kıyamet habercisi münadi666

'Ahir, Zaman, Ahiret' forumunda yeruşelim tarafından 1 Ağustos 2014 tarihinde açılan konu

  1. yeruşelim

    yeruşelim New Member

    Katılım:
    1 Ağustos 2014
    Mesaj:
    7
    Ödül Puanları:
    0

    AFETLER YAŞANACAK
    · Dünya galaksideki açı değişimine bağlı olarak güneş sisteminin rüzgarda savrulmasını andıran bir değişim gerçekleştirdiği için dünya açısının 23 dereceden 35 derece gibi bir aralığı görmesi ve tekrar eski derecesine geleceği bilinmektedir. Bu değişim biraz zaman alacak. Yaklaşık 7 yıl sürecek bu dönemde insanlar çok büyük sıkıntı çekecek. Bu dönemde dünyanın hızı ve savrulması biraz arttı. 21 Aralık 2012’de güneş sistemi, galaksinin epliktik merkezinini dik olarak görmüştü. Burada çekim kuvvetine bağlı hız ve savrulma dünya üzerinde normal dışı iklim şartlarına neden olmaktadır. Bu durum da küresel ısınmaya neden oldu. Ve tanrı herşeyi dünya bilincini ve afetleri bir plan dahilinde gerçekleştirmiş. Günümüzde yaşanan dünya siyaseti ve afetler dönemi bir hikaye değildir. Tamamen tanrısal bir gerçekliktir.
    · Dünya açısındaki değişiklikten dolayı kuzey yarım küre donacak, güney yarım küre yanacak. Sanki bir kesimde buzul çagı, bir kesimde ateş çağı yaşanacak. Bir kesimde tehlikeli don olayları ve dolu yağmurları, bir kesimde kuraklık ve orman yangınları gözlenecek.
    · Tanrı gerçekleri açığa çıkartmasaydı gerçekler bilinmezdi. Tanrı sayesinde insanlar uyandı. Tanrı yaşananlarla insanlara bir gerçeklik gösterdi. Eski kavimlerin başına gelenler bugün yeryüzünün her yerinde çeşitli afetlerle görülmekte. Çünkü müthiş bir dönemden geçiyoruz. İyilerin ve kötülerin savaşı hiç olmadığı kadar güçlü bir şekilde yaşanıyor. İklim değişikliği ve afetler haklı bir gerekçe, afetler sebepsiz yere yaşanmıyor.
    · Dünya tarihine baktığınızda Afetlerin tavan yaptığı ve bolca yaşandığı dönemlerde siyasi gerginliklerin değişimin ve savaşların bolca yaşandığını görmekteyiz. Bu dönemlerde insanlar mazlum halklar güçlüler tarafından öldürülüyorlardı. İnsanların ve inananların öldürüldüğü dönemlere afetlerde çok fazla yükselişler gözlenmiştir.
    · Dünya çarkı kötülük ile dönüyordu. Küresel güçler ve yeryüzündeki varlıklılar haksız kazancı kötülük ederek ve açgözlülük üzerinden sağlıyorlardı. Egemenler yönetenleri yönettiler. Bozgunculuk ediyorlardı. Ekonomiler ve dünya siyaseti onların elindeydi. Kötülüğün temsilcisi küresel patronlar ayrımcılık yapıp tehdit gördükleri doğrucuları yok ediyorlardı. Liderleri öldürtüp, ülkelere saldırı kararları alıyorlardı. Artık onların devri bitiyor. Tanrı onların dönemini kapatıyordu. . Tanrı’nın emriyle yıkılış yaşıyorlar. Kötü düzeni sürdüren kötü güçlere yalakalık eden inançsız halklar bu yıkılıştan kötü etkilenecekler. Dünya için yaşayanlar büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaklar. Kötü düzenden beslenen inançsız azınlık afetlerden büyük zarar görecek.
    · Allah küresel bozguncuların haksızlıkla kazandıkları şehirleri yıkıyor. Onların yaptıkları şehirleri darmadağın ediyor. Gasbederek öldürerek sahip oldukları topraklarda rahat edemiyorlar. Dün coğrafi kesifler gibi haksız gasplarını bugün açgözlülükle sürdürüyorlar.Allah bozguncuların halkıyla savaşıyor ve onlara fırsat vermeyecek.
    · İklim değişikliği kaçınılmaz ve açıkça yaşanıyor. Nedeni ise şeytani anlayışın yönetimlere egemen olması ve mazlum halkların özgürlük çabalarının bastırılmasıdır. İklim değişikliğinin sonuçlarının geniş alanda ve sürekli görülmeye başlandığı bir dünyada yaşıyoruz. Etkileri kutuplardan ekvatora, sahillerden dağlara kadar görebiliyoruz. Şuna şüphe yok ki çoktan iklim değişikliğinin şekillendirdiği bir dünyada yaşamaya başladık. İklim değişikliği dünya genelinde doğal felaketleri hat safhaya çıkartacak. Özellikle büyük şehirlerde gıda ve su sıkıntısı baş gösterecek, hastalıklar ve şiddet artacak ve zaten hiç olmamış olan dünya barışı sarsılacak. Resmen kaos dönemi görülecek. Kaliforniya eyaletinin güneyinde yer alan Los Angeles'ta 10 günde büyüklüğü 3'ün üzerinde 10 sarsıntı yaşandı. Şili’de ardı ardına 8’lerdeki depremler dikkat çekici ve orta Amerika sallanıyor. Amerika kıtası ve Avrupa büyük tehdit altında görünüyor. Batıda yıkıcı bir deprem ve kitlesel bir tsunami yaşanma ihtimali var.
    · Kölüğün düzeni yıkılırken kötülerin hepsi amaçlarına göre farklı nedenlerle yeryüzünden temizlenecek. Farklı afetlerle farklı sebeplerle ölecekler. Tanrıya inat dünya yaşamını isteyenler kaybedecekler. Tanrı düşmanlarına isabetli cezalarla dünya yaşamından el çektirecek.
    · Dünyanın her yerinde inananlara halklara eziyet ve işkence ediyorlardı. Müslümanlar ve doğrucular büyük bir baskı altındaydı. Tanrı artık bu gidişe ve inanan halklarının öldürülmesine dur demektedir.
    · İnsan faktörü ile iklim değişikliği arasında doğrudan bir bağlantı var. O da mazlum ve inanan toplumların özgürlük ve adil bir düzen istemelerini bastıran eski düzen yanlıların öldürücü ve yıkıcı mücadelesidir. Allah taraftarlarının eski düzen sahibi şeytan taraftarları tarafından engellenmesi ve öldürülmesi nedeniyle Afetlerin yaşanması tavan yapmıştır. Nedeni de Tanrı’nın ordularıyla yeryüzüne yönelmesi ile eski kötü yönetimlerin ardındaki halklar başlarına doğal afetler gelmektedir.
    · İnançsızlar son yüzyıllarda Allah’ın düzenini ve sistemini reddetmiş ve küresel egemenliklerini kurmuşlardı. Yönetimleri bırakmadılar çünkü yönetimler üzerinden halkları sömürüyorlardı. Halkların (insanların) insanca ve adil bir şekilde yaşayacağı düzeni istemiyorlardı. Mazlumları ve inananları öldürmeyi bırakmadılar. Tanrı da afetleri kaçınılmaz olarak yaşatıyor. Tanrı pek çok kişi ve olaylarla onları doğru yola çağırdı. Ama onlar hem anlamazlar hem de bırakmazlar. Çünkü önce Tanrı’ya inanmıyorlar, ahireti ve iyiliği reddetmişler. Dünyaya sahip olmak için her şeyi yapıyorlar. Bu dünya hayatına saplanmışlar.
    · Deccal’in ordusu inananlara karşı saldırı için hazırlandığında başlarına büyük bir bela yaklaşacak. Hiç beklemedikleri bir yerden Tanrı’nın orduları onları gökten taşlayacaklar. Tam saldıracakları bir anda Gökten meteor yağmuru yağacak. Ve yatmış saman çöpleri gibi yere yığılacaklar. Ordu tamamen ölecek. Uçaklarıyla savaş arabalarıyla beraber azaba uğrayacaklar.
    · Her beldede Afetler görülmeye başlandı. Afetlere maruz kalan belde sakinleri 2daha önce buralarda böyle doğal afetler olmazdı.’diyorlar. Şaşkınlıklarıyla olanlara anlam veremiyorlar. Onlar 11 Eylül düzmecesiyle ortadoğuya savaş fikrine onay vermişlerdi. Şimndi kendilerini tanrı yolunda zannedip doğru yolda mı görüyorlar. Onlar zulmeden bir topluluktu. Şimdi başlarına gelenleri nasıl anlamlandıramıyorlar.
    · İnananları öldürmeye yönelik hamleler Afrika ve Ortadoğu’da arttıkça Amerika ve Avrupa’da afetlerde büyük bir artış olacaktır. Afrika Avrupalı sömürgecilerin, Ortadoğu Amerikalı sömürgecilerindi. İslam terör, el-kaide gibi safsatalarla inanan yerli halkları öldürüyorlardı.
    · İnananların bastırılmasına yönelik saldırılar arttıkça kıtlığın her türlüsünü görecekler. Şiddetli yağış ve sel ile ürünleri vurulacak. Yağışsızlık ve kuraklık ile ürünleri zarar görecek. Tanrı soğuk rüzgarlarla, şiddetli dolular ile ürünlerine darbe vuracak. Daha sayamadığım çeşitli afetleri insanlık yaşayacaklar. Tanrı eski düzenin yıkılmasına yönelik her türlü hamleyi yapacak.
    · Bu dönem İncil kayıtlarında şöyle geçer. O zaman gökten ateş ve duman düşecek ve okyanusların suları göğe doğru köpüklerini kusacak, buharlaşacak ve ayakta olan her şey baş aşağı gelecek. Ve milyon kere milyon insan çok geçmeden hayatını kaybedecek.’
    · İnananlar ile inançsızlar bir şehirde yaşarlar. Yani bu iktidar ile muhalefet anlayışı her beldede vardır. Allah afetler döneminde inançsızlar hedef alacak. Bir afet bir şehre geldiğinde inananlar çok az zarar görecek.
    · Bazı bölgelerde ve şehirlerde bitmek bilmeyen dolu belası gözlenecek. İnandığını zanneden dünyacılar tanrıya küfredecekler.
    · Kıyı kentleri sular altında kalacak. Deniz seviyesi yükselecek. Okyanuslarda açıklarda deniz seviyesinden 30 metre yükseklikler tehdit altında olacak. 30 metre altındaki kıyı yerleşim yerleri büyük sıkıntı çekecek. İç denizlerde izmir şirince gibi ege denizinde bu seviye 15 metreye kadar düşecek. Marmara ve karadenizde 2-7 metre gibi daha düşük yükselişler gözlenecek.
    · Kutsal kayıtlarda dünyada 2014-2022 arasında fırtınalar dönemi, kıyı kentlerinin sular altında kalması, Yıldırımlar yılı, don belası, dolu belası, büyük bir deprem belası, ses belası, küresel bir salgın belası gözlenecek. 2023’e gelindiğinde insanların 1/3 i ölmüş olacak.
    · Büyük bir deprem olacak. Amerika kıtasını oluşturan ana kara üçe kırılacak. Ve okyanus kıtayı mahvedecek. Dünya oldu olalı böyle bir deprem görmemişti. Avrupanın ve afrikanın batı kıyıları sular altında kalacak. Dünyanın 3/2sini etkileyecek bu olay zamanın bile az bir şey kaymasına neden olacak. .Kıyı kentleri sular altında kalacak
    · Öyle afetler görülecek ki tüm insanlık bunlara şahit olacak. Şiddetli bir sesle bir küfür yöresinde insanlar ölecek. Suda dinamit patlatıp balıkların öldüğü gibi şiddetli bir sesle insanlar ölecek, kulaklarını tutacaklar ve kulaklarından kan gelecek. Allah inananları öldüren küresel güçleri ve yandaş yönetimlere karşı ordularını seferber edecek. Büyük kayalar dünya semasına girecek ve bir küfür beldesine meteorlar düşecek ve ses belası böyle gerçekleşecek.
    · İnançsızlar küresel ısınmanın etkilerini hafifletmek için çaba içindeler. Uluslararası işbirliğiile tanrıya kafa tutabileceklerini mi zannediyorlar. İklim değişikliği sanayileşmeden ve gaz salınımından değildir. İnsanların şeytani psikolojilerinden dolayı tanrıyı öfkelendirmelerindendir. İklim değişikliği milyarlarca insanın hayatını tehlikeye atacak. Daha en kötüsünün görülmedi. Gelecek 5 yılda iklimde korkutucu değişikliklerin yaşanacağını kaçınılmazdır.
    · İklim değişikliği bilim adamlarının beklediği gibi uzun sürede değil tam tersi çok kısa sürede çok şaşıracakları hızlı bir değişim olacak. Ve doğal afetler birden gerçekleşmeye başlayacak. Ardı ardına afetler dizilecek. İklim değişimine kısa sürede olabilecek bir şey değil diyen bilim adamları son günlerde yaşananlara büyük bir hayret duymaktadırlar. Tanrı dilerse elbette her şey olur.
    · Avrupa’nın Atlantik kıyıları 2014 kışında 10 metreye yaklaşan dev dalgaların hedefi oldu. Portekiz’den başlayıp İspanya’dan geçerek Fransa’ya ulaşan kıyı bölgesinde arka arkaya yaşanan fırtınalar ölümlere, erozyona ve maddi zarara yol açtı. Aynı dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nin ise dev bir patinaj pistinden farkı kalmadı. Dondurucu soğuklar haftalar boyunca ülke ekonomisini felç etti. Normalde ılıman bir kış geçiren güneydoğu bölgeleri de soğuktan payını aldı. Güney Yarımküre’de ise rekor kıran sıcaklar adeta kavurdu. Avustralya’da sıcak hava dalgası, evleri kül eden dev yangınlara yol açtı.
    · İnançsızların şehirlerinin bir bir yıkıldığını göreceksiniz.Venedik, Hollanda, Fransa, İtalya, amerika kıtasının doğu sahilleri, avrupa kıtasının batı ve kuzey sahilleri, Avrupanın kuzeyindeki ülkeler, Afrika’nın kuzey ve batı kıyıları, orta amerika hep sulardan etkilenecek. Akdeniz ülkeleri kıyı kentleri yükselen sulardan etkilenecek. Kıyı kentleri sular altında kalacak. Herşey bir anda ansızın olacak.
    · Allah herkesin içini bilir. Menfaat yüklü iç dünyası olanlar şeytanın yolunu seçtiğinden belalar onların üzerine olacak.
    · Küresel ısınma birçok bölgedeki tarım randımanını olumsuz etkileyecek. Yeryüzü kıtlık yaşayacak. Ayrıca sağlık konusundaki tehditlerin de hızla artmasına neden olacak. Salgınlar her yeri kaplayacak. Kuraklık dönemini en belirgin Rusya hissedecek. Çünkü Rusya Suriye’de Esad’ı destekleyerek bir insanlık dramı yaşatmıştı. Allah önce Rusya’ya karşı bir savaş ihtimali oluşturacak. Ve bu durum güç kaybetmesine neden olacak. Sonra da afetlerden ve kuraklıktan nasibini alacak.
    · Can alıcı hızda bir 2015 göreceğiz. 1915 yılının tam tersi gelişmeler hızla yaşanacak. Çatışma ve gerginlik hat safhaya çıktığında değişim ve düzelmede kendiliğinden başlayacak.
    · 2014-2017 çok yoğun olacak. Ve çok şey hızla değişecek. Değişim o kadar güçlü ve külliyen olacak ki herkes kendi derdine düşecek. Mesela Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi, yeni anayasa, yargı paketleri ve her alanda değişimler görülecek. Bunu yeryüzündeki her insan kendi üzerinde, evinde, işyerinde ve ülkesinde yaşayacak.
    · 2014 yılının altıncı ayından itibaren salgınlar başlayacak. 2019 yılına kadar salgınlar hızla ve artarak devam edecek. En çok ölümler 2019 yılında görülecek. 2022 yılına gelindiğinde neredeyse insanların üçte biri ölmüş olacak.
    · Tanrı asıl 2016 da tüm ordularını seferber edecek. Tanrının dinine saldırlar olacak. Mazlumlara ve inananlara yönelik saldırılar katliamlar yaşanacak. Tanrı da 2016-2023 arasındaki yedi yıllık dönemde yeryüzünü kılıçtan geçirecek. Yeryüzünde sayısız ve ardı ardına her türlü afetler yaşayacak. Özellikle inançsızların ve egemenlerin zarar gördüğüne şahit olacaksınız.
    · Bozguncu milletler diyorlar ki “Şu bir gerçek ki basit olarak iklim her zaman değişti ve her zaman değişecek.” Bu doğal bir durum. Gibi makul sözlerle kendilerini kandırıyorlar. Bu Afetler neden bizim başımıza geliyor diye sorgulamıyorlar. İklim ile mücadele edelim diye toplantılar yapıyorlar. Sığınaklar ve erken haber alma kaçma çalışmaları yapıyorlar. Bak o çok istediğiniz ve zulüm ile sahip olduğunuz dünyayı Allah size veriyor mu?
    · Afet olan şehirlerde insanların ortak bir söylemi var. Hep şunu söylüyorlar. ‘Buralarda hiç böyle afetler olmazdı. Çok uzun yıllar bu tür olaylara şahit olmadık. Şaşkınlık içindeyiz.’ diyorlardı. Tanrı bize neden öfkelenmiş olabilir.’ dediklerini hissediyorum. Biz doğru yoldaydık. Yoksa yanlış yoldamıyız bu olaylar neden bizim başımıza geldi diye sorgulamalara maruz kalmalıdırlar.
    · Büyük bir dolu belası gözlenecek. Durmak bilmeyen ve yaşamı çok kötü etkileyen bir bela. O kadar çok ve şiddetli, yağacak ki herşey zarar görecek yollar kapanacak.
    · 2015-2019 yılında kış dönemleri çok aşırı soğuk geçecek ve don olayları yaşanacak. İnsanlar buzul çağı mı geldi diyecekler. Soğuktan ölenler olacak, yaygın ve salgın gribal enfeksiyonlar yaşanacak.
    · 2017-2021 aralığında büyük bir deprem olacak. Dünya var oldu olalı böyle bir büyük deprem görmemişti. Ana kara bir levha üçe kırılacak. Ve Amerika kıtası bundan en çok etkilenecek bölge olacak.
    · Bozguncu zalimler insansız hava araçlarıyla Afganistan’da, Pakistan’da ve Yemen’de inanlara yönelik saldırılar yapıyor ve mazlumları el kaide saçmalığı ile öldürüyorlar. Allah da onların insansız hava araçlarını düşürecek uydularını meteorlarla vuracak.İsrail, Amerika sürekli uydu ile Ortadoğu’da inanan halkları izliyorlar. Allah da onlara karşı yapacaklarını yapacak.
    · Dünyanın sıcaklığı yani küresel ısınma hızla artacak. İklim değişiklikleri kargaşaya, savaşlara, çekişmelere bölünmelere neden olacak.
    · İstanbul'un bazı semtlerinde bir anda ani hava değişikliği yaşandı. Önce gökyüzü karardı ardından yoğun bir toz bulutu geldi, bu sırada göz gözü görmedi. Görüş mesafesinin kısalması sürücüleri de etkiledi. Bu tür ani hava değişimleri ve fırtınalar saniyeler içinde oluşacak. Bu tür vakalar dünyanın her yerinde çokça görülecektir.
    · 30 saniyede bir dakikada yıkımlar yaşanacak. Ani hava değişimi bir anda yüksek alçak basınç değişimleri görecekler. Hava değişimleri yıkımlı ve fırtınalı gibi olacak.
    · Havalar bir anda değişecek. Bir anda yağmurlu, bir anda kavurucu güneşli olacak. Bir anda hava soğuyacak bir anda ısınacak. Bazen şiddetli dolu bazen azgın bir yağmur görecekler.
    · Dünyanın kuzey yarım küresinde kışlar dondurucu ve buzul çağı gibi geçecek. Özellikle 2015-2019 yılları arası çok çetin olacak. İngiltere’de sel baskınları 2015-2019 baharında daha fazla yaşanacak.
    · İnananların nesli çoğalmasın diye nüfus planlaması adı altında çoğalmalarını engelliyorlardı. Bu onların geçmişte kız çocuklarını öldürmelerine, Musa döneminde Musa’nın gelişini engellemek için erkek çocuklarını öldürmelerine benziyordu. Allah Musa döneminde zalim egemenler olan firavunlara karşı nasıl çocuk ölümleri verdiyse günümüzde de benzer çocuk ölümlerine de şahit olacağımız kaçınılmazdır. Ortadoğu’ya saldıran NATO ve batının insanlıksız saldırgan askerleri bilerek ve gizlice pek çok çocuğu öldürmüştü. Tenhada çocuğun kafasına silah sıkan Amerikan askerleri vardı. Afganistan’da,Irakta, Suriye’de çocuk katliamları ve kayıp çocuklar gözlenmişti. Bu durumlar gösteriyor ki Allah benzer intikam alacaktır. Bu da yakında dünyanın bazı beldelerinde çocuk ölümleri göreceğimize işarettir. Allah ta inançsızların çocuklarını öldürerek aynı acıyı tattıracak. Katliamı yapan anlayışa sahip milletlerin kök nesilleri hedef alınacak. Allah birtakım salgınlarla sadece çocuk ölümlerini zalimlerin sahip olduğu kültür ve anlayışı taşıyan beldelere yaşatacak.
    · İklim değişiklikleri için tedbirler almaya çalışıyorlar. Siz ne yapabilirsiniz ki. Hem suç işliyorlar hem de nasıl korunuruz hesabı yapıyorlar. Siz Rabbinizin kudretinden kendinizi koruyacağınızı mı sandınız. Bunların inançsız oldukları buradan belli. Afetlerin Allah tarafından geldiğine de inanmıyorlar. Akıllarına hiç tanrı gelmiyor. Tabiat ana dedikleri oluşum geliyor.
    · İklim değişikliği çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Bu yüzden oranlar ve boyutu çok önemli. Geçmişte bu kadar hızlı değişim görülmemişti.
    · İnançsızların ordularından birisi toprağın altında kalacak. Bir ordu depremle toprağın altında gark olacak.
    · BM'den 'afet risk' raporu yayınlandı.Rapor'da afetlerde geçtiğimiz yıl 22 bin kişinin öldüğü bildirildi. Birleşmiş Milletler (BM), geçen yıl dünya genelinde meydana gelen 315 doğal afet nedeniyle 22 bin kişinin hayatını kaybettiğini, 95 milyon kişinin bu afetlerden etkilendiğini bildirdi. BM Afet Risk Azaltma Ofisi'nden (UNISDR) yapılan yazılı açıklamada,dünya genelinde kayıt altına alınmış afetlerin neden olduğu doğrudan ekonomik kayıpların son dört yılda peş peşe her yıl için 100 milyar doların üstünde gerçekleştiği belirtildi. Açıklamada, afetlerden kaynaklanan ekonomik zararın 2010'da 138 milyar dolar, 2011'de 371 milyar dolar, 2012'de 138 milyar dolar ve 2013'te 116 milyar dolar olduğu kaydedildi. UNISDR tarafından verilen bilgiye göre, geçen yıl 22 bin kişinin ölümüne yol açan tayfun, deprem ve sellerin meydana geldiği Filipinler, Hindistan, Çin, Pakistan ve Japonya'da 13 bin 700 kişinin hayatını kaybett Afetlerden etkilenen 95 milyon kişinin 84 milyonun Çin, Filipinler, Hindistan, Vietnam, Tayland, Pakistan, Bangladeş ve Kamboçya'dan yaşadığı belirtildi.
    · ABD'nin doğu kıyısında bulunan milyonlarca ev ve iş yerinin, küresel ısınma nedeniyle gelecek 15 yıl içinde sular altında kalabileceği belirtildi. Küresel ısınmanın Amerikan ekonomisi üzerindeki etkilerini araştıran Risky Business adlı kar amacı gütmeyen kuruluş, bu konudaki tehlikenin, 25 yıl içinde ciddi boyutlara ulaşacağına dikkati çeken rapor yayımladı.Raporda, ABD'nin doğu kıyısında yer alan birçok gayrimenkul ve iş yerinin, deniz seviyesinin yükselmesi kasırgalardaki artış nedeniyle büyük tehdit altında olduğuna işaret ederek, küresel ısınma konusunda yeterli adım atılmazsa ABD'nin 15 yıl içinde yıllık 2 ila 3,5 milyar dolar değerinde gayrimenkul kaybına uğrayabileceği vurgulandı. Raporda, küresel ısınmaya karşı önlem alınmaması halinde, uzun vadede yılın bazı dönemlerinde sıcaklığın insan vücudunun kaldıramayacağı seviyelere çıkabileceği de ifade edildi. Kayıpların telafi edilemeyecek düzeye ulaşabileceği konusunda uyarılarda bulunulan raporda, gerekli.
    · Gökten taş yağacak. Belirli beldelere meteor lar düşecek. Kimileri çok tehlikeli olacak.
    · Yer çökmeleri yer kaymaları, heyelanlar müthiş derecede artacak. Dünya’nın her yerinde heyelanlarda aşırı artışlar olacak. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletinde yaşanan toprak kaymaları canlar aldı.
    · Bir şehirde sayısız hortum çıkacak. Yüzü aşkın hortumla tanrı o şeyri yerle bir edecek. İrili ufaklı hortumların en büyüğü 2 km çapında olacak ve önüne gelen herşeyi kökünden kazıyacak araçları fırlatacak sözü geçen bu fırtınanın hangi şehirde gerçekleşeceğini bilmiyoruz ama tarihi 2015-2016 yıllarında olacak.
    · Sel baskınları Avrupa’da binlerce insanı etkiledi. 2012 yılından sonra sellerde büyük bir artış görülen Avrupa’da yeni tedbirler ve çalışmalar yapılıyor.Avrupa sel ve doğal afetler için uydu ve çeşitli çalışmalar ile afetlere karşı tedbirler almayı amaçlıyorlar. Allah’a karşı savunma teknikleri arama yerine kendilerini ve amaçlarını neden düzeltmiyorlar. Onlar felaketlere karşı korunacaklarını mı sanıyorlar. Allah’ın azabı pek çetindir ve ne kadar tedbirli olurlarsa olsunlar ansızın yakalayıverir. İnananları öldürmeyi, Afrika’da Müslümanlara zulmü, mazlum halkların özgürlük arayışının bastırılması, Afganistan, Irak savaşı sonrası değişen Ortadoğu’ya baskıları, Türkiye’ye kirli planlarını tanrı bilmiyor mu. Batılılar inananlara savaş açtıkça Tanrı da savaşacaktır.
    · Şiddetli yağmurların sellerin etkisiyle birtakım haşere ve sivrisinekler çoğalacak, bakteri ve virüsler üreyecek ve her yere yayılacaklar.
    · Yeryüzünde aşırı yağışlar toprak kaymalarına neden olacak. Pek çok insan toprak altında kalacak.
    · Ölümcül salgın hastalıklar yaygınlaşacak. Çok insan ölecek.
    · Salgınlar inançsızları vuracak. Zayıf inananlar bile durumdan zarar görmeyecekler. Güçlü dirençli, iyi beslenen inançsızları saran vebalar gözlenecek.
    · Göktaşı yağmurları yaşanacak. Korkunç görüntülere şahit olacaklar. Bir gece şehrin gündüz gibi ışıdığını görecekler. Yüksek seslerle yere yığılanlar olacak. Ateş yağmuru gibi olaylar gözlenecek. Yüksek seslerle diz üstü yere çökecekler. Kulakları sağar olanlar olacak.
    · Yangınlar ve toprak kaymaları çokça yaşanmaya başladı. Büyük yangınlar şehirleri vuruyor. Çok ev yanabiliyor. Bazen bir mahallenin bir köyün tamamen yandığını görüyoruz. Defalarca bu tür olaylara şahit olduk. Allah kimlerin evine ateş atacağını kimlerin evinin toprak altında kalacağını iyi bilir. Önceden haksızlıkla yerleşmiş olanlar mutlaka karşılığını tanrıdan alacaktır. Çünkü tanrı her şeyin karşılığını verme dönemi yaşatıyor. Nesillerin kökeni ve ilk yerleşimleri incelerseniz tanrının ne kadar haklı ve adil kararlar verdiğini göreceksiniz.
    · Buzulların erimesi sonucunda dünyadaki denizlerde yükseliş olacak. En ağır hasarı Londra, Amsterdam ve Berlin alacak. Avustralya'nın büyük bölümü suların altında kalacak ve devasa bataklıklar ortaya çıkacak. Güney Amerika'da ise Amazon ormanlarının neredeyse tamamı suların altında kalarak Amazon Denizi'ne dönüşecek. Türkiye'de buzulların erimesi durumunda ege ve akdeniz kıyıları hafif etkilenecek. Genel olarak etkilenmeyecek. Diğer ülkeler kadar agır geçirmeyecek. Deniz seviyesinde büyük yükseliş bütün uygarlık ve dünya biyosferi için büyük bir felaket anlamına geliyor. Ve bu kaçınılmaz olarak yaşanacak. Dünya nüfusunun yüzde 75'inden fazlası deniz seviyesinin 100 metre altında yaşıyor. Bilim adamları küresel ısınma devam ederse hava durumunda ciddi değişikler olacağı, kasırga, tayfun ve devasa su baskınları gibi felaketlerin daha büyük ölçeklerde ve sıklaşacağı konusunda uyarıda bulunuyor. ABD Çevre Koruma Ajansı'nın hazırladığı rapora göre geçtiğimiz yüzyılda deniz seviyesi 18cm kadar arttı. Bunun sebebinin ise dünya ısısının 0,5°C ısınmasından ötürü olduğunu açıkladı.
    · Yerel mikro afetler görülecek. Bir fırtına sadece bir köyü etkileyecek. Artık tanrı ordularını tek kişiye dahi gönderecek. Mesela Çorlu’da fırtına bir kesimi yıktı geçti.
    · Dünyanın çeşitli yerlerinde zararlı ve yıkıcı orman yangınları görülecek. Şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyen alevler yerleşim alanlarını tehdit edecek.
    · Ceviz ve elma büyüklüğünde dolu yağacak. Dolu belası her yerde görülecek ve inançsızları hedef alacak. İnsanlar dışarı çıkamaz olacaklar.
    YERYÜZÜNDE AFETLER ÇOK FAZLA
    · Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) verilerine göre, Türkiye geçen yıl 2013’te 25 bin 775 kez sallandı.
    · Peru'nun kuzeyinde şiddetli yağış sel felaketine yol açtı. Yerleşim yerleri, evler, araçlar, çamura ve suya gömüldü.Ülkenin güney batısında ise Ubinas volkanı faaliyete geçti. Volkanda oluşan patlamalar, Ubinas kenti ve Querapi köyünü dumana boğdu. Volkandan püsküren küller civardaki köy ve kentleri de etkiledi. Bölgeden çok sayıda kişi tahliye edildi.
    · Şili'de 2014 Mart ayında 8,2 büyüklüğünde deprem Oluştu ve tsunami dalgaları sahillere vurdu.
    · "Pasifik ateş çemberi" deprem ve volkan kuşağında yer alan Japonya, 11 Mart 2011'de tarihinin en büyük deprem felaketlerinden birini yaşamıştı. Richter ölçeğine göre 9 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan dev tsunami, 19 bin kişinin yaşamını yitirmesine, binlercesinin yaralanmasına ve ülkenin kuzeydoğu kıyılarında büyük hasara yol açmıştı. Deprem ve tsunami, Fukuşima santralinde de radyoaktif sızıntıya yol açarak Çernobil'den 25 yıl sonra dünyanın en büyük ikinci nükleer felaketine neden olmuştu. Üç reaktörün erimesi sonucu ortaya çıkan radyasyon sızıntısının ardından bölgede yaşayan 160 bin kişi tahliye edilmişti.
    · Büyük Okyanus'ta iki volkanik adanın birleşerek büyük bir kara parçası oluşturduğu belirlendi.Japonya'nın başkenti Tokyo'nun bin kilometre güneyinde yer alan iki adanın deniz tabanındaki volkanik patlamalar sonucu birbirlerine doğru itilerek birleştiği belirtildi.Nishino-shima adası yakınlarında yeni bir adanın ortaya çıktığını, deniz dibindeki volkanik hareketlilik sonucu iki adanın dört ay sonra birleştiğini kaydetti.
    · Türkiye’de seçim sonrası birkaç gün esen soğuk rüzgarlar bahar ağaçlarını vurdu. Fındık, kayısı ve pek çok meyve bahçeleri büyük zarar gördü. Yaşanan şiddetli soğukla gelen esinti tüm Türkiye’yi etkiledi. Meyvelerin üçte biri zarar gördü.
    · Amerika, Irak’ta çatışmalar için bu sorun onların kendi sorunu kendi içlerinde bu sorunu savaşarak çözecekler dedi. Arap baharı Irak’a da girmişti. Amerika eski düzene başkaldıran halklar için yandaş hükümetlerine hep aynı şeyi söylüyor. Öldürün, kendi içinizde onlara fırsat vermeyin diyor. Afrika halkını silah ve savaşla bastırıyorlar. Tanrı’da afetlerle Avrupa’nın batı ve kuzey kıyılarını fırtınalarla vuruyor. Amerikanın doğu kıyıları ve İngiltere’nin güney kıyıları da fırtınalarla boğuşuyor.
    · Bilim insanları ve çevre örgütleri, sıcak bir kış geçiren Türkiye'de iklim değişikliği ve sıcaklıklardaki artışın devam edeceğine işaret ediyor.
    · Pazar günü 6.7 şiddetindeki bir deprem Şili’nin kuzey kıyılarını salladı. Otoriteler kıyı şeridindeki 100 binden fazla kişinin önlem olarak tahliye edildiğini açıkladı. Hasarın sınırlı olduğu rapor edildi. Başkent Santiago’nun yaklaşık bin 700 kilometre kuzeyindeki Iquiqe şehrinde insanların tsunami endişesiyle yüksek yerlere kaçıştığı gözlendi. İnsanlar artık çok tedirgin. Her an başlarına bir felaket geleceğini bilmekte ve bu endişeler ile yaşamaktadırlar. Bu devrin kaçınılmaz bir sonucudur.
    · Kanada da meteor yağmurları oldu, adeta ‘ateş topları’ görüldü.
    · Dünyanın her yerinde ani hortumlar çıkacak. Bir anda bir bölgeyi yok edebilecek. Ani hava değişimleri ve hortumlar paniklere yol açacak.
    · Ebola salgını Batı Afrika’da yayılmaya devam ediyor. Gine’de yaklaşık 70 kişinin ölümüne neden olan hastalığa Liberya ve Siera Leone’de de rastlandı. Böylece sene başından beri bu üç ülkede hastalığa yakalananların sayısı 95’e ulaştı. Bulaşıcı hastalığa karşı en büyük silahın hijyen olduğunu belirten yetkililer halkı uyarıyor. İdrar, ter, dokunma ve buna benzer organik sıvılardan yayıldığı biliniyor. İshal, kanama ve yüksek ateşle kendini gösteren hastalığa karşı henüz bir tedavi yöntemi bulunamadı. Fakat hazırlanan aşının birkaç sene içinde insanlarda kullanılabileceği açıklandı. 1976’da Kongo’da ortaya çıkan hastalık, virüsü taşıyan yarasaların parçaladığı meyveleri yiyen maymunların avlanmasından dolayı insanlara bulaşıyor. Virüsün insandan insana geçmesi içinse elle temas yetiyor.
    · Yunanistan'da, yıl başından beri grip salgınından ölenlerin sayısı 105'e çıktı.
    · Orta Amerika ülkelerinden Nikaragua'da 6,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Korku panik ve can kayıpları yaşandı.
    · Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, ülkede corona virüsüne yakalananların sayısının 182'ye yükseldiğini açıkladı.Virüs nedeniyle Suudi Arabistan'da şimdiye kadar 66 kişi hayatını kaybetti. Başka şehir Cidde’de ve Yemen’de de virüse rastlandı. Ağır Akut Solunum Yolu Yetersizliği Sendromu'nun (SARS) değişik bir türü olan corona virüsü ilk olarak Eylül 2012’de tespit edilmişti. Suudi Arabistan başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerinin korkusu haline gelen corona virüsü, akciğerleri ve böbrekleri tahrip ediyor. Bağışıklık sistemini çökerten virüsün uzun süreli yakın temasla bulaştığı belirtiliyor. Kaynağı hakkında yeterli bilgi olmayan virüse karşı henüz koruyucu aşı veya antibiyotik ilaç tedavisi bulunmuyor.
    · Afganistan’da sel meydana geldi. Aşırı yağışlar toprak kaymalarına neden oluyor. 2bini aşkın insan toprak altında kaldı. Amerika ve pek çok ülkede toprak kaymalarından ölenler oldu. İklim değişikliğine bağlı aşırı yağışların kaçınılmaz sonucu olarak toprak kaymaları yaşanıyor. Yağışlar artacak, yeryüzünde aşırı yağışlar toprak kaymalarına neden olacak. Pek çok insan toprak altında kalacak.
    · Sri Lanka'nın batısında bir köye gökten balık yağdı. Alışılmadık doğa olayına küçük bir hortumun neden olduğu sanılıyor. Hava sıcaklığı, nem oranı ve rüzgar hızında büyük değişimler olan bölgelerde meydana gelen hortumlar, tıpkı bir elektrikli süpürge gibi yerde ne varsa topluyor ve uzaklara taşıyabiliyor.
    · ABD'nin, Amerika kıtasının kuzeyinde yer alan eyaleti Alaska'da 5.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Aynı gün Meksika’da 6 şiddetinde deprem oldu. Kuzey amerika kıtasında sayısız depremler gözlendi.
    · Muğla'da hortum meydana geldi. Ortaca'nın Sarıgerme Mahallesi'nde meydana gelen hortum hasara yol açtı.
    · Çin’in Guangdong bölgesindeki Shenzhen kenti 2008 yılından bu yana yaşanan en şiddetli yağışları geride bıraktı.
    · Çin'in orta kesiminde bulunan Hunan eyaletinde şiddetli yağmur nedeniyle en yüksek seviyedeki kırmızı alarm verildi. Fınghuang’da birçok otel ve konutu su bastı. Nehir kenarında yaşayan 2 bin kişi tahliye edildi. Bölgede seller nedeniyle birçok otoyol kapandı. Toprak kaymaları meydana geldi.
    · Paraguay'da Devlet Başkanlığı Sarayı'nı beyaz karıncalar bastı.
    · Afganistan'ın kuzeyindeki Cevizcan vilayetinde dün başlayan şiddetli yağışlar sonucu oluşan sel felaketinde 53 kişinin öldüğü bildirildi.Cevizcan Vali Yardımcısı Abdurrahman Mahmudi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sel sularına kapılan 53 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını, onlarca kişinin de kayıp olduğunu belirtti
    · Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) orta kesimlerinde etkili olan kasırganın neden olduğu hortumlar en az 17 kişinin canına mal olurken, büyük maddi hasar meydana geldi.Yetkililer arama kurtarma çalışmalarının sürdüğüne dikkatleri çekerken, ölü saysının artmasından ise endişe ediliyor.Hortumlar özellikle Arkansas ve Oklohama eyaletlerinde etkili olurken, yetkililer Arkansas’ın Vilonia kentinde durumun çok ciddi olduğunu belirtiyor.2011 yılında da kasırga nedeniyle büyük hasar gören kentin sakinleri yaşadıkları korkuyu şu sözlerle aktardı:“Bütün ağaçları söktü. Büyük bir karavanımız vardı onu aldı ve evin üzerine fırlattı.”Meteoroloji, yetkilileri Mayflower ve Vilonia’daki fırtınanın ülkede bu yıl görülenler arasında en şiddetlisi olduğunu kaydetti.Gece boyunca Arkansas, Tennessee and Mississippi’nin bir çok bölgesinde hortum alarmı verildi.
    · Amerika Birleşik Devletlerinde hızla yayılan virüs ortaya çıkacak. Virüsün bulaşma riski çok yüksek olacak. Ateş, zatürre ve böbrek yetmezliğine neden olacak virüs batıya yayılacak.
    · Kutsal topraklar Mekke'de gece bağlayan şiddetli yağmur cadde ve sokaklarda sel olmasına neden oldu. Adeta göle gönen sokaklarda birçok araç yağmur sularıyla sürüklendi ve Mekke sakinleri mağdur durumda kaldı.
    · Panama'da 6,8 büyüklüğünde deprem oldu. Depremin merkez üssünün David kentinin 130 kilometre güneyi olduğu bildirildi.
    · Tayland'da domuz gribi geri döndü. Tayland'da domuz gribine yakalanan 50 kişi hayatını kaybetti.
    · Bangladeş'te gece çıkan şiddetli fırtınanın bilançosu netleşmeye başladı. Bini aşkın evin zarar gördüğü şiddetli fırtına sonucu 50 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.
    · Şili’de inanılması güç dev yangın gerçekleşti. Rüzgarın etkisiyle tüm şehre yayılan yangın resmen bir kıyı kentini siliyordu. Güney Amerika ülkelerinden Şili’nin kıyı şehri Valparaiso’da çıkan büyük yangın sonucu en az 2 kişi hayatını kaybederken 3 bine yakın kişi de tahliye edildi. İnanılması güç bu tanrısal olay inançsız halka bir mesaj niteliği taşıyordu.
    · Avustralya’nın Queensland eyaletinde sahil kentlerini vuran Ita Kasırgası can kaybı olmadan maddi hasarla atlatıldı.Hızı 120 kilometreyi bulan kasırganın oluşturduğu dev dalgalar ve aşırı yağışlar nedeni ile bazı bölgeler sular altında kaldı.
    · Solomon Adaları yeniden sallandı. Makira Adası’nda meydana gelen depremin 7.5 büyüklüğünde olduğu açıklandı.
    · Meksika’da deprem korkuttu. Başkent Mexico City ve ülkenin güney batı kıyıları Richter ölçeğine göre 7,2 şiddetinde sarsıldı.
    · Orta Amerikada 7 üzerinde ardı ardına gerçekleşen depremler, şilideki depremler yıkıcı bir tepremin sinyalini vermektedir. Kitlesel bir levha hareketi yaşanmaktadır. Pasifikte büyük bir deprem ve yıkıcı bir tsunami görülecektir. Yeryüzü oldu olalı böyle bir deprem görmemiştir. Büyük levha üçe kırılacak ve Amerika ve avrupa bu depremden çok etilenecek.
    · Elma büyüklüğünde yağan dolu, arabaların ve bazı dükkanların camlarının kırılmasına neden oldu. Yaz ortasındaki dolu fırtınasına sıcaklığın bir anda 32 dereceden 16 dereceye düşmesinin neden olduğu belirtiliyor.
    · Milyonlarca hayvan telef oldu. ABD'de daha önce görülmeyen bir virüs nedeniyle 7 milyon domuz telef oldu
    · Alaska'da volkan patlaması alarmı verildi. Alaska'da Pavlof Volkanı'nın patlama uyarı seviyesi kırmızıya yükseltildi.
    · Suudi Arabistan'da yaklaşık iki yılda ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromunun (SARS) değişik bir türü olan corona virüsü MERS-CoV hastalığı nedeniyle 282 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.
    · Afganistan’ın kuzeydoğusundaki Badahşan vilayetinde meydana gelen toprak kayması faciaya neden oldu. Birkaç gündür devam eden aşırı yağışın neden olduğu heyelanda en az 400 kişi yaşamını yitirdi. 2 bin kişi kayıp.Badahşan’ın Argo ilçesinin Ab Barik bölgesinde birkaç gündür etkisini artıran yağışın ardından meydana gelen heyelan 300 evi de toprağa gömdü. Bölgeden ilk gelen haberlere göre, yaklaşık 2 bin kişi dev toprak dalgasının içinde kayboldu.
    · İtalya’nın doğusundaki Marche bölgesinde sağanak yağış ve yol açtığı sel felaketi hayatı felce uğrattı. Bir İtalyalı şaşkınlığını şu şekilde dile getirdi: ‘‘Bu sokakta yaşayan 80 yaşın üzeri insanlar, yaşamları boyunca bu kentte hiç bu tür bir felaket yaşamadıklarını söylüyor’‘
    · Japonya’da son 3 yılın en güçlü depremi korkuttu.Tokyo'da 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
    · Tayland’ın kuzeyinde 6 şiddetinde deprem meydana geldi.
    · Alabama ve Mississippi eyaletleri başta olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) üçte biri kasırgaya teslim oldu. Amerikan medyası yaklaşık 75 milyon kişinin kötü hava şartlarından etkileneceğini aktarırken, şimdiye kadar ölenlerin sayısı ise 30 olarak açıklandı. Amerika Birleşik Devletleri’nin orta ve güney kesimlerinde sert hava koşullarının tehdidi sürüyor. Yetkililer ülkenin doğusundaki 20 eyaletin sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.Florida ve Alabama eyaletlerinde etkili olan aşırı yağışlar bölge halkına zor anlar yaşatıyor: Şiddetli fırtına ve bölgede meydana gelen hortumlarda birçok ev kullanılamaz hale geldi, binlerce kişi elektriksiz kaldı.Alabama eyaletinde karayolları kapandı, yüzlerce ev yıkıldı: “Çılgınca bir yağmur, hayatım boyunca gördüğüm en çılgınca yağmurdu. Sadece sağanak yağış, her yer sel, yollar çöktü.”Fırtına ve hortumlar nedeniyle geçen hafta 30’dan fazla kişi hayatını kaybetti. Amerikalı yetkililer ölü sayısının artmasından endişe ediyor.
    · Türkiye'de ve dünyada kuraklık alarmı veriliyor.Susuzlukla baş etmeye çalışan Türkiye’de bazı kentler, ABD’de görülen ve su tüketimini kısmayı hedefleyen önlemleri almaya başladı.
    · Bosna Hersek ve Sırbistan'da aşırı yağışlar büyük bir sele neden oldu.
    · Bosna Hersek ve Sırbistan’da şiddetli yağışların yol açtığı su taşkınlarında hayatını kaybedenlerin sayısı çok fazla oldu. Sırbistan’da selden en fazla etkilenen kentlerden Obrenovac’ta binlerce kişi tahliye edildi. Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vucic bölgede son 120 yıl içinde görülen en şiddetli su baskınlarıyla mücadele ettiklerini söyledi.
    · Bosna Dışişleri Bakanı Zlatko Lagumdzija ise suların çekilmesi ile ortaya çıkmasından korkulan bir başka tehlikeye dikkat çekiyor: “Toprak kaymaları ülkeyi tamamıyla harap ediyor. 2 binden fazla heyelanı kayda geçtik. Bütününü hesaba kattığımızda 120 milin üzerinde bir alana denk gelen 9 bin 400 civarında mayınlı arazinin heyelan altında kaldığını söyleyebilirim.”Bu arada afetten en çok etkilenen Bosna Hersek ile Sırbistan’da salgın hastalık tehdidi baş gösterdi. Yetkililer, su baskınlarına uğrayan bölgelerin vakit kaybetmeden temizlenmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.
    · Sırplar'a yardım eden Avrupa Bosna'yı unuttu. İngiltere, Fransa ve Almanya'nın dahil olduğu 23 ülke, Bosna Hersek ve Sırbistan'daki sel felaketi sonrası yalnızca Sırplar'a yardımda bulundu. Türkiye ise ayrım yapmadan insani yardımları gerçekleştirdi.
    · Şiddetli yağmur hayatı felç etti.Makedonya'nın başkenti Üsküp'te yollarda su birikti.
    · Amerika kıtasında hem şaşırtıcı hem de üzücü doğa olayları yaşanıyor. Brezilya'nın en büyük şehri Sao Paulo sakinleri güne buz sürpriziyle uyandı. Caddeleri ve araçları kaplayan buz tabakası görenleri şaşkına çevirdi. En büyük şaşkınlık ise hava sıcaklığının 14 derece olduğu koşullarda buzlanmanın nasıl gerçekleştiği. Yoğun buz, şehrin en büyük havaalanının bir süreliğine kapanmasına ve araç trafiğinin tıkanmasına yol açtı.Ekipler sıkı bir çalışma sonucu yolları açtı. Brezilyalılar nadir görülen bu durumu fotoğraf çekerek sosyal medyada paylaştı.
    · Dünyanın her yerinde ölü balık dehşeti yaşanıyor. Kaliforniya Del Rey limanına onbinlerce ölü balık vurdu.Pekçok göl ve denizlerde benzer balık ölümleri gözleniyor.
    · Erdoğan’ı bir şahıs olarak değil savunduğu anlayış itibariyle iyilik ve doğruluğun temsilcisi gibi görmek daha doğrudur. Seçimlerde Erdoğan’a hayır diyen beldeleri Tanrı seller ile vuruyor. Çanakkale, Gökçeada, Giresun, İzmir, Eskişehir gibi şehirlerde seller meydana geldi.
    · Çin'in kuzey bölgelerinde hava sıcaklığının 40 dereceye ulaşması sebebiyle sarı alarm verildi.Çin'de hava uyarı sisteminde kırmızı, turuncu, sarı ve mavi olmak üzere dört aşamalı alarm sistemi kullanılıyor. Diğer yandan Tibet, Guicou, Ciangşi, Fucien, Guangşi ve Guangdong eyaletlerinde de şiddetli yağış beklendiği bildirildi.
    · Hindistan medyası, başkent Yeni Delhi ile ülkenin kuzey ve doğu bölümlerinde iki gündür etkili olan fırtınanın hayatı felç ettiğini belirtiyor.
    · Hindistan'ın doğusundaki tarım arazisine yıldırım düşmesi sonucu 13 kişi hayatını kaybetti.
    · Meksika depremle sallandı. 6,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
    · Almanya’nın en kalabalık eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya’da aşırı sıcakların ardından yaşanan şiddetli fırtına nedeniyle meydana gelen kazalarda 6 kişi hayatını kaybetti. Maddi zararlar meydana geldi.
    · Fransa Meteoroloji Genel Müdürlüğü, aralarında başkent Paris’in de olduğu 42 bölgede turuncu alarma geçildiğini duyurdu.Paris'in kuzeyinde bulunan Val D'Oise ve güneybatısındaki Yvelines bölgesi başta olmak üzere birçok bölgede fırtına etkili olurken, yer yer dolu yağdı. Rüzgarın ise bazı bölgelerde saatte 110 kilometreye kadar ulaştığı belirtildi. Yetkililer, aşırı yağış ve fırtınanın en az 2 gün daha devam edeceğini ifade etti.Turuncu alarm ise, hava koşullarının sosyal hayatı belirgin düzeyde etkilediği durumlarda veriliyor.
    · Afganistan’ın kuzey ve kuzeybatı vilayetlerinde devam eden şiddetli yağış sonucu meydana gelen selde en az 200 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Sel sonucu binlerce ailenin evlerini terk ettiği ve yüzlerce dönüm tarlanın da sular altında kaldığı ifade ediliyor.
    · Adı 2014 HQ124” olan “Çirkin”lakaplı bir meteor’un dünyaya yaklaştığı tespit edildi.Ay ile dünya arasından geçecek olan meteor tehlike arzedecek.ABD Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın uzay teleskobu NEOWISE tarafından tespit edildi. 2013 yılında bir Asteroid Sibirya’daki Chelyabinsk’e düşmüş ve bine yakın kişinin yaralanmasına neden olmuştu. Çirkin’in 10 ila 20 kat daha büyük olduğuna dikkat çekildi.
    · İran’ın başkenti Tahran’ı vuran kum fırtınası 3 kişinin ölmesine neden oldu. Fırtına nedeniyle elektrik kesintileri yaşandı. Sosyal medyada paylaşılan videoda kent üzerindeki dev kum bulutu görülebiliyor.
    · Pakistan'ın kuzeybatısında 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Kuzey kısmının büyük bir bölümü aktif fay hatları üzerinde yer alan Pakistan'da Eylül 2013'te meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremde, 376 kişi yaşamını yitirmiş ve Arabistan Denizi'nde yeni bir ada ortaya çıkmıştı.
    · Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas Eyaletini vuran aşırı yağışların ardından su baskınları meydana geldi. Çoğu kişi evlerini terk ederken yüzlerce eve elektrik verilemedi.
    · Amerika Birleşik Devleti'nin en kalabalık kenti New York, farelerle mücadele ediyor. Fare istilasına uğrayan kent halkı ise çaresiz.Fareler insanlara saldırıyor, istasyonda uyuyan insanların üzerine çıkıyorlar. Kentte adeta insanlar ve fareler yer değiştirmiş durumda.Uzmanlara göre kentteki fare nüfusu insan nüfusunun iki katına çıktığı belirtiliyor. New York belediyesi haşerelerle mücadele için 600 bin dolar bütçe ayırdı.
    · Çin'in güneyinde etkili olan fırtına ve aşırı yağışlar sebebiyle 26 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.Sivil İşler Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Hunan, Jiangxi ve Fujian bölgelerinde yaklaşık 5 gündür etkili olan yağış ve fırtınada 3 kişinin kaybolduğu belirtildi.Fırtınanın şiddetini artırması sebebiyle önlem için 337 bin kişi tahliye edilirken, 115 bin kişinin de acil yardım malzemesine ihtiyacı olduğu kaydedildi.
    · Hindistan'da etkili olan muson yağmurlarının neden olduğu toprak kayması ve sel yüzünden 11 kişi hayatını kaybetti.
    · ABD Alaska depremin merkez üssü, nüfusu 10 binin altında olan Aleutian adaları olarak açıklandı.Deprem sonrası Alaska'ya bağlı diğer adalar için tsunami alarmı verildi.
    · Meksika’nın Pasifik sahili açığında meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki deprem sonucu Guatemala'da iki kişi öldü. Depremin Meksika’nın güneyi ve Orta Amerika’da şiddetle hissedildiği bildirildi.
    · Ardından yine Meksika’da 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Merkez üssü Pasifik kıyılarındaki Puerto Madero yakınları olarak açıklanan şiddetli sarsıntı en az beş kişinin ölümüne neden oldu.
    · Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 2-6 Temmuz'da 25 kişinin daha ebola nedeniyle yaşamını yitirdiğini, 50 yeni vakaya rastlandığını belirtti. Salgının başladığı 2014 Ocak ayından bu yana üç ülkede ölenlerin sayısı 518'e, vaka sayısı 844'e çıktı.
    · Japonya’nın güneyine ulaşan Süper Tayfun Neoguri Honshu ana adasında şiddetli yağışlara yol açtı. Tropikal fırtınaya dönüşen tayfunun etkili olduğu Nagano’da yağışlardan dolayı sel ve toprak kaymaları meydana geldi.
    · Brezilya'nın güneyindeki Rio Grande do Sul eyaletinde sağanağın neden olduğu seller sonucu 18 bin kişi tahliye edildi.Yetkililer, eyalet genelindeki binlerce ev ve iş yerinin sular altında kaldığı 124 kentte acil durum ilan edildiğini ve hükümetin selden etkilenen bölgelere para yardımında bulunacağını açıkladı.
    · Bazı bölgelerde açlık tehlikeli boyutlara ulaşacak. 10 milyon Yemenli, bir sonraki öğün yemek bulup bulamayacağını bilmeden yaşıyor. Yemen`de nüfusun yüzde 40`ı açlık çekiyor. Küresel bir kuraklık yaşanacak. İnsanlar kuraklıktan büyük sıkıntı çekecekler.
    · Filipinler, tarihin en şiddetli tayfunlarından biri olan Haiyan’ın ardından ülkeyi, yine bir tayfun felaketiyle karşı karşıya. Rammasun Tayfunu nedeniyle ülkede en az 10 kişi hayatını kaybederken, 370 bin kişi evlerinden tahliye edildi. Hızı saatte 185 kilometreyi bulan tayfun ağaçları ve elektrik direklerini devirirken, birçok evin çatısını uçurdu.(15.07.2014)
    · Çin’de hafta başından bu yana devam eden sağanak nedeniyle en az 18 kişi hayatını kaybettiği, bir milyondan fazla kişinin etkilendiği bildirildi.Çin Vatandaşlık İşleri Bakanlığı, Ciangşi, Hunan ve Guicou eyaletleriyle Guangşi Cuang Özerk Bölgesi'nde yağışlar sebebiyle 400 bin kişinin tahliye edildiğini açıkladı. Şiddetli yağış nedeniyle 9 bine yakın evin yıkıldığı ve 16 bin evin hasar gördüğü belirtilirken, 227 bin hektar ekili alanın zarar gördüğü kaydedildi.
    · Kanada'da 12 ayrı yerde başlayan orman yangınları kontrol altına alınamıyor.
    · Türkiye’de de çok farklı yerlerde aniden hortumlar çıkmakta bir anda hava değişimine bağlı yıkıcı rüzgarlar görülmektedir.
    · Ege ve Akdeniz kıyı şehirlerinde CHP’li beldelerde İzmir ve Antalya başta olmak üzere şiddetli yağışlar, seller ve fırtınalar fazlaca olmaktadır.
    · Bahçesaray'ı çekirgeler istila etti. Van Bahçesaray'ı istila eden ve tarım arazilerine zarar veren çekirgelerin ilerlemesini durdurmak için 40 kişilik ekip oluşturuldu.
    · Kastamonu, 6 gündür etkili olan sağanak yağışla sele teslim oldu. Su baskınları nedeniyle, tarım arazileri ile ev ve iş yerlerini su bastı. Bölgede ilçeler de dahil bir afet yaşandı. Peki neden Kastamonu’da sel süreklilik gösterdi. Çünkü Haberal’ın memleketi. İnançsızların suçluyu seçtiği ve onunla inananlara yüklendiği için tanrı bölge halkına ordularını seferber etmiştir. 2014 belediye seçimleri sonrası Türkiye ve dünyada afetlerin artması ve belirli yerleri hedef alması çok şey anlatmaktadır. İnançsızlar sokak olaylarıyla Erdoğan’a savaş açtılarsa tanrı da inançsız halklara savaş açmıştır. Özellikle Türkiye’de haziren ayında sokak olayları her bölgede çokça artmıştır. Bununla beraber afetler de çokça artmıştır. Umarım insanlar bunların farkına varır.
    · Adana'nın Kozan ilçesinde yazlık evlerinin çardağında otururken üzerlerine yıldırım düşen karı koca hayatlarını kaybetti. Adana'nın merkez Seyhan ilçesinde ikamet eden emekli işçi karı koca Tayyip Erdoğan’ı eleştirirken ve ona küfürler ederken başlarına yıldırım düştü ve öldüler. Tanrı inançsızları aynen böyle tek tek avlayacak. Geçtiğimiz hafta ABD de yayın yapan ve Erdoğan’a muhalif ve eleştirileriyle tanınan TİMES dergisinin Türkiye fotoğrafçısının başına da yıldırım isabet etti ve öldü. İnançsızlar da Suriye, ırak, Afganistan ve dünyada inananları böyle tek tek avlıyorlar. İnançsızlar inananları öldürdükçe tanrı da inançsızları öldürmektedir. Erdoğan’a düşmanlıkta hizmet edenler tanrının gazabıyla karşılaşacaktır.
    · Selden etkilenen Sakarya'nın Hendek ilçesinde taşkın nedeniyle selden etkilenen evler hasar gördü.
    · İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Şen, son günlerde ülkeyi etkisi altına alan soğuk ve yağışlı havaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Küresel ısınmadan dolayı bölgede iklim değişikliğinin meydana geldiğini ifade eden Şen, Türkiye'nin küresel iklim değişikliği nedeniyle artık "yarı tropik iklim" sisteminde kabul edilmesi gerektiğini anlattı.Şen, "Yarı tropikal iklim" sisteminde, mevsim değişimleri sırasında kısa süreli sağanağın normal olduğunu aktararak, şu bilgileri verdi:"Tropik iklim kuşağı, 30 derece enlemlerinden başlar ancak küresel iklim değişikliği nedeniyle kuzeye doğru kaymaya başladı. Yarı tropik olan kısım, bizim bölgemize geldi. Daha ileriki senelerde, tropik iklime doğru girmeye başlayacağız. Aşırı yağışlar, kuraklık, fırtına, hortum, bu iklim değişikliğin sonuçlarındandır. Küresel ısınmadan önce tabi ki bu yağış normal değildi. Dünya ısınmaya devam ediyor. Isınma devam ettikçe Türkiye'de bunun etkileri, sellerle fırtınalarla kuraklıkla kendisini gösterecek. Yani, küresel iklim değişikliği nedeniyle Türkiye'de mevsim değişimleri döneminde, afet şeklindeki faydadan çok zarar veren aşırı yağışlar bundan sonra da olacak."
    · Çanakkale Boğazı'nda ortaya çıkan yüzeye yansıyan görüntü herkesi şaşırttı. Akıllara 61 yıl önce yaşanan Dumlupınar faciasını getirdi. Uzmanlar araştırıyor. Elbette bir nedeni vardır ancak Tanrı neden böyle bir görüntü vermek istedi. Bu önemlidir. Bir afete bağlı olarak izin olduğu bölgeden sonrası güvenlik sınırı çizmiş olabilir. Tanrısal bilgileri keşfetmede çok yetersiziz.

    RECEP TAYYİP ERDOĞAN
    · Kötücül insanlar belirli bölgelere, madenlere ve topraklara sahiplendi. Dünyada her bölgenin varlıklı egemeni vardır. Bunlar halkları hatta yönetimleri dahi kontrol edip yönettiler. İnsanlıkta zamanla etnik ayrımcılık, ırkçılık ve sahiplenme anlayışları oluşmuştur. Haksızlıkla yerel bölgelere ve yeryüzünün hazinelerine sahiplenmiş olanlar doğrulukla değil bozgunculuk ederek varlıklarını sürdürdüler. 21 Aralık 2012 döneminde bir değişim başladı. Halklar artık doğruluğa adalete sahip çıkıyor. 2014 yılından sonra toprak isteme ve yönetimlere egemen olma yarışı zayıflayarak bitecek. Birlik ve barış eski batıl fikirleri ve sapık ideolojileri yıkacak. İnsanlar birlik olacaklar ve esenlik yolunda yürüyecekler.
    · Yeryüzü halkı karanlığın dibine gömüldüğünde kurtarıcı gelecektir. İblis’in yandaşları ve karşıtları mücadele içinde. Beşeriyet ikiye bölündü. Beşeriyetin üçte ikisi, yeryüzünün kolaylıkla içine nüfuz edilebilen bedenleri ele geçirmiş olan aşağı seviyeden maddi ruhların Sülalelerince yönetiliyordu; üçte biri sadakatini korudu . Dördüncü kez bilinç değişimi gerçekleştiğinde günahkârlar yok oldular ve artık görülmediler.
    · Kötüler tarafından kullanılan başlıca silah “kargaşa, bozgunculuk, kurumlaşmış güvence yoksunluğu ve bunun sonucunda ortaya çıkan korkudur”…uluslar arası düşünme tarzının tüm ritminin değiştirilmesi gerekir ki bu da yavaş ve zahmetli bir iş demektir; her ülkedeki kargaşa ile tereddüt(ortamından) sorumlu olan kötü kişiler, yerlerini giderek7. Işının ritmi ile işbirliği halinde çalışabilen böylece “düzenli güzellik” oluşturabilen kişilere terk etmek zorundadırlar.
    · Bu dünya afetlere yol açabilecek bir karışıklığın eşiğine gelmiş bulunmaktadır. Bununla ilgili bütün “aşağı güçler” son kozlarını oynamaktadırlar. Bunlara bizden pek çok beşeri de ekleyebiliriz. Herhangi birinizin uyanmakta olan spritüel bedeninin ilerlemesini geciktirmek için aşağı güçler her türlü çareye başvuracaklardır. Burada bir varlığın başka bir varlığın evrimini çekememesi söz konusudur. Her ikisi de aynı devrelerden geçmiştir, fakat biri kendi isteği ile yavaşlamış ve diğerine göre geri seviyede kalmıştır.
    · Tanrı ne zaman inançlı bir lider gönderse yönetimlere egemen inançsızlar halklarına isyan ve yaygara çıkarttılar.
    · Bozguncularla, ülke çıkarlarını düşünen liderlerle bu iş olmaz. İnsanlık gelişmez, korunmaz ve daha iyi bir noktaya gidemez. Kimsenin insanlık için çalışmadığı, boş gezdiği ve sömürdüğü bir yöneticiler sistemi çok saçmadır. Dünya ya batacak ya da çıkacak. Bu yöneticilerle dünyanın sonu hüsrandır. Türkiye, yeni adımlar atıyor. Yeni bir dünya için çabalıyor. Yeni bir anlayışla evrensel değerler adına yönetmek istiyor. Erdoğan ile ‘insanlık için dünyayı yönetme’ anlayışı gelişti.
    · Her şey tek tek kökünden değişecek. Bütüncül bir değişim yaşanacak. Her ülke her işyeri her konut her aile bu değişimi hissedecek. Yeni bir düzen kurulacak. Sil baştan yeni bir düzen oluşacak. Tanrı her bölgede her yerde değişimi sırasıyla gerçekleştirecek. Münadi rüyasında parlak ve saydam bir hortum çıktığını gördü. Hortum yerden göğe uzanıyordu ve şehrin her yerini geziyordu. Anlaşıldı ki tanrı sırayla her şeyi değiştirecek, yeni bir düzeni oluşturacak. Ve bu durum yedi yıl sürecek.
    · Dünya 2014’de yeni bir döneme girdi. Birinci dünya savaşı döneminin tam tersi olayları yaşanacak. Tayyip Erdoğan’ın mehdiliği gün be gün daha da açık ortaya çıkacak. Dünyadaki haksızlıklara ses çıkaracak. Zalime dik duracak mazluma kucak açacak. İsrail’in Flistin’e vurmasına destek veren ülkelere tepkisi artacak. Erdoğan ABD’ye ve İsrail’e tepki gösterebilecek ve dünyada hakkı söylemeye devam edecek. İsrail’in saldırılarının gayri meşru olduğunu sürekli dünyada dillendirecektir. ABD’ye Türkiye’den ve dünyadan tepkiler yükselecek . Davutoğlu ve Tayyip Erdoğan haksızlıkları sürekli dünyada söyleyecekler. Bir gün ABD ve İsrail’den açıklama gelecek bir gün Türkiye’den açıklamalar gelecek. Sanki bir söz düellosu görülecek. Sanki bir soğuk savaş yaşanacak. Ama bu durum ABD’nin dünya kamuoyunda zayıflamasına neden olacaktır. Bir gün Erdoğan bir gün diğerleri konuşacak Erdoğan doğruları söyledikçe küresel bozguncular dünyadan aldıkları destekleri zayıflayacak.
    · 2014’ün 6 ayından sonra dünyanın çeşitli bölgelerinde blok savaşlar çıkacak. Batı ve Rusya Ukrayna üzerinden savaştığı gibi, çin-vietnam gerginliği, İsrail Ortadoğu savaşı zaten Arap baharı ile başlamış halde, afrika’da hristiyan müslüman çatışması yaşanıyor, orta ve güney Amerika kıtasında da savaş ve gerginlikler görülecektir.
    · Değişim güç kazanacak. Her şey köklü değişecek. Küresel yeni yöneticiler, yeni varlık sahipleri ortaya çıkacak. Eski vesayet düzeni yıkılırken her şey köklü olarak değişecek. Yeni bir düzen en baştan kurulacak. Bu değişim beraberinde büyük bir kaosla başlayacak. Dehşetle, afetlerle ölümlerle dolu bir beş yıl geçecek. Kuraklık, şiddetli yağış ve fırtınalarla dolu yıllarda tanrı ordularını seferber etmiş olacak. Bunlar olması gerekli. Bu yaşananlar sıkıntılı da olsa inananlar için kurtuluşun ayak sesleridir. Değişimden çıkış inananların lehine 2019 da başlayacak ve 2023’e kadar sürecek. 2023 küresel egemenliğin inananlara geçtiği dönemdir. Artık 2023’ten sonra sürekli tanrı yolunda iyilikle yol alınacak. İnsanlık gelişecek, iyileşecek, kardeşlik ve barış egemen olacak.
    · Altıncı melek tasını büyük Fırat Irmağı'na boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu. Bundan sonra ejderhanın ağzından, canavarın ağzından ve sahte peygamberin ağzından kurbağaya benzer üç kötü ruhun çıktığını gördüm. Bunlar doğaüstü belirtiler gerçekleştiren dünyayı yöneten güçlü kişilerdi. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar. :Üç kötü ruh, kralları İbranice Armagedon denilen yere topladılar. Yedinci melek tasını havaya boşalttı. Tapınaktaki tahttan yükselen gür bir ses, “Tamam!” dedi. O anda şimşekler çaktı, uğultular, gök gürlemeleri işitildi. Öyle büyük bir deprem oldu ki, yeryüzünde insan oldu olalı bu kadar büyük bir deprem olmamıştı. Büyük kent üçe bölündü. Ulusların kentleri yerle bir oldu. Tanrı büyük Babil'i anımsadı, ona ateşli gazabının şarabını içeren kâseyi verdi. Bütün adalar ortadan kalktı, dağlar yok oldu. İnsanların üzerine gökten tanesi yaklaşık bir talant ağırlığında iri dolu yağdı.( Dolu belası öyle korkunçtu ki, insanlar bu yüzden Tanrı'ya küfrettiler.” (Vahiy 16 : 12-21)
    · Armageddon'da savaşacak olanlar gökteki Allah’ın ordularıdır. Allah “Atanmış Kral” (Tayyip Erdoğan ) ile ‘söz ve hak mücadelesi yaparken’ onu izleyen emrindeki meleklerden oluşan göksel ordulardır. İklim değişikliği ve afetlerin tavan yapması bundandır. Karşılarında olanlar ise, İsrail halkı olduğunu iddia eden dünyacı dinsiz bozgunculardır. ABD ve birleşmiş milletlerin aralarında olduğu "bütün dünya kralları"dır.
    · Armageddon günümüzde aynen yaşanmaktadır. Arap baharıyla karışan Ortadoğu, kaos ve savaş halindeki Afganistan ve Pakistan, yemende hudriler, ırak’ta Işid, Afrika’da boko haram, avrupada ırkçılık karşıtı muhalif halklar ve tüm dünyada iktidar muhalaefet mücadelesi bu Armegeddon’un yaşandığının kanıtıdır. Dünya çatışmalarla dolu ve afetler tavan yapmış haldedir.
    · Ayrıca Armageddon için Tanrı'nın Savaşı olarak da söz edildiğinden anlamı daha geniştir. Dünya'nın Sonu ifadesi ise dünya sözcüğüyle neyin kastedildiğiyle ilgilidir. Dünya hem Yerküre için, hem de üzerindeki insanlar ve düzen için kullanılan bir sözcüktür. Vahiy kitabındaki kastedilen dünya, Dünya'nın üzerindeki eski düzenin taraftarları olan insanlardır. Vahiy kitabına göre ortadan kalkacak olan "önceki düzen"dir:
    · Kitabı Mukaddes'te geçen İsrail, Siyon, Yeruşalim gibi sözcükler İsa'dan sonraki dönemde yalnızca gökteki asıllarını simgelemek amacıyla kullanılırlar ve Yeryüzündeki anlamlarıyla ne günümüzdeki İsrail devleti ne de İsrailliler için geçerlidir. Geçmişteki siyon ve medine halkı mazlumlara kucak açan beldenin bir nitelemesidfir. Siyon ve Medine Anadolu halkını nitelemektedir. Bilim ve tektiğin geliştiği şam diyarı Türkiyedir.
    · Vahiy 17:14'te ifade edilen "Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecek. Küresel güçlere karşı Tayyip Erdoğan kuzu’dur. Kuzu, rabin kralıdır. Ve kralların Kralı'dır." sözü doğrudan Armageddon savaşına atfeder. Burada kuzu olarak kastedilen Atanmış Kral (Mesih, Tayyip Erdoğan)'dır. (Mesih: Atanmış Kral). Atanmış Kral İsa'nın gökteki ordularının komutanı Mikael'dir ve kendisine verilen görevi yerine getirmek amacıyla Armageddon savaşını başlatacaktır. Ancak öncelikle bu savaş başlamadan önce "Yedi başlı, on boynuzlu kırmızı canavar" olarak Birleşmiş Milletler ve buna bağlı tüm uluslar Armegeddon’da Tanrıya karşı yenilecektir.
    · Tanrının atanmış kralı Tayyip Erdoğan batıl ile mücadele edecek. Dünyadaki bütün sahte dinleri ortadan kaldıracak. Tayyip Erdoğan anlayışının dünyadaki temsilcileri dinsiz yönetimlere karşı başkaldıran inançlı halklardır. Bu halklar her beldede vardır. Müslüman hristiyan diye sınırlanmazlar. Onların kalplerinde iman vardır. Bu sınırlamayı biz inananız diyen yeryüzündeki cahil insanlar yapar. Her ülkede dinsiz yönetimleri destekleyen ve beslenen azınlık bir halk vardır. Bu inançsız halklar inançlı çogunluk mazlum halklara karşı mücadele etmekteydiler. İnananların uyanışını ve yönetimlere başkaldırışını savaş ve şiddet ile bastırmaktaydılar. Canavarın halkına karşı Tanrının ordusunun komutanı Mikael "Büyük Babil"e (ABD, Avrupa ve yandaşlarına) saldırarak Armageddon savaşının başlamasına neden olurlar. Taşkınlar Vedenik’ten, kuzey avrupadan başlayacaktır.
    · Babil Kulesi'nin yapılışıyla ortaya çıkan, Babil' den göçle bütün dünyaya yayılarak gelişip çeşitlenen tüm Babil kökenli dinler yok edilecektir. Bu olayın başlaması için gerçekleşecek işaret ulusların belirgin bir şekilde yapacakları "barış ve güvenlik" ilanı olacaktır. Uluslar bu ilanı yaparak dünyanın sorunlarını çözme yolunda başarılı olduklarını iddia etmiş olacaklar. Bu barış ve güvenlik ilanı ise, hiçbir şekilde ulusların Dünya'nın sorunlarını gerçekten çözdükleri anlamına gelmeyecektir. ABD ve Birleşmiş milletler aynen denildiği gibi barış ve güvenliği hiçbir şekilde sağlamamıştır. Aksine savaş ve kaosu getiren taraf olmuştur. Bu "Büyük Sıkıntı" adı verilen bir dönemin başlangıcı olacaktır. Büyük sıkıntı Amerikan hakimiyetinin başladığı dönemdir. Evrensel değerlere sahip çıkıyoruz diye başlayan ve dünyanın jandarmasıyız diye peygamberlik iddiasında bir dönem yaşanır. Ama bu dönemde barıştan çok savaşlar dönemi, yaşanır. Daha çok Ortadoğu’ya yönelik çıkar amaçlı savaşlar gerçekleşir. (Afganistan, Irak vb.) Büyük Sıkıntı'nın zirvesi ise Armageddon savaşıdır.
    · Bu savaş yalnızca Canavar'ı ve Canavar'ın düzenini yeğleyen insanları yok etmekle kalmayacak, aynı zamanda Şeytan ve cinleri de yakalanarak (yanlış inanışları doğru kabul ettiren İblis’in fitnelerinin açığa çıkması sonucu fark edilmesi ve değer bulamaması) 1000 yıl hapsedilecekleri "Uçuruma" atılacaklar, Armageddon Savaşı böylece sona ermiş olacaktır.
    · Kitab-ı mukaddese göre Armageddon eski düzenin sonu ve yeni düzenin başlangıcını oluşturan bir dönüm noktası olacak, (Armegeddonun başlangıcı 21Aralık2012’dir. Savaş yedi yıl çok çetin olarak sürer. Eski yönetimler, mazlum ve inanan halkları öldürmeye başlar. Nitekim Mısır, Libya, Suriye, Ortadoğu, Afganistan, Pakistan ve tüm afrika halkı gibi.Eski egemenler, eski düzenin yıkılışını öldürerek engellemek isterler. Tanrı da ordularıyla cevap verir ve yeryüzünbde afetler tavan yapar.)Atanmış Kral (Tayyip Erdoğanın kuracağı barış krallığı) Armageddon'dan sonra yeryüzünde 1000 yıl hüküm sürecektir. Bu döneme ‘Tanrı’nın krallığı’ veya ‘Barış krallığı’ denilecektir. Kitabı Mukaddes'e göre Armageddon'da hayatta kalacak insanlar, Atanmış Kral'ın yönetiminde Yeryüzünü cennete çevirecekler ve eski dünyanın bütün dertlerinden uzak sonsuz bir yaşama kavuşmuş olacaklar. Armageddon savaşı eski düzenin yeryüzüne çevre kirliliği, türlerin yok edilmesi, savaşlar, terör gibi çeşitli şekillerde verdiği tahribatı engellemek ve Dünya üzerindeki düzeni ve yaşamı insanlar için yaşanabilir kılmak amacıyla tamamen yenilemek için yapılan son savaştır. Kötülük ve kötü niyet yeryüzünden kalkınca barış ve esenlik kendiliğinden gelecektir. Armageddon'da olacaklardan bazıları şu şekildedir:
    · Nebukadnessar'ın gördüğü başı göklere erişen devasa bir ağaçla ilgili rüyasında zamanlar da sözkonusudur. Burada verilen zaman simgesel 7 vakit olarak verilmiştir. Buradaki ağaç ve bu ağaçla temsil edilen Nebukadnessar, asıl olarak Tanrı'nın Egemenliği'ni temsil etmektedir. Nebukadnessar'ın yedi vaktin sonunda krallığını geri aldığı gibi Tanrısal Krallık da insanların elinden geri alınacaktır. Bu rüya ile eski İsrail'in sürgüne gittiği tarihten itibaren geçecek bir yedi vaktin olacağı ve bu vaktin sonunda ise, ağacın yeniden filiz(Krallık Filizi) vereceği anlatılır. (Türkiye) Türkiye halkı Tanrının israil halkıdır. Nebukadnessar'ın rüyasındaki ağaç ile Atanmış Kral olarak İsa'nın ikinci gelişi birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü konuda Canavar'ın süresinin bitimine (Amerika ve George bush egemenliğinin bitiminde) yakın zamanlarda İsa'nın Atanmış Kral olarak (Tayyip Erdoğan’ın) yetkilendirileceği anlatılır. Bu dönem İsa'nın Atanmış Kral olduğu "son günler"dir. Son günlere ilişkin olarak ise, öğrencilerinin İsa'dan kendilerine söylemesini istedikleri belirtiler(alametler) bu dönemin nasıl olacağı bilgisini verir. İsa Atanmış Kral olarak yetki aldığı dönemin başlıca işaretlerinin Savaşlar,yönetimlerin devrilmesi, düzenin değişmesi, kıtlıklar, depremler ve salgın hastalıklar olacağı dönem olarak söylenir. Ayrıca kötü bir insan soyunun (Canavara uyan Yecüc ve Mecüc halklarının) bu dönemin tümünü yaşayıp göreceğini ve bu neslin Armegeddonda ölüp tükeneceği bildirilir. Atanmış Kral Armagedon öncesinde bütün insanlarla ilgili olarak bir yargıda bulunacak ve buna göre insanlar ölüm ya da yaşam için işaretlenecekler. İnsanlar tercihlerini yapacaklar. İşaretleme sonucunda kötüler tamamen yeryüzünde silinecek iyiler ise yeni krallığı kuracaklardır.
    · Kutsal bilgilerin çoğu ortaçağ hristiyanları tarafından değiştirilmiştir. Notradamus’un bilgileri de değiştirilmiştir. Amerika ve batılılar dinsel kayıtları ve gelecek olayları kendilerine göre uyarlamışlardır. Hatta maya kayıtlarını bile gizlemişlerdir. Bu nedenle incil ve tevrat kayıtları dikkatle incelenmiştir. (Armageddon'un başlayacağı zamanı Kitabı Mukaddes'te çoğunlukla olaylar olarak verilmiştir. Sayı olarak verilenler ise belirli bir tarih vermeyi amaçlamaz. Yine de verilen bilgiler Kitabı Mukaddes'in tümünün birlikte değerlendirilmesiyle anlaşılabilmektedir. Nebukadnezar'ın gördüğü rüyadaki heykel, ve daha sonra Daniel peygamberin rüyetlerde gördükleri bu zamanların anlaşılmasında çok önemli bir yer tutar. Burada anlatılanlar Canavar'ı oluşturan unsurların hangisinin sırayla birbirini takip edeceğine ilişkindir Nebukadnessar rüyasında bir heykel görür ve Daniel peygamberin yorumuna göre heykelin altından olan başı Babil'dir. Bu bilgilerin değerlendirilmesi ise Daniel'in canavarlarla ilgili gördüklerinden kaynaklanır ve yoruma dayanmaz. Heykel'in ayaklarıyla ise ikili bir dünya gücünün egemenliği anlatılır. Bu ikili yapıdaki dünya gücü son dünya gücü olarak yerini alacaktır. Rüya'nın devamında Tanrı'nın dağından kopan bir taşın heykelin ayaklarına çarparak heykeli tümüyle parçalayıp yok ettiği anlatılır. Heykel'in ayaklarının ikili yapıda ortak bir dünya gücü oluşturan Rusya ve ABD olduğu yorumu vardır. "Denizden çıkan canavar"ın yedi başı G-7’yi oluşturmaktadır.
    · İsa'nın Atanmış Kral olarak hazır bulunuşu: İsa'nın Daniel kitabına göre Atanmış Kral olarak tahtına geçişi arasındaki 2520 yıllık dönemin bitişidir.Bu tarihten itibaren son günlerin belirtilerinin (alametlerin) görüldüğü bir dönemin oluşması. Belirtilerin tümü birden aynı dönemde meydana gelecek ve hepsi tek bir alameti oluşturacaktır. Benzer şekilde geçmişte de olmuş savaşlar, kıtlıklar, depremler, salgın hastalıklar, yozlaşmış bir insan toplumu, suçlar, günahlar ve kaostaki yeryüzü şeklindeki belirtiler, tümü birden aynı dönemde oluşmadığı için verilen alameti oluşturmazlar. Bu dönemdeki "bütün bu olayları(belirtileri)" görenlerin tümü ölüp, geçip gitmeden değişimi görecektir. Yani değişim kısa sürede yaşanacaktır. Yüzyıllar boyu sürmeyecektir. Üç ayrı yedi yıldan oluşan dönemler ile mesih dönemi yirmibir yılda görülecek ve insanlar ölmeden bir nesil açıkça onu görecektir. (Tayyip Erdoğan’ın) gelişi saattir denilmiştir. Kutsal kitaplarda ve hadislerde kısa sürede herşey gerçekleşir anlamı taşıyan ayet ve hadisler vardır. Bu ifadelerden o dönemi yaşayacak neslin tüm yaşananlara şahit olacagı anlaşılır. Bu dönemde insanlar Armageddon'un geldiğini görmüş olacaklar.
    · Atanmış Kral'ın Krallığı hakkında duyuru yapılması: Tanrısal değişimi insanlara müjdeleyen bir Münadi’nin gökten seslenmesi ve insanları bilgilendirmesidir. Atanmış Kral'ın dünya yönetimini ve yeryüzü üzerinde yapacağı değişiklikleri anlatır.
    · Armageddon'da ilk saldırıyı uluslar başlatacak: İblis’in yandaşları yönetimlerdeki egemenler halka karşı şiddet kullanarak Armegeddon başlar. İnanan mazlum halklar tanrının halklarıdır. Yönetimleri destekleyen azınlık halklar iblisin halkıdır. İblis, saltanatlarını kaybetmek istemeyen yönetimlerin sahipçilerini Tanrı'ya karşı savaşmak üzere kışkırtacak. Şeytan ve cinleri Tanrı'nın kendisi için ayırdığı "koyun" türünden insanları yok etmek üzere bütün ulusları saldırıya geçirmesi Armageddon'un başlamasına yol açacak.
    · Armageddon'un başlaması: Tanrı'nın kendi toplumunu korumak için derhal harekete geçerek bütün bu zorba ulus yönetimlerini yok etmeye başlaması. Tanrı bunları yaparken Atanmış Kral İsa'yı (Recep Tayyip Erdoğan’ı) ve melek ordularını (Mikail’i) kullanacak. Armageddon savaşı bütün Yeryüzü'nü kapsayacak ve şiddetli olacak; ancak Armagedon'un şiddeti Yeryüzü'nü bir daha yaşanmaz hale getirecek derecede olmayacak. Armageddon'da şeytanın egemenliği bin yıllığına yıkılacaktır.
    · Atanmış Kral'ın 1000 yıllık yönetiminin başlaması: Armageddon'da yalnızca Atanmış Kral'ın tarafındaki insanlar sağ kalacaklar, diğerleri ise yok edilmiş olacaklar. Eski dünya düzeni ve destekleyicilerinin olmadığı yeni dönem, İsa'nın Yeryüzü'nü iyiler için cennet haline getireceği göksel bir yönetim dönemi olacak. Atanmış Kral'ın yanında 144000 kişi daha kendisiyle birlikte yardımcı yöneticiler olarak görevli olacaklar. Geçmişte ölmüş kişiler den bir çoğu bu dönem de diriltilecekler ve eğitim alacaklar denilir. Aslında topraktan ölmüş aynı kişilerin dirilmesi değil devam edeğelen nesillerinden aynen aynı görevlere sahip kişilerin tekrar Allahın izniyle ortaya çıkmasıdır.
    · Şimdi, birleşik kötülük güçleri tarafından kullanılan başlıca silah “kargaşa, bozgunculuk, kurumlaşmış güvence yoksunluğu ve bunun sonucunda ortaya çıkan korkudur”…uluslar arası düşünme tarzının tüm ritminin değiştirilmesi gerekir ki bu da yavaş ve zahmetli bir iş demektir; her ülkedeki kargaşa ile tereddüt(ortamından) sorumlu olan kötü kişiler, yerlerini giderek Allah’ın doğrucu ve hizmet kullarına işbirliği halinde çalışabilen böylece “düzenli güzellik” oluşturabilen kişilere terk etmek zorundadırlar.
    · Bu dünya afetlere yol açabilecek bir karışıklığın eşiğine gelmiş bulunmaktadır. Bununla ilgili bütün “aşağı güçler(şeytani cinler)” son kozlarını oynamaktadırlar. Bunlara bizden pek çok beşeri ekleyebiliriz. Herhangi birinizin uyanmakta olan spritüel bedeninin ilerlemesini geciktirmek için aşağı güçler her türlü çareye başvuracaklardır. Bu duruma inançsızların inananları çekememesi ve şiddet arayışı diyebiliriz.
    · Tam yüz yıldır hüküm süren ingiltere-Fransa-Rusya blogu parçalandı. Bozguncular Ukrayna üzerinden birbirine düştüler. Rusya ve batı savaş halindedir. Ve bu savaş bir ur gibi tüm Avrupa’yı saracaktır. Ukrayna’da, Rusya ve Avrupa yanlıları birbirine girdi. İnsanlar kültürlerine inançlarına ve düşünce dünyalarına göre bir tercih yaptılar. Bu ayrışma daha sonra dünyada Batı ve Türkiye yanlıları yani inananlar ile inanmayanların küresel savaşına dahil olacaklardır. Avrupa’daki bu ön savaş ayrışmanın ilk işaretidir. Savaşın ukraynadan çıkması çok dikkat çekicidir. Ukrayna halkı çok çekti. Yasasızlığın ve adaletsizliğin tavan yaptığı ülkede insani haklar ayaklar altındaydı. Kadınların gelir elde etmek için kendini sattığı, yolsuzluğun ve kaosun en tepedeki ülkesiydi. Küresel güçlerin kanunsuzluğunun en bariz hissedildiği ülkeydi. Ukrayna halkı karanlık yüz yılını yaşamıştı.
    · G-7 ortadoğuyu ve dünyayı savaş alanına çeviren yedi başlı canavar. İncil kayıtları bu dönem hakkında bilgiler vermiştir. Yedi başlı canavar yedi ülkenin birlikteliğidir. Dünyada çıkarları doğrultusunda savaşlar açan ve insanlığa zarar veren bir birliktelik sürdürmektedirler. Dünya ekonomisini ellerinde tutan, savaşlar çıkartan bu birliktelik insanlık için büyük tehditti. Onlar ile ne adalet sağlandı ne de insani değerler korundu. Açgözlülükleri ve enerji hırsları için yeryüzünü karanlık çağa sürüklediler.
    · Birinci dünya savaşıyla yeryüzüne kötüler egemen olur. Kafirlerin döneminde dabbetülarz ortaya çıkar. Ardından mehdi gelir. Dünya değişim geçirir en son güneş batıdan doğar. Bu süreçler uzun zaman sürer. Yüz yıl dabbetülarz yeryüzünde gezer. Ufo (arzdan çıkan canlı, bilinmeyen cisim) her bölgeyi gezer.1900-2000 döneminde ufo fazlaca görülür. Dünya üzerinde ufonun hemen hemen gitmediği hiçbir belde kalmaz. Mehdi 2001 yılında gelir. 24 yıl yönetimde kalır. Dünya değişime uğrar. Uzun zaman sonra güneş batıdan doğar.
    · Dünya herkesin kötülük yaptığı karanlık ve kötü bir çiftliğe dönmüş.
    · Dünya gündemini takip edenler dünyada neler olduğunu dünyanın nereye gittiğini ve küresel bilincin ne yolda olduğunu görebilirler.
    · Dünyada öyle bir düzen var ki her şey yanlış. Yasalar düzenler ve sistemler hep köhnemiş ve yöneten kesime hizmet ediyor. Yeryüzü halkı en kötüsünü yaşıyor. Yanlışları yaşayarak doğruların ne olduğunu görmeye başladık. Olumsuzluk ve kötülük temeli üzerine kurulu bu düzenin yıkılışı kaçınılmazdır. Her şey değişecek, zarar üreten her şey faydaya dönüşecek. Dünya yaşanır iyi bir yer haline gelecek.
    · İşlerini düzgün ve tam yapmayanlar insanlığa zarar veriyordu. Yönetenlerden tutunda toplumun her alanında durum böyleydi.
    · Yeryüzü bilinç değişimi yaşıyor. Arap baharıyla başlayan süreç, yayılmaya devam ediyor. Eski küresel düzene karşı küresel bir ayaklanma görüyoruz. Dünyada şeytanın düzenine karşı bir isyan yaşanıyor. Bu küresel isyanı, şeytanın silahlı yönetimleri bastırıyor.
    · Erdoğan’ı bir şahıs olarak değil savunduğu anlayış itibariyle iyilik ve doğruluğun temsilcisi gibi görmek daha doğrudur. Erdoğan’ı savunmak tanrı yolunu savunmak demektir.
    · İnsanlar Erdoğan’ın anlayışıyla hareket ediyorlar ve bozgunculara karşı Allah’a dua ediyorlar. Değişim ve çatışmayı bastıran yönetimler ve küresel güçlere karşı halklar dua ediyor. Allah da bu dualara karşı afetlerle cevap veriyor. Yönetimler altında ezilen mazlum halklar onların azgınlıklarına karşı tanrıya yakarışta bulunduğunda çetin azaplar görecekler. Yeryüzü afetlerle dolacak.
    · Dünyayı düzeltecek bir yiğite ihtiyaç vardı. Her şeyi göze alan bir adam dünyayı kurtarmak için çalıştı. Yeni düzen kurulurken tek tek bütün sorunlar çözüme kavuşturulacak. Tüm bu sorunlar çözülürken de muhalifler çirkefçe siyaset yapmaya devam edecekler. En çirkefleriyle karşı karşıya kalınacak. Ve Tanrı bunlara karşı sayısız afetler ile savaşacak.
    · İnsanlığın devamı için bir düzen vardı ve düzeni sağlayan değişik etkenler vardı. Yasama, yürütme yargı erklerinden ziyade yasalar, yönetim şekli, ekonomi, sistem gibi önemli etkenler vardı. İnsanlığı genelde patronlar yönetir. Patronlar da çıkarlarına göre hareket eder. Medyalara sahip patronlar seçimlerde seçilecek kişileri dahi tayin ederlerdi. O zaman ne seçme nede seçilme işi hakkıyla gerçekleşmemiş oluyordu. Bu çoğu ülkede böyledir. Halkın içinden halkın adamı Erdoğan’ı bu nedenle istemediler ve hep mücadele ettiler. Halkın egemenliği için halka hizmetkar olmaya gelen hak yoldadır. İnsanlığın düzenini sağlamak için gelecek lider önce insanları sevmeli, Allah’tan korkmalı ve zenginlere küresel güçlere boyun eğmemelidir. Hakkı tutmak zordur. Herkes size düşman olur. Çünki herkes mevcut durumunun kötü yönde etkilenmesini istemez. Kimse kazancının azalmasını, fedakarlığı, gayreti ve sevgiyi kolay kazanma karşısında göstermiyor. Sadece inanan ve Allah’tan korkan bunu gösterebilir.
    · Türkiye’de ve dünyada insanlığı ilgilendiren sorunlara yönelik çalışmalar yapılmıyordu. Tayip Erdoğan Türkiye’de ve dünyada çözümlere yönelik çalışmalar yapmaya başladı. Hem insanlık için çalışmalar yapmıyorlar hem de çalışmalar yapan Tayip Erdoğan’ı ve Türkiye’yi eleştiriyorlardı. Mevcut düzenin devam etmesini isteyenler iyileştirmeleri karalıyorlardı. Halklar iyileştirmeleri beğeniyor ama yönetimlerin adamları eleştiriyorlardı.
    · Tayip Erdoğan Türkiye’de yöneten konumunda görünüyor ama egemen konumunda değildir. Vesayet ve eski düzenin savunucuları hala egemenliği ellerinde tutuyorlar. Dünya’da ve Türkiye’de inançsızlar müthiş bir şekilde kadrolaşmışlar. Mevcut konumlarını ve kazançlarını bırakmak istemiyorlar. Mevcut eski düzenden beslenenler Erdoğan’ın doğruculuğunu ve adaletçiliğini kendilerine tehdit olarak görüyorlar.
    · Hem süreçleri tıkıyorlar durumların daha kötü hale gelmelerine neden oluyorlar hem de Tayip Erdoğan’ın siyasetini ve yaptıklarını eleştiriyorlar.
    · Paylaşım sitelerinin en büyüğü olan You Tube ve Twitter gibi kurumlar kişisel hak ve özgürlükleri ihlal eden içerikleri kaldırması konusunda mahkeme kararları olmasına rağmen sayfayı kapatmıyor. Bunun üzerine TİB mahkeme kararıyla bu siteye erişimi engelliyor. Bunun üzerine dünyada ‘Diktatör Erdoğan’, ‘Türkiye’nin baskıcı siyaseti’ gibi dünyada olumsuz ve karalama kampanyaları yapıyorlar. Ana temayı görüyor musunuz. Bunlar suç işlemeyi normal ve özgürlük sanmışlar. Şeytan bu yolla dünyaya yalanı ve bozgunculuğu yaymıştı. Komplolar kurmak ve yalan ile, iftira ile, asılsız iddia ile, ilk akla gelen zanlarla suçlama yöntemi ile karanlık dönemlerini sürdürüyorlardı. Bunlar gibi durumlar için mevcut iletişim ortamı oluşturulmalıydı. Yıllarca dünyada böyle siyaset yaptılar. Wikileaks belgeleri de bunlara örnektir. Kaynağı belli olmayan, kimin söylediği bilinmeyen yalan ve iddialar, montaj görüntüler, yapmacık ses kayıtları ve birtakım düzmeceler bunların işi olmuş. Bunlarla dünyada mevcut yönetimlere sahip olmayı sürdürüyorlar ve destekçi halklarıyla insanlığı sömürmeye devam ediyorlar.
    · Tayyip Erdoğan’a karşı edepsizce taşkınca tavırlarda bulunuyorlar. Sonrada kalkıp diktatör diyorlar. Sokaklarda terör yapıyorlar polis müdahale edince de Tayip Erdoğan’a diktatör diyorlar. Diktatör olmamasına rağmen bozguncular tarafından diktatör algılanmasının nedeni kirli amaçlarına ulaşamamalarındandır. Meşru olmayan ve suç olan gizli paylaşımların kimliği belli olmadan bir olumsuz algı yaratıyorlardı. İnsanların hem kişisel haklarına saldırıyorlar, hem yalan söyleyip çirkefçe saldırıyorlar. Hem de internet yasaklamalarına diktatör diyorlar. Hem bu suçları işleyenler hem de diktatör suçlaması yapanlar çok aşağılıktırlar.
    · Hz. İsa, Şam’a inecek denilmiştir. O dönemin Şam’ı bugünün Türkiye’sidir. Hadislerde benzerlik ve niteleme vardır. O dönemin gelişmiş bölgesi Şam, bugünün gelişmiş bölgesi Türkiye’dir.
    · Küresel güçler tayip Erdoğan’ın Ortadoğu’da ve dünyadaki çalışmalarının önüne taş koydular.
    · Hem Türkiye’de hem de dünyada Tayip Erdoğan’ın yapıcı ve çözümcü çalışmalarını engellediler ve tıkadılar. Erdoğan sorunları ve sorunların çözümünü biliyordu. Gönüllü olarak insanlığın sorunlarını çözmeye başladı. Kimse sorunları fark etmiyor bu nedenle çözümlerini de bilmiyordu. Türkiye’nin yöneticisi olan Erdoğan dünyanın sorunlarını çözmek istedi.
    · Tayip Erdoğan belediyecilikten gelmiş ve üç dönem yöneticilik yapmıştı. Yönetici olarak neler yapılması gerektiğini biliyordu. Tanrıya boyun eğişiyle haktan ayrılmadı ve dünyaya saplanmadı.
    · Küresel güçler Türkiye’ye (Erdoğan’a) sen dur bakalım dediler.Sen de kimsin. Sen kim oluyorsun. Sen düzeltmeye de yönetmeye de yetkin yok dediler. Hem biz sana bu dünyanın yönetimini vermeyiz hem de sana küresel güç olmayı yedirmeyiz. Dediler.
    · Halbuki Türkiye (Erdoğan) sorunları çözme konusunda uzmandı. İş bilenindi ve dürüsttü. Evrensel değerleri sahiplenmiş haliyle tam da halife görevine haiz bir durumdaydı. Kalbinde insanlığın sorunlarının sıkıntısını yaşıyordu. İnsanlık kimlerin eline kalmıştı. Ülke ve kişisel çıkarlarını düşünenler dünyayı yönetiyordu. Biz güçlüyüz davasını güdenler yönetiyordu.
    · Tayip Erdoğan iyiliği ve inancı temsil ettiğinden onu kendilerine ve dünya yöneticiliğinde tehdit olarak görüyorlar. Dürüst olduğu için yarın bizim işlerimize de karışır diyorlar. Erdoğan’a Türkiye’ye ne bir görev ne de bir yetki verdiler. Ona yetkiyi tanrı veriyor. Onlar Erdoğan’ın yapıcı çalışmalarını engelleseler de sürekli bu bozuk düzende uzun süre devam edemeyecekler.
    · Arap baharıyla başlayan bu değişim dalgası yarın bize de gelir. Bize de zarar verir biz de tahtımızdan oluruz diye Ortadoğu’da baharı durdurmaya çalıştılar. Suriye’de çözümün tıkanması, mısır’da darbe olması, Türkiye’de gezi olayları, Afrika’da küresel güçlerin birlik ederek yandaş halkları organize ederek Müslümanların öldürülmesi bunlara örnektir.
    · Tayip Erdoğan hem işi bilendi hem de insanlık adına bu görevi yapabilecek halifelik özelliğine sahipti.
    · Tayip Erdoğan işleri sabırla Rabbine ısmarladı. Allah’a bıraktı. Tanrı her şeyi değiştirecek. Ve bir daha geriye dönüş olmayacak.
    · Tayip Erdoğan’ın önünde birtakım güçler ve engeller var. Bu engeller kendiliğinden kalkarken o da dünyayı düzeltmeye yönelecek. Erdoğan dünyayı düzeltmek için neler yapacağını çok iyi biliyor. Tanrı onu eğitti ve ona öğretti. Belediyecilikten cumhurbaşkanlığına kadar yöneticiliğini iyi kalbiyle yoğurdu.
    · Erdoğan ülkede ve dünyada kilit yerlerdeki insanlar ile çarpışa çarpışa hak yolunda dik durarak bu günlere gelebildi. Onu engelleyen daha çok güçler var. Dünyada düzenin iyi bir hale gelmesi için önünde çok güçler ve engeller var. Ama Allah onun önünü açacak. Onu karalayan ülkeler bir bir yıkılışa maruz kalacak.
    · Değişimi isteyen inananlar değişimin hemen gelmesini istiyorlar. Eski yöneticilerin hemen gitmesini ve eski düzenin hemen yıkılmasını istiyorlar. Biraz zaman alacak. Çünkü Tanrı’nın işleri hemen olmaz. Yavaş yavaş ve insanlık her şeyi görerek yaşayarak değişimin içinde olacak.
    · Eski düzen çökerken Erdoğan dünyada daha güçlü olarak ortaya çıkacak. Küresel güçler Erdoğan’ın doğruluk sancağına direnemeyecekler. Mevcut ortam Erdoğan’ın liderliğine ve üstünlüğüne zemin hazırlayacak. Dünyada insanlığı ilgilendiren o kadar çok sorun varki hepsini tek tek düzeltmeye başlayacak. Yaptığı her başarı attığı her adım dünyada onun çok daha güçlü olmasına ve taraftar toplamasına neden olacak.
    · Dünyada tüm devletler ve yönetimler yasalarla ve sistemleriyle kötülüğe kapı açmış. Dünya kötülüğün yaşandığı kara bir çiftliğe dönmüş. Bozuk bir düzeni fark eden Erdoğan iyi düzene geçişi gönülden istiyordu. Yönetimlere sahip olanlar bu durumu engelliyorlardı.
    · Küresel krizle gelen küresel güçlerin yıkılışı kaos ortamları meydana getiriyor. Arap baharıyla başlayan halkların özgürlük talebi küreselleşti. Yönetimlere karşı bir başkaldırı bir kaos ve küresel savaş havası oluşturdu. Aslında Armegeddon savaşı yaşanıyordu. Dünyada yeni bir merkezi güç evrensel değerlere sahiplenen bir merkez sivrilecek. Türkiye bir ışık gibi görünmekte. Durum iyice kötüye gittiğinde herkes kendi derdine düşecek. Küresel ortamda Türkiye yine etkin davranacak. Türkiye’nin dünyayı düzeltme çabası artacak. Ve Türkiye kendiliğinden küresel bir güç olacak. Küresel değişim çok güçlü ve külliyen olacak. Bu değişime küresel güçler bile yetişemeyecek. Tanrının kontrolünde ve insanların kontrolsüz kaldığı bir dönem.Yıkılan hükümetler, bölgesel çatışmalar, soykırımlar, salgınlar, ölümler afetler her yeri kaplayacak. Yönetimlerle halkların mücadelesi sürerken şeytanın ruhuyla Tanrı’nın ruhu savaşacak.
    · Tayip Erdoğan’a gittiğin yol dipsiz bir kuyu diyorlar. Sen ve ardından giden halk küresel güçlere ve küresel düzene nasıl güç yetireceksin. Siz zayıfsınız vazgeçin bu hak yoldan diyorlar. Türkiye’yi kaosa ülkeyi savaşa götürüyorsunuz. Bu bizim sonumuz olur. Küresel güçler çok güçlüler ülkeye zarar vereceksin insanlarımızı öldüreceksin.’ demek istiyorlar. Diyorlar ki ‘Batılın egemenliğine boyun eğin, Tanrı yolunda olmak kazanç getirmiyor.’ diyorlar. Kim size sahip çıkacak? Allah mı? ‘hadi çıksın bakalım.’ diyorlar.
    · İnananlar hakkın ardında yürürken korkmayıp batıla kafa tuttuğunda güçlü olacaklar ve değişim başlayacak. Bu değişimi Tanrı destekleyecek.
    · Öyle bir evrim geçireceğiz ki öyle bir bilinç değişimi yaşayacağız ki her insan kendi evinde, işyerinde, şehrinde, ülkesinde batıl ile savaşacak. Doğruluk ve hak ön plana çıkacak. Doğruluğun savunucuları batılın savunucularını devirmeyi başaracaklar.
    · Bir beşer aydınlık yolda olduğu zaman, her şey yoluna girer ve bilinmeyenler bilinir hale gelir. Yanlış düşünceler ile yaratılan yoğun karanlığı dağıtmak ilk zamanlar zor da gelse, sürekli bir cehit ile aydınlığın yolu izlendiği takdirde, karanlığın yerini ışığa terk ettiği görülecektir. Hak yolda dur durak bilmeyen yorulmayan ve azmeden, 12 yıl mücadele eden kral bir gün hedefe ulaşacaktır.
    · Kendilerini iyiliğe adamış olan Erdoğan ve arkadaşları halktan değer bulmuşlardır. İyi niyetli liderlerce yönetilmek isteyenler hak yoldadırlar.
    · Ey İlyas ahir zamanda ortaya çıkan bu adamın ardında dur.
    · Tayip Erdoğan eceliyle vefat ettikten sonra dünya yeni bir sabaha uyanacak. İnsanlar vefatından sonra onun değerini çok daha iyi anlayacaklar. Onun yolundan ve izinden gidecekler.
    · Milattan önce ve sonra terimlerini bir zaman gelecek Tayyip’ten önce ve Tayyip’ten sonra diye ikiye ayıracaklar.
    · Tayip Erdoğan’a sadık bakanlar yedi uyurlar hükmündedir. Yedi uyurların hepsinin bir görevi vardı. Sanki kendi dönemlerin de yedi bakanlık görevleri taşıyordu.
    · İdeolojilerin sorun ürettiği, sistemlerin sarsıldığı bir dönemde onun ‘Mehdi’ olduğu farkına vardık. Küresel güçlerin din adına iş yaptıklarını söyleyen liderlerini de gördük. İsrail’i kuranların tanrısal amaçlarını da, 11 Eylül’ü yapan sahte peygamber George Bush’u da gördük. İslam’a sıcak takılan Obama’nın kirli planlarını da sezdik.
    · Bir lider direk doğruları en açık haliyle açık yüreklilikle söylüyor. Erdoğan’ın bu tutumu küresel vesayetin ve buna bağlı yönetimlerin işine gelmemektedir. Eski dünya düzeninin ‘kötülük ederek kazanma’ ideolünü oluşturan çatı üzerine kurulu olması daha geniş bir kitleyi etkilemektedir. Bu nedenle Erdoğan’a yerel ve küresel saldırı sürekli artacaktır. Tüm ulus ve ülkelerde de benzer anlayışı taşıyanlar için durum böyledir.
    · Dünyada üç lider ön plana çıkıyor. Erdoğan, Obama ve Putin. İnancı ve evrensel değerleri sahiplene Erdoğan var. Diğer tarafta saldırgan, baskıcı, evrensel değerleri tanımayan Suriye ve Ukrayna’da süreçleri tıkayan şiddeti yol edinmiş bir Putin var. Obama ortada kalmış ancak İsrail lobisine sadık yapısıyla hala batıl tarafta durmaktadır. Yapılması gerekenleri Suriye’de yapmayan ve Mısırda askeri darbeye zemin hazırlayan Obama, kaybedenler lobisine katılacaktır. Artık yeryüzünde çıkar ve menfaat kazandırmayacak, ve batıl değer bulmayacaktır. Bu nedenle doğru siyaset evrensel değerlere sahip çıkmakla yürüyecek bir devir görmekteyiz.
    · Erdoğan nedeniyle Türkiye bir sıçrama ve büyüme yaşadı. Gelişen Türkiye’yi gören muhalifler beklentilerini hiç umulmadık şekilde yükselttiler. Erdoğan’ı eleştirmek için sürekli daha fazlasını isteyerek eleştiriyorlar. Aslında yapılan hizmetleri eleştirmek için böyle davranıyorlar. Gerçekte Erdoğan’a sırf muhalif oldukları için eleştiriyorlar. Erdoğan’ı inkar ettiklerinden dolayı muhalif olanlar onun yaptıkları başarılı işlere pis ve yetersiz diyebilmek için beklentilerini mecburen ayyuka çıkardılar. Aslında söylediklerinin doğruluk payları yok, sadece eleştireller. Yoksa onlar halka hizmeti sırf kendi saltanatları için istemez ve sevmezler.
    · Alman basını: Biz düşünürken Erdoğan yapıyor. dedi Alman Basın Ajansı (DPA) Türkiye'nin 2023 vizyon projeleri ve Erdoğan'ı yazdı.
    · Ülkemizde Yahudi lobisi gülen cemaatidir. Cemaat’de lobi yöntemiyle ilerliyor. Montajlar, karalamalar, asılsız haberler, kışkırtıcı yöntemler hep Yahudi lobilerinin yöntemiydi. Masa başında alınan kararları kirli planlarla uygulamaya koyarlardı.
    · KONDA Araştırma Şirketi'nin kurucusu Tarhan Erdem'den Başbakan Erdoğan'a sert Köşk uyarısı geldi: İnşallah oy alamayıp gider yoksa sokak onu düşürecek."
    · Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'tan şok sözler. İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres'e methiyeler dizerken Erdoğan'ın eleştirdi.
    · Halkın adamı olan Erdoğan’a diktatör dediler. Asıl diktatör vesayetin sahipçileriydi. Halka sahip çıkmak diktatörlük değil devlete sahiplenmek diktatörlüktür. Devlete sahiplenmiş olanlar Erdoğan ile mücadele ediyorlar onlar geçmişin diktatörleriydiler.
    · Tayip Erdoğan için o bizim ‘ulu önderimiz’ dediğimiz zaman dinsizliğin atasını önder seçen Kemalizmciler öfke ile karşı çıkıyorlar. Atatürk sizin ulu önderiniz değil miydi. ‘Yüce Atatürk’ demiyor muydunuz. Şimdi siz Allah’a inandığınızı mı söylüyorsunuz. Dün Allah’ın diniyle evrensel değerler ile mücadele ediyordunuz. Bugün ne oldu da kendinizi inananlardan sayıyorsunuz.
    · Büyücülüğün en yaygın döneminde Musa geldi. Ve yaptığı mucizelerle büyücülüğü yıprattı. Şifacılığın en arttığı dönemde İsa geldi ve dualarıyla şifa verdi. Batıl şifacılık zarar gördü. Batıl dinlerin sivrildiği ve gerçeklerin unutulduğu bir dönemde Muhammet gerçek dini insanlara anlattı. Şimdi de yeryüzünde bilinç değişimi yaşanıyor. Yeryüzündeki şeytaniyetin egemenliği yıkılırken hakkın egemenliği gelmektedir. Erdoğan döneminde müthiş bir aydınlanma, değişim yaşanmaktadır.
    · Erdoğan 30 mart seçimlerinde inançsızlara reklamlarla çok güzel mesajlar veriyor. Türkiye yenilmez millet eğilmez. Şiddete karşı iradene sahip çık. Esenlik yolunda daima ileri gibi daha çok ifadeler bulunmaktadır.
    · Bosna Hersek Üçlü Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzetbegoviç Başbakan Erdoğan'ın babası Aliya İzzetbegoviç'in ve kendisinin büyük dostu olduğunu belirterek 'Evet biz taraf tutuyoruz, Recep Tayyip Erdoğan'ın tarafındayız' dedi. İzzetbegoviç, Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin soru üzerine, ''Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini büyük heyecanla bekliyorum, sanki kendi seçimimdir'' diye konuştu.
    Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını da arzuladığını ifade eden İzzetbegoviç, şunları kaydetti:''Erdoğan özel bir insan. Sadece Türkiye'nin değil bütün Müslümanlar'ın lideridir, herkes ona bakar ve başarılı olmasını arzu eder. Bosna Hersek'te ekim ayında seçim yapılacak ve belki ben de yine aday olacağım. Ama Türkiye'deki seçimlerden dolayı kendi seçimlerimde duyduğum heyecanın bir benzerini yaşıyorum. Kendi seçimim gibi heyecan duyuyorum.'' İzzetbegoviç, Türkiye'nin uzaktan bakıldığında, ulaştığı başarının çok büyük ve neredeyse inanılmaz olduğunu vurgulayarak, bütün bunların da sadece 10 yılda yapılmış olmasının ülkenin ulaştığı başarıya ayrı bir önem kattığını dile getirdi. Bakir İzzetbegoviç, ''Biz Türk milletinden ve Türkiye'yi bu şekilde yöneten dostlarımızdan gurur duyuyoruz'' dedi.

    · Sırbistan’da seçim oldu. Sırbistan'ın güneyinde, Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı Sancak bölgesindeki bir oy kullanma merkezinde açılan sandıktan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için de oy çıktı.Seçimlere katılan 19 siyasi oluşumun bulunduğu oy pusulasının üzerine kalemle ''20. Recep Tayyip Erdoğan'' yazıldığı görüldü. Sırbistan'da Başbakan Erdoğan'a oy çıktı
    · Erdoğan’ın ardında olan halklar 'Biz millet yolunda yürüyen bu kadroya güveniyoruz' diyor. Türkiye'nin ve dünyanın bin yılını ve dünya tarihini belirleyecek Erdoğan’a seçimlerde büyük destek oluyorlar. Anadolu halkı açıkça söylüyorum Tanrı’nın halkıdır. Hiçbir ayrım gözetilmeksizin farklı ırklara sahip olsalar da tek bir millettir. Tanrı milletidir. Bu millet iyiliği, hakkı ve barışı sever. Hakkın yanında olur.
    · Çirkefçe siyaset yapıyorlardı. Yolsuzluk düzmecesiyle ‘Hırsız Tayyip’ diyorlardı. Çirkefçe davrandılar ve taşkınlıkta ileri gittiler. Sokak eylemleriyle ve şiddetle yıldırmak istiyorlardı. Korkutmaya çalışıyorlardı. Erdoğan ve halkıyla alay ediyorlardı.Allah Erdoğan’a ve halkına yardım edecek ve kötülerin sonunu çok dehşetli kılacaktı.
    · Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.Erdoğan’ı da doğruyu söylediğinden dolayı çoğu ülke lideri reddetti. Vesayet ülkeleri ve halkları sömürüyordu. Erdoğan’ın onlara ‘evrensel değerleri uygulayın.’ söylemleri hoşlarına gitmedi. Küresel ortamda yönetimlerden destek bulamadı ama halklardan destek buldu. Çünkü o inanan mazlum halkların sesi oldu.
    · Erdoğan: Allah'tan başkasına kulluk eden kaybetmiştir. Siyaset'in eğer kalptekiyle dildekini samimiyet köprüsüyle birbirine bağlayabiliyorsa hakka ve halka hizmet olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: "Adalet, eğer vicdan ile hak arasındaki samimiyet köprüsünü tesis edebiliyorsa adalettir. Devlet, kendisini var eden insan ile arasında bir samimiyet köprüsü imar edebiliyor, yani insanı yaşatarak insan için ayakta kalabiliyorsa adil bir devlettir. Medya, dedikoduyu değil, iftirayı değil, söylentiyi değil, kalpte olanı, yani hakkı manşetine taşıyabiliyor, gerçekle harf arasında samimiyet kurabiliyorsa dürüst medyadır. Kitap, kalptekini yazıya dökebildiği, gönülde olanı samimi bir şekilde beyaz sayfaya aktarabildiği ölçüde faydalıdır. En önemlisi de alim, kalbini keşfedebilmiş, kalbine bilgi kadar aşkı yerleştirebilmiş, kalbini Rabbiyle tanıştırarak nefsini tanıyabilmiş, gönlü ile dili, tavrı, edası arasında samimiyet ihdas edebilmiş kişidir"
    · İnsanlara T.Erdoğan bir kurtarıcı bir peygamberdir dendiğinde akılları başlarından gidecek gibi olup şiddet ile reddediyorlar. Onlar peygamberliği sürekli mucizeler yapan kutsal bir varlık olarak nitelemişler. Bu halleri inançsızlığın cahiliyetin bir ürünüdür. Her peygamber bir insandı, bir siyasetçiydi, bir lider idi. Bazı şeylere yüklediğimiz anlamlar ne kadar doğrudur kulaktan duyma inanışlar ne kadar batıldır. Bunları tekrar gözden geçirmeliyiz.
    · Erdoğan’a Mehdi kelimesi kullanınca bir şey zannediyorlar. Tövbe de diyorlar. Bunların kelime anlamından da mehdi kavramından da haberleri yok. Kendilerince kutsal varlık nitelemesine inanmışlar. Mehdi demek kurtarıcı, iyi bir lider, düzeni değiştiren, insanlığa faydalı olan demektir. Hiçbir bilgisi olmadan beyinlerine kan damlamış gibi tepki verenlerin dinsel cahiliyeti ve kendi kafalarında bu kavrama yükledikleri anlamlar aslında kendi sorunlarıdır.
    · Tayip Erdoğan’a suikast için plan yapanları Allah engelliyor. Çeşitli polis kontrol noktalarında yakalanan ve engellenenler oldu.
    · Erdoğan 100 yılın lideri değil 5125 yılın lideridir.
    · Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Bosna-Hersek'in efsane lideri Aliya İzzet Begoviç'in son görüşmesini anlatan Prof. Dr. Mehmet Çelik gözyaşlarını hakim olamadı. Çelik, Begoviç'in hayatını kaybetmeden önce Başbakan Erdoğan'a söylediği 'Milletimi sana emanet ediyorum' sözlerini izleyiciye aktarırken zorlandığı görüldü.
    · Suriye halkı, Flistin halkı, Irak halkı kısacası Ortadoğu Tayyip Erdoğan’a bakıyor. Ondan yardım ve destek bekliyorlar. Kendilerine sahip çıkmasını istiyorlar. Dünya kötü bir dönemden geçerken küresel bozguncular halkları öldürüyor.
    · Işid lideri bağdadi’nin halifelik ilan etmesi dünya medyasında tepkilere ve sansasyona neden oldu. Hristiyanlığın ve yahudiliği kullanarak ilerleyen bozguncular islamın doğmasından başsız olan islamın yeniden filizlenmesinden çok korkmaktadırlar. Bu nedenle Tayyip Erdoğan’la mücadele etmektedirler. Direk savaş ile değil dolaylı yollardan medya, gezi, seçimler montajlar ile gizli savaşlarını sürdürmektedirler. Çünkü Tanrı deccal ‘Medine’ye giremez.’ demişti. Bilirsiniz ki bu dönemin medine’si Türkiye’dir.
    · Erdoğan’ın ayağını 17 Aralık operasyonlarıyla kaydırıp Türkiye’yi yöneteceklerini sananlar başarılı olamadılar. Daha büyük hedeflere ulaşacağını sanan Gülen Mehdilik hesabındaydı. Erdoğan’ın yükselen mehdiliğini çekemedi. Ve kibrinden dolayı şeytanın safına geçti. Zaten ikiyüzlülükle siyaset uzun sürmezdi.
    · Türkiye 30 mart yerel seçim sonuçları Türkiye kadar Arap ülkelerinde de merakla bekleniyordu. Sandıklar açılınca Lübnan'da, Filistin'de, Mısır'da Arap halkları Ak Parti'nin seçim zaferine ortak oldu. Sokaklar Erdoğan için sevinirken, o halkları yöneten Arap liderler için aynı durum söz konusu değildi. Gazze Şeridinde Filistinliler büyük bir gösteri yaptı. Caddelerde araçlarıyla tur atan, ellerinde Erdoğan posterleri ve Türk bayrakları sallayan binlerce kişi vardı. Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta insanlar Arap şivesiyle "Erdogan" diye sloganlar attı. Kahire'de baskı altındaki darbe karşıtı Mısırlılar da sevinç yaşayanlar arasındaydı.Sadece onlar değil Suriyeliler de sevindi. Bu insanlar neden seviniyor? Çünkü ülkelerinde kendi haklarını savunacak liderleri yok. Baskı altındalar, zulüm altındalar, işgal altındalar, bombardıman altındalar, işkence altındalar. Filistinlinin devleti yok, Mısırlının devletine güveni yok, Suriyelinin devleti ise hepsinden beter.
    · Ortadoğu için aranan bir lider Recep Tayyip Erdoğan. Çıktığı her uluslararası kürsüde bu insanların yaşadığı şehirleri zikrediyor. Filistinli, Mısırlı biliyor ki, bir gün başı daha çok sıkışırsa, tıpkı Suriyeli gibi onlara da sahip çıkacak bir lider var Türkiye'de. Filistin'de Filistinli için Mahmut Abbas'ın yapmadığını, Mısır'da Mısırlı için Sisi'nin yapmadığını, Suriye'de Suriyeli için Esed'in yapmadıklarını yapıyor Erdoğan.Irak'ta, Suriye'de, Mısır'da, Batı Şeria'da, Kudüs'te, Gazze'de, Pakistan'da kendi gözlerimle şahit oldum defalarca Erdoğan sevgisinin ne anlama geldiğini. Gidenler bilir, Mescid-i Aksa'nın avlusundaki Filistinli bir Türk görünce önce kucaklar ardından "Reis ül Vüzara Recep Tayyip Erdogan" der.
    · Erdoğan Arap ülkelerinde çok ama çok sevilir. Ama bu demek değil ki Türkiye, bütün Arap ülkeleri için dost ve kardeş ülkedir. Arap liderlerin bir çoğunun Erdoğan bakış açısı, Arap halklarından çok farklıdır.Mesela seçim yapıldı, Ak Parti büyük bir zafer kazandı. Arayıp tebrik eden tek Arap lider Katar emiri oldu.Mısır'da Sisi, Suriye'de Esed, Körfez ülkelerinin liderleri için Erdoğan ismi çok da sempatik gelmez kulağa. Çünkü onlar için Erdoğan, "kurdukları düzeni bozan" demektir.
    · Gezi olayları ve 17 Aralık süreci boyunca yani yaklaşık 10 aydır Arapların El Cezire'den sonra en önemli yayın organlarından olan El Arabiya, inanılmaz bir Erdoğan karşıtlığı içerisine girdi. Başbakan'ın Mısır darbesindeki tutumu, Türkiye'nin enerji pazarındaki rolü, İran'la ticari ilişkiler, onları rahatsız eden en önemli nedenlerin başına geliyordu.El Arabiya'nın Genel Müdürü Abdurrahman el Raşid, Şark el Avsat gazetesindeki köşesinde seçim sonuçlarını yorumladı. Yazısının başlığı "Erdoğan'ın zaferi Müslüman kardeşleri kurtaramaz" oldu. Mısır'da Sisi'nin Cumhurbaşkanlığına destek veren yazar, İhvan yanlılarının Türkiye'deki seçim sonuçlarına sevindiğini ama Erdoğan'ın Türkiye'de onlarca düşman edindiğini bu yüzden seçim zaferine rağmen kendisinden başka kimseye hayrının dokunamayacağı iddiasında bulundu.Arap halklarına "boş yere sevinmeyin" diyen El Arabiya'nın Genel Müdürü, "Mursi yanlıları Erdoğan'dan mucize bekleyerek kendilerini kandırmasınlar" ifadesini kullandı.
    · Küresel güçlerin özellikle istediği, paralel yapının korkunç Erdoğan planı tutmadı.Paralel Yapı, darbe başarılı olsaydı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı Yassıada benzeri mahkemede yargılayacaktı. ''Dönemin Başbakanı'' yazılı iddianamesi bile hazır olan Erdoğan, ''terör örgütü lideri'' sıfatıyla hâkim karşısına çıkacaktı.
    · Türkiye enerji ve ticari hamleleriyle Batı'nın ekonomik çarkına çomak sokarken, Mısır ve Suriye gibi ülkelerde yaptığı özgürlük ve demokrasi savunuculuğuyla Arap rejimleri için bir tehdit oldu. Suriye'de zulüm karşısında durarak Rusya'da, İran'da kendisine cephe açarken, Filistin davası için İsrail'in karşısına dikildi. Şii-Sünni ayrımcılığına ortak olmadı, Irak'ta Kürtler, Sünniler ve Şiiler arasında hassas bir denge izledi. Hepsi birbirine bağlı olan bu saydığım noktalar, Türk dış politikasının temelini oluşturuyor. Bağımsız ve çok yönlü. Hangisinde hata ya da haksızlık var, ticaretimizi Batı'nın direktifinde mi yapsaydık yoksa yanı başımızdaki Müslüman katliamına seyirci mi kalsaydık?
    · Mehdi’nin ordusu çoktan oluştu. Suriye’de Mısır’da, Libya’da, Afrika’da, Türkiye’de ve dünyanın her yerinde kendiliğinden mehdinin ordusu meydana çıktı.
    · Dünya ülkelerinden bazıları meclislerinde Erdoğan için birbirleriyle tartışıyorlar. Bazı siyasi iradeler Tayyip Erdoğan’ın yanında bazıları karşısında olacak. Evrensel değerleri ve dini sahiplenen her siyasi parti Erdoğan’ın safında olacak. Dinsizlik ve inançsızlığın küresel mücadelesini Erdoğan üzerinde değişerek görecekler. Bundan sonra çok hızlı ve olağan dışı değişimler olacak. Kimse değişimleri durduramayacak. Çünkü Allah’ın önüne kimse geçemeyecek. Batılın yanındakiler her zaman düşecek.
    · Mehdi Ortadoğu’da ölümleri çatışmaları engelleyecek. Sorunları ana kaynağından çözecek. Sorunları temelinden çözerken insanlığın sorunlarını çözüme kavuşturacak. İnsanlığın esenliği ve bekası için Erdoğan başaracak.
    · Erdoğan Türkiye’de çetelerle mafyalarla mücadele etti. Devlete yerleşen paralel yapıya da izin vermedi. Güçlü bir halk egemenliğini hesap edemeyen paralel yapı Erdoğan’ın güçlü doğruluğunu hesap edemedi.
    · Erdoğan’ı çok karaladılar ve müthiş bir gerginlik yarattılar. İnsanlar Erdoğan için kavgalar ediyor ve birbirini öldürür hale geldi. Yalanlarla iftiralarla ve yolsuzluk düzmecesiyle müthiş bir gerginlik yaratan inançsızlar aldatılanları inananların üzerine salarak varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Şeytan’da kendi anlayışını savunacak halkını organize etmektedir.
    · Erdoğan’ın geçmişini biliyoruz, geleceğini biliyoruz. Ne yaptığını nasıl hizmet ettiğini biliyoruz. İnsanlar yolsuzluk düzmecesine iftiralara inanmadı. Biz onu yakınen tanıyoruz. Halktan içimizden biri dürüst bir insan. Onun ailesini de kişiliğini de karakterini de biliyoruz.
    · Erdoğan’a muhalifler 30 mart seçimleri için yeni planlar kurmuşlar. Erdoğan’ın kazanmaması için her yolu mubah gören anlayışlar düşmanlarıyla bile işbirliği yapmaktadırlar. Sanki bu seçimde oylar partiyi, adayı, lideri seçmeyecek. Bu seçimde halk sandıkta birleşecek diyorlar. Gerçekten de Erdoğan’a muhalifler bu seçimde birleşme kararı aldılar. Son seçim anket sonuçlarını almışlar. Hangi ilde muhalefet partilerinin ne kadar oyu var. Yan yana koymuşlar; "Erdoğan’ın egemenliğini durdurmak için oyum sahibini arıyor listesi" yapmışlar. Muhalifleri yönlendirenler şu çağrıyı yapıyorlar.Partin zayıf kalıyorsa. Oyunu ziyan etme. Güçleri birleştir. Erdoğan kazanmasın diyorlar. Bütün bunlara rağmen Erdoğan’ın destekçileri çok ve halk her şeyin farkındadır.
    · Dünyada iki tip kesim vardır. Yönetenler ve düzeni yürütenler. Mal sahipleri ve insanlığın devamını sağlayan ve düzenini işlemesini sağlayan inananlar. Mal sahipleri zulmettiler. Tanrı için çalışanlar insanlığın devamını sağladı.
    · Batı, islamcıların çoğalmasından ve tepkilerinin büyümesinden çok endişelidir.
    · İnaçsızlar 1. Dünya savaşında inançsızlara yönelik bir soykırım gerçekleştirdiler. Ancak tanrı toprağına ait bir nesil türetti. Anadolu halkından geriye çocuklar kalmıştı. Allah, inançlı yeni bir nesil gönderdi.
    · Tüm dünyada Erdoğan’a dualar ediliyor. Erdoğan da Allah’a ‘Yardım et.’ diye dua ediyor. Bazen konuşmalarında ‘Dua edin.’ diye çağrıda bulunuyor. Erdoğan ve inanan mazlum halklar bozguncuların egemenliğinden ve baskılarından zor durumlar yaşıyorlar.
    · Tüm inananlar ‘ zalimler topluluğuna karşı bizi onların elinden kurtar rabbimiz.’ Diye dua edecekler. Bu dönemde afetlerin ardı arkası kesilmeyecek ve şiddetli hastalıkların, salgınların dönemi yaşanacak.
    · Başbakan Erdoğan, hiç durmadan çalıştı. Yorulmak nedir bilmedi. 11 yılda, 93 ülkeye 305 ziyaret gerçekleştirdi.
    · 30 mart yerel seçimlerinde Erdoğana yolsuzluk suçlaması yaptılar. Erdoğan ve doğrucu halkını karaladılar. Erdoğan’a muhalif olan halklar da bu ifrira ve suçlamalara bizzat katıldılar. Tanrı böylece onları batıl bir tarafta tutmuş oldu. 30 mart seçimleri sonrasında afetlerde yükselişler gözlenecek. Türkiye’de de yerel ve bölgesel afetler gözlenecek. Afetlerin olduğu bölgelere dikkat ederseniz Erdoğan’a muhalif oyların çıktığı yerler olarak göreceksiniz. Dünya da da Erdoğan’a muhalif tanrı karşıtı ülkeler ve bölgelerde doğal afetler gözlenmektedir. Tanrı onları şehirlerinde ve konutlarında rahat bırakmayacak. Kazançlarına ticaretlerine vuracak. Bozguncuların ardında olan her millet büyük zarar görecek.
    · Gülen cemaati Radyo ve TV’lerinde sürekli Gülen’in eski vaazlarını seyrettiriyorlar. Sürekli Allah kelamı konuşan adam imajı vermeye çalışıyorlar. Kendilerini hak yolda göstermeye çalışıyorlar. İkiyüzlülükle yalakalıkla küresel zalim güçlere boyun eğiyordun. Zalime ses çıkarmıyordun. Dünya halkları için hiçbir şey yapmamakla nasıl hak dava güdersin. Bakınız ağzından Allah kelamı hiç düşmüyor imajını kullanıyorlar. Güya biz doğru yoldayız hükümet ve Erdoğan değil diyorlar. Güya Gülen mehdi, Erdoğan mehdi değil imajı vermeye çalışıyorlar. Gülen Bediüzzaman’ın yolundan çıktı, Allah yolundan çıktı ve küfre düştü. Allah kimseyi küfre düşürmesin. Hiç bilemezsin kimin nasıl küfre düştüğünü , Menfaatlerine takılan herkes küfre düşüyor belli ki çağ menfaatlerin yerine tüm halkların ve insanlığın menfaatlerini düşünenlerin çağıydı.
    · Tayip Erdoğan’ın ayağını 17 Aralık operasyonuyla kaydırmak isteyen Gülen planlı siyaset yaparak Türkiye’yi yöneteceğini sandı. Hükümete bir komplo ve darbe meşrulaştırmasıyla geleceğini hesapladılar. Post modern darbenin bir versiyonunu yaşadık. Gülen Mehdi ben idim Erdoğan değildi diyor. Gülen Erdoğan’ın ağzından çıkan doğru kelimelerin insanı (özellikle kafiri) yok ettiğini hesap edememişti. Türkiye’de halkın egemenliğinin bu denli güçlü olması sadece cemaati değil dünyayı şaşkınlıkta bıraktı.
    · Küresel ve ulusal bozguncular 17 aralık operasyonuyla Erdoğan’ın gitmesine yönelik bir hamle yaptı.Tanrı’da küresel güçlerin gitmesine yönelik Ukrayna’da bir hamle yaptı. Suriye’yi dillendiren Türkiye Rusya’nın işine gelmiyordu. Mısır’ı dillendiren Türkiye İsrail ve Amerika’nın işine gelmiyordu, Libya’yı dillendiren türkiye Fransa ve Hollanda’nın işine gelmiyordu. Birlikte Erdoğanın gitmesine kara veren küresel güçler tanrının tepkisiyle karşılaştılar. Rusya ve batı Ukrayna üzerinden savaşa girdi. İnsanlar şimdi sıçak olduğundan olayın farkında değil ilerleyen yıllarda bu güç savaşını daha beli,rgin hissedecekler. Küresel güçler gerilerken Türkiye bir zaman sonra küresel bir güç olarak ortaya çıkacak. Dünya’da ikinci bir kriz dönemi, iklimsel olarak kuraklık ve sonuç olarak yaşanacak yedi yıllık kıtlık dönemi görülecektir.
    · Erdoğan, Metin Feyzioğlu'nun hareketine karşılık resti çekti ve bir daha bu tür açılış ve toplantılara katılmayacağını açıkladı. Bu tür protokollerde şamar oğlanı olmadıklarını belirten Erdoğan vesayetin kulüpleri olan kurumlara resti çekti. Erdoğan: Dün yapılan bu saygısızlık, tek bir şahsın değil, bir zihniyetin değişmez ruh halidir. Her yıl dönümlerinde biz nezaketle kutlamalara katılıyoruz. Birileri bunu fırsat olarak görüp, fırça çekebileceği imkan olarak görüyor. Siz kimsiniz ya, siz kimsiniz? Siyasete ayar verme cüretini kendinizde görüyorsunuz. Biz beş yılda bir milletin huzuruna çıkacağız. Hatalarımızın hesaplarını millete vereceğiz. Biz bu ülkede siyasete itibar kazandırdık. Bu itibarın zedelenmesine, çiğnenmesine asla izin vermeyeceğiz. Siyasetin alanının daraltılması özlemi içinde olanlara fırsat tanımayız. Bu makamda olduğum sürece bundan böyle bunların konuşacağı yere hiçbir zaman katılmam. Ne adli yıl açılışına ne diğerlerine.
    Bunların burada konuşma hakkı olmadığı halde bunlara söz veriyor. Bunların orada konuşma hakkı yok.

    · Türkiye’de sermayenin haksız sahibi Koç’tur. Üçlü itilafın Türkiye mandalığını yapan Fransa bu zenginliği ve temsili Koça verdi. Koç’a sermayeyi kurtuluş savaşında Anadolu halkına karşı savaşan ve türk soykırımı yapan ingilizler ve Fransızlar vermiştir. Erdoğan Koç’a yumuşak ve samimi çağrılar yapsa da koç hala bozguncularla hareket etmektedir. Erdoğan küresel bozgunculara ve ülkesindeki temsilcilerine hak yola gelmelerini davet etmektedir. Bozgunculuk ve haksızlıktan çok doğruluk ve adil paylaşımcılıktan kazancının daha çok olacagını söylemiştir. 2012’ye kadar Türkiyenin gelirini yüzde onluk kesim yemekteydi. Müthiş bir gelir adaletsizliği ve paylaşım vardı. Erdoğan ile zamanla bu uçurum ortadan kalkmaya başladı. Erdoğan doğruluk dürüştük ve paylaşımcılığın daha çok kazandıracağını söylerken aslında dinsel ana bir temayı işliyordu. Tabi ki eski küresel düzenden beslenen ve bu düzenin bir kolu olan Koç doğru yola yanaşmayacaktır. Eski haksızlık düzeninin kazandırdığına inananlar mutlaka batacaktır. Çünki yeni dünya yeni düzene gebedir. Hak yola gelmeyenler bitecek. Dünya malından yüz çevirmeyenler hala sahip olmak için çabalamaktadırlar. İnançsızlar batmaktan ve kazanamamaktan korkuyorlar.Erdoğan’ın çağrılarına kulak vermeyenler mutlaka batacaktırlar.
    · Cumhurbaşkanlığı seçiminde halk Ekmeleddin İhsanoğluna hayır diyerek Amerika ve İsrail yönetimine hayır diyecektir. Cumhurbaşkanlığı seçim sonucunda halk seçimini yapacak. Yıllarca dünya için aldatılan sahte siyonizm ya da ahiret için gerçek Siyonizm. Yani ya batılı güçlerin tarafında olacaklar ya da inananların tarafında olacaklar. Halk Erdoğan’ı seçecek ve gerginlikler iyice artacak. Ve halk Erdoğan’ın ardında sağlamca duracak.
    · Erdoğan’ın Avusturya gezisi sonucu Avusturya gündemi ve basını uyum konusunda karıştı. Avusturya medyasında sürekli açıklamalar ve tekrar takrar milletvekili açıklamaları gözlendi. Yine Erdoğan2a fatura kesildi. Erdoğan her gittiği yerde aynen böyle değişimler yaratacak. Her konuşması bir kapıyı aralayacak. Çok yerde iyileşmeler ve çözüm süreçleri gözlenecek.
    · Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca dünyaya yönelecek. Aynı Türkiye’yi nasıl düzelttiyse dünyayı da düzeltmeye başlayacak. Cumhurbaşkanı olunca dünyaya daha çok vakit ayırıp dünya sorunlarıyla ilgilenecek. Erdoğan küresel değişimi gerçekleştirirken karışıklık, tepki ve kaos artacak. Bu arada afetler de tavan yapacak. Çünkü tanrı halklarına saldırılmasına karşılık verecek.
    · Ege denizinde Yunanistan ile Türkiye arasında bir gerginlik yaşandı. Böyle bir durumu kullanmak isteyen küresel bozguncular Türkiye’nin büyümesini ve istikrarını durdurmak istediler. Yunanistan hükümetine yüklü bir yardım yapacağını vadeden ve önden de ödeme yapan Amerikalı israil lobisi Türkiye-Yunanistan savaşı planladılar. Bunun üzerine bölgede büyük bir deprem oldu. 2014 mayıs ayında 6,5 luk bir deprem tam bir Tanrı uyarısı niteliğindeydi. Ama insanların çoğu bunlardan habersizdir.
    · Küresel bozguncular Türkiye’deki yandaşlarına Soma maden faciasını bahane edin. Dediler. Hükümeti düşürün, Erdoğan’ın gitmesini sağlayın, olaylar çıkarın Erdoğan’ı istifa ettirin, yargılayın dediler. Ama çabaları yine boşa çıktı.
    · Erdoğan’dan dolayı Türkiye’ye bir ülke olarak devlet olarak saldıramıyorlar. Çünkü küresel kamuoyunda bu hiç meşru olamayacaktı. Bu nedenle her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de muhalifleri ayartıyorlar. Hakka ve Erdoğan’a karşı kışkırtıyorlar. Ayrıca küresel kamuoyunda da Erdoğan hakkında sürekli olumsuz karalama kampanyaları devam ediyor. Bir açıdan Türkiye’ye karşı meşru saldırı zemini de oluşturulmaya çalışılıyor. 11 Eylül ile Ortadoğu’ya savaş nasıl meşru bir zemine sokulmuşsa Medine’ye yani Siyon’a yani Türkiye’ye de savaş için meşru bir yol arayacaklar.
    · Erdoğan ve halkını iyice sıkıştıracaklar. Erdoğan ve anlayışını iyice karalayacaklar. Yalanlar o kadar çok ve sayısız olacak ki insanlar neyin doğru olduğunu bulamayacaklar. Küresel iletişim ve medya bozguncuların kontrolünde olduğundan dolayı sürekli deccalin sesi duyulacak. Yani yalan, batıl, haksızlık, komplo ve iftiralar ard arda dizildiğinde küresel kamuoyu bozguncuların sanki haklı ve doğru yolda olduğuna inanacak. Erdoğan zalimlere karşı iyice sıkışacak. Doğruluk çaresiz kalacak. Münadi rüyasını insanlarla paylaşır. Rüyasında volkan duman çıkarıyor. Neredeyse patlayacak. Önce bir hortum çıkıyor. Tanrı Erdoğan ile insanlığın sorunlarını gideriyor. Savaşlar ve sıkıntılar azalıyor. Yeni düzen inşaa ediliyor. Bu düzen kurulurken yedi yıl geçiyor. Yedinci yılın sonuna kadar gerilim zirve yapıyor. Erdoğan ve ülkesine saldırı kararı aldıklarında yedinci yılın sonunda tanrı yeryüzündeki tüm inançsızları temizliyor. Kitlesel ölümler büyük bir yıkım yaşatıyor.
    · Eski küresel düzen çökerken her şey bitiyor olarak algılanmasın. Bu çark devam edecek ve iyiler yeni bir düzen kuracak. Tanrı yumuşak bir geçiş ile iyilere bu düzeni kurdururdu. Ancak insanlar tanrının varlığını fark edemezdi. Tanrı kendini farkettirmek ve kendisi için çalışılması için değişim tıkanmasına müsade etti.
    · 2008 küresel krizinden sonra 2014’e kadar küresel görünür güçler etkinliğini yitirdi ve gitti. Dünya en tehlikelilerle başbaşa kaldı. Geri plandaki yönlendiricler ortaya çıktı. Dünyada her bölgenin bir yetkilisi vardı.
    · Suriye’de, Mısır’da, Afganistan’da, Pakistan’da,Yemen’de, Filistin’de, Irak’da, Nijerya’da, Mali’de, O.A.Cumhuriyetinde tüm Afrika’da Müslümanlar inananlar öldürülüyor. Türkiye’de de Erdoğan’ı yıkmaya çalıştılar. Gezi olaylarıyla, komplolarla, sokak çatışmalarıyla yıkmaya çalıştılar. Bütün bunlar üzerine tanrı öfkelendi. Tanrı halklarının öldürülmesi üzerine bütün bir ordusuyla inançsızlara saldırmaya başladı. Tanrı ordularıyla afetler gerçekleştiriyor. İnsanların çoğu bu gerçeklerin farkında değil. Dinsizce ‘iklim değişikliği işte’ diyorlar.
    · Değişen dünya düzenine karşı kafirler ne olacak, nasıl olacak böyle giderse neler yapmalıyız gibi sorular soruyorlar. Kendi bozuk düzenleri yıkılırken kurtuluş receteleri arıyorlar. Her türlü oyunu ve komployu kuruyorlar. İblis taraftarlarını bir cephe olarak ayartıyor. Ve yollarından dönmemelri için azimle çabalamaları gerektiğini vurguluyor. Kafirler eski düzen kurulurken yeni düzeni eleştiriyorlar. Mazlum ve doğrucu halkları kötülüyorlar. Yalan ve iftira sürekli kullanılıyor. Muhalif olmanın etkisiyle herşeyi eleştiriyorlar. Onlar sizin dininiz size bizim dinimiz bizedir. Biz size inanıcı değiliz. Artık hep size muhalifiz dediler.
    · Afetlerden ve savaşlardan dolayı yatırımlar Türkiye’ye gelecek. Türkiyede istikrar katlanacak. Küresel sermaya Türkiye’ye akmaya başlayacak. Türkiye evrensel değerlere sahip çıkarak dünyanın yeni küresel gücü olacak. Dünyanın yeni jandarması yeni halifesi olarak çalışacak. 1000 yıl egemenlik sürecek.
    · Allah Erdoğan’ı yıkmaya çalışan herkesin ayağını kaydırdı. Hakka muhalif olanları gönderdi. Erdoğan’a düşmanlık besleyenler makamından düştü veya kazancını kaybetti. Toplum içinde değer kaybetti.
    · T.Erdoğan’ın gelişiyle Türkiye yükselişe geçti. Türkiye dünya siyasetinde de çalışarak harekete geçti. Bu arada Türkiye’de ve dünyada da muhalifler ve küresel güçlerde çalışmaya başladı. Türkiye’nin bu yükselişi dünyanın yoğun bir çaba içinde çalışmasına yol açtı. Ayrıca Türkiye dünya ülkelerini sadece kazanca yönelik bir anlayıştan çıkardı. İnsanlığın sorunlarına yönelerek bir başkanlık sıfatını giydi. Bu arada küresel güçlerde yoğun bir tempo ya girerek insanlığın sorunlarını ele almaya başladı. Ne kadar onlar çabalasa da Türkiye gibi gönülden insani değerleri sahiplenmiyorlar. Onlar egemenliğimiz gitmesin diye çabalıyorlar. Küresel güçler Erdoğan gelmeden önce hem insanlık adına iş yapmazlardı hem de bu işi gerçekten yapan ve bilen değillerdi. Evrensel değerleri inançsızlıkları gereği bilmediklerinden bu yolun hizmetçisi değillerdi. Yakın zamanda insanlık çok şeylere şahit olacak. Bu insani değerlerden yoksun egemenler kaybedecekler. Obama ve küresel güçler şimdi iş yapıyorlar dünya için koşturuyorlar ama dünyalık yaşadıklarından dolayı evrensel değerlerin halifeliğini yürütemezler.
    · Her şey çok hızlı değişecek. İklim değişikliğini yüz yıl gibi bir dönemde beliyorlardı. Bekledikleri afetleri 5 yıl içinde yaşamaya başladıklarında şok geçirecekler. Önce dünya yaşananlara ve küresel psikolojiye bakmalıdır.
    · İklim değişikliğine ve afetlere karşı tedbirler almaya kalktılar. Hiç sorgulamadılar kendilerini. Dünyayı ve insanlığı ne kötü bir hale getirdiklerini hiç düşünmediler. Tanrıyla, doğayla melekler ile nasıl mücadele edeceklerini düşündüler. Afetlere karşı nasıl tedbirler alabiliriz çalışmalarını yapıyorlar. Erken uyarı kaçma vce korunma çalışmaları yapıyorlar. Bozguncuların ülkelerinde afetler ve belalar doğal hayatları haline gelmiş. Flimlerinde sosyal yaşamlarında afetleri sürekli işliyorlar. Sonlarının ne olacaklarını biliyorlar sanki. Korkuyorlar, kötü yollarıda bırakmıyorlar. Afetleri eğlenceli bile bulanlar var. Halen de inanan halklar ile mücadele ediyorlar.
    · Afetleri müslüman ülkeler veya müslüman olmayan ülkelerin başına gelenler olarak sınırlamak ve ayrım yapmak yanlış olur. Her ülkede inanan ve inanmayan milletler var. Mesela Türkiye’deki gibi inançsız olan CHP zihniyeti her ülkede vardır. Şehir ve yerleşim olarak nüfusları azlık çokluk gösterir. Mesela izmir sellerden ve afetlerden daha çok etkilenecektir. Afetler her ülkede inançsızları vuracaktır.
    · Doğruluk ve iyilik 2014 de harekete geçecek. Tam yedi yıl boyunca güç kazanacak. 2023 yılında doğruluk ve iyilik egemen olacaktır.
    · İslamın beklediği münadi, hristiyanların beklediği yahya peygamber, yahudilerin beklediği ilyas peygamber, geçmiş diğer kavimlerin beklediği kahin, tüm kutsal kitapların söylediği gibi boruya üflüyor. Gökten ilk ses geldi. Münadi ve mehdi 2010-2020 aralığında açıkça ortaya çıktı. İkinci ses kıyametin sesi olacak. Münadi’nin soyundan bir genç kıyametin yaklaştığını duyuracak. İnsanların yaşanabilir yerlere göç etmeye başlamasıyla ses duyulacak yaşamın sonunu müjdeleyecek. Ve önce gökten duman vakası yaşanacak ve güneşin batıdan doğması gerçekleşecek ve hemen akabinde güneşin feri azalacak.
    · Tanrı kendiliğinden mehdi’nin ordusunu oluşturuyor. Işid, boko haram, Suriye ve Libya muhalifleri, Mısır’da müslüman kardeşler gibi küresel bir Mehdi taraftarlığı ortaya çıkıyor. Yavaş yavaş Erdoğan’ın taraftarları ortaya çıkıyor. Bir hadisinde çok uzakta olsanız sürünerekte olsa mehdi’nin ordusuna katılın hadisini duymuşsunuzdur. Tanrı yoluna girildiği bir dönem yaşanacaktır.
    · IŞİD’i ve Boko haram’ı terör olarak niteleyen batı medyası bilinçli bir siyaset gütmektedir. Bu bir irade hırsızlığı algı yönetilmesidir. İnanan bölge halklarını terör olarak göstermeleri yanlıştır. Küresel güçler yandaş sömürgeci yönetimlere agır silah desteği vererek asıl terörü onlar oluşturmuyor mu. Küresel terör küresel güçlerden çıkıyor. Yönetimleri bırakmak istemiyorlar. İnsanları halkları öldürüyorlar. Kaynakları sadece kendileri yemek istiyor. Bu nedenle halkları bastırıyor ve terör olarak niteliyorlar.
    · Işid, Boko Haram gibi ülke ve kıtalarda eski küresel düzene karşı ayaklananlar hızla güç kazanacakken tam bu sırada Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olmaktadır. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığıyla dünyaya yöneleceği ve bu küresel uyanış ve harekete öncülük edeceği kaçınılmazdır.
    · Işid mehdi’nin ordusudur. Kendiliğinden oluşmaktadır. Erdoğan dünya siyasetine etkili bir lider olarak girmektedir. Erdoğan mehdi’lik rolünü üstlenmiş bir halde cumhurbaşkanı adaylığıyla dünyayı değiştirecektir. Değişim Afrika’da ortadoğu’da ve tüm kıtalarda başlamış haldedir.
    · 2015-2019 yıllarının kış ayları çok çetin geçecek. İnsanlar buzul çağına mı girdik diyecekler. Şiddetli don olaylarında çok insanlar ölecek.
    · Peygamber bir gün mehdi dönemini merak ederken uyur.. Rüyasında mehdi dönemine ait birtakım rüyalar görür. Beydağ’da deccal’in bir ordusunun toprak altında kaldığını görür. Peygamberin rüyasındaki Beydağ o dönemin mekke’sine göre nereyi nitelemektedir tam kestiremiyoruz ama günümüzde bilinen bir yeri nitelediği kesindir. Beydağ,ı Türkiye civarlarında bir yer olarak anlamaktayız. Peygamberimizin hadislerindeki Beydağ’ o dönemin özelliğine göre bir yeri nitelemektedir. Beydağ’da Deccal’in bir ordusunun toprak altında kalacağını söylemişti. İnananları yok etmek için ordusunu toplayan Deccal Beydağ’da tanrının azabıyla karşılaşacak. Tüm ordu çökme depremle toprağın altına alınacak. Tanrı toprağın altına alarak onları garkedecek. Bu olay 2015-2019 arasında görülecek. Belki de Türkiye’ye karşı birliklerini toplayanların başlarına böyle bir bela gelmesi muhtemeldir. Çünkü Gelecekte Türkiye’ye karşı bir savaş ihtimali oluşacak. İnananların merkezi olan Türkiye’yi yok etmeye çalışacaklar. Küresel güçler birliklerini toplayacaklar. Tam saldırıya geçecekleri anda Anadoludan ve Erdoğan’dan yükselen dualarla ordu yerin altına gönderilecek. O gün Tanrı öfkeli ve halkına sahip çıkmak için ateş püskürecek. Kesinlikle taraftarlarını koruyacak ve kollayacak.
    · Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimine giderken tam bu dönemde Flistin- İsrail gerginliği artıyor. Kader ve yaşanacak olaylar da tanrı tarafından gerçekleştiriliyor. İsrail-Flistin gerginliği iyice artacak. Erdoğan hakkın, inananların ve mazlumların tarafında olacak. Dünya kamuoyunda Türkiye- İsrail gerginliği ön plana çıkacak. Dünya iki kutuplu hale gelecek. Tanrının tarafında olalar ile şeytanın tarafında olanların mücadelesi artacak. Tohaftır ki israil zihniyeti tanrı yolunda olduğunu sanarak Siyonizmin peşindedir. Erdoğan zihniyeti küresel barış ve adaletle tanrı yolu çizmektedir. Ve gerçek siyonizmi tanrı getirecektir. Tüm dinlerdeki kutsal bilgiler afetlerin en üst seviyede yaşlanacagı ve tanrının kendi krallığını kendisi kuracagı söylenir. Tanrı bir taraftyan Erdoğan ile gerçekleri haykırırken diğer taraftan afetlerle değişimim gerçekleştirmekte ve tanrının krallığını kurmaktadır.



     

Bu Sayfayı Paylaş