Âile müessesesi ve eşlerin karşılıklı hakları

'İslamda Kadın ve Aile' forumunda Ełłiє. tarafından 1 Eylül 2012 tarihinde açılan konu

  1. Ełłiє.

    Ełłiє. <font face="Tahoma"><font color="DimGray">Ben çok

    Katılım:
    27 Ağustos 2011
    Mesaj:
    1,913
    Ödül Puanları:
    0
    Bugün ve yarınki makâlelerimizde, çok kısa olarak “Âile” müessesesini ve âile fertlerinin, özellikle eşlerin (karı-kocanın) birbirleri üzerindeki haklarını ele almak istiyoruz...
    Şüphe yok ki, insanlık “Âile” ile başlar. Yüce kitâbımız Kur’ân-ı kerîmde bildirildiği gibi, bu âile, bir erkek ile bir kadından ibârettir. İlk insan ve ilk Peygamber Hazret-i Âdem ile eşi Hazret-i Havvâ, yeryüzünde bulunan ve İlâhî vahiy ile terbiye edilmiş olan ilk âiledir. İnsan nesli (soyu) onlardan çoğalmıştır. Eski ve köklü bir müessese olan âile, değişik yer ve zamanlarda değişik görünüşler kazanmasına rağmen dâimâ var olmuştur.
    Bugün yeryüzünde rastladığımız farklı renklere, kültürlere, milletlere ve gruplara rağmen, insanlar temelde bir tek âilenin çocuklarıdırlar. İlmin kesin olarak ortaya koyduğu husûs, farklı ırklara, renklere, kan gruplarına ve iskelet yapılarına rağmen, bütün insanların bir ana-babadan çoğaldıklarıdır.

    MİLLETLER VE KABİLELER...
    Hucurât sûresinin 13. âyet-i kerîmesinde mealen: “Ey insanlar! Biz sizleri, bir erkek ile bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabîlelere ayırdık...” buyurulmaktadır.
    “Nikâhlanıp, evlenerek bir araya gelen erkek, kadın ve çocuklardan meydâna gelen en küçük topluluk” olan “Âile”ye ve kadına, mukaddes dînimiz İslâmiyette ve târih boyunca kültür ve medeniyetimizde, çok büyük önem verilmiştir. Âilenin temelinin çok sağlam olarak atılması gerektiği vurgulanmıştır.
    Ma’lûmdur ki, insanlar cemiyet hâlinde yaşamak mecbûriyetindedirler. Bu cemiyetin en küçük birimi âiledir. Bu bakımdan âile, toplumun temel taşıdır. Âile, insanların doğup büyüdüğü, yetişip geliştiği ve terbiye gördüğü topluluktur. Bu, topluluğun küçük-büyük fertlerinin olgunlaştığı, bir hayât okuludur. Âile içerisinde her ferd, birbirinin bilgi ve tecrübesinden faydalanır. Bu faydalanma bir ömür boyu devâm eder.
    İslâmiyet, ahlâk ve ilme en büyük kıymeti verip, câhilliği ve ahlâksızlığı reddeder. Onun için her anne ve baba, çocuğuna ilmî, ahlâkî ve dînî görevlerini öğretmelidir. Öğretmezlerse mes’ûl olurlar.
    Çünkü her çocuk sevmeyi, sevilmeyi, saygıyı âilede öğrenir. Disiplin ve düzenli hayâta burada alışır. Allahü teâlâya inanmayı, Peygamber sevgisini, vatan-millet aşkını, gelenek ve göreneklerine saygıyı hep burada öğrenir...
    Âileden gâye, neslin devâmını sağlayan çocuktur. İnsanın öldükten sonra iyilikle anılması için; topluma faydalı bir eser veya faydalı bir ilim yahut hayırlı evlât bırakması gerekir. (Bu konuda bir hadîs-i şerîf de var.) Her şey bitip unutulduğu hâlde, bunlar unutulmaz ve ölen insanın hayırlı işinin devâmını temîn eder. O hâlde çocuğun örnek şekilde yetiştirilmesi, anne ve babanın ortak vazîfesidir. Anne çocuğunu bizzât emzirip büyüttüğü, devâmlı iyi ahlâkı anlattığı gibi, bunların ev, yiyecek, giyecek ile maddî ve manevî ihtiyâçlarını karşılamak da önce babanın vazîfesidir.

    İTAAT?VE?HÜRMET...
    Çocuklar küçük olsun, büyük olsun anne ve babalarına itâat ve hürmette kusûr etmemelidirler. Onların tecrübelerinden istifâde etmelidirler. Hayâtın çeşitli zorlukları içinde onları büyütüp, her sıkıntıya katlanan anne ve babalar, her bakımdan hürmet ve itâate lâyıktırlar. Kur’ân-ı kerîmde meâlen; “Allahü teâlâya ibâdet ediniz” buyurulduktan sonra, “Anne-babaya iyilik ediniz” (Bakara sûresi, 83) diye emredilmiştir. Yine onlara “Öf!” demek bile (İsrâ sûresi, 23) yasaklanmıştır.
    Âile fertleri, toplumun en küçük yapı taşlarıdır. Âile, ne kadar sağlam olursa, toplum o derece güçlü temeller üzerine kurulmuş olur. Şu bir gerçektir ki, bir milleti yıkmak isteyen iç ve dış düşmanlar, ilk tahrîbâtlarına âileden başlarlar.
    Gerek erkek, gerek bayan, ahlâkî değerlere ne kadar sâhip çıkarlarsa, âile müessesesine ne kadar önem verirlerse ve bunu yaşatmaya çalışırlarsa, fuhuştan, zinâdan, bütün gayr-i meşrû ilişkilerden ne kadar uzak dururlarsa, o kadar sağlam bir âile yapısı kurulur ve cemiyet de o derece sağlam olur. Tabîî ki millet de son derece sağlam olur; bu milletin teşkîl ettiği devlet de o derece uzun ömürlü olur...
     
  2. RAMAZAN ÇELEBİ

    RAMAZAN ÇELEBİ New Member

    Katılım:
    21 Ocak 2014
    Mesaj:
    48
    Ödül Puanları:
    0
    ALLAH RAZI OLSUN
    ELİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK
    ÇOK FAYDALI KONULAR BUNLAR :ayhh:
     
  3. RAMAZAN ÇELEBİ

    RAMAZAN ÇELEBİ New Member

    Katılım:
    21 Ocak 2014
    Mesaj:
    48
    Ödül Puanları:
    0

Bu Sayfayı Paylaş