İslamda Kadınların Yöneticilik Hakkı Varmıdır

'İslamda Kadın ve Aile' forumunda - Łєоиα. tarafından 10 Ağustos 2012 tarihinde açılan konu

  1. - Łєоиα.

    - Łєоиα. <img src="http://i.hizliresim.com/x9zyg5.gif" /></

    Katılım:
    27 Temmuz 2011
    Mesaj:
    36,429
    Ödül Puanları:
    0
    Alemlerin rabbi olan Allaha hamd peyganberlerin sonuncusu ve en faziletlisi Hz muhamed (s.a.v) me salat ve selam eder ailesi ve arkadaşlarını saygıyla ve rahmetle anarız.

    islam ulaması gecen 14 asır boyunca İslami bir yönetimde kadının yöneticilik görevi şer’an caiz olmadığına ittifak etmişlerdir.

    Geçen on dört asır boyunca bu hususta hiç bir aykırı görüş bulunmamıştır bu konu ile ilgili kur’an ve sünnete bunu isbat eden pek çok nas (delil )vardır.

    İcmanın delileri zikir edecek olursak.

    1) kur’ani kerimde (erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler ). Ayeti kerimede yönetme yetkisinin Allah tarafından yalnızca erkeklere verildiğini ifade etmektedir.

    2) Allahın resulü (s.a.v.) ( başlarına bir kadın yönetici olarak getiren bir Milet asla iflah olmaz). Buyurmuşlardır.

    Hz peyganber (s.a.v.) bu İranlıların başına bir kadın yönetici olarak atadıkları haberini alınca söylemiştir.

    Dolaysıyla hadis gayet net olarak, kadınların devlet başkanı yada yönetici olmalarının meşru olmadığını isbat eden bir nastır .

    3) Hz Ebu Bekir (r.a) ın nakline göre Allahın resulü (s.a.v.) bir defasında bir ordu görevlendirmişti bir haberci gelip ordunun görevini başarıyla tamamladığını müjdeli, Allahın resulü (s.a.v.) müjdeyi alınca secdeye kapandı ve Allaha şükür eti sonra olayın tefsilatını öğrenmek istedi.

    Haberci anlatırken düşmanın başlarına bir kadın yönetici getirdiğini söyleyince Allah resulü (s.a.v)erkekler kadınlara itaat ettiklerinde helak oldular, buyurdular.

    Allah resulü (s.a.v), yöneticileriniz seçkinlerinizden zenginleriniz merhametli ve şefkatlilerinizden olup işlerinizde aranızda şura ile karara bağladığınız mudetçe toprağın üstü sizler için altından daha hayırlıdır.

    Zenginleriniz cimrilerinizden işleriniz kadınlarınız tarafından karara bağlandığınızda ise toprağın altı sizler için üstünde olmaktan daha hayırlıdır buyurmuşlardır.

    Devlet başkanlığı seçimi Allah resulü (s.a.v) düneminden günümüze kadar en önemli ve hasas meselelerinden biri olmuştur geçen bunca zaman zarfında ortaya halife seçimiyle alakalı pek çok teori atılmış bu makama aday ola bilecek ilmi ahlaki ve toplumsal kunuma ve özekliklere sahip pek çok kadın gelip geçmişken hiçbir surete ne yönetici olarak seçilmiş nede bir bir kadının yönetici olması teklif edilmiştir.

    Gayet tabii olarak namaz imamlığı yapamayacak cemaatle namazı daha efdel olmayan ama cemaate katıldığında erkeklerin arkasında saf tutma durumunda olan her ay beli bir süre mescitlere girmesi caiz olmayan Cuma namazı üzerine farz olmayan cenazeyi kaldırıp kabre götürülmesi eşlik edemeyen tek başına yolculuğa çıkmayan ve haca tek başına gitmesi caiz olmadığı cihadın farz kılınmadığı şahitliğinın erkeklerin şahitliklerinin yarı değerinde kabul edildiği ihtiyaç halı dışında evinden çıkması caiz olmayan evlenmeden önce nafakası babasına evlendikten sonra ise kocasına ait olan , nikahta veli olma yetkisi olmayan bütün bunların ötesinde evinde dahi kendisine yöneticilik yetkisi verilmemiş olan kadına İslami bir yöneticilik yada hükmetme yetkisinin verilmesi gibi bir düşünce hiç bir muslümanın aklında bile geçmemiştir.

    İslam ulaması ilk dünemlerinde gerçekleşen bütün istişarelerinde kadınlar şura meclislerine alınmamışlar kendileriyle istişarede yapılmamıştır aksi halde böyle bir durum olsaydı mutlaka bize kadar intikal ederdi buda gösteriyorki asri saadete de hulafayi raşidin döneminde hiçbir şekilde şura meclislerinde kadınlara bir görev verilmemiştir ve kadınlara şura meclislerine girmeleri de caiz değildir.

    Hz ömer (r.a)ın şifa isimli bir kadın çarşida meri bil maruf heyetinde görevlendirdiği idia etmektedir bu nakle itibar edilmez, bu bir takim bidatçıların uydurmasıdır.([1]).

    İslam ulaması geçmişten günümüze kadar kadının devlet başkanlığı hakimlik, vb,yönetim birimlerine gelmesinin caiz olmadığında icma etmişlerdir bu ameli bir icmadır hadisi şerifte ( ümmetim delalet üzerinde ittifak etmez ) buyurulmuştur icmaya kiyasla hadis alimleri kadınların şura meclislerine ve kanun yapıcı görevler üstlenen kurumlara girmelerinin caiz olmadığına ittifak etmişlerdir doğruyu layıkıyla ancak Allah u taala bilir.

    Kadınların asrı saadeten sonra gecen yüzyılın sonlarına kadar hiçbir şekilde ve hiçbir surete yönetimde görevlendirilmemiş icmanın tahakuk ettiği delil teşkil eder , bu icmanın dışına çıkmamalı ve ona bağlı kalmalıdır aksı halde doğru yoldan ayrılmak ve helak olmak demektir, tabiki Allahın ve resulünün emirlerine ümmetin icmasına muhalefet etmek bir kenara bırakması durum hariç.

    Netice itibariyle kadınların böyle bir göreve getirilmeleri söz konusu değildir , Hatice aişe fatıma hafsa gibi kemala ulaşmış kadınlar herkesçe bilinen ilmi ve faziletlerine rağmen devlet başkanlığı ve üst düzey yöneticiliklere ve istişarelere ehil kılınmazlarken diğer kadınlar ilim fazilet takva ve akli dereceleri ortadayken böyle bir sorumluluğun altından nasıl kalkabilirler.

    Kemalete ve fazilete kadınlar erkeklere nisbeten daha az faziletli olduklarına ve kadınların yapabileceği şeyleri yapabilecek binlerce milyonlarca erkek olduğuna göre israrla kadınların devlet başkanı olmaları gerektiğini anlamak mümkün değildir.

    Kadın bu derece büyük bir değer ve onu çok titiz bir kuruma altına alan bunun gereği olarak bir takım dini şeairler bile onu muaf tutan bir din ,bir halkın ve ülkenin en önemli ve en büyük toplumsal kurumunun ağır sorumluluğun onun omuzlarına nasıl yüklemiş olabilir ki bu makam bütün gözlerin kendisine çevrildiği sürekli halkla iç içe olmayı gerektiren bir makamdir.

    Allahın resulü (s.a.v) kadınlarla istişare ettiği sabittir ifk hadisesinde aişe (r.a) hakında berire (r.a) ile istişarede bulunmuştur ve hakeza Allahın resulü (s.a.v.) hudeybiye antlaşması sırasında sahabenin ihramdan çıkmasından üzüntü duymuş ve durum hakında ümü seleme (r.a) ile istişare de bulunmuştur, bu gibi örneklerden anlaşılacağı üzere kadınlarla istişare etmek caizdirve söz konusu yasaklama ise devlet başkanlık ve yönetmeyle alakalı olandır.

    İslam ulaması fukaha muhadis felsefeci ve araştırmaciların konu hakında gürüşlerini zikir edecek olursak bu büyük yekun tutacaktır, bu bilgiler 14 asır boyunca İslam ulaması arsında kadının yöneticilik yapmasının caiz olmadığına bir ihtilaf olmadığını isbata kafi olsa gerekir.

    Ayeti kerimede de ifade edildiği üzere ( artik dileyen bilerek sapsın helak olsun , dileyende bilerek doğru yolu takip etsin ), kim hidayet üzerinde giderse kendisine fayda verir kimde saparsa ancak kendisine zarar vermiş olur ,

    Allah u taala bütün Müslümanların haklarında hayırlı ve faydası olan amelere muvafak etmeyi nasıp etsin.
     
  2. RAMAZAN ÇELEBİ

    RAMAZAN ÇELEBİ New Member

    Katılım:
    21 Ocak 2014
    Mesaj:
    48
    Ödül Puanları:
    0
    AMİNNNNNNNNNNN
     

Bu Sayfayı Paylaş