Hz. Muhammed Mustafa (sav)

'Fun Club ve Birlikler' forumunda Miм'e αşıк вiг иuи'uм. tarafından 21 Ağustos 2011 tarihinde açılan konu

  1. Miм'e αşıк вiг иuи'uм.

    Miм'e αşıк вiг иuи'uм. <font face="Tahoma"><b>Umutlar her zaman bâkidir a

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    12,370
    Ödül Puanları:
    36
    Allahu Teala günahlarından tevbe eden GENCi elbette sever. HADİSİ ŞERİF
     
  2. Miм'e αşıк вiг иuи'uм.

    Miм'e αşıк вiг иuи'uм. <font face="Tahoma"><b>Umutlar her zaman bâkidir a

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    12,370
    Ödül Puanları:
    36

    ANLATAMAM SENİ YA RESÛLALLAH

    Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-

    Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni
    Ama sen yoktun...
    Haber göndermişsin
    -Kardeşlerime selam olsun- demişsin...
    Seni göremeyen kardeşlerine selam
    Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah.

    Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,

    Sen ki dört mevsim açan gül,
    Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,
    Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.
    Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,
    İsmi Allah la yazılacak kadar şereflisin.

    Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken

    Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende...
    Selam vermeyi çok sevmene rağmen
    Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.

    Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,

    İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.
    Can düşmanlarının malını emanet ettiği,
    Sözüne güvendiği emindin sen

    Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen

    İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.

    Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,

    İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından

    Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?

    Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?
    Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin...
    Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.

    Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !

    Gel ey nebi.
    Gönlümün bozkırları seni bekler.
    Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
    İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
    Benim sevgim nedir ki?
    Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
    Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
    Sana öylesine muhtacım ki...
    Ölesine muhtaç...

    Ferda Mirace Can
     
  3. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed



    Allâhümme enzilhül mak'adel mukarrebe indeke yevmel kiyâmeti
     
  4. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    [​IMG]



    Güllerin Efendisi Muhammed (S.A.V)
    Güllerin efendisi ey Muhammed
    Gel rüyama bir gülümse,bir tebessüm et
    Bana doğru yolu birde sen öğret
    Güllerin efendisi ey Muhammed


    Bir gül aldım,sordum seni ona
    Anlattı seni bana doya doya
    O bizim efendimiz dedi bana
    Güllerin efendisi ey Muhammed


    İslamiyet i yaydın herkese
    Doğru yolu gösterdin bizlere
    Allah’a giden en doğru yol İslamiyet te
    Güllerin efendisi ey Muhammed


    Gel rüyama göreyim bir kez olsun,
    O nurlu yüzünü
    Göreyim seni içim nur dolsun
    Güllerin efendisi ey Muhammed


    Her güzellik sensin ey Muhammed
    Adı güzel,kendi güzel
    Kalksa perdeler görsem yüzünü
    Güllerin efendisi ey Muhammed


    Sen doğdun putperestlerin bile ateşi söndü
    Allah yolundan çıkanların dünyası döndü
    Senin çok kişi Allah a secde etti
    Güllerin efendisi ey Muhammed
     
  5. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    [​IMG]

    Gül olmasaydı, alemler yaratılmazdı... Rahmet yüklü hidâyet bulutları, Âdemoğlunun yüreğinde karar kılmazdı... Allah (c.c.), hakkıyla anılmaz; Kur’ân, gerçek mânâsıyla anlaşılmazdı… Hilâl’in ışığı yanmaz, zifirî karanlıklar aydınlanmaz, gurûbu olmayan şafaklar ufka dayanmaz ve insanlık İslâm şerefiyle bahtiyâr olmazdı...

    “Gül” olmasaydı,
    Hira Dağı Cebel-i Nûr olurken, gecelere bürünmüş Mekke semâları uyanmazdı gül yüzlü bir sabaha… Serâ da, süreyyâ da âyet âyet dokunan yeni bir diriliş muştusuyla tekbir almazdı bir daha… İnsanlar, semâvî sevdâlarla serfirâz olmak, vâhyin emsâlsiz güzelliklerinden feyz almak için yol bulamazdı en kutlu felâhâ… Medine’den yayılan İlâhî dâvet, bütün dünyayı kuşatmazdı… Aşkın mi’râcına çıkan gönüller, aklın verâsına ulaşıp secdekâr olmazdı…

    “Gül” olmasaydı,
    “Müjdeleyici”, “davetçi”, “şahit” ve “uyarıcı” olarak gönderilen Hâkikât Güneşi (s.a.v.) ufkumuza doğmazdı… Dînin, duânın ve ibâdetin nûru sînelerimize sağanak sağanak yağmazdı… Kâinata dar gelen Rabb-i Rahîm’in aşkı yumruk kadar bir kalbe sığmazdı… Yürekler “Allah” nidasıyla dalgalanmaz, diller her nefeste şükrederek Hakk’ı anmaz, gönüller Muhabbetullah aşkıyla alev alev yanmazdı... Ve insanlık, sevginin bütün kapıları açtığından hiçbir zaman haberdâr olmazdı...

    “Gül” olmasaydı,
    O’nu gören gözler “Sahâbî” sayılmaz, “Ashâbım gökteki yıldızlar gibidir” hadîsi duyulmaz, Hz. Ebûbekir (r.a.) “Sıddîk” unvânını almaz, Hattab oğlu Ömer (r.a.) adâlet timsâli “Ömerü’l-Fâruk” hâline gelmez, Hz. Osman (r.a.) “Zinnûreyn” diye çağrılmaz ve “İlmin kapısı” Hz. Ali(r.a.)’nin kılıcı da “Zülfikâr” olmazdı...

    “Gül” olmasaydı,
    “Hayra davet eden” sonçağrıyı işitemez, “Çöle İnen Nûr”un hâlesi olmaya gidemezdik... Sevdâ yaylasından Mevlâ’ya ulaşan yolun bidâyetinin de, nihâyetinin de O’nun “İz”inden geçtiğini idrâk edemezdik… İç âlemimizde çözülmeyi bekleyen binlerce buzulun, kalbimizi neden mesken tuttuğunun ve nasıl çözüleceğinin sırlarını asla çözemezdik… Yüreğimizdeki kin ve nefret dağlarını hâk ile yeksan etmeyi, nefsanî arzuları dizginlemeyi, kalbimizi işgal eden buzulları îman ateşiyle eritmeyi “Gül” olmadan katiyyen öğrenemezdik… Kalplere ‘Gül Cemresi’ düşmeden dünyamıza bahar gelmez ve cennet-âsâ baharların getirdiği yemyeşil bir sevdânın nûru yüreğimizi gönül hâline getirmezdi… O’nun kâinata can veren muhabbeti olmasaydı; gözyaşlarında dalgalanan rahmet ummanları gönül sahillerimize vurmaz, duâlar kıyâma durmaz, seher vakti âşıkların “Hû, Hû”lara karışan “Âmin”leri duyulmaz ve yürekler İlâhî aşka giriftâr olmazdı…

    “Gül” olmasaydı,
    “Ölmeden evvel kendimizi hesaba çekmeyi”, “ölümle uyanmadan önce” Müslüman olarak yaşamayı, “Allah (c.c.) için sevmeyi ve Allah (c.c.) için buğzetmeyi”öğrenemezdik… “İnsana teşekkür etmeyen, Allah’a şükredemez” kıstasını idrak edemez, ”Mahlûku sevmeyen, Mâbudu sevemez”, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” ölçüsünü öğrenemez, “Din kardeşliğinin kan kardeşliğinden daha önemli olduğunu” bilemezdik… Böyle olunca; “Ebâbil Kuşları”nın aşkına meftûn olan mâhur düşlerimiz hüzzama döner, hayatımız hüsrân denizinde boğulur, umutlarımız karanlığın girdabında kaybolur, kelâmın tahtı devrilir ve“Âlemlere Rahmet” olan“En Sevgili”ye “Yâ Muhammed cânım arzular Seni” ikrârımız aslâ âşikâr olmazdı...

    “Gül” olmasaydı,
    Kullar, “Sırât-ı Mustakîm”i bulamaz, yıllar “Asr-ı Saadet”i bilemez, yollar Kıble’de karar kılamazdı... Dünyaya köle olup irtifa kaybedenler, gurur ve kibirde zirveye çıkanlar, Gayyâ kuyularından kurtulamazdı… Nefse tutsak olan duygular yüzünden onlarca parçaya bölünen yürekler; “bir kızıl goncaya” dönene kadar kanasa bile, gönüller bir türlü gül bahçesine dönemezdi… Ve “Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi ” diyen çile harmanları “Aşk-ı Hakîki”den nasip almaz, gönüller aşk ile tâcidâr olmazdı...

    “Gül” olmasaydı,
    Ay’ın yüreğine değen O Şefkatli El’in mübârek parmağıyla, mehtabın titreyen gamzesi ikiye bölünmezdi…Î’lây-ı Kelîmetullah aşkına yelken açıp, gönül fethi için sefere çıkanların, zamansız mekânlara ve mekânsız zamanlara yaptığı sır dolu yolculuklar bilinmezdi… Mâverâ aşkıyla düşlerine kanat vuranların gönül seccâdeleri, müjdeli şafaklara serilmezdi... Gözler, “Karanlık Gecelerin Nurlu Sabahı”nı görmez, “her zorluğun yanına bir kolaylık” varmaz, her hüznün içine bir huzur girmezdi… Tefekkür, tezekkür, tenevvür, tekemmül ve tevekkül el ele vermez; ayrılık vuslata, zayıflık tâkate, ölüm hayâta bestekâr olmazdı…

    “Gül” olmasaydı,
    Beşeriyetin kanayan yaraları gül yaprağıyla sarılmaz, yetimlere, öksüzlere, mazlumlara ve mağdurlara merhamet edilmez, insanlara müşfik davranılmazdı… İnsanların hayatında firkat içinde yeni bir firkat kıyama durur, gözbebeklerine en kasvetli hüzünler oturur ve amel defterlerinde günahkâr gölgelerin nabzı vururdu… Katran siyahı küfür gecelerinden, îmanın âsûde iklimine varılmazdı… Karanlığın kalbine nûrânî imzalar atılmaz, Hilâl’in hükmü kalmaz, Kıble’yi kimse bilmez ve gecenin siyah perçemlerini aydınlatan ay yüzlü sevdâlar efsûnkâr olmazdı…

    “Gül” olmasaydı,
    İlmi farz, tefekkürü ibâdet telâkki eden bir mukaddesâta sırtımızı dönerdik… Biz; gül diye dikenleri dermeyi, umut dağıtmak yerine hazan bahçelerinde gazeller toplamayı şiâr edinirdik…Gül rengi diye ateşlere sarılırdık… Hazan sarısına dönerdi hayallerimiz… Yürekler sevdalanmaz, gönüller yanmaz, kışta gelenler baharı soluklamaz, kul ölümsüzlük şerbetini yudumlamaz, hâl ehlinin cümle eksikleri aşk ile tamamlanmaz ve ehl-i dil, dildâr olmazdı…

    “Gül” olmasaydı,
    İnsanlığın gördüğü en muhteşem inkılâb gerçekleşmezdi... Ruhumuz, Mâverâ’ya kanat çırpmaz, kalbimiz “Allah” aşkıyla çarpmazdı...

    “Gül” olmasaydı,
    Azgın tufanlar içinde âciz kalan bîçâreler, çâresizliğe göğüs geremezdi... İnsanlar ebedî barış ve kurtuluş menzîline eremezdi... Hayırlar fethedilmez, şerler defedilemezdi… Gönül tellerimize dokunan mızraplar ferâhnâk nağmeler veremezdi… Ruhların ölümden vâreste olduğunu, kışın bahara, gecenin nehâra, vefâtın dirilmeye bir beste olduğunu anlayamazdık... Bâkî olanı unutup, fânî olanlar için “âh etmeye” devam ederdik… Canlar cânı”nı bilemez, “Ballar balı”nı bulamazdık… İstikbâlimizde “Gül” yüzlü bahar, bakışlarımızda “Gül” mushaflı nazar, kalbimizde ‘Gül Yüzlü Yâr’ ve gönlümüzde “Vâreden”in aşkı vâr olmazdı…

    “Gül” olmasaydı…

    ALINTI
     
  6. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    [​IMG]


    Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiği
    prizmada.
    Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna;
    aşkın o aynanın cilası idi hani.
    Güzelliğin olmasa efendim,
    aşkı hiç bilmeyecekti cihan;
    aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı.
    Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına
    durmuştu efendim...
    Ve sen gitmiştin...
    Sevgili!
    Derd ile ağlayandın; hem derde salandın!..
    Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin.
    Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın.
    Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş,
    "Lâ" ile "Illa"yi i'câz ile sen dillendirmiştin.
    Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü;
    Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine.
    Artık düşmanlarımız dostlar arasında;
    dostumuz düşman içinde.
    Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda.
    Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk...
    Sana muhtacız!..
    Sana en fazla muhtacız.
    En fazla sana muhtacız.
    Uyandır bizi uykumuzdan...
    Gel ey sevgili!
    Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.
    Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden...
    Sana muhtacız...

    Sana en fazla muhtacız...


    İskender Pala
     
  7. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    Bütün şiirlerde söylediğim Sensin
    Suna dedimse Sen, Leyla dedimse Sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin, Belkıs'ın
    Kuşlar uçar Senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
    Ey gönüllerin en yumuşağı, en derini
    Sevgili

    En sevgili, Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim
     
  8. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana.

    Elimin müjdesi, dilimin muştusu,
    Gönlümün hakikat ruhu, ufkumun kahramanı, dünyamın zimamdarı,
    Hilkaten fatiham, Nübüvveten hatimem, ezelen ve ebeden Efendim.
    Varoluş varlığım, gül çağında gül ıtırım,
    Gül Efendim



    533x399px and 182KB orijinal görüntüsünü görmek için buraya tıklayın.
    [​IMG]

    Canların cananı, güllerin gülistanı,
    Sonsuzluk aşkımın nur-u ummanı, gönül dünyamın mihveri,
    Hayat eksenimin odağı, en mühim nokta-i nazarım,
    Her halükarda başvuru kaynağım, rehberi furkanım,
    Yegane sığınağım, barınağım ve limanım,
    Gül Efendim



    574x431px and 64KB orijinal görüntüsünü görmek için buraya tıklayın.
    [​IMG]

    Tesellim, bahar iklimim,
    Hayatıma hayat sunan biricik modelim,
    İnsanlığın iftihar tablosu Hazreti Peygamberim,
    Âlemlere rahmet olarak gönderilen,
    İnsanlığa armağan olarak vazifelendirilen,
    İlâhi ikramım, canım, cananım,
    İnsanlığa, insanlığı ve imanı soluklayan muhbir-i sadıkım
    Gül Efendim



    Teri gül kokan, gönlü gül kokan, ömrü gül kokan,
    Gül Efendim


    Tebliğden önce temsil gücüm,
    Korkutmayan, ürkütmeyen, nefret ettirmeyen, sevdirenim,
    Zorlaştırmayan, kolaylaştıran, iyilikle, güzellikle davrananım,
    İnsanlık âlemine nümune-i imtisalim,
    Muhabbetiyle, hoşgörüsüyle, yaklaşımıyla,
    Eşsiz özellik ve güzelliğiyle yaşayan Kur’ân’ım,
    Gül Efendim


    Başlara baş, kalplere ilaç, ruhlara ışık ve ufuk,
    Rengime renk, çizgime çizgi, ölçüme ölçü,
    Renk, renk, huy, huy, çizgi, çizgi, yol, yol izdüşümler halinde,
    İçimde, metafizik yönümde yaşayanım,
    Gül Efendim


    Ahengim, rengim, özümde biçimlenen irfanım,
    Hayat seyrimin fethi, damarlarında dolaşan imanım.
    Kafa, kalp ve ruh bütünlüğümde şekillenen Sultanım,
    Beni nice ümitlerle hülyalandıran hayalim, gerçeğim,
    Düşüm, gülüşüm.
    Gül Efendim


    Gecelerimin ışığı dolunayım, gül baharım,
    Nazenin fidanlarımın üstünde çiçek çiçek açıverenim,
    Şafak serinliğimi, bakış derinliğimi dupduru sularıyla yıkayanım,
    Kutlu zaman dilimim, ölümsüz bahar atmosferim,
    Sevgi oymağımda sevincim, sevgilim,
    Hiç başımı yastığımdan kaldırmadan, gözümü kırpmadan,
    Asırlarca sürüp gitmesini istediğim tatlı rüyam,
    Misk-i anberim, solmayan boyam,
    Dimağımda elvan elvan lezzetim, izzetim, şerefim,
    Gül Efendim


    Ahmedim, Mahmudum, Muhammedim,
    Halık-ı Yezdanımdan, Sultan-ı Müeyyedim.
    Gül Efendim


    Hayatımın siyeri, vasfımın şemaili,
    Yakınlığına yakınlığımın ifadesi hilyem,
    Şanına layık mi’racım, namına layık mesnevim,
    Terennümlerim üzerine bestelenmiş ilahim,
    Kağıt kağıt, kalem kalem, kitap kitap, söze layık, kelama layık,
    Aşkım, vecdim, muhabbetim,
    Gül Efendim


    Gönlümün gülü, sinemin sünbülü,
    Yüreğimin bülbülü, derdimin dermanı, ruhumun fermanı,
    Nazlı ve nazenin gözbebeğim, nur-u dilaram,
    Andelib-i Zişanım, sevda iklimim, güzel kokan mevsimim,
    Rahman ve Rahimin kudretiyle, İbrahimce, Ahmedi nefesli yarim,
    Gül Efendim


    Güneşim, yıldızım, ışığım,
    Medine’deki nurum, ak kalbime Banu Cihanım,
    Güçsüzlüğümün gücü, çaresizliğimin çaresi, şanım,
    Gül Efendim


    Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana
    Gül Efendim


    Senin olmadığın yıllarda,
    Çölün ortasında alevler almış başını gidiyordu.
    Küfürler kavurarak, har vurup harman savuruyordu.
    Gündüzler anlamını yitirmişti.
    Geceler büsbütün yalanları solukluyordu.
    Dalga dalgaydı nefesler, kısılmıştı, titrek titrekti sesler
    Gündüzler de, geceler de hiç yaşanma imkanına erişemediler,
    Yetimdi sözcükler ve sevgiler, acılar besteliyordu yürekler
    Cahilce işleniyordu cinayetler, kızlarını diri diri toprağa gömüyorlardı babalar.
    Cinnet karargahına dönmüştü kalpler, hırpalanmıştı bünyeler,
    Hor hakir görülüyordu, insandan bile sayılmıyordu kadınlar,
    Çarmıha geriliyordu masum ve narin kelebekler,
    Hayat hakkını bulamıyordu bebekler, körpeler
    Güçsüzlerin gücünü emerek güçleniyordu güçlüler,
    Dünyaya dünya olduğunu hissettirmediler,


    Özleminle dolup taşıyordu özlem yüklüler,
    Senin olmadığın yıllarda, zamanlarda,
    Gül Efendim


    Ah keşke ne olur hep aşkınla oturup aşkınla kalkabilsem,
    Ruhların yükselişleri gibi ufuklarında dolaşabilsem,
    Ne yapıp edip de taa iç dünyalarına derinlemesine akabilsem,
    Mecnun gibi arkandan yorulmadan koşabilsem,
    İçime bir kor gibi düşerek, ocaklar gibi yanabilsem,
    Sensiz geçen her türlü acılardan ah bir kurtulabilsem
    Gül Efendim



    Yine karanlıklar bastı, ışıklar kesildi, ipler gerildi,
    Bulutlar üstümüze karargah kurdu, çıkmaz sokaklar çoğaldı,
    Yollar çatallandı, insanlar yoruldu, daraldı, bunaldı,
    Varlık içinde yokluk çektiriliyor can taşıyanlara,
    İmdat çığlıkları dağlar boyunca dalgalandı,
    Kara çizgiler belirdi kara bahtımızda,
    Yitirdik kendimizi, senin aşkını yitirdik.
    Tuzakların esaretinde inlemekte kulaklarımız.
    Feri kesildi gözlerimizin, tesiri kalmadı sözlerimizin,
    Divanelere döndüğümüz muhakkak, yaya kaldığımız muhakkak.
    Kendimizi unuttuğumuz muhakkak, Seni bilmez olduğumuz muhakkak.
    Gül Efendim


    Sana her zamankinden daha muhtacız Efendim,
    Uyandır gaflet uykularından bizleri Efendim,
    Yeniden içime, gönlüme, metafiziğime doğ Sen
    Ey Sevgili..
    Gül Efendim


    Öyle bir doğuşla doğ ki, öyle bir gelişle gel ki,
    Öyle bir sarışla sar ki; dünyam başkalaşsın, gönlüm yenilensin,
    Ufkumda ısı ve ışık yüklü güneşler doğsun.
    Gecelere renk veren aylar semalarımı kaplasın,
    Yıldızlar saf saf etrafımda dizilsin, hakikatler sezilsin.
    Bilinmesi gerekenler bilinsin, derilmesi gereken güller derilsin.
    Gül Efendim




    Gel ey aşk ikliminin Sultanı,
    Gel ey güzellik şahikalarımın dolunayı,
    Gel ey vefa ve safa göklerinin hilali, cemali,
    Gel ey güzellikler ordusunun hakanı, varlık aleminin özü, kemali.
    Gel, gel de dağıt şu zulmeti. İkram et, yitirdiğimiz cenneti.
    Deriver içimize layık gülleri, sünbülleri,
    İtiverme ne olur elinin tersiyle bizleri.
    Aklımıza sun akılları, basiretleri,
    Gül Efendim


    Gel, kine kilitlenenlerin kilidini kırmak için,
    Nefrete odaklananların nefretini ortadan kaldırmak için,
    Düşmanlığa sadık kalanların, zavallı ruhların,
    Boyunlarındaki zincirleri çözüp açmak için,
    Gül Efendim


    Gel, Senin sevginle sevgilerimizi, Senin merhametinle merhametimizi,
    Senin şefkatinle şefkatimizi, Senin sinenle sinelerimizi,
    Senin muhabbetinle muhabbetimizi,
    Senin hoşgörünle hoşgörümüzü
    Coştur Efendim, bizleri koştur Efendim
    Gül Efendim


    İçimize bir gül, gönlüzüme bir gül, özümüze bir gül,
    Gül Efendim



    Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana
    Gül Efendim
     
  9. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    Selâm sana nazlı Nebî
    Selâm sana gözbebeği
    Mevlâ'nın kudretiyle selâm.


    Selâm sana nûr-i dilâra
    Selâm sana Hakk hâbibi
    Rahman'ın kudretiyle selâm.


    Selâm sana Andelîb_i Zîşan
    Selâm sana Muhammedî
    Cebrail'in yüreğiyle selâm
    İbrahim'ce selâm sana
    Rahim'ce selâm sana
    Gafûr'ca selâm.


    Selâm sana ey yetimler padişahı
    Selâm sana Ahmedî nefesli yâr
    Eyyup'ça selâm sana


    Selâm sana ya Habiballah
    Selâm sana ya Nebiallah
    Selâm sana ya Resûlallah.


    Ya Resûlallah!
    Sen, sevmek için istenen
    Can, dudakta istenen
    Sevda ikliminin en güzel mevsiminin
    En güzel çiçeğisin.


    Cemre gibi düştün kâinatın kışına
    Bahar, senin elinde doğdu
    Senin elinle indi toprağa
    Öyle bir sevildin ki
    Candan aziz bilerek
    Uğruna can verildi
    Ama bu, ölüm değildi
    Adını bir kez anan
    Bir kez gönülden anan
    Rahmetin nûr kaynağı gözlerinde dirildi
    Şimdi biz de seni anıyoruz
    Mevlâ'mızın yeminleriyle anıyoruz seni


    Ey Faran Dağları'nda açan sevgili !
    Fecre,
    On geceye,
    Her şeyin çiftine ve tekine,
    Akşamın alacakaranlığına,
    Kararıp bürüdüğü zaman geceye,
    Açılıp aydınlattığı zaman,
    Gündüze and olsun ki;
    Sen olunca sitem yok,
    Serzeniş yok,
    Eyvah yok.
    Âlemlere ambersin
    O'ndan başka ilâh yok
    Sen, en son peygambersin.


    Beni ilk öksüz oluşun vurdu
    Yetim kalışın yaraladı önce
    Elden ele dolaşmıştın
    Herkesin gözbebeğiydin
    Ama mahzun,
    Ama kederli,
    Bir yanın arşa kadar azamet,
    Bir yanın ürkek...


    Mekke akşamları yanar
    Verdiğin her nefeste
    Ve gökten inen bir sesle
    Allah korumasına alır.


    Senin derdin Allah'tı
    Hüznün, kederin Allah
    Senin dostun Allah'tı
    Sana en yakın Allah.


    Biz seni göremedik ya Resûlallah
    Uhud Dağı'nı seyrettik
    Okçular tepesinden bir sabah
    Bir Medine sabahında
    Uhud'u seyrettik
    Seni göremedik
    Ebu Ubeyde bin Cerrah sanki ordaydı
    Sanki mübarek yüzüne batan miğfer halkalarını
    Dişleriyle sökmek için nefes nefeseydi
    Kalbi yerinden fırlayacakmış gibiydi
    Seni öyle seviyordu ki
    Tenine bir dikenin batması bile
    O kalbi durdururdu.


    Biz seni göremedik ya Resûlallah
    Uhud'u gördük bir sabah
    Malik bin Sinan olamadık
    Mübarek kanının, kanına karıştığı
    Malik bin Sinan sanki oradaydı
    Ve inemedik okçular tepesinden
    Sanki sen inin demeden inersek
    Uhud tekrar cehenneme dönerdi.


    Ey Faran Dağları'nda açan sevgili !
    Güneşe ve onun ışığına,
    Ardından gelmekte olan aya,
    Onu ortaya koyan gündüze,
    Onu bürüyen geceye,
    Göğe ve onu meydana koyana,
    Yere ve onu yayana and olsun ki;
    Sen olunca sitem yok,
    Serzeniş yok,
    Eyvah yok.
    Âlemlere ambersin
    O'ndan başka ilâh yok
    Sen, en son peygambersin.


    Vazgeçtim seni hep ötelerde aramaktan
    Seni yüzyıllar öncesine hapsetmekten vazgeçtim
    Mesafelerden usandım ya Resûlallah
    Sana sesleniyorum!


    Âlemlere rahmetsin
    Seslenince yanımdasın, burdasın
    Günahkârım,
    Ama sen günahkârların umudusun
    Temizle beni ya Resûlallah!
    Temizle beni ya Resûlallah!
    Temizle beni ya Resûlallah!


    Mescid-i Nebevi'de gördüm
    Mübarek sözlerinden birini süsleyip duvara asmışlar:
    "Benim şefaatim, ümmetimden büyük günahları olanlar için."
    Buyurmuşsun
    İçimde her şey üşür,
    Rüzgar üşür,
    Yağmur üşür,
    Dua üşür,
    Melekler üşür.
    Isıtırsan bir sen ısıtırsın
    Medine'ye akan nûr gibi ak kalbime
    Ey ban-u cihan
    Yorgunum,
    Güçsüzüm,
    Çaresizim.
    Sen çaresizlerin yardımcısısın


    Yüreğimi koşturdum
    Sana doğru
    Çatlarcasına koşturdum
    Kimseye hakkım yok
    Huzurunda sana ait varlıkları dâvâ etmem
    Ben bir dâvâlıyım
    Tükendim ya Resûlallah
    Hicretimi kabul et ya Resûlallah!
    Hicretimi kabul et ya Resûlallah!
    Hicretimi kabul et...



    Dursun Ali ERZİNCANLI

     
  10. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    [​IMG]


    Senin sevdanla
    Seviyoruz Seni Sevgili, derbeder yüreklerimizle seviyoruz… Biçare olmuş
    yüreklerle seviyoruz… Çölleşmiş kalplerimizle seviyoruz Seni Sevgili ..
    Yeşertemediğimiz sevdamızla, sevdanla seviyoruz …
    Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Bülbülün gülü sevdiği gibi… Biz de, Senin
    bülbülün olmak istiyoruz Sevgili, ebedi aşkı bulmak için…
    Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Yıpranmış vakitlerde yıpranmayan tek gül
    olduğun için…
    Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Seviyoruz Seni…
    Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Çöl sıcağındaki bir kevser şelalesi gibi…
    Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Göz yaşlarımızla suladığımız güllerle seviyoruz Seni…
    Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Sana aşık, Sana meftun olan aciz yüreklerimizle
    seviyoruz…
    Seviyoruz Seni Ey Sevgili!
    Seviyoruz Seni Ey Sevgili! Seni gündüzleri ruhumuzu aydınlatan güneş gibi,
    geceleri yolumuzu bulduran ay gibi seviyoruz… Seni kainatı yaratan Allah
    için seviyoruz… Duy bizi Ey Sevgili! Duy bizi, duy bizi…
    Ey Sevgili! Bizler dudaklarımızda Senin sevdanı terennüm ediyoruz.
    Vuslatını haykırıyoruz on sekiz bin aleme…
    Ey sevgili! Kabul et bu mektubumuzu ve şefaat et bize.. Biz aciz ümmetine,
    sevgine muhtaç olan ümmetine acı ve şefaat et Ey Sevgili! Ey Sevgili!
    Sanadır salavatlarımız
    Şefaat et Ey Sevgili! Şefaat et ,
    şefaat et bizlere
     
  11. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    [​IMG]


    Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan!.. Gel ey, yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!..Gel ey, ateş-i aşkına yanmak için âşıkları birbiriyle yarışan!..

    Gel ey!..
    Ayrılığında çoğalan alevleriyle arınalım aşkının; yanalım yandıkça ve yandıkça yanalım. Aşk yüzünden elbisesi yırtılan da, Hak uğruna gözlerini kurutan da seni arzulamakta şimdi. Bizi kendine madem yine sensin bağlayan ve ayrılığının derdine yine sensin ayrılıkla derman olan, o hâlde gülümse bize Efendim, bize gülümse. ‘‘Allah onları sever; onlar da Allah’ı sever’’ sırrına ermekte rehberimiz ol, tut günahkâr ellerimizden; günahkâr ellerimizden tut.

    Sen ey!..
    Gelsen hayallerimize bir kez… Ve üzerine sepet sepet güller döksek biz. Gelsen düşüncelerimize bir an… Ve baharları sersek ayağına çiçek çiçek, mevsim mevsim, ıtır ıtır… Dolunaylar yerine doğsan dünyamıza bir vakit…Ve zatını gündüz değilse, hayalini gece göstersen bizlere. Girsen ansızın düşlerimize, şevkat parmaklarınla okşasan başımızı ışık ışık… Ve ışığına düşsek pervaneler gibi; pervaneler gibi ışığına düşsek.

    Gel Efendim…
    Bir kez doğ içimize de isterse kaybolsun dolunaylar güneşler… Gir gözümüze de bir nefes, isterse silinsin tutyalar, sürmeler… İlham olup ak gönlümüze bir anda, isterse yitirilsin uçtan uca naatlar ve gazeller, beyitler ve dizeler uçtan uca yitirilsin isterse…
    Gel Efendim, dostluğuna muhtacız; umutsuz ve çaresiz bırakma çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızda verilecek her hükme razı olalım.

    Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde!..Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!..Gel ey, kendisine lâyık olamadığımız!..
    Gel benim Efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir kez olsun…Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!..

    Çığlık çığlığa beşeriyet, çiğnenmiş reyhanlar misali hep seni arıyor. Uyandır, zindanlara koyduğumuz Yusufî sevdalarımızı efendim! Uyandır, bahtını üftadelerinin!..

    iskender pala

     
  12. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  13. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  14. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  15. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  16. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  17. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  18. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  19. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  20. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^

Bu Sayfayı Paylaş