Kıyamet

'Ahir, Zaman, Ahiret' forumunda - Łєоиα. tarafından 24 Şubat 2014 tarihinde açılan konu

  1. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429
    Ödül Puanları:
    0
    Bu bölümde ayetlerle hadislerle ve büyüklerimizin ifadeleriyle size kıyamet alametlerinden bahsedeceğiz.

    Allah’ın bildirdiği, Peygamber Efendimizin haber verdiğine göre; canlı cansız her şeyin takdir edilmiş bir ömrü vardır. Bu ömür, ne bir saniye önce, nede bir saniye sonraya kalır. Allah’ın kurduğu düzen, koyduğu nizam ve intizam aksamadan devam etmektedir.

    Canlıların tayin edilmiş bir ömrü olduğu gibi, üzerinde yaşadığımız dünyanın da bir ömrü vardır. Bir gün gelecek, kıyamet kopacaktır, dünya hayatı son bulacaktır. Ama bu son nasıl olur Allah bilir.

    - Dünyanın hayat veren kaynakları mı biter,

    - Güneşin ısısı artar veya eksilir de canlılar yanar veya donar mı,

    - Yerkabuğunun altındaki lav yeryüzüne mi fışkırır,

    - Saniyede 6 ile 40 mil hızla dönen milyonlarca meteor dünyaya mı çarpar,

    - Her tarafı sarsan bir deprem yerin altını üstüne mi getirir,

    - Afetler, seller her tarafı siler süpürür mü,

    - Her türlü şeyi altüst eden kasırga mı eser,

    - Yeryüzünü su ve ateş mi kaplar, denizler mi taşar,

    - Yoksa Allah’ın rahmeti kesilerek, her şey kurur mu bilinmez, Allah her şeye kadirdir.

    Öyle veya böyle kıyamet kopacak. kıyamet nasıl, ne zaman kopacak bu konuda kafa karıştıranlar oluyor. Özden, asıldan uzaklaştırmaya çalışanlar oluyor. Zihinleri meşgul edenler oluyor. Olmadık şeylerle uğraştırılıyoruz. Hızır yaşıyor mu, mezarlıktaki ağacın meyvesi yenir mi? Kıyamet kopacak mı, ne zaman kopacak? Deccal kim, nereden çıkacak? Mehdi kim, geldi mi, ne zaman gelecek? Yecüc Mecüc Türkler mi, Çinliler mi gibi kafaları karıştıran boş tartışmalar almış başını gidiyor.

    Bu tartışmalar, Allah için iş yapmayı, imanımıza sahip çıkmayı, Ahiret için hazırlanmayı unutturuyor.

    Olmadık şeyler tartışılırsa, problem edilmeyecek şeyler problem edilirse, kara tablolar oluşur, artık faydalı şeyleri bırakıp kara tabloları beklemeye başlarız. Sonra da o belirsizlikler, olumsuzluklar hayatımıza yansır.

    Bu bölümde, kıyamet alametlerinden bahsedeceğiz. Bakalım hangi alametler, hayatımıza girmiş, Yecüc, Mecüc, mehdi, deccal konularında en doğru bilgileri vermeye çalışacağız. İnşallah Rabbim doğruları söyletsin, doğru anlamak nasip etsin.

    Dünya yaşanılır olmaktan çıktı. Zevksiz bir hayat yaşıyoruz. Dünyaya bakacak yüzümüz de kalmadı, dünyada bakılacak yüz de kalmadı. Günahlarla dünyayı da kirlettik, kendimizi de kirlettik. Yiyecek kirli, içecek kirli, çevre kirli, kafa kirli, kalp kirli. İş kirli, aş kirli, her şey kirli.

    İnsanımız Allah’ın selamından, hayır dilemekten, hayırlı işten, hayırlı insan olmaktan çekiniyor. Bu arada esas kimliğini gizleyenlerde var.

    Ahiret, kabir, sorgu, sual. Cennet ve cehennem unutulmuş. Ne varsa dünya, her şey dünyaya göre, her şey nefsimize göre, her şey menfaatimize göre…

    Biz millet olarak bu muyduk? Müslüman bu mu? Hatta insanlık bu mu Allah’ım!

    Günah kiri ile kirlenip ne var ne yoksa her şeyini kaybedenler gözümüzün önünde. Bunların hiç biri bizi etkilemiyor. İbret alamaz hale geldik. İbret almamız için illa kendi başımıza gelmesi mi lazım? Bakıyorsunuz, başı ağrıyan isyan ediyor, kendi başına gelmeyen seyrediyor.

    Hayatımızda kulluk yok, ibadet yok. Namaz yok, ibadet eden zevk almıyor. Dua edenin duası Rabbimize ulaşmıyor; bir çok engel var nasıl ulaşsın?

    Rabbim! Sana layığı ile kul olamıyoruz, bizi affet. Kusurlarımızdan ve günahlarımızdan dolayı bizi bağışla, cezalandırma!

    Günahkar kullarına hidayet ver.

    Bizi ceza ile uslandırma, bize hidayet ver. Afet verme Allah’ım. Cezalandırma Allah’ım. Yaptıklarımızın şerrinden Sana sığınırız.

    Ahireti unutur gibi bir halimiz var. Her gün gidenler nereye gidiyor, demiyoruz. Olan bunca olay kıyameti hatırlatmıyor. İnsanlar inkar ve inançsızlık bataklığında boğuluyor.

    Hiç karşılıksız olur mu? diye düşünülmüyor. Elbette dünyanın bir karşılığı var. Tabi ki dünyada yapılanların bir karşılığı olacak. Değilse iyiliklerin de kötülüklerin de ne anlamı kalır? Doğru dürüst olmanın ne anlamı kalır? Akıl ahiret var diyor.

    Bir gün dünya ve içindekiler için Yüce yaratıcının takdir ettiği ömür bitecek. Her şey Kur’an’da anlatıldığı gibi yok olacak. Ahiret hayatı başlayacak. Kıyamet kopmadan ortalık bozulacak ki, kıyamet kopacak. o zamanları Hz. Peygamber (AS) şöyle haber veriyor:

    - “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helalden mi, haramdan mı kazandığına aldırmayacak” (Buhari, Büyü:7)

    - “Öyle bir zaman gelecek ki, ikrama meraklı kura çoğalacak fakihler ise azalacak ve bu suretle ilim çekilip alınacak” (Hakim, Müstedrek, v.504)

    - “Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki, insanların okudukları boğazlarından aşağıya geçmeyecek”

    - “Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların haline. İnsanlar mü’min olarak sabahlar da akşam kafir oluverirler. İnsanlar dinlerini küçük dünya menfaati karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sabit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidirler” (İbn Hanbel, Müsned.2.390)

    - “Öyle bir zaman gelecek ki, bütün insanlar riba ile iş yapacak. Ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacaklar.” (İbn Hanbel, Müsned 4.494)

    - “Öyle bir zaman gelecek ki, doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hainlere güvenilecek. İnsanlardan şahitlik etmeleri istenmediği halde şahitlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler.” (Taberani, Mu’cem, 23. 314)

    - “Öyle bir zaman gelecek ki, insanlar iyiliği özendirmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Mecmauz-zevaid, 7. 280)

    İşte dünya hayatının sonuna yaklaşıldığı zaman insanların hallerinden bazılarını Peygamber (AS) böyle haber vermiştir.

    Kur’an’da Rabbim bizi şu ayetle bakın nasıl uyarıyor:

    - “O isyan eden günahlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kimini korkunç bir ses yakaladı. Kimini yerin dibine batırdık. Kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı” (Ankebut:40)

    Rabbim bizi kendi kendine zulmeden insanlardan etmesin.



    A- KIYAMET NEDİR?



    Ahirete iman, iman esaslarındandır.

    Allah her şeyi geçici bir zaman için yaratmıştır. Kıyametin kopmasıyla her şey yok olacak ve sonsuz ahiret hayatı başlayacaktır.

    Kıyamet, fani olan dünya ve dünyadakilerin ölümüdür, sonudur. Bu ölüm ve son, yaşlanmakta olan dünyanın kaderidir. Sonradan yaratılan her şeyin mutlak bir sonu vardır.

    Kıyametin kesin olduğunu Cenab-ı Allah Kur’an’da bildirmiştir. Her şeyin bir ömrü olduğu gibi, mantıken dünyanın da bir ömrü vardır. Mü’minun suresinin 59. ayetinde: “kıyamet günü mutlaka gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur. Lakin insanların çoğu inanmazlar” buyrularak bu son olay haber verilmiştir.

    Kıyamet mutlaka kopacaktır. Ama ne zaman? İnsanın gaflete dalmaması için zamanı gizlenmiştir. Kur’an’da:

    “Kıyamet vakti gelecektir. Bunda şüphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır” (Hac:7) buyrularak kıyametin kopacağı haber verilmiştir.

    Araştırmacı Yazar
    Mustafa ÖSELMİŞ




    alıntı
     
  2. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429
    Ödül Puanları:
    0
    B- KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK?


    Kıyametin ne zaman kopacağı, bugüne kadar zihinleri meşgul etmiştir. Bu konuda bazıları tarafından zaman tayin edilmiştir. Kıyamet ne zaman kopacak, kıyametin alametleri nelerdir? Konularında tartışmalar olmuştur.

    Bize bu tartışmaların hiçbir faydası yoktur. Zihinler olmadık şeylerle meşgul edilmiş ve edilmektedir. Denilebilir ki, bu tür tartışmaların kaynağı bellidir. İnsanımızı özden koparmak isteyenlerdir. Kıyamete hazırlanma yerine, konuyu tartışma sahasına çekmektir.

    Kıyametin ne zaman kopacağı, hep cevapsız kalmış sorulardan biridir.


    Kur’an ayetleri ile kıyamet:


    1-“İnsanların hesaba çekilecekleri gün yaklaştı. Hal böyle iken onlar gaflet içinde yüz çevirdiler” (Enbiya: 1)

    2-“Onlar kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar. Şüphesiz onun alametleri belirtilmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?” (Muhammet: 18)

    3-“Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: ilmi ancak Rabbinin katındadır. O size ansızın gelecektir” (A’raf:187)

    4-“Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Allah her şeye kadirdir.” (Nahl: 77)

    5-“İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. Deki: onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır” (Ahzap: 63)

    6-“Kıyametin saati yakındır. Ona inanmayanlar onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar. Ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, kıyamet günü hakkında tartışanlar, derin bir sapıklık içindedir” (Şura:17-18)

    7-“Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir. Kıyametin saatini bilmek de Allah’a mahsustur. Siz Ona döndürüleceksiniz” (Zuhruf:85)

    8-“Doğru sözlü iseniz söyleyin, kıyametin kopacağı tehdidi hani, ne zaman gerçekleşecek derler. De ki: O bilgi ancak Allah’a mahsustur. Ben ise sadece bir uyarıcıyım” (Mülk:25-26)

    9-“Kıyamet günü ne zamanmış diye sorarlar. İşte göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya getirildiği zaman. O gün insanlar kaçacak yer neresi diyecekler” (Kıyamet: 6-10)

    10-“Sana kıyameti sorarlar. Gelip çatması ne zamandır? Derler. Onun ilmi Allah’a aittir. Sen ancak ondan korkanları uyarırsın” (Naziat: 42-45)

    11-“O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır. O gün bir takım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir. Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kafirlerdir, günahkarlardır.”(Abese:34-42)

    12-“Kıyametin vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah’ın katındadır” Lokman 34

    Bu ayetlerle Yüce Allah bize kıyametin bilgisini veriyor. Hal böyleyken kıyametin vaktini, şeklini, zamanını konuşmak ve tartışmak ne kadar yanlış olur.



    Peygamberin dilinden kıyametin ne zaman kopacağına dair bu konudaki hadislere göz atalım:

    - “Nefsimin yed-i kudretinde olana yemin ederim ki, kıyamet kopmaz;

    1- Hasislik artmadıkça,

    2- Fuhuş zahir olmadıkça,

    3- Emanete hıyanet edilmedikçe,

    4- Haine güvenilmedikçe,

    5- İnsanların eşrafı helak olmadıkça,

    6- İnsanların ayak takımı ortaya çıkmadıkça” (Ramuz’el Ehadis:459/1)

    - “Nefsimin yed-i kudretinde olana kasem ederim ki, kıyamet kopmaz;

    1- İmanınızı öldürünceye,

    2- Kılıcınızı birbirinizle deneyinceye,

    3- Şerlileriniz dünyaya hakim oluncaya kadar.” (Ramuz:458/9)

    - “Kıyamet kopmaz yeryüzünde Allah, Allah diyen kalmadıkça” (Ramuz:476/7)

    - “Lut kavminin amelini mübarek saymaları sebebiyle gökten taş yağıp bir takım kavimlerin başları ezilmedikçe kıyamet kopmaz” (Ramuz:478/2)

    - Kıyamet kopmaz;

    1- İlim kabzolunmadıkça,

    2- Zelzele çoğalmadıkça,

    3- Zamanda yakınlık olmadıkça,

    4- Fitneler zahir olmadıkça,

    5- Öldürme çoğalmadıkça,

    6- Mal artmadıkça,” (Ramuz:476/1)

    - “Kıyamet kopmaz; ta ki bir adam, kabre uğrayıp “keşke şu kabir sahibinin yerinde ben olsaydım” demedikçe” (Ramuz:457/2)

    - “Dünyanın en mutlu insanı, alçak oğlu alçak olmadıkça kıyamet kopmaz” (B.H.Külliyatı: 5/360)

    - “Kıyamet ancak insanların kötüleri üzerine kopar” (Age:360)

    - “Fırat nehri altından bir dağı ortaya çıkarmadıkça kıyamet kopmaz. O zaman insanlar o altın için birbirlerini öldürecekler” (Age:360)

    - “Kişi kabre uğrayıp üzerine abanarak: Keşke bu kabrin içinde ben olsaydım demedikçe kıyamet kopmaz. Bu sözü ona söyleten bela olacaktır” (Age:360)+(RS:987/1821)

    - “İki büyük İslam cemaati çarpışmadıkça,”

    - “30’a yakın yalancı peygamber çıkmadıkça,”

    - “ Zelzeleler çoğalmadıkça,”

    - “ Fitneler artmadıkça,”

    - “ Mal çoğalmadıkça,”

    - “Bina yarışı yapılıp binalarla övünülmedikçe kıyamet kopmaz” (Age:361)

    - “İlim dinin dışına kaymadıkça,”

    - “Erkeğin anasına asi, hanımına itaatkar davranmadıkça,”

    - “Mescidlerde sesler yükselmedikçe,”

    - “Fasıklar yönetimi eline almadıkça kıyamet kopmaz.”

    - “Şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri zuhur ettiği zaman, “

    - “ İçki çokça içildiği zaman”

    - “Geçmiş lanetlendiği zaman, kırmızı rüzgarı, zelzeleyi ve yere batmayı bekleyin” (Age: 5/362)

    - “Ümmetimin sonunda yere batış, maymun ve domuza çevriliş, bir de taşlanma vukua gelecektir. Hz. Aişe:

    - “Ya Resullullah! İçimizde Salih insanlar bulunurken biz yine helek olacak mıyız? Deyince Allah Resulü Ona:

    - “Evet zina çoğalınca” demiştir. (Age:5/364)

    - “Ahir zamanda paralar bina ile zinaya verilecek” Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helalden mi, haramdan mı kazandığına aldırmayacak” (Buhari, Büyu:7)

    Bu hadislerle Peygamber (AS) bize kıyametin ne zaman kopacağı hakkında bilgi vermiştir.

    Daha kıyamet var diye sakın şeytan aldatmamalı, nefsimiz bizi oyalamamalıdır.

    Kıyamet kopacak. ama ne zaman kopacağını Allah bilir.

    Necim: 57: “Kıyamet yaklaştıkça yaklaştı” buyrularak kıyametin gelmekte olduğu haber verilmiştir.

    İnsanın ölümü gibi kıyametin ne zaman kopacağı, Allah tarafından gizli tutulmuştur. Sebebi de her an ölümü bekleyen nasıl tedbirli ve hazırlıklı olursa, kıyametin ne zaman kopacağını bilmeyen insanların da hazırlıklı olmaları için gizlenmiştir.

    İnsanın kıyameti de ölümdür. İnsan ölünce kıyamet kopmuştur. Bu küçük kıyamettir. Büyük kıyamet ise, dünyanın sonudur. İnsan, kötü bir hayat yaşıyorsa kıyamet onun başında patlayacaktır. Kötü kimse ölünce “eyvah” diyecek, iyi kimseler ise hazırlıklı olarak yolculuğa çıkanlar gibi pişmanlık duyacaklar, Rablerine kavuşacaklardır.

    Kıyametin ne zaman kopacağı konusunda fikirler, tahminler, iddialar hepsi yalandır. Tıpkı bugüne kadar fikir beyan edenler gibi. Cebrail Peygambere gelmiş:

    - “Kıyamet ne zaman kopacak” diye sormuş. Peygamber (AS):

    - “ Sorulan, sorandan daha fazla bilgiye sahip değildir” cevabını vermiştir. (Tecrid-i Sarih Tercümesi:1/59)

    Ebu Hüreyra şöyle anlatır:

    - “Bir bedevi peygambere: kıyamet ne zamandır? diye sordu. Peygamber konuşuyordu, sözünü bitirince:

    - “Kıyameti soran kimdi?” dedi ve bu soruyu şöyle cevaplandırdı:

    - “Emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekle” dedi. Bedevi tekrar:

    - “Emanet nasıl zayi edilecek” diye sordu. Peygamber (AS) şöyle cevap verdi:

    - “İş ehil olmayana verildiği zaman kıyamet yakındır”. (Buhari, İlim:2)

    Zaman olmuş kıyamet inkar edilmiş, zaman olmuş kıyamet için tarihler verilmiş. Zaman olmuş var, yok tartışmaları yapılmıştır.

    Bu konuda tartışmaya lüzum yoktur. Çünkü zihinler bulanıyor, kafalar karışıyor. Hazırlanma yerine tartışma veya kıyamet sohbetleri yapılıyor.

    İslam’da cevapsız bırakılan konular ve sorular vardır. Kıyametin saati de gizlenmiş, bu konudaki sorular cevapsız kalmıştır.

    Allah Resulü kıyamet alametlerini saymış, sıralamış, ama kıyamet ne zaman sorusuna cevap vermemiştir. Ölüm gizli tutulduğu gibi, kıyamet de gizli tutulmuştur.

    Eğer bu iki şey açıklansaydı, hayatın, imtihanın, iyinin, kötünün ne kıymeti kalırdı, ayrıca akıllı ile ahmağın farkı nasıl anlaşılırdı?



    Kıyametle ilgili bilgiler Kur’an’da şöyle geçer:

    - “Onun bilgisi Allah’a aittir. O ansızın geliverir” (A’raf:187)

    - “Kıyamet mutlaka gelecektir. Onun vaktini gizliyoruz ki, herkes neye çalışıyorsa onun karşılığını görsün” (Taha:15)

    Hz. Enes (RA) rivayet etmiştir. Bazı bedeviler gelir, Resul-i Ekrem’e sorular sorarlardı. Bir gün yine bir bedevi gelmiş sormuştu:

    - “Ya Resullullah! Kıyamet ne zaman kopacak? bu sırada namaz için kamet getirilmişti. Efendimiz de cevap vermeden namaza geçmişti. Namaz bittikten sonra Allah Resulü (SAS):

    - “Kıyameti soran nerede” diye sordu. Arabi:

    - “Benim ya Resullullah!” dedi. Efendimiz:

    - “Kıyamet için ne hazırladın” diye ikinci sorusunu yöneltti. Bedevi:

    - “Fazla bir hazırlığım yok. Farz olanın dışında, ne fazla oruç tuttum, ne de fazla namaz kıldım. Fakat Allah ve Resulünü seviyorum.

    Bu cevap üzerine Resul-i Ekrem şöyle buyurdu: “Kişi sevdiği ile beraberdir” Efendimizin bu sözü, bütün Müslümanları sevince boğdu. Enes (RA) diyor ki: “Müslümanların bu sözden sevindikleri kadar başka şeyden sevindiklerini görmedim” (Müsned 3, s.104, Buhari, T.Sarih 9/348, 12/156)

    Bize düşen, bize haber verilen kıyamet alametlerini görüp, değerlendirip, ona göre yaşamak ve kıyamete hazırlanmaktır. Sorguya hazırlanmaktır. Cennete götürecek işler yapmaktır. Kıyamet için ne hazırladın? Sorusuna cevap vermektir.

    Kıyamet yaklaştığı, ortalık bozulup ahlaksızlar ve ahlaksızlıklar çoğaldığı zaman elden bir şey gelmediği ve haber verilen sonuçlar olduğu için fazla telaşa gerek yoktur. Yapılacak şey kötülere yanaşmamak ve kötülüklere bulaşmamaktır. Yani kendisiyle beraber yakınlarını kurtarmaya çalışan kimse en doğrusunu yapıyor demektir.

    Bu konuda Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:

    - “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez. (Maide:105)

    Bir hadislerinde de Peygamber (AS) şöyle buyruyor:

    - “Öyle bir zaman gelecek ki, mü’minin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek!” Oradakiler:

    - “ Niçin eriyecek ey Allah’ın Resulü?”

    - “Kötülükleri görüp de onları değiştirmeye gücü yetmediği için” cevabını verir.

    Eğer bir insan, kötülükler karşısında aldırış etmiyor ve üzülmüyorsa, imanını yeniden gözden geçirmeli ve Allah ve Resulü ile olan biatını yenilemelidir.

    Bir hadislerinde de Peygamber (AS) beş şeye karşı ümmetini uyarıyor:

    - “Bir zaman gelecek beş şeye düşkün olacaksınız. Ben o şeylere ulaşmanızdan Allah’a sığınırım” :

    1- Fuhuş yayılıp açıkça işlenildiğinde hastalıklar yayılır.

    2- Ölçü ve tartıyı eksik yapanlar, kıtlık ve geçim sıkıntısı aynı zamanda zulümle cezalandırılırlar.

    3- Zekatını vermeyenler kuraklıkla cezalandırılır. Allah hayvanlarına acımasa bir damla bile yağmur düşmez.

    4- Allah’ın emirlerini, Peygamberin sünnetini terk edenlere Allah, düşmanlarını musallat eder. Onlar da ellerindekileri alır.

    5- Yöneticileri Allah’ın indirdiğini bırakıp, işlerine geleni seçerse, Allah onların hesabını kendi aralarında görür.” (İbn-i Mace: Fiten:22)


    Araştırmacı Yazar
    Mustafa ÖSELMİŞ




    alıntı
     
  3. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429
    Ödül Puanları:
    0
    C- KIYAMETİN DEHŞETİ

    Kıyametin dehşeti Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

    - “Sur’a üfürüldüğünde o günün dehşetinden aralarında ne bir neseb bağı kalır, ne de birbirlerinin halini sorabilirler” (Mü’minun:101)

    - “Sur’a üfürüldüğü gün, işte o gün zorlu bir gündür; kafirlere hiç kolay gelmez” (Müddesir:8-10)

    - “O gün gök çalkalanır, dağlar yürür” (Tür:9)

    - “O gün dağlar parça parça olur, toz haline gelir” (Vakıa:6)

    - “O gün gök erimiş bakıra döner” (Meariç:8)

    - “Güneş dürülüp toplandığında, yıldızlar dürüldüğünde, dağlar yürütüldüğünde, gebe develer başıboş kaldığında, vahşi hayvanlar bir araya toplandığında, denizler tutuştuğunda….”(Tekvir:1-6)

    - “Sur’a üfürüldüğü gün, Allah’ın dediklerinden başka göklerde ve yerde olan herkes dehşetle korkar. Hepsi de boyunlarını bükerek O’nun huzuruna gelirler” (Neml:87)

    - “Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Kıyamet gününün zelzelesi pek büyük bir şeydir! Onu gördüğünüz an, her bir emzikli kadın emzirdiğini unutur. Her bir hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün. Halbuki onlar sarhoş değillerdir. Lakin, Allah’ın azabı şiddetlidir.”(Hac:1-5)

    - “Kıyamet günü ne zamanmış” derler. Gözler kamaştığı, ay tutulduğu, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman. İşte o gün insan, “kaçacak yer neresi” der. Hayır, sığınılacak hiçbir yer yoktur. O gün varılacak yer, ancak Rabbinin huzurudur. Yaptığı ve yapmayıp geri bıraktığı her şey o gün insana bildirilir.” (Kıyamet:6-13)

    - “Ve sur üflenir. Onlar kabirlerinden kalkıp Rablerinin huzuruna koşarlar. “Eyvah bize!” derler. Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? İşte Rahman’ın vaadi bu. Meğer Peygamberler doğru söylemişler” İşte tek bir sestir ki, hepsi birden toplanıp huzurumuza getirilirler. O gün hiç kimseye haksızlık yapılmaz. Ancak işlediklerinizin karşılıklarını görürsünüz” (Yasin:51-54)

    Bunlar bir çok ayetten birkaçıdır.

    Peygamberimiz de şöyle buyurmuştur:

    - “Zaman, şiddetten başka bir şeyi arttırmaz. İnsanlarda hasislik artar ve kıyamet de, şerlilerden başkası üzerine kopmaz.” (Ramuz:354/5)

    Rabbim “gel bakalım” diyecek. Ne getirdin” diyecek. Verdiğim şeylerin ne kadarını benim için harcadın? Diyecek. Neler yaptın, neler yapmadın? Diyecek. İşte esas kıyamet budur.

    Peygamber (AS)’a biri sorar:

    - “Kıyamet ne zaman” diye sormuş. Peygamber (AS):

    - “Sen kıyamet için ne hazırladın” diyerek, soruyu soru ile cevaplandırmıştır.

    Biz kıyametin ne zaman kopacağını bir tarafa bırakarak, kıyametin her an kopabileceğini düşünerek “ Allah için ne yaptım, ne yapıyorum” düşüncesi ile yola çıkacak bir kimse gibi kıyamete hazır olmalıyız. Kabir azabına, sorgu-suale karşı verilecek cevap hazırlamalıyız.

    Allah, hayatın sonunda pişman olanlardan etmesin inşallah.

    Koskoca bir ömür yaşayıp ta, o ömür bize pişmanlık verecekse bu ne kötü bir akıbettir.

    Bunca fırsat verilmişken, fırsatları değerlendirmemek, bu dünyadan bomboş gitmek, sonra da pişman olmak akıllıların işi değildir.



    D- KIYAMET ALAMETLERİ:



    Alametlerin hepsi aynı durumda değildir.

    1- İkaz durumunda olanlar,

    2- Olmuş, geçmiş alametler,

    3- Devam eden alametler,

    4- Çıkacak olan alametler diye sıralayabiliriz.

    Ölüm nasıl insana sık sık çeşitli yollar ve vesilelerle hatırlatılıyorsa, kıyamet de hatırlatılıyor, ikaz niteliğinde olaylar oluyor.

    Bundan sonra da hatırlatılmaya devam edilecektir.

    Kıyamet alametleri küçük ve büyük alametler diye ikiye ayrılır.



    E- KÜÇÜK ALAMETLER: (Hadislere göre)

    1- Hz. Peygamberin son peygamber olarak gönderilmesi,

    2- İlmin yerine cehaletin yaygınlaşması,

    3- Alkollü içkilerin yaygınlaşması,

    4- Zina ve fuhuşun yaygınlaşması,

    5- Ana babaya isyanın artması, ana babanın hizmetçi duruma düşmesi,

    6- Yalanın, hile ve aldatmaların yaygınlaşması,

    7- İsrafın yaygınlaşması,

    8- Gasp, cinayet, öldürme olaylarının artması,

    9- Kumar oyunlarının artması ve yaygınlaşması,

    10- Binaların yüksek yapılması ve paraların bina ile zinaya verilmesi,

    11- Helal- haram, hak- hukuk düşüncesinin zayıflaması, helalin haram, haramın helal sayılması,

    12- Adalet anlayışının zayıflaması, rüşvet, haksızlıkların artması,

    13- Saygı, sevgi ve acıma duygularının zayıflaması, küçük büyüğün ayırt edilmemesi,

    14- Dünya hırsının artması, dünyaya dört elle sarılanların ahireti unutması,

    15- Ehliyetsiz, beceriksiz insanların yönetici mevkiine geçip söz sahibi olması,

    16- Canlıların analarından farklı biçimde doğmaları,

    - Altı bacaklı kuzular

    - Dört ayaklı, iki kafalı tavuklar,

    - Yirmi günlük kuzunun süt vermesi,

    - 5 ayaklı yavrular,

    - Çift başlı buzağılar,

    - 7 yaşındaki çocuğun karnında ikizi,

    - Mezardan azap iniltilerinin duyulması,

    - İnsandan köpek doğması,

    - İnsan kafalı balıklar,

    - Köpeğin kurt yavrularını emzirmesi,

    - Kedinin fare yakalamaması,

    - Arının balı başka yapması,

    - İnsan başlı kuzular, oğlaklar doğması,

    - Çocuğun küçük yaştaki marifetleri,

    - Olayların oluş biçimlerinin değişmesi, mevsimlerin birbirine karışması,

    - Tabiattaki şekiller ve yazılar…bunların hepsi birer uyarı ve kıyamet alametleridir.

    17- Dinin dünya menfaati karşılığında satılması, İslam’ı yaşamanın zorlaşması,

    18- Zamanın kısalması, uzak yerlerin yakınlaşması,

    19- Ölümlerin artması,

    20- Yalanın artması, ölçü tartıda hile yapılması,

    21- Fıratın suyunun altın gibi olması,

    22- Salih kimselere merhamet okunmaması,

    23- Faizin yayılması,

    24- Camilerin süslü yapılması, içinde namaz kılanların azalması,

    25- Kadın erkeğin birbirine benzemesi,

    26- Kur’an’ın musiki olarak dinlenmesi,

    27- Fitne fesadın çoğalması, günaha rağbetin artması,

    28- Ar-haya, utanma duygularının zayıflaması

    29- Bit’atların çoğalıp, sünnetlerin unutulması,

    30- Küçük Deccalların insanları yollarından saptırmaları.

    31- Bir zaman gelecek, dinini koruyan kimse avucunda ateş tutan kimse gibi olacak, imanlı kimse imanını gizleme ihtiyacı duyacak.

    32- Kıyamet kopmadan önce idareciler çoğalacak, fakat güvenilecek insan azalacak.

    33- Ahir zamanda köpek beslemek, çocuk beslemekten daha kolay olacak.

    Bu konuda birkaç hadis de şöyle:

    1- “Ahir zamanda bir kavim çıkacak, yaşları genç akılları hafif olacak, güzel konuşacaklar, Kur’an okuyacaklar, lakin hançerlerinden aşağı geçmeyecek ve onlar, İslamiyet’ten okun yaydan çıkması gibi bir iz kalmamacasına çıkacaklar” (Ramuz el Ehadis:301/6)

    2- “Bina kıyamet alametlerindendir. Bir adamın camiden geçip de iki rekat namaz kılmaması, tanıdığından başkasına selam vermemesi ve çocuğun yaşlı bir kimseyi işe koşturması da kıyamet alametlerindendir” (Ramuz:448/5)

    3- “Ahir zamanda bir kavim sultanın huzuruna varır. Sultanlar Allah’ın emri ile hareket etmez. Onlar da nehyetmezler. Allah’ın laneti işte bunların üzerine olsun” (Ramuz:518/7)

    4- Kıyamet yaklaşınca dini ilimler ortadan kalkar, cehalet belirginleşir, alkollü içkiler çoğalır, içenler artar. Zina açıkça yaygınlaşır. Savaş sebebiyle erkekler azalır, kadınlar çoğalır” (Buhari, Enbiya:1)

    5- “ Zaman birbirine yaklaşır (seri ulaşım ve haberleşme vasıtaları ile zaman kısalır) Fitne ve fesat artar, öldürme, kan dökme olayları artar” (Buhari, Edep:39)

    6- “Kıyametin önü sıra öyle günler olur ki, ilim kaldırılır, cehalet yayılır, ölüm çoğalır” (Ramuz:258/2)

    7- “Altı hal var ki, onlar vaki olduğunda ölümü temenni edebilirsiniz”:

    a- Sefihlerin beyliği,

    b- Hükmün para ile satılması,

    c- Kanın istihlaf edilmesi,

    d- Zaptiyenin çoğalması,

    e- Akrabalığın kesilmesi,

    f- Kur’anı eğlence yapanların çoğalması ve Kur’anın musiki yerine dinlenmesi. Öyle ki adamı mihraba nağme dinlemek için geçirirler. Halbuki o adamın fıkıhtan haberi bile yoktur. İşte bu durumda ölümü istemekte haklı olursunuz. (Ramuz:258/7)

    8- “Kıyamet yaklaştığında, taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar. Mal çoğalır. Mal sahibine malı için tazim edilir. Fuhuş yayılır. Çocuklar amir durumuna gelir. Kadınların sayısı artar. Sultan zulmeder. Eksik ölçü ve tartı yapılır. Bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi, kendi çocuğunu yetiştirmekten daha cazip gelir. Büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuk çoğalır. Hatta yol ortasında kadın erkek ilişki kurar. İnsanlar kalpleri kurt olduğu halde, koyun postuna bürünür. İnsanların en iyi görüneni kötülüğü gördüğü halde, karışmayıp kendi işine bakan olur” (Ramuz:33/7)

    Hz. Peygamberin ifadesiyle: “ Kıyamet alametleri bir tek ipe dizilmiş boncuklar gibidir. İp kopmuştur, bunlar birbirini takip edecektir.”

    9- “Bir zaman gelecek şeytanlar insanların evlatlarına ortak olacaklar, bu da olacak mı Ya Resullulah! – evet. Peki evlatlarımızı onların evlatlarından nasıl ayırt edebiliriz? – Haya ve merhamet azlığından” (Ramuz:504/4)

    10- “Kıyamet yaklaşınca: Helal haram, haram helal fetvaları insanların istediği gibi verilir” (Ramuz:448/10)

    11- “Öyle bir zaman gelecek ki, üç şey az bulunacak;

    a- Helal para,

    b- Gerçek dost,

    c- Amel edilen sünnet,

    12- “Bir zaman öyle yöneticiler türeyecek ki, sabah akşam Allah’ın gazap ettiği işlerde bulunacaklar. Onlara yardımcı olmaktan sakının” Bundan başka:

    - Bana dokunmayan yılan bin yaşasın,

    - Bana ne?

    - Gemisini kurtaran kaptan!

    - Aman benden olmasın!

    - Neme lazım! gibi ifadeler de kıyamet alametlerindendir.


    Araştırmacı Yazar
    Mustafa ÖSELMİŞ



    alıntı

     
  4. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429
    Ödül Puanları:
    0
    F- BÜYÜK ALAMETLER

    1- Duhan suresinin 10-11-12. ayetlerine göre bütün yeryüzünü kaplayacak bir duman çıkacak ve Müslümanları nezle, kafirleri de sarhoş gibi yapacak.

    2- Buhari, Fezail-i Medine: 6/893 nolu hadiste bildirildiğine göre; Deccal çıkacak, tanrılık iddiasında bulunacak, ateistler çoğalacak.

    Deccal yalancı demektir. Peygamber (AS) şöyle ifade eder:

    - “Her biri Allah’ın Resulü olduğunu iddia eden 30’a yakın yalancı Deccal çıkmayınca kıyamet kopmaz” (Günümüzün Mes.Fet.1/73)

    Deccal kıyamet kopmadan önce gelecek: “Ben Allah’ın Resulüyüm” diyecek. Deccal yalancıdır, dinsizlik akımını başlatacaktır.

    İncil’de Deccalden, yalancı sapıtıcı olarak bahsedilmiştir.

    “Muhammed Avad, Mes’hüd Dalale adlı eserinde: İsrail oğullarına biz Tevrat’ta şöyle bildirdik: “Siz yeryüzünde iki kere fesat çıkaracak ve büyük bir taşkınlıkla azacaksınız” (İsra suresi:4) ayetinin Deccale işaret ettiğini, ayette geçen ikinci ifsattan maksadın Deccalin ifsadı olduğunu yazar ve Deccal Filistin’de yerleşen Yahudilerden çıkacaktır. Onlar Deccali izleyecek ve ifsatları umumi olacaktır” der. (Kıyamet alametleri, İsmail Mutlu s.78/79) İncil’deki Tevrat’taki gibi Kur’an’da Deccalin adından bahsedilmemiştir. Ancak bazı müfessirler, İsa Peygamber’den bahsederken O’nun Deccali öldüreceği ifadesini kullanırlar.

    Hadislerde ise Buhari’nin dışında hepsinde Deccalden açık bir şekilde bahsedilir. En büyük kıyamet alametlerinden olduğu bildirilmiştir. (Müslim, Fiten:39)

    Peygamberimiz Deccalden öyle bahsetmiştir ki, Ashab onu “biraz ilerdeki hurmalıkta zannettik” demiştir.

    Cumhur-u Ulemaya göre Deccal ile ilgili hadislerin her biri mütevatir olmasa da manen mütevatir hadislerle sabit olmuştur. Onu inkar etmek küfürdür. Yalnız Deccal bir tane değil birden fazladır. Son ve büyük Deccalin çıkış zamanı belli değildir. Bir zamanda birkaç Deccal olabileceği gibi, ayrı ayrı zamanlarda da olabilirler. Büyük Deccal kıyametin öncülerindendir. Bir hadiste:

    -“Deccalin çıktığını işittiğinizde ondan kaçının çünkü bir adam onu reddetmek niyetiyle yanına gelir, fakat ona tabi olup kalır, zira deccalle beraber kalpleri vesveselendiren çok şey vardır.” (Ebu Davud, Melahim:14)

    Bu hadise göre itikadı ameli sapık, insanları sapıklığa çağıran kimselerden uzak durmak gerekir. Zira yakınlık, şekil benzerliğine, şekil benzerliği iç benzerliğine neden olur. İsrailoğullarının bu yolla bozulduğu bildirmiştir.

    Bir hadislerinde de peygamber (as) şöyle bildirmiştir:

    - “On alamet olmadan kıyamet gelmez:

    1- Duman

    2- Dabbetil arz

    3- Deccal

    4- Güneşin batıdan doğuşu

    5- Yer çöküntüsü

    6- İsa peygamberin inmesi

    7- Yecüc mecünün çıkması

    8- Ateş çıkması

    9- Yer sarsıntıları

    10- Kabeyi yıkmaya gelen ordunun helak olması.” (Ramuz:100/5)

    Deccali nasıl tanıyalım?

    - Deccal : Hoşa gidecek şeyler söyler.

    - İslami taviz vererek kolaylaştırır.

    - Haramı helal sayar.

    - Nefse hoş gelen şeyler yapar.

    Allah Resulü der ki:

    - “Deccali duyan ondan kaçsın. Değilse saçtığı şüpheli şeylerden dolayı onu mü’min zanneder ve ona tabi olur.” (Büyük hadis Külliyatı: 5 / 374)

    - “Deccali işiten ondan kaçsın yoksa oradaki aldatıcı bazı harikalar yüzünden onu Mü’min sanır ve ona uyarsınız.” (Ebu Davut Hadis No: 4319)

    Peygamberimiz (as) ve büyüklerimiz daima Deccalın fitresinden Allah’a sığınmış, Müslümanlara da Allah’a sığınmalarını tavsiye etmiştir.

    Hadislerinde: “ siz namazı bitirdikten sonra dört şeyden Allah’a sığın buyurmuştur.” Ve şöyle sıralamıştır:

    1- Cehennem azabından

    2- Kabir azabından

    3- Hayat ve ölüm fitresinden

    4- Bir de Decclalının şerrinden” (Müslim Salat: 127)

    - “Deccal yeryüzünde 4 gün olacaktır. Ancak bir günü bir sene, bir günü bir hafta ve öteki günleri de normal günlerimiz gibidir.” Buyurmuştur. (Müslim, Fiten:110)

    - “İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onlar Kur’an okur, ibadet eder, aynı anda bit’atle de meşgul olurlar. Bilmedikleri yerden müşrik olurlar. Okumalarına ve ilimlerine bedel rızıklar alırlar,dünyayı din karşılığında yerler, işte bunlar kör Deccalin avaresi olacaklardır.” (Ramuz : 504 / 3)

    Riyaz us-Salin: (3 / 1840 gecen bir hadiste Deccalden şöyle bahsedilir :

    “Deccal, büyük beladır. Allah, Müslüman’ı onun şerrinden koruyacaktır.

    Deccal, kıvırcık saçlı gözü dışarı fırlamış genç biridir.

    - Deccal, yer yüzünde ne kadar kalacaktır? Denilince

    -40 gün demiş, devam etmiştir:

    Hızlı hareket eder. Bir topluğun yanından geçerken kendisinin Rab olduğunu inanmaya davet eder. İnananlara bolluk verir inanmayanlara kıtlık verir.

    İnanmayan, delikanlıyı öldürür. Tam bu sırada İsa Peygamber gelir, Deccalı öldürür. Ye’cüc Me’cüc gelir. Bunlar, gittikleri yerdeki suları içer kuruturlar. İsa peygamberin duası ile Allah onları helak eder.

    “Tekrar yeryüzüne bereket gelir. Allah hafif rüzgar gönderir, bu rüzgar Müslümanların ruhlarını kabzeder, ortada şerli kimseler kalır. Bunlar birbirleriyle boğuşurlar. Merkepler gibi açıkta fuhuş yaparlar. İşte bu kötü insanların üzerine kıyamet kopar.” diye bildirmiştir.

    Deccal peygamberlik, ilahlık iddiasında bulunacaktır. İnsanları sapıtacak, azdıracaktır.

    Ne zaman çıkacak, nereden çıkacak, kim olacak tartışmaları yerine, Deccalın fitnesine düşmemek için çalışmak, onun şerrinden, zarar vermesinden Allah’a sığınmak, en doğru olanıdır.

    Değişik kaynaklarda bildirdiğine göre deccal, büyük bir karışıklığa ve zulme neden olacaktır. İnsanları iyiliklerden uzaklaştırabilmek için çok değişik yollara baş vuracağı ve büyük kitleleri etkileyeceği haber verilmiştir.

    Deccal, bir şeyi süsleyip güzel göstermek için her yola baş vuracaktır. Günahı haramı güzel gösterecektir. Kur’an da:

    - “Aldatıcı sizi Allah’a, Allah’ın adını kullanarak aldatmasın.” (Fatır:5) buyrularak bir uyarı yapılmıştır. Çünkü Deccal, iyiyi kötü, kötüyü de gösterecektir. Deccalın hedefi herkestir. Ondan ancak itikadı tam uyanık kimseler kurtulabilir.

    Enfal süresinin 73. ayetinde bildirdiğine göre inananların birbirine destek olmazlarsa ve yardım etmezlerse, yer yüzünde çıkacak büyük fitne ve bozgundan söz edilmiştir.

    Deccalın fitnesinden emin olabilmek için Müslümanlar Kur’an’a sarılacak, Peygamberlere sarılacak ve birbirlerine sarılacaklardır. Çünkü Deccal samimi bir iman sahibi gibi görünecek onu bazıları gerçek mürşit sanıp peşine düşecek. Daha sonra Deccal peygamber olduğunu iddia edecek, daha sonra da “ Ben sizin Rabbinizim” diyecek. Hatta birini öldürüp: “ben bunu diriltirsem, benim Allah olduğuma inanır mısınız?” diyerek ve böyle hileli yollara baş vuracaktır.

    3- Neml süresinin 82, ayetinde Dabbe adında biri çıkacak, insanlara öğüt verecek, inanan kimselerle inanmayanları birbirinden ayıracaktır.

    Bu ayetin anlamı şöyledir.” Söz verdiğimiz gün gelip çattığında onlar için yerden canlı çıkarırız ki, kendilerine insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.”

    Peygamberimiz de, Dabbet’ül- arz-ı kıyametten önce çıkacak bir alamet olarak haber vermiştir.

    Bazı kaynaklarda ise korkunç bir hayvan olarak tanımlanmıştır. Son zamanlarda bunun AİDS olduğunu söyleyenlerde vardır.

    Dabbet’ül arz’dan müminlerin korunacağı da haber verilmiştir. Bugün AİDS virüsünden mü’min korunduğu söyleniyor. Bir hadiste de kıyamet alametlerinden birinin, toplu ölüm olduğu belirtilmiştir. Onun için AİDS’e asrın belası da denmektedir.

    Belki de AİDS’ten daha tehlikeli haller olacaktır. Allahü Alem Time-Ağustos 1985 sayısına göre:

    AIDS virüsü bir ağacı içten kemiren ağaç kurtları gibi insanı içten kemirerek yiyip bitiren bir beladır.” denmiştir.

    Bedi-uz zaman Hz.leri şualar adlı eserinin 497. sayfasında şu bilgiyi vermiştir:

    “Dabbet-ül-arz, insanın kemiklerini ağaç kurtları gibi kemiren ve dişinden tırnağına kadar yerleşen bir hastalıktır. Müslümanlar inançları ve kaçınmaları ile bu beladan korunacaklardır.” deniliyor.

    4- Kehf suresinin 94. ayetine göre Ye’cüc Me’cüc adında topluluk çıkacak ve yeryüzüne dağılarak fitne ve fesat çıkacaklardır.

    Bu iki topluluk, fesatçı bir topluluktur.

    Kur’an da Enbiya 96. ayetinde bu iki topluluktan bahsedilir.

    Kehf sûresi: 92-98 de: “Ye’cüc Me’cüc yeryüzünde fitne çıkaracağını haber vermiştir. (Müslim, Fiten :39)

    “Allah Resullü şöyle buyurur:

    Ye’cüc Me’cüc, önlerindeki seddi her gün kazar, güneş doğacağı sıra başlarındaki: “Bırakın, kazıya yarın devam ederiz” der. Ertesi gün sed eski haline döner. Bu hal uzun süre devam eder. Ne zaman ki insanların üzerine gönderecekleri zaman başlarındaki: “Bırakın inşallah yarın gelir devam ederiz” der. Bu defa sed bıraktıkları gibi olacak. Bu defa kazmayı tamamlayacaklar, insanların üzerine yürüyecekler, suları içip tüketecekler, insanlar kaçışacak oklarını göğe atacaklar, oklar kanlı dönünce: “Yerdekilerin de, göktekilerin de işini bitirdik” diyecekler. Sonra Allah onlara deve kurtlarını musallat edecek. Onları bu şekilde yok edecek.” (İ. Canan, K. Sitle: 17/1244 )

    Tevrat’ta ve İncil’de de bu iki topluluktan bahsedilir. ( Eski Ahit Hezekiel : 38 / 39- yeni Ahit Vahiy 20 / 7-11 )

    Ye’cüc’ün Türk’ler olduğunu söyleyenler olmuştur. Bu kasıtlıdır. Çünkü Türk milleti tarih boyunca fitne kaynağı olmamış. “yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar…” cihad etmeyi görev bilmiş, yeryüzüne huzur ve adalet getirmek için çalışmış bir millettir. Tarih boyunca fitre ve fesadı önlemiş bir millet olmuştur. Türk milletinin inancı, kültürü, fitne çıkarmasına müsait değildir.

    Ye’cüc ile Me’cüc’ün Çinler olduğunu söyleyenler olmuş, Moğollar üzerinde duranlar olmuştur. Ayrıca; “Nesebi belirsiz fesatçı bir topluktur” diyenlerde olmuştur. Galiba en doğrusuda fitre çıkması için budur.

    Ye’cüc, Me’cüc, nesebi belirsiz bir topluluktur, demek en doğrusudur.

    5- Buhari, Fiten 12 / 2121 Nolu hadise göre Hicaz veya Yemen tarafında kuvvetli bir ateş çıkacaktır.

    Peygamberlerimiz, kıyametin kopmasından önce bir büyük ateşin çıkacağını ve herkesi toplayacağını bildirmiştir. (Bak. Tirmizi, Fiten:35)

    Bu ateşin bir özelliği de çok uzaklardan görülebileceğidir.

    6- Doğuda yer sarsıntıları ve büyük çöküntüler meydana gelecektir. Ard arda depremler olacaktır.

    7- “Batıda yer sarsıntıları ve çökmeleri olacaktır. Peygamberimiz: “ Ahir zamanda eğlence ve çengilerin meydan aldığı ve içkinin de mübah ad olunduğu zaman, yere batma, taş yağma zuhur edecek ve insan kılığından çıkma olacaktır.” buyurmuşlardır. (Ramuz:302 /8)

    Bu nasıl olur?:

    - Nursuzluk ile olur.

    - Maymun ve domuz şekline girme ile olur.

    - Hormonlarla anormal bir yapıya sahip olmakla olur.

    - Cezalandırılmış şekli ile olur.

    8- Müslim, Fiten: 8/2901 Nolu hadise göre; Arap yarımadasında yer çökmeleri ve büyük çukurlar olacaktır.

    Peygamberimiz (sav) Kabe’yi yıkmaya gelen bir ordunun yere batması olayı olduğunu belirtmiştir.(Bak Müslim Fiten 39) Bunun nasıl olacağını da söyle açıklamıştır:

    “Biri Kabe’ye sığınır, ardından ona bir grup asker gönderilir. Bu askerler Beyda mevkiine geldiğinde toptan yere batırırlar.” (Müslim, Fiten: 4)

    Kabeyi yıkmaya gelen Ebrehe’nin ordularının Ebabil kuşları ile mahvolduğu gibi mahvolacakları bildirmiştir.

    9- En’am süresinin: 158- Kıyamet 9, ayetlerine göre güneş batıdan doğacaktır.

    Peygamberimiz: “güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Güneş battığı yerden doğmadıkça kopmayacaktır. Güneş batıdan doğuncaya kadar tevbe kapısı açıktır.” (İbn-i Mace Fiten: 32)

    -“Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. O batıdan doğduğunda insanlar onu görür ve hepside iman ederler. Lakin daha önce iman etmedikleri için, bu sıradaki iman, hiçbir nefse fayda vermez.” (Ramuz 477/ 4) buyurmuştur.

    10- Ebu Davut, Melahim : 5/4324 Nolu hadise göre Hz. İsa gelecek Hz. Muhammendin dini ile iş görecek ve Deccalı öldürecektir.

    Günümüzün tartışma konularından biride mehdi konusudur.

    Mehdi, kurtarıcı, yol gösteren anlamına gelir. İnanca göre mehdi kıyametten önce gelecek zulmü kaldıracak, adalet getirecektir.

    Tarih boyunca her toplumda, her dinde kurtarıcı beklenmiş, bu yüzden bazı kimselere mehdi denmiştir. Şiilere göre 12. iman gizlenmiştir. Halen sağdır ve mehdi olarak gelecektir.

    Ehl-i sünnet alimleri, ahir zamanda mehdinin çıkacağını kabul ederler.

    Mutasavvıflar, Evliyalığın mehdi ile son bulacağını kabul ederler.

    Mehdi bir tane değildir, her devrin mehdisi vardır, ahir zaman mehdisi de son mehdi olacaktır.

    Mehdi beşer üstü bir varlık değildir.

    İbn-i mace Fiten: 24 nolu hadiste son mehdinin Meryem oğlu İsa olduğundan bahsedilmektedir.

    Yahudilik ve Hıristiyanlık da kurtarıcı inancı vardır. Hz. İsa Hıristiyanlara göre; çarmıha gerilmiştir. İslam inancına göre ise çarmıha gerilen ispiyoncu havaridir. İsa peygamber gökyüzüne çekilmiştir. (İstanbul’un fethinde Papazlarla Hıristiyanlar Ayasofya’ya girmiş kurtarıcı beklerken Fatih Sultan Mehmet’i karşılarında bulmuşlardır.)

    Kur’an’da: “İsa, kıyamet için bir alamettir.” (Zuhruf : 61)

    Müslim, Fiten: 39 da, İsa’nın İnmesi görülmeden kıyametin kopmayacağı bildirmiştir.

    İsa peygamber, peygamber olarak değil, Hz. Muhammet’e ümmet olarak gelecek, onun sünneti üzere yaşayacak ve İslâm’ı tebliğ edilecektir. Çünkü son peygamber, son din gelmiştir.



    İsa peygamberlerin yer yüzünde yapacağı önemli işler:

    1- Hacı ve putu kıracaktır.

    2- Domuzu öldürüp onu mundar ilan edecektir.

    3- Sadece Allah’a ibadete çağıracaktır.

    4- Bereket, zenginlik getirecektir.

    5- Zulmü kaldırıp adaleti hakim kılacaktır.

    6- Barış ortamı, sağlayacaktır.

    7- Deccalı öldürecektir.

    8- Ye’cüc Me’cüc için dua edecek bunun üzerine Allah onları helak edecektir.



    Mehdi var mı? Ne zaman gelecek? İnkar edenin durumu?

    Bu soruların cevabını Halil Güneç Hoca Efendiden dinleyelim.

    “Deccal gibi halkın dilinde olan bir kelimede kıyamet kopmadan önce Mehdi’nin geleceğidir. Mehdi geldikten sonra yayılan zulmü kaldırıp adaleti sağlayacaktır. Dini yayacaktır.

    Peygamberin hadislerinde mehdinin geleceği haber verilmiştir.

    Peygamber, “kıyametin kopmasına bir gün kalsa bile Allah mutlaka ehlibeytimden bir mehdi gönderecek ve zulmü kaldırıp yeryüzünü adaletle dolduracaktır” buyurur.

    Müslümanların inancı fakihlerin görüşü ve hadis-i şerifler mehdinin sübutu için kafidir.

    Her zamanın bir mehdisi vardır. Ama ahir zamanda gelecek olan büyük ve tek mehdidir.

    Mehdi henüz gelmemiştir. Ne zaman geleceğini Allah bilir Mehdi bile kendisinin mehdi olduğunu bilmeyecek, mehdi olduğunu söylemeyecektir.

    Mehdinin ne zaman geleceği tartışma konusu edilmemelidir, faydasızdır. Mehdiyi inkar eden fasık olur.

    Mehdi hakkındaki hadisler ahad hadisler olduğundan mehdiyi inkar eden küfre girmez.” (Günümüzün meselelerine favalar: 1 / 67…71)

    Sonuç olarak mehdi, Deccal konuları Kur’an’da yer almadığı için inanmayan küfre girmez. Ama inanmayan da bu mesele üzerinde fazla durmamalıdır.

    Her devrin bir mehdisi vardır. Kim, ne zaman gelecek tartışmaları da anlamsızdır.

    Gerçek mehdi, mehdi olduğunu bile bilmez, ben mehdiyim demez. Gerçek mehdi, itikadı düzgün, Kur’an ve sünnet üzeredir. Bu güne kadar halkın beklentisinden ve her devrin mehdisinin olduğundan yararlanarak yalancı mehdiler gelmiş geçmiştir, bundan sonra da gelecektir. Bunlar mehdi değil, Deccaldır. Çünkü Deccal da bir tane değil, her devrin Deccalı olacaktır. Bu yalancıların peşine düşüp helak olmaktan Allah Müslümanları korusun.

    Kıyametin bu saydığımız büyük alametleri gerçekleşirken, kötülük, ahlaksızlıklar da alabildiğine artacaktır. İnsanlar arasında güven ortamı yok olacaktır. Huzursuzluklar, belirsizlikler içinde tedirginlikler artacaktır.

    Bu durumda hafifçe esen bir rüzgar ile kalbinde imanı olanlar, tatlı bir ölümle ölecekler, Allah’ın rahmetine kavuşacaklar. Ondan sonra kıyamet, inançsız ve kötü insanların başına kopacak, onların helak olmasına neden olacaktır.

    Daha sonra İsrafil Aleyhisselam sur’a birinci üflemeleriyle bütün canlılar düşüp ölecek ve kıyamet kopacaktır. İsrafil Aleyhisselam ın ikinci üflemesiyle de ölüler dirilecek ve mahşer kurulacaktır.

    Hakka suresinin 13-15. ayetlerinde bildirdiğine göre, sur’a ilk üfürülüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp da bir çarpılış çarptıkları zaman, işte o gün kıyamet kopmuştur. Gök de yarılmış oda sarkmıştır.”

    Yasin suresinin 51. ayetinde de: “ikinci defa sur’a üfürüldüğünde kabirlerinden Rablerine doğru akın ederler.” Buyurarak ahiret hayatının başlayacağını haber vermiştir.

    Allah Resulü buyurur ki:

    “Kıyamet günü : “60 yaşındakiler nerededir? Diye sorulur Bu öyle bir ömürdür ki, Allah: “öğüt olacak kişinin alacağı kadar size ömür vermedik mi “ der (Ramuz : 60/5)

    Muhammed süresinin 18. ayetinde: “ kıyamet gelip çattığında ibret almaları neye yarar. “buyurur. Son pişmanlık fayda vermeyecektir. Geri dönüşte mümkün değildir. Onun için dünya da oyun, eğlence ile oyalanmayıp hazırlanmak en akıllıca iş olsa gerek;

    N. Fazıl’ın ifadesiyle:

    “ Su çekildi, göründü

    Sanki zamanın dibi;

    Korkuyorum, bu akşam

    Kıyamet varmış gibi”


    Bu gün son günmüş gibi hazır olmalıyız. Çünkü kıyametin ne zaman kopacağı bilinmez.

    SONUÇ OLARAK:



    -“Efendim zaman ahir zaman” deyip, zorlukları, mücadeleyi çalışmayı bırakamayız. İşin kolayına kaçamayız, Allah sorar: “ falan, falan şunu bunu yaparken sen neredeydin” der. O zaman ne cevap veririz?

    Ahir zamanda imanı korumak, İslam’a hizmet, dine bağlılık, çok zor olacak. Bu sıkıntıların kıyamet alameti olduğunu da bilelim. Önemli olan, ahiret için hazır mıyız? Bu güne kadar ne hazırladık? Allah için ne yaptık? Bundan sonra ne yapmayı düşünüyoruz? İslâm üzerine yaşıyor muyuz? Yaşadığımız hayat Müslüman hayatımı, münafık hayatımı, yoksa kafir hayatımı? Hangi hayatı yaşıyoruz? Kime benziyoruz? Allah’tan ne bekliyoruz?

    Kıyamet, nasıl olsa vakti saati gelince kopacak. Biz bu konuda söylenenleri, tartışmaları bir tarafa bırakarak, kıyamet için ne hazırladığımıza bakalım. Allah’ın peygamberin huzuruna çıkmaya yüzümüz olsun.

    Yapma fırsatını yakaladığımız hayrı, iyiliği ve ibadetleri, fırsatı kaçırmadan hemen kapalım.

    Allah,imanımızı korumada, İslam’ı yaşamada ve bu vesile ile kurtulmada yar ve yardımcımız olsun.


    Araştırmacı Yazar
    Mustafa ÖSELMİŞ

    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş