Hz. Muhammed Mustafa (sav)

'Fun Club ve Birlikler' forumunda Miм'e αşıк вiг иuи'uм. tarafından 21 Ağustos 2011 tarihinde açılan konu

  1. Miм'e αşıк вiг иuи'uм.

    Miм'e αşıк вiг иuи'uм. <font face="Tahoma"><b>Umutlar her zaman bâkidir a

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    12,370
    Ödül Puanları:
    36
    [​IMG]
    H z . M u h a m m e d M u s t a f a (sav)

    -Fun Club Açılış Amacı & Hakkında Bilgi:
    Peygamberimizin hayranlarını bu konu altında toplayıp, paylaşım yapmak, onu anmak,
    hakkında yeni şeyler öğrenmek, hatırlayıp, hatırlatmak için açılmış bir konudur.
    Bu konu altında hadisler, sureler, güzel sözler, ilahiler, peygamerimiz ve dinimiz adına yazılan şiirler, resimler vs paylaşabiliriz.
    Sizden ricam hadis paylaşırken kaynağını unutmayın (Buhari,tirmizi vs.)
    Allah razı olsun.



    -Sen Yoktun-
    Sen yoktun..
    Hz Âdem’deydi nurun
    Önce cenneti,
    Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
    Âdem nuruna affedildi
    Arafat bu affa şâhitti

    Sen yoktun
    Nuh’un gemisindeydi Nurun...
    Dalgalar yeryüzünü boğarken
    Taprağın bağrındaki su
    Gökyüzüyle buluşurken
    Ve bu bir ilahi azap derken,
    Allah nurunu taşıdı binbir sebeple
    Tûfan, nurunu selamladı edeple...

    Sen yoktun...
    Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun
    İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
    “Rabbimiz” dedi,
    “Onlara kendi içlerinden
    Senin ayetlerini okuyacak
    Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
    Onları temizleyecek bir elçi gönder,
    Amin dedi on sekiz bin âlem
    Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak
    Amin dedi İsmail.
    Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
    Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.

    Sen yoktun...
    Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni
    Alemlerin efendisi diye sana seslendi.
    Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..
    Çünkü bu âlemin reisi geliyor...
    Bekleyin Ahmed geliyor.
    Kainata rahmet geliyor.
    Havarilerin yüzünü okşayan,
    Ölüleri dirilten bir nefes oldun
    Ama sen yoktun...

    Sen yoktun Sultânım,
    Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun
    Başı eğik gezerdi mazlum
    Huteyle göklerden seni sorardı
    Varaka seni arardı semada
    Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
    Ağlayarak süslediler ölüme...
    Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.
    Sen yokken,
    Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.
    Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.
    Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...
    En son çocuk atılırken çukura
    Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
    Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.
    Melekler süslüyordu hirâyı.
    Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,
    Efendisine hazırlanıyordu mekke.
    Âlem Efendisine hazırlanıyordu
    Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.
    Toprak yalvarıyordu rabbine,
    Allahım gönder artık diyordu.
    Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada

    Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,
    Bir inişin vardı yer yüzüne...
    Önünde cebrail!
    Ardında yalın kılıç melekler!
    Bir inişin vardı yer yüzüne...
    Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de
    Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.

    Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.
    Herşey sus pus olmuştu.
    Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!
    Kainat bir isim duymak istiyordu.
    Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;
    Muhammed!
    Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.
    Muhammed!
    Melekler öptü o nurdan ellerini.
    Muhammed!
    Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta!
    Sana o adı veren rahmana kurbanız

    Artık sen vardın
    Susuz topraklara rahmet indi seninle
    Annenden sonra anne halime sevindi seninle
    Yağmura mı ihtiyaç var?
    Kaldır şehadet parmağını,
    Yağmurları salsın Allah.
    Sonra tut ağacın yaprağını,
    Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
    Yeterki sen iste,
    Sen iste yarasulallah
    Deki ben kimim?
    Dağlar, taşlar dile gelsin,
    Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,
    Ente Rasulullah desin.

    Sen vardın
    Bedir kârdı,
    Uhut dardı
    Hendek yârdı.
    Yiğitlerin vardı.
    Ölmek için yarışan yiğitler...

    Hele bir enesin vardı senin.
    Enes bin malik...
    Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,
    Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.
    Onlar da
    “Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince
    Enes kükremiş:
    “ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?
    Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.
    Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
    Hem de ne şehit ey nebi!
    Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.
    Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...

    Musab Bin Umeyr’in vardı senin.
    Uhut’ta sancağını taşıyan.
    Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki
    Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.

    Ebu hureyren vardı...
    Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.
    Sen anlardın,
    Ya Ebâhir gel! Derdin.

    Ve sen gittin...
    Bir gidişle gittin
    Ardında hüznün kaldı.
    Hasretin kaldı göklerde.
    Bilal ezan okuyamaz oldu
    Ne zaman teşebbüs etse
    Muhammed rasulullah demeye
    Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.

    Sonra günler ay,
    Aylar yıl oldu.
    Ve asırlar oldu
    Sensizliğe açtık gözlerimizi.
    Ama sen bırakmazsın bizi.
    Sen varsın ey şehitlerin sultanı
    Sen varsın!
    Bir şehit bile ölmezken
    Sana nasıl yok deriz.
    Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip
    Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.
    Ne anam var ne babam...
    Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden.

    Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!
    Bırakma bizi ki; Allah;
    Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.
    Bırakma bizi!
    Hayatı seninle öğretti Rahman.
    Kulluğu seninle tanıdık.
    Duayı senden öğrendik sevgili!
    Hz Ömer umre için senden izin isteyince,
    “Kardeşcik” dedin ona,
    Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?
    Bizler Ömer değiliz ama
    Bütün dualarımız senin için

    Ey Rabbimiz!
    Rasulünü anışımızdan haberdar et!
    O’na binler salat, binler selam!
    Habibine Makam-ı Mahmut’u ver
    O’na vesileyi lutfet.
    O’nu refik-i Âlâya yükselt
    Bizi de affet
    O’nun hatrına affet
    Zatının hatrına Affet.
    Dursun Ali Erzincanlı






    -Konu sahibi:
    Miм'e αşıк вiг иuи'uм.

    -Fun Club İmzası:
    [​IMG]

    -Fun Club Üyeleri:
    POĿΣMICK
    eŁчѕιoи
    βuℓℓ$h!t ~
    şєя-ı άşќ
    Yavuz
    *λямin*
    Mevsimsiz Kar
    Huяяicαиє
    RÜZGAR
    AFiLi
    Nάя-ı άşќ
    .SuяLч.
    ~KumsαL~
    -Sιуαн güℓ-
    тєηiηℓeiм
    Leм'a
    TupaC
    » Rєиgαгєик «
    ● ŠнєяŁøсĸ ●
    Scнмєттєяʟiɴɢ *
    Giz€M

    Acina
    EFTELYA
    Asijuliet
     
  2. Downey Jr.

    Downey Jr. <b><font face="Tahoma">I am nothing.</font></b>

    Katılım:
    29 Nisan 2011
    Mesaj:
    20,868
    Ödül Puanları:
    36
    Cinsiyet:
    Erkek
    Meslek:
    14 yıldır öğrenciyim.
    Şehir:
    Bursa
    Eklermisiniz.
     
  3. Miм'e αşıк вiг иuи'uм.

    Miм'e αşıк вiг иuи'uм. <font face="Tahoma"><b>Umutlar her zaman bâkidir a

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    12,370
    Ödül Puanları:
    36
  4. αптıвıчσтıκ

    αптıвıчσтıκ <b><font face="Century Gothic">&quot; Tam senlik b

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    3,630
    Ödül Puanları:
    36
    Şehir:
    İSTANBUL
    Eklermisin bitanem benide ,güzel konu için teşekkürler :gl:
     
  5. βuℓℓ$h!t ~

    βuℓℓ$h!t ~ <b><font face="Tahoma"><font color="Navy">#Ne kada

    Katılım:
    6 Mayıs 2011
    Mesaj:
    9,603
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    #
    Şehir:
    AΠΚAЯA
    Konu için teşekkür ederim ama
    Beni yazmayı unutmuşsun :D
     
  6. ₣υźυŁĩ

    ₣υźυŁĩ <font face="Century Gothic"><font size="2"><font c

    Katılım:
    19 Haziran 2011
    Mesaj:
    6,816
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Şehir:
    İsTanbuL <3
  7. Yavuz

    Yavuz New Member

    Katılım:
    2 Mayıs 2011
    Mesaj:
    20,345
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    araba mühendisi
    Şehir:
    almanya
    Allah razi olsun topragim:gl:
     
  8. Miм'e αşıк вiг иuи'uм.

    Miм'e αşıк вiг иuи'uм. <font face="Tahoma"><b>Umutlar her zaman bâkidir a

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    12,370
    Ödül Puanları:
    36
    Rica ederim arkadaslar.. Eklendiniz. :gl:
     
  9. 'BERRAK

    'BERRAK <font face="Tahoma"><font size="1">İnsanların hakk

    Katılım:
    30 Mart 2011
    Mesaj:
    32,848
    Ödül Puanları:
    36
    Meslek:
    Okul Öncesi Öğretmeni
    Şehir:
    мαямαяα
    benıde eklermısın bıdnam :gl:
     
  10. Miм'e αşıк вiг иuи'uм.

    Miм'e αşıк вiг иuи'uм. <font face="Tahoma"><b>Umutlar her zaman bâkidir a

    Katılım:
    28 Nisan 2011
    Mesaj:
    12,370
    Ödül Puanları:
    36
  11. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    rabbım razı olsun mısra kardesim benide ekle sana zahmet....
     
  12. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed

    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed

    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed

    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed

    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
    Allah'umme salli ala seyyidina Muhammed in ve ala ali seyyidina Muhammed
     
  13. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    RESULUMUZUN(S.A.V) GUZEL SÖZLERİ


    • İman iki eşit parçadır. Yarısı sabır, yarısı şükürdür.
    • Sonradan özür dilemeyi gerektiren şeyleri yapmaktan kaçınınız.
    • Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.
    • Mazlumun bedduasından sakınınız. O dua ile Allah arasında perde yoktur.
    • Dostlukta da düşmanlıkta da aşırıya kaçmayın.
    • Bir gün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın.
    • İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.
    • İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır.
    • İnsan dilinin altında gizlidir.
    • Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. O zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın.
    • Kabrimi ziyareti bayrama çevirmeyin.
    • Münafıklığın alameti üçtür : Konuştuğu zaman yalan söyler, vaat ettiği zaman sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.
    • Kim bir kardeşini, bir günah sebebi ile ayıplarsa, o günahı işlemedikçe o kimse ölmez.
    • Evlat kokusu cennet kokusudur.
    • Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur.
    • Bilgisizler içinde bir bilgili, ölüler içinde bir diridir.
    • Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma.
    • Babalarınıza iyilik edin ki, oğullarınız da size iyilik etsin.
    • Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar.
    • Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi “yapmam” dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.
    • Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.
    • Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakamaz.
    • Cahiller cesur olurlar.
    • İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun.
    • Sana emanet edilen şeyi iyi sakla, birinin hıyanetine uğradığın zaman hoş gör ve hıyanete hıyanetlikle karşılık verme.
    • En büyük düşmanın, iki kaburga kemiğinin arasında olan düşmandır.
    • Erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp, dost elini uzatmandır.
    • Şeref, edep iledir. Soy ile değildir.
     
  14. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    Hz. Muhammed'in Hadis-i Şerifleri

    Allah bir kavmi severse; kendilerine belâ gönderir, kendilerini sıkıntıya sokar.
    Allah insanlara acımayana, merhamet etmez.
    Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet et. Zira, sen onu görmüyorsun ama, o seni görüyor.
    Allah’tan utanmayan, insanlardan da utanmaz.
    Allah-ü Taâlâ, muhakkak sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize nazar buyurur.
    Amellerin kıymeti niyetlere bağlıdır. Herkesin niyeti ne ise eline o geçer.
    Asıl zenginlik, mal-mülk çokluğundan değildir. Gerçek zenginlik ancak gönül zenginliğidir.
    Bana çektirilen eziyet, hiç bir Peygamber’e çektirilmedi.
    Ben, ancak ahlâkın en güzellerini tamamlamak için gönderildim.
    Bildiğinizi herkese öğretiniz, bilginizi yayın, kolaylaştırın, zorlamayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin.
    Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize düşman olmayın, birbirinizden yüz çevirmeyin, birbirinize hased etmeyin, kin gütmeyin, ey Allah kulları kardeş olun.
    Bir kulun îmanı, gönlü doğru olmadıkça doğru olmaz; gönlü de, dili doğru olmadıkça doğrulmaz.
    Bize kılıç çeken, bize karşı silah taşıyan bizden değildir.
    Çin’de bile olsa ilmi alınız.
    Dünya lezzetlerini yıkan ölümü çokça anınız. Çünkü; o geçim darlığı çekenleri feraha kavuşturur, avutur, zenginlerin de ihtiraslarını frenler.
    Emanete riâyet etmeyenin, îmanı yoktur; ahdine vefâ etmeyenin, dîni yoktur.
    Hased, ateşin odunu yemesi gibi iyilikleri yer.
    İçinizden hiç biriniz; kendi nefsi için sevdiğini, mü’min kardeşi için de sevmedikçe hakiki mü’min olamaz.
    İlmi öğrenip de başkalarına dağıtıp nakil etmeyen insan, altınları gömüp onu sarf etmeyen, ondan yedirip içirmeyen kimseye benzer.
    Îmanın en üstünü, yükseği; iyi ahlâk, sabır ve cömertliktir.
    İnananın anlayışından sakının; çünkü o, Allah nûru ile bakar, görür.
    İnsanlara karışıp eziyetlerine katlanan mü’min, insanlara karışmayıp eziyetlerine katlanmayan mü’minden üstündür.
    İnsanların en çetin belâya uğrayanları Peygamberlerdir; onlardan sonra temiz ve özü doğru kişilerdir; onlardan sonrada onlara benzeyenler ve benzeyenlere benzeyenlerdir.
    İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır.
    İşler, o işlere ehil olmayanlara verilirse, kıyamet yaklaşmış demektir.
    Kanâat tükenmez bir hazinedir.
    Kızgınlık anında; hiç kimse, iki kişi arasında hakemlik yapmamalıdır.
    Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz; sevindiriniz, nefret ettirmeyiniz.
    Komşusu aç iken, kendisi tok yatan bizden değildir.
    Müslüman, diğer Müslümanların; elinden ve dilinden sâlim olduğu kimsedir.
    Müslümanlık, güzel ahlâktan ibarettir.
    Mütevâzı olanı Allah yüceltir, kibirli olanı Allah alçaltır.
    Ne mutlu o kimseye ki; ayıbı başkasının ayıplarıyla uğraşmaktan, kendisini alıkoyar.
    Ölüme, ölüm gelmeden hazırlanınız.
    Sözünde durmak, ahdini yerine getirmek îmandandır.
    Ya öğretici ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol. Sakın dördüncü olma.
    Zulümle bir şey elde eden bizden değildir.


    Ehl-i Beyt Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri
    Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’e karşı savaş içinde olanlara karşı, ben de savaş içindeyim.
    Allah’a and olsun ki bizi sevmeyenleri, şanı yüce Allah cehenneme dökecektir.
    Benim “Ehl-i Beyt’im”, kendinize ehlinizden daha sevgili olmadıkça, kesin îman sahibi olamazsınız.
    Ben sizin aranızda iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İkisi de birbirinden büyüktür. Bunlardan birisi Allah’ın kelâmı «Kur’ân-ı Kerîm» diğeri ise «Ehl-i Beyt’im»dir. Bu ikisi Kevser havuzunun kıyısında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmaz; bunu Rabbim’den ben diledim. Bu ikisine yapışır, sarılırsanız benden sonra ebedî olarak sapmazsınız, yol yitirmezsiniz.
    “Ehl-i Beyt’im”e buğz eden münâfıktır.
    “Ehl-i Beyt’im”e eziyet eden, Allah’a eziyet eder.
    “Ehl-i Beyt’im”e karşı davranışlarınızdan dolayı, Allah’ın azâbını sizlere şimdiden hatırlatmak istiyorum.
    “Ehl-i Beyt’im”in peşinden gidiniz, sakın onların önüne geçmeyiniz, aksi taktirde helâk olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye de kalkışmayınız, çünkü onlar sizlerden daha bilgililerdir.
    Ey Fâtıma! Kıyamet gününde; Ben, sen, oğulların Hasan ve Hüseyin ile eşin Ali aynı makamda olacağız.
    İçinizde “Ehl-i Beyt’im”in misali, Nûh Aleyhisselâmın gemisi gibidir. Her kim gemiye binerse kurtulur ve her kim muhalefet ederse boğulup helâk olur.
    İslâm’ın esası beni ve “Ehl-i Beyt’im”i sevmektir.
    Kıyamet gününde; her kul iki şey hakkında sorulmadan Sırat köprüsünden geçemeyecek;
    Birincisi: «Ben sizinle idim, siz kiminle oldunuz?»
    İkincisi : «“Ehl-i Beyt’e” kurbiyyetiniz (sevginiz, yakınlığınız) ne derece?»
    Sizleri nimetleri ile beslediğinden Allah’ı seviniz, Allah’ı sevdiğinizden beni seviniz ve beni sevdiğinizden de “Ehl-i Beyt’im”i seviniz.
    Şefâatım, “Ehl-i Beyt’im”i sevenedir.


    Hz. Ali Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri
    Ali bendendir, ben de ondanım.
    Ali, Hak ile beraberdir. Hak da Ali ile beraberdir.
    Ali, her hususta Kur’ân ile beraberdir. O Kur’ân dışı bir şey söylemez ve bir iş işlemez. Kur’ân da, Ali’den asla ayrılmaz.
    Ali’nin dostu, benim dostumdur; Ali’nin düşmanı benim düşmanımdır.
    Ali’yi seven şüphe yok ki beni sevmiş olur. Beni seven Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye düşman olan, bana düşman olur. Bana düşman olan ise, hiç şüphesiz Allah’a düşman olur.
    Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. Bilgi isteyen, Ali’nin kapısına gelsin.
    Ben ve Ali insanların yükselebilmesi için, Allah’ın gönderdiği kılavuzlarız.
    Ey Ali! Dünya ve âhirette sen benim kardeşimsin, vasîyimsin, vârisimsin, halîfemsin.
    İlminden dolayı Hz.Âdem’e bakmak isteyen, Ali’nin ilmine baksın, Nûh’un takvâsını isteyen, İbrahim’in hilmini isteyen, Mûsâ’nın heybetini isteyen, Îsâ’nın ibâdetini görmek isteyen, Ali İbn-i Ebû Tâlib’e baksın.
    Yâ Ali! Gerçek Müslüman seni sever. Senin için fena söyleyenler, ara bozuculardır.
    Yâ Ali! Yakında hak sende olduğu halde, sana karşı gelenlerle savaşacaksın. O gün sana yardım etmeyen, benden değildir.
    Zikri Ali ibâdetün.

    Allah bir kavmi severse; kendilerine belâ gönderir, kendilerini sıkıntıya sokar.
    Allah insanlara acımayana, merhamet etmez.
    Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet et. Zira, sen onu görmüyorsun ama, o seni görüyor.
    Allah’tan utanmayan, insanlardan da utanmaz.
    Allah-ü Taâlâ, muhakkak sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize nazar buyurur.
    Amellerin kıymeti niyetlere bağlıdır. Herkesin niyeti ne ise eline o geçer.
    Asıl zenginlik, mal-mülk çokluğundan değildir. Gerçek zenginlik ancak gönül zenginliğidir.
    Bana çektirilen eziyet, hiç bir Peygamber’e çektirilmedi.
    Ben, ancak ahlâkın en güzellerini tamamlamak için gönderildim.
    Bildiğinizi herkese öğretiniz, bilginizi yayın, kolaylaştırın, zorlamayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin.
    Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize düşman olmayın, birbirinizden yüz çevirmeyin, birbirinize hased etmeyin, kin gütmeyin, ey Allah kulları kardeş olun.
    Bir kulun îmanı, gönlü doğru olmadıkça doğru olmaz; gönlü de, dili doğru olmadıkça doğrulmaz.
    Bize kılıç çeken, bize karşı silah taşıyan bizden değildir.
    Çin’de bile olsa ilmi alınız.
    Dünya lezzetlerini yıkan ölümü çokça anınız. Çünkü; o geçim darlığı çekenleri feraha kavuşturur, avutur, zenginlerin de ihtiraslarını frenler.
    Emanete riâyet etmeyenin, îmanı yoktur; ahdine vefâ etmeyenin, dîni yoktur.
    Hased, ateşin odunu yemesi gibi iyilikleri yer.
    İçinizden hiç biriniz; kendi nefsi için sevdiğini, mü’min kardeşi için de sevmedikçe hakiki mü’min olamaz.
    İlmi öğrenip de başkalarına dağıtıp nakil etmeyen insan, altınları gömüp onu sarf etmeyen, ondan yedirip içirmeyen kimseye benzer.
    Îmanın en üstünü, yükseği; iyi ahlâk, sabır ve cömertliktir.
    İnananın anlayışından sakının; çünkü o, Allah nûru ile bakar, görür.
    İnsanlara karışıp eziyetlerine katlanan mü’min, insanlara karışmayıp eziyetlerine katlanmayan mü’minden üstündür.
    İnsanların en çetin belâya uğrayanları Peygamberlerdir; onlardan sonra temiz ve özü doğru kişilerdir; onlardan sonrada onlara benzeyenler ve benzeyenlere benzeyenlerdir.
    İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır.
    İşler, o işlere ehil olmayanlara verilirse, kıyamet yaklaşmış demektir.
    Kanâat tükenmez bir hazinedir.
    Kızgınlık anında; hiç kimse, iki kişi arasında hakemlik yapmamalıdır.
    Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz; sevindiriniz, nefret ettirmeyiniz.
    Komşusu aç iken, kendisi tok yatan bizden değildir.
    Müslüman, diğer Müslümanların; elinden ve dilinden sâlim olduğu kimsedir.
    Müslümanlık, güzel ahlâktan ibarettir.
    Mütevâzı olanı Allah yüceltir, kibirli olanı Allah alçaltır.
    Ne mutlu o kimseye ki; ayıbı başkasının ayıplarıyla uğraşmaktan, kendisini alıkoyar.
    Ölüme, ölüm gelmeden hazırlanınız.
    Sözünde durmak, ahdini yerine getirmek îmandandır.
    Ya öğretici ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol. Sakın dördüncü olma.
    Zulümle bir şey elde eden bizden değildir.


    Ehl-i Beyt Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri
    Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’e karşı savaş içinde olanlara karşı, ben de savaş içindeyim.
    Allah’a and olsun ki bizi sevmeyenleri, şanı yüce Allah cehenneme dökecektir.
    Benim “Ehl-i Beyt’im”, kendinize ehlinizden daha sevgili olmadıkça, kesin îman sahibi olamazsınız.
    Ben sizin aranızda iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İkisi de birbirinden büyüktür. Bunlardan birisi Allah’ın kelâmı «Kur’ân-ı Kerîm» diğeri ise «Ehl-i Beyt’im»dir. Bu ikisi Kevser havuzunun kıyısında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmaz; bunu Rabbim’den ben diledim. Bu ikisine yapışır, sarılırsanız benden sonra ebedî olarak sapmazsınız, yol yitirmezsiniz.
    “Ehl-i Beyt’im”e buğz eden münâfıktır.
    “Ehl-i Beyt’im”e eziyet eden, Allah’a eziyet eder.
    “Ehl-i Beyt’im”e karşı davranışlarınızdan dolayı, Allah’ın azâbını sizlere şimdiden hatırlatmak istiyorum.
    “Ehl-i Beyt’im”in peşinden gidiniz, sakın onların önüne geçmeyiniz, aksi taktirde helâk olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye de kalkışmayınız, çünkü onlar sizlerden daha bilgililerdir.
    Ey Fâtıma! Kıyamet gününde; Ben, sen, oğulların Hasan ve Hüseyin ile eşin Ali aynı makamda olacağız.
    İçinizde “Ehl-i Beyt’im”in misali, Nûh Aleyhisselâmın gemisi gibidir. Her kim gemiye binerse kurtulur ve her kim muhalefet ederse boğulup helâk olur.
    İslâm’ın esası beni ve “Ehl-i Beyt’im”i sevmektir.
    Kıyamet gününde; her kul iki şey hakkında sorulmadan Sırat köprüsünden geçemeyecek;
    Birincisi: «Ben sizinle idim, siz kiminle oldunuz?»
    İkincisi : «“Ehl-i Beyt’e” kurbiyyetiniz (sevginiz, yakınlığınız) ne derece?»
    Sizleri nimetleri ile beslediğinden Allah’ı seviniz, Allah’ı sevdiğinizden beni seviniz ve beni sevdiğinizden de “Ehl-i Beyt’im”i seviniz.
    Şefâatım, “Ehl-i Beyt’im”i sevenedir.


    Hz. Ali Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri
    Ali bendendir, ben de ondanım.
    Ali, Hak ile beraberdir. Hak da Ali ile beraberdir.
    Ali, her hususta Kur’ân ile beraberdir. O Kur’ân dışı bir şey söylemez ve bir iş işlemez. Kur’ân da, Ali’den asla ayrılmaz.
    Ali’nin dostu, benim dostumdur; Ali’nin düşmanı benim düşmanımdır.
    Ali’yi seven şüphe yok ki beni sevmiş olur. Beni seven Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye düşman olan, bana düşman olur. Bana düşman olan ise, hiç şüphesiz Allah’a düşman olur.
    Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. Bilgi isteyen, Ali’nin kapısına gelsin.
    Ben ve Ali insanların yükselebilmesi için, Allah’ın gönderdiği kılavuzlarız.
    Ey Ali! Dünya ve âhirette sen benim kardeşimsin, vasîyimsin, vârisimsin, halîfemsin.
    İlminden dolayı Hz.Âdem’e bakmak isteyen, Ali’nin ilmine baksın, Nûh’un takvâsını isteyen, İbrahim’in hilmini isteyen, Mûsâ’nın heybetini isteyen, Îsâ’nın ibâdetini görmek isteyen, Ali İbn-i Ebû Tâlib’e baksın.
    Yâ Ali! Gerçek Müslüman seni sever. Senin için fena söyleyenler, ara bozuculardır.
    Yâ Ali! Yakında hak sende olduğu halde, sana karşı gelenlerle savaşacaksın. O gün sana yardım etmeyen, benden değildir.
    Zikri Ali ibâdetün.



    Allah bir kavmi severse; kendilerine belâ gönderir, kendilerini sıkıntıya sokar.
    Allah insanlara acımayana, merhamet etmez.
    Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet et. Zira, sen onu görmüyorsun ama, o seni görüyor.
    Allah’tan utanmayan, insanlardan da utanmaz.
    Allah-ü Taâlâ, muhakkak sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize nazar buyurur.
    Amellerin kıymeti niyetlere bağlıdır. Herkesin niyeti ne ise eline o geçer.
    Asıl zenginlik, mal-mülk çokluğundan değildir. Gerçek zenginlik ancak gönül zenginliğidir.
    Bana çektirilen eziyet, hiç bir Peygamber’e çektirilmedi.
    Ben, ancak ahlâkın en güzellerini tamamlamak için gönderildim.
    Bildiğinizi herkese öğretiniz, bilginizi yayın, kolaylaştırın, zorlamayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin.
    Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize düşman olmayın, birbirinizden yüz çevirmeyin, birbirinize hased etmeyin, kin gütmeyin, ey Allah kulları kardeş olun.
    Bir kulun îmanı, gönlü doğru olmadıkça doğru olmaz; gönlü de, dili doğru olmadıkça doğrulmaz.
    Bize kılıç çeken, bize karşı silah taşıyan bizden değildir.
    Çin’de bile olsa ilmi alınız.
    Dünya lezzetlerini yıkan ölümü çokça anınız. Çünkü; o geçim darlığı çekenleri feraha kavuşturur, avutur, zenginlerin de ihtiraslarını frenler.
    Emanete riâyet etmeyenin, îmanı yoktur; ahdine vefâ etmeyenin, dîni yoktur.
    Hased, ateşin odunu yemesi gibi iyilikleri yer.
    İçinizden hiç biriniz; kendi nefsi için sevdiğini, mü’min kardeşi için de sevmedikçe hakiki mü’min olamaz.
    İlmi öğrenip de başkalarına dağıtıp nakil etmeyen insan, altınları gömüp onu sarf etmeyen, ondan yedirip içirmeyen kimseye benzer.
    Îmanın en üstünü, yükseği; iyi ahlâk, sabır ve cömertliktir.
    İnananın anlayışından sakının; çünkü o, Allah nûru ile bakar, görür.
    İnsanlara karışıp eziyetlerine katlanan mü’min, insanlara karışmayıp eziyetlerine katlanmayan mü’minden üstündür.
    İnsanların en çetin belâya uğrayanları Peygamberlerdir; onlardan sonra temiz ve özü doğru kişilerdir; onlardan sonrada onlara benzeyenler ve benzeyenlere benzeyenlerdir.
    İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır.
    İşler, o işlere ehil olmayanlara verilirse, kıyamet yaklaşmış demektir.
    Kanâat tükenmez bir hazinedir.
    Kızgınlık anında; hiç kimse, iki kişi arasında hakemlik yapmamalıdır.
    Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz; sevindiriniz, nefret ettirmeyiniz.
    Komşusu aç iken, kendisi tok yatan bizden değildir.
    Müslüman, diğer Müslümanların; elinden ve dilinden sâlim olduğu kimsedir.
    Müslümanlık, güzel ahlâktan ibarettir.
    Mütevâzı olanı Allah yüceltir, kibirli olanı Allah alçaltır.
    Ne mutlu o kimseye ki; ayıbı başkasının ayıplarıyla uğraşmaktan, kendisini alıkoyar.
    Ölüme, ölüm gelmeden hazırlanınız.
    Sözünde durmak, ahdini yerine getirmek îmandandır.
    Ya öğretici ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol. Sakın dördüncü olma.
    Zulümle bir şey elde eden bizden değildir.


    Ehl-i Beyt Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri
    Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’e karşı savaş içinde olanlara karşı, ben de savaş içindeyim.
    Allah’a and olsun ki bizi sevmeyenleri, şanı yüce Allah cehenneme dökecektir.
    Benim “Ehl-i Beyt’im”, kendinize ehlinizden daha sevgili olmadıkça, kesin îman sahibi olamazsınız.
    Ben sizin aranızda iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İkisi de birbirinden büyüktür. Bunlardan birisi Allah’ın kelâmı «Kur’ân-ı Kerîm» diğeri ise «Ehl-i Beyt’im»dir. Bu ikisi Kevser havuzunun kıyısında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmaz; bunu Rabbim’den ben diledim. Bu ikisine yapışır, sarılırsanız benden sonra ebedî olarak sapmazsınız, yol yitirmezsiniz.
    “Ehl-i Beyt’im”e buğz eden münâfıktır.
    “Ehl-i Beyt’im”e eziyet eden, Allah’a eziyet eder.
    “Ehl-i Beyt’im”e karşı davranışlarınızdan dolayı, Allah’ın azâbını sizlere şimdiden hatırlatmak istiyorum.
    “Ehl-i Beyt’im”in peşinden gidiniz, sakın onların önüne geçmeyiniz, aksi taktirde helâk olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye de kalkışmayınız, çünkü onlar sizlerden daha bilgililerdir.
    Ey Fâtıma! Kıyamet gününde; Ben, sen, oğulların Hasan ve Hüseyin ile eşin Ali aynı makamda olacağız.
    İçinizde “Ehl-i Beyt’im”in misali, Nûh Aleyhisselâmın gemisi gibidir. Her kim gemiye binerse kurtulur ve her kim muhalefet ederse boğulup helâk olur.
    İslâm’ın esası beni ve “Ehl-i Beyt’im”i sevmektir.
    Kıyamet gününde; her kul iki şey hakkında sorulmadan Sırat köprüsünden geçemeyecek;
    Birincisi: «Ben sizinle idim, siz kiminle oldunuz?»
    İkincisi : «“Ehl-i Beyt’e” kurbiyyetiniz (sevginiz, yakınlığınız) ne derece?»
    Sizleri nimetleri ile beslediğinden Allah’ı seviniz, Allah’ı sevdiğinizden beni seviniz ve beni sevdiğinizden de “Ehl-i Beyt’im”i seviniz.
    Şefâatım, “Ehl-i Beyt’im”i sevenedir.


    Hz. Ali Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri
    Ali bendendir, ben de ondanım.
    Ali, Hak ile beraberdir. Hak da Ali ile beraberdir.
    Ali, her hususta Kur’ân ile beraberdir. O Kur’ân dışı bir şey söylemez ve bir iş işlemez. Kur’ân da, Ali’den asla ayrılmaz.
    Ali’nin dostu, benim dostumdur; Ali’nin düşmanı benim düşmanımdır.
    Ali’yi seven şüphe yok ki beni sevmiş olur. Beni seven Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye düşman olan, bana düşman olur. Bana düşman olan ise, hiç şüphesiz Allah’a düşman olur.
    Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. Bilgi isteyen, Ali’nin kapısına gelsin.
    Ben ve Ali insanların yükselebilmesi için, Allah’ın gönderdiği kılavuzlarız.
    Ey Ali! Dünya ve âhirette sen benim kardeşimsin, vasîyimsin, vârisimsin, halîfemsin.
    İlminden dolayı Hz.Âdem’e bakmak isteyen, Ali’nin ilmine baksın, Nûh’un takvâsını isteyen, İbrahim’in hilmini isteyen, Mûsâ’nın heybetini isteyen, Îsâ’nın ibâdetini görmek isteyen, Ali İbn-i Ebû Tâlib’e baksın.
    Yâ Ali! Gerçek Müslüman seni sever. Senin için fena söyleyenler, ara bozuculardır.
    Yâ Ali! Yakında hak sende olduğu halde, sana karşı gelenlerle savaşacaksın. O gün sana yardım etmeyen, benden değildir.
    Zikri Ali ibâdetün.


    Ehl-i Beyt Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri
    Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’e karşı savaş içinde olanlara karşı, ben de savaş içindeyim.
    Allah’a and olsun ki bizi sevmeyenleri, şanı yüce Allah cehenneme dökecektir.
    Benim “Ehl-i Beyt’im”, kendinize ehlinizden daha sevgili olmadıkça, kesin îman sahibi olamazsınız.
    Ben sizin aranızda iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İkisi de birbirinden büyüktür. Bunlardan birisi Allah’ın kelâmı «Kur’ân-ı Kerîm» diğeri ise «Ehl-i Beyt’im»dir. Bu ikisi Kevser havuzunun kıyısında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmaz; bunu Rabbim’den ben diledim. Bu ikisine yapışır, sarılırsanız benden sonra ebedî olarak sapmazsınız, yol yitirmezsiniz.
    “Ehl-i Beyt’im”e buğz eden münâfıktır.
    “Ehl-i Beyt’im”e eziyet eden, Allah’a eziyet eder.
    “Ehl-i Beyt’im”e karşı davranışlarınızdan dolayı, Allah’ın azâbını sizlere şimdiden hatırlatmak istiyorum.
    “Ehl-i Beyt’im”in peşinden gidiniz, sakın onların önüne geçmeyiniz, aksi taktirde helâk olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye de kalkışmayınız, çünkü onlar sizlerden daha bilgililerdir.
    Ey Fâtıma! Kıyamet gününde; Ben, sen, oğulların Hasan ve Hüseyin ile eşin Ali aynı makamda olacağız.
    İçinizde “Ehl-i Beyt’im”in misali, Nûh Aleyhisselâmın gemisi gibidir. Her kim gemiye binerse kurtulur ve her kim muhalefet ederse boğulup helâk olur.
    İslâm’ın esası beni ve “Ehl-i Beyt’im”i sevmektir.
    Kıyamet gününde; her kul iki şey hakkında sorulmadan Sırat köprüsünden geçemeyecek;
    Birincisi: «Ben sizinle idim, siz kiminle oldunuz?»
    İkincisi : «“Ehl-i Beyt’e” kurbiyyetiniz (sevginiz, yakınlığınız) ne derece?»
    Sizleri nimetleri ile beslediğinden Allah’ı seviniz, Allah’ı sevdiğinizden beni seviniz ve beni sevdiğinizden de “Ehl-i Beyt’im”i seviniz.
    Şefâatım, “Ehl-i Beyt’im”i sevenedir.

    Hz. Ali Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri
    Ali bendendir, ben de ondanım.
    Ali, Hak ile beraberdir. Hak da Ali ile beraberdir.
    Ali, her hususta Kur’ân ile beraberdir. O Kur’ân dışı bir şey söylemez ve bir iş işlemez. Kur’ân da, Ali’den asla ayrılmaz.
    Ali’nin dostu, benim dostumdur; Ali’nin düşmanı benim düşmanımdır.
    Ali’yi seven şüphe yok ki beni sevmiş olur. Beni seven Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye düşman olan, bana düşman olur. Bana düşman olan ise, hiç şüphesiz Allah’a düşman olur.
    Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. Bilgi isteyen, Ali’nin kapısına gelsin.
    Ben ve Ali insanların yükselebilmesi için, Allah’ın gönderdiği kılavuzlarız.
    Ey Ali! Dünya ve âhirette sen benim kardeşimsin, vasîyimsin, vârisimsin, halîfemsin.
    İlminden dolayı Hz.Âdem’e bakmak isteyen, Ali’nin ilmine baksın, Nûh’un takvâsını isteyen, İbrahim’in hilmini isteyen, Mûsâ’nın heybetini isteyen, Îsâ’nın ibâdetini görmek isteyen, Ali İbn-i Ebû Tâlib’e baksın.
    Yâ Ali! Gerçek Müslüman seni sever. Senin için fena söyleyenler, ara bozuculardır.
    Yâ Ali! Yakında hak sende olduğu halde, sana karşı gelenlerle savaşacaksın. O gün sana yardım etmeyen, benden değildir.
    Zikri Ali ibâdetün.

     
  15. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    peygamberimizin(S.A.V) güzel sözleri ve öğütleri

    1 Akılca en mükemmeliniz, Allah'tan en çok korkanınızdır.

    2 Sabah namazına çok dikkat ederek geçirmemengerekir. Çünkü sabah namazında çok büyük faziletler vardır.


    3 Kalplerinizi az gülmek ve az yemekle ihyâ ediniz, açlıkla temizleyiniz ki yumuşasın ve parlasın.

    4 Çok gülmeyin, çünkü çok gülmek kalbi öldürür.

    5 Kıyâmet günü Cennete ilk çağırılacak, varlıkta da darlıkta da Allah'a çok hamdedenlerdir.

    6 Kıyâmet gününde ilk hesaplaşacak kimseler, komşulardır.

    7 Kıyâmet gününde Âdemoğlu, şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmaz;
    a.Ömrünü nerede ve ne sûretle harcadığından,
    b.Yaptığı işleri ne maksatla yaptığından,
    c.Malını nereden kazandığından ve nerelere sarfettiğinden,
    d.Vücudunu, sıhhatini nerede ve ne sûretle yıprattığından.

    8 Bütün insanlar günah işler, fakat günah işleyenlerin en hayırlısı, tövbe edenlerdir.

    9 Her kim Ramazan'ı tutar, sonra da ona Şevval'den altı gün ilâve ederse, bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur.

    10 Müslümanların derdini dert edinmeyen onlardan değildir.

    11 Kişi haksız olarak bir şeye lânet ederse, o lânet kendine döner.

    12 Dünyânın belâ ve fitneden başka hiçbir şeyi kalmadı.

    13 Kurban kesiniz. Onunla nefsi temizleyiniz. Bir kimse, gününde kurbanını alır, kıbleye yatırırsa, onun boynuzu, tersi, kanı, kılı ve her zerresi Kıyâmet Günü o kimse için hazır olur. Yere düşen kan, Alah'ın muhâfazasına düşmüş olur. Az infak edin, çok ecir alın.

    14 Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir.

    15 Hiçbir farz namazı kasten terk etme. Kim namazı kasten terk ederse, İlâhı koruma ve teminattan mahrum kalır.

    16 Kim, insanların dînî işlerinde Allah'ın faydalı kıldığı bir ilmi gizlerse, Allah, Kıyâmet günü onu ateşten bir gem ile gemler.

    17 Kim, insanların kalbini çekmek için kelamın kullanılışını öğrenirse, Allah Kıyâmet günü, ondan ne farz ne nâfile hiçbir ibâdetini kabul etmez!

    18 Severken itidalden(ölçüden,sabırdan) ayrılma. Olur ki bir gün darılırsın, dost iken yaptığın aşırı hareketlerden mahcub olursun. Dargın olduğun zamanlarda da itidalden ayrılma. Olur ki bir gün dost olursun. Dargınken yaptığın hareketlerden mahcubiyet hissedersin.

    19 Dostunu zaman zaman ziyaret et ki sevgin artsın.

    20 Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin.
     
  16. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    Peygamberimizin (s.a.v) Güzel Edep ve Ahlâkı

    Peygamberimiz insanların en halimi, en cesuru, en adili, en iffetlisiydi; kendisine helâl olmayan bir kadına eli değmemiştir. (Müttefekun aleyh)

    O, insanların en cömerdiydi; yanında altın ve gümüş durmazdı. Bunların hepsini gündüz elden çıkaramadığı zaman, kalanı gece dağıtırdı.

    Toprak mahsulü olarak gelen gelirinden de ev halkının bir senelik ihtiyacını ayırır, fazla kalanı fakir ve muhtaçlara verirdi. Sene içinde ihtiyacı olanlara bu ev zahiresinden de verir, bazen evde hiçbir şey bırakmazdı. Böyle durumlarda ev halkı ile birlikte sadece hurma ve su ile idare ederlerdi. Hurma da bulamazsa karnına taş bağlardı. Bir ihtiyaç için kendisine başvuranı boş çevirmez, verecek hazır bir şey bulamazsa borç ederdi. Bu türlü sebeplerle, bazen yahudilerden de borç alırdı. (Müttefekun aleyh
    )

    Ayakkabılarını tamir eder, elbisesine yama diker, ev işlerinde hizmet ederdi. O, hayâ ve utanması en çok olan insandı. Bu yüzden, günah olmasa bile çirkin kaçan söz ve davranışlardan şiddetle sakınırdı. (Müttefekun aleyh
    )

    Köle ve fakirlerin davetini kabul eder ve onlarla birlikte oturup yemek yerdi. Az ve önemsiz de olsalar hediyeleri kabul eder ve mutlaka karşılığını verirdi.

    O, muhtaç da olsa zekât ve sadaka almazdı. Bunları yalnız kendisine değil, bütün zürriyetine yasaklamıştır. (Müttefekun aleyh
    ) O, Allah için kızar, fakat kendi nefsi için kızmazdı. (Tirmizî)

    Çok önem vermesine rağmen, hakkın önüne geçtikleri zaman hatır ve gönül dinlemezdi. Onun için, ne pahasına olursa olsun, hakkı gerçekleştirmeye çalışırdı.

    Savaşlarda müslüman olmayan kimseleri kullanmazdı. Çünkü onun savaşları Allah içindi. Allah'a iman etmeyenler de tabiatıyla Allah için savaşmazlardı.

    Helâl olan her türlü yemeği yerdi; yerken de kibirlilerin yaptıkları gibi, bir yere yaslanmazdı. Nübüvvet dönemi boyunca üç gün üst üste yememiştir. "Bir gün yer, Rabbime şükrederim, bir gün aç kalır, duâ ederim." demiştir.

    Düğün ziyafetine gider, hastaları ziyaret eder, cenazelerde hazır bulunurdu. (Müttefekun aleyh
    )

    Düşmanları arasında korumasız dolaşır ve Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmazdı. (Tirmizî, Hâkim)

    Medine’de bir müddet sahâbiler, gönüllü olarak onun kapısında gece nöbeti tutmuşlar. Fakat, "Allah seni düşmanlarının şerrinden koruyor." (Mâide, 67) âyeti indirilince, onlara, "Kendi işinize bakın, Rabbim beni koruyor." demiştir. (Tirmizî, Nesâî)

    Peygamberimiz, tevazuu en çok olan insandı. Söz ve hareketlerinde kibirden iz ve eser yoktu.

    O, kibir taşımaksızın az konuşurdu. (Nesaî)

    Konuşurken de çok mânaları az kelimelere sığdırırdı. (Müttefekun aleyh
    )

    Tebessümü çoktu, içtendi ve kendisine çok yakışırdı. (Tirmizî)

    Dünyaya ait hiçbir şeyi önemli görmez ve olmazsa olmaz derecesine çıkarmazdı. Helâl olmak şartıyla ne bulursa giyerdi.

    Sağ veya sol serçe parmağında mühür olarak kullandığı gümüş bir yüzük bulundururdu. Altın yüzüğü nehyetmiş, demir yüzüğü de mekruh saymıştır. Çünkü demir elbiseler cehennem ehlinin giysileridir.

    Yolculuk yaptığı zaman, döneminde âdet olduğu üzere, ata, deveye, katıra, kısa mesafelerde de merkebe binerdi. Bazen de yaya olarak kısa yolculuklar yapardı. Güzel kokuyu sever ve kullanırdı. Kötü kokudan şiddetle sakınırdı. (Nesaî)

    Fakir ve kölelerle oturmaktan, onların davetine icabet etmekten ve onlarla yemek yemekten çekinmezdi. Fazilet sahibi kimselere derecelerine göre ikramlarda bulunur ve onları hoş tutardı. (Tirmizî)

    Akrabalığa önem verir ve akrabalarını gözetirdi. (Hâkim)

    Kimseye karşı kırıcı davranmaz, hatasını yüzüne vurmazdı. (Tirmizî)

    Özür dileyenin ileri sürdüğü mazereti kurcalamadan kabul ederdi. (Müttefekun aleyh
    )

    Mizah yapar, fakat yalnızca doğru şeyler söylerdi. (Ahmed)

    Güler, fakat sesli kahkaha atmazdı. (Müttefekun aleyh
    )

    Düğün, bayram gibi özel günlerde mubah olan oyun ve çalgılara göz yumar, eğitim amaçlı müsabaka düzenlerdi. (Müttefekun aleyh
    )

    Vaktini boş geçirmez, her zaman ya ibadetle veya gerekli olan bir işle meşgul olurdu. (Tirmizî)

    Peygamberimiz, câhil kalmış ve son derecede bozuk huy ve âdetler edinmiş bir toplum içinde anne ve babasız olarak büyümüş, okul ve eğitim görmemiştir. Fakat Allah Teâlâ, ona fıtrî olarak kimseye vermediği üstün meziyetler vermiş ve bu meziyetleri Kur’ân’ın eğitim ve talimi ile geliştirip mükemmelleştirmiştir. Bu sebeple, kendisi, "Beni Rabbim terbiye etti ve en güzel şekilde eğitti." demiş, Allah Teâlâ da onu tasdik ederek, "Hiç şüphe yoktur ki, sen en güzel ahlâk üzerindesin." (Kalem, 5) buyurmuştur.

    Bir savaşta, kendisine, "Ya Rasûlullah! Şu kudurmuş kâfirlere beddua et." dediklerinde, "Hayır! Ben bedduâcı olarak değil, rahmet vesilesi olmak için gönderildim." (Müslim) demiştir. Bu sebeple, belli bir kimseye beddua etmesi istendiği zaman, ona beddua yerine, duâ ederdi. (Müttefekun aleyh
    )

    Kimseyi dövmezdi; savaşta da her zaman ön safta bulunmasına rağmen silâh kullanmazdı.

    (Yalnız, Bedir savaşında Umeyye İbni Halef, ille de kendisiyle dövüşmek isteyince, peygamberimiz, ona karşı silâh kullanmış ve onu gırtlağından vurup öldürmüştür.)

    Dinî hüküm bakımından aynı olan iki işten birini yapmak durumunda kaldığı zaman, kolay olanını tercih ederdi.

    Enes (ra) şöyle demiştir: "Ben çocukken sekiz sene Allah Rasûlü’ne hizmet ettim. Yapmam gereken bir işi yapmadığım veya yanlış yaptığım zaman kızmazdı. Evden birisi kızınca da, kendisi, 'Bırakın, kaderde bu iş böyleymiş.’ derdi." (Müttefekun aleyh
    )

    Battaniye, post, aba gibi şeyler üzerinde yatardı. Hasır üzerinde ve çıplak yerde yattığı da olurdu. (Müttefekun aleyh
    )

    Karşılaştığı kimselere kendisi selâm verirdi. Tokalaştığı kimse elini çekmedikçe kendisi elini çekmezdi.

    Ona derdini anlatan veya şikâyette bulun kimseyi ilgiyle dinlerdi. (Taberanî, Ebu Nuaym)

    Ziyaretine gelenin hâl ve hatırını sorar, bir ihtiyacının olup olmadığını öğrenmeye çalışırdı. Kendisini bekleyen olursa, vaktini almamak ve onu sıkmamak için namazını hafif kılardı. Hiçbir meclis ve sohbetini Allah Teâlâ’nın zikrinden hâli bırakmazdı. (Tirmizî)

    Meclisten kalktığı zaman da şöyle derdi: "Allah'ım! Seni takdis eder ve seni överim. Şâhidlik ederim ki, senden başka ilâh yoktur. Senden bağış diler ve sana tevbe ederim." (Nesaî, Hâkim)

    Meclisteki yeri belli değildi. Çünkü, boş olan her hangi bir yerde otururdu. (Tirmizî)

    Kıbleye karşı oturmayı severdi.

    Yanına gelene iltifat eder, fazilet sahiplerine, varsa, minder ve yastık uzatırdı.

    Ashâbına şunu tenbih ederdi: "Bir kavmin büyüğü size geldiği zaman, ona ikramda bulunun."

    Herkese, en güzel ismiyle hitap ederdi.

    Onun bulunduğu bir mecliste utanma, tevazu, sessizlik, tefekkür ve emânet havası hâkimdi.

    Peygamberimizin çok açık bir vasfı onun merhametli ve yumuşak olmasıdır.

    Allah Teâlâ, onun bu vasfına şâhidlik ederek, "Allah'tan bir merhametle onlara yumuşadın." (Al-i İmrân, 159) buyurmuştur.

    O, geç kızar, çabuk yatışırdı. (Tirmizî)
     
  17. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
    Peygamberimizin(S.A.V) örnek Ahlakı

    Bazı güzel hasletler vardır ki, her insan onlara sahip olmak, onları kendi hayâtında yaşamak ister: Sabır, kanaat, cömertlik, tevazu, fedakârlık, cesaret gibi...

    Çünkü bunlar ve benzeri güzel vasıflar, insana gerçekten "insan" olma özelliği kazandırır.

    "Güzel ahlâk" adı altında toplanan bu güzel vasıfları "örnek insan" olarak en mükemmel şekilde yaşayan insan, Peygamber Efendimizdir (a.s.m). Onun ahlâkı o kadar yücedir ki, Cenab-ı Hak, ona hitap ederek şöyle buyurur:

    "Hiç şüphesiz senin için bitmez tükenmez bir mükâfat vardır. Ve hiç şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin." (Kalem Sûresi, 3-4)

    Yine Kur'ân'da Peygamberimiz için "Allah'ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır" (Ahzâb Sûresi, 21) buyurularak, mü'minlerin, hayâtlarının bütün safhalarında onu örnek almaları tavsiye ve emredilir. Çünkü onun ahlâkı bizler için en güzel örnek, onun yaşayışı, halleri, sözleri ve hareketleri en mükemmel modeldir.

    Peygamberimiz de, "Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim" buyurur ve bu özelliğini, dünyadaki göreviyle bağlantılı olarak dikkat çekip bizlere anlatmaktadır.

    Onun ahlâkı, Allah'ın övdüğü ve Kur'ân'ın öğrettiği temiz ahlâktır. Yüce Allah, İslâmı insanlığın imdadına gönderip Kur'ân'ı indirirken, İlahî prensiplerin uygulamaya geçişini hayatıyla gösterecek bir insan olarak Peygamberimizi seçmiştir.

    Kur'ân'da anlatılan güzelliklerin tamamını Peygamberimizin şahsında görmek mümkündür. Sahabîlerin, Peygamberimizin ahlâkı hakkında bilgi almak istemeleri üzerine, Efendimizin hanımı Hz. Âişe şu cevabı vermişti:

    "Siz Kur'ân'ı okumuyor musunuz? Onun ahlâkı Kur'ân'dı."

    Peygamberimizin hayâtında ve ahlâkında, her meslek ve seviyeden insan, örnek alacak yönler bulabilir. İnsan olarak onun hayâtından alacağı sayısız fazilet ve güzellik yanında, kendi mesleğini ve toplumdaki yerini ilgilendirecek yüzlerce dersi de alabilir. Çünkü Peygamberimizin hayâtı her yönüyle hepimize örnektir.

    Meselâ, zengin bir insan, hicretten birkaç sene sonra bütün Arabistan'a hakim olup çok büyük servetlere sahip olan ve hepsini ihtiyaç sahiplerine dağıtan Peygamberimizi kendisine örnek alabilir.

    Sahipsiz, çaresiz ve kimsesiz insanlar; Mekke hayâtı boyunca akla hayâle gelmeyen işkence ve baskılara maruz kalıp, üstelik bütün yakınları tarafından yalnız bırakılan, ama hiçbir biçimde dâvasından ve inancından taviz vermeyen bir Peygamberi kendine rehber alabilir.

    Bir öğrenci; Allah tarafından Kur'ân âyetlerini vahiy yoluyla indiren Hz. Cebrail karşısında oturup Kur'ân'ı öğrenen Peygamberimizi hayâtına örnek alabilir.

    Başarılı bir kumandan; Bedir ve Huneyn Savaşlarında düşmanı mağlûp edip, az sayıdaki mücahitleriyle beraber çok sayıdaki düşman karşısında büyük zaferler kazanan; Mekke'nin fethi sırasında muhteşem ordusuyla şehre girerken, mütevazı halinden, başım devesinin semerine eğecek kadar engin gönüllü ve vakar sahibi bir Peygambere bağlanabilir.

    Çiftlik sahibi bir insan; fetihlerin hemen sonunda Hayber, Beni Nadir ve Fedek topraklarına sahip olduktan sonra o araziyi ıslah edip, en iyi şekilde ürün alacak kimseleri iş başına getiren, bir avuç toprağı olmayan Sahabîlerine araziyi paylaştıran zeki ve âdil bir Peygamberden ders çıkarabilir.

    Bir tüccar; hanımı Hz. Hatice'nin ticaretini işleten, ticarette alıp satarken doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmayan, Suriye'ye, Basra'ya giden kafilenin en yücesi olan Peygamberimizin yaşayışını, ticarî ahlâkını rehber edinebilir.

    Küçük yaşta yetim kalmış bir çocuk; ana rahminde altı aylıkken babasını kaybeden, altı yaşında annesinin ölümünü gören, bütün hayâtı anasız babasız geçen, fakat daha sonra insanlığın övündüğü, Allah'ın en çok sevdiği insan, "inci gibi bir yetim" olarak sayılıp sevilen Sevgili Peygamberimizi örnek alabilir.

    Aklı başında bir genç; gençlik yılları boyunca iffet, doğruluk, haya, edep timsali olan, amcası Ebû Talib'in koyunlarını otlatarak hayâtını kazanan genç Muham-med'in (a.s.m) hayâtını kendisine rehber edinebilir.

    Çünkü onun yirmi beş yaşma kadarki hayâtı boyunca ve daha sonrasında herhangi bir çirkin hareketine, bir yalanına, hilesine rastlanmamıştır.

    Halka nasihat eden bir vaiz; mescitte Sahabesine en güzel bir dille yol gösterici hakikatleri anlatan, tavsiye ettiklerini bizzat kendi şahsında mükemmel manada yaşayan, tek bir sözüyle kabilelerin hidayetine vesile olan mürşid Peygamberi hatırlar, onu örnek alır.

    Kısaca, her insan hangi şartlarda bulunursa bulunsun, hangi meslek ve sanatta çalışırsa çalışsın, sabah-akşam, gece-gündüz, her zaman ve her yerde Sevgili Peygamberimizi kendisi için güzel bir örnek olarak alabilir.

    Öyle bir rehber ki, ona uyduğumuz zaman hayâtımızın karanlıkları kaybolup, onun nuru sayesinde yolumuz aydınlanır, işlerimiz yoluna girer, hayâtımıza bir düzen ve disiplin gelir.

    Peygamberimizin hayâtı, insanların meşgul olduğu ve karşılaştıkları her ihtiyaca cevap verebilecek güzel ahlâkın bütün kurallarıyla süslenmiş nurlu bir zincir gibidir. Onun güzel ahlâkı, o nuru arayanların önüne nur serper. Onun hidayeti doğru yolu arayanlara bir kılavuz olur. Onun takdim ettiği şifalı su, ıssız ve kavurucu gaflet çöllerinde bocalayan şaşkın ruhlara bir âb-ı hayât yerine geçer. Ondan gelen ışık huzmeleri isyan ve günah bataklığında çırpınan zavallı insanların kurtuluşa ermelerine ve sahile çıkmalarına yardımcı olacak bir deniz feneri hükmüne geçer.
     
  18. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  19. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^
  20. Mevsimsiz Kar

    Mevsimsiz Kar <marquee> <b> Allahumme Salli Ala Seyidina Muhamme

    Katılım:
    13 Mayıs 2011
    Mesaj:
    6,228
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhasebe
    Şehir:
    ^^Kuzey Irak/Suleymanıye/Erbil^^

Bu Sayfayı Paylaş