Ah Nerede O Eski Ramazanlar..

'Nostalji' forumunda CoCo tarafından 23 Temmuz 2014 tarihinde açılan konu

  1. CoCo

    CoCo <img src="http://i.hizliresim.com/Vyvmmr.gif" /></

    Katılım:
    31 Temmuz 2013
    Mesaj:
    2,920
    Ödül Puanları:
    38
    Şehir:
    terkediLmis DüsLer Diyari'
    “Anne ne olur beni de kaldır olur mu?.. Bak kaldırmazsan küserim sonra”… Her seferinde yalvar yakar olurdum anneme. Saatlerce dil döker “Tamam kaldıracağım” sözünü aldıktan sonra, bir an önce uyumaya bakardım. Bir an önce uyumalıyım ki, sahurda kolaylıkla kalkabileyim…
    Kimi zaman annemin uyandırmasına bile gerek kalmaz, davulun sesini duyar duymaz yataktan fırlayıp, soluğu pencere kenarında alırdım. Yüzümü cama dayar – ne dayaması adeta camla bütünleşir- biraz korku, biraz da sevinç karışımı bir duyguyla davulcunun her hareketini soluksuz izlerdim. Korkardım: Çünkü, gecenin zifiri karanlığında, el fenerinin cılız ışığı öylesine oyunlar oynardı ki, davulcu ve yamağı karşı evin duvarına yansıyan gölgeleriyle “Gulyabani” gibi üzerime üzerime gelirlerdi. Sevinirdim: Çünkü, her gece bizim için ayrı bir mani yakılırdı… bakalım bu gece neler söyleyecek diye sabırsızlıkla beklerdim. Aynı sabırsızlığı o da gösterirdi. Özellikle de ışığımızın yanmadığı ve bahşişin geciktiği zamanlarda… İşte o zaman davulun tokmağına daha bir asılır, gecenin sessizliğini daha bir yırtardı hiç sıtma görmemiş sesiyle:
    “Üzümüm var ezilecek
    Tülbentlerden süzülecek
    Çok bekletme Ahmet Ağbi
    Çok yerim var gezilecek…”…. Güm be de güm güm… Güm be de güm güm…
    Bahşişini alır ve karanlığın içinde, geldiği gibi kaybolup giderdi ardında ateş böceği misali bir bir yanan evlerin ışığını bırakarak…
    Asıl cümbüş ondan sonra başlardı. Bir telaş bir telaş ki sormayın… Önce ocağa çay suyu konulur, sonra akşamdan hazırlanan yemekler ısıtılıp dizilirdi yer sofrasına… mutlaka ama mutlaka radyo açılır, şarkılar, türküler eşliğinde yenirdi yemekler… Bol bol da çay içilirdi yemek sonrasında… “Çok çay içelim ki akşama kadar susuzluk çekmeyelim!..” derdi babam… Sahur sofralarının keyfine doyamazdım. Gözümden uyku aksa da, o sofrada bulunmanın, ailemle birlikte o heyecanı, o coşkuyu yaşamış olmanın keyfini hiçbir şeye değişmezdim.
    Ağabeyime, ablama oruç yasağı yoktu ama bana vardı. “ben de oruç tutmak istiyorum!..” dediğimde, “Olmaz sen daha küçüksün, dayanamazsın!” cevabını alırdım. Ama ben yine de gizlice tutardım. Tutardım da, o gün öğleni zor ederdim. Neyse ki çocukların “Tekne orucu” tutma gibi bir hakları vardı. Ne demekse!... Öğlene kadar bir şey yeme, öğlen ye… Öğleden sonra yine bir şey yeme, iftarda yeniden ye… yine büyüklerin engin hoşgörüsünün bir yansıması olsa gerek bu Tekne Orucu… zaten çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar affedilmeye layık değiller midir?...
    Benim için ramazan günlerinin vazgeçilmezlerinden biri de gece eğlenceleriydi.
    Mahalle meydanına kurulan Cambaz, iftardan sonra gösteriye başlardı. Ramazan boyunca hemen her gün giderdik Cambaz’ın gösterilerini izlemeye… İpin üzerinde yürürken bize korkulu anlar yaşatan palyaço boncuk’u, şapkasından tavşan çıkaran sihirbazı, allı-pullu giysiler içinde kantolar söyleyen çadır şarkıcısını hiç ama hiç unutamam… ve hâlâ yankılanır durur kulağımda o günden bugüne…
     
  2. noyan35

    noyan35 New Member

    Katılım:
    11 Temmuz 2014
    Mesaj:
    122
    Ödül Puanları:
    0
    ben bu sene hiç davul sesi duymadım :srn bak şimdi kafama takıldı..davulcu muhakkak geçmiştir herhalde..odam arkada ondan mı yoksa davulcumu yoktu:srn
     

Bu Sayfayı Paylaş