Hisarcılar

'Edebiyat - Türkçe' forumunda 'BERRAK tarafından 7 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. 'BERRAK

    'BERRAK <font face="Tahoma"><font size="1">İnsanların hakk

    Katılım:
    30 Mart 2011
    Mesaj:
    32,849
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Okul Öncesi Öğretmeni
    Şehir:
    мαямαяα
    Hisarcılar
    Garip akımına karşı çıkan bir grup şair şiirlerini Çınaraltı Dergisi'nde yayımladılar. Daha sonra 1950 yılında çıkmaya başlayan "Hisar" Dergisi etrafında toplanan grupta şu isimler bulunmaktadır:Mehmet Çınarlı[​IMG] İlhan Geçer[​IMG] Mustafa Necati Karaer[​IMG] Nüzhet Erman[​IMG] Yavuz Bülent Bâkiler[​IMG] Sevinç Çokum[​IMG] Oyhan Hasan Bıldırki[​IMG] Gültekin Samanoğlu[​IMG] M. Necati Özsu[​IMG] Ayla Oral[​IMG] Şevket Bulut[​IMG] M. Fahri Oğuz[​IMG] Arif Nihat Asya[​IMG] Tarık Buğra[​IMG] Mehmet Kaplan[​IMG] Cemil Meriç[​IMG] Faik Baysal[​IMG] Metin And[​IMG] Hilmi Ziya Ülken[​IMG] Talat Sait Halman[​IMG] Rüştü Şardağ.
    Hisarcılar
    Bütün sanatçıların ortak görüşlerini şöyle sıralayabiliriz: ''Sanatçı bağımsız olmalıdır[​IMG] ulusal olmayan bir sanatın sınırları aşağı düşünülmez.Sanatçının dili yaşayan dildir.Her alanda Batı taklitçiliğine karşı çıkılmalı[​IMG] gelenekler tümüyle reddedilmeli[​IMG] sanat siyasetin aleti olmamalı[​IMG] dildeki kargaşa giderilmelidir.Daha sonra bu grup Hisar Dergisi'yle varlığını sürdürmüşler. Hisar Dergisi ocak 1957 tarihli 75. sayısından sonra yayına ara verdi. Ocak 1964'te yeniden çıkarıldı. Aralık 1980'de[​IMG] 277. sayısından sonra kapatıldı.

    Hisarcılar

    Hazırlıklarına 1949 yılı sonlarında[​IMG] "eski şiirimizden[​IMG] millî kültür ve edebiyatımızdan kopmadan yeni ve güzel bir şiir sergilemek[​IMG] o yıllarda şiirimizi çıkmaza sokanlara ve yozlaştıranlara karşı çıkmak ve tavır almak'" parolasıyla başlanan Hisar dergisi[​IMG] ilk sayısını 16 Mart 1950'de yayımlamıştır.
    Yayın hayatını iki dönem halinde sürdüren Hisar dergisi[​IMG] birinci yayın döneminde (Ocak 1957'ye kadar) 75; ikinci yayın döneminde de (Ocak 1964'ten Aralık 1980'e kadar) 202 olmak üzere toplam 277 sayı çıkmıştır.
    Atatürk'ün doğumunun 100. yıldönümü dolayısıyla Kültür Bakanlığı'nın dokuz dalda açtığı yarışmalarda[​IMG] şiir dalında "Kuşlar ve İnsanlar" kitabıyla birincilik ödülünü kazanan Hisar'ın kurucu şairlerinden Mustafa Necati Karaer[​IMG] derginin çıkış gerekçelerini şöyle anlatır: Garipçilerin başlattığı şiir akımının "yalana dolmaları" karın doğurmasa bile[​IMG] şiirden nasibi olanları şiirden ve edebiyattan uzaklaştırıyor ve hareket devam ediyordu. Bu durum karşısında yapılacak tek iş[​IMG] tek çare[​IMG] inandığımız yolda bir edebî dergi çıkarmaktı. Öyle bir dergi ki[​IMG] Türk şiirini yıkmak isteyenlerin karşısına bir kale gibi dikilsin[​IMG] taklitçiliğe sapmadan millî kültürümüzden güç alsın ve "geçmiş'le "gelecek" arasında bir köprü olsun. İşte[​IMG] kendi inançlarımız ve sanat anlayışımız doğrultusunda bir fikir[​IMG] sanat ve edebiyat dergisi çıkarma kararımız[​IMG] özetle belirtmeye çalıştığım ihtiyaçtan doğmuştur.
    Hisarcılar[​IMG] derginin ilk sayısında yayımlanacak bir bildiriyle "neler yapacaklarını açıklamak" yerine[​IMG] zaman içerisinde "neler yapacaklarını gösterme" nin daha doğru olacağına inan. 26 Aralık 1966'da Ankara Radyosu'nca hazırlanan bir programda derginin sanat anlayışını ve belli başlı ilkelerini ortaya koyan açıklama[​IMG] derginin kuruluşundan 17 yıl sonra yapılır. Hisar'ın kuruluşunun[​IMG] sorunlarının[​IMG] dil anlayışının ve sanat ilkelerinin tanıtıldığı programa dergiyi temsilen Munis Faik Ozansoy[​IMG] Mehmet Çınarlı[​IMG] İlhan Geçer[​IMG] Mustafa Necati Karaer[​IMG] Gültekin Sâmanoğlu ve Nevzat Yalçın katılmışlardır.
    Radyoda "Hisar Saati" programında açıklanan bu ilkeler[​IMG] daha sonra Hisar dergisinin 113. ve 114. (Şubat[​IMG] Mart 1967) sayılarında da topluluğun bir tür geciken bildirisi olarak dört madde halinde yayımlanmıştır:
    1. "Sanatçının Dili Yaşayan Dil Olmalıdır". Aksi takdirde[​IMG] ister eski[​IMG] ister yeni olsun[​IMG] ölü kelimelerden doğan her eser yeni nesilleri birbirinden ayırır. Türk sanatına ve kültürüne olumlu katkıda bulunamaz.
    Bu ilkeyle ilgili olarak Hisarcıların[​IMG] özellikle Birinci Yeni ve ikinci Yeni sanatçılarına yönelttikleri eleştiriler şöyle sıralanabilir: Ağza alınmayacak kadar kaba ve çirkin kelimeleri bol bol kullanmak[​IMG] dil akışına uymayan uydurma kelimeleri inatla ve ısrarla kullanmak[​IMG] büyük harf-küçük harf kurallarına boş vermek[​IMG] noktalama işaretlerini kaldırmak[​IMG] cümle tekniğine kulak asmamak.
    2. "Sanatçı Bağımsız Olmalıdır". Zira[​IMG] onun eseri[​IMG] siyasî sistemlerin de[​IMG] ekonomik doktrinlerin de propaganda aracı değildir.
    3. "Sanat Millî Olmalıdır". Çünkü kendi milletinden kopmuş bir sanatın milletlerarası bir değer kazanması beklenemez.
    4. "Sanatta Yenilik Asıldır." Ne var ki[​IMG] bu yenilik arayışı eskinin ret ve inkârı şeklinde yorumlanmamalıdır. Dünden kuvvet alarak yarın da kolay kolay eskimeyecek bir yenilik anlayışı ilke edinilmiş; mutlaka serbest şekilli şiir yazmak[​IMG] şiiri nesre ve hikâyeye yaklaştırmak[​IMG] heceyi ve aruzu ölü vezinler olarak görmek gibi ısrarcı yaklaşımların doğru olmadığı savunulmuştur.
    Toplumcu Gerçekçi[​IMG] Garip ve ikinci Yeni gibi şiir hareketlerini de açlığı ve sefaleti dile getirdikleri[​IMG] gençliğin şehevî arzularını kamçıladıkları[​IMG] amaçlı olarak aile ve diğer toplumsal kurumları hiçe saydıkları iddialarıyla eleştirmişlerdir.
    Hisarcılar[​IMG] Türk şiirinde görülen yenilik hareketlerinde sanatçıların "dil[​IMG] şekil ve konu" karşısındaki tutumlarını belirleyen iki kutup olduğunu savunurlar. Bu kutuplardan birini[​IMG] her faklılaşma ve değişmeyi şiirde yenilik sayanlar oluştururken; diğerini de[​IMG] tek başına kendilerinin temsil ettiğine inandıkları bu görüşün aksini iddia edenler oluşturmaktadırlar.

    Hisarcılara göre şiir dilinde yenilik; şiiri ölü kelimelerden ve terkiplerden kurtarıp sadeleştirmekle[​IMG] dili basitliğe düşürmeden yaşayan halk diline göre geliştirmekle mümkündür. Uygarlığın ve kültür seviyesinin bir bakıma ölçüsü olarak gördükleri dili kısırlaştırmamak gerektiğine inanmışlar; ancak[​IMG] masa başında kelime uydurulmasına da karşı çıkmışlardır. Yabancı dillerden alındığı artık fark edilemeyen ve Türkçe karşılığı olmayan kelimelerin çekinilmeden kullanılması gerektiğini savunmuşlardır.
    Bu gruptaki şairler; vezin konusunda bir dayatmaya karşı olmuşlar[​IMG] şiir olarak kalabildiği müddetçe aruzu da[​IMG] heceyi de[​IMG] serbest şekilli şiiri de kabul ettiklerini belirtmişlerdir. Şiirin şekil özellikleri yönüyle[​IMG] aruzda ve hecede alışılmış kalıpların çerçevesinden kurtulup yeni söyleyişlere ulaşmasını hedefleyen Hisarcılar[​IMG] muhteva özellikleri yönüyle de[​IMG] şiirin konusunun sınırlandırılamayacağını[​IMG] şiir feda edilmemek şartıyla her konunun işlenebileceğini savunmuşlardır. Zira sanatın her şeyden önce bir hürriyet meselesi olduğunu[​IMG] ancak[​IMG] dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir zaman mutlak hürriyet rüzgârı esmediğini belirterek[​IMG] "hürriyet perdesi arkasında oynanan maksatlı oyunlara pabuç bırakmayacaklarını" da her fırsatta dile getirmişlerdir.
    Hisarcılar[​IMG] gecikmeli olarak ilân ettikleri bu ilkelere otuz yıllık yayın hayatı boyunca sıkı sıkıya bağlı kalmışlar ve kendilerini[​IMG] diğer topluluklara karşı (toplumcu gerçekçiler[​IMG] Birinci Yeniciler[​IMG] Maviciler[​IMG] İkinci Yeniciler) Türk şiirini ve dilini koruyan yegâne "kale" olarak görmüşlerdir
     

Bu Sayfayı Paylaş