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üsenerek gelmeleri ve istemeyerek harcamalarindan baska bir sey degildir.
    • 55. (Ey Muhammed!) Onlarin mallari ve çocuklari seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayatinda onlarin azaplarini çogaltmayi ve onlarin kâfir olarak canlarinin çikmasini istiyor.
    • 56. (0 münafiklar) mutlaka sizden olduklarina dair Allah'a yemin ederler. Halbuki onlar sizden degillerdir, fakat onlar (kiliçlarinizdan) korkan bir toplumdur.
    • 57. Eger siginacak bir yer yahut (barinabilecek) magaralar veya (sokulabilecek) bir delik bulsalardi, kosarak o tarafa yönelip giderlerdi.
    • 58. Onlardan sadakalarin (taksimi) hususunda seni ayiplayanlar da vardir. Sadakalardan onlara da (bir pay) verilirse razi olurlar, sayet onlara sadakalardan verilmezse hemen kizarlar.
    • 59. Eger onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdigine razi olup, "Allah bize yeter, yakinda bize Allah da lütfundan verecek, Resûlü de. Biz yalniz Allah'a ragbet edenleriz" deselerdi (daha iyi olurdu).
    • 60. Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düskünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (Islâm'a) isindirilacak olanlara, (hürriyetlerini satin almaya çalisan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalisip cihad edenlere, yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.
    • 61. (Yine o münafiklardan[​IMG] O (Peygamber, her söyleneni dinleyen) bir kulaktir, diyerek peygamberi incitenler de vardir. De ki: O, sizin için bir hayir kulagidir. Çünkü o Allah'a inanir, müminlere güvenir ve o, sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah'in Resûlüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardir.
    • 62. Rizanizi almak için size (gelip) Allah'a and içerler. Eger mümin iseler Allah ve Resûlünü razi etmeleri daha dogrudur.
    • 63. (Hâla) bilmediler mi ki, kim Allah ve Resûlüne karsi koyarsa elbette onun için, içinde ebedî kalacagi cehennem atesi vardir. Iste bu büyük rüsvayliktir.
    • 64. Münafiklar, kalplerinde olani kendilerine haber verecek bir sûrenin müminlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiginiz seyi ortaya çikaracaktir.
    • 65. Eger onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmis sakalasiyorduk, derler. De ki: Allah ile, O'nun âyetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz?
    • 66. (Bosuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir gurubu bagislasak bile, bir guruba da suçlu olduklarindan dolayi azap edecegiz.
    • 67. Münafik erkekler ve münafik kadinlar (sizden degil), birbirlerindendir. Onlar kötülügü emreder, iyilikten alikor ve cimrilik ederler. Onlar Allah'i unuttular. Allah da onlari unuttu! Çünkü münafiklar fâsiklarin kendileridir.
    • 68. Allah erkek münafiklara da kadin münafiklara da kâfirlere de içinde ebedî kalacaklari cehennem atesini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmistir! Onlar için devamli bir azap vardir.
    • 69. (Ey münafiklar! Siz de) sizden öncekiler gibi (yaptiniz). Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlâtça daha çok idiler. Onlar (dünya malindan) paylarina düsenden faydalandilar. Iste sizden öncekiler nasil paylarina düsenden faydalandiysalar, siz de payiniza düsenden faydalandiniz ve (bâtila) dalanlar gibi siz de daldiniz. Iste onlarin amelleri dünyada da ahirette de bosa gitmistir. Ve onlar ziyana ugrayanlarin kendileridir.
    • 70. Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin, Ibrahim kavminin, Medyen halkinin ve altüst olan sehirlerin haberi ulasmadi mi? Peygamberi onlara apaçik mucizeler getirmisti. Demek ki, Allah onlara zulmedecek degildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler.
    • 71. Mümin erkeklerle mümin kadinlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiligi emreder, kötülükten alikorlar, namazi dosdogru kilarlar, zekâti verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. Iste onlara Allah rahmet edecektir. Süphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.
    • 72. Allah, mümin erkeklere ve mümin kadinlara, içinde ebedî kalmak üzere altindan irmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vâdetti. Allah'in rizasi ise hepsinden büyüktür. Iste büyük kurtulus da budur.
    • 73. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafiklara karsi cihad et, onlara karsi sert davran. Onlarin varacaklari yer cehennemdir. O ne kötü bir varis yeridir!
    • 74. (Ey Muhammed! O sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Basaramadiklari bir seye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve sirf Allah ve Resûlü kendi lütuflarindan onlari zenginlestirdigi için öç almaya kalkistilar. Eger tevbe ederlerse onlar için daha hayirli olur. Yüz çevirirlerse Allah onlari dünyada da, ahirette de elem verici bir azaba çarptiracaktir. Yeryüzünde onlarin ne dostu ne de yardimcisi vardir.
    • 75. Onlardan kimi de, Eger Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka verecegiz ve elbette biz sâlihlerden olacagiz! diye Allah'a and içti.
    • 76. Fakat Allah lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'in emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler.
    • 77. Nihayet, Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayi Allah, kendisiyle karsilasacaklari güne kadar onlarin kalbine nifak (iki yüzlülük) soktu.
    • 78. (Münafiklar), Allah'in, onlarin sirrini da fisiltilarini da bildigini ve gayblari (gizli seyleri) çok iyi bilen oldugunu hâla anlamadilar mi?
    • 79. Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiginden baskasini bulamayanlari çekistirip onlarla alay edenler var ya, Allah iste onlari maskaraya çevirmistir. Ve onlar için elem verici azap vardir.
    • 80. (Ey Muhammed!) Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmis kez af dilesen de Allah onlari asla affetmeyecek. Bu, onlarin Allah ve Resûlünü inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah fâsiklar toplulugunu hidayete erdirmez.
    • 81. Allah'in Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çikmayip) oturmalari ile sevindiler; mallariyla, canlariyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; "bu sicakta sefere çikmayin" dediler. De ki: "Cehennem atesi daha sicaktir!" Keske anlasalardi!
    • 82. Artik kazanmakta olduklarinin cezasi olarak az gülsünler, çok aglasinlar!
    • 83. Eger Allah seni onlardan bir gurubun yanina döndürür de (Tebük seferinden Medine'ye döner de baska bir savasa seninle beraber) çikmak için senden izin isterlerse, de ki: Benimle beraber asla çikmayacaksiniz ve düsmana karsi benimle beraber asla savasmayacaksiniz! Çünkü siz birinci defa (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya razi oldunuz. Simdi de geri kalanlarla (kadin ve çocuklarla) beraber oturun!
    • 84. Onlardan ölmüs olan hiçbirine asla namaz kilma; onun kabri basinda da durma! Çünkü onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve fâsik olarak öldüler.
    • 85. Onlarin mallari ve çocuklari seni imrendirmesin. Çünkü Allah, bunlarla ancak dünyada onlarin azaplarini çogaltmayi ve onlarin kâfir olarak canlarinin güçlükle çikmasini istiyor.
    • 86. "Allah'a inanin, Resûlü ile beraber cihad edin" diye bir sûre indirildigi zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi birak (evlerinde) oturanlarla beraber olalim, dediler.
    • 87. Geride kalan kadinlarla beraber olmaya razi oldular, onlarin kalplerine mühür vuruldu. Bu yüzden onlar anlamazlar.
    • 88. Fakat Peygamber ve onunla beraber inananlar, mallariyla, canlariyla cihad ettiler. Iste bütün hayirlar onlarindir ve onlar kurtulusa erenlerin kendileridir.
    • 89. Allah, onlara içinde ebedî kalacaklari ve zemininden irmaklar akan cennetler hazirlamistir. Iste büyük kazanç budur.
    • 90. Bedevîlerden, (mazeretleri oldugunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldilar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erisecektir.
    • 91. Allah ve Resûlü için (insanlara) ögüt verdikleri takdirde, zayiflara, hastalara ve (savasta) harcayacak bir sey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah çok bagislayan ve çok esirgeyendir.
    • 92. Kendilerine binek saglaman için sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamiyorum, deyince, harcayacak bir sey bulamadiklarindan dolayi üzüntüden gözleri yas dökerek dönen kimselere de (sorumluluk yoktur).
    • 93. Sorumluluk ancak, zengin olduklari halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadinlarla beraber olmaya râzi oldular. Allah da onlarin kalplerini mühürledi, artik onlar (neyin dogru oldugunu) bilmezler.
    • 94. (Seferden) onlara döndügünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: (Bosuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayiz; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmistir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da görecektir, Resûlü de. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduklarinizi size haber verecektir.
    • 95. Onlarin yanina döndügünüz zaman size, kendilerinden (onlari cezalandirmaktan) vazgeçmeniz için Allah adina and içecekler. Artik onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar murdardir. Kazanmakta olduklarina (kötü islerine) karsilik ceza olarak varacaklari yer cehennemdir.
    • 96. Onlardan razi olasiniz diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan razi olsaniz bile Allah fâsiklar toplulugundan asla razi olmaz.
    • 97. Bedevîler, kâfirlik ve münafiklik bakimindan hem daha beter, hem de Allah'in Resûlüne indirdigi kanunlari tanimamaya daha yatkindir. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
    • 98. Bedevîlerden öylesi vardir ki (Allah yolunda) harcayacagini angarya sayar ve sizin basiniza belâlar gelmesini bekler. (Bekledikleri) o kötü belâ kendi baslarina gelmistir. Allah pek iyi isiten, çok iyi bilendir.
    • 99. Bedevîlerden öylesi de vardir ki, Allah'a ve ahiret gününe inanir, (hayir için) harcayacagini Allah katinda yakinliga ve Peygamber'in dualarini almaya vesile edinir. Bilesiniz ki o (harcadiklari mal, Allah katinda) onlar için bir yakinliktir. Allah onlari rahmetine (cennetine) koyacaktir. Süphesiz Allah bagislayan, esirgeyendir.
    • 100. (Islâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, iste Allah onlardan razi olmustur, onlar da Allah'tan razi olmuslardir. Allah onlara, içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan cennetler hazirlamistir. Iste bu büyük kurtulustur.
    • 101. Çevrenizdeki bedevî Araplardan ve Medine halkindan birtakim münafiklar vardir ki, münafiklikta maharet kazanmislardir. Sen onlari bilmezsin, biz biliriz onlari. Onlara iki kez azap edecegiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.
    • 102. Digerleri ise günahlarini itiraf ettiler, iyi bir ameli diger kötü bir amelle karistirdilar. (Tevbe ederlerse) umulur ki Allah onlarin tevbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bagislayan, pek esirgeyendir.
    • 103. Onlarin mallarindan sadaka al; bununla onlari (günahlardan) temizlersin, onlari aritip yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onlari yatistirir). Allah isitendir, bilendir.
    • 104. Allah'in, kullarinin tevbesini kabul edecegini, sadakalari geri çevirmeyecegini ve Allah'in tevbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen oldugunu hâla bilmezler mi?
    • 105. De ki: (Yapacaginizi) yapin! Amelinizi Allah da Resûlü de müminler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarinizi haber verecektir.
    • 106. (Sefere katilmayanlardan) diger bir gurup da Allah'in emrine birakilmislardir. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir.
    • 107. (Münafiklar arasinda) bir de (müminlere) zarar vermek, (hakki) inkâr etmek, müminlerin arasina ayrilik sokmak ve daha önce Allah ve Resûlüne karsi savasmis olan adami beklemek için bir mescid kuranlar ve: (Bununla) iyilikten baska birsey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da vardir. Halbuki Allah onlarin kesinlikle yalanci olduklarina sahitlik eder.
    • 108. Onun içinde asla namaz kilma! Ilk günden takvâ üzerine kurulan mescit (Kuba Mescidi) içinde namaz kilman elbette daha dogrudur. Onda temizlenmeyi seven adamlar vardir. Allah da çok temizlenenleri sever.
    • 109. Binasini Allah korkusu ve rizasi üzerine kuran kimse mi daha hayirlidir, yoksa yapisini yikilacak bir yarin kenarina kurup, onunla beraber kendisi de çöküp cehennem atesine giden kimse mi? Allah zalimler toplulugunu dogru yola iletmez.
    • 110. Yaptiklari bina, (ölüp de) kalpleri parçalanincaya kadar yüreklerine devamli olarak bir kusku (sebebi) olacaktir. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
    • 111. Allah müminlerden, mallarini ve canlarini, kendilerine (verilecek) cennet karsiliginda satin almistir. Çünkü onlar Allah yolunda savasirlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, Incil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardir! O halde O'nunla yapmis oldugunuz bu alis verisinizden dolayi sevinin. Iste bu, (gerçekten) büyük kazançtir.
    • 112. (Bu alis verisi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiligi emredip kötülükten alikoyanlar ve Allah'in sinirlarini koruyanlardir. O müminleri müjdele!
    • 113. (Kâfir olarak ölüp) cehennem ehli olduklari onlara açikça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar, (Allah'a) ortak kosanlar için af dilemek ne peygambere yarasir ne de inananlara.
    • 114. Ibrahim'in babasi için af dilemesi, sadece ona verdigi sözden dolayi idi. Ne var ki, onun Allah'in düsmani oldugu kendisine belli olunca, ondan uzaklasti. Süphesiz ki Ibrahim çok yumusak huylu ve pek sabirli idi.
    • 115. Allah bir toplulugu dogru yola ilettikten sonra, sakinacaklari seyleri kendilerine açiklayincaya kadar onlari saptiracak degildir. Allah her seyi çok iyi bilendir.
    • 116. Göklerin ve yerin mülkü yalniz Allah'indir. O diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan baska ne bir dost ne de bir yardimci vardir.
    • 117. Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri egrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamaninda ona uyan muhacirlerle ensari affetti. Sonra da onlarin tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karsi çok sefkatli, pek merhametlidir.
    • 118. Ve (seferden) geri birakilan üç kisinin de (tevbelerini kabul etti). Yeryüzü, genisligine ragmen onlara dar gelmis, vicdanlari kendilerini siktikça sikmisti. Nihayet Allah'tan (O'nun azabindan) yine Allah'a siginmaktan baska çare olmadigini anlamislardi. Sonra (eski hallerine) dönmeleri için Allah onlarin tevbesini kabul etti. Çünkü Allah tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir.
    • 119. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve dogrularla beraber olun.
    • 120. Medine halkina ve onlarin çevresinde bulunan bedevî Araplara Allah'in Resûlünden geri kalmalari ve onun canindan önce kendi canlarini düsünmeleri yakismaz. Iste onlarin Allah yolunda bir susuzluga, bir yorgunluga ve bir açliga dûçar olmalari, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmalari ve düsmana karsi bir basari kazanmalari, ancak bunlarin karsiliginda kendilerine salih bir amel yazilmasi içindir. Çünkü Allah iyilik yapanlarin mükâfatini zayi etmez.
    • 121. Allah onlari, yapmakta olduklarinin en güzeli ile mükâfatlandirmak için küçük büyük yaptiklari her masraf, geçtikleri her vâdi mutlaka onlarin lehine yazilir.
    • 122. Müminlerin hepsinin toptan sefere çikmalari dogru degildir. Onlarin her kesiminde bir gurup dinde (dinî ilimlerde) genis bilgi elde etmek ve kavimleri (savastan) döndüklerinde onlari ikaz etmek için geride kalmalidir. Umulur ki sakinirlar.
    • 123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakininizda olanlara karsi savasin ve onlar (savas aninda) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakinanlarla beraberdir.
    • 124. Herhangi bir sûre indirildigi zaman onlardan bir kismi der ki: "Bu sizin hanginizin imanini artirdi?" Iman edenlere gelince (bu sûre) onlarin imanlarini artirir ve onlar sevinirler.
    • 125. Kalplerinde hastalik (kâfirlik ve münafiklik) olanlara gelince, onlarin da inkârlarini büsbütün artirir ve onlar artik kâfir olarak ölürler.
    • 126. Onlar, her yil bir veya iki kez (çesitli belâlarla) imtihan edildiklerini görmüyorlar mi? Sonra da ne tevbe ediyorlar ne de ibret aliyorlar.
    • 127. Bir sûre indirildigi zaman, (göz kirpip alay ederek) birbirlerine bakar (ve): (Çevreden) sizi birisi görüyor mu? diye sorarlar, sonra da (sivisip) giderler. Anlamayan bir kavim olduklari için Allah onlarin kalplerini (imandan) çevirmistir.
    • 128. Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmistir ki, sizin sikintiya ugramaniz ona çok agir gelir. O, size çok düskün, müminlere karsi çok sefkatlidir, merhametlidir.
    • 128. Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmistir ki, sizin sikintiya ugramaniz ona çok agir gelir. O, size çok düskün, müminlere karsi çok sefkatlidir, merhametlidir.
    • 129. (Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan baska ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanirim. O yüce Ars'in sahibidir.
     
  10. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 10-YÛNUS
    • Yunus sûresi, 109 (yüzdokuz) âyet olup 40, 94, 95 ve 96. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 98. âyette Hz. Yunus'un kavminden bahsedildigi için sûreye bu ad verilmistir. Mekke halki, kendi içlerinden bir adamin peygamber olabilecegine inanamiyorlar ve: "Allah, Ebû Tâlib'in yetimi Muhammed'den baska bir peygamber bulamadi mi?" diyorlardi. Hiç olmazsa hatiri sayilir, zengin ve makam sahibi birisinin peygamber olmasini daha uygun görüyorlardi. Iste bunun üzerine bu sûre inmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. Râ. Iste bunlar hikmet dolu Kitâb'in âyetleridir.
    • 2. Içlerinden bir adama: Insanlari uyar ve iman edenlere, Rableri katinda onlar için yüksek bir dogruluk makami oldugunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için sasilacak bir sey mi oldu ki, o kâfirler: Bu elbette apaçik bir sihirbazdir, dediler?
    • 3. Süphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri alti günde yaratan, sonra da isleri yerli yerince idare ederek arsa istiva eden Allah'dir. Onun izni olmadan hiç kimse sefaatçi olamaz. Iste O Rabbiniz Allah'tir. O halde O'na kulluk edin. Hâla düsünmüyor musunuz!
    • 4. Allah'in gerçek bir vâdi olarak hepinizin dönüsü ancak O'nadir. Çünkü O, mahlûkati önce (yoktan) yaratir, sonra da iman edip iyi isler yapanlara adaletle mükâfat vermek için (onlari huzuruna) geri çevirir. Kâfir olanlara gelince, inkâr etmekte olduklari seylerden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve elem verici bir azap vardir.
    • 5. Günesi isikli, ayi da parlak kilan, yillarin sayisini ve hesabi bilmeniz için ona (aya) birtakim menziller takdir eden O'dur. Allah bunlari, ancak bir gerçege (ve hikmete) binaen yaratmistir. O, bilen bir kavme âyetlerini açiklamaktadir.
    • 6. Gece ve gündüzün degismesinde (uzayip kisalmasinda) Allah'in göklerde ve yerde yarattigi seylerde, (Onu inkâr etmekten) sakinan bir kavim için elbette nice deliller vardir!
    • 7. Huzurumuza çikacaklarini beklemeyenler, dünya hayatina razi olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar da vardir muhakkak.
    • 8. Iste onlarin, kazanmakta olduklari (günahlar) yüzünden varacaklari yer, atestir!
    • 9. Iman edip güzel isler yapanlara gelince, imanlari sebebiyle Rableri onlari nimet dolu cennetlerde, alt tarafindan irmaklar akan (saraylara) erdirir.
    • 10. Onlarin oradaki duasi: "Allah'im! Seni noksan sifatlardan tenzih ederiz!" (sözleridir). Orada birbirleriyle karsilastikça söyledikleri ise "selâm" dir. Onlarin dualarinin sonu da sudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
    • 11. Eger Allah insanlara, hayri çarçabuk istedikleri gibi serri de acele verseydi, elbette onlarin ecelleri bitirilmis olurdu. Fakat bize kavusmayi beklemeyenleri biz, azginliklari içinde bocalar bir halde (kendi baslarina) birakiriz.
    • 12. Insana bir zarar geldigi zaman, yan yatarak, oturarak veya ayakta durarak (o zararin giderilmesi için) bize dua eder; fakat biz ondan sikintisini kaldirinca, sanki kendisine dokunan bir sikintidan ötürü bize dua etmemis gibi geçip gider. Iste böylece haddi asanlara yapmakta olduklari seyler güzel gösterildi.
    • l3. Andolsun ki sizden önce, peygamberleri kendilerine mûcizeler getirdigi halde (yalanlayip) zulmettiklerinden dolayi nice milletleri helâk ettik; zaten onlar iman edecek degillerdi. Iste biz suçlu kavimleri böyle cezalandiririz.
    • 14. Sonra da, nasil davranacaginizi görmemiz için onlarin ardindan sizi yeryüzünde halifeler kildik (Onlarin yerine sizi getirdik).
    • 15. Onlara âyetlerimiz açik açik okundugu zaman (öldükten sonra) bize kavusmayi beklemeyenler: Ya bundan baska bir Kur'an getir veya bunu degistir! dediler. De ki: Onu kendiligimden degistirmem benim için olacak sey degildir. Ben, bana vahyolunandan baskasina uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabindan korkarim.
    • 16. De ki: Eger Allah dileseydi onu size okumazdim, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmustum. Hâla akil erdiremiyor musunuz?
    • 17. Öyleyse kim Allah'a karsi yalan uydurandan veya onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir! Bilesiniz ki suçlular asla onmazlar!
    • 18. Onlar Allah'i birakip kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek seylere tapiyorlar ve: Bunlar, Allah katinda bizim sefaatçilarimizdir, diyorlar. De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyecegi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Hâsâ! O, onlarin ortak kostuklarindan uzak ve yücedir."
    • 19. Insanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayriliga düstüler. Eger (azabin ertelenmesi ile ilgili) Rabbinden bir söz (ezelî bir takdir) geçmemis olsaydi, ayriliga düstükleri konuda hemen aralarinda hüküm verilirdi (Derhal azap iner ve isleri bitirilirdi).
    • 20. Ona (Muhammed'e) Rabbinden bir mucize indirilse ya! diyorlar. De ki: Gayb ancak Allah'indir. Bekleyin (bakalim) ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
    • 21. Kendilerine dokunan (kitlik ve hastalik gibi) bir sikintidan sonra insanlara bir rahmet (esenlik) tattirdigimiz zaman, bir de bakarsin ki âyetlerimiz hakkinda onlarin bir tuzagi vardir. De ki: Allah'in tuzagi daha süratlidir. Süphesiz elçilerimiz kurdugunuz tuzaklari yaziyorlar.
    • 22. Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur. Hatta siz gemilerde bulundugunuz, o gemiler de içindekileri tatli bir rüzgârla alip götürdükleri ve (yolcular) bu yüzden neselendikleri zaman, o gemiye siddetli bir firtina gelip çatar, her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlar çepeçevre kusatildiklarini anlarlar da dini yalniz Allah'a halis kilarak: "Andolsun eger bizi bundan kurtarirsan mutlaka sükredenlerden olacagiz" diye Allah'a yalvarirlar.
    • 23. Fakat Allah onlari kurtarinca bir de bakarsin ki onlar, yine haksiz yere taskinlik ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taskinliginiz ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadece fâni dünya hayatinin menfaatini elde edersiniz; sonunda dönüsünüz yine bizedir. O zaman yapmakta olduklarinizi size haber verecegiz.
    • 24. Dünya hayatinin durumu, gökten indirdigimiz bir su gibidir ki, insanlarin ve hayvanlarin yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürlesip birbirine girer. Nihayet yeryüzü zinetini takinip, (rengârenk) süslendigi ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarini sandiklari bir sirada, bir gece veya gündüz ona emrimiz (âfetimiz) gelir de onu sanki dün yerinde yokmus gibi kökünden koparilarak biçilmis bir hale getiririz. Iste iyi düsünecek kavimler için âyetlerimizi böyle açikliyoruz.
    • 25. Allah kullarini esenlik yurduna çagiriyor ve O, diledigini dogru yola iletir.
    • 26. Güzel davrananlara daha güzel karsilik, bir de fazlasi vardir. Onlarin yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulasir ne de bir horluk (gelir). Iste onlar cennet ehlidirler. Ve onlar orada ebedî kalacaklardir.
    • 27. Kötülük yapanlara gelince, kötülügün cezasi misli iledir. Onlari zillet kaplayacaktir. Onlari Allah'a karsi koruyacak hiç kimse yoktur. Onlarin yüzleri sanki karanlik geceden bir parçaya bürünmüstür. Iste onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardir.
    • 28. Onlarin hepsini biraraya toplayacagimiz, sonra da Allah'a ortak kosanlara: "Siz ve kostugunuz ortaklar yerinizde bekleyin" diyecegimiz gün artik onlarin (putlariyla) aralarini tamamen ayirmisizdir. Ve onlarin ortaklari, (putlari) derler ki: "Siz, bize ibadet etmiyordunuz.
    • 29. Bu yüzden bizimle sizin aranizda sahit olarak Allah yeter. Süphesiz ki biz sizin (bize) tapmanizdan tamamen habersizdik."
    • 30. Orada herkes geçmiste yaptiklarini karsisinda bulur. Artik onlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülmüslerdir. Uydurmakta olduklari seyler (bâtil tanrilari) da onlari terkedip kaybolmustur.
    • 31. (Resûlüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rizik veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim mâlik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çikariyor, diriden ölüyü kim çikariyor? (Her türlü) isi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona âsi olmaktan) sakinmiyor musunuz?
    • 32. Iste O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tir. Artik haktan (ayrildiktan) sonra sapikliktan baska ne kalir? O halde nasil (sapikliga) döndürülüyorsunuz?
    • 33. Iste böylece Rabbinin yoldan çikanlar hakkindaki "Onlar inanmazlar" sözü gerçeklesmis oldu.
    • 34. (Resûlüm!) De ki: (Allah'a) ortak kostuklariniz arasinda, (birini yokken) ilk defa yaratacak, arkasindan onu (ölümünden sonra hayata) yeniden döndürecek biri var mi? De ki: Allah ilk defa yaratip (ölümden sonra) onu yeniden (hayata) döndürür. O halde nasil saptirilirsiniz!
    • 35. De ki: Ortak kostuklarinizdan hakka iletecek olan var mi? De ki: "Hakka Allah iletir." Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha lâyiktir; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine dogru yolu bulamayan mi? Size ne oluyor? Nasil (böyle yanlis) hükmediyorsunuz?
    • 36. Onlarin çogu zandan baska bir seye uymaz. Süphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir seyin yerini tutmaz. Allah onlarin yapmakta olduklarini pek iyi bilendir.
    • 37. Bu Kur'an Allah'tan baskasi tarafindan uydurulmus bir sey degildir. Ancak kendinden öncekini dogrulayan ve o Kitab'i açiklayandir. Onda süphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir.
    • 38. Yoksa, Onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eger sizler dogru iseniz Allah'tan baska, gücünüzün yettiklerini çagirin da (hep beraber) onun benzeri bir sûre getirin.
    • 39. Bilakis, onlar ilmini kavrayamadiklari ve yorumu kendilerine asla gelmemis olan (Kur'an'i) yalanladilar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamislardi. Simdi bak, zalimlerin sonu nasil oldu!
    • 40. Içlerinden öylesi var ki ona (Kur'an'a) inanir, yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbin bozgunculari en iyi bilendir.
    • 41. (Resûlüm! ) onlar seni yalanlarlarsa de ki: Benim isim bana, sizin isiniz de size aittir. Siz benim yaptigimdan uzaksiniz, ben de sizin yaptiginizdan uzagim.
    • 42. Onlardan seni dinleyenler vardir. Fakat sagirlara -üstelik akillari da ermiyorsa- sen mi duyuracaksin?
    • 43. Onlardan sana bakan da vardir. Fakat -hele (gerçegi) göremiyorlarsa- körleri sen mi dogru yola ileteceksin?
    • 44. Süphesiz ki Allah insanlara hiçbir sekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.
    • 45. Allah'in onlari, sanki günün ancak bir saati kadar kaldiklarini zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacagi gün aralarinda birbirleriyle tanisirlar. Allah'in huzuruna varmayi yalanlayanlar elbette zarara ugramislardir. Zira onlar dogru yola gitmemislerdi.
    • 46. Eger onlari tehdit ettigimiz (azabin) bir kismini sana (dünyada iken) gösterirsek (ne âlâ); yok eger (göstermeden) seni vefat ettirirsek nihayet onlarin dönüsü de bizedir. (O zaman onlara ne olacagini göreceksin). Sonra, Allah onlarin yapmakta olduklarina da sahittir.
    • 47. Her ümmetin bir peygamberi vardir. Peygamberleri geldigi zaman, aralarinda adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
    • 48. Dogru iseniz bu vaad (azap) ne zamandir? diyorlar.
    • 49. De ki: "Ben kendime bile Allah'in dilediginden baska ne bir zarar ne de bir menfaat verme gücüne sahibim." Her ümmetin bir eceli vardir. Ecelleri geldigi zaman artik ne bir saat geri kalirlar ne de ileri giderler.
    • 50. De ki: (Ey müsrikler!) Ne dersiniz? Allah'in azabi size geceleyin veya gündüzün gelirse (ne yaparsiniz?). Suçlular ondan hangisini istemekte acele ediyorlar!
    • 51. Basiniza belâ geldikten sonra mi O'na iman edeceksiniz, simdi mi? (Çok geç). Halbuki onu (azabin gelmesini) istemekte acele ediyordunuz?
    • 52. Sonra o (kendilerine) zulmedenlere, "Ebedî azabi tadin!" denilecek. Kazanmakta oldugunuzdan baskasinin karsiligini mi bulacaksiniz?
    • 53. "O (azap) bir gerçek midir?" diye senden haber istiyorlar. De ki: Evet, Rabbime andolsun ki o süphesiz gerçektir ve siz âciz birakacak degilsiniz.
    • 54. (O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabi gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarinda adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.
    • 55. Bilesiniz ki, göklerde ve yerde olan her sey Allah'indir. Yine bilesiniz ki, Allah'in vâdi haktir, fakat onlarin çogu bilmez.
    • 56. O hem diriltir hem de öldürür ve yalniz O'na döndürüleceksiniz.
    • 57. Ey insanlar! Size Rabbinizden bir ögüt, gönüllerdekine bir sifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmistir.
    • 58. De ki: Ancak Allah'in lütfu ve rahmetiyle, iste bunlarla sevinsinler. Bu, onlarin (dünya mali olarak) topladiklarindan daha hayirlidir.
    • 59. De ki: Allah'in size indirdigi riziktan bir kismini helâl, bir kismini da haram bulmaniza ne dersiniz? De ki: Allah mi size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mi ediyorsunuz?
    • 60. Allah'a karsi yalan uyduranlarin kiyamet günü (âkibetleri) hakkindaki kanaatleri nedir? Süphesiz Allah insanlara karsi lütuf sahibidir. Fakat onlarin çogu sükretmezler.
    • 61. Ne zaman sen bir iste bulunsan, ne zaman Kur'an'dan bir sey okusan ve siz ne zaman bir is yaparsaniz, o ise daldiginiz zaman biz mutlaka üstünüzde sahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre agirliginca bir sey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçügü ve daha büyügü yoktur ki apaçik kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasin.
    • 62. Bilesiniz ki, Allah'in dostlarina korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.
    • 63. Onlar, iman edip de takvâya ermis olanlardir.
    • 64. Dünya hayatinda da ahirette de onlara müjde vardir. Allah'in sözlerinde asla degisme yoktur. Iste bu, büyük kurtulusun kendisidir.
    • 65. (Resûlüm) Onlarin (inkârcilarin) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'indir. O, isitendir, bilendir.
    • 66. Iyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa yalniz Allah'indir. (O halde) Allah'tan baska ortaklara tapanlar neyin ardina düsüyorlar! Dogrusu onlar, zandan baska bir seyin ardina düsmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar.
    • 67. O (Allah), geceyi içinde dinlenesiniz diye sizin için yaratan, (çalisip kazanmaniz için de) gündüzü aydinlik kilandir. Süphesiz bunda dinleyen bir toplum için ibretler vardir.
    • 68. (Müsrikler[​IMG] "Allah çocuk edindi" dediler. Hâsâ! O bundan münezzehtir. O'nun (çocuga) ihtiyaci yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Bu hususta yaninizda herhangi bir delil yoktur. Allah hakkinda bilmediginiz bir seyi mi söylüyorsunuz?
    • 69. De ki: Allah hakkinda yalan uyduranlar asla kurtulusa eremezler.
    • 70. Dünyada bir miktar geçim (saglarlar), sonra dönüsleri bizedir; sonra da inkâr etmekte olduklari seylerden ötürü onlara siddetli azabi tattiririz.
    • 71. Onlara Nuh'un haberini oku: Hani o kavmine demisti ki: "Ey kavmim! Eger benim (aranizda) durmam ve Allah'in âyetlerini hatirlatmam size agir geldi ise, ben yalniz Allah'a dayanip güvenirim. Siz de ortaklarinizla beraber toplanip yapacaginizi kararlastirin. Sonra isiniz basiniza dert olmasin. Bundan sonra (vereceginiz) hükmü, bana uygulayin ve bana mühlet de vermeyin."
    • 72. "Eger yüz çeviriyorsaniz, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan baskasina ait degildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu."
    • 73. Yine de onu yalanladilar, biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanlari kurtardik ve onlari (yeryüzünde) halifeler kildik; âyetlerimizi yalanlayanlari da (denizde) bogduk. Bak ki uyarilanlarin (fakat inanmayanlarin) sonu nasil oldu!
    • 74. Sonra onun arkasindan birçok peygamberi kendi toplumlarina gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladiklari seye inanacak degillerdi. Iste haddi asanlarin kalplerini biz böyle mühürleriz.
    • 75. Sonra onlarin ardindan da Firavun ve toplumuna Musa ile Harun'u mucizelerimizle gönderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkâr bir toplum oldular.
    • 76. Katimizdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaçik bir sihirdir" dediler.
    • 77. Musa: "Size hak geldiginde onun için (hep böyle) mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflâh olmazlar" dedi.
    • 78. Onlar dediler ki: Babalarimizi üzerinde buldugumuz (dinden) bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak degiliz.
    • 79. Firavun dedi ki: Bilgili bütün sihirbazlari bana getirin!
    • 80. Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacaginizi atin, dedi.
    • 81. Onlar (iplerini) atinca, Musa dedi ki: "Sizin getirdiginiz sihirdir. Allah onu bosa çikaracaktir. Çünkü Allah bozguncularin isini düzeltmez."
    • 82. "Suçlularin hosuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçegi açiga çikaracaktir."
    • 83. Firavun ve kavminin kendilerine iskence etmesinden korkuya düstükleri için kavminden bir gurup gençten baska kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi asanlardan idi.
    • 84. Musa dedi ki: Ey kavmim! Eger Allah'a inandiysaniz ve O'na teslim olduysaniz sadece O'na güvenip dayanin.
    • 85. Onlar da dediler ki: "Allah'a dayandik. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler toplulugu için deneme konusu kilma!
    • 86. Ve bizi rahmetinle o kâfirler toplulugundan kurtar!"
    • 87. Biz de Musa ve kardesine: Kavminiz için Misir'da evler hazirlayin ve evlerinizi namaz kilinacak yerler yapin, namazlarinizi da dosdogru kilin. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik.
    • 88. Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatinda zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanlari senin yolundan saptirsinlar ve elem verici cezayi görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onlarin mallarini yok et, kalplerine sikinti ver (ki iman etsinler).
    • 89. (Allah): Ikinizin de duasi kabul olunmustur. O halde siz dogruluga devam edin ve sakin o bilmezlerin yoluna gitmeyin! dedi.
    • 90. Biz, Israilogullarini denizden geçirdik. Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldirmak üzere onlari takip etti. Nihayet (denizde) bogulma haline gelince, (Firavun[​IMG] "Gerçekten, Israilogullarinin inandigi Tanri'dan baska tanri olmadigina ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanim!" dedi.
    • 91. Simdi mi (iman ettin)! Halbuki daha önce isyan etmis ve bozgunculardan olmustun.
    • 92. (Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olmasi için, bugün senin bedenini (cansiz olarak) kurtaracagiz. Iste insanlardan bir çogu, hakikaten âyetlerimizden gafildirler.
    • 93. Andolsun biz Israilogullarini güzel bir yurda yerlestirdik ve onlara temiz nimetlerden rizik verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayriliga düsmediler. Süphesiz ki Rabbin, kiyamet günü onlarin, aralarinda ihtilaf etmekte olduklari seyler hakkinda hükmedecektir.
    • 94. (Resülüm!) Eger sana indirdigimizden (bu anlattigimiz olaylardan) kuskuda isen, senden önce Kitab'i (Tevrat'i) okuyanlara sor. Andolsun ki, Rabbinden sana hak gelmistir. Sakin süphecilerden olma!
    • 95. Allah'in âyetlerini yalanlayanlardan da olma, sonra ziyana ugrayanlardan olursun.
    • 96. Gerçekten haklarinda Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar,inanmazlar.
    • 97.Kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmis olsa bile, elem verici azabi görünceye kadar inanmayacaklardir.
    • 98. Yunus'un kavmi müstesna, (halkini yok ettigimiz ülkelerden) herhangi bir ülke halki, keske (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanlari kendilerine fayda verseydi! Yunus'un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayatindaki rüsvaylik azabini kaldirdik ve onlari bir süre (dünya nimetlerinden) faydalandirdik.
    • 99. (Resûlüm!) Eger Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmalari için insanlari zorlayacak misin?
    • 100. Allah'in izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, akillarini kullanmayanlari murdar (inkârci) kilar.
    • 101. De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakin (da ibret alin!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarilar fayda saglamaz.
    • 102. Onlar, kendilerinden önce gelip geçmis toplumlarin (acikli) günlerinin benzerlerinden baskasini mi bekliyorlar? De ki: Haydi bekleyin! Süphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
    • 103. Biz, sonra peygamberlerimizi ve ayni sekilde iman edenleri kurtaririz. Inananlari üzerimize bir borç olarak kurtaracagiz.
    • 104. De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden süphede iseniz, (bilin ki) ben Allah'i birakip da sizin taptiklariniza tapmam, fakat ancak sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu."
    • 1O5. "Ve (bana) hanîf (Allah'in birligini taniyici) olarak yüzünü dine çevir; sakin müsriklerden olma, diye (emredildi)."
    • 106. Allah'i birakip da sana fayda veya zarar vermeyecek seylere tapma. Eger bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun.
    • 107. Eger Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan baska giderecek yoktur. Eger sana bir hayir dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrini kullarindan diledigine eristirir. Ve O bagislayandir, esirgeyendir.
    • 108. De ki: Ey insanlar! Size Rabbinizden Hak (Kur'an) gelmistir. Artik kim dogru yola gelirse, ancak kendisi için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktir. Ben sizin üzerinize vekil degilim. (Sadece teblig etmekle memurum).
    • 109. (Resûlüm!) Sen, sana vahyolunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hayirlisidir.
     
  11. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 11-HÛD
    • Hûd sûresi, 123 (yüzyirmiüç) âyet olup 12, 17 ve 114. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 50 - 60. âyetlerde Arabistan halkina gönderilmis peygamberlerden biri olan Hûd (a. s.)'in hayatindan bahsedildigi için sûreye bu isim verilmistir. Yunus sûresinden sonra inmis olup onun devami niteligindedir. Itikada ait esaslari, Kur'an'in mucize olusunu, ahiretle ilgili meseleleri, sevap ve cezayi ve Hz. Hûd'dan baska Nuh, Salih, Ibrahim, Lût, Suayb ve Musa (a. s.) gibi peygamberlerin kissalarini ihtiva etmektedir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. Râ. (Bu sana indirilen), hikmet sahibi (ve) her seyden haberdar olan (Allah) tarafindan âyetleri saglamlastirilmis, sonra da açiklanmis bir kitaptir.
    • 2. (De ki: Bu Kitap) "Allah'tan baskasina ibadet etmemeniz için (indirildi). Süphesiz ki ben, onun tarafindan size (gönderilmis) bir uyarici ve müjdeleyiciyim.
    • 3. Ve Rabbinizden magfiret dilemeniz, sonra da ona tevbe etmeniz için (indirildi. Eger bu emrolunanlari yaparsaniz), Allah sizi, tayin edilmis bir süreye kadar güzel bir sekilde yasatir, fazlasini yapan herkese de iyiliginin karsiligini verir. Eger yüz çevirirseniz, ben sizin basiniza gelecek büyük bir günün azabindan korkarim."
    • 4. Dönüsünüz yalniz Allah'adir. O, her seye kadirdir.
    • 5. Bilesiniz ki, onlar Peygamber'den, (düsmanliklarini) gizlemeleri için gögüslerini çevirirler (gönüllerinden geçeni gizlerler). Iyi bilin ki, onlar elbiselerine büründükleri zaman dahi, Allah onlarin gizlediklerini de, açiga çikardiklarini da bilir. Çünkü O, kalplerin özünü bilendir.
    • 6. Yeryüzünde yürüyen her canlinin rizki, yalnizca Allah'in üzerinedir. Allah o canlinin durdugu yeri ve sonunda birakilacagi mekani bilir. (Bunlarin) hepsi açik bir kitapta (levh-i mahfuz'da) dir.
    • 7. O, hanginizin amelinin daha güzel olacagi hususunda sizi imtihan etmek için, Ars'i su üzerinde iken, gökleri ve yeri alti günde yaratandir. Yemin ederim ki, (Resûlüm!): "Ölümden sonra muhakkak diriltileceksiniz" desen, kâfir olanlar derhal "Bu, açik bir büyüden baska bir sey degildir" derler.
    • 8. Andolsun, eger biz onlardan azabi sayili bir süreye kadar ertelesek, mutlaka "Onun gelmesini engelleyen nedir?" derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldigi gün, bir daha onlardan uzaklastirilacak degildir. Ve alay etmekte olduklari sey, onlari çepeçevre kusatacaktir.
    • 9. Eger insana tarafimizdan bir rahmet (nimet) tattirir da sonra bunu ondan çekip alirsak, tamamen ümitsiz ve nankör olur.
    • 10. Eger kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattirirsak, elbette "Kötülükler benden gitti" der. Çünkü o (bunu derken) simariktir, kibirlidir.
    • 11. Ancak (musibetlere) sabredip güzel is yapanlar böyle degildir. Iste onlar için bir bagis ve bir büyük mükâfat vardir.
    • 12. Belki de sen (müsriklerin[​IMG] "Ona (gökten) bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi!" demelerinden ötürü sana vahyolunan âyetlerin bir kismini (duyurmayi) terk edeceksin ve bu yüzden ruhun daralacaktir. (Iyi bil ki) sen ancak bir uyaricisin. Allah ise her seye vekîldir.
    • l3. Yoksa, "Onu (Kur'an'i) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eger dogru iseniz Allah'tan baska çagirabildiklerinizi (yardima) çagirin da siz de onun gibi uydurulmus on sûre getirin.
    • 14. Eger (onlar) size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o ancak Allah'in ilmiyle indirilmistir ve O'ndan baska tanri yoktur. Artik siz müslüman oluyor musunuz?
    • 15. Kim, (yalniz) dünya hayatini ve zinetini istemekte ise, islerinin karsiligini orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara ugratilmazlar.
    • l6. Iste onlar, ahirette kendileri için atesten baska hiçbir seyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yaptiklari da bosa gitmistir; yapmakta olduklari seyler (zaten) bâtildir.
    • l7. Rabbin tarafindan (gelmis) açik bir delile dayanan ve kendisini Rabbinden bir sahidin izledigi, ayrica kendisinden önce, bir önder ve bir rahmet olarak Musa'nin Kitab'i (elinde) bulunan kimse (inkârcilar gibi) midir? Çünkü bunlar ona (Kur'an'a) inanirlar. Zümrelerden hangisi onu inkâr ederse iste cehennem atesi onun varacagi yerdir, bundan süphen olmasin; zira bu, senin Rabbin tarafindan bildirilmis gerçektir; fakat insanlarin çogu inanmazlar.
    • 18. Kim Allah'a karsi yalan uydurandan daha zalim olabilir? Onlar (kiyamet gününde) Rablerine arz edilecekler, sahitler de: Iste bunlar Rablerine karsi yalan söyleyenlerdir, diyecekler. Bilin ki, Allah'in lâneti zalimlerin üzerinedir!
    • 19. Onlar, (insanlari) Allah'in yolundan alikoyan ve onu egri göstermek isteyenlerdir. Ahireti inkâr edenler de onlardir.
    • 20. Onlar yeryüzünde (Allah'i) âciz birakacak degillerdir; onlarin Allah'tan baska (yardim isteyecekleri) dostlari da yoktur. Onlarin azabi kat kat olacaktir. Çünkü onlar (gerçekleri) ne görebiliyorlar ne de kulak veriyorlardi.
    • 21. Iste onlar kendilerini ziyana ugrattilar. Uydurmakta olduklari seyler de kendilerinden kaybolup gitti.
    • 22. Süphesiz onlar, ahirette en çok ziyana ugrayanlardir.
    • 23. Inanip da güzel isler yapan ve Rablerine gönülden boyun egenlere gelince, iste onlar cennet ehlidir. Onlar orada ebedî kalirlar.
    • 24. Bu iki zümrenin (müminlerle kâfirlerin) durumu, kör ve sagir ile gören ve isiten kimseler gibidir. Bunlarin hali hiç esit olur mu? Hâla ibret almiyor musunuz?
    • 25. Andolsun, biz Nuh'u kavmine elçi gönderdik. Onlara: "Ben (dedi), sizin için apaçik bir uyariciyim.
    • 26. Allah'tan baskasina tapmayin! Ben, size (gelecek) elem verici bir günün azabindan korkuyorum."
    • 27. Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Bizden, basit görüsle hareket eden alt tabakamizdan baskasinin sana uydugunu görmüyoruz. Ve sizin bize karsi bir üstünlügünüzü de görmüyoruz. Bilakis sizin yalancilar oldugunuzu düsünüyoruz."
    • 28. (Nuh) dedi ki: Ey kavmim! Eger ben Rabbim tarafindan (bildirilen) açik bir delil üzerinde isem ve O bana kendi katindan bir rahmet vermis de bu size gizli tutulmussa, buna ne dersiniz? Siz onu istemediginiz halde biz sizi ona zorlayacak miyiz?
    • 29. Ey kavmim! Allah'in emirlerini bildirmeye karsilik sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim mükâfatim ancak Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak degilim; çünkü onlar Rablerine kavusacaklardir. Fakat ben sizi, bilgisizce davranan bir topluluk olarak görüyorum.
    • 30. Ey kavmim! Ben onlari kovarsam, beni Allah'tan (onun azabindan) kim korur? Düsünmüyor musunuz?
    • 31. Ben size: "Allah'in hazineleri benim yanimdadir" demiyorum, gaybi da bilmem. "Ben bir melegim" de demiyorum, sizin gözlerinizin hor gördügü kimseler için, "Allah onlara asla bir hayir vermeyecektir" diyemem. Onlarin kalplerinde olani, Allah daha iyi bilir. Onlari kovdugum takdirde ben gerçekten zalimlerden olurum."
    • 32. Dediler ki: Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin ve bize karsi mücadelede çok ileri gittin. Eger dogrulardan isen, kendisiyle bizi tehdit ettigini (azabi) bize getir!
    • 33. (Nuh) dedi ki: "Onu size ancak dilerse Allah getirir. Ve siz (Allah'i) âciz birakacak degilsiniz.
    • 34. Eger Allah sizi azdirmak istiyorsa, ben size ögüt vermek istesem de, ögüdüm size fayda vermez. (Çünkü) O sizin Rabbinizdir. Ve (nihayet) O'na döndürüleceksiniz."
    • 35. (Resûlüm!) Yoksa, "Bunu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eger onu uydurduysam günahim bana aittir. Fakat ben sizin islediginiz günahtan uzagim."
    • 36. Nuh'a vahyolundu ki: Kavminden iman etmis olanlardan baskasi artik (sana) asla inanmayacak. Öyle ise onlarin islemekte olduklarindan (günahlardan) dolayi üzülme.
    • 37. Gözlerimizin önünde ve vahyimiz (emrimiz) uyarinca gemiyi yap ve zulmedenler hakkinda bana (bir sey) söyleme! Onlar mutlaka bogulacaklardir!
    • 38. Nuh gemiyi yapiyor, kavminden ileri gelenler ise, yanina her ugradikça onunla alay ediyorlardi. Dedi ki: "Eger bizimle alay ediyorsaniz, iyi bilin ki siz nasil alay ediyorsaniz biz de sizinle alay edecegiz!
    • 39. Kendisini rezil edecek azabin kime gelecegini ve sürekli bir azabin kimin basina inecegini yakinda bileceksiniz."
    • 40. Nihayet emrimiz gelip de sular cosup yükselmeye baslayinca Nuh'a dedik ki: "(Canli çesitlerinin) her birinden iki es ile -(bogulacagina dair) aleyhinde söz geçmis olanlar disinda- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!" Zaten onunla beraber pek azi iman etmisti.
    • 41. (Nuh) dedi ki: "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durmasi da Allah'in adiyladir. Süphesiz ki Rabbim çok bagislayan, pek esirgeyendir."
    • 42. Gemi, daglar gibi dalgalar arasinda onlari götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan ogluna: Yavrucugum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi.
    • 43. Oglu: Beni sudan koruyacak bir daga siginacagim, dedi. (Nuh): "Bugün Allah'in emrinden (azabindan), merhamet sahibi Allah'tan baska koruyacak kimse yoktur" dedi. Aralarina dalga girdi, böylece o da bogulanlardan oldu.
    • 44. (Nihayet) "Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu) tut!" denildi. Su çekildi; is bitirildi; (gemi de) Cûdî (daginin) üzerine yerlesti. Ve: "O zalimler toplulugunun cani cehenneme!" denildi.
    • 45. Nuh Rabbine dua edip dedi ki: "Ey Rabbim! Süphesiz oglum da ailemdendir. Senin vâdin ise elbette haktir. Sen hakimler hakimisin."
    • 46. Allah buyurdu ki: Ey Nuh! O asla senin ailenden degildir. Çünkü onun yaptigi kötü bir istir. O halde hakkinda bilgin olmayan bir seyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamani tavsiye ederim.
    • 47. Nuh dedi ki: Ey Rabbim! Ben senden hakkinda bilgim olmayan seyi istemekten sana siginirim. Eger beni bagislamaz ve esirgemezsen, ben ziyana ugrayanlardan olurum!
    • 48. Denildi ki: Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada) faydalandiracagimiz, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabin dokunacagi ümmetler de olacaktir.
    • 49. (Resûlüm!) Iste bunlar sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onlari ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç (sabredip) sakinanlarindir.
    • 50. Âd kavmine de kardesleri Hûd'u (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan baska tanriniz yoktur. Siz yalan uyduranlardan baskasi degilsiniz.
    • 51. Ey kavmim! Ben, ona (peygamberlige) karsilik sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan baskasina ait degildir. Hâla aklinizi kullanmiyor musunuz?
    • 52. Ey kavmim! Rabbinizden bagis dileyin; sonra da O'na tevbe edin ki, üzerinize gögü (yagmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsin. Günah isleyerek (Allah'tan) yüz çevirmeyin.
    • 53. Dediler ki: Ey Hûd! Sen bize açik bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle tanrilarimizi birakacak degiliz ve biz sana iman edecek de degiliz.
    • 54. Biz "Tanrilarimizdan biri seni fena çarpmis!" demekten baska bir söz söylemeyiz! (Hûd) dedi ki: "Ben Allah'i sahit tutuyorum; siz de sahit olun ki ben sizin ortak kostuklarinizdan uzagim."
    • 55. "O'ndan baska (taptiklarinizin hepsinden uzagim). Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin!"
    • 56. "Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandim. Çünkü yürüyen hiçbir varlik yoktur ki, O, onun perçeminden tutmus olmasin. Süphesiz Rabbim dosdogru yoldadir."
    • 57. "Eger yüz çevirirseniz süphesiz ki benimle size gönderileni size bildirdim. Rabbim (dilerse) sizden baska bir kavmi yerinize getirir de O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Çünkü benim Rabbim her seyi gözetendir."
    • 58. Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafimizdan bir rahmetle kurtardik, onlari agir bir azaptan kurtulusa erdirdik.
    • 59. Iste Âd (kavmi). Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler; O'nun peygamberlerine âsi oldular ve inatçi her zorbanin emrine uydular.
    • 60. Onlar hem bu dünyada hem de kiyamet gününde lânete tâbi tutuldular. Biliniz ki, Ad (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (Sunu da) bilin ki Hûd'un kavmi Âd, Allah'in rahmetinden uzak kilindi.
    • 61. Semûd kavmine de kardesleri Sâlih'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan baska tanriniz yoktur. O sizi yerden (topraktan) yaratti. Ve sizi orada yasatti. O halde O'ndan magfiret isteyin; sonra da O'na tevbe edin. Çünkü Rabbim (kullarina) çok yakindir, (dualarini) kabul edendir.
    • 62. Dediler ki: Ey Sâlih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen birisiydin. (Simdi) babalarimizin taptiklarina tapmaktan bizi engelliyor musun? Dogrusu biz, bizi kendisine (kulluga) çagirdigin seyden ciddi bir süphe içindeyiz.
    • 63. (Sâlih) dedi ki: Ey kavmim! Eger ben Rabbimden (verilen) apaçik bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet (peygamberlik) vermisse, buna ne dersiniz? Bu durum karsisinda O'na âsi olursam beni Allah'tan (O'nun azabindan) kim korur? O zaman siz de bana ziyan vermekten fazla bir sey yapamazsiniz.
    • 64. Ey kavmim! Iste size mucize olarak Allah'in devesi. Onu birakin, Allah'in arzinda yesin (içsin). Ona kötülük dokundurmayin; sonra sizi yakin bir azap yakalar.
    • 65. Fakat Semûd kavmi o deveyi, ayaklarini keserek öldürdüler. Sâlih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yasayin (sonra helâk olacaksiniz)!" Bu söz, yalanlanamayan bir tehdit idi.
    • 66. Emrimiz gelince, Sâlih'i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan) ve o günün zilletinden kurtardik. Süphesiz Rabbin kuvvetlidir, (her seye) galip gelendir.
    • 67. Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladi ve yurtlarinda diz üstü çökekaldilar.
    • 68. Sanki orada hiç oturmamislardi. Biliniz ki, Semûd kavmi gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilesiniz ki, Semûd kavmi (Allah'in rahmetinden) uzak kilindi.
    • 69. Andolsun ki elçilerimiz (melekler) Ibrahim'e müjde getirdiler ve: "Selam (sana)" dediler. O da: "(Size de) selam" dedi ve hemen kizartilmis bir buzagi getirdi.
    • 70. Ellerini yemege uzatmadiklarini görünce, onlari yadirgadi ve onlardan dolayi içine bir korku düstü. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lût kavmine gönderildik.
    • 71. O esnada hanimi ayakta idi ve (bu sözleri duyunca) güldü. Ona da Ishak'i, Ishak'in ardindan da Ya'kub'u müjdeledik.
    • 72. (Ibrahim'in karisi[​IMG] Olacak sey degil! Ben bir kocakari, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doguracagim? Bu gerçekten sasilacak bir sey! dedi.
    • 73. (Melekler) dediler ki: Allah'in emrine sasiyor musun? Ey ev halki! Allah'in rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Süphesiz ki O, övülmeye lâyiktir, iyiligi boldur.
    • 74. Ibrahim'den korku gidip kendisine müjde gelince, Lût kavmi hakkinda (adeta) bizimle mücadeleye basladi.
    • 75. Ibrahim cidden yumusak huylu, bagri yanik, kendisini Allah'a vermis biri idi.
    • 76. (Melekler dediler ki): Ey Ibrahim! Bundan vazgeç. Çünkü Rabbinin (azap) emri gelmistir. Ve onlara, geri çevrilmez bir azap mutlaka gelecektir!
    • 77. Elçilerimiz Lût'a gelince, (Lût) onlarin yüzünden üzüldü ve onlardan dolayi içi daraldi da "Bu, çetin bir gündür" dedi.
    • 78. Lût'un kavmi, kosarak onun yanina geldiler. Daha önce de o kötü isleri yapmaktaydilar. (Lût): "Ey kavmim! Iste sunlar kizlarimdir (onlarla evlenin); sizin için onlar daha temizdir. Allah'tan korkun ve misafirlerimin önünde beni rezil etmeyin! Içinizde akli basinda bir adam yok mu!" dedi.
    • 79. Dediler ki: Senin kizlarinda bizim bir hakkimiz olmadigini biliyorsun. Ve sen bizim ne istedigimizi elbette bilirsin.
    • 80. (Lût[​IMG] Keske benim size karsi (koyacak) bir gücüm olsaydi veya güçlü bir kaleye siginabilseydim! dedi.
    • 81. (Melekler) dediler ki: Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kisminda ailenle (yola çikip) yürü. Karindan baska sizden hiçbiri geride kalmasin. Çünkü onlara gelecek olan (azap) süphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vâdolunan (helâk) zamani, sabah vaktidir. Sabah yakin degil mi?
    • 82. Emrimiz gelince, oranin altini üstüne getirdik ve üzerlerine (balçiktan) pisirilip istif edilmis taslar yagdirdik.
    • 83. (O taslar[​IMG] Rabbin katinda isaretlenerek (yagdirilmistir). Onlar zalimlerden uzak degildir.
    • 84. Medyen'e de kardesleri Suayb'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için ondan baska tanri yoktur. Ölçüyü ve tartiyi eksik yapmayin. Zira ben sizi hayir (ve bolluk) içinde görüyorum. Ve ben, gerçekten sizin için kusatici bir günün azabindan korkuyorum.
    • 85. Ve ey kavmim! Ölçüyü ve tartiyi adaletle yapin; insanlara esyalarini eksik vermeyin; yeryüzünde bozguncular olarak dolasmayin.
    • 86. Eger mümin iseniz Allah'in (helâlinden) biraktigi (kâr) sizin için daha hayirlidir. Ben üzerinize bir bekçi degilim.
    • 87. Dediler ki: Ey Suayb! Babalarimizin taptiklarini (putlari), yahut mallarimiz hususunda diledigimizi yapmayi terketmemizi sana namazin mi emrediyor? Oysa sen yumusak huylu ve çok akillisin!
    • 88. Dedi ki: Ey kavmim! Eger benim, Rabbim tarafindan (verilmis) apaçik bir delilim varsa ve O bana tarafindan güzel bir rizik vermisse buna ne dersiniz? Size yasak ettigim seylerin aksini yaparak size aykiri davranmak istemiyorum. Ben sadece gücümün yettigi kadar islah etmek istiyorum. Fakat basarmam ancak Allah'in yardimi iledir. Yalniz O'na dayandim ve yalniz O'na dönecegim.
    • 89. Ey kavmim! Sakin bana karsi düsmanliginiz, Nuh kavminin veya Hûd kavminin, yahut Sâlih kavminin baslarina gelenler gibi size de bir musibet getirmesin! Lût kavmi de sizden uzak degildir.
    • 90. Rabbinizden bagislanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, (müminleri) çok sever.
    • 91. Dediler ki: Ey Suayb! Söylediklerinin çogunu anlamiyoruz ve içimizde seni cidden zayif (âciz) görüyoruz! Eger kabilen olmasa, seni mutlaka taslayarak öldürürüz. Sen bizden üstün degilsin.
    • 92. (Suayb[​IMG] "Ey kavmim dedi, size göre benim kabilem Allah'tan daha mi güçlü ve degerli ki, onu (Allah'in emirlerini) arkaniza atip unuttunuz. Süphesiz ki Rabbim yapmakta olduklarinizi çepeçevre kusaticidir.
    • 93. Ey kavmim! Elinizden geleni yapin! Ben de yapacagim! Kendisini rezil edecek azabin gelecegi sahsin ve yalancinin kim oldugunu yakinda ögreneceksiniz! Bekleyin! Ben de sizinle beraber beklemekteyim."
    • 94. Emrimiz gelince, Suayb'i ve onunla beraber iman edenleri tarafimizdan bir rahmetle kurtardik; zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladi da yurtlarinda diz üstü çökekaldilar.
    • 95. Sanki orada hiç barinmamislardi. Biliniz ki, Semûd kavmi (Allah'in rahmetinden) uzak oldugu gibi Medyen kavmi de uzak oldu.
    • 96. Andolsun ki Musa'yi da mucizelerimizle ve apaçik bir delille gönderdik.
    • 97. Firavun'a ve onun ileri gelenlerine Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri dogru degildi.
    • 98. Firavun, kiyamet gününde kavminin önüne düsecek ve onlari (çekip) atese götürecektir. Varacaklari yer ne kötü yerdir!
    • 99. Onlar burada da, kiyamet gününde de lânete ugratildilar. (Onlara) verilen bu armagan ne kötü armagandir!
    • 100. (Ey Muhammed!) Iste bu, (halki helâk olmus) memleketlerin haberlerindendir. Biz onu sana anlatiyoruz; onlardan (bugüne kadar izleri) kalan da vardir, biçilmis ekin (gibi yok olan) da vardir.
    • 101. Onlara biz zulmetmedik; fakat, onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin (azap) emri geldiginde, Allah'i birakip da taptiklari tanrilari, onlara hiçbir sey saglamadi, ziyanlarini artirmaktan baska bir seye yaramadi.
    • 102. Rabbin, haksizlik eden memleketleri (onlarin halkini) yakaladiginda, onun yakalayisi iste böyle (siddetlidir). Süphesiz onun yakalamasi pek elem vericidir, pek çetindir!
    • 103. Iste bunda, ahiret azabindan korkanlar için elbette bir ibret vardir. O gün bütün insanlarin bir araya toplandigi bir gündür ve o gün (bütün mahlûkatin) hazir bulundugu bir gündür.
    • 104. Biz onu (kiyamet gününü) sadece sayili bir müddete kadar bekletiriz.
    • 105. O geldigi gün Allah'in izni olmadan hiç kimse konusamaz. Onlardan kimi bedbahttir, kimi mutlu.
    • 106. Bedbaht olanlar atestedirler, orada onlarin (öyle feci) nefes alip vermeleri vardir ki.
    • l07. Rabbinin diledigi hariç, (onlar) gökler ve yer durdukça o ateste ebedî kalacaklardir. Çünkü Rabbin, istedigini hakkiyla yapandir.
    • 108. Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin diledigi hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada ebedî kalacaklardir. Bu (nimetler) bitmez, tükenmez bir lütuftur.
    • 109. O halde onlarin tapmakta olduklari seylerden (bu seylerin onlari azaba götürdügünden) süphen olmasin. Çünkü onlar ancak daha önce babalarinin taptigi gibi tapiyorlar. Biz onlarin (azaptan) nasiplerini mutlaka eksiksiz olarak verecegiz.
    • 110. Andolsun biz Musa'ya Kitab'i verdik; fakat onda ihtilaf edildi. Eger Rabbinden bir söz geçmemis olsaydi, elbette onlarin arasinda hüküm verilmisti (ve isleri de bitirilmisti). Süphesiz ki onlar (Mekkeliler) de Kur'an hakkinda derin bir süphe içindedirler.
    • 111. Süphesiz Rabbin, onlarin her birinin amellerinin karsiligini onlara tam olarak verecektir. Çünkü Rabbin, onlarin yapmakta olduklarindan haberdardir.
    • 112. O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolundugun gibi dosdogru ol! Asiri da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptiklarinizi çok iyi görendir.
    • 113. Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ates dokunur (cehennemde yanarsiniz). Sizin Allah'tan baska dostlariniz yoktur. Sonra (O'ndan da) yardim göremezsiniz!
    • 114. Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kil. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahlari) giderir. Bu, ögüt almak isteyenlere bir hatirlatmadir.
    • 115. (Ey Muhammed!) Sabirli ol, çünkü Allah güzel is yapanlarin mükâfatini zayi etmez.
    • 116. Sizden önceki asirlarda yeryüzünde (insanlari) bozgunculuktan alikoyacak faziletli kimseler bulunsaydi ya! Fakat onlardan, kurtulusa erdirdigimiz az bir kismi müstesnadir (bunlar görevlerini yaptilar). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahin pesine düstüler. Zaten günahkâr idiler.
    • 117. Halki iyi oldugu halde Rabbin, haksizlikla memleketleri helâk etmez.
    • 118. Rabbin dileseydi bütün insanlari bir tek millet yapardi. (Fakat) onlar ihtilafa düsmeye devam edecekler.
    • 119. Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadir. Zaten Rabbin onlari bunun için yaratti. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracagim" sözü yerini buldu.
    • 120. Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini (tatmin ve) teskin edecegimiz her haberi sana anlatiyoruz. Bunda sana gerçegin bilgisi, müminlere de bir ögüt ve bir uyari gelmistir.
    • 121. Iman etmeyenlere de ki: Elinizden geleni yapin! Biz de (gerekeni) yapmaktayiz!
    • 122. Bekleyin! Süphesiz biz de beklemekteyiz!
    • 123. Göklerin ve yerin gaybi (sirri) yalniz Allah'a aittir. Her is O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan! Rabbin yaptiklarinizdan gafil degildir.
     
  12. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 12-YÛSUF
    • Yusuf suresi, 111 (yüzonbir) âyet olup 1,2 ve 3. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. Sûrenin basindan sonuna kadar Yusuf Peygamber'den bahsedildigi için bu adi almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • l. Elif. Lâm. Râ. Bunlar, apaçik Kitab'in âyetleridir.
    • 2. Anlayasiniz diye biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
    • 3. (Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'i vahyetmekle geçmis milletlerin haberlerini sana en güzel bir sekilde anlatiyoruz. Gerçek su ki, sen bundan önce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden idin.
    • 4. Bir zamanlar Yusuf, babasina (Ya'kub'a) demisti ki: Babacigim! Ben (rüyamda) on bir yildizla günesi ve ayi gördüm; onlari bana secde ederlerken gördüm.
    • 5. (Babasi[​IMG] Yavrucugum! dedi, rüyani sakin kardeslerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar! Çünkü seytan insana apaçik bir düsmandir.
    • 6. Iste böylece Rabbin seni seçecek, sana (rüyada görülen) olaylarin yorumunu ögretecek ve daha önce iki atan Ibrahim ve Ishak'a nimetini tamamladigi gibi sana ve Ya'kub soyuna da nimetini tamamlayacaktir. Çünkü Rabbin çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
    • 7. Andolsun ki Yusuf ve kardeslerinde, (almak) isteyenler için ibretler vardir.
    • 8. (Kardesleri) dediler ki: Yusufla kardesi (Bünyamin) babamiza bizden daha sevgilidir. Halbuki biz kalabalik bir cemaatiz. Süphesiz ki babamiz apaçik bir yanlislik içindedir.
    • 9. (Aralarinda dediler ki[​IMG] Yusufu öldürün veya onu (uzak) bir yere atin ki babanizin teveccühü yalniz size kalsin! Ondan sonra da (tevbe ederek) sâlih kimseler olursunuz!
    • 10. Onlardan biri: Yusufu öldürmeyin, eger mutlaka yapacaksaniz onu kuyunun dibine atin da geçen kervanlardan biri onu alsin (götürsün), dedi.
    • 11. Dediler ki: "Ey babamiz! Sana ne oluyor da Yusuf hakkinda bize güvenmiyorsun! Oysa ki biz onun iyiligini istemekteyiz.
    • 12. Yarin onu bizimle beraber (kira) gönder de bol bol yesin (içsin), oynasin. Biz onu mutlaka koruruz."
    • 13. (Babalari) dedi ki: Onu götürmeniz beni mutlaka üzer. Siz ondan habersizken onu bir kurdun yemesinden korkarim.
    • 14. Dediler ki: Hakikaten biz (kuvvetli) bir topluluk oldugumuz halde, eger onu kurt yerse, o zaman biz gerçekten âciz kimseler sayiliriz.
    • 15. Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusufa: Andolsun ki sen onlarin bu islerini onlar (isin) farkina varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik.
    • 16. Aksamleyin aglayarak babalarina geldiler.
    • 17. Ey babamiz! dediler, biz yarismak üzere uzaklastik; Yusufu esyamizin yaninda birakmistik. (Ne yazik ki) onu kurt yemis! Fakat biz dogru söyleyenler olsak da sen bize inanmazsin.
    • 18. Gömleginin üstünde sahte bir kan ile geldiler. (Yakub) dedi ki: Bilakis nefisleriniz size (kötü) bir isi güzel gösterdi. Artik (bana düsen) hakkiyla sabretmektir. Anlattiginiz karsisinda (bana) yardim edecek olan, ancak Allah'tir.
    • 19. Bir kervan geldi ve sucularini (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasini saldi, (Yusufu görünce) "Müjde! Iste bir oglan!" dedi. Onu bir ticaret mali olarak sakladilar. Allah onlarin yaptiklarini çok iyi bilir.
    • 20. (Kafile Misir'a vardiginda) onu degersiz bir pahaya, sayili birkaç dirheme sattilar. Onlar zaten ona deger vermemislerdi.
    • 21. Misir'da onu satin alan adam, karisina dedi ki: "Ona deger ver ve güzel bak! Umulur ki bize faydasi olur. Veya onu evlât ediniriz." Iste böylece (Misir da adaletle hükmetmesi) ve kendisine (rüyadaki) olaylarin yorumunu ögretmemiz için Yusufu o yere yerlestirdik. Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanlarin çogu (bunu) bilmezler.
    • 22. (Yusuf) erginlik çagina erisince, ona (isabetle) hükmetme (yetenegi) ve ilim verdik. Iste güzel davrananlari biz böyle mükâfatlandiririz.
    • 23. Evinde bulundugu kadin, onun nefsinden murat almak istedi, kapilari iyice kapatti ve "Haydi gel!" dedi. O da" (Hâsâ), Allah'a siginirim! Zira kocaniz benim velinimetimdir, bana güzel davrandi. Gerçek su ki, zalimler iflah olmaz!" dedi.
    • 24. Andolsun ki, kadin ona meyletti. Eger Rabbinin isaret ve ikazini görmeseydi o da kadina meyletmisti. Iste böylece biz, kötülük ve fuhsu ondan uzaklastirmak için (delilimizi gösterdik). Süphesiz o ihlâsli kullarimizdandi.
    • 25. Ikisi de kapiya dogru kostular. Kadin onun gömlegini arkadan yirtti. Kapinin yaninda onun kocasina rastladilar. Kadin dedi ki: Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezasi, zindana atilmaktan veya elem verici bir iskenceden baska ne olabilir!
    • 26. Yusuf: "Asil kendisi benim nefsimden murat almak istedi" dedi. Kadinin akrabasindan biri söyle sahitlik etti: "Eger gömlegi önden yirtilmissa, kadin dogru söylemistir, bu ise yalancilardandir."
    • 27. "Eger gömlegi arkadan yirtilmissa, kadin yalan söylemistir. Bu ise dogru söyleyenlerdendir."
    • 28. (Kocasi, Yusuf'un gömleginin) arkadan yirtilmis oldugunu görünce, (kadina): "Süphesiz, dedi; bu, sizin tuzaginizdir. Sizin tuzaginiz gerçekten büyüktür."
    • 29. "Ey Yusuf! Sen bundan (olanlari söylemekten) vazgeç! (Ey kadin!) Sen de günahinin affini dile! Çünkü sen günahkârlardan oldun"
    • 30. Sehirdeki bazi kadinlar dediler ki: Azizin karisi, delikanlisinin nefsinden murat almak istiyormus; Yusufun sevdasi onun kalbine islemis! Biz onu gerçekten açik bir sapiklik içinde görüyoruz.
    • 31. Kadin, onlarin dedikodusunu duyunca, onlara dâvetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastiklar hazirladi. Herbirine bir biçak verdi. (Kadinlar meyveleri soyarken Yusufa): "Çik karsilarina!" dedi. Kadinlar onu görünce, onun büyüklügünü anladilar. (Saskinliklarindan) ellerini kestiler ve dediler ki: Hâsâ Rabbimiz! Bu bir beser degil... Bu ancak üstün bir melektir!
    • 32. Kadin dedi ki: Iste hakkinda beni kinadiginiz sahis budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) siddetle sakindi. Andolsun, eger o kendisine emredecegimi yapmazsa mutlaka zindana atilacak ve elbette sürünenlerden olacaktir!
    • 33. (Yusuf[​IMG] Rabbim! Bana zindan, bunlarin benden istediklerinden daha iyidir! Eger onlarin hilelerini benden çevirmezsen, onlara meyleder ve cahillerden olurum! dedi.
    • 34. Rabbi onun duasini kabul etti ve onlarin hilesini uzaklastirdi. Çünkü O çok iyi isiten, pek iyi bilendir.
    • 35. Sonunda (aziz ve arkadaslari) kesin delilleri görmelerine ragmen (halkin dedikodusunu kesmek için yine de) onu bir zamana kadar mutlaka zindana atmalari kendilerine uygun göründü.
    • 36. Onunla birlikte zindana iki delikanli daha girdi. Onlardan biri dedi ki: Ben (rüyada) sarap siktigimi gördüm. Digeri de: Ben de basimin üstünde kuslarin yemekte oldugu bir ekmek tasidigimi gördüm. Bunun yorumunu bize haber ver. Çünkü biz seni güzel davrananlardan görüyoruz, dedi.
    • 37. (Yusuf) dedi ki: Size yedirilecek yemek gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber verecegim. Bu, Rabbimin bana ögrettiklerindendir. Süphesiz ben Allah'a inanmayan bir kavmin dininden uzaklastim. Onlar ahireti inkâr edenlerin kendileridir.
    • 38. Atalarim Ibrahim, Ishak ve Ya'kub'un dinine uydum. Allah'a herhangi bir seyi ortak kosmamiz bize yarasmaz. Bu, Allah'in bize ve insanlara olan lütfundandir. Fakat insanlarin çogu sükretmezler.
    • 39. Ey zindan arkadaslarim! Çesitli tanrilar mi daha iyi, yoksa gücüne karsi durulamaz olan bir tek Allah mi?
    • 40. Allah'i birakip da taptiklariniz, sizin ve atalarinizin taktigi birtakim isimlerden baska bir sey degildir. Allah onlar hakkinda herhangi bir delil indirmemistir. Hüküm sadece Allah'a aittir. O size kendisinden baskasina ibadet etmemenizi emretmistir. Iste dosdogru din budur. Fakat insanlarin çogu bilmezler.
    • 41. Ey zindan arkadaslarim ! (Rüyalariniza gelince), biriniz (daha önce oldugu gibi) efendisine sarap içirecek; digeri ise asilacak ve kuslar onun basindan (beynini) yiyecekler. Yorumunu sordugunuz is (bu sekilde) kesinlesmistir.
    • 42. Onlardan, kurtulacagini bildigi kimseye dedi ki: Beni efendinin yaninda an, (umulur ki beni çikarir). Fakat seytan ona, efendisine anmayi unutturdu. Dolayisiyla (Yusuf), birkaç sene daha zindanda kaldi.
    • 43. Kral dedi ki: Ben (rüyada) yedi arik inegin yedigi yedi semiz inek gördüm. Ayrica, yedi yesil basak ve digerlerini de kuru gördüm. Ey ileri gelenler! Eger rüya yorumluyorsaniz, benim rüyami da bana yorumlayiniz.
    • 44. (Yorumcular) dediler ki: Bunlar karmakarisik düslerdir. Biz böyle düslerin yorumunu bilenlerden degiliz.
    • 45. (Zindandaki) iki kisiden kurtulmus olan, uzun bir zaman sonra (Yusufu) hatirlayarak dedi ki: Ben size onun yorumunu haber veririm, beni hemen (zindana) gönderin.
    • 46. (Yusufun yanina gelerek dedi ki[​IMG] Ey Yusuf, ey dogru sözlü kisi! (Rüyada görülen) yedi arik inegin yedigi yedi semiz inek ile yedi yesil basak ve digerleri de kuru olan (basaklar) hakkinda bize yorum yap. Ümit ederim ki, insanlara (isabetli yorumunla) dönerim de belki onlar da dogruyu ögrenirler.
    • 47. Yusuf dedi ki: Yedi sene âdetiniz üzere ekin ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi basaginda (stok edip) birakiniz.
    • 48. Sonra bunun ardindan, saklayacaklarinizdan az bir miktar (tohumluk) hariç, o yillar için biriktirdiklerinizi yeyip bitirecek yedi kitlik yili gelecektir.
    • 49. Sonra bunun ardindan da bir yil gelecek ki, o yilda insanlara (Allah tarafindan) yardim olunacak ve o yilda (meyvesuyu ve yag) sikacaklar.
    • 50. (Adam bu yorumu getirince) kral dedi ki: "Onu bana getirin!" Elçi, Yusufa geldigi zaman, (Yusuf) dedi ki: "Efendine dön de ona: Ellerini kesen o kadinlarin zoru neydi? diye sor. Süphesiz benim Rabbim onlarin hilesini çok iyi bilir."
    • 51. (Kral kadinlara) dedi ki: Yusufun nefsinden murat almak istediginiz zaman durumunuz neydi? Kadinlar, Hâsâ! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik, dediler. Azizin karisi da dedi ki: "Simdi gerçek ortaya çikti. Ben onun nefsinden murat almak istemistim. Süphesiz ki o dogru söyleyenlerdendir."
    • 52. (Yusuf dedi ki): Bu, azizin yoklugunda ona hainlik etmedigimi ve Allah'in hainlerin hilesini basariya ulastirmayacagini (herkesin) bilmesi içindir.
    • 53. (Bununla beraber) nefsimi temize çikarmiyorum. Çünkü nefis asiri sekilde kötülügü emreder; Rabbim aciyip korumus baska. Süphesiz Rabbim çok bagislayan, pek esirgeyendir.
    • 54. Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danisman edineyim. Onunla konusunca: Bugün sen yanimizda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.
    • 55. "Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben (onlari) çok iyi korurum ve bu isi bilirim" dedi.
    • 56. Ve böylece Yusuf'a orada diledigi gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz diledigimiz kimseye rahmetimizi eristiririz. Ve güzel davrananlarin mükâfatini zayi etmeyiz.
    • 57. Iman edip de (kötülüklerden) sakinanlar için ahiret mükâfati daha hayirlidir.
    • 58. Yusufun kardesleri gelip onun huzuruna girdiler, (Yusuf) onlari tanidi, onlar onu tanimiyorlardi.
    • 59. (Yusuf) onlarin yüklerini hazirlayinca dedi ki: "Sizin bababir kardesinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçegi tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim.
    • 60. Eger onu bana getirmezseniz, artik benim yanimda size verilecek bir ölçek (erzak) yoktur, bana hiç yaklasmayin!"
    • 61. Dediler ki: Onu babasindan istemeye çalisacagiz, kuskusuz bunu yapacagiz.
    • 62. (Yusuf) emrindeki gençlere dedi ki: Sermayelerini yüklerinin içine koyun. Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkina varirlar da belki geri gelirler.
    • 63. Babalarina döndüklerinde dediler ki: Ey babamiz! Erzak bize yasaklandi. Kardesimizi (Bünyamin'i) bizimle beraber gönder de (onun sayesinde) ölçüp alalim. Biz onu mutlaka koruyacagiz.
    • 64. Ya'kub dedi ki: Daha önce kardesi (Yusuf) hakkinda size ne kadar güvendiysem, bunun hakkinda da size ancak o kadar güvenirim! (Ben onu sadece Allah'a emanet ediyorum); Allah en hayirli koruyucudur. O, aciyanlarin en merhametlisidir.
    • 65. Esyalarini açtiklarinda sermayelerinin kendilerine geri verildigini gördüler. Dediler ki: Ey babamiz! Daha ne istiyoruz. Iste sermâyemiz de bize geri verilmis. (Onunla yine) ailemize yiyecek getiririz, kardesimizi koruruz ve bir deve yükü de fazla aliriz. Çünkü bu (seferki aldigimiz) az bir miktardir.
    • 66. (Ya'kub) dedi ki: Kusatilmaniz (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana mutlaka getireceginize dair Allah adina bana saglam bir söz vermediginiz takdirde onu sizinle beraber göndermem!" Ona (istedigi sekilde) teminatlarini verdiklerinde dedi ki: Söylediklerimize Allah sahittir.
    • 67. Sonra söyle dedi: Ogullarim! (Sehre) hepiniz bir kapidan girmeyin, ayri ayri kapilardan girin. Ama Allah'tan (gelecek) hiçbir seyi sizden savamam. Hüküm Allah'tan baskasinin degildir. (Onun için) ben yalniz O'na dayandim. Tevekkül edenler yalniz O'na dayansinlar.
    • 68. Babalarinin kendilerine emrettigi yerden (çesitli kapilardan) girdiklerinde (onun emrini yerine getirdiler. Fakat bu tedbir) Allah'tan gelecek hiçbir seyi onlardan savamazdi; ancak Ya'kub içindeki bir dilegi açiga vurmus oldu. Süphesiz o, ilim sahibiydi, çünkü ona biz ögretmistik. Fakat insanlarin çogu bilmezler.
    • 69. Yusuf'un yanina girdiklerinde öz kardesini yanina aldi ve "Bilesin ki ben senin kardesinim, onlarin yaptiklarina üzülme" dedi.
    • 70. (Yusuf) onlarin yükünü hazirladigi zaman masrabayi kardesinin yükü içine koydu! (Kafile hareket ettikten) sonra bir tellal: Ey kafile! Siz hirsizsiniz! diye seslendi.
    • 71. (Yusuf'un kardesleri) onlara dönerek: Ne ariyorsunuz? dediler.
    • 72. Kralin su kabini ariyoruz; onu getirene bir deve yükü (bahsis) var dediler. (Içlerinden biri[​IMG] Ben buna kefilim, dedi.
    • 73. Allah'a andolsun ki, bizim yeryüzünde fesat çikarmak için gelmedigimizi siz de biliyorsunuz. Biz hirsiz da degiliz, dediler.
    • 74. (Yusuf'un adamlari) dediler ki: Peki, siz yalanciysaniz bunun cezasi nedir?
    • 75. "Onun cezasi, kayip esya, kimin yükünde bulunursa iste o (sahsa el koymak) onun cezasidir. Biz zalimleri böyle cezalandiririz" dediler.
    • 76. Bunun üzerine Yusuf, kardesinin yükünden önce onlarin yüklerini (aramaya) basladi. Sonra da onu, kardesinin yükünden çikartti. Iste biz Yusufa böyle bir tedbir ögrettik, yoksa kralin kanununa göre kardesini tutamayacakti. Ancak Allah'in dilemesi hariç. Biz kimi dilersek onu derecelerle yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen birisi vardir.
    • 77. (Kardesleri) dediler ki: "Eger o çaldiysa, daha önce onun bir kardesi de çalmisti." Yusuf bunu içinde sakladi, onlara açmadi. (Kendi kendine) dedi ki: Siz daha kötü durumdasiniz! Allah, sizin anlattiginizi çok iyi bilir.
    • 78. Dediler ki: Ey aziz! Gerçekten onun çok yasli bir babasi var. Onun yerine bizim birimizi alikoy. Zira biz seni, iyilik edenlerden görüyoruz.
    • 79. Dedi ki: Esyamizi yaninda buldugumuz kimseden baskasini yakalamaktan Allah'a siginiriz, o takdirde biz gerçekten zalimler oluruz!
    • 80. Ondan ümitlerini kesince, (meseleyi) gizli görüsmek üzere ayrilip (bir kenara) çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanizin sizden Allah adina söz aldigini, daha önce de Yusuf hakkinda islediginiz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya benim için Allah hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrilmayacagim. O hükmedenlerin en hayirlisidir.
    • 81. Babaniza dönün ve deyin ki: "Ey babamiz! Süphesiz oglun hirsizlik etti. Biz, bildigimizden baskasina sahitlik etmedik. Biz gaybin bekçileri degiliz.
    • 82. (Istersen) içinde bulundugumuz sehire (Misir halkina) ve aralarinda geldigimiz kafileye de sor. Biz gerçekten dogru söylüyoruz."
    • 83. (Babalari) dedi ki: "Hayir, nefisleriniz sizi (böyle) bir ise sürükledi. (Bana düsen) artik, güzel bir sabirdir. Umulur ki, Allah onlarin hepsini bana getirir. Çünkü O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."
    • 84. Onlardan yüz çevirdi, "Ah Yusuf'um ah!" diye sizlandi ve kederini içine gömmesi yüzünden gözlerine boz geldi.
    • 85. (Ogullari[​IMG] "Allah'a andolsun ki sen hâla Yusuf'u aniyorsun. Sonunda ya hasta olacaksin ya da büsbütün helâk olacaksin!" dediler.
    • 86. (Ya'kub[​IMG] Ben sadece gam ve kederimi Allah'a arzediyorum. Ve ben sizin bilemiyeceginiz seyleri Allah tarafindan (vahiy ile) biliyorum, dedi.
    • 87. Ey ogullarim! Gidin de Yusuf'u ve kardesini iyice arastirin, Allah'in rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler toplulugundan baskasi Allah'in rahmetinden ümit kesmez.
    • 88. Yusuf'un yanina girdiklerinde dediler ki: Ey aziz! Bizi ve ailemizi kitlik basti ve biz degersiz bir sermaye ile geldik. Hakkimizi tam ölçerek ver. Ayrica bize bagista da bulun. Süphesiz Allah sadaka verenleri mükâfatlandirir.
    • 89. Yusuf dedi ki: Siz, cahilliginiz yüzünden Yusuf ve kardesine yaptiklarinizi biliyor musunuz?
    • 90. Yoksa sen, gerçekten Yusuf musun? dediler. O da: (Evet) ben Yusufum, bu da kardesim. (Birbirimize kavusmayi) Allah bize lütfetti. Çünkü kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, süphesiz Allah güzel davrananlarin mükâfatini zayi etmez, dedi.
    • 91. (Kardesleri) dediler ki: Allah'a andolsun, hakikaten Allah seni bize üstün kilmis. Gerçekten biz hataya düsmüsüz.
    • 92. (Yusuf) dedi ki: "Bugün sizi kinamak yok, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir."
    • 93. "Su benim gömlegimi götürün de onu babamin yüzüne koyun, (gözleri) görecek duruma gelir. Ve bütün ailenizi bana getirin."
    • 94. Kafile (Misir'dan) ayrilinca, babalari (yanindakilere): Eger bana bunamis demezseniz inanin ben Yusuf'un kokusunu aliyorum! dedi.
    • 95. (Onlar da[​IMG] Vallahi sen hâla eski saskinligindasin, dediler.
    • 96. Müjdeci gelince, gömlegi onun yüzüne koyar koymaz (Ya'kub) görür oldu. Ben size: "Allah tarafindan (vahiy ile) sizin bilemeyeceginiz seyleri bilirim" demedim mi! dedi.
    • 97. (Ogullari) dediler ki: Ey babamiz! (Allah'tan) bizim günahlarimizin affini dile! Çünkü biz gerçekten günahkârlar idik.
    • 98. (Ya'kub[​IMG] Sizin için Rabbimden af dileyecegim. Çünkü O çok bagislayan, pek esirgeyendir, dedi.
    • 99. (Hep beraber Misir'a gidip) Yusufun yanina girdikleri zaman, ana-babasini kucakladi, "Güven içinde Allah'in iradesiyle Misir'a girin!" dedi.
    • 100. Ana ve babasini tahtinin üstüne çikartip oturttu ve hepsi onun için (ona kavustuklari için) secdeye kapandilar. (Yusuf) dedi ki: "Ey babacigim! Iste bu, daha önce (gördügüm) rüyanin yorumudur. Rabbim onu gerçeklestirdi. Dogrusu Rabbim bana (çok sey) lütfetti. Çünkü beni zindandan çikardi ve seytan benimle kardeslerimin arasini bozduktan sonra sizi çölden getirdi. Süphesiz ki Rabbim diledigine lütfedicidir. Kuskusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."
    • 101. "Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olaylarin yorumunu da ögrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasina kat!"
    • 102. Iste bu (Yusuf kissasi) gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Onlar hile yaparak islerine karar verdikleri zaman sen onlarin yaninda degildin (ki bunlari bilesin).
    • 103. Sen ne kadar üstüne düssen de insanlarin çogu iman edecek degillerdir.
    • 104. Halbuki sen bunun için (peygamberlik görevini îfa için) onlardan bir ücret istemiyorsun. Kur'an, âlemler için ancak bir ögüttür.
    • 105. Göklerde ve yerde nice deliller vardir ki, onlar bu delillerden yüzlerini çevirip geçerler.
    • 106. Onlarin çogu, ancak ortak kosarak Allah'a iman ederler.
    • 107. Allah tarafindan kusatici bir felâket gelmesi veya farkinda olmadan kiyametin ansizin kopmasi karsisinda kendilerini emîn mi gördüler?
    • 108. (Resûlüm!) De ki: "Iste bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çagiriyorum, ben ve bana uyanlar aydinlik bir yol üzerindeyiz. Allah'i (ortaklardan) tenzih ederim! Ve ben ortak kosanlardan degilim."
    • 109. Senden önce de, sehirler halkindan kendilerine vahyettigimiz erkeklerden baskasini peygamber göndermedik. (Kâfirler) yeryüzünde hiç gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasil oldugunu görsünler! Sakinanlar için ahiret yurdu elbette daha iyidir. Hâla aklinizi kullanmiyor musunuz?
    • 110. Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çikarildiklarini sandiklari sirada onlara yardimimiz gelir ve diledigimiz kimse kurtulusa erdirilir. (Fakat) suçlular toplulugundan azabimiz asla geri çevrilmez.
    • 111. Andolsun onlarin (geçmis peygamberler ve ümmetlerinin) kissalarinda akil sahipleri için pek çok ibretler vardir. (Bu Kur'an) uydurulabilecek bir söz degildir. Fakat o, kendinden öncekileri tasdik eden, her seyi açiklayan (bir kitaptir); iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir.
     
  13. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 13-er-RA'D
    • Ra'd Sûresi, 43 (kirküç) âyet olup Mekke'de mi, Medine'de mi indigi hakkinda ihtilaf vardir. Sûrenin muhtevasi göz önüne alinirsa Mekke'de indigini söyleyenlerin görüsü biraz daha agirlik kazanir. Sûrenin onüçüncü âyetinde gök gürültüsü manasina gelen "er-Ra'd" kelimesi zikredildigi için sûreye bu ad verilmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. Mîm. Râ. Bunlar, Kitab'in âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktir, fakat insanlarin çogu inanmazlar.
    • 2. Görmekte oldugunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Ars'a istivâ eden, günesi ve ayi emrine boyun egdiren Allah'tir. (Bunlarin) her biri muayyen bir vakte kadar akip gitmektedir. O, Rabbinize kavusacaginiza kesin olarak inanmaniz için her isi düzenleyip âyetleri açiklamaktadir.
    • 3. Yeri döseyen, onda oturakli daglar ve irmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Süphesiz bütün bunlarda düsünen bir toplum için ibretler vardir.
    • 4. Yeryüzünde birbirine komsu kitalar, üzüm baglari, ekinler, bir kökten ve çesitli köklerden dallanmis hurma agaçlari vardir. Bunlarin hepsi bir su ile sulanir. (Böyle iken) yemislerinde onlarin bir kismini bir kismina üstün kilariz. Iste bunlarda akillarini kullanan bir toplum için ibretler vardir.
    • 5. (Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarina) sasiyorsan, asil sasilacak sey onlarin: "Biz toprak oldugumuz zaman yeniden mi yaratilacagiz?" demeleridir. Iste onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; iste onlar (kiyamet gününde) boyunlarinda tasmalar bulunanlardir. Ve onlar ates ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardir!
    • 6. (Müsrikler) senden iyilikten önce kötülügü çabucak istiyorlar. Halbuki onlardan önce ibret alinacak nice azap örnekleri gelip geçmistir. Dogrusu insanlar kötülük ettikleri halde Rabbin onlar için magfiret sahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin azabi da çok siddetlidir.
    • 7. Kâfirler diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! (Halbuki) sen ancak bir uyaricisin ve her toplumun bir rehberi vardir.
    • 8. Her disinin neye gebe kalacagini, rahimlerin neyi eksik, neyi ziyade edecegini Allah bilir. Onun katinda her sey ölçü iledir.
    • 9. O, görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir.
    • 10. Sizden, sözü gizleyenle onu açiga vuran, geceleyin gizlenenle gündüzün yürüyen (onun ilminde) esittir.
    • 11. Onun önünde ve arkasinda Allah'in emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardir. Bir toplum kendilerindeki özellikleri degistirinceye kadar Allah, onlarda bulunani degistirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artik onun için geri çevrilme diye bir sey yoktur. Onlarin Allah'tan baska yardimcilari da yoktur.
    • 12. O, size korku ve ümit içinde simsegi gösteren ve (yagmur dolu) agir bulutlari meydana getirendir.
    • 13. Gök gürültüsü Allah'i hamd ile tesbih eder. Melekler de O'nun heybetinden dolayi tesbih ederler. Onlar, Allah hakkinda mücâdele edip dururken O, yildirimlar gönderip onlarla diledigini çarpar. Ve O, azabi pek siddetli olandir.
    • 14. El açip yalvarmaya lâyik olan ancak O'dur. O'nun disinda el açip dua ettikleri onlarin isteklerini hiçbir seyle karsilamazlar. Onlar ancak agzina gelsin diye suya dogru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu agzina götürmedikçe) su onun agzina girecek degildir. Kâfirlerin duasi kuskusuz hedefini sasirmistir.
    • 15. Göklerde ve yerde bulunanlar da onlarin gölgeleri de sabah aksam ister istemez sadece Allah'a secde ederler.
    • 16. (Resûlüm!) De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tir." O halde de ki: "O'nu birakip da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mi edindiniz?" De ki: "Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanliklarla aydinlik esit olur mu?" Yoksa O'nun yarattigi gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki: Allah her seyi yaratandir. Ve O, birdir, karsi durulamaz güç sahibidir.
    • 17. O, gökten su indirdi de vâdiler kendi hacimlerince sel olup akti. Bu sel, üste çikan bir köpügü yüklenip götürdü. Süs veya (diger) esya yapmak isteyerek ateste erittikleri seylerden de buna benzer köpük olur. Iste Allah hak ile bâtila böyle misal verir. Köpük atilip gider. Insanlara fayda veren seye gelince, o yeryüzünde kalir. Iste Allah böyle misaller getirir.
    • 18. Iste Rablerinin emrine uyanlar için en güzel (mükâfat) vardir. Ona uymayanlara gelince, eger yeryüzünde olanlarin tümü ile bunun yaninda bir misli daha kendilerinin olsa, (kurtulmak için) onu mutlaka feda ederler. Iste onlar var ya, hesabin en kötüsü onlaradir. Varacaklari yer de cehennemdir. O ne kötü yataktir!
    • 19. Rabbinden sana indirilenin hak oldugunu bilen kimse, (inkâr eden) kör kimse gibi olur mu? (Fakat bunu) ancak akil sahipleri anlar.
    • 20. Onlar, Allah'in ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardir.
    • 21. Onlar Allah'in gözetilmesini emrettigi seyleri gözeten, Rablerinden sakinan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.
    • 22. Yine onlar, Rablerinin rizasini isteyerek sabreden, namazi dosdogru kilan, kendilerine verdigimiz riziklardan gizli ve açik olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülügü iyilikle savan kimselerdir. Iste onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarindir.
    • 23. (O yurt) Adn cennetleridir; oraya babalarindan, eslerinden ve çocuklarindan sâlih olanlarla beraber girecekler, melekler de her kapidan onlarin yanina varacaklardir.
    • 24. (Melekler:) Sabrettiginize karsilik size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir! (derler).
    • 25. Allah'a verdikleri sözü kuvvetle pekistirdikten sonra bozanlar, Allah'in riayet edilmesini emrettigi seyleri (akrabalik baglarini) terk edenler ve yeryüzünde fesat çikaranlar; iste lânet onlar içindir. Ve kötü yurt (cehennem) onlarindir.
    • 26. Allah diledigine rizkini bollastirir da daraltir da. Onlar dünya hayatiyla simardilar. Oysa ahiretin yaninda dünya hayati, geçici bir faydadan baska bir sey degildir.
    • 27. Kâfir olanlar diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli degil miydi? De ki: Kuskusuz Allah diledigini saptirir, kendisine yöneleni de hidayete erdirir.
    • 28. Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'in zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'i anmakla huzur bulur.
    • 29. Iman edip iyi isler yapanlara ne mutlu! Varilacak güzel yurt da onlar içindir.
    • 30. (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtigi bir ümmete gönderdik ki, sana vahyettigimizi onlara okuyasin. Onlar Rahman'i inkâr ediyorlar. De ki: O benim Rabbimdir. O'ndan baska tanri yoktur. Sadece O'na tevekkül ettim ve dönüs sadece O'nadir.
    • 31. Eger okunan bir Kitapla daglar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydi, yahut onunla ölüler konusturulsaydi (o Kitap yine bu Kur'an olacakti). Fakat bütün isler Allah'a aittir. Iman edenler hâla bilmediler mi ki, Allah dileseydi bütün insanlari hidayete erdirirdi? Allah'in vâdi gelinceye kadar inkâr edenlere, yaptiklarindan dolayi ya ansizin büyük bir belâ gelmeye devam edecek veya o belâ evlerinin yakinina inecek. Allah, vâdinden asla dönmez.
    • 32. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi de ben inkâr edenlere mühlet verdim, sonra da onlari yakaladim. (Görseydin ki) azabim nasilmis!
    • 33. Herkesin kazandigini gözetleyip muhafaza eden, (hiç böyle yapamayan gibi olur mu?). Onlar Allah'a ortaklar kostular. De ki: "Onlara ad verin (onlar necidir?). Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyecegi bir seyi mi haber veriyorsunuz? Yahut bos laf mi ediyorsunuz?" Dogrusu inkâr edenlere hileleri süslü gösterildi ve onlar dogru yoldan alikonuldular. Allah kimi saptirirsa artik onu dogru yola iletecek yoktur.
    • 34. Dünya hayatinda onlara sadece bir azap vardir. Ahiret azabi ise daha siddetlidir. Onlari Allah'tan (onun azabindan) koruyacak kimse de yoktur.
    • 35. Takvâ sahiplerine vâdolunan cennetin özelligi (sudur): Onun zemininden irmaklar akar. Yemisleri ve gölgesi süreklidir. Iste bu, (kötülüklerden) sakinanlarin (mutlu) sonudur. Kâfirlerin sonu ise atestir.
    • 36. Kendilerine kitap verdigimiz kimseler, sana indirilene (Kur'an'a) sevinirler. Fakat (senin aleyhinde birlesen) guruplardan onun bir kismini inkâr eden de vardir. De ki: "Bana, sadece Allah'a kulluk etmem ve O'na ortak kosmamam emrolundu. Ben yalniz O'na çagiriyorum ve dönüs de yalniz O'nadir.
    • 37. Ve böylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik. Eger sana gelen bu ilimden sonra, onlarin arzularina uyarsan, (iste o zaman) Allah tarafindan senin ne bir dostun ne de koruyucun vardir.
    • 38. Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da esler ve çocuklar verdik. Allah'in izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkâni yoktur. Her müddetin (yazildigi) bir kitap vardir.
    • 39. Allah diledigini siler, (diledigini de) sabit birakir. Bütün kitaplarin asli onun yanindadir.
    • 40. Biz, onlara vâdettigimizin (azabin) bir kismini sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah'in emirlerini) teblig etmek düser. Hesap yalniz bize aittir.
    • 41. Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarindan eksilttigimizi görmediler mi? Allah (diledigi gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabi çabuk görendir.
    • 42. Onlardan öncekiler de (peygamberlerine) tuzak kurmuslardi; halbuki bütün tuzaklar Allah'a aittir. Çünkü O, herkesin ne kazanacagini bilir. Bu yurdun (dünyanin) sonunun kimin oldugunu yakinda kâfirler bileceklerdir!
    • 43. Kâfir olanlar: Sen resûl olarak gönderilmis bir kimse degilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranizda sahit olarak Allah ve yaninda Kitab'in bilgisi olan (Peygamber) yeter.
     
  14. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 14-IBRÂHIM
    • Ibrahim sûresi, 52 (elliiki) âyet olup 28 ve 29. âyetler Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 35-41. âyetler Hz. Ibrahim'in duasini ihtiva ettigi için sûreye bu ad verilmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanlari karanliklardan aydinliga, yani her seye galip (ve) övgüye lâyik olan Allah'in yoluna çikarman için sana indirdigimiz bir kitaptir.
    • 2. O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Siddetli azaptan dolayi kâfirlerin vay haline!
    • 3. Dünya hayatini ahirete tercih edenler, Allah yolundan alikoyanlar ve onun egriligini isteyenler var ya, iste onlar (haktan) uzak bir sapiklik içindedirler.
    • 4. (Allah'in emirlerini) onlara iyice açiklasin diye her peygamberi yalniz kendi kavminin diliyle gönderdik. Artik Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir.
    • 5. Andolsun ki Musa'yi da: Kavmini karanliklardan aydinliga çikar ve onlara Allah'in (geçmis kavimlerin basina getirdigi felâket) günlerini hatirlat, diye mucizelerimizle gönderdik. Süphesiz ki bunda çok sabirli, çok sükreden herkes için ibretler vardir.
    • 6. Hani Musa kavmine demisti ki: "Allah'in üzerinizdeki nimetini hatirlayin. Çünkü O, sizi iskencenin en kötüsüne sürmekte ve ogullarinizi kesip, kadinlarinizi (kizlarinizi) birakmakta olan Firavun ailesinden kurtardi. Iste bu size anlatilanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vardir."
    • 7. "Hatirlayin ki Rabbiniz size: Eger sükrederseniz, elbette size (nimetimi) artiracagim ve eger nankörlük ederseniz hiç süphesiz azabim çok siddetlidir! diye bildirmisti."
    • 8. Musa dedi ki: "Eger siz ve yeryüzünde olanlarin hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah gerçekten zengindir, hamdedilmeye lâyiktir."
    • 9. Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onlari Allah'tan baskasi bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin agizlarina bastilar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çagirdiginiz seye karsi derin bir kusku içindeyiz.
    • 10. Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkinda süphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarinizdan bir kismini bagislamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yasatmak için sizi (hak dine) çagiriyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsiniz. Siz bizi atalarimizin tapmis oldugu seylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçik bir delil getirin!
    • 1l. Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz sizin gibi bir insandan baskasi degiliz. Fakat Allah nimetini kullarindan diledigine lütfeder. Allah'in izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansinlar."
    • 12. "Hem, bize yollarimizi göstermis oldugu halde ne diye biz, Allah'a dayanip güvenmeyelim? Sizin bize verdiginiz eziyete elbette katlanacagiz. Tevekkül edenler yalniz Allah'a tevekkülde sebat etsinler."
    • 13. Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çikaracagiz, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri de onlara: "Zalimleri mutlaka helâk edecegiz!" diye vahyetti.
    • 14. Ve (ey inananlar!) Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerlestirecegiz. Iste bu, makamimdan korkan ve tehdidimden sakinan kimselere mahsustur.
    • 15. (Peygamberler) fetih istediler (Allah da verdi). Her inatçi zorba da hüsrana ugradi.
    • 16. Ardindan da (o inatçi zorbaya) cehennem vardir; kendisine irinli su içirilecektir!
    • 17. Onu yudumlamaya çalisacak, fakat bogazindan geçiremeyecek ve ona her yandan ölüm gelecek, oysa o ölecek degildir (ki azaptan kurtulsun). Bundan ötede siddetli bir azap da vardir.
    • 18. Rablerini inkâr edenlerin durumu (sudur): Onlarin amelleri firtinali bir günde rüzgârin, siddetle savurdugu küle benzer. Kazandiklarindan hiçbir seyi elde edemezler. Iyiden iyiye sapitma iste budur.
    • 19. Allah'in gökleri ve yeri hak ile yarattigini görmedin mi? O dilerse sizi ortadan kaldirip yepyeni bir halk getirir.
    • 20. Bu, Allah'a güç degildir.
    • 21. (Kiyamet gününde) hepsi Allah'in huzuruna çikacak ve zayiflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin tâbilerinizdik. Simdi siz, Allah'in azabindan herhangi bir seyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "(Ne yapalim) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi dogru yola iletirdik. Simdi sizlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için siginacak bir yer yoktur."
    • 22. (Hesaplari görülüp) is bitirilince, seytan diyecek ki: "Süphesiz Allah size gerçek olani vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalanci çiktim. Zaten benim size karsi bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çagirdim, siz de benim davetime hemen kostunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuskusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak kosmanizi reddettim." Süphesiz zalimler için elem verici bir azap vardir.
    • 23. Iman edip de iyi isler yapanlar, Rablerinin izniyle içinde ebedî kalacaklari ve zemininden irmaklar akan cennetlere sokulacaklardir. Orada (birbirleriyle) karsilastikça söyledikleri "selam" dir.
    • 24. Görmedin mi Allah nasil bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dallari gökte olan güzel bir agaca (benzetti).
    • 25. (O agaç), Rabbinin izniyle her zaman yemisini verir. Ögüt alsinlar diye Allah insanlara misaller getirir.
    • 26. Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparilmis, o yüzden ayakta durma imkâni olmayan (kötü) bir agaca benzer.
    • 27. Allah Teâlâ saglam sözle iman edenleri hem dünya hayatinda hem de ahirette sapasaglam tutar. Zalimleri ise Allah saptirir. Allah diledigini yapar.
    • 28. Allah'in nimetine nankörlükle karsilik veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi?
    • 29. Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtir!
    • 30. (Insanlari) Allah yolundan saptirmak için O'na ortaklar kostular. De ki: (Istediginiz gibi) yasayin! Çünkü dönüsünüz atesedir.
    • 31. Iman eden kullarima söyle: Namazlarini dosdogru kilsinlar, kendisinde ne alisveris, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdigimiz riziklardan (Allah için) gizli-açik harcasinlar.
    • 32. (O öyle lütufkâr) Allah'tir ki, gökleri ve yeri yaratti, gökten suyu indirip onunla rizik olarak size türlü meyveler çikardi; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmaniz) için akitti.
    • 33. Düzenli seyreden günesi ve ayi size faydali kildi; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi.
    • 34. O size istediginiz her seyden verdi. Allah'in nimetini sayacak olsaniz sayamazsiniz. Dogrusu insan çok zalim, çok nankördür!
    • 35. Hatirla ki Ibrahim söyle demisti: "Rabbim! Bu sehri (Mekke'yi) emniyetli kil, beni ve ogullarimi putlara tapmaktan uzak tut!"
    • 36. "Çünkü, onlar (putlar), insanlardan birçogunun sapmasina sebep oldular, Rabbim. Simdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karsi gelirse, artik sen gerçekten çok bagislayan, pek esirgeyensin."
    • 37. "Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazi dosdogru kilmalari için ben, neslimden bir kismini senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yaninda, ziraat yapilmayan bir vâdiye yerlestirdim. Artik sen de insanlardan bir kisminin gönüllerini onlara meyledici kil ve meyvelerden bunlara rizik ver! Umulur ki bu nimetlere sükrederler."
    • 38. "Ey Rabbimiz! Süphesiz ki sen bizim gizleyecegimizi de açiklayacagimizi da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir sey Allah'a gizli kalmaz."
    • 39. "Ihtiyar halimde bana Ismail'i ve Ishak'i lütfeden Allah'a hamdolsun! Süphesiz Rabbim duayi isitendir."
    • 40. "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazi devamli kilanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duami kabul et!"
    • 4l. "Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacagi gün beni, ana-babami ve müminleri bagisla!"
    • 42. (Resûlüm!) Sakin, Allah'i zalimlerin yaptiklarindan habersiz sanma! Ancak, Allah onlari (cezalandirmayi), korkudan gözlerin disari firlayacagi bir güne erteliyor.
    • 43. Zihinleri bombos olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göge dikilmis bir vaziyette kosarlar.
    • 44. Kendilerine azabin gelecegi, bu yüzden zalimlerin: "Ey Rabbimiz! Yakin bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalim ve peygamberlere tâbi olalim" diyecekleri gün hakkinda insanlari uyar. (Onlara denilir ki:) "Daha önce, sizin için bir zevâl olmadigina, yemin etmemis miydiniz? "
    • 45. "(Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarinda oturdunuz. Onlara nasil muamele ettigimiz size apaçik belli oldu. Ve size misaller de verdik."
    • 46. Hilelerinin cezasi Allah katinda (malum) iken, onlar, tuzaklarini kurmuslardi. Halbuki onlarin hileleriyle daglar yerinden gidecek degildi!
    • 47. O halde, sakin Allah'in peygamberlerine verdigi sözden cayacagini sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptigini yanina birakmaz.
    • 48. Yer baska bir yer, gökler de (baska gökler) haline getirildigi, (insanlar) bir ve gücüne karsi durulamaz olan Allah'in huzuruna çiktiklari gün (Allah bütün zalimlerin cezasini verecektir).
    • 49. O gün, günahkârlarin zincire vurulmus oldugunu görürsün.
    • 50. Onlarin gömlekleri katrandandir, yüzlerini de ates bürümektedir.
    • 51. Allah herkese kazandiginin karsiligini vermek için (onlari diriltecektir.) Kuskusuz Allah, hesabi çabuk görendir.
    • 52. Iste bu (Kur'an), kendisiyle uyarilsinlar, Allah'in ancak bir tek Tanri oldugunu bilsinler ve akil sahipleri iyice düsünüp ögüt alsinlar diye insanlara (gönderilmis) bir bildiridir.
     
  15. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 15-el-HICR
    • Hicr sûresi, 99 (doksandokuz) âyet olup 87'si Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. Hicr, bir yer adidir. 80-84. âyetlerde Hicr'den bahsedildigi için sûreye bu ad verilmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab'in ve apaçik bir Kur'an'in âyetleridir.
    • 2. Inkâr edenler zaman zaman, keske biz de müslüman olsaydik, diye arzu ederler.
    • 3. Onlari birak; yesinler, eglensinler ve bos ümit onlari oyalaya dursun. (Kötü sonucu) yakinda bilecekler!
    • 4. Helâk ettigimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkinda (bizce) bilinen bir yazgi olmasin.
    • 5. Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez.
    • 6. Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!"
    • 7. "Eger dogru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin."
    • 8. Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.
    • 9. Kur an'i kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacagiz.
    • 10. Andolsun, senden önceki milletler arasinda da elçiler gönderdik.
    • 11. Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.
    • 12. Iste böylece biz onu, (inkârciligi) suçlularin kalplerine sokariz.
    • 13. Öncekilerin basina gelenlerden ders almalari gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a) inanmiyorlar.
    • 14. Onlara gökten bir kapi açsak da oradan yukari çiksalar,
    • 15. "Gözlerimiz boyandi, daha dogrusu bize büyü yapilmistir" derler.
    • 16. Andolsun, biz gökte birtakim burçlar yarattik ve seyr edenler için onu süsledik.
    • 17. Onlari, taslanmis (kovulmus) her seytandan koruduk.
    • 18. Ancak kulak hirsizligi eden müstesna. Onun da pesine açik bir alev sütunu düsmüstür.
    • 19. Yeri uzatip yaydik, orada sabit daglar yerlestirdik, yine orada miktari ve ölçüsü belirli olan seyler bitirdik.
    • 20. Orada hem sizin için hem de riziklari size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasitalari yarattik.
    • 21. Her seyin hazineleri yalniz bizim yanimizdadir. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
    • 22. Biz, rüzgârlari asilayici olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacinizi karsiladik. (Biz bunlari yapmasaydik) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdiniz.
    • 23. Süphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve her seye biz vâris oluruz.
    • 24. Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanlari da biliriz.
    • 25. Süphesiz Rabbin onlari (kiyamette) toplayacaktir. Çünkü O, hakîmdir, alîmdir.
    • 26. Andolsun biz insani, (pismis) kuru bir çamurdan, sekillenmis kara balçiktan yarattik.
    • 27. Cinleri de daha önce zehirli atesten yaratmistik.
    • 28. Hani Rabbin meleklere demisti ki: "Ben kupkuru bir çamurdan, sekillenmis kara balçiktan bir insan yaratacagim."
    • 29. "Ona sekil verdigim ve ona ruhumdan ütledigim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanin!"
    • 30. Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.
    • 31. Fakat Iblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçindi.
    • 32. (Allah:) Ey Iblis! Secde edenlerle beraber olmayisinin sebebi nedir? dedi.
    • 33. (Iblis:) Ben kuru bir çamurdan, sekillenmis kara balçiktan yarattigin bir insana secde edecek degilim, dedi.
    • 34. Allah söyle buyurdu: Öyle ise oradan çik! Artik kovuldun!
    • 35. Muhakkak ki kiyamet gününe kadar lânet senin üzerine olacaktir!
    • 36. (Iblis:) Rabbim! Öyle ise, (varliklarin) tekrar dirilecegi güne kadar bana mühlet ver, dedi.
    • 37. Allah buyurdu ki: "Sen mühlet verilenlerdensin"
    • 38. "Allah katinda bilinen vaktin gününe kadar..."
    • 39. (Iblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdirmana karsilik ben de yeryüzünde onlara (günahlari) süsleyecegim ve onlarin hepsini mutlaka azdiracagim!
    • 40. Ancak onlardan ihlâsli kullarin müstesna.
    • 41. (Allah) söyle buyurdu: "Iste bana varan dosdogru yol budur."
    • 42. "Süphesiz kullarim üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azginlardan sana uyanlar müstesna."
    • 43. Muhakkak cehennem, onlarin hepsine vâdolunan yerdir.
    • 44. Cehennemin yedi kapisi vardir. Onlardan her kapi için birer gurup ayrilmistir.
    • 45. (Allah'in azabindan korkup rahmetine siginan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pinar baslarinda olacaklar.
    • 46. "Oraya emniyet ve selâmetle girin" (denilir, onlara).
    • 47. Biz, onlarin gönüllerindeki kini söküp attik; onlar artik köskler üzerinde karsi karsiya oturan kardesler olacaklar.
    • 48. Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan çikarilmayacaklardir.
    • 49. (Resûlüm!) Kullarima, benim, çok bagislayici ve pek esirgeyici oldugumu haber ver.
    • 50. Benim azabimin elem verici bir azap oldugunu da bildir.
    • 51. Onlara Ibrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.
    • 52. Onun yanina girdikleri zaman, "selam" dediler. (Ibrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.
    • 53. Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir ogul müjdeliyoruz.
    • 54. (Ibrahim:) Bana ihtiyarlik çökmesine ragmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
    • 55. Sana gerçegi müjdeledik, sakin ümitsizlige düsenlerden olma! dediler.
    • 56. (Ibrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapiklardan baska kim ümit keser?
    • 57. "Ey elçiler! (Baska) ne isiniz var?" dedi.
    • 58. Dediler ki: "Biz, suçlu bir topluma (onlari helâk etmeye) gönderildik."
    • 59. "Ancak Lût ailesi hariç. Onlarin hepsini kurtaracagiz."
    • 60. "(Fakat Lût'un) karisi müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasini takdir ettik."
    • 61. Melek olan elçiler Lût âilesine gelince,
    • 62. Lût onlara: "Hakikaten siz taninmayan kimselersiniz" dedi.
    • 63. Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onlarin süphe etmekte olduklari seyi (azabi ve helâki) getirdik.
    • 64. Sana gerçegi getirdik; biz, hakikaten dogru söyleyenleriz.
    • 65. Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çikar, sen de arkalarindan yürü. Sizden hiç kimse, sakin dönüp de ardina bakmasin, istenen yere gidin."
    • 66. Ona (Lût'a) su hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çikarlarken mutlaka onlarin ardi kesilmis olacaktir."
    • 67. Sehir halki, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanina) geldiIer.
    • 68. (Lût) onlara "Bunlar benim misafirimdir. Sakin beni utandirmayin;
    • 69. Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!" dedi.
    • 70. "Biz seni, elâlemin isine karismaktan men etmemis miydik?" dediler.
    • 71. (Lût:) Iste kizlarim! (Düsündügünüzü) yapacaksaniz (onlarla evlenin), dedi.
    • 72. (Resûlüm!) Hayatin hakki için onlar, sarhosluklari içinde bocaliyorlardi.
    • 73. Günes dogarken onlari o korkunç ses yakaladi.
    • 74. Böylece ülkelerinin üstünü altina getirdik. Üzerlerine de balçiktan pisirilmis taslar yagdirdik.
    • 75. Iste bunda ibret alanlar için isaretler vardir.
    • 76. Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
    • 77. Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardir.
    • 78. Eyke halki da gerçekten zalim idiler.
    • 79. Biz onlardan da intikam aldik. Ikisi de (Eyke ve Medyen) açik bir yol üzerindedir.
    • 80. Andolsun, Hicr halki da peygamberleri yalanlamisti.
    • 81. Biz onlara mucizelerimizi vermistik; fakat onlardan yüz çevirmislerdi.
    • 82. Onlar, daglardan emniyet içinde kalacaklari evler oyarlardi.
    • 83. Onlari da sabaha çikarlarken o korkunç ses yakaladi.
    • 84. Kazanmakta olduklari seyler onlardan hiçbir zarari savmadi.
    • 85. Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasindakileri ancak hak ile yarattik. O saat (kiyamet), mutlaka gelecektir. Simdilik onlara güzel muamele et.
    • 86. Süphesiz Rabbin hakkiyla yaratan pek iyi bilendir.
    • 87. Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'i verdik.
    • 88. Sakin onlardan bazi siniflara verdigimiz dünya malina göz dikme, onlardan dolayi üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.
    • 89. De ki: Süphesiz ben apaçik bir uyariciyim.
    • 90. Nitekim biz, (Kur'an'i) kisimlara ayiranlara azabi indirmisizdir.
    • 91. Onlar, Kur'an'i bölüp ayiranlardir.
    • 92. Rabbin hakki için, mutlaka onlarin hepsini sorguya çekecegiz.
    • 93. Yaptiklarindan dolayi.
    • 94. Sana emrolunani açikça söyle ve ortak kosanlardan yüz çevir!
    • 95. (Seninle) alay edenlere karsi biz sana yeteriz.
    • 96. Onlar Allah ile beraber baska bir tanri edinenlerdir. (Kimin dogru oldugunu) yakinda bilecekler!
    • 97. Onlarin söyledikleri seyler yüzünden senin caninin sikildigini andolsun biliyoruz.
    • 98. Sen simdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!
    • 99. Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!
     
  16. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 16-en-NAHL
    • Nahl sûresi 128 (yüzyirmisekiz) âyet olup, son üç âyeti Medine'de, digerleri Mekke'de inmistir. 68. âyette bal arisindan söz edildigi için sûreye bu ad verilmistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Allah'in emri gelmistir. Artik onu istemekte acele etmeyin. Allah, onlarin kostuklari ortaklardan uzak ve yücedir.
    • 2. Allah kendi emriyle melekleri, kullarindan diledigi kimseye vahiy ile, "Benden baska tanri olmadigina dair (kullarimi) uyarin ve benden korkun" diye gönderir.
    • 3. (Allah) gökleri ve yeri hak ile yaratti. O, kostuklari ortaklardan münezzehtir.
    • 4. O, insani bir damla sudan yaratti. Fakat bakarsin ki (insan) Rabbine apaçik bir hasim oluvermistir.
    • 5. Hayvanlari da O yaratti. Onlarda sizin için isitici (seyler) ve birçok faydalar vardir. Onlardan bir kismini da yersiniz.
    • 6. Sizin için onlardan ayrica aksamleyin getirirken, sabahleyin saliverirken bir güzellik (bir zevk) vardir.
    • 7. Bu hayvanlar sizin agirliklarinizi, ancak güçlüklere katlanarak varabileceginiz bir memlekete tasirlar. Süphesiz Rabbiniz çok sefkatli, pek merhametlidir.
    • 8. Atlari, katirlari ve esekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yaratti). Allah su anda bilemeyeceginiz daha nice (nakil vasitalari) yaratir.
    • 9. Yolun dogrusu Allah'indir. Yolun egrisi de vardir. Allah dileseydi hepinizi dogru yola iletirdi.
    • 10. Gökten suyu indiren O'dur. Ondan hem size içecek vardir, hem de hayvanlarinizi otlatacaginiz bitkiler.
    • 11. (Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diger meyvelerin hepsinden bitirir. Iste bunlarda düsünen bir toplum için büyük bir ibret vardir.
    • 12. O, geceyi, gündüzü, günesi ve ayi sizin hizmetinize verdi. Yildizlar da Allah'in emri ile hareket ederler. Süphesiz ki bunlarda aklini kullananlar için pek çok deliller vardir.
    • 13. Yeryüzünde sizin için rengârenk yarattiklarinda da ögüt alan bir toplum için gerçek bir ibret vardir.
    • 14. Içinden taze et (balik) yemeniz ve takacaginiz bir süs (esyasi) çikarmaniz için denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde (sulari) yara yara gittiklerini de görüyorsun. (Bütün bunlar) onun lütfunu aramaniz ve nimetine sükretmeniz içindir.
    • 15. Sizi sarsmamasi için yeryüzünde saglam daglari, yolunuzu bulmaniz için de irmaklari ve yollari yaratti.
    • 16. Daha nice alâmetler (yaratti). Onlar, yildizlarla da yollarini dogrulturlar.
    • 17. O halde, yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hâla düsünmüyor musunuz?
    • 18. Allah'in nimetini saymaya kalksaniz, onu sayamazsiniz. Hakikaten Allah çok bagislayan, pek esirgeyendir.
    • 19. Allah, gizlediginizi de açikladiginizi da bilir.
    • 20. Allah'i birakip da taptiklari (putlar), hiçbir sey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratilmislardir.
    • 21. Onlar diriler degil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
    • 22. Ilâhiniz bir tek Tanridir. Fakat ahirete inanmayanlar var ya, onlarin kalpleri inkârci, kendileri de böbürlenen kimselerdir.
    • 23. Hiç süphesiz Allah, onlarin gizleyeceklerini de açiklayacaklarini da bilir. O, büyüklük taslayanlari asla sevmez.
    • 24. Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildigi zaman, "Öncekilerin masallarini" derler.
    • 25. Kiyamet gününde kendi günahlarini tam olarak tasimalari ve bilgisizce saptirmakta olduklari kimselerin günahlarindan da bir kismini yüklenmeleri için (öyle derler). Bak ki yüklenecekleri sey ne kötüdür!
    • 26. Onlardan öncekiler de (peygamberlere) hile yapmislardi. Sonunda Allah da onlarin binalarini temellerinden söktü üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmisti.
    • 27. Sonra kiyamet gününde (Allah), onlari rezil eder ve der ki: "Kendileri hakkinda (müminlere) düsman kesildiginiz ortaklarim nerede?" Kendilerine ilim verilmis olanlar derler ki: "Süphesiz bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir."
    • 28. Kendilerine haksizlik ederlerken meleklerin canlarini aldiklari kimseler: Biz hiçbir kötülük yapmiyorduk, diyerek teslim olurlar. (Melekler onlara söyle der:) "Hayir, Allah, sizin yaptiklarinizi elbette çok iyi bilendir."
    • 29. "O halde, içinde ebedî kalacaginiz cehennemin kapilarindan girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!"
    • 30. (Kötülüklerden) sakinanlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiginde, "Hayir (indirdi)" derler. Bu dünyada güzel davrananlara, güzel mükâfat vardir. Ahiret yurdu ise daha hayirlidir. Takvâ sahiplerinin yurdu gerçekten güzeldir!
    • 31. (O yurt,) girecekleri, zemininden irmaklar akan Adn cennetleridir. Onlar için orada kendilerine diledikleri her sey vardir. Iste Allah, takvâ sahiplerini böyle mükâfatlandirir.
    • 32. (Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmis oldugunuz (iyi) islere karsilik cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarini aldiklari kimselerdir.
    • 33. (Kâfirler) kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rablerinin emrinin gelmesinden baska bir sey mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmislardi. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardi.
    • 34. Sonunda yaptiklarinin cezasi onlara ulasti ve alay etmekte olduklari sey onlari çepeçevre kusativerdi.
    • 35. Ortak kosanlar dediler ki: "Allah dileseydi ne biz ne de babalarimiz ondan baskasina tapardik. Onun emri olmadan hiçbir seyi de haram kilmazdik." Onlardan öncekiler de böyle yapmislardi. Peygamberlerin üzerine açik seçik tebligden baska bir sey düser mi!
    • 36. Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâgut'tan sakinin" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kismini dogru yola iletti. Onlardan bir kismi da sapikligi hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasil olmustur!
    • 37. (Resûlüm!) Sen, onlarin hidayete ermelerine çok düskünlük göstersen de bil ki Allah, saptirdigi kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onlarin yardimcilari da yoktur.
    • 38. Onlar: "Allah ölen bir kimseyi diriltmez" diye olanca güçleriyle Allah'a and içtiler. Aksine, bu O'nun bizzat kendisine karsi gerçek bir vâdidir. Fakat insanlarin çogu bilmez.
    • 39. Hakkinda ihtilaf ettikleri seyi onlara açiklamasi ve kâfir olanlarin da kendilerinin yalancilar olduklarini bilmeleri için (Allah onlari diriltecek).
    • 40. Biz, bir seyin olmasini istedigimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir.
    • 41. Zulme ugradiktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onlari dünyada güzel bir sekilde yerlestirecegiz. Eger bilirlerse ahiretin mükâfati elbette daha büyüktür.
    • 42. (Onlar) sadece Rablerine tevekkül ederek sabredenlerdir.
    • 43. Senden önce de, kendilerine vahyettigimiz kisilerden baskasini peygamber olarak göndermedik. Eger bilmiyorsaniz, bilenlere sorun.
    • 44. Apaçik mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). Insanlara, kendilerine indirileni açiklaman için ve düsünüp anlasinlar diye sana da bu Kur'an'i indirdik.
    • 45. Kötülük tuzaklari kuranlar, Allah'in, kendilerini yere geçirmeyeceginden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabin gelmeyeceginden emin mi oldular?
    • 46. Yahut onlar dönüp dolasirlarken Allah'in kendilerini yakalamayacagindan emin mi oldular? Onlar (Allah'i) âciz birakacak degillerdir.
    • 47. Yoksa Allah'in kendilerini yavas yavas tüketerek cezalandirmayacagindan (emin mi oldular)? Kuskusuz Rabbin çok sefkatli, pek merhametlidir.
    • 48. Allah'in yarattigi herhangi bir seyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek saga sola döner.
    • 49. Göklerde bulunanlar, yerdeki canlilar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler.
    • 50. Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar.
    • 51. Allah buyurdu ki: Iki tanri edinmeyin! O ancak bir Tanri'dir. O halde yalniz benden korkun!
    • 52. Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalniz O'nundur. O halde Allah'tan baskasindan mi korkuyorsunuz?
    • 53. Nimet olarak size ulasan ne varsa, Allah'tandir. Sonra size bir zarar dokundugu zaman dayalniz O'na yalvarirsiniz.
    • 54. Sonra da sizden o zarari giderdiginde, içinizden bir zümre, hemen Rablerine ortak kosarlar!
    • 55. Kendilerine verdiklerimize karsilik nankörlük etmeleri için (öyle yaparlar). O halde bir süre daha faydalanin; fakat yakinda hakikati bileceksiniz!
    • 56. Bir de kendilerine rizik olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri seylere (putlara) pay ayiriyorlar. Allah'a andolsun ki, iftira etmekte oldugunuz seylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz!
    • 57. Onlar, kizlarin Allah'a ait oldugunu iddia ediyorlar. Hâsâ! Allah bundan münezzehtir. Begendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor.
    • 58. Onlardan birine kiz müjdelendigi zaman öfkelenmis olarak yüzü kapkara kesilir.
    • 59. Kendisine verilen müjdenin kötülügünden dolayi kavminden gizlenir. Onu, asagilik duygusu içinde yaninda mi tutsun, yoksa topraga mi gömsün! Bakin ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!
    • 60. Kötü sifat, ahirete inanmayanlar içindir. En yüce sifatlar ise Allah'a aittir. Çünkü O, her seyden üstün ve hikmet sahibidir.
    • 61. Eger Allah, insanlari zulümleri yüzünden cezalandiracak olsaydi, yeryüzünde hiçbir canli birakmazdi. Fakat onlari takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldigi zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.
    • 62. Kendilerinin hoslarina gitmeyen seyleri Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun kendilerinin oldugunu anlatan dilleri de yalanin örnegini veriyor. Hiç süphesiz onlar için sadece ates vardir ve onlar, (atese) terkolunacaklar.
    • 63. Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere de (peygamberler) göndermisizdir. Fakat seytan onlara islerini süslü gösterdi de (iman etmediler). iste o, bugün onlarin velisidir. Ve onlar için elem verici bir azap vardir.
    • 64. Biz bu Kitab'i sana sirf hakkinda ihtilafa düstükleri seyi insanlara açiklayasin ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.
    • 65. Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Süphesiz ki bunda dinleyen toplum için bir ibret vardir.
    • 66. Kuskusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardir. Zira size, onlarin karinlarindaki fiski ile kan arasindan (gelen), içenlerin bogazindan kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz.
    • 67. Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gidalar edinirsiniz. Iste bunlarda da aklini kullanan kimseler için büyük bir ibret vardir.
    • 68. Rabbin bal arisina: Daglardan, agaçlardan ve insanlarin yaptiklari çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin.
    • 69. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylastirdigi yaylim yollarina gir, diye ilham etti. Onlarin karinlarindan renkleri çesitli bir serbet (bal) çikar ki, onda insanlar için sifa vardir. Elbette bunda düsünen bir kavim için büyük bir ibret vardir.
    • 70. Sizi Allah yaratti; sonra sizi vefat ettirecek. Daha önce bilgili iken hiçbir seyi bilmez hale gelsin diye sizden bazi kimseler ömrün en kötü çagina kadar yasatilacak süphesiz ki Allah bilgilidir, kudretlidir.
    • 71. Allah kiminize kiminizden daha bol rizik verdi. Bol rizik verilenler, riziklarini ellerinin altindakilere verip de bu hususta kendilerini onlara esit kilmazlar. Durum böyle iken Allah'in nimetini inkâr mi ediyorlar?
    • 72. Allah size kendi nefislerinizden esler yaratti, eslerinizden de sizin için ogullar ve torunlar yaratti ve sizi temiz gidalarla riziklandirdi. Onlar hâla bâtila inanip Allah'in nimetine nankörlük mü ediyorlar?
    • 73. (Müsrikler) Allah'i birakip da kendilerine göklerde ve yerde olan riziktan hiçbir sey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen seylere (putlara) tapiyorlar.
    • 74. Allah'a birtakim benzerler icat etmeyin. Çünkü Allah (her seyi) bilir, siz ise bilemezsiniz.
    • 75. Allah, hiçbir seye gücü yetmeyen, baskasinin mali olmus bir köle ile katimizdan kendisine verdigimiz güzel riziktan gizli ve açik olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç esit olurlar mi? Dogrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onlarin çogu (bunu) bilmezler.
    • 76. Allah, su iki kisiyi de misal verir: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir sey beceremez ve efendisinin üstüne bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayir getiremez. Simdi, bu adamla, dogru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse esit olur mu?
    • 77. Göklerin ve yerin gaybi Allah'a aittir. Kiyametin kopmasi ise, göz açip kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Süphesiz Allah, her seye kadirdir.
    • 78. Siz, hiçbir sey bilmezken Allah, sizi analarinizin karnindan çikardi; sükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
    • 79. Gögün boslugunda emre boyun egdirilmis olarak uçusan kuslari görmediler mi? Onlari orada Allah'tan baskasi tutamaz. Kuskusuz bunda inanan bir toplum için ibretler vardir.
    • 80. Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yapti ve sizin için davar derilerinden gerek göç gününüzde, gerekse konaklama gününüzde, kolayca tasiyacaginiz evler; yünlerinden, yapagilarindan ve killarindan bir süreye kadar (faydalanacaginiz) bir ev esyasi ve bir ticaret mali meydana getirdi.
    • 81. Allah, yarattiklarindan sizin için gölgeler yapti. Daglarda da sizin için barinaklar yaratti. Sizi sicaktan koruyacak elbiseler ve savasta sizi koruyacak zirhlar yaratti. Iste böylece Allah, müslüman olmaniz için üzerinize nimetini tamamliyor.
    • 82. (Ey Resûlüm!) Yine de yüz çevirirlerse, artik sana düsen ancak açik bir tebligden ibarettir.
    • 83. Onlar Allah'in nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkâr ederler. Onlarin çogu kâfirdir.
    • 84. Her ümmetten bir sahit gönderecegimiz gün, artik ne kâfir olanlara (özür dilemelerine) izin verilir ne de onlarin özür dilemeleri istenir.
    • 85. O zulmedenler azabi gördüklerinde, artik onlardan azap hafifletilmez, onlara mühlet de verilmez.
    • 86. (Allah'a) ortak kosanlar, ortak kostuklari seyleri gördükleri zaman derler ki: "Rabbimiz! Iste bunlar, seni birakip da tapmis oldugumuz ortaklarimizdir." Onlar da bunlara: "Siz mutlaka yalancilarsiniz" diye söz atarlar.
    • 87. O gün Allah'a teslim (bayragini) çekerler ve uydurmakta olduklari seyler onlardan kaybolup gider.
    • 88. Inkâr edip de (insanlari) Allah yolundan alikoyanlar var ya, iste onlara, yapmakta olduklari bozgunculuklar sebebiyle, azaplarini kat kat artiracagiz.
    • 89. O gün her ümmetin içinden kendilerine birer sahit gönderecegiz. Seni de hepsinin üzerine sahit olarak getirecegiz. Ayrica bu Kitab'i da sana, her sey için bir açiklama, bir hidayet ve rahmet kaynagi ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
    • 90. Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiligi, akrabaya yardim etmeyi emreder, çirkin isleri, fenalik ve azginligi da yasaklar. O, düsünüp tutasiniz diye size ögüt veriyor.
    • 91. Antlasma yaptiginiz zaman, Allah'in ahdini yerine getirin ve Allah'i üzerinize sahit tutarak, pekistirdikten sonra yeminleri bozmayin. Süphesiz Allah, yapacaginiz seyleri pek iyi bilir.
    • 92. Bir toplum diger bir toplumdan (sayica ve malca) daha çok oldugu için yeminlerinizi, aranizda bir fesat araci edinerek ipligini saglamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadin) gibi olmayin. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkinda ihtilafa düsmekte oldugunuz seyi kiyamet gününde mutlaka size açiklayacaktir.
    • 93. Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet kilardi; fakat O, diledigini saptirir, diledigini de dogru yola iletir. Yaptiklarinizdan mutlaka sorumlu tutulacaksiniz.
    • 94. Yeminlerinizi aranizda fesada araç edinmeyin, aksi halde (Islâm'da) sebat etmisken ayaginiz kayar da (insanlari) Allah yolundan alikoymaniz sebebiyle (dünyada) kötülügü tadarsiniz. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vardir.
    • 95. Allah'in ahdini az bir karsiliga degismeyin! Sayet anlayan kimseler iseniz, süphesiz Allah katinda olan (sevap) sizin için daha hayirlidir.
    • 96. Sizin yaninizdaki (dünya mali) tükenir, Allah katindakiler ise bâkidir. Elbette sabirli davrananlara yapmakta olduklarinin en güzeliyle mükâfatlarini verecegiz.
    • 97. Erkek veya kadin, mümin olarak kim iyi amel islerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yasatiriz. Ve mükâfatlarini, elbette yapmakta olduklarinin en güzeli ile veririz.
    • 98. Kur'an okudugun zaman o kovulmus seytandan Allah'a sigin!
    • 99. Gerçek su ki: Iman edip de yalniz Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (seytanin) bir hakimiyeti yoktur.
    • 100. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak kosanlaradir.
    • 101. Biz bir âyetin yerine baska bir âyeti getirdigimiz zaman -ki Allah, neyi indirecegini çok iyi bilir- "Sen ancak bir iftiracisin" dediler. Hayir; onlarin çogu bilmezler.
    • 102. De ki: Onu, Mukaddes Rûh (Cebrail), iman edenlere sebat vermek, müslümanlari dogru yola iletmek ve onlara müjde vermek için, Rabbin katindan hak olarak indirdi.
    • 103. Süphesiz biz onlarin: "Kur'an'i ona ancak bir insan ögretiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri sahsin dili yabancidir. Halbuki bu (Kur'an) apaçik bir Arapçadir.
    • 104. Allah'in âyetlerine inanmayanlar yok mu, kuskusuz Allah onlari dogru yola iletmez ve onlar için elem verici bir azap vardir.
    • 105. Allah'in âyetlerine inanmayanlar, ancak yalan uydurur. Iste onlar, yalancilarin kendileridir.
    • 106. Kim iman ettikten sonra Allah'i inkâr ederse -kalbi iman ile dolu oldugu halde (inkâra) zorlanan baska- fakat kim kalbini kâfirlige açarsa, iste Allah'in gazabi bunlaradir; onlar için büyük bir azap vardir.
    • 107. Bu (azap), onlarin dünya hayatini ahirete tercih etmelerinden ve Allah'in kâfirler toplulugunu hidayete erdirmemesinden ötürüdür.
    • 108. Iste onlar Allah'in, kalplerini, kulaklarini ve gözlerini mühürledigi kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir.
    • 109. Hiç süphesiz onlar ahirette ziyana ugrayanlarin ta kendileridir.
    • 110. Sonra süphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret edip, ardindan da sabrederek cihad edenlerin yardimcisidir. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette çok bagislayan, pek esirgeyendir.
    • 111. O gün, herkes gelip kendi canini kurtarmak için ugrasir ve herkese yaptiginin karsiligi eksiksiz ödenir, onlara asla zulmedilmez.
    • 112. Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rizki her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'in nimetlerine karsi nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptiklarindan ötürü açlik ve korku sikintisini tattirdi.
    • 113. Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladilar. Onlar zulmederlerken azap onlari yakalayiverdi.
    • 114. Artik, Allah'in size verdigi riziktan helâl ve temiz olarak yeyin, eger (gerçekten) yalniz Allah'a ibadet ediyorsaniz, onun nimetine sükredin.
    • 115. (Allah) size, sadece ölü hayvani kani, domuz etini ve Allah'tan baskasi adina kesilen hayvani haram kildi. Ancak kim mecbur kalirsa (baskalarinin haklarina) saldirmaksizin, siniri da asmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah çok bagislayan, pek esirgeyendir.
    • 116. Dillerinizin uydurdugu yalana dayanarak "Bu helâldir, su da haramdir" demeyin, çünkü Allah'a karsi yalan uydurmus oluyorsunuz. Kuskusuz Allah'a karsi yalan uyduranlar kurtulusa eremezler.
    • 117. (Kazandiklari) pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vardir.
    • 118. Sana anlattiklarimizi, daha önce, yahudi olanlara da haram kilmistik. Biz onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haksizlik ediyorlardi.
    • 119. Sonra süphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra da bunun ardindan tevbe edip durumunu düzeltenleri (bagislayacaktir). Çünkü onlar tevbe ettikten sonra Rabbin elbet çok bagislayan, pek esirgeyendir.
    • 120. Ibrahim, gerçekten Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi; Allah'a ortak kosanlardan degildi.
    • 121. Allah'in nimetlerine sükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmis ve dogru yola iletmisti.
    • 122. Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de sâlihlerdendir.
    • 123. Sonra da sana: "Dogru yola yönelerek Ibrahim'in dinine uy! O müsriklerden degildi" diye vahyettik.
    • 124. Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere (farz) kilinmisti. Kiyamet günü Rabbin, muhakkak onlarin ihtilafa düstükleri sey hakkinda aralarinda hüküm verecektir.
    • 125. (Resûlüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel ögütle çagir ve onlarla en güzel sekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanlari en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.
    • 126. Eger ceza verecekseniz, size yapilan iskencenin misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayirlidir.
    • 127. Sabret! Senin sabrin da ancak Allah'in yardimi iledir. Onlardan dolayi kederlenme; kurmakta olduklari tuzaktan kaygi duyma!
    • 128. Çünkü Allah, (kötülükten) sakinanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.
     
  17. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 17-el-ISRÂ
    • Mekke'de nâzil olmustur. Ancak 26, 32, 33 ve 57. âyetlerle 73 ilâ 80. âyetlerin Medine'de indigi rivayet edilmektedir. 111 (yüzonbir) âyettir. "Isrâ" kelimesi, geceleyin yürümek manasina gelir. Hz. Peygamber'in Mi'rac mucizesinin Mekke'den Kudüs'e kadar olan kismi bu sûrede anlatildigindan, sûre "Isrâ" adini almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kismini gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kildigimiz Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sifatlardan münezzehtir; O, gerçekten isitendir, görendir.
    • 2. Biz, Musa'ya Kitab'i verdik ve Israilogullarina: "Benden baskasini dayanilip güvenilen bir rab edinmeyin" diyerek bu Kitab'i bir hidayet rehberi kildik.
    • 3. (Ey) Nuh ile birlikte (gemide) tasidigimiz kimselerin nesli! Sunu bilin ki Nuh, çok sükreden bir kul idi.
    • 4. Biz, Kitap'ta Israilogullarina: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çikaracaksiniz ve azginlik derecesinde bir kibre kapilacaksiniz, diye bildirdik.
    • 5. Bunlardan ilkinin zamani gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarimizi gönderdik. Bunlar, evlerin arasinda dolasarak (sizi) aradilar. Bu, yerine getirilmis bir vaad idi.
    • 6. Sonra onlara karsi size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve ogullarla gücünüzü arttirdik; sayinizi daha da çogalttik.
    • 7. Eger iyilik ederseniz kendinize etmis, kötülük ederseniz yine kendinize etmis olursunuz. Artik diger cezalandirma zamani gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid'e (Süleyman Mâbedi'ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her seyi büsbütün tahrip etsinler (diye, basiniza yine düsmanlarinizi musallat kildik).
    • 8. Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz eger yine (fesatçiliga) dönerseniz, biz de sizi yine cezalandiririz. Biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yaptik.
    • 9. Süphesiz ki bu Kur'an en dogru yola iletir; iyi davranislarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat oldugunu müjdeler.
    • 10. Ahirete inanmayanlara gelince, onlar için de elemli bir azap hazirlamisizdir.
    • 11. Insan hayri istedigi kadar serri de ister. Insan pek acelecidir!
    • 12. Biz, geceyi ve gündüzü birer âyet (delil) olarak yarattik. Nitekim, Rabbinizin nimetlerini arastirmaniz, ayrica, yillarin sayi ve hesabini bilmeniz için gecenin karanligini silip (yerine, esyayi) aydinlatan gündüzün aydinligini getirdik. Iste biz, her seyi açik açik anlattik.
    • 13. Her insanin amelini (veya kaderini) boynuna bagladik. Insan için kiyamet gününde, açilmis olarak önüne konacak bir kitap çikaririz.
    • 14. Kitabini oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.
    • l5. Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiligi için seçmis olur; kim de dogruluktan saparsa, kendi zararina sapmis olur. Hiçbir günahkâr, baskasinin günah yükünü üslenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek degiliz.
    • 16. Bir ülkeyi helâk etmek istedigimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle simarmis elebasilarina (iyilikleri) emrederiz; buna ragmen onlar orada kötülük islerler. Böylece o ülke, helâke müstahak olur; biz de orayi darmadagin ederiz.
    • 17. Nuh'tan sonraki nesillerden nicelerini helâk ettik. Kullarinin günahlarini bilen ve gören olarak Rabbin yeterlidir.
    • 18. Her kim bu çarçabuk geçen dünyayi dilerse ona, yani diledigimiz kimseye diledigimiz kadarini dünyada hemen verir, sonra da onu, kinanmis ve kovulmus olarak girecegi cehenneme sokariz.
    • 19. Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yarasir bir çaba ile çalisirsa, iste bunlarin çalismalari makbuldür.
    • 20. Hepsine, onlara da bunlara da (dünyayi isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanindan (istediklerini) veririz. Rabbinin ihsani kisitlanmis degildir.
    • 21. Baksana, biz insanlarin kimini kiminden nasil üstün kilmisizdir! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farklari bakimindan daha büyüktür.
    • 22. Allah ile birlikte bir ilâh daha tanima! Sonra kinanmis ve kendi basina terkedilmis olarak kalirsin.
    • 23. Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babaniza da iyi davranmanizi kesin bir sekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yaninda yaslanirsa, kendilerine "of!" bile deme; onlari azarlama; ikisine de güzel söz söyle.
    • 24. Onlari esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklügümde onlar beni nasil yetistirmislerse, simdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et.
    • 25. Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eger siz iyi olursaniz, sunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri son derece bagislayicidir.
    • 26. Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkini ver. Gereksiz yere de saçip savurma.
    • 27. Zira böylesine saçip savuranlar seytanlarin dostlaridirlar. Seytan ise Rabbine karsi çok nankördür.
    • 28. Eger Rabbinden umdugun (beklemek durumunda oldugun) bir rahmet için onlarin yüzlerine bakamiyorsan, hiç olmazsa kendilerine gönül alici bir söz söyle.
    • 29. Eli siki olma; büsbütün eli açik da olma. Sonra kinanir, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.
    • 30. Rabbin rizki diledigine bol verir, diledigine daraltir. Süphesiz ki O, kullarindan haberdardir, (onlari) çok iyi görür.
    • 31. Geçim endisesi ile çocuklarinizin canina kiymayin. Biz, onlarin da sizin de rizkinizi veririz. Onlari öldürmek gerçekten büyük bir suçtur.
    • 32. Zinaya yaklasmayin. Zira o, bir hayâsizliktir ve çok kötü bir yoldur.
    • 33. Hakli bir sebep olmadikça Allah'in muhterem kildigi cana kiymayin. Bir kimse zulmen öldürülürse, onun velîsine (hakkini almasi için) yetki verdik. Ancak bu velî de kisasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacagini almistir.
    • 34. Yetimin malina, rüsdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklasin. Verdiginiz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumlulugu gerektirir.
    • 35. Ölçtügünüz zaman tastamam ölçün ve dogru terazi ile tartin. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakimindan daha güzeldir.
    • 36. Hakkinda bilgin bulunmayan seyin ardina düsme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunlarin hepsi ondan sorumludur.
    • 37. Yeryüzünde böbürlenerek dolasma. Çünkü sen (agirlik ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de daglarla ululuk yarisina girebilirsin.
    • 38. Bütün bu sayilanlarin kötü olanlari, Rabbinin nezdinde sevimsizdir.
    • 39. Iste bunlar, Rabbinin sana vahyettigi hikmetlerdir. Allah ile birlikte baska ilâh edinme; sonra kinanmis ve (Allah'in rahmetinden) uzaklastirilmis olarak cehenneme atilirsin.
    • 40. (Ey müsrikler!) Rabbiniz, erkek çocuklari sizin için ayirdi da, kendisi meleklerden kiz çocuklar mi edindi! Gerçekten siz, (vebali) çok büyük bir söz söylüyorsunuz.
    • 41. Biz, onlarin akillarini baslarina toplamalari için bu Kur'an'da (çesitli ikaz ve ihtarlari) türlü sekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaçip uzaklasmaktan baska bir sey saglamiyor.
    • 42. De ki: Eger söyledikleri gibi Allah ile birlikte baska ilâhlar da bulunsaydi, o takdirde bu ilâhlar, Ars'in sahibi olan Allah'a ulasmak için çareler arayacaklardi.
    • 43. Allah, onlarin söyledikleri seylerden münezzehtir; son derece yücedir ve uludur.
    • 44. Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir sey yoktur. Ne var ki siz, onlarin tesbihini anlamazsiniz. O, halîmdir, bagislayicidir.
    • 45. Biz, Kur'an okudugun zaman, seninle ahirete inanmayanlarin arasina gizleyici bir örtü çekeriz.
    • 46. Ayrica, onu anlamamalari için kalplerine bir kapalilik ve kulaklarina bir agirlik veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birligini yâdettiginde onlar, canlari sikilmis bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler.
    • 47. Biz, onlarin seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarinda fisildasirlarken de o zalimlerin: "Siz, büyülenmis bir adamdan baskasina uymuyorsunuz!" dediklerini çok iyi biliriz.
    • 48. Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptilar! Bu yüzden, (öyle bir) saptilar ki, artik (dogru) yolu bulamayacaklardir.
    • 49. Bir de onlar dediler ki: Sahi biz, bir kemik yigini ve kokusmus bir toprak olmus iken, yepyeni bir hilkatte diriltilecegiz, öyle mi!
    • 50. De ki: "Ister tas olun, ister demir",
    • 51.Isterse akliniza (yeniden dirilmesi) imkânsiz gibi görünen herhangi bir yaratik! (Bunlar, Allah'in sizi yeniden diriltmesini güçlestirmez.) Diyecekler ki: "Bizi tekrar (hayata) kim döndürecek?" De ki: Sizi ilk kez yaratan. Bunun üzerine onlar sana alayli bir tarzda baslarini sallayacak ve "Ne zamanmis o?" diyecekler. De ki: Yakin olsa gerek!
    • 52. Allah sizi çagiracagi gün, kendisine hamdederek çagrisina uyarsiniz ve (dirilmeden önceki halinizde) çok az kaldiginizi sanirsiniz.
    • 53. Kullarima söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra seytan aralarini bozar. Çünkü seytan, insanin apaçik düsmanidir.
    • 54. Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandirir. Biz, seni onlarin üstüne bir vekil olarak göndermedik.
    • 55. Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kildik; Davud'a da Zebur'u verdik.
    • 56. (Resûlüm!) De ki: "Allah'i birakip da (ilâh oldugunu) ileri sürdüklerinize yalvarin. Ne var ki onlar, sizin sikintinizi ne uzaklastirabilir, ne de degistirebilirler."
    • 57. Onlarin yalvardiklari bu varliklar Rablerine -hangisi daha yakin olacak diye- vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar ve azabindan korkarlar. Çünkü Rabbinin azabi, sakinilacak bir azaptir.
    • 58. Ne kadar ülke varsa hepsini kiyamet gününden önce ya helâk edecek veya en çetin bir sekilde azaplandiracagiz. Bu, Kitap'ta (levh-i mahfuz'da) yazilidir.
    • 59. Bizi, âyetler (mucizeler) göndermekten alikoyan tek sey, öncekilerin bu âyetleri yalanlamis olmasidir. Nitekim Semûd kavmine, açik bir mucize olmak üzere bir disi deve vermistik. Onlar ise, (bu deveyi bogazladilar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz âyetleri ancak korkutmak için göndeririz.
    • 60. Hani sana: Rabbin, insanlari çepeçevre kusatmistir, demistik. Sana gösterdigimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lânetlenen agaci, ancak insanlari sinamak için meydana getirdik. Biz onlari korkuturuz da, bu onlara, büyük bir azginliktan baska bir sey saglamaz.
    • 61. Meleklere: Âdem'e secde edin! demistik. Iblis'in disinda hepsi secde ettiler. Iblis: "Ben, dedi, çamurdan yarattigin bir kimseye secde mi ederim!"
    • 62. Dedi ki: "Su benden üstün kildigina da bir bak! Yemin ederim ki, eger beni kiyamete kadar yasatirsan, pek azi disinda, onun neslini kendime baglayacagim!"
    • 63. Allah buyurdu: Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki hepinizin cezasi cehennemdir. Tam bir ceza!
    • 64. Onlardan gücünün yettigi kimseleri dâvetinle sasirt; süvarilerinle, yayalarinla onlari yaygaraya bog; mallarina, evlâtlarina ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. Seytan, insanlara, aldatmadan baska bir sey vâdetmez.
    • 65. Surasi muhakkak ki, benim (ihlâsli) kullarim üzerinde senin hiçbir agirligin olmayacaktir. (Onlari) koruyucu olarak Rabbin yeter.
    • 66. (Kullarim!) Rabbiniz, lütfuna nâil olmaniz için denizde gemileri sizin için yüzdürendir. Dogrusu O, sizin için çok merhametlidir.
    • 67. Denizde basiniza bir musibet geldiginde, O'ndan baska bütün yalvardiklariniz kaybolup gider. O sizi kurtarip karaya çikardiginda, (yine eski halinize) dönersiniz. Insanoglu çok nankördür.
    • 68. O'nun, sizi kara tarafinda yerin dibine geçirmeyeceginden, yahut basiniza tas yagdirmayacagindan emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsiniz.
    • 69. Yahut O'nun, sizi bir kez daha oraya (denize) gönderip üzerinize bir kasirga yollayarak, inkâr etmis olmaniz sebebiyle sizi bogmayacagindan emin misiniz? Sonra, bundan dolayi kendinize (intikaminizi almak için) bizi arayip soracak bir destekçi de bulamazsiniz.
    • 70. Biz, hakikaten insanoglunu san ve seref sahibi kildik. Onlari, (çesitli nakil vasitalari ile) karada ve denizde tasidik; kendilerine güzel güzel riziklar verdik; yine onlari, yarattiklarimizin birçogundan cidden üstün kildik.
    • 71. Her insan toplulugunu önderleri ile birlikte çagiracagimiz o günde kimlerin amel defteri sagindan verilirse, onlar, en küçük bir haksizliga ugramamis olarak amel defterlerini okuyacaklar.
    • 72. Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu sasirmistir.
    • 73. Müsrikler, sana vahyettigimizden baska bir seyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettigimizden saptiracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
    • 74. Eger seni sebatkâr kilmasaydik, gerçekten, nerdeyse onlara birazcik meyledecektin.
    • 75. O zaman, hiç süphesiz sana hayatin ve ölümün sikintilarini kat kat tattirirdik; sonra bize karsi kendin için bir yardimci da bulamazdin.
    • 76. Yine onlar, seni yurdundan çikarmak için nerdeyse dünyayi basina dar getirecekler. O takdirde, senin ardindan kendileri de fazla kalamazlar.
    • 77. Senden önce gönderdigimiz peygamberler hakkindaki kanun (da budur). Bizim kanunumuzda hiçbir degisiklik bulamazsin.
    • 78. Gündüzün günes dönüp gecenin karanligi bastirincaya kadar (belli vakitlerde) namaz kil; bir de sabah namazini. Çünkü sabah namazi sahitlidir.
    • 79. Gecenin bir kisminda uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kil. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye deger bir makama gönderecegini umabilirsin.
    • 80. Ve söyle niyaz et: Rabbim! Girecegim yere dürüstlükle girmemi sagla; çikacagim yerden de dürüstlükle çikmami sagla. Bana tarafindan, hakkiyla yardim edici bir kuvvet ver.
    • 81. Yine de ki: Hak geldi; bâtil yikilip gitti. Zaten bâtil yikilmaya mahkumdur.
    • 82. Biz, Kur'an'dan öyle bir sey indiriyoruz ki o, müminler için sifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnizca ziyanini artirir.
    • 83. Insana nimet verdigimiz zaman (bizden) yüz çevirip yan çizer; ona bir de zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarliga düser.
    • 84. De ki: Herkes, kendi mizaç ve mesrebine göre is yapar. Bu durumda kimin dogru bir yol tuttugunu Rabbiniz en iyi bilendir.
    • 85. Sana ruh hakkinda soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmistir.
    • 86. Hakikaten, biz dilersek sana vahyettigimizi ortadan kaldiririz; sonra bu durumda sen de bize karsi hiçbir koruyucu bulamazsin.
    • 87. Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an bâki kalmistir). Çünkü O'nun sana lütufkârligi çok büyüktür.
    • 88. De ki: Andolsun, bu Kur'an'in bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.
    • 89. Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çesitli sekillerde anlattik. Yine de insanlarin çogu inkârciliktan baskasini kabullenmediler.
    • 90. Onlar: "Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fiskirtmadikça sana asla inanmayacagiz."
    • 91. "Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bagin olmali; öyle ki, içlerinden gürül gürül irmaklar akitmalisin."
    • 92. "Yahut, iddia ettigin gibi, üzerimize gökten parçalar yagdirmalisin veya Allah'i ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin."
    • 93. "Yahut da altindan bir evin olmali, ya da göge çikmalisin. Bize, okuyacagimiz bir kitap indirmedigin sürece (göge) çiktigina da asla inanmayiz." De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beser bir elçiyim.
    • 94. Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiginde, insanlarin (buna) inanmalarini sirf, "Allah, peygamber olarak bir beseri mi gönderdi?" demeleri engellemistir.
    • 95. Sunu söyle: Eger yeryüzünde yerlesmis gezip dolasan melekler olsaydi, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik.
    • 96. De ki: Benimle sizin aranizda gerçek sahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarini hakikaten bilip görmektedir.
    • 97. Allah kime hidayet verirse, iste dogru yolu bulan odur; kimi de hidayetten uzak tutarsa, artik onlara, Allah'tan baska dostlar bulamazsin. Kiyamet gününde onlari kör, dilsiz ve sagir bir halde yüzükoyun hasrederiz. Onlarin varacagi ve kalacagi yer cehennemdir ki, atesi yavasladikça onun alevini artiririz.
    • 98. Cezalari iste budur! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmisler ve: "Sahi bizler, bir kemik yigini ve kokusmus toprak olduktan sonra yeni bir yaratilisla diriltilmis mi olacagiz?" demislerdir.
    • 99. Düsünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmis olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda süphe yoktur. Ama zalimler, inkârciliktan baskasini kabullenmediler.
    • 100. De ki: Rabbimin rahmet hazinesine eger siz sahip olsaydiniz, harcanir korkusuyla kistikça kisardiniz. Insanoglu da pek eli sikidir!
    • 101. Andolsun biz, Musa'ya açik açik dokuz âyet verdik. Haydi Israilogullarina sor. Musa onlara geldiginde Firavun ona, "Ey Musa! dedi, senin büyülenmis oldugunu saniyorum!"
    • 102. (Musa Firavun'a:) "Pek âlâ biliyorsun ki, dedi, bunlari, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvoldugunu saniyorum!"
    • 103. Derken, Firavun onlari ülkeden çikarmak istedi. Bu yüzden biz onu ve maiyyetindekilerin hepsini (denizde) bogduk.
    • 104. Arkasindan da Israilogullarina: "O topraklarda oturun! Ahiret vâdi tahakkuk edince, hepinizi toplayip bir araya getirecegiz" dedik.
    • 105. Biz Kur'an'i hak olarak indirdik; o da hakki getirdi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik.
    • 106. Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasin diye (âyet âyet, sûre sûre) ayirdik; ve onu peyderpey indirdik.
    • 107. De ki: Siz ona ister inanin, ister inanmayin; su bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanirlar.
    • 108. Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. Rabbimizin vâdi mutlaka yerine getirilir.
    • 109. Aglayarak yüz üstü yere kapanirlar. (Kur'an okumak) onlarin saygisini artirir.
    • 110. De ki: "Ister Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastir." Namazinda yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kisma; ikisinin arasi bir yol tut.
    • 111. "Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortagi bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyaci olmayan Allah'a hamdederim" de ve tekbir getirerek O'nun sanini yücelt!
     
  18. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 18-el-KEHF
    • Kehf sûresi 110 (yüzon) âyettir. Mekke'de nâzil olmustur. Ancak, 28. âyetin Medine'de nâzil oldugu rivayeti de vardir. Sûre bu adi, içinde söz konusu edilen ve "magara arkadaslari" demek olan "Ashâb-i Kehf"den almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Hamd olsun Allah'a ki kulu (Muhammed'e), Kitab 'i indirdi ve ona hiçbir egrilik koymadi.
    • 2. Onu dosdogru (bir Kitab)olarak indirdi ki katindan gelecek siddetli azaba karsi (insanlari)uyarmak ve yararli isler yapan müminlere kendileri için güzel mükafat bulundugunu müjdelemek için.
    • 3. Onlar orada ebedî kalacaklarlardir.
    • 4. Ve "Allah evlât edindi" diyenleri de uyarmak için.
    • 5. Ne onlarin (Allah evlât edindi, diyenlerin), ne de atalarinin bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Agizlarindan çikan bu söz ne büyük oldu! Yalandan baska bir sey söylemiyorlar.
    • 6. Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarindan üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.
    • 7. Biz, insanlarin hangisinin daha güzel amel edecegini deneyelim diye yeryüzündeki her seyi dünyanin kendine mahsus bir zinet yaptik.
    • 8. (Bununla beraber) biz mutlaka oradaki her seyi kupkuru bir toprak yapacagiz.
    • 9. (Resûlüm)! Yoksa sen, bizim âyetlerimizden (sadece) Kehf ve Rakîm sahiplerinin ibrete sâyan olduklarini mi sandin?
    • 10. O (yigit) gençler magaraya siginmislar ve: Rabbimiz! Bize tarafindan rahmet ver ve bize, (su) durumumuzdan bir kurtulus yolu hazirla! demislerdi.
    • 11. Bunun üzerine biz de o magarada onlarin kulaklarina nice yillar perde koyduk (uykuya daldirdik.)
    • 12. Sonra da iki guruptan (Ashâb-i Kehf ile hasimlarindan) hangisinin kaldiklari müddeti daha iyi hesap edecegini görelim diye onlari uyandirdik.
    • 13. Biz sana onlarin basindan geçenleri gerçek olarak anlatiyoruz. Hakikaten onlar, Rablerine inanmis gençlerdi. Biz de onlarin hidayetini arttirdik.
    • 14. Onlarin kalplerini metîn kildik. O yigitler (o yerin hükümdari karsisinda) ayaga kalkarak dediler ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan baskasina tanri demeyiz. Yoksa saçma sapan konusmus oluruz.
    • 15. Su bizim kavmimiz Allah'tan baska tanrilar edindiler. Bari bu tanrilar konusunda açik bir delil getirseler. (Ne mümkün!) Öyle ise Allah hakkinda yalan uydurandan daha zalimi var mi?
    • 16. (Içlerinden biri söyle demisti:) "Madem ki siz onlardan ve onlarin Allah'in disinda tapmakta olduklari varliklardan uzaklastiniz, o halde magaraya siginin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysin ve isinizde sizin için fayda ve kolaylik saglasin."
    • 17. (Resûlüm! Orada bulunsaydin) günesi görürdün: Dogdugu zaman magaralarinin sagina meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçerdi. (Böylece) onlar (günes isigindan rahatsiz olmaksizin) magaranin bir kösesinde (uyurlardi). Iste bu, Allah'in âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, iste o, hakka ulasmistir, kimi de hidayetten mahrum ederse artik onu dogruya yöneltecek bir dost bulamazsin.
    • 18. Kendileri uykuda olduklari halde sen onlari uyanik sanirdin. Onlari saga sola çevirirdik. Köpekleri de magaranin girisinde ön ayaklarini uzatmis yatmakta idi. Eger onlarin durumlarina muttali olsa idin dönüp onlardan kaçardin ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardi.
    • 19. Böylece biz, aralarinda birbirlerine sormalari için onlari uyandirdik: Içlerinden biri: "Ne kadar kaldiniz?" dedi. (Kimi) "Bir gün ya da günün bir parçasi kadar kaldik" dediler; (kimi de) söyle dediler: "Rabbiniz, kaldiginiz müddeti daha iyi bilir. Simdi siz, içinizden birini su gümüs paranizla sehre gönderin de, baksin, (sehrin) hangi yiyecegi daha temiz ise size ondan erzak getirsin; ayrica, nâzik davransin (gizli hareket etsin) ve sakin sizi kimseye sezdirmesin."
    • 20. "Çünkü onlar eger size muttali olurlarsa, ya sizi taslayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman ebediyyen iflah olmazsiniz."
    • 21. Böylece (insanlari) onlardan haberdar ettik ki, Allah'in vâdinin hak oldugunu, kiyametin süphe götürmez oldugunu bilsinler. Hani onlar aralarinda Ashâb-i Kehfin durumunu tartisiyorlardi. Dediler ki: "Üzerlerine bir bina yapin. Rableri onlari daha iyi bilir." Onlarin durumuna vâkif olanlar ise: "Bizler, kesinlikle onlarin yanibaslarina bir mescit yapacagiz" dediler.
    • 22. (Insanlarin kimi:) "Onlar üç kisidir; dördüncüleri de köpekleridir" diyecekler; yine: "Bes kisidir; altincilari köpekleridir" diyecekler. (Bunlar) bilinmeyen hakkinda tahmin yürütmektir. (Kimileri de:) "Onlar yedi kisidir; sekizincisi köpekleridir" derler. De ki: Onlarin sayilarini Rabbim daha iyi bilir. Onlar hakkinda bilgisi olan çok azdir. Öyle ise Ashâb-i Kehf hakkinda, delillerin açik olmasi haricinde bir münakasaya girisme ve onlar hakkinda (ileri geri konusan) kimselerin hiçbirinden malumat isteme.
    • 23. Hiçbir sey için "Bunu yarin yapacagim" deme.
    • 24.Ancak Allah dilerse (yapacagim de). Unuttugun zaman Allah'i an ve "Umarim Rabbim beni,dogruya daha yakin olana eristirir."de.
    • 25.Onlar,magaralarinda üçyüz yil kadar kaldilar ve dokuz yil da buna ilave etmislerdir
    • 26. De ki: Ne kadar kaldiklarini Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi O'na aittir. O'nun görmesi de, isitmesi de sâyani hayrettir. Onlarin (göklerde ve yerde olanlarin), O'ndan baska bir yöneticisi yoktur. O, kendi hükümranligina kimseyi ortak etmez.
    • 27. Rabbinin Kitabi'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini degistirebilecek yoktur. O'ndan baska bir siginak da bulamazsin.
    • 28. Sabah aksam Rablerine, O'nun rizasini dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatinin süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kildigimiz, kötü arzularina uymus ve isi gücü asirilik olan kimseye boyun egme.
    • 29. Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazirladik ki, onun duvarlari kendilerini çepe çevre kusatmistir. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarina, erimis maden gibi yüzleri haslayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!
    • 30. Iman edip de güzel davranislarda bulunanlar (bilmelidirler ki) biz, güzel isler yapanlarin ecrini zâyi etmeyiz.
    • 31. Iste onlara, alt taraflarindan irmaklar akan Adn cennetleri vardir. Onlar Adn cennetlerinde tahtlar üzerine kurularak orada altin bileziklerle bezenecekler; ince ve kalin dîbâdan yesil elbiseler giyecekler. Ne güzel karsilik ve ne güzel kalma yeri!
    • 32. Onlara, su iki adami misal olarak anlat: Bunlardan birine iki üzüm bagi vermis, her ikisinin de etrafini hurmalarla donatmis, aralarinda da ekinler bitirmistik.
    • 33. Iki bagin ikisi de yemislerini vermis, hiçbirini eksik birakmamisti. Ikisinin arasindan bir de irmak fiskirtmistik.
    • 34. Bu adamin baska geliri de vardi. Bu yüzden arkadasiyla konusurken ona söyle dedi: "Ben, servetçe senden daha zenginim; insan sayisi bakimindan da senden daha güçlüyüm."
    • 35. (Böyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bagina girdi. Söyle dedi: "Bunun, hiçbir zaman yok olacagini sanmam."
    • 36. "Kiyametin kopacagini da sanmiyorum. Sayet Rabbimin huzuruna götürülürsem, hiç süphem yok ki, (orada) bundan daha hayirli bir akibet bulurum."
    • 37. Karsilikli konusan arkadasi ona hitaben: "Sen, dedi, seni topraktan, sonra nutfeden (spermadan) yaratan, daha sonra seni bir adam biçimine sokan Allah'i inkâr mi ettin?"
    • 38. "Fakat O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir seyi ortak kosmam."
    • 39. "Bagina girdiginde: Mâsâallah! Kuvvet yalniz Allah'indir, deseydin ya! Eger malca ve evlâtça beni kendinden güçsüz görüyorsan (sunu bil ki):"
    • 40. "Belki Rabbim bana, senin bagindan daha iyisini verir; senin bagina ise gökten yildirimlar gönderir de bag kupkuru bir toprak haline gelir."
    • 41. "Yahut, baginin suyu dibe çekilir de bir daha onu arayip bulamazsin."
    • 42. Derken onun serveti kusatilip yok edildi. Böylece, bagi ugruna yaptigi masraflardan ötürü ellerini ogusturup kaldi. Bagin çardaklari yere çökmüstü. "Ah, diyordu, keske ben Rabbimehiçbir ortak kosmamis olsaydim!
    • 43. Kendisine Allah'tan baska yardim edecek destekçileri olmadigi gibi kendi kendini de kurtaracak güçte degildi.
    • 44. Iste burada yardim ve dostluk, Hak olan Allah'a mahsustur. Mükâfati en iyi olan O, en güzel âkibeti veren yine O'dur.
    • 45. Onlara sunu da misal göster: Dünya hayati, gökten indirdigimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi (önce gelisip) birbirine karismis; arkasindan rüzgârin savurdugu çerçöp haline gelmistir. Allah, her sey üzerinde iktidar sahibidir.
    • 46. Servet ve ogullar, dünya hayatinin süsüdür; ölümsüz olan iyi isler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayirli, hem de ümit baglamaya daha lâyiktir.
    • 47. (Düsün) o günü ki, daglari yerinden götürürüz ve yeryüzünün çirilçiplak oldugunu görürsün. Hiçbirini birakmaksizin onlari (tüm ölüleri) mahserde toplamis olacagiz.
    • 48. Ve hepsi sira sira Rabbinin huzuruna çikarilmislardir: Andolsun ki sizi ilk defasinda yarattigimiz sekilde bize geldiniz. Oysa size vâdedilenlerin tahakkuk edecegi bir zaman tayin etmedigimizi sanmistiniz, degil mi?
    • 49. Kitap ortaya konmustur: Suçlularin, onda yazili olanlardan korkmus olduklarini görürsün. "Vay halimize! derler, bu nasil kitapmis! Küçük büyük hiçbir sey birakmaksizin (yaptiklarimizin) hepsini sayip dökmüs!" BöyIece yaptiklarini karsilarinda bulmuslardir. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
    • 50. Hani biz meleklere: Âdem'e secde edin, demistik; Iblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. Iblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden disari çikti. Simdi siz, beni birakip da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düsmaninizdir. Zalimler için bu ne fena bir degismedir!
    • 51. Ben onlari (Iblis ve soyunu) ne göklerin ve yerin yaratilisina, ne de bizzat kendilerinin yaratilisina sahit tuttum. Ben yoldan çikaranlari yardimci edinecek degilim.
    • 52. Yine o günü (düsünün ki, Allah, kâfirlere): Benim ortaklarim olduklarini ileri sürdügünüz seyleri çagirin! buyurur. Çagirmislardir onlari; fakat kendilerine cevap vermemislerdir. Biz onlarin arasina tehlikeli bir uçurum koyduk.
    • 53. Suçlular atesi görür görmez, orayi boylayacaklarini iyice anladilar; ondan kurtulus yolu da bulamadilar.
    • 54. Hakikaten biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali sayip dökmüsüzdür. Fakat tartismaya en çok düskün varlik insandir.
    • 55. Kendilerine hidayet geldiginde insanlari iman etmekten ve Rablerinden magfiret talep etmekten alikoyan sey, sadece, öncekilerinin basina gelenlerin kendi baslarina da gelmesini, yahut azabin göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleridir!
    • 56. Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyaricilar olarak göndeririz. Kâfir olanlar ise, hakki bâtila dayanarak ortadan kaldirmak için bâtil yolla mücadele verirler. Onlar âyetlerimizi ve uyarildiklari seyleri alaya almislardir.
    • 57. Kendisine Rabbinin âyetleri hatirlatilip da ona sirt çevirenden, kendi elleriyle yaptigini unutandan daha zalim kim vardir! Biz onlarin kalplerine, bunu anlamalarina engel olan bir agirlik, kulaklarina da sagirlik verdik. Sen onlari hidayete çagirsan da artik ebediyen hidayete eremeyeceklerdir.
    • 58. Senin, bagisi bol olan Rabbin merhamet sahibidir; sayet yaptiklari yüzünden onlari (hemen) muaheze edecek olsaydi, onlara azabi çarçabuk verirdi. Fakat kendilerine taninmis belli bir süre vardir ki, artik bundan kaçip kurtulacaklari bir siginak bulamayacaklardir.
    • 59. Iste su ülkeler; zulmettikleri zaman onlari helâk ettik. Onlari helâk etmek için de belli bir zaman tayin etmistik.
    • 60. Bir vakit Musa genç adamina demisti ki: "Durup dinlenmeyecegim; tâ iki denizin birlestigi yere kadar varacagim, yahut senelerce yürüyecegim."
    • 61. Her ikisi, iki denizin birlestigi yere varinca baliklarini unuttular. Balik, denizde bir yol tutup gitmisti.
    • 62. (Bulusma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamina: Kusluk yemegimizi getir bize. Hakikaten su yolculugumuz yüzünden basimiza (epeyce) sikinti geldi, dedi.
    • 63. (Genç adam:) Gördün mü! dedi, kayaya sigindigimiz sirada baligi unuttum. Onu hatirlamami bana seytandan baskasi unutturmadi. O, sasilacak bir sekilde denizde yolunu tutup gitmisti.
    • 64. Musa: Iste aradigimiz o idi, dedi. Hemen izlerinin üzerine geri döndüler.
    • 65. Derken, kullarimizdan bir kul buldular ki, ona katimizdan bir rahmet (vahiy ve peygamberlik) vermis, yine ona tarafimizdan bir ilim ögretmistik.
    • 66. Musa ona: Sana ögretilenden, bana, dogruyu bulmama yardim edecek bir bilgi ögretmen için sana tâbi olayim mi? dedi.
    • 67. Dedi ki: Dogrusu sen benimle beraberlige sabredemezsin.
    • 68. (Iç yüzünü) kavrayamadigin bir bilgiye nasil sabredersin?
    • 69. Musa: Insaallah, dedi, sen beni sabreder bulacaksin. Senin emrine de karsi gelmem.
    • 70. (O kul:) Eger bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir sey hakkinda bana soru sorma! dedi.
    • 71. Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o (Hizir) gemiyi deldi. Musa: Halkini bogmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyani) büyük bir is yaptin! dedi.
    • 72. (Hizir:) Ben sana, benimle beraberlige sabredemezsin, demedim mi? dedi.
    • 73. Musa: Unuttugum seyden dolayi beni muaheze etme; isimde bana güçlük çikarma, dedi.
    • 74. Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuga rastladiklarinda (Hizir) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir cani, bir can karsiligi olmaksizin (kimseyi öldürmedigi halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir sey yaptin!
    • 75. (Hizir:) Ben sana, benimle beraber (olacaklara) sabredemezsin, demedim mi? dedi.
    • 76. Musa: Eger, dedi, bundan sonra sana bir sey sorarsam artik bana arkadaslik etme. Hakikaten benim tarafimdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonuna ulastin.
    • 77. Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkina varip onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halki onlari misafir etmekten kaçindilar. Derken orada yikilmak üzere bulunan bir duvarla karsilastilar. (Hizir) hemen onu dogrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karsi bir ücret alirdin, dedi.
    • 78. (Hizir) söyle dedi: "Iste bu, benimle senin aramizin ayrilmasidir. Simdi sana, sabredemedigin seylerin içyüzünü haber verecegim."
    • 79. "Gemi var ya, o, denizde çalisan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kilmak istedim. (Çünkü) onlarin arkasinda, her (saglam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardi."
    • 80. "Erkek çocuga gelince, onun ana-babasi, mümin kimselerdi. Bunun için (çocugun) onlari azginlik ve nankörlüge bogmasindan korktuk."
    • 81. (Devam etti:) "Böylece istedik ki, Rableri onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin."
    • 82. "Duvara gelince, sehirde iki yetim çocugun idi; altinda da onlara ait bir hazine vardi; babalari ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çaglarina erissinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çikarsinlar. Ben bunu da kendiligimden yapmadim. Iste, hakkinda sabredemedigin seylerin iç yüzü budur."
    • 83. (Resûlüm!) Sana Zülkarneyn hakkinda soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatira okuyacagim.
    • 84. Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kildik, ona (muhtaç oldugu) her sey için bir sebep (bir vasita ve yol) verdik.
    • 85. O da bir yol tutup gitti.
    • 86. Nihayet günesin battigi yere varinca, onu kara bir balçikta batar buldu. Onun yaninda (orada) bir kavme rastladi. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarinda iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.
    • 87. O, söyle dedi: "Haksizlik edeni cezalandiracagiz; sonra o, Rabbine gönderilecek; sonra Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak."
    • 88. "Iman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir karsilik vardir. Ve buyrugumuzdan, ona kolay olanini söyleyecegiz."
    • 89. Sonra yine bir yol tuttu.
    • 90. Nihayet günesin dogdugu yere ulasinca, onu öyle bir kavim üzerine dogar buldu ki, onlar için günese karsi bir örtü yapmamistik.
    • 91. Iste böylece onunla ilgili her seyden haberdardik.
    • 92. Sonra yine bir yol tuttu.
    • 93. Nihayet iki dag arasina ulastiginda onlarin önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
    • 94. Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cûc ve Me'cûc bozgunculuk yapmaktadirlar. Bizimle onlar arasinda bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?
    • 95. Dedi ki: "Rabbimin beni içinde bulundurdugu nimet ve kudret daha hayirlidir. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasina asilmaz bir engel yapayim."
    • 96. "Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dagin iki yani arasini ayni seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): "Üfleyin (körükleyin)!" dedi. Artik onu kor haline sokunca: "Getirin bana, üzerine bir miktar erimis bakir dökeyim" dedi.
    • 97. Bu sebeple onu ne asmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.
    • 98. Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vâdi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vâdi haktir, dedi.
    • 99. O gün (kiyamet gününde bakarsin ki) biz onlari, birbirine çarparak çalkalanir bir halde birakmisizdir; Sûr'a da üfürülmüs, böylece onlari bütünüyle bir araya getirmisizdir.
    • 100. Ve, gözleri beni görmeye kapali bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o gün cehennemle yüz yüze getirmisizdir.
    • 101. Ve, gözleri beni görmeye kapali bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o gün cehennemle yüz yüze getirmisizdir.
    • 102. Kâfirler, beni birakip da kullarimi dostlar edineceklerini mi sandilar? Biz cehennemi kâfirlere bir konak olarak hazirladik.
    • 103. De ki: Size, (yaptiklari) isler bakimindan en çok ziyana ugrayanlari bildirelim mi?
    • 104. (Bunlar;) iyi isler yaptiklarini sandiklari halde, dünya hayatinda çabalari bosa giden kimselerdir.
    • 105. Iste onlar, Rablerinin âyetlerini ve O'na kavusmayi inkâr eden, bu yüzden amelleri bosa giden kimselerdir ki, biz onlar için kiyamet gününde hiçbir ölçü tutmayacagiz.
    • 106. Iste, inkâr ettikleri, âyetlerimi ve resûllerimi alaya aldiklari için onlarin cezasi cehennemdir.
    • 107. Iman edip iyi davranislarda bulunanlara gelince, onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vardir.
    • 108. Orada ebedî kalacaklardir. Oradan hiç ayrilmak istemezler.
    • 109. De ki: Rabbimin sözleri için derya mürekkep olsa ve bir o kadar da ilâve getirsek dahi, Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir.
    • 110. De ki: Ben, yalnizca sizin gibi bir beserim. (Su var ki) bana, Ilâh'inizin, sadece bir Ilâh oldugu vahyolunuyor. Artik her kim Rabbine kavusmayi umuyorsa, iyi is yapsin ve Rabbine ibadette hiçbir seyi ortak kosmasin.
     
  19. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 19- MERYEM SURESI
    • Meryem sûresi, 98 (doksansekiz) âyet olup Mekke'de nâzil olmustur. Bazi tefsircilere göre 58. âyet, bazilarina göre de 71. âyet Medine'de nâzil olmustur. Bu sûre, diger bahisler yaninda, özellikle Hz. Meryem'den ve onun Hz. Isa'yi dünyaya getirmesinden bahsetmesi sebebiyle "Meryem sûresi" adini almistir.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • l. Kâf. Hâ. Yâ. Ayn. Sâd.
    • 2. (Bu,) Rabbinin, Zekeriyya kuluna rahmetinin anilmasidir.
    • 3. Hani o, gizli bir sesle Rabbine niyaz etmisti:
    • 4. Rabbim! dedi, benden (vücudumdan), kemiklerim zayifladi, saçim basim agardi. Ve ben, Rabbim, sana (ettigim) dua sayesinde hiç bedbaht olmadim.
    • 5. Dogrusu ben, arkamdan is basina geçecek olan yakinlarimdan endise ediyorum. Karim da kisirdir. Tarafindan bana bir veli (ogul) ver.
    • 6. Ki o bana vâris olsun; Ya'kub hanedanina da vâris olsun. Rabbim, onu rizana lâyik kil!
    • 7. (Allah söyle buyurdu:) Ey Zekeriyya! Biz sana bir ogul müjdeleriz ki, onun adi Yahya'dir. Daha önce ona kimseyi adas yapmadik.
    • 8. Zekeriyya: Rabbim! dedi, karim kisir oldugu, ben de ihtiyarligin son sinirina vardigim halde, benim nasil oglum olabilir?
    • 9. Allah: Öyledir, dedi; Rabbin: O bana kolaydir. Daha önce, sen hiçbir sey degilken seni de yaratmistim, buyurdu.
    • 10. O: Rabbim! dedi, (çocugum olacagina dair) bana bir isaret ver. Allah: Sana isaret, sapasaglam oldugun halde üç gün insanlarla konusamamandir, buyurdu.
    • 11. Bunun üzerine Zekeriyya, mâbetten kavminin karsisina çikarak onlara: "Sabah aksam tesbihte bulunun" diye isaret verdi.
    • 12. "Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) vargücünle saril!" (dedik) ve henüz sabi iken ona (ilim ve) hikmet verdik.
    • 13. Tarafimizdan ona kalp yumusakligi ve temizlik de (verdik). O, çok sakinan bir kimse idi.
    • 14. Ana-babasina çok iyi davranirdi; o, isyankâr bir zorba degildi.
    • 15. Dogdugu gün, ölecegi gün ve diri olarak kabirden kaldirilacagi gün ona selam olsun!
    • 16. (Resûlüm! ) Kitap'ta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrilarak dogu tarafinda bir yere çekilmisti.
    • 17. Meryem, onlarla kendi arasina bir perde çekmisti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan seklinde göründü.
    • 18. Meryem dedi ki: Senden, çok esirgeyici olan Allah'a siginirim! Eger Allah'tan sakinan bir kimse isen (bana dokunma).
    • 19. Melek: Ben, yalnizca, sana tertemiz bir erkek çocuk bagislamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi.
    • 20. Meryem: Bana bir insan eli degmedigi, iffetsiz de olmadigim halde benim nasil çocugum olabilir? dedi.
    • 21. Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydir. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kilacagiz. Bu, hüküm ve karara baglanmis (ezelde olup bitmis) bir is idi.
    • 22. Meryem ona hamile kaldi. Bunun üzerine onunla (karnindaki çocukla) uzak bir yere çekildi.
    • 23. Dogum sancisi onu bir hurma agacina (dayanmaya) sevketti. "Keske, dedi, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!"
    • 24. Asagisindan (Isa yahut melek) ona söyle seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin alt yaninda bir su arki vücuda getirmistir."
    • 25. "Hurma dalini kendine dogru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün."
    • 26. "Ye, iç. Gözün aydin olsun! Eger insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adadim; artik bugün hiçbir insanla konusmayacagim."
    • 27. Nihayet onu (kucaginda) tasiyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen igrenç bir sey yaptin!
    • 28. Ey Harun'un kiz kardesi! Senin baban kötü bir insan degildi; annen de iffetsiz degildi.
    • 29. Bunun üzerine Meryem çocugu gösterdi. "Biz, dediler, besikteki bir sabî ile nasil konusuruz?"
    • 30. Çocuk söyle dedi: "Ben, Allah'in kuluyum. O, bana Kitab'i verdi ve beni peygamber yapti."
    • 31. "Nerede olursam olayim, O beni mübarek kildi; yasadigim sürece bana namazi ve zekâti emretti."
    • 32. "Beni anneme saygili kildi; beni bedbaht bir zorba yapmadi."
    • 33. "Dogdugum gün, ölecegim gün ve diri olarak kabirden kaldirilacagim gün esenlik banadir."
    • 34. Iste, hakkinda süphe ettikleri Meryem oglu Isa -hak söz olarak- budur.
    • 35. Allah'in bir evlât edinmesi, olur sey degildir. O, bundan münezzehtir. Bir ise hükmettigi zaman, ona sadece "Ol!" der ve hemen olur.
    • 36. (Isa sunu da söyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk ediniz. Iste dogru yol budur.
    • 37. Sonra guruplar kendi aralarinda ayriliga düstüler. Büyük güne sahit olundugu zamanda vay o kâfirlerin haline!
    • 38. Onlar, bizim huzurumuza çikacaklari gün (baslarina gelecek olanlari) ne iyi duyarlar ve ne iyi görürler (bir görsen)! Fakat o zalimler bugün açik bir sapiklik içindedirler.
    • 39. (Resûlüm!) Sen onlari pismanlik ve üzüntü günü hakkinda uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmis olduklari halde ve henüz iman etmemisken (bakarsin) is olup bitmistir.
    • 40. Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz (her sey gider, biz kaliriz) ve onlar ancak bize döndürülürler.
    • 41. Kitap'ta Ibrahim'i an. Zira o, sidki bütün bir peygamberdi.
    • 42. Bir zaman o babasina dedi ki: Babacigim! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda saglamayan bir seye niçin taparsin?
    • 43. Babacigim! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çikarayim.
    • 44. Babacigim! Seytana kulluk etme! Çünkü seytan, çok merhametli olan Allah'a âsi oldu.
    • 45. Babacigim! Allah tarafindan sana azap dokunup da seytanin yakini olmandan korkuyorum.
    • 46. (Babasi:) Ey Ibrahim! dedi, sen benim tanrilarimdan yüz mü çeviriyorsun? Eger vazgeçmezsen, andolsun seni taslarim! Uzun bir zaman benden uzak dur!
    • 47. Ibrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için magfiret dileyecegim. Çünkü O bana karsi çok lütufkârdir.
    • 48. Sizden de, Allah'in disinda taptiginiz seylerden de uzaklasiyor ve Rabbime yalvariyorum. Umulur ki (senin için) Rabbime dua etmemle bedbaht (emegi bosa gitmis) olmam.
    • 49. Nihayet Ibrahim onlardan ve Allah'tan baska taptiklari seylerden uzaklasip bir tarafa çekildigi zaman biz ona Ishak ve Yâ'kub'u bagisladik ve her birini peygamber yaptik.
    • 50. Onlara rahmetimizden bagista bulunduk; kendilerine hakli ve yüksek bir söhret nasip ettik.
    • 51. (Resûlüm!) Kitap'ta Musa'yi da an. Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem resûl, hem de nebî idi.
    • 52. Ona Tûr'un sag tarafindan seslendik ve onu, fisildasan kimse kadar (kendimize) yaklastirdik.
    • 53. Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardesi Harun'u bir peygamber olarak armagan ettik.
    • 54. (Resûlüm!) Kitap'ta Ismail'i de an. Gerçekten o, sözüne sâdikti, resûl ve nebî idi.
    • 55. Halkina namazi ve zekâti emrederdi; Rabbi nezdinde de hosnutluk kazanmis bir kimse idi.
    • 56. Kitapta Idris'i de an. Hakikaten o, pek dogru bir insan, bir peygamberdi.
    • 57. Onu üstün bir makama yücelttik.
    • 58. Iste bunlar, Allah'in kendilerine nimetler verdigi peygamberlerden, Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) tasidiklarimizdan, Ibrahim ve Israil (Ya'kub) 'in soyundan, dogruya ulastirdigimiz ve seçkin kildigimiz kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan Allah'in âyetleri okundugunda aglayarak secdeye kapanirlardi.
    • 59. Nihayet onlarin pesinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazi biraktilar; nefislerinin arzularina uydular. Bu yüzden ileride sapikliklarinin cezasini çekecekler.
    • 60. Ancak tevbe edip, iman eden ve iyi davranista bulunan kimseler hariçtir. Bunlar, cennete, girecekler. Ve hiç bir haksiglaga ugratilmayacaklardir.
    • 61. O cennet, çok merhametli olan Allah'in, kullarina giyaben vâdettigi Adn cennetleridir. Süphesiz O'nun vâdi yerini bulacaktir.
    • 62. Orada bos söz degil, hos söz duyarlar. Ve orada, sabah-aksam kendilerine ait riziklari vardir.
    • 63. Kullarimizdan, takvâ sahibi kimselere verdigimiz cennet iste budur.
    • 64. Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamizda ve bunlar arasinda olan her sey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan degildir.
    • 65. (O) göklerin, yerin ve ikisi arasindaki seylerin Rabbidir. Su halde O'na kulluk et; O'na kulluk etmek için sabirli ve metânetli ol. O'nun bir adasi (benzeri) oldugunu biliyor musun? (Asla benzeri yoktur).
    • 66. Insan der ki: "Öldügüm zaman sahi diri olarak (kabrimden) çikarilacak miyim?"
    • 67. Insan düsünmez mi ki, daha önce o hiçbir sey olmadigi halde biz kendisini yaratmisizdir?
    • 68. Öyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak surette onlari seytanlarla birlikte mahserde toplayacagiz; sonra onlari diz üstü çökmüs vaziyette cehennemin çevresinde hazir bulunduracagiz.
    • 69. Sonra her milletten, rahman olan Allah'a en çok âsi olanlar hangileri ise çekip ayiracagiz.
    • 70. Sonra, orayi boylamaya daha çok müstahak olanlari elbette biz daha iyi biliriz.
    • 71. Içinizden, oraya ugramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinlesmis bir hükümdür.
    • 72. Sonra biz, Allah'tan sakinanlari kurtaririz; zalimleri de diz üstü çökmüs olarak orada birakiriz.
    • 73. Kendilerine âyetlerimiz ayan beyan okundugu zaman inkâr edenler, iman edenlere: Iki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makami daha iyi, meclis ve toplulugu daha güzeldir? dediler.
    • 74. Onlardan önce de, esya ve görünüs bakimindan daha güzel olan nice nesiller helâk ettik.
    • 75. De ki: Kim sapiklikta ise, çok merhametli olan Allah ona mühlet versin! Nihayet kendilerine vâdolunan seyi -ya azabi (müminler karsisinda yenilgiyi), veya kiyameti- gördükleri zaman, mevki ve makami daha kötü ve askeri daha zayif olanin kim oldugunu ögreneceklerdir.
    • 76. Allah, dogru yola gidenlerin hidayetini artirir. Sürekli kalan iyi isler, Rabbinin nezdinde hem mükâfat bakimindan daha hayirli, hem de âkibetçe daha iyidir.
    • 77. (Resûlüm!) Âyetlerimizi inkâr eden ve "Muhakkak surette bana mal ve evlât verilecek" diyen adami gördün mü?
    • 78. O, gaybi mi bildi, yoksa Allah'in katindan bir söz mü aldi?
    • 79. Kesinlikle hayir! Biz onun söyledigini yazacagiz ve azabini uzattikça uzatacagiz.
    • 80. Onun dedigine biz vâris oluruz, (mali ve evlâdi bize kalir); kendisi de bize yapayalniz gelir.
    • 81. Onlar, kendilerine bir itibar ve kuvvet (vesilesi) olsun diye Allah'tan baska tanrilar edindiler.
    • 82. Hayir, hayir! (Taptiklari), onlarin ibadetlerini tanimayacaklar ve onlara hasim olacaklar.
    • 83. (Resûlüm!) Görmedin mi? Biz, kâfirlerin üzerine, kendilerini iyice (isyankârliga) sevkeden seytanlari gönderdik.
    • 84. Öyle ise onlar hakkinda acele etme. Biz onlar için (günlerini) teker teker sayiyoruz.
    • 85. Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'in huzurunda toplayacagimiz gün.
    • 86. Günahkârlari da susuz olarak cehenneme süreceyiz.
    • 87. O gün Rahmân (olan Allah)'in nezdinde söz ve izin alandan baskalarinin sefâata güçleri yetmeyecektir.
    • 88. "Rahmân çocuk edindi" dediler.
    • 89. Hakikaten siz, pek çirkin bir sey ortaya attiniz.
    • 90. Bundan dolayi, neredeyse gökler çatlayacak, yer yarilacak, daglar yikilip düsecektir!
    • 91. Rahmân'a çocuk isnadinda bulunmalari yüzünden.
    • 92. Halbuki çocuk edinmek Rahmân'in sanina yakismaz.
    • 93. Göklerde ve yerde olan herkes istisnasiz, kul olarak Rahmân'a gelecektir.
    • 94. O, bunlarin hepsini kusatmis ve sayilarini tesbit etmistir.
    • 95. Bunlarin hepsi de kiyamet gününde O'nun huzuruna tek basina (yapayalniz) gelecektir.
    • 96. Iman edip de iyi davranislarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktir.
    • 97. (Resûlüm!) Biz Kur'an'i, sadece, onunla Allah'tan sakinanlari müjdeleyesin ve siddetle karsi çikan bir toplulugu uyarasin diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylastirdik.
    • 98. Biz, onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlik emâresi) hissediyor veya onlara ait ciliz bir ses isitiyor musun?
     
  20. ¦Żακκυм¦

    ¦Żακκυм¦ .

    Katılım:
    4 Nisan 2011
    Mesaj:
    1,578
    Ödül Puanları:
    0
    Şehir:
    VATANINDA!!!
    • 20- TAHA SURESI
    • 135 (yüzotuzbes) âyet olup Mekke'de nâzil olmustur. Sûre, ismini, basindaki Tâ-Hâ harflerinden almistir. Hz. Ömer'in bu sûre vesilesiyle müslüman olusu, Islâm tarihinin önemli bir hatira sayfasidir. Olay, kisaca söyledir: Islâm'in yaman bir düsmani olan Hattâb oglu Ömer, Resûlullah'i öldürme vazifesini üstlenmis ve bu is için yola çikmisti. Ancak, yolda kiz kardesi Fatima ile enistesi Saîd'in müslüman oldugunu ögrenince, önce onlarin isini bitirmeye karar verdi. Tâ-Hâ sûresini okumakta olan kari-koca, Ömer'in geldigini görünce Kur'an sayfalarini sakladilarsa da, Ömer onlari duymustu. Okuduklarini görmek istedigini söyledi. Inkâr etmeleri üzerine Saîd'e saldirdi. Kendisine mâni olmak isteyen Fatima'yi tokatladi. Yüzlerinden kanlar akan Fatima, cesarete gelerek müslüman olduklarini açikça söyledi. Kardesinin haline aciyan Ömer, bu sefer yumusak bir sesle okuduklarini tekrar istedi. Tâ-Hâ sûresinin yazili bulundugu sayfalari okuyunca, Kur'an'in mucizeli tesirinden nasibini alarak Resûlullah'in huzuruna gitti ve müslüman oldu.
    • Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'in adiyla.
    • 1. Tâ. Hâ.
    • 2. Biz, Kur'an'i sana, güçlük çekesin diye degil, ancak Allah'tan korkanlara bir ögüt olsun diye indirdik.
    • 3. Biz, Kur'an'i sana, güçlük çekesin diye degil, ancak Allah'tan korkanlara bir ögüt olsun diye indirdik.
    • 4. (Kur'an) yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafindan peyderpey indirilmistir.
    • 5. Rahmân, Ars'a istivâ etmistir.
    • 6. Göklerde, yerde ve ikisi arasinda bulunan seyler ile topragin altinda olanlar hep O'nundur.
    • 7. Eger sen, sözü açiktan söylersen, bilesin ki O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.
    • 8. Allah, kendisinden baska ilâh olmayandir. En güzel isimler O'na mahsustur.
    • 9. (Resûlüm!) Musa (olayinin) haberi sana ulasti mi?
    • 10. Hani o, bir ates görmüs ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ates gördüm. Belki ondan size bir mes'ale getiririm veya atesin yaninda bir rehber bulurum, demisti.
    • 11. Oraya vardiginda kendisine (tarafimizdan): Ey Musa! diye seslenildi:
    • 12. Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlarini çikar! Çünkü sen kutsal vâdi Tuvâ'dasin!
    • 13. Ben seni seçtim. Simdi vahyedilene kulak ver.
    • 14. Muhakkak ki ben, yalnizca ben Allah'im. Benden baska ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kil.
    • 15. Kiyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes pesine kostugu seyin karsiligini bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyecegim.
    • 16. Ona inanmayan ve nefsinin arzularina uyan kimseler sakin seni ondan (kiyamete inanmaktan) alikoymasin; sonra mahvolursun!
    • 17. Su sag elindeki nedir, ey Musa?
    • 18. O, benim asamdir, dedi, ona dayanirim, onunla davarlarima yaprak silkelerim; benim ona baskaca ihtiyaçlarim da vardir.
    • 19. Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi.
    • 20. Onu hemen yere atti. Bir de ne görsün, hizla sürünen bir yilan degil mi!
    • 21. Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu simdi ilk haline sokacagiz.
    • 22. Bir de elini koltugunun altina sok ki, bir baska mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlikta çiksin.
    • 23. Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazilarini gösterelim.
    • 24. Firavun'a git. Çünkü o iyice azdi.
    • 25. Musa: Rabbim! dedi, yüregime genislik ver.
    • 26. Isimi bana kolaylastir.
    • 27. Dilimden (su) bagi çöz.
    • 28. Ki sözümü anlasinlar.
    • 29. Bana ailemden bir de vezir (yardimci) ver,
    • 30. Kardesim Harun'u.
    • 31. Onun sayesinde arkami kuvvetlendir.
    • 32. Ve onu isime ortak kil.
    • 33. Böylece seni bol bol tesbih edelim.
    • 34. Ve çok çok analim seni.
    • 35. Süphesiz sen bizi görmektesin.
    • 36. Allah: Ey Musa! dedi, istedigin sana verildi.
    • 37. Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmustuk.
    • 38. Bir zaman, vahyedilecek seyi annene (söyle) vahyetmistik:
    • 39. Musa'yi sandiga koy; sonra onu denize (Nil'e) birak; deniz onu kiyiya atsin da, benim düsmanim ve onun düsmani olan biri onu alsin. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetistirilmen için sana kendimden sevgi verdim.
    • 40. Hani, kiz kardesin gidip "Ona bakacak birini size bulayim mi?" diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik. Ve sen, birini öldürdün de seni endiseden kurtardik. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yillarca Medyen halki arasinda kaldin. Sonra takdire göre (bu makama) geldin ey Musa!
    • 41. Seni, kendim için elçi seçtim.
    • 42. Sen ve kardesin birlikte âyetlerimi götürün. Beni anmayi ihmal etmeyin.
    • 43. Firavun'a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdi.
    • 44. Ona yumusak söz söyleyin. Belki o, aklini basina alir veya korkar.
    • 45. Dediler ki: Rabbimiz! Dogrusu biz, onun bize asiri derecede kötü davranmasindan yahut iyice azmasindan endise ediyoruz.
    • 46. Buyurdu ki: Korkmayin, çünkü ben sizinle beraberim; isitir ve görürüm.
    • 47. Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. Israilogullarini hemen bizimle birlikte gönder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir âyet getirdik. Kurtulus, hidayete uyanlarindir.
    • 48. Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir.
    • 49. Firavun: Rabbiniz de kimmis, ey Musa? dedi.
    • 50. O da: Bizim Rabbimiz, her seye hilkatini (varlik ve özelligini) veren, sonra da dogru yolu gösterendir, dedi.
    • 51. Firavun: Öyle ise, önceki milletlerin hali ne olacak? dedi.
    • 52. Musa: Onlar hakkindaki bilgi, Rabbimin yaninda bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yanilir ne de unutur, dedi.
    • 53. O, yeri size besik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çesitli bitkilerden çiftler çikardik.
    • 54. Yeyiniz; hayvanlarinizi otlatiniz. Süphesiz bunda akil sahipleri için (Allah'in kudretine) isaretler vardir.
    • 55. Sizi ondan (topraktan) yarattik; yine sizi oraya döndürecegiz ve bir kez daha sizi ondan çikaracagiz.
    • 56. Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladi ve diretti.
    • 57. Dedi ki: Bizi, yaptigin büyü ile yurdumuzdan çikarasin diye mi geldin, ey Musa?
    • 58. Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getirecegiz. Simdi sen, seninle bizim aramizda, ne senin, ne de bizim muhalefet etmeyecegimiz uygun bir yerde bulusma zamani ayarla.
    • 59. Musa: Bulusma zamaniniz, bayram günü, kusluk vaktinde insanlarin toplanma zamani olsun, dedi.
    • 60. Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Hilesini (sihirbazlarini) topladi; sonra geri geldi.
    • 6l. Musa onlara: Yazik size! dedi, Allah hakkinda yalan uydurmayin! Sonra O, bir azap ile kökünüzü keser! Iftira eden, muhakkak perisan olur.
    • 62. Bunun üzerine onlar, durumlarini aralarinda tartistilar; gizli gizli fisildastilar.
    • 63. Söyle dediler: "Bu ikisi, muhakkak ki, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çikarmak ve sizin örnek yolunuzu ortadan kaldirmak isteyen iki sihirbazdirlar sadece."
    • 64. "Öyle ise hilenizi kurun; sonra sira halinde gelin! Muhakkak ki bugün, üstün gelen kazanmistir."
    • 65. Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalim.
    • 66. Hayir, siz atin, dedi. Bir de bakti ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopalari, kendisine gerçekten kosuyor gibi görünüyor.
    • 67. Musa, birden içinde bir korku duydu.
    • 68. "Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin."
    • 69. "Sag elindekini at da, onlarin yaptiklarini yutsun. Yaptiklari, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz."
    • 70. Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandilar; "Harun'un ve Musa'nin Rabbine iman ettik" dediler.
    • 71. (Firavun) Söyle dedi : Ben size izin vermeden önce ona inandiniz öyle mi! Hakikat su ki o, size büyü ögreten ulunuzdur. Simdi elleriniz ile ayaklarinizi tereddüt etmeden çaprazlama kesecegim ve sizi hurma dallarina asacagim! Böylece, hangimizin azabinin daha siddetli ve sürekli oldugunu iyice anlayacaksiniz.
    • 72. Dediler ki: "Seni, bize gelen açik açik mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacagini yap! Sen, ancak bu dünya hayatinda hükmünü geçirebilirsin."
    • 73. "Bize, hatalarimizi ve senin bize zorla yaptirdigin büyüyü bagislamasi için Rabbimize iman ettik. Allah, (mükâfati) en hayirli ve (cezasi) en sürekli olandir."
    • 74. Surasi muhakkak ki, kim Rabbine günahkâr olarak varirsa, cehennem sirf onun içindir. O ise orada ne ölür ne de yasar!
    • 75. Kim de iyi davranislarda bulunmus bir mümin olarak O'na varirsa, üstün dereceler iste sirf bunlar içindir.
    • 76. Içinde ebedî kalacaklari, zemininden irmaklar akan Adn cennetleri! Iste arinanlarin mükâfati budur.
    • 77. Andolsun ki biz Musa'ya: Kullarimla birlikte geceleyin yola çik da (size) yetisilmesinden korkmaksizin ve (bogulmaktan) endise etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç, diye vahyetmistik.
    • 78. Bunun üzerine o, askerleri ile birlikte onlarin pesine düstü. Deniz onlari gömüp boguverdi.
    • 79. Firavun, kavmini saptirdi, dogru yola sevketmedi.
    • 80. Ey Israilogullari! Sizi düsmaninizdan kurtardik; Tûr'un sag tarafina (gelmeniz için) size vâde tanidik ve size kudret helvasi ile bildircin eti lütfettik.
    • 81. Size rizik olarak verdiklerimizin temiz olanlarindan yeyiniz, bu hususta taskinlik ve nankörlük de etmeyiniz; sonra sizi gazabim çarpar. Her kim ki kendisini gazabim çarparsa, hakikaten o, yikilip gitmistir.
    • 82. Su da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve yararli is yapan, sonra (böylece) dogru yolda giden kimseyi bagislarim.
    • 83. Seni acele ile kavminden ayrilmaya sevkeden nedir, ey Musa!
    • 84. Musa: Iste, dedi, onlar da benim pesimdeler. Ben, memnun olasin diye sana acele ile geldim Rabbim.
    • 85. Allah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan Israilogullarini) imtihan ettik ve Sâmirî onlari yoldan çikardi.
    • 86. Bunun üzerine Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndü. Ey kavmim! dedi, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmamis miydi? Su halde size zaman mi çok uzun geldi, yoksa üstünüze Rabbinizin gazabinin inmesini mi istediniz ki, bana olan vâdinizden döndünüz?
    • 87. Dediler ki: Biz sana olan vâdimizden, kendi kudret ve irademizle dönmedik. Fakat biz, o kavmin (Misir'lilarin) zinet esyasindan bir takim agirliklar yüklenmis, sonra da onlari atmistik; ayni sekilde Sâmirî de atmisti.
    • 88. Bu adam, onlar için, bögürebilen bir buzagi heykeli icat etti. Bunun üzerine: Iste, dediler, bu, sizin de, Musa'nin da tanrisidir. Fakat onu unuttu.
    • 89. O seyin, kendilerine hiçbir sözle mukabele edemeyecegini, kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermek gücünde olmadigini görmezler mi?
    • 90. Hakikaten Harun, onlara daha önce: Ey kavmim! demisti, siz bunun yüzünden sadece fitneye ugradiniz. Sizin Rabbiniz süphesiz çok merhametli olan Allah'tir. Su halde bana uyunuz ve emrime itaat ediniz.
    • 91. Onlar: Biz, dediler, Musa aramiza dönünceye kadar buna tapmaktan asla vazgeçmeyecegiz!
    • 92. (Musa, döndügünde)Dedi: Ey Harun! bunlarin dalâlete düstüklerini gördügün vakit seni engellegen ne oldu.
    • 93. (Neden) benim yolumu takip etmedin? Emrime âsi mi oldun?
    • 94. (Harun[​IMG] Ey annemin oglu! dedi, saçimi sakalimi, yolma! Ben, senin: "Israilogullarinin arasina ayrilik düsürdün; sözümü tutmadin!" demenden korktum.
    • 95. Musa: Ya senin zorun nedir, ey Sâmirî? dedi.
    • 96. O da: Ben, onlarin görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alip onu (erimis mücevheratin içine) attim. Bunu böyle nefsim bana hos gösterdi, dedi.
    • 97. Musa: Defol! dedi, artik hayatin boyunca sen: "Bana dokunmayin!" diyeceksin. Ayrica senin için, kurtulamayacagin bir ceza günü var. Tapmakta oldugun tanrina da bak! Yemin ederim, biz onu yakacagiz; sonra da onu parça parça edip denize savuracagiz!
    • 98. Sizin ilâhiniz, yalnizca, kendisinden baska ilâh olmayan Allah'tir. O'nun ilmi her seyi kusatmistir.
    • 99. (Resûlüm!) Iste böylece geçmistekilerin haberlerinden bir kismini sana anlatiyoruz. Süphesiz ki, tarafimizdan sana bir zikir verdik.
    • 100. Kim ondan yüz çevirirse, süphesiz ki kiyamet gününde o, agir bir günah yükünü yüklenecektir.
    • 101. Bu kimseler, onda (o günah yükünün altinda) ebedî kalirlar. Onlar için kiyamet gününde bu ne kötü bir yüktür!
    • 102. O günde Sûr'a üflenir ve biz o zaman günahkârlari, gözleri (korkudan) gömgök bir halde mahserde toplariz.
    • 103. Aralarinda birbirlerine gizli gizli söyle derler: "Dünyada sadece on gün kaldiniz."
    • 104. Aralarinda konustuklari konuyu biz daha iyi biliriz. Onlarin en olgun ve akilli olani o zaman: "Bir günden fazla kalmadiniz" der.
    • 105. (Resûlüm!) Sana daglar hakkinda sorarlar. De ki: Rabbim onlari ufalayip savuracak.
    • 106. Böylece yerlerini dümdüz, bombos birakacaktir.
    • 107. Orada ne bir inis, ne de bir yokus görebileceksin.
    • 108. O gün insanlar, dâvetçiye (Israfil'e) uyacaklar. Ona karsi yan çizmek yoktur. Artik, çok esirgeyici Allah hürmetine sesler kisilmistir. Bu yüzden, fisiltidan baska bir ses isitemezsin.
    • 109. O gün, Rahmân'in izin verdigi ve sözünden hoslandigindan baskasinin sefaati fayda vermez.
    • 110. O, insanlarin geleceklerini de geçmislerini de bilir. Onlarin ilmi ise bunu kapsayamaz:
    • 111. Bütün yüzler (insanlar), diri ve her seye hakim olan Allah için egilip boyun bükmüstür. Zulüm yüklenen ise, gerçekten perisan olmustur.
    • 112. Her kim, mümin olarak iyi olan islerden yaparsa, artik o, ne zulümden ne de hakkinin çignenmesinden korkar.
    • 113. (Resûlüm!) Biz onu böylece Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda ikazlari tekrar tekrar açikladik. Umulur ki onlar (bu sayede günahtan) korunurlar; yahut da o (Kur'an) kendileri için bir ibret ortaya koyar.
    • 114. Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan önce Kur'an'i (okumakta) acele etme ve "Rabbim, benim ilmimi artir" de.
    • 115. Andolsun biz, daha önce de Âdem'e ahit (emir ve vahiy) vermistik. Ne var ki o, (ahdi) unuttu. Onda azim de bulmadik.
    • 116. Bir zaman biz meleklere: Âdem'e secde edin! demistik. Onlar hemen secde ettiler; yalniz Iblis hariç. O, diretti.
    • 117. Bunun üzerine: Ey Âdem! dedik, bu, hem senin için hem de esin için büyük bir düsmandir. Sakin sizi cennetten çikarmasin; sonra yorulur, sikinti çekersin!
    • 118. Simdi burada senin için ne acikmak vardir, ne de çiplak kalmak.
    • 119. Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sicaktan da bunalmayacaksin.
    • 120. Derken seytan onun aklini karistirip "Ey Adem! dedi, sana ebedîlik agacini ve sonu gelmez bir saltanati göstereyim mi?"
    • 121. Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayip yerleri göründü. Üstlerini cennet yapragi ile örtmeye çalistilar. (Bu suretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu sasirdi.
    • 122. Sonra Rabbi onu seçkin kildi; tevbesini kabul etti ve dogru yola yöneltti.
    • 123. Dedi ki: Birbirinize düsman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artik benden size hidayet geldiginde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz.
    • 124. Kim de beni anmaktan yüz çevirirse süphesiz onun sikintili bir hayati olacak ve biz onu, kiyamet günü kör olarak hasredecegiz.
    • 125. O: Rabbim! Beni niçin kör olarak hasrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim!, der.
    • 126. (Allah) buyurur ki: Iste böyle. Çünkü sana âyetlerimiz geldi; ama sen onlari unuttun. Bugün de ayni sekilde sen unutuluyorsun!
    • 127. Dogru yoldan sapani ve Rabbinin âyetlerine inanmayani iste böyle cezalandiririz. Ahiret azabi, elbette daha siddetli ve daha süreklidir.
    • 128. Bizim, onlardan önce nice nesilleri helâk etmis olmamiz kendilerini yola getirmedi mi? Halbuki onlarin yurtlarinda gezip dolasirlar. Bunda, elbette ki akil sahipleri için nice ibretler vardir.
    • 129. Eger Rabbinden, daha önce sâdir olmus bir söz ve tayin edilmis bir vâde olmasaydi, (ceza onlar için de dünyada) kaçinilmaz olurdu.
    • 130. (Resûlüm!) Sen, onlarin söylediklerine sabret. Günesin dogmasindan önce de batmasindan önce de Rabbini övgü ile tesbih et; gecenin bir kisim saatleri ile gündüzün etrafinda (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan hosnut olasin, (Allah da senden!).
    • 131. Sakin, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandirdigimiz dünya hayatinin çekiciligine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayirli, hem de daha süreklidir.
    • 132. Ailene namazi emret; kendin de ona sabirla devam et. Senden rizik istemiyoruz; (aksine) biz seni riziklandiriyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.
    • 133. Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli degil miydi? dediler. Önce gelen kitaplardakinin apaçik delili (Kur'an) onlara gelmedi mi?
    • 134. Eger biz, bundan (Kur'an'dan) önce onlari bir azapla helâk etseydik, muhakkak ki söyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elçi gönderseydin de, su asagiliga ve rüsvayliga düsmeden önce âyetlerine uysaydik!
    • 135. De ki: Herkes beklemektedir: Öyle ise siz de bekleyin. Yakinda anlayacaksiniz; dogru düzgün yolun yolculari kimmis ve hidayette olan kimmis!
     

Bu Sayfayı Paylaş