Dini şiir ve ilahi sözleri

'Dini Şiirler' forumunda RAPAEL tarafından 1 Haziran 2011 tarihinde açılan konu

  1. RAPAEL

    RAPAEL Gözde Üye

    Katılım:
    2 Nisan 2011
    Mesaj:
    94,853
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Erkek
    Meslek:
    Öğretmen
    MİRAÇ

    Kapatın gözlerinizi
    Ve karanlığı seyredin.
    İşte böyle bir gece.
    Mekke’de bir gece
    Yorgunluk havada
    Gariplik suda
    Simsiyah bir sessizlik
    Uyku bile uykuda.
    Kâbe’nin hatîm kısmında
    Yanı üzre yatan biri var
    Yıl hüzün yılı
    Ebu Talib yok
    Yıl hüzün yılı
    Vefakâr eş
    Haticetül kübrâ yok.
    Kâbe’nin hatîm kısmında
    Yanı üzre yatan biri var
    Teselli arayan kalp
    Hüzünle çarpan kalp
    O’nun kalbi.
    Ve ayak sesleri
    Yıldızlar ışıldıyor.
    Bu ayak sesleri göklerden
    Yol veriyor yıldızlar.
    Semâdan inenler var.
    İzin verseydi Allah
    Kâinat inerdi yere
    Çünkü kâbe’nin hatîm kısmında yatan
    Sultân-ı levlâk’tır.
    Habîb-i zîşândır o
    Nur-u hüda’dır.
    Merhamet ufkunun nazlı güneşi
    Kainatın biricik çiçeğidir o.
    İzin verseydi allah
    Âlemler inerdi yere
    Oysa emir yalnız cebrail’e
    Ve yalnız cebrail iner yere
    Kalk ya rasulallah
    Semada melekler seni bekler
    Taif’te taşlanan yüzüne hasret
    Alaya alınan sözüne hasret
    Seni bekler melekler.
    Yer yüzünde vefa yok mu?
    Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin.
    Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden?
    Davetini hafife mı aldılar?
    Üzülme ve aç gözlerini
    Öteler bekliyor seni
    Bu gece kainat adını anacak,
    Aç gözlerini ki alemler nazarına kanacak.
    Burak, senin için uçacak.
    Aç gözlerini ya habiballah
    Bu gecenin adına isra diyecek allah.
    Ey yedi kat sema aç kapılarını,
    Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberlere
    Deki hazreti Adem’e;
    Cennetin kapısına adı yazılan
    İsminin hatrına af istediğin
    Salih oğul geliyor.
    Söyle İsa’ya:
    Kuytu köşelerde
    Havarilerinle Allah’a sığınırken,
    Bir adım ötedeymiş gibi kokusunu aldığın
    Ve insanlığa gelişini müjdelediğin
    Ahmet geliyor.
    Yusuf’a, İdris’e, Harun’a söyle
    Musa’ya deki:
    Vasıflarına hayran olup da
    Ümmetinden olmak istediğin
    Salih kardeş geliyor.
    Müjde ver İbrahim Peygamber’e:
    Dua dua yalvarıp
    Gelmesini istediğin oğul geliyor
    Aç kapılarını ey yedi kat sema
    Bu gelen Muhammed Mustafa
    Cebrail yol gösterir
    Ve yürür sultanlar sultanı
    Bu nasıl bir yürüyüştür.
    Bu nasıl bir eda?
    İnci inci ter mübarek alınlarında
    Baştan ayağa edep var
    Attığı her adımda.
    Sultanım,
    Cennetler gösterilirken o gece
    Ümmetini hayal ettin mi cennette?
    Cehennemin alevleri selamlarken seni,
    Gözyaşlarını gördü mü Cebrail?
    Ümmetim dedin mi?
    Sen unutmazsın bizi bunda kuşku yok
    Tahiyyat duası haber verdi bize
    Sen bizi hiçbir yerde
    Hiçbir zaman unutmadın
    İnşallah biz de seni unutanlardan olmayız.
    Allah seni unutturmasın bize.
    Bir söz sultanının dediği gibi
    Eğer günahlarımızdan dolayı girersek cehenneme
    Ve Allah biran olsun açarsa ufkumuzu
    Talaal bedru aleyna diyeceğiz.
    Miraç gecesi
    Yürüdü rasulullah
    Cebrail önde
    Bir gece yürüyüşüyle
    Yürüdüler… Yükseldiler.
    Yükseldikçe yükseldiler.
    Cebrail durdu birden,
    Ya rasulallah, benimle buraya kadar.
    Efendimiz niçin diye sordu
    Burası sidre-i münteha’dır
    Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum.
    Allah rasulu, sordular:
    Nasıl gidilir sidre-i münteha’da?
    Cibril-i emin cevap verdi:
    Aşkla!
    Aşkla gidilir ya rasulallah
    Aşkla gidilir ya habiballah
    Aşkla gidilir ya nebiyyallah
    Yürü sultanım yol senindir!
    Aşk vadisinde mühür senin.
    Söz senindir hal senindir.
    Muhabbetin adı sensin.
    Varlıkların tadı sensin
    Yürü ve selamını ilet
    Gözü yaşlı ümmetinin
    Sensiz bunca yetimin
    İlet selamını
    Ahir zamanın ahını
    Yüceler yücesine ilet
    Sultanım
    Sen dönerken miraçtan
    İlahi hediyelerle
    Bizim için miraç olan
    Beş vakit namazla,
    Bakara suresinin son iki ayetiyle
    Ve şirke düşmeyenin affedilebileceği müjdesiyle
    Dönerken sen miraçtan
    Biz ahir zamandan
    Ebu Bekir edasıyla bakıyoruz sana
    “O söylediyse doğrudur”
    Rasulullah söylediyse doğrudur.
    Ve bir ayetin sıcaklğı sarıyor
    Kainatin kalbini:
    Her türlü noksanlıktan münezzeh olan allah
    Kulunu geceleyin mescid-i haram’dan alıp,
    Kendisine bir takım ayetler gösterelim diye
    Etrafını mübarek kıldığımız
    Mescid-i aksa’ya götürdü.
    Çünkü, işiten ve bilen odur.
    Şimdi açın gözlerinizi
    Ve mîrâc’a hazırlanın
     
  2. RAPAEL

    RAPAEL Gözde Üye

    Katılım:
    2 Nisan 2011
    Mesaj:
    94,853
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Erkek
    Meslek:
    Öğretmen
    :: Uhud::..




    Günlerden cuma...
    Uhut'a gelenler var.
    Medine yolu toz duman...
    Uhut'a gelenler var.
    Bir dağılsa da şu hava,
    Görsek Medine-i Münevvere'den Uhut'a gelenleri.
    Bir görsek Allah Rasulü'nü
    Ve eroğlu erleri...
    Bakın göründüler işte;
    Atının üzerinde evrenin efendisi!
    Cihanın gözbebeği!
    Uhut'un sevgilisi!
    Sağında ve solunda ashab-ı güzin
    Önündeyse iki üveyk yürüyor;
    Biri Sad bin Muaz,
    Diğeri Sad bin Übade.
    Allah'ım bu ne edep
    Atlarının bile başı yerde...
    Bakın şu iki gence!
    İkisi de onbeşinde...
    Şu kısa boylu olanı Rafi' bin Hadic!
    Parmaklarının ucuna basıyor ki
    Boyu uzun görünsün!
    İyi ok attığı söylenince
    İzin veriyor efendimiz.
    Diğer gençse Semüre bin Cündüp...
    Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor.
    Ya rasulallah! diyor,
    Rafi'ye izin verdiniz. Bana niye izin yok?
    Ben rafi'yi güreşte yeniyorum.
    Efendimiz tebessüm buyuruyorlar.
    Ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar.
    Semüre Rafi'yi yenince güreşte,
    Fahr-i kainat ona da izin veriyor.
    Günlerden cumartesi...
    Uhud'a gelenler var.
    İşte Ayneyn Tepesi-Okçular Tepesi-
    Başlarında Abdullah bin Cübeyr
    Sultanı dinliyorlar.
    Düşmanı yendiğimzi görsenizde
    Size haber vermedikçe, adam göndermedikçe
    Yerlerinizden ASLA ayrılmayın!
    Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi
    Ben size adam göndermedikçe
    Yerlerinizden asla ayrılmayın!
    İki ordu da hazır...
    İki ordu da harp nizamında...
    Ve Uhud'un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile almıyor!
    Sessizliği bozan Kureyş'in Sancaktarı'dır.
    Söylediği her söz küfür kokulu...
    Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar!
    Bu bir meydan okumadır.
    Cevapsa bir çift ayak sesi...
    Gözler Uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda...
    Kime ait bu adımlar ki bastığı toprak 'ALLAH' diyor!
    Ve Esedullah namıyla Hz. Ali(R.A.) yürüyor.
    Birkaç saniye, bir tek hamle...
    ALLAH'ın(C.C.) Arslanı dimdik ayakta
    Kureyş'in sancağı ise yerde...
    Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı
    Ama bilmiyor ki bu defa kim var Uhud meydanında
    Gökyüzünde yıldırımlar
    Yeryüzünde Hamza var.
    Asıl şimdi başladı Uhud'un türküsü.
    Tam üç katı düşmanla Peygamber(A.S.M) ordusu
    Göz göze ve diş dişe.
    Uhud'da yiğitler var.
    İşte: Ebu Lücane...
    Kılıcın üzerinde bir yazı
    Korkaklıkta ar
    İlerlemekte şeref var!
    İşte: Musab bin Umeyr...
    Zırhını giyinince
    Nasılda Peygamber'e(A.S.M.) benziyor.
    Ve döne döne savaşan Hz. Hamza...
    Ben Allah'ın(C.C.) Arslanı'yım diyor!
    Ebu Katade'ye bakın.
    Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından
    Bir havayı yara yara geliyor.
    Hedefte Rasulullah(A.S.M.) var.
    İşte: Ebu Katade...
    Okun Fahr-i Kainat'a(A.S.M) doğru gittiğini görünce
    ALLAH'ı(C.C.) andı önce
    Ve uzattı başını!
    Ok Katade'nin gözüne saplandı.
    Uhud'da yiğitler var...
    Şirk ordusunu bozguna uğratan...
    Ömer bin Hattab'a bakın
    Gözleri çakmak çakmak...
    Ama telaş var yüzünde Hz. Ömer'in(R.A.)
    Bu ne hal ey Ömer...
    Düşman hüsran yaşarken
    Zafer kaznılmışken
    Bu ne hal ey koca Ömer!
    Niçin okçular tepesine bakıyorsun?
    Neler oluyor orda?
    Niye iniyor okçular Ayneyn Tepesi'nden?
    Allah Rasulü(A.S.M) haber vermeden niye iniyorlar?
    Ey Abdullah bin Cübeyr!
    Durdursana okçuları!
    Durun, Allah(C.C.) aşkına durun!
    Arkanızdan düşman geliyor, inmeyin yerinizden.
    Sahabe sendeliyor inmeyin yerinizden.
    Kainat yalvarıyor inmeyin!
    Sultanlar Sultanı'nı(A.S.M) incitecekler, inmeyin!

    Peygamber(A.S.M) ordusu iki ateş arasında...
    Efendimizin(A.S.M) etrafında on beş sahabe...
    Bakın, mübarek elleri Rasulullah'ın(A.S.M.)
    Yüzüne kapanıyor!
    Kainatın affı için semaya kalkan eller
    Şimdi kan içinde!
    Yetiş Ey Ebu Ubeyde!
    Nur saçan yüz kan içinde!

    Zaman donuyor sanki,
    Ve dudaklarının arasından birşey düşüyor.
    Kıpkırmızı bir yakut gibi
    Peygamberin(A.S.M.) mübarek dişi!
    Uhud Dağı'nı bir titreme alıyor.
    Zaman donuyor sanki,
    Ve gökler yırtılıyor!
    Uhud Dağı'nı bir titreme alıyor!
    Kimse Uhud'a ilişmesin.
    Çünkü bir ses geliyor altı yerden!
    Muhammed'in(A.S.M.) dişi yere düşmesin!
    Ve Cibril-i Emin yaratıldığı günden beri,
    En hızlı inişiyle iniyor!
    Çünkü altı yönden bir ses geliyor!
    Yere düşmesin Muhammed'in(A.S.M.) dişi!

    Kara bulutlar çöktü Uhud'a!
    Bir ses ortalığı velveleye verdi:
    Muhammed(A.S.M.) öldürüldü!
    Muhammed(A.S.M.) öldürüldü!
    'Eğer O(A.S.M.) öldürüldüyse ben niye yaşıyorum! '
    Diyen Enes bin Nad atıdı küfrün alevleri arasına!
    Artık yaşlı gözler Sevgili'yi(A.S.M.) arıyor.
    Kab bin Malik Hz. sesi duyuldu:
    'Rasuluh(A.S.M) yaşıyor,
    Allah(C.C.) 'ın Rasulü(A.S.M.) yaşıyor,
    Onu(A.S.M.) miğferinin arasından ışıl ışıl parlayan gözlerinden tanıdım.
    Habibullah(A.S.M.) yaşıyor.
    Onu(A.S.M.) şefkat dolu gözlerinden tanıdım.'

    Ashab-ı Güzin'in sevincine bir bakın!
    Uhud'un sevincine bir bakın!
    Hz.Hamza duydu ya bu yeter!
    Rasulullah(A.S.M.) yaşıyor ya bu yeter!
    Yine daldı Hamza Kureyş'in dalgalarına!
    Ama savaşırken bir ara sendeledi Hamza.
    Ve boşlukta bir mızrak belirdi.
    Ey Hamza! Uhud'u her anışımızda kaç mü'min girmek ister mızrakla senin arana?
    Kaç mü'min keşke ben öleydim, keşke mızrak benim sineme saplansaydı der?
    Ama Şehidlerin Seyyidi sensin!
    Şehidlerin Efendisi sensin!
    Uhud'da şehidler var...
    Şehidlerin Seyyidi Hamza var Uhud'da!
    Rasul-i Zişan'ın(A.S.M.) gözlerinden boşalan yaş,
    Hamza'yı yıkar gibiydi!
    Fahr-i Kainat(A.S.M.) hiç bu kadar elem duymamıştı!
    Hiç bu kadar üzülmemişti!
    Ve amcasına hiç böyle seslenmemişti:
    'Ey Rasulullah'ın(A.S.M) amcası Hamza;
    Ey Allah(C.C.) 'ın ve Rasulü'nün(A.S.M) Arslanı Hamza;
    Ey hayırlar işleyen Hamza;
    Ey Rasulullah'a(A.S.M) koruyucu olan Hamza;
    Allah(C.C.) sana rahmet etsin!
    Eğer senden sonra yas tutmak gerekseydi;
    Sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım! '
    Ve bir ayet yankılanıyor Ahzab dağında:
    (Bismillahirrahmanirrahim-Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla!)
    'Mü'minlerden öyle yiğitler vardır ki,
    Onlar Allah(C.C.) 'a verdikleri sözde sadakat gösterdiler.
    Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar
    çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi.
    Kimisi de şehid olmayı bekliyor.
    Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.'
     

Bu Sayfayı Paylaş